Kürtaj, rahim içindeki bir gebeliğin özel yöntemlerle sonlandırılmasıdır. Kadının arzusuyla 10. gebelik haftasına kadar yasal olarak uygulanabilir. Evli kadınlarda yasal tahliye uygulamasında eşler de müdahaleye rıza vermelidirler.
Gebeliğin tıbben sakıncalı olması durumunda (anneyle ilgili gebeliğin riskli olduğu hastalıklar, bebeğin ileri derecede sakat olduğunun ya da öldüğünün belirlenmesi gibi) bu süre 10 haftayı aşabilir. Bu durumda birden fazla uzman doktorun kurul oluşturarak karar vermeleri gerekir.
Uygulanması
Yasal tahliyeler hem lokal anestezi, hem de genel anestezi altında uygulanabilir. Genel anestezi her ne kadar maliyeti biraz artırsa da, işlemin tümüyle ağrısız seyretmesi açısından çağdaş ve etkili bir yöntemdir.
Gebelik haftası ultrasonla belirlendikten sonra dikkatli bir sabitlemek için bir alet jinekolojik muayene yapılır. Vajina ve rahimağzı dezenfekte edildikten sonra, rahimağzını yerleştirilir ve lokal anestezik madde uygun olarak rahimağzı içine enjekte edilir, ya da genel anestezi için anestezi uzmanı tarafından gerekli işlemler başlatılır.
Daha sonra çok ince plastik kanüller rahimağzından rahim içine ittirilir. Bazen rahimağzı sert olabilir ya da gebelik 6. haftanın üzerinde olması nedeniyle daha geniş çaplı plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda rahimağzını genişletmek için özel buji adı verilen
aletler kullanılır. Kanül yerleştirildikten sonra kanüle bir enjektör iliştirilir. Enjektörde
oluşan vakum yardımıyla rahimin içi vakumla boşaltılır.
10. haftaya yakın olan gebeliklerde bazen rahim içine metal aletler sokularak rahimin tümüyle boşaltıldığından emin olmak gerekebilir, ancak bu çok ender bir durumdur. Rahimin içi tümüyle boşaltıldıktan sonra kanül çıkarılır, diğer tüm aletler çıkarılır ve hastanın 10 dakika istirahati sağlanır.
Tüm bu işlemler 6. gebelik haftasına kadar olan gebeliklerde 5 dakika, 6 ile 10 arası olan
gebeliklerde 5-15 dakika sürer. Bu süre kadın-doğum uzmanının çalışma süresidir. Genel anestezi uygulandığında hastanın uyuması, işlemin yapılması ve hastanın kendine gelmesine 25-35 dakika eklenmelidir.
Riskler
Yasal sınırlar içinde (10. gebelik haftasına kadar uygulanan kürtaj) oluşması muhtemel riskler büyük oranda işlemi uygulayan kadın-doğum uzmanının tecrübesine bağlıdır.
* Lokal anesteziyle yapılan uygulamalarda işlem esnasında en sık rastlanan sorunlar lokal anestezik maddeye aşırı duyarlılık ve vazovagal senkoptur (uterusun sabitlenmesi amacıyla takılan alet nedeniyle bayılma oluşması). Bu, geçici ve selim bir durumdur.
Yaklaşık yüzde 1 oranında görülür.
* İşlemden hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi oluşabilir. Bu durum da yaklaşık yüzde 1 oranında gözlenir ve hayati tehlike
yaratmayan geçici bir durumdur.
* Bazen rahim ağzı kanülün geçmesine izin vermeyecek şekilde sert olabilir ve işlem yarıda bırakılabilir (görülme oranı: Yaklaşık 700'de 1). Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir.
* Gebelik çok erken ise (5.5 hafta) tahliye başarısız olabilir. Tahliye bir hafta sonrasına ertelenir. Tecrübeli bir kadın-doğum uzmanı erken bir gebeliği tahliye etme girişiminde bulunmak yerine belli bir süre bekledikten sonra tahliye etmeyi önerir.
* Özellikle gebelik büyükse işlem esnasında aşırı kanama olabilir. Yasal sınırlar içinde yapılan tahliyelerde oluşan kanamalar hayati tehlike yaratmaz.
* Çok ender durumlarda ve çoğunlukla yasal sınırı aşan (10. gebelik haftası sonrası uygulanan) tahliyelerde işlem esnasında rahim delinebilir .
* Özellikle çok erken gebelik haftalarında uygulanan tahliyelerde işlemden birkaç saat sonra görülen nadir bir sorun da rahim içinde kan birikmesidir (görülme oranı 500'de 1). Hayati
bir tehlike yaratmayan bir durumdur ve rahimin içindeki kan boşaltılarak tedavisi
sağlanır.
* Enfeksiyon oluşacaksa bu genellikle işlemden 6-7 gün sonra ortaya çıkar ve kendini ağrı, akıntı, aşırı kanama şeklinde belli eder. Kürtaj sonrası verilen antibiyotikleri düzenli olarak kullanmanız durumunda bu sorun da ender olarak gözlenir.
* İçeride "parça kalması" durumunda genellikle ilk iki haftada adet esnasındaki kanamadan çok daha fazla kanama görülür ve bu kanama pıhtı şeklinde ve koyu renklidir. Kanamanın ağrılı olması kural değildir. Bazen parça düştüğü gözlenebilir.
Olmaz olmaz demeyin. Oluyor! Bazı kadınların ve bazı erkeklerin sperme alerjileri oluyor. Hatta sperm alerjisi kısırlığa bile yol açabiliyor.
Spermin oluşturduğu immünolojik (bağışıklık sistemine özgü) problemlerin küçük bir bölümü sperm alerjisi olarak anılır. İçerdiği protein yapısındaki maddeler (antijenler) nedeniyle
gerek sperm hücresi, gerekse içinde bulunduğu meni kadında alerjik reaksiyonlara yol açabilir.
Bu tür immünolojik olaylar sadece kadında değil, erkekte de karşımıza çıkabilir. Erkek, kendi sperm hücresine karşı immünolojik yanıt oluşturabilir. Bu nedenle konuyu daha geniş anlamıyla yani sperm hücresi ve menideki antijenik özelliklerin bir çiftte oluşturduğu etkiler açısından ele almak gerekir.
Bağışıklık sistemiyle ilgili (immünolojik) olaylar sonucunda; kadında vajinal tahriş, çok seyrek de olsa alerjik reaksiyonlar ya da çiftte kısırlık sorunu ortaya çıkabilir. İmmünolojik problemler düşük oranda da olsa kısırlığa yol açabilir.
Erkekte özellikle cerrahi girişimler, enfeksiyonlar, travma gibi kan ile testis dokusu arasındaki engelin yıkıldığı durumlarda immünolojik problemler ortaya çıkabilir. Tedavi özellikle erkeğin sperm analizinde yüksek düzeyde antikor aplandığında uygulanır. Tedavilerden birisi uzun süreli kortizon tedavisidir.
Diğer yöntemler ise suni döllenme ve tüp bebek gibi yardımla üreme teknikleridir. Tüp bebek yöntemi ancak, sperm tetkikinde çok yüksek oranda antikor varlığında ya da tekrarlayan suni döllenme tedavilerine yanıt alınamadığı durumlarda uygulanır. Uzun süreli kortizon tedavisinin yan etkilerinin yüksek olması nedeniyle yardımla üreme teknikleri immünolojik problemlerin çözümünde ön plana çıkmıştır.
Prezervatif kullanımı kadında oluşabilecek alerjik reaksiyonları önleyebilir, ancak kısırlığa yol açabilen immünolojik problemleri çözmekte yetersiz kalır. Dolayısıyla immünolojik
kısırlık tedavisinde terk edilmiş bir yöntemdir.
Stres karşıtı hormonların üretimini artıran, bağışıklık sistemini uyaran, kan dolaşımı ve metabolizmayı canlandıran su, migren, hemoroit ve varise birebir iyi geliyor...
Osmanlı döneminde psikiyatrik bozuklukların tedavisinde su sesi kullanılırken günümüzde suyun her türlü özelliği ayrı bir hastalık reçetesi olarak kabul ediliyor. Bir araştırmaya göre, tıp dünyası suları keşfediyor. Birçok üniversitede hidroterapi kürsüleri açılıyor. Bu kürsülerde kaplıcaların farklı özellikleri kaydediliyor. iklim ve mineral özelliklerine göre, her kaplıca bir hastalık için reçete ediliyor.
Suyun tedavi amaçlı kullanılma yöntemleri arasında suyla yıkama, su akıtımı, suda yürüme, banyodan saunaya kadar varan hidro ve termoterapi yöntemleri geliyor. Suya dokunmak, su ile temas içinde olmak bağışıklık sistemini uyarıyor, stres karşıtı hormonların üretimini hızlandırıyor.
Hidroterapi, kan dolaşımını ve metabolizmayı canlandırıyor, ağrıları hafifletiyor. Suyun cilde teması sinir uçlarını uyarıyor. örneğin suyun enseye ve yüze dokunuşu nevraljiden migrene, kas tutulmasında, eklem atrozlarına kadar bir çok soruna çözüm olabiliyor. Damar çeperlerine de etkileyen su, varisleri rahatlatıyor, dolaşım bozukluklarını düzeltiyor.
Su, çeşitli hastalıklarda tıbbi tedavi yöntemlerinin yanında destekleyici olarak da kullanılabiliyor.
Suyun kullanıldığı başlıca yöntemler şunlar:
Hidroterapi: Suyun üç hali de bu yöntemde kullanılabiliyor. Su içmek, yüz yıkamak, yüzmek, yara üzerine buz koymak klasik hidroterapi biçimleri arasında geliyor. Duş almak, banyo küvetine girmek, ayak banyosu ve tüm vücut banyoları birer hidroterapi yöntemi olarak kabul ediliyor.
Oturma banyoları: Hemoroid ve varis tedavilerinde, rahim kasılmalarına bağlı ağrılarda işe yarıyor.
Basınçlı su uygulamaları
Jakuzi uygulamaları: Girdaplı ve basınçlı sular romatizmal yakınmaları hafifletiyor.
Sıcak kompresler veya sargılar: Ağrıyı azaltıyor, apse ve sivilcelerin iyileşmesini hızlandırıyor. Soğuk kompres ya da sargılar burkulma ve gerilme gibi kas travmalarını tedavi edilebiliyor.
Buğu tedavisi: Solunum yolları, sinüs ve akciğerlerdeki tahriş ve konjesyonların tedavisinde buhar solunumu yapılıyor. Ağrılı kasların tedavisinde buhar odaları ve saunalar kullanılıyor
Güneş ışınlarının en güçlü olduğu, sabah 10.00 ile 15.00 arasındaki saatlerde güneş ışınları ile direkt temastan kaçınınız.
Geniş kenarlı bir şapka kullanınız ve güneş ışınlarını engelleyen giysiler giyiniz. Islak T-shirt-lerin ve bir çok hafif giysinin güneş ışınlarını geçirdiğini unutmayınız.
UV (ultraviyole) ışınlarını süzen bir güneş gözlüğü kullanın.
Mutlaka güneş ışınlarına karşı en az 15 SPF (sun protecting factor = güneş engelleme faktörü) lik koruma sağlayan cilt ürünleri kullanınız. Bu ürünleri güneşle temasınızdan 30 dakika kadar önce uygulamaya özen gösteriniz.
Kış veya soğuk dönemlerde de uzun süreler güneşe çıkmak özellikle cilt kanserleri açısından risk oluşturur. Güneş ışınlarına karşı korumanızı bu dönemlerde de sürdürün .
Bebeklerinizi direkt güneşten koruyunuz. Özellikle 6 aydan küçük bebeklere güneş ışınlarına karşı herhangi bir ürün kullanmayınız. 6 aydan küçük bebeklerin, metabolizmaları bu kimyasal maddeleri vucuttan atamaz.
6 aydan büyük çocuklara da, serbestçe güneş ışınlarına karşı olan ürünleri tatbik ediniz
Siyah cilt rengine sahip insanların ciltlerinde sadece melanin pigmentinin daha fazla olduğunu ve o ciltlerde de kanser olabileceğini unutmayınız.
Özellikle yaz aylarında, bir an önce yanmış bir cilde sahip olmak için kullanılan, yanma hızlandırıcı ürünlerden kaçınınız
Yanma hızlandırıcı ürünlerin, sadece yanık bir ten sağladığını ve ciltte UV koruması yapmadığını, ciltte kırışıklıklara ve kurumaya neden olabileceğini unutmayınız.
Hep aynı güzellik reçetelerini kullanmaktan sıkıldıysanız, sizin için araştırdığımız yeni trendlere bir göz atın...
Önce gözlerden başlayalım. Mavi tonlarında bir göz farıyla canlandırılan bakışlarınız kesinlikle çok dikkat çekici olacaktır. Parlak bir göz farı kullandıktan sonra, yüz makyajında da parlak tonlardan faydalanabilirsiniz. Tek kural şu: Yüzünüzde ve dudaklarınızda kullandığınız renkler aynı renk ailesine ait olmalı diyor New Yorklu makyaj uzmanı Leslie Lopez.
Buğulu bakışlar
Buğulu bakan bir çift göz, seksilik bakımından, bir büstiyer veya on santimlik stilettolarla eş değerdir. Çekiciliğinizi dayanılmaz kılmak istiyorsanız, buğulu bakışlara uçuk pembe dudaklar ekleyin. 'Pembenin sıcaklığı gözdeki karanlık gölgelerle dramatik bir kontrast oluşturuyor' diyor Lopez. İlk önce gözünüzün altını ve üstünü kömür rengi bir kalemle çizin. Göz kapaklarınıza siyah far uyguladıktan sonra, kalemi ve farı birleştirmek için fırça ya da sünger kullanın.
Pembe allık
Göz altınıza da süngerden yararlanarak biraz far uygulayabilirsiniz. Yüzünüze hareket getirmek için, yanaklarınıza pembe allık uygulayın. dudaklarınıza lavanta rengi gibi görünecek açık buz pembesi bir ruj sürerek makyajınızı tamamlayın. Bronz tenin nötr renkte bir dudak parlatıcısıyla mükemmel eşleştiğini düşünseniz de, bu sefer capcanlı bir ruj deneyin, sonucu beğeneceksiniz. Bronzun sıcaklığı dudağınızdaki hayat dolu renkle başarılı bir kontrast yaparak sizi son derece seksi bir görünüme kavuşturacak. Üstelik kırmızı tonlarındaki parlak renkler bronz tenin sağlıklı görünümünü vurgulayıp, size daha dikkat çekici bir ifade kazandıracaktır. Başlangıç olarak bronz rengi, yanaklarınızdan başlayarak şakaklarınıza doğru sürün. Sonra rengi, alnınıza, burnunuza ve çenenize de uygulayın. Çilek rengi bir dudak kalemiyle dudağınızın içini doldurun. Bir kat kalem sürerseniz, parlatıcınız daha kalıcı olacaktır isyor Lopez. Kalemi kullandıktan sonra, dudaklarınıza canlı tonda bir parlatıcı sürün. Yüz ve dudaklarınızı bu şekilde ön plana çıkardıktan sonra, gözleriniz için nötr bir renk kullanın (koyu erik rengi gibi)
Havadaki nem oranının azalması göz kuruluğu şikayetlerine yol açıyor. Bu yüzden bulunduğunuz ortamı mutlaka havalandırın.
Havadaki nem oranının azalması gözlerde kuruluğa yol açıyor. Anatolia Göz Cerrahi ve Laser Merkezi'nden Opt. Dr. Ayhan Başoğlu, "bunu engellemenin en pratik yolu, bulunulan ortamdaki nem oranını artırmaktır. Çok basit bir şekilde kalorifer üzerine konulacak ıslak bir havlu bile, çoğunlukla yeterli olacaktır. Yine ortamların bu aylarda daha az havalandırılması da kurumaya neden olur. Bu nedenle, özellikle bulunulan ortamın iyi havalandırılmasına dikkat edilmelidir" diyor.
Akrabalarından, dost veya arkadaşlarından her kim olursa olsun, ona karşı kocanı övme. Sakın onu şikâyet de etme. Aile içinde kalması gereken mahrem veya bildik şeyler de olsa anlatma.
Derler ki, söyleme sırrını dostuna, dostunun da dostu vardır o da gider söyler dostuna. bir ağızdan çıkan söz, sır olmaktan çıkar. Sırrın ucunu ele veren arkasını getiremez. İlla biriyle paylaşman gerekiyorsa bir günlük tut. Mümkünse onlarında bu tür sana anlatacaklarına fırsat verme. Bu tür söylenen veya anlatılanlar fitneye, dedikodulara ve ailelerin yıkılmasına fırsat ve zemin hazırlar. Her ne kadar sıkılır veya daralsan dahi; anne ve babana bile anlatma. Çözemediklerini akıllı ve kendinden emin olduklarınla istişare ederek çözmeye çalış.
Aile hayatının karşılıklı sevgi, saygı ve merhametle yürütülmesi temel ilkedir. Dinimiz aile reisliği vazifesini erkeğe vermiştir. Erkek ise; fizik gücüne, kuvvetine sahip, cesur ve mücadelecidir. Fizyolojik bakımdan daha zayıf olan kadınları kavim; gözetip kollayıcıdırlar. Ailenin dış düşmanlardan korunması, geçim ve ekonomik giderlerin temini öncelikli olarak erkeğe ait olduğundan mallarından bol bol harcamaktadırlar. Kadının; erkekte bulunmayan anneliğin verdiği yüce bir görev olan çocuğun doğumu ve bakımı ile öncelikli olarak; çocukların terbiye edilerek yetiştirilmesi, yuvada huzur ve sökü unun temininde duygusal gayret, aileye içten bağlılık gibi daha birçok üstünlükleri bulunmaktadır.
Eşinin eve geleceği saati iyi belle. Mümkün mertebe onu kapıda karşılamaya çalış. Kapıda karşılaman onu; ziyadesiyle memnun edecektir. Adamı sakın kapıda bekletme. İçeri girere girmez elindeki eşyaları al. Velev ki; sıkıntı ve moralsiz olsan bile; yumuşak ve tatlı konuş. Söylemen gerekenleri kocana söyle. Anlayamadıklarını ve meselelerini konuşma yoluyla hallet. Konuşma mesellerin yüzde doksan dokuzunu çözer. Konuşurken onun konuşmalarını kesme. Bazı konularda farklı düşünüyor olabilirsiniz. Farklı bile düşünseniz uzlaşmayı tercih et. İçinden seni seviyorum demekle olmaz. Sevgini ona mutlaka o istediği için değil, kendi tarzınla ona hissettir. Zaman onun penceresinden bakmayı dene. Sizin olmayan hayatlara dalıp hayatınızı karartma. Bakış tarzın en kötü gününde bile olumlu olsun. Gözyaşlarını asla silah olarak kullanama, bu kadının zayıflığını gösterir. Bilirsin ki, evlilikte dürüstlük esastır. Zaman espri yap; iyi bir espri zor günlerinizi kolay atlatmanızı sağlar. İlişkinizi kuvvetlendirmek için elinden geleni en iyi şekilde yap. Evini temiz tut. Çocuklarının yeme içmeleri, sağlıklarıyla dersleriyle yekinen alakalan.
Görevlerini bil ve yaptıklarından dolayı asla şikâyet etme. Eşinin gelen eş dost ve akrabalarına güler yüz, tatlı dille hüsnü muamelelerde ve izzeti ikramlarda bulun. Eşin eve geldiğinde sakın üstün pis ve pas içinde yani çamaşır ve bulaşık kokusu olmasın. Evin içindeyken mümkün mertebe mutfakta ve banyoda, bulaşık, çamaşır gibi şeylerle oyalanma. Yapacaklarını ya onun gelmesinden önce yâda mümkünü olanları tehir et. Daima yanında olmaya çalış. Hal ve hatırını sor. Onun anlattıklarını dinliyormuş gibi yapma. Onu canı gönülden dinle. Onun derdiyle dertlen, sevincine ortak ol. Sevdiklerini sev, değer verdiklerine değer ver.
Eve getirdiklerini yerinde değerlendir, çöpe atma. Ondan izinsiz oraya buraya dağıtma. Neyi sevip, neyi sevmediğini bil. Bilmiyorsan uygun şekilde sorarak öğren. Sevdiklerini yap, sevmediklerinden kaçınmaya çalış. Canı neyi çekiyorsa, onları getirip ikram et. Bazen elma armut gibi meyveleri dilimleyip bizzat ağzına koy. Çocuklarının yanında onları ona şikâyet etme.
Özürlü olmadığın sürece yatarken de abdest al. Okuyacağın şeyleri biliyorsun, bilmediklerin varsa en kısa zamanda öğren. Okuyarak eksik olduğun yönlerini tamamla. Onun sıkıntılı günlerinde sözle, tatlıkla yardımcı ol. Böylesi anlarda zaruri olmayan isteklerini ertele. Yatağı yatacağı zamana doğru hazır et. Yatınca da lambayı hemen söndür. Eşinin yatakta beklemesi onu huzursuz eder. İkide bir hastayım deme. Halinden şikâyetçi olma. Sürekli canlı ve dinamik ol. Sabahleyin mutlaka ondan önce kalk. Namazdan sonra yatmayın. Onu da yatırma. Buna alışın. Özürlü bile olsan abdest al. Özürlü değilsen kuşluk namazını sakın ihmal etme. Her namazın arkında yaptığın dualarına mutlaka kocanı da ekle.
Eşine kahvaltısını erken hazırla. Onun yemesi için sende iştahla ye. Ve yine tatlı sözlerle onu görevine yolla. Eşinin bütün istek ve arzularını ima etmesine gerek kalmadan yerine getir. Onu çok sevip saydığını söyle ve hem uygula. Her fırsatta süslenip öyle çık karşısına. Cuma, bayram, mübarek geceler ve evlilik yıl dönümlerinizde mutlaka özel bir hazırlık yap. Her şeyinle adamın gözünü de gönlünü de doldur.
Bu siğilleri okutsak da mı saklasak. Okutmasak da mı yasaklasak. Diğer bütün tedavi seçenekleri gibi siğilleri okutmak veya yasaklamak da sonuçları kesin olmayan ve tıbbi tedavi yöntemlerinden farklı olarak bilimsel olmaktan uzak tedavi yöntemleridir.
Sözü edilen siğiller ise halk arasında çok iyi tanınan ve sık rastlanılan, sıradan bir hastalıktır. Bulaşma ve yayılma özellikleri ve zor tedavi edilmeleriyle gündemdeki yerlerini hep korurlar. Siğiller, virüslerin etkisiyle oluşan küçük tümörümsü belirtilerdir. Oluşumlarında kurbağaların rolü olup olmadığı konusunda yeterli kanıt bulunamadığı için kurbağalar salıverilmişlerdir. Ayrıca bu hastalığa halk arasında niye ''Tavuk G...'' dendiği konusunda elimizde hiç bir bilgi yoktur ve tavuklar da bu konuda suçsuzdurlar. Siğiller, kişiden kişiye doğrudan veya çıplak ayakla basılan zemin, daha az olarak da eşyalar aracılığıyla bulaşabilirler. Bunun yanı sıra aynı kişide var olan bir siğilden başka alanlara da bulaşma olabilir. Zedelenmiş deriye daha kolay bulaşır. Özellikle, siğillerin üzerleri kopartılır, kanatılırsa bulaşma çok daha kolay olur. Eğer ısırılırsa ağız içerisine dahi bulaşabilir. En iyi tanınan şekli, ellerde, kollarda yerleşen şeklidir ve esmer, kabarık, sert çıkıntılar halindedir. Avuç içi ve ayak tabanında çıkıntıları az olup, derine doğru gelişirler ve ağrılıdırlar, nasırlarla çok karışırlar. Yüzde yassı, ince, esmer kabartılar halinde veya yine yüzde ve bazen de boyunda fırça gibi olabilirler. Bir de cinsel ilişkiyle bulaşan ve özellikle de cinsel organlar ve çevresinde yuvarlak, esmer, yumuşak kitleler şeklinde yerleşen özel tipleri vardır. Tedavide doğrudan virüsleri öldürme olanağı olmadığı için var olan belirtiler yok edilse bile yinelenmeleri önelenemez. Elektrik akımıyla yakarak veya soğuk uygulamayla dondurarak yıkıma uğratma yöntemleri genellikle başarılıdır, fakat biraz can yakar ve iz kalır. Yineleme ve yayılma tehlikesini artırabileceği gerekçesiyle cerrahi girişim hiç önerilmez. Bazı asitli ilaçlar veya kanser ilacı tipi ilaçlar sabırla ve istikrarlı kullanıldığında yararlı olabilmektedir. Hastalığın kendiliğinden geçebilme özelliği de vardır ve bu özellik çocuklarda çok fazladır. Ağız içi ve cinsel organlar yerleşimi dışındakilerde, eğer ağrı ve yayılma eğilimi de yoksa kendiliğinden iyileşme beklenebilir. Her türlü telkin yöntemi, eğer kişi yapılan işlemle iyi olacağına inanırsa, etkili olabilir. Telkinin bağışıklık sistemini harekete geçirdiği düşünülmektedir. Çalınmış pirinç basma gibi törenler, okutma, boyalı su verme vb. yöntemler olabilir.
dış gebelik, embryonun normalde yerleşmesi gereken rahim dışında bir yere yerleşerek gelişmesini sürdürmesidir. Yaklaşık olarak 100 gebelikte 1 oranında görülmekle birlikte, son yıllarda bu sıklık biraz daha artmıştır.
dış gebelik en sık olarak rahmin iki yanındaki tüplerde görülür. Normalde kadının yumurtası ile erkeğin spermi tüplerde karşılaşıp döllenme burada gerçekleşir. Döllenen yumurta 48-72 saat sonra rahime ulaşıp, burada yerleşir ve gelişmesine devam eder. Tüplerin iç tabakasında bir hasar oluştuğunda döllenmiş yumurtanın bu yolculuğu gerçekleşmez ve tüp içinde gelişmesine devam ederek dış gebeliğe neden olur.
Tüpler rahim duvarı gibi, kalın ve genişleme yeteneğine sahip olmadıkları için gebeliğin büyümesi ile gerilip bir süre sonra yırtılırlar. Bu hastanın yaşamını tehdit edici bir iç kanamaya neden olabilir. Amaç bu evreye ulaşmadan hasatlığın tanınması ve tedavi edilmesidir. Bu nedenle gebelik şüphesi olan kişide erken dönemde yapılan ultrasonografinin amacı, gebeliğin yerleşim yerinin ve gebeliğin sağlıklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Dış gebelik için en önemli risk faktörü geçirilmiş olan genital infeksiyonlardır. Tüpün içinde döllenmiş yumurtanın rahim içine naklini kolaylaştıran tüysü oluşumlardaki kalıcı hasar dış gebelik oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Bu infeksiyonlar klinik belirti vermeden, farkına varılmadan da geçirilmiş olabilir.
Sigara ve nikotin de aynı şekilde tüpte hasara neden olarak dış gebelik olasılığını arttırıcı bir risk faktörüdür. Tüplerle ilgili geçirilmiş ameliyatlar da dış gebelik için risk faktörüdür. Tüp bebek uygulamalarından sonra dış gebelik daha sık görülmektedir. Daha önce dış gebelik nedeniyle ameliyat geçirmiş olmak da dış gebelik olasılığını yaklaşık 10 kat arttırmaktadır.
NASIL BELiRTi VERiR?
Ağrı, adet gecikmesini izleyen vaginal kanama en önemli işaretlerdir. Ağrının nedeni tüpün gerilmesidir. Daha sonra tüp yırtılıp, karın içine kanama olduğunda çok şiddetli ağrı ve bayılma ortaya çıkar. Amaç olayı bu boyuta gelmeden teşhis ve tedavi edebilmektir.
Muayene esnasında rahim yanında kitle saptanması da önemli bir bulgu olabilir. Ancak bu daha ilerlemiş hastalık tablosunda karşılaşılabilecek bir bulgudur.
NASIL TANI KONULUR?
Bugün dış gebelik tanısında kullanılan en önemli iki araç ultrasonografi ve kanda yapılan beta hCG düzeyi ölçümüdür. Bu sayede hastalık çok erken aşamada yakalanabilmektedir. Geçmişte anne açısından ölümcül bir hastalık olan dış gebelik bu sayede ölümcül bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Tanıda şüphe olduğu durumlarda laparoskopi hem tanı hem de hastalığı tedavi edici olarak kullanılabilir.
Kanda yapılan gebelik testi, yani beta hCG düzeyi 1500 mIU/ml nin üzerinde olduğu halde , vaginal ultrasonografide rahim içinde gebelik kesesi görünmüyorsa dış gebelik olasılığı yüksektir. Ayrıca ultrasonografide yumurtalık-tüp etrafında kitle saptanması, batın boşluğunda serbest sıvı-kan görülmesi tanıyı destekleyen bulgulardır. Normalde bu dönemde günaşırı bakılan beta hCG değerleri sağlıklı bir gebelikte 2 kat artar. Gebelik sağlıklı bir gebelik değilse veya dış gebelik söz konusuysa bu artış daha yavaş olur. Burada peş peşe yapılan beta hCG ölçümleri ile birlikte ultrasonografik değerlendirmelerle tanı büyük ölçüde doğru olarak konulabilir.
Beta hCG düzeyi yeterince artmıyor ve ultrasonografide rahim içinde gebelik kesesi saptanmadığı halde tanıda şüphe varsa, kürtajla rahim içinden alınan parça ile rahim içinde ortaya çıkıp bozulmuş bir gebelik mi, yoksa gerçekten dış gebelik mi olduğu ayrımı yapılabilir. Beta hCG düzeyinin günaşırı 2 kat arttığı hastalarda, rahim içinde sağlıklı bir gebelik gelişebileceğinden bu işlemden kaçınılmalıdır.
Diğer yardımcı bir laboratuar testi de kan progesteron hormon ölçümüdür. Gebelik hormonu olan progesteronun 25 ng/ml altında ölçülmesi sıklıkla gebeliğin sağlıklı olmadığına işaret eder. Bu ya rahim içindeki bozulmuş bir gebelik veya dış gebelik olabilir.
Vaginal yoldan yapılan ultrasonografide nadiren tüpteki gebelik kesesi ve hatta bebeğin kalb atışları görülebilir.
DIş GEBELiğiN DiğER YERLEşiM BöLGELERi
dış gebelik çok büyük olasılıkla tüplerde görülür. Diğer yerleşim bölgeleri yumurtalıklar (ovaryen gebelik), abdominal gebelik ve servikal gebeliktir.
Yumurtalıkta dış gebelik, tüm dış gebeliklerin %1 inden daha azdır. Spermin yumurtayı, yumurtalık içinde döllemesi sonucu ortay çıkar. Abdominal gebelik, gebeliğin karın boşluğunda yerleşmesidir. Tüpteki gebeliğin karın boşluğuna atılıp burada gelişimini sürdürmesi veya gebelik ürününün doğrudan karın boşluğunda gelişmesi ile oluşur. çocuğun eşi -plasenta- barsaklar veya karın iç zarına yapışıp buradan beslenir. Ancak bu gebelikler nadiren çok ileri gebelik aylarına ulaşırlar. Ultrasonografide bebeğin etrafında rahim duvarının görülmemesi ve rahmin ayrıca boş olarak saptanması ile tanı konur. Tedavisi cerrahi olarak gebeliğin sonlandırılmasıdır.
Servikal gebelik, gebeliğin rahim ağzında ¬serviks- yerleşmesidir. Rahim ağzının, rahim duvarı gibi genişleyemediği için gebeliğin büyümesi ile yırtılma ve çok şiddetli kanama olur. Tedavisi ilaçla veya cerrahi olarak yapılabilir.
DIş GEBELiK NASIL TEDAVi EDiLiR?
Bugün dış gebelik tedavisinde en sık kullanılan yöntem laparoskopidir. Bunun dışında açık ameliyat yani laparotomi, bugün ancak iç kanaması olan hastalarda tercih edilmektedir. Son yıllarda ilaçla tedavi de erken dönemde saptanan dış gebeliklerin tedavisinde başarıyla uygulanmaktadır.
CERRAHi TEDAVi
Cerrahi tedavi laparoskopi veya laparotomi ile yapılabilir. Her iki işlem de aynı amaçla kullanılabilir. Hastanın daha çabuk iyileşmesi ve daha kısa süre hastanede kalması açısından laparoskopi tercih edilmektedir.
Laparotomi, ancak çok acil girişim gerektiren, iç kanamalı hastalarda uygulanmaktadır. Cerrahi tedavi tüpü koruyucu biçimde, tüpün açılıp gebelik ürününün boşaltılması ve kanamanın durdurulması şeklinde konservatif bir ameliyat olarak uygulanabilir. Tüp çok hasar görmüşse veya hastanın tekrar çocuk isteği yoksa tüp tamamen alınabilir.
Laparoskopi karın açılmadan yapılan ameliyat şeklidir. Göbek altından ve karın alt bölgelerinde 3 adet, 5-10 mm.lik kesilerle girilerek, optik sistemlerle karın içi ve genital organlar görüntülenmektedir. Genel anestezi altında yapılan bir işlemdir. sıklıkla hasta hastanede 1 gün kalıp taburcu edilebilir. Laparoskopide sıklıkla konservatif girişim yapılmaktadır. Karın içi kontrol edildikten sonra dış gebelik bulunan tüp saptanır. Tüpe çizgi şeklinde bir kesi yapılarak gebelik ürünü boşaltılır ve kanama kontrolü sağlanır. Tüp korunduğu için hastanın aynı tüpten tekrar gebe kalma şansı devam eder. Bu işlemden sonra tekrar dış gebelik olma şansı %10 kadardır. Hastanın tekrar gebe kalma şansı, tüp etrafında yapışıklık olup olmamasına, diğer tüpün durumuna da bağlıdır.
Tüpü çok hasar gören ve dış gebeliğin tekrarlama olasılığının yüksek olduğu hastalarda tüpün çıkartılması tercih edilebilir.
Yukarıda bahsedilen işlemler açık ameliyatla, yani laparotomi ile de gerçekleştirilebilir.
TIBBi TEDAVi
Son yıllarda dış gebelik tedavisinde ilaçla tedavi de uygulanmaya başlanmış ve iyi sonuçlar alınmıştır. Methotrexate bu amaçla kullanılan ilaçtır. Beta hCG düzeyinin 10.000 mIU/ml altında olduğu ve iç kanama olmamış hastalarda uygulanabilir. Methotrexate tümör tedavisinde kullanılan bir ilaçtır. Gebelik hücreleri normal hücrelerden daha hızlı çoğaldıkları için bu ilaca tıpkı tümör hücreleri gibi yanıt vermekte, dolayısı ile büyümeleri durmaktadır. Bu tedavinin başarı şansı, uygun vakalarda %90 ın üzerindedir. Tekrar dış gebelik olma olasılığı da cerrahi tedavi sonrasındaki gibi yuzde 10 civarındadır. Dezavantajı iyileşme sürecinin daha uzun olması (10-15 güne kadar) ve ilaca bağlı bazı yan etkilerin görülebilmesidir
Çok gözenekli ve iyi temizlenmeyen ciltlerde siyah nokta oluştuğunu belirten uzmanlar, hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktaların oluşumunun engellenebileceğini kaydetti.
Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyor. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor. Uzmanlara göre hem görünüm hem de sağlık açısından siyah noktanın oluşmasını engellemek gerekiyor.
Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti. Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin belirlendiğini vurguladılar. İşte uzmanlara göre sivilceyle başa çıkmanın yolları:
Gözenekleri daraltmak için
Gözeneklerin açılması için ilk etapta gözenekleri kapatmaya çalışmak yerine, yağ ifrazatını durdurmak ya da dengelemek lazım.
Yağlı ciltler daima su miktarı az olan ciltlerdir. Su miktarı az olduğu zaman ölü hücrelerin doku yüzeyine çıkıp asitli tabaka ile koruma faktörü oluşturması zorlaşır. Bu nedenle cildin yüzeyi dış etkenlerden zarar görür. O halde ciltteki su miktarı arttırılmalıdır. Yağ ifrazatının yavaşlatılması, ciltteki su miktarının artırılmasıyla mümkündür. Bunun için de su bazlı ürünler kullanılması ve doğru ürünün kullanılması şarttır. Cildinize uygun ürünü kullanmak için de bir uzmana danışmanızda fayda var.
35 yaş altı ciltlerde, gözenekler kendiliğinden kapanır. Dengeli bir cildin gözenekleri kendiliğinden kapanır. 35 yaşın altındaki genç ciltlerde gözeneklerin kapanması kolaydır. Eğer cildin su ve yağ dengesi düzelirse gözenekler ya kendiliğinden, ya bakımla ya da maskeyle kapatılabilir. Ama yaşınız 35'in üzerindeyse deri kalınlaşmış, çizgiler kırık çizgi haline gelmişse, bu gözenekleri kapatmak biraz daha zordur. Gözenekleri kapatmak için mücadele vermek yerine, daha fazla büyümemelerini önlemek daha iyi bir çözümdür.
Gözenekleri temizleyen bantlar işe yarıyor mu?
Siyah noktaları azaltmak için uygulanan yöntemlerden biri de bantlardır. Siyah noktaları kimi zaman tümüyle ortadan kaldıran bu bantların kullanımı çok kolaydır. Bantları yapıştırmadan önce uygulayacağınız alanı ıslatıyorsunuz, suyla birlikte yapışkan bir özelliğe kavuşan bandı yapıştırıp kuruyunca çıkartıyorsunuz. Ancak siyah noktaları alan bu bantlar, gözenekteki yağları boşaltamıyor. Oksitlenen bölümü alabilen bantların, dokunun içindeki kanalı kapatan yağ kütlesini alması mümkün değil.
Siyah noktalardan nasıl kurtulursunuz?
Siyah noktalar oluştuktan hemen sonra bir uzmana başvurup temizletilerek, uygun ürünle tekrar oluşmamasını sağlamak gerekir. Oluşmaması için de cildi, sabah akşam temizlemek gerekir. Ancak bunu sabunla yapmamak uygundur.
Cildi nasıl temizlemeli?
Cildi, türüne göre temizleme sütü ve tonikle temizlemek en doğrusudur. Ardından sürülecek bir nemlendirici kremle bakım tamamlanabilir. Makyaj yapılmasa bile, gündüz çok kirlenen cildi akşam mutlaka temizlemek gerekir.
Siyah noktalarınızı siz temizlemeyin
Yapılan yanlışlardan biri de siyah noktaları bilinçsizce sıkmak. Böylece kılcal damarlarda ve doku altı hücrelerinde tahribat meydana gelebiliyor. En iyisi bir cilt uzmanına gidip siyah noktaları temizletmek.
Gece için plan yaptınız. Sevdiğiniz kişiyle romantik bir akşam yemeği yiyeceksiniz. En güzel elbisenizi giydiniz, sıra makyaja geldi. Makyaj çantanızı açtınız ama o da ne? Fondöteninizde bir gariplik var, rimeliniz kurumuş, rujunuzun rengi ve kokusu değişmiş . Kısaca makyaj malzemeleriniz ömürlerini doldurmuş. Peki onların uzun ömürlü olması için ne yapmak gerek?
Kadınlar makyaj yapmayı bir sanat haline getirdiğinden beri evlerde, çantalarda ve birçok yerde makyaj malzemelerine rastlamak artık mümkün. Sürekli kullanıyor bile olsanız, en lazım olduğu zamanda sizi hayal kırıklığına uğratmaması için makyaj malzemelerinize iyi bakmanız gerekiyor. Onlara iyi bakmak için de kullanım süreleri, saklama koşulları ve bozulduklarını nasıl anlayabileceğiniz konusunda fikir sahibi olmalısınız.
En çok kullanılan makyaj malzemelerine göz attığımızda karşımıza fondöten çıkıyor. Kaliteli bir fondötenin ömrü kapalı olarak sakladığınız takdirde yaklaşık olarak 1,5 yıldır. Açıldıktan sonra bu süre 6 aya kadar düşüyor. İlla fondöten kullanacaksanız pudra şeklinde olanları tercih etmelisiniz çünkü onlar açıldıktan sonra bile 1 yıl kadar kullanılabiliyor.
Sıvı bir fondötenin bozulup bozulmadığını anlamak için kıvamına ve rengine bakmanız yeterli. Çünkü bozulduğu zaman kıvamı koyulaşır, topaklanmaya başlar ve kokusu değişir. Şüphelendiğiniz takdirde o ürünü atmalısınız, özellikle de alerjik bir cildiniz varsa.
Fondöteninizin uzun ömürlü olmasını istiyorsanız, her kullanımdan sonra ağzını silip kapağını sıkıca kapatmaya dikkat edin. Ayrıca ışık alan, sıcak ve nemli ortamlarda saklamaktan da kaçının.
Rimel, ruj ve diğerleri...
Malum, göz makyajı rimelsiz olmaz. Kapağını açtığınızda rimelinizin size kötü bir sürpriz yapmaması için, kullandıktan sonra kapağını sıkı bir şekilde kapatmayı unutmamalısınız. Rimelin ömrünün açıldıktan sonra 6 ay, açılmadan önce de 2 yıl olduğunu hatırlayın ve kurumuş bir rimeli sulandırarak kullanmayın.
Ruj konusunda da renk ve koku değişimi gördüğünüz anda o ürünü çöpe atın. Çünkü rujlar aşırı sıcak ve soğuğa karşı oldukça duyarlı malzemelerdir ve zamanla yumuşayıp yağlanırlar. Mat renkli rujların ömürleri açılmadan 3, açıldıktan sonra ise 1 yılla sınırlıdır. Parlak renkli ve sedefli olanlar da açılmadan 2,5 yıl, açıldıktan sonra en fazla 6 ay dayanırlar.
Değişik renklerde ve özelliklerdeki ojeler de tırnaklarımızın güzelliği için vazgeçilmezdir. Onlar da makyaj malzemeleri gibi zamanla akıcılıklarını yitirip yoğurt kıvamı alırlar. İçlerindeki renk verici madde şişenin dibine çöker ve o oje artık tüm özelliğini kaybeder. Bunu engellemenin yolu kullandıktan sonra şişenin ağzını asetonla silip, plastik bir kutunun içinde buzdolabınızın en alt bölmesinde saklamaktır.
Aslında makyaj malzemelerinin ömrü temelde kalitelerine dayanıyor. Yani pazar gibi yerlerde satılan malzemeler asla güvenli ve hijyenik değil, üstelik pek çok kişi tarafından açılıp bakıldıkları için de ömürleri yarılanmış hatta bitmeye yaklaşmış durumdadır. Bu yüzden sadece kalitesine güvendiğiniz, denediğiniz ve bildiğiniz ürünleri almanızda fayda var.
Takvim yöntemi ile korunmak, yani "en tehlikeli" günleri hesaplayarak gebelikten korunmaya çalışmak, bilinen en eski korunma yöntemlerinden biri. Çoğu çift tarafından da hala uygulanıyor.
Takvim yöntemi en basit ve en ucuz korunma yöntemi olmakla birlikte gebelikten koruyuculuğu elbette doğum kontrol hapları, doğum kontrol iğneleri, spiral gibi yöntemlere göre çok daha düşüktür. Örnek olarak vermek gerekirse doğum kontrol hapı kullanan 1000 kadından, bir sene içinde yanlızca birinde gebelik oluşurken, takvim yöntemiyle korunan 100 kadından bir sene içinde ortalama 25'inde gebelik oluşmaktadır.
Yöntemin çalışma prensibi
Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Spermler üç gün boyunca genital kanalda bekleyebilir ve yumurtlama sonrası ilk 12-24 saatte döllenmesi gereken yumurta hücresine ulaşıp, onu dölleyerek gebeliği başlatabilirler.
Kadında yumurtlamanın olacağı günü hesaplamak için aşağıdaki yöntem kullanılır:
Bir adetin ilk günü ile sonraki adetin ilk günü arasındaki süre kadının adet döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür). Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir. Örnek olarak adet döngüsü 31 gün olan bir kadında 31-14=17 bulunduğunda, kadının yumurtlama günü adetin ilk gününden başlanarak saymak üzere 17. gündür.
Bu tarihten 5 gün öncesi ve 2 gün sonrası kadının gebe kalmaya en elverişli olduğu günler olarak kabul edilir. Bu günler içinde ya ilişkiden kaçınmak ya da tam koruyucu olmasa da prezervatif gibi gebeliği önleyecek bir yöntem kullanmak gerekir.
Takvim yönteminin "tuzakları"
1- Takvim yöntemi, kadının adetlerinin her zaman düzenli olduğunu ve belirlenen riskli dönemler dışında yumurta hücresi ile spermlerin karşılaşma olasılıklarının oldukça düşük olduğunu varsayar. Halbuki kadın fizyolojisi oldukça karmaşıktır ve normalde adet döngüsünün 17. günü yumurtlama olan bir kadında herhangi bir zamanda bu tarih birkaç gün geriye ve birkaç gün ileriye kayabilir. İşte takvim yönteminin tam olarak başarılı olamamasının en önemli nedenlerinden biri budur. Adetleri tümüyle düzenli olsa da bir kadında yumurtlamanın her ay aynı güne denk geleceğinin garantisi yoktur.
2- Takvim yöntemi teorisi, spermlerin genital kanalda 3-5 gün yaşadığını varsayar. Ancak spermlerin 7 güne kadar yaşayabileceği bilinmektedir. Bu durumda örnek olarak adet dönemindeyken bile girilen bir ilişkide genital kanala giren spermler, siklusları kısa olan (yani yumurtlaması siklusun 14. gününden önce olan ve böylece siklusları 28 günden kısa süren) bir kadında veya siklusları düzenli olan ama yanlızca o aya özgü olarak tesadüfen yumurtlaması daha erken gerçekleşmiş bir kadında yumurta hücresini bulup gebeliği
başlatabilirler. Takvim yönteminin nispeten başarısız bir yöntem olmasının ikinci nedeni de budur.
Çok etkili bir yöntem değil
Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir.
Takvim yöntemi kullanılacaksa bu gerçek göz önünde bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı araştırılmalıdır.
Gebelikten korunmada çok etkili bir yöntem arayan çiftlerin, takvim yöntemi yerine doktora başvurup öneri almaları daha uygun bir yoldur.
Erkeklerde yaşlanmaya bağlı ortaya çıkan değişimlere dikkat! Andropoz, yaşam süresinin uzaması ile gündeme gelen ve kadınlardaki menopozdan esinlenerek türetilen bir kavram.
Türkiye Aile Planlaması Derneği internet sitesindeki bilgilere göre andropoz kavramı, erkeklerde yaşlanmayla birlikte ortaya çıkan hormonal değişimlere bağlı belirti, yakınma ve bulgular olarak tanımlanıyor.
Belirtileri nedir?
Cinsel istekte azalma, sertleşme güçlüğü görülmesi, zaman zaman kızgınlık, yorgunluk ve bitkinlik, vücudun yağ kitlesinde artış, kas kitlesinde ve gücünde azalma, vücut kıllanmasında azalma ve deride değişiklikler görülür.
Hepsi olmaz
Kemik erimesi ve bunun sonucunda kemikte mineral yoğunluğunun azalması, iç organlarda yağlanma artışı olabilir. Ancak belirti denilince bunların hepsi bir arada olacak anlamına gelmemelidir. Kişinin durumuna göre biri ya da bir kaçı görülebilir.
Ne yapmalı?
Erkeğin sosyal yaşamının, yaşam kalitesinin devam etmesi için amaca yönelik ilaçlar verilebilir. Deriye sürülenler, iğneler ve benzeri tipte ilaçlar vardır. Ancak bu ilaçlardan herhangi birisine başlanmadan önce kişinin üroloji uzmanı tarafından muayene edilmesi çok önemlidir.
Her gün bir ceviz yeyin, sarki söyleyin ve spor yapin... Ingiliz Daily Mail gazetesi; doktorlarin, diyetisyenlerin, terapistlerin, yazarlarin ve ünlülerin görüslerine basvurarak, saglikli yasamanin 35 yolunu belirledi
1. Boynunuzu rahatlatin.
Her gün boynunuzu rahatlatan egzersizler yapmayi ihmal etmeyin. Kronik bas agrilarinin büyük bölümünün nedeni, boynun üst kismindaki sinirlerde, çok oturmaktan kaynaklanan zedelenmelerdir.
2. Asitli içecek yasak.
Bu tür içeceklerin içindeki asitler, dis minelerinin zayiflamasina neden
olur. Bu soruna en çok çocuklarda rastlanir. Meyve sularinda da belirli
miktarda asit bulundugundan, onlari da biraz sulandirarak içmek gerekir. Aslinda en iyisi, su içmektir.
3. Kalbinizi iyi koruyun.
Kalbinizi kontrol ederek, size ne tür ipuçlari verdigini anlamaya çalisin.
Her zaman yaptiginiz egzersizlerin sonunda, ya da isyerinizdeyken
gögsünüzde rahatsiz edici bir agri oluyorsa, bir doktora görünmenin vakti gelmis demektir.
4. Hazir yemeklerin keyfini çikarin.
Birçok insan, asiri yagli olduklari için fast-food'dan uzak durur. Oysa,
çok yagli olmadigi sürece, bu tür yemeklerin arasinda da sagliginiz için
faydali olanlari vardir. Hint ve Çin yemeklerinideneyebilirsiniz örnegin.
5. Ayaklariniza önem verin.
Her aksam, ayak parmaklarinizi içe dogru kivirin ve evin içinde bu sekilde
on dakika boyunca yürüyün. Bu egzersiz, dengenizi mükemmellestirmek ve ayak bileklerinizdeki agrilardan kurtulmak için idealdir.
6. Sebze yeyin.
Kanserden korunmak için, selenyum yönünden zengin besinleri daha çok
tüketin. Selenyum, kanserin en önemli düsmanlarindan biridir ve en çok
koyu yesil, lifli sebzelerde bulunur.
7.YüzünYüzmeye baslamak için hiçbir zaman geç degildir. Yüzme, vücudunuzdaki tüm kaslari çalistirir.
8. Balik yeyin.
Haftada en az iki kez uskumru, sardalya ve somon gibi derin deniz
baliklari yiyin. Balik yaginda bulunan omega 3 adli asit, neredeyse bütün
hastaliklara iyi gelmektedir.
9. Ölçülü için.
Alkol alirken dikkatli olun. Üst üste içmektense, zaman zaman birkaç kadeh hafif içkilerle midenizin rahatlamasina izin verin. Mümkünse hiç içmeyin!
10. Uykunuza dikkat edin.
Her gece sekiz saat uyumaya çalisin. Geç yatmak zorunda kaldiginiz
gecelerde ise alkol almamaya dikkat edin.
11. Temizlik maddelerinizi yenileyin.
Içinde birçok zararli kimyasal madde bulunan çamasir suyu gibi temizlik
maddelerinizi seçerken dikkat edin. Içinde çok fazla kimyasal bulunan
maddeler, çocuk astimina davetiye çikarmaktir.
12. Kulaklari temizlerken dikkat edin.
Kulak çubuklariyla yapilan temizlikte dikkatli olmak gerekiyor. Dikkatsiz
bir temizlik sirasinda kulak zarina hasar verilmesi hiç de az rastlanan
bir durum degildir.
13. Spor yaparken sakatlanmayin.
Spor yaparken, önemli olanin çok çalismaktan ziyade akillica çalismak
oldugunu aklinizdan çikarmayin. Birçok insan asiri yorucu egzersizler
yaparak sakatliklara davetiye çikarir.
14. Yasiniz konusunda dürüst olun.
Kaç yasinda olursaniz olun, o yasin tadini çikarmaya bakin. Kendinizi
sosyal ortamlardan dislamayin. +
15. Zührevi hastalik testi yaptirin.
Bir tür zührevi hastalik olan chlamydia (en önemli belirtisi, idrar yollarindaki kasinti hissidir), su an tüm yetiskinlerin yüzde 4'ünün basini agritiyor. Tedavisi son derece kolaydir; ama tedaviedilmezse, daha ciddi sorunlara dönüsebilir.
16. Gözlerinize iyi bakin.
Gözler, en kolay mikrop kapan organlarimizdandir. Gözlerinizi ovusturmadan önce ellerinizi yikamayi unutmayin. Kullandiginiz havlunun temiz olmasina da dikkat edin.
17. Kahvaltisiz olmaz.
Kahvalti, günün en önemli ögünüdür. Sabah saatlerinde bol vitaminli
yiyecekler yemeye özen gösterin.
18. Duygulari bastirmayin.
Aglamak bir zayiflik isareti degildir. Kendinizi bos yere sikarak, çesitli
psikolojik rahatsizliklara davetiye çikarmayin.
19. Gölgeden yürüyün.
Günesin güçlü isiklarina dogrudan maruz kalmak cildinize zarar
verecektir.Yaz aylarinda özellikle dikkatli olun.
20. Kemik sagligina önem verin.
Kemik erimesi, 50 yasini geçmis kadinlarin üçte birini etkiliyor. Bunu
önlemek için kilonuza dikkat edin ve egzersiz yapin.
21. Dik yürüyün.
Yürürken ve otururken sirtinizin dik durmasina dikkat etmek çok önemlidir. Bu sayede, sirt ve bel agrilarinin önüne geçmis olursunuz.
22. Sporu abartmayin.
Birçok insan, düzgün bir vücuda sahip olma hayaliyle spora birdenbire
yüklenip sakatlaniyor. Vücudunuzun, yaptiginiz spora alismasi için ona
zaman taniyin.
23. Su için.
Vücudunuzdaki sivi miktarinin dogru seviyede kalmasi gerekir. Her gün en
az iki litre su için. Böylece fazla kilolarin bedeninize yerlesmesini de nlemis olursunuz.
24. C vitamini alin.
Günün büyük bölümünü çalisarak geçirenler daha fazla C vitamini alarak
yorgunlukla savasabilir.
25. Doktorunuza karsi dürüst olun.
Herhangi bir rahatsizlik nedeniyle doktora gittiginizde, caninizi sikan rahatsizlik her neyse doktorunuza dogrudan söylemekten çekinmeyin.
Doktorunuzun, hastaliklarin ne oldugunu anlamasi için kesin belirtilere ihtiyaç duydugunu ve zihninizi okuyamayacagini aklinizdan çikarmayin.
26. Sigarayi birakin.
Sigara, birçok kanser çesidinin ana sebeplerinden biridir.
27. Basinizi kuma gömmeyin.
45 yasinin üstündeki erkeklerin mutlaka prostat kontrolünden geçmesi
gerektigini unutmayin. Prostat kanserinin tedavisi, eger hastalik erken
bir evrede teshis edilmisse, son derece kolaydir.
28. Inançli olun.
Ruhsal yönünüzü gelistirmek, kendinizi daha güvende ve rahatlamis
hissetmeniz açisindan önemlidir.
29. Dans edin.
Dans etmek, en eglenceli egzersizlerden biridir. Müzik ve ritm cudunuzun
diri kalmasini saglar.
30. Kalbiniz için yürüs yapin.
Her hafta en az bes kez, 30-40 dakikalik yürüyüsler yapin. Yürüyüs, kalp
sagligi için çok önemlidir.
31. Ceviz yeyin.
Daha saglikli ve uzun bir yasam için her gün ceviz yeyin. Arastirmalar, düzenli olarak ceviz yemenin, insan ömrünü 10 yila kadar uzattigini gösteriyor.
32. Merdiven kullanin.
Asansör yerine merdivenleri kullanmayi tercih edin. Merdiven çikmak, ideal bir kardiyovasküler egzersizidir.
33. Yaratici yönünüzü öne çikarin.
Birçok yetiskin, gündelik hayat içerisinde yaraticiliklarini kullanamamaktan yakinir. Yaratici yönünüzü kesfetmek için zaman ayirin.
34. Uzaklasin.
Zaman zaman gündelik sorunlardan uzaklasmak iyi bir fikirdir. Kendinize
sessiz bir ortam yaratin, televizyonu kapatin ve sessizligin keyfini çikarin.
35. Sarki söyleyin.
Sarki söylemeye baslamak için hiçbir zaman geç degildir. Arastirmalar,
sarki söylemenin endorfin hormonunu arttirdigini gösteriyor, unutmayin.
Normalden uzun süren adet kanaması bir hastalığa işaret olabilir. Adet kanamasının normalden uzun sürmesi durumunda, kanamanın bitmesini beklenmeden hekime başvurmak gerekiyor. Prof. Dr. Cihat Ünlü "Kanama dursun öyle gideyim düşüncesi yanlıştır. Bu kadının hiç düşünmediği bir gebelik, dış gebelik, acil müdahale gerektiren bir durum olabilir" diyor.
Islak mayo zararlı
Ayrıca yaz aylarında yaşanabilecek enfeksiyonlara dikkat çeken Prof. Dr. Ünlü, "Özellikle ıslak mayoyla oturmak bu tip enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Islak mayo, vajen içindeki ısıyı düşürecek, dolayısıyla vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan ph değişerek riskin ortaya çıkmasına neden olabilecektir" diye konuştu.
Yetersiz beslenen ve sigara içen kadınlarda menopoz dönemi daha erken başlayabiliyor. Irk, doğum sayısı ve sosyal seviye de menopoza girme yaşını etkiliyor.
Sigara ve yetersiz beslenme menopozun erken başlamasına neden olabiliyor. Yumurtalıklarının aktivitesinin durması nedeniyle menstrüasyon ya da adet kanamasının kesilmesi hali olan menopoza girme yaşı ortalama 51 olmakla birlikte 44-59 yaşları arasında her yaşta girilebilir.
Yaş oranları
Zekai Tahir Burak Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Op. Dr. Şenol Kalyoncu 'özellikle gelişmiş toplumlarda yaşayan kadınlar, az gelişmiş toplumlarda yaşayanlara göre daha geç yaşlarda menopoza girerler' diyor. Kadınların bir çoğu menopozdan ortalama 4-5 yıl önce düzensiz adet görmeye başlıyor.
Beslenme etkisi
Bu döneme tıpta 'Premenopoz' denir. Premenopoz 2 ila 8 yıl arasında sürebilir. Sigara ve yetersiz beslenmenin menopozun erken başlamasını sağlayan faktörlerin başında geldiğini anlatan Kalyoncu ''Günlük içilen sigara miktarı ve sigara içme periyodu ne kadar fazla ise menopoz yaşı da bununla doğru orantılı olarak öne gelir. Kadınlar sigara kullanmazlarsa menopoz yaşı daha ileriye gidiyor'' diyor.
Adet ağrılarının (dismenore), birincil ve ikincil olmak üzere 2 nedeni vardır. Birincil sebepler; genellikle buluğ çağında ortaya çıkar.
Ağrının sebebi, ovulasyonu (yumurtlamayı) takiben kanamaya hazır hale gelmiş rahmin iç tabakasının kasılarak dökülmesini sağlayan (adet kanaması) ve özellikle regl döneminde vücuttan salgılanan Prostoglandin f2 alfa denilen maddedir.
Tedavide de, bu aracı maddelerin oluşumunu engelleyen ağrı kesiciler kullanılır. Adet sancısı ile yumurtlama arasında yakın ilişki vardır. Ağrı kesicilere cevap vermeyen durumlarda doğum kontrol hapları ile yumurtlamanın ortadan kaldırılması, adet sancısını da sorun olmaktan çıkarabilir. Ancak ağrılar çok şiddetliyse ve başka jinekolojik belirtiler de eşlik ediyorsa bir jinekolojik inceleme şarttır. Bu muayenenin amacı, adet sancısının ,farklı bir nedenle ortaya çıkıp çıkmadığını saptamaktır. Burada da genellikle doğurganlık çağındaki kadınlarda görülen ikincil adet ağrısı dediğimiz sebepler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenler ise:
" Endometriozis (Rahmin en iç tabakasının rahmin dış tabalarında veya rahim dışı bir bölgede de bulunması)
" Rahim ağzında darlık
" Rahim tümörleri
" Rahmin farklı pozisyonlarda olması
" Rahim ve komşu organların iltihabi hastalıkları
" Psikolojik sebebler olarak sayılabilir.
Bazı kadınlar, bu periyodu rahat ve ağrısız bir şekilde atlatırken, bazıları acıdan kıvranır. Kişiden kişiye ağrının derecesi farklılık gösterir. Nedeni de önceden belirtmiş olduğumuz gibi ağrıyı oluşturan tüm sebeplerin bir arada olma sıklığıdır. Adet ağrısı, kramp tarzında, bele ve kasıklara, bazen bacaklara vurabilen şiddetli bir ağrıdır. Bir de bazı kadınlarda adet ağrısına bulantı, kusma, sinirlilik, kabızlık, ishal, sık idrara çıkma gibi şikayetler de eklenebiliyor.
Birincil adet ağrısının önlenmesine yönelik kişisel olarak alınabilecek bazı önlemler vardır: Adet kanaması öncesinde veya esnasında kahve, çay, kola, çikolata gibi kafein içeren gıdalardan uzak durulması ve uzun süre ayakta durmaktan kaçınılması şikayetler üzerinde olumlu etki yapar. Bol miktarda su içilmesi, sigaradan uzak durulması, fazla miktarda alkol tüketilmemesi gibi basit ve kısa süreli önlemler ile sancılı adet kanamaları biraz daha rahat geçirilebilir. Sancıyı, ilaçlara gerek kalmadan hafifletmenin yolları, fizik tedavi yöntemleri, spor, ılık su banyoları olabilir. Ama bunlar yöntemlerden birkaçıdır, herkeste etkili olmayabilir veya başka önereceğimiz tıbbi yöntemlerden daha etkin olabilir.
Bu dönemlerde gerek fiziksel gerekse psikolojik olarak hayatımızı her zaman ki rutininde, problemsiz bir biçimde sürdürmek için bu dönemin problemlerini algılamak ve gereğini yapmayı düşünmek öncelikli davranış olmalıdır. Bu dönemi zoraki ızdırap ve mutlaka çekilmesi gereken bir eziyet dönemi olmadığını kabul etmek gerekir. Hayatın rutininde önemsiz gibi gözükür ama kadınlar işe, okula gidemez (yüzde 45'inde orta ve ciddi dismenore vardır) ve ciddi kayıpları olur. Kısacası kadın için zor bir dönemdir. Bu konuda kadının mutlaka doktoruna danışması, problemsiz bir hayat için gereklidir.
Adet dönemiyle ilgili hurafeler sonucunda ortaya çıkan uygulamalar var. Adet döneminde saç boyatmak hatta banyo yapmamak gibi& Bunların bir çoğunun doğru olmadığını biliyoruz ama sonuç olarak bu dönemlerde kadın vücudunda gerçekleşen kimyasal bir değişim söz konusu.
İlkel toplumlarda adet gören kadın kirli kabul edilip tecrit edilirmiş. Eğitim düzeyi arttıkça bu yanlış bilgiler de yok olmaktadır. Sonuçta bu dönemde özellikle hormonal değişimlerin çok olduğu ve bunun da özellikle psikolojiyi çok etkilediği bir gerçektir. Evet gerçekten yapılmaması gereken şey bu dönemi yaşayan kadınların, eşlerinin veya yakınlarının anlayışsızlığıdır. Lütfen biraz anlayış!..
Regl döneminde cinsel hayatı nasıl düzenlemek gerektiği de merak edilen konulardan biri. Cinsel hayata ara vermek gerekmez, ama önce hijyen!.. Hayat sizin, onu iyi yönetin.
Her şeyin ötesinde, adet dönemi ve ağrılarını önemsemek gerekir. Ağrılı adet görme nedenleri araştırılmalıdır. Ağrılı adetin 'birincil' ya da 'ikincil' olup olmadığı belirlenmelidir. İkincil dismenore söz konusu ise altta yatan neden ortadan kaldırılmalıdır. Bu süreçte hekimlerin kontrolünde açığa kavuşturulması gereken bir süreçtir. Öncelikli olarak erkekler, lütfen biraz anlayış. Sonra kadınlar, lütfen kesinlikle hijyen
Ergenlik döneminden sonra herhangi bir artış göstermediği için vücudumuzdaki yağ hücrelerinin sayısı sabittir. Ancak yağ hücrelerinin vücudumuzdaki dağılımı, kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Örneğin, bayanlarda hormonal yapıları gereği yağ hücreleri daha çok basen, kalça, bacak üstleri gibi bölgelerde yoğunlaşırken, erkeklerde genellikle mide, göbek ve bel çevresinde görülmektedir.
Yaşımızın ilerlemesi ile birlikte, hormon ve dolaşım sistemimizin düzenli çalışıp çalışmamasına, dengesiz ve düzensiz yeme- içme alışkanlıklarına, alınan bazı ilaçların yan etkilerine, hamilelik ve menepoz gibi kilo artışını tetikleyici dönemlere, düzenli egzersiz alışkanlığımızın olmamasına, stres faktörüne, sindirim ve boşaltım sistemimizdeki sorunlara bağlı olarak yağ hücrelerinin sayısı artmasa da hacimleri artmakta ve büyümektedirler.
Bunun sonucunda, yağ hücrelerinin vücudumuzdaki dağılımına göre estetik görünümümüzü ve vücut orantımızı olumsuz yönde etkileyen lokal fazlalıklar oluşacaktır. Dikkat edecek olursak çevremizde beli çok ince olmasına rağmen, basen, kalça ve bacak bölgeleri oldukça kilolu olan, dolayısı ile giyisi seçiminde zorlanan pek çok bayan olduğu gibi, bacakları çok ince ve kalçası çok küçük olmasına rağmen göbek ve bel bölgesi oldukça yağlı ve kalın olan kişiler de vardır. Bu tamamen yağın lokal olarak depolanması ve yağ hücrelerinin gitgide büyüyerek deforme olması ile ilgili bir durumdur.
Liposuction, egzersiz ve düzenli beslenme programlarına istenilen olumu cevabı vermeyen inatçı yağ birikimlerinin vakumla emilerek giderilmesi yöntemidir. Unutulmamalıdır ki, vücut hatlarını düzeltmek amacı ile uygulanan liposuction kesinlikle bir zayıflama operasyonu değildir.
Liposuction işlemi sırasında inatçı yağ dokularının alınması, mevcut yağ hücrelerinin de sayıca azalmasına neden olur. Liposuction ameliyatı, hastalar üzerinde gereken tetkikler yapıldıktan sonra, bir plastik cerrah tarafından hastanede ameliyathane koşullarında yapılmalıdır.
Alınan yağ miktarına bağlı olarak, lokal yada genel anestezi yaplabilir.Liposuction işlemine hastanın sıvı ve elektrolit dengesi çok iyi gözlemlenmelidir. Ameliyat işlem yapılacak bölgeye göre 1 - 2,5 saat sürebilir ve operasyon öncesinde işlem yapılacak bölgeye özel bir sıvı zerk edilir, ardından bu bölgeye 5 mm uzunluğunda bir kesi yapılır ve bu kesiden vakum işlemini yapmak için 2 - 6 mm çapında kanül olarak adlandırılan boru deri altına sokulur. Ardından vakum cihazı çalışmaya başlar.
Vakum işlemi tamamlandıktan sonra, kanül çıkarılır ve kesiler dikilir. Liposuction sonrasında operasyon yapılmış bölgelere özel bandajlama yapılır ve korse giydirilir. Hasta alınan yağ miktarına bağlı olarak aynı gün içinde yada 1 - 2 gece hastanede kaldıktan sonra evine gidebilir. Dikişler alındıktan sonra hasta korse giymeye 6 hafta kadar devam eder ve 3. haftadan sonra hasta korsesini gece yatarken giymeyebilir.
Vakum yapılmış bölgelerde şişme, morluk ve karıncalanma olabilir ve 3 hafta gibi bir sürede kaybolurlar. Ameliyat izleri ise 2 ile 6 ay arasında belirsizleşecektir. Liposuction işleminden sonra ilk 6 haftalık sürede hastanın korsesini giymeden ayağa kalkması uygun değildir.