Her şeyi bilmenize ve duymanıza gerek yok. Her şeyi duymak, bir çok şeyden haberdar olmak gibi derdiniz olmasın. Bilseniz ne olacak ki? Bazı şeylerden haberdar olmamanın rahatlığını duyun. Haberleri dinlememek, gazeteleri okumamak ,dedikodulara kulak kapamak gibi tercihleriniz olsun sık sık. Birisi size bir top atarsa onu tutmak zorunda değilsiniz ki
Hayatın ipini sürekli elinizde tutamazsınız. İpin ucunu salın biraz. Zaman en güzel ilaçtır çok şey için. Merak etmeyin hayatın bir sahibi var. Sahipsiz değilsiniz. Allah'a havale edin,O'na emanet edin,O'na emanet olun
Sebepsiz bir şey yok. Gerçekten her şey de bir hayır var. O kadar dert etmeyin her şeyi. Siz olmanız gerektiği gibi olmaya çalışırsanız çok şeyin kendiliğinden gerçekleştiğini görürsünüz.İnanın,isteyin,gücünüz yettiğince çabalayın.
Yurdum insanının aklı neden bazen "servis dışı" olur!
Yıllar önce Uğur Dündar''ın Arena ekibiyle "AIDS hastası olduğunu söyleyen bir hayat kadını karşısındaki Türk erkeğinin duruşunu" tespit etmeye karar verir. Programının en "çekici" muhabiri "hayat kadını" kılığına girerek otoyol kenarında müşteri beklemeye başlar. Gizli kamera ve mikrofonlardan herşey kaydedilmektedir. Muhabir "tarifeyi" soran erkeklere "AIDS'li" olduğunu söyleyip, oldukça iyi miktarda para istemektedir. Gelen erkeklerin AIDS'li olduğunu söyleyen hayat kadınına verdiği cevaplardan bazıları: - "Atın ölümü arpadan olsun!" - "Başka Aids'li kadınlarla da yattım bişey olmadı!" - "Senin için göze alırım!" - "Bir çaresini bulurum, benim babam doktor!" - "Bir şey olmaz ben de Aids'liyim!" - "Ölüm Allah''ın emri.Az ilerde kaza yapıp ölmeyeceğimi kim garanti edebilir ki!" - "Olsun be senin için göze alırım!" - "Hiç problem değil, okunduk daha önce!" - "Eşeğin ölümü arpadan olsun!" - "Bana bir şey olmaz ablacım!" Soru: Aklın izinden yürümek neden bize bu kadar zor geliyor?
Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu. Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçyadaki Edinburgh Üniversitesi nin Biyomedikal Bölümünden Prof. Mark Lythgoesin 1 hafta süren programı BBCde yayınlandı. Programa katılan 100 kişinin IQlarında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.
İşte bir haftalık program
Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle fırçalayın. Ve gözünüzü kaparatak duş alın.
Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın.
Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.
Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük konuşmanızda kullanmaya çalışın.
Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce tanımadığınız bir insanla konuşun.
Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin.
Şirketlerin belirli bir strateji ile eleman aradıkları dönemde, sizin de bir "iş stratejisi"ne sahip olmanız gerekiyor. Bu kişisel strateji, sizin aşağıdaki yol ayrımlarında doğru yolu seçmenize yardımcı olabilir.
Tavşan ve kaplumbağa öyküsü: Kişisel gelişimi amaçladığınızda, zihninizde büyük ve iddialı hedefler bulunmalıdır. . Hazırlayacağınız kendini yetiştirme ve çalışma programları da bu büyük hedeflere uygun olmalıdır. İşe kapsamlı kişisel projeler ve atılım programlarıyla başladığınızda ve sabırsızlıktan kurtulamadığınızda, sorunlar çıkabilir. Ancak mevcut işin verdiği yorgunluk ve aile hayatının sorumlulukları nedeniyle bu tür programları sürdürmeniz her geçen gün biraz daha zorlaşır. Sıkıştırılmış eğitim programları ile beyne kısa sürede doldurulan bilgi, aynı hızla uçar gider.
Sürdürülebilir bir kişisel gelişim için büyük düşünüp ama işe küçük adımlarla başladığınızda daha iyi sonuçlar alabilirsiniz. Yarını bugünden ve adım adım kurmak için her gün en az yarım saatinizi kişisel gelişiminize ayırın. Güçlü yönlerinizi geliştirecek çalışmaları yarına bırakmayın. Her gün yabancı bir dilden 5-10 kelime öğrenin, iyi bir kitaptan hiç olmazsa 4-5 sayfa okuyun. İnternet karşısında geçirdiğiniz 2-3 saatin bir 40 dakikasını araştırmaya ve bilgi edinmeye ayırın. Günler, haftalar ve aylar geçtikçe ortaya çıkacak birikim sizi de şaşırtabilir.
İddialı hedeflere, La Fontaine'in öyküsündeki tavşan gibi arada bir hızlanarak ulaşmak istediğinizde kariyer yarışını kaybetme ihtimali yükselir. Bir kaplumbağa gibi sabırlı ve istikrarlı adımlar ise sizi eninde sonunda başarıya götürür.
Mükemmel başlangıç sorunu: Çalışma hayatına dört dörtlük bir eğitimi tamamladıktan sonra başlamak istediğinizde de sorunlar çıkabilir. Lisans öğrenimi, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını iş dünyasından uzak geçirdiğinizde, ekonominin gerçekliğinden kopabilir ve pratik deneyimlerden uzak kalabilirsiniz. Yaşınız ilerledikçe, şirketlerdeki çalışma ritmine uyum beceriniz de zayıflayabilir. Daha üniversite yıllarında iş hayatı ile tanıştığınızda ve bilimsel çalışmaları bir işte piştikten sonra başlattığınızda ise yarışta daha avantajlı olabilirsiniz.
Seçicilikte ölçü: İş stratejisi belirleyenlerin karşısına şu yol ayrımı hep çıkar: "İlk bulduğum işlerden birine fazla seçici olmadan balıklama dalayım mı? Yoksa en hayırlı "kısmet" için biraz daha beklemek yararlı olabilir mi?" Bu konuda kararı siz vereceksiniz. İlk yöntemde, eksiklerinizi, çalışırken, işbaşında giderecek bir strateji izlemek zorundasınız. İkinci yolu seçtiğinizde ise iş arama günlerini bir "kendini geliştirme programı" ile doldurmanız gerekecek.
Gölge : Yeni işlerin neler olduğunu hangi mesleklerin yıldızının parlayıp, hangilerinin söndüğünü araştırdığınızda işsizlik dönemlerinizin süresi kısalabilir. Ekonomideki ve sektörlerdeki trendleri araştırdığınızda ise iş dünyasının geleceği hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Size çekici gelen işlerdeki gelişmeleri gölge gibi izleyip (job shadowing), gelecekte sizi bekleyenleri zihninizde canlandırdığınızda, bir iş değişikliği size yeni ufuklar açabilir.
İnsanların dünyaya gelişlerindeki bilgi ve hafıza yönünden nüansla beraber aynı oldukları herkes aynı potansiyel dehayla dünyaya geldikleri bilinen bir gerçektir. Tahmin edemediğimiz kadar güçlü bir enerji kaynağından besleniyoruz. İçinde yaşadığımız toplumun gülünç kalıplarına teslim olmaya devam edersek, içinde boğulduğumuz kör kuyudan kurtulamayacağız. Sitemizde dünyanızı aydınlatarak dehanızı keşfetmenizi sağlayacak olan bir ışıkla buluşacaksınız. Lütfen bunu küçümsemeyin ışığın aydınlattığı yerlerden yürümeniz halinde size kazandıracağı duygulara, bilgiye, rahatlığı, stressiz yaşamaya, sizde inanamıyacaksınız.
Yetenekler dünyasıyla daha yakından tanışmaya hoşgeldiniz. Sahip olduğunuz potansiyel yetenekleri siz keşfetmezseniz kimse bunu sizin için yapmayacak. İlk adımı daima siz atın bir dosta mı ihtiyacınız var onu arayın bulun oturduğunuz yerde sizinle kimse dost olmayacaktır. Bundan emin olunuz. Siz sandığınızdan daha birikimli ve yeteneklisiniz. Yeter ki bunuz Keşfedin.
Verdiğimiz dosyaları inceleyerek hangi çalışmaları yapmanız gerektiği konusunda önemli bir izlenim edineceksiniz. Sosyal onurumuzu onurlu bireylere sahip olmamıza borçluyuz. Acı paylaşıldığında azalır, sevinç paylaşıldığında artar.
Adana 6.55
Adıyaman 6.43
Afyon 7.14
Ağrı 6.23
Aksaray 7.00
Amasya 6.52
Ankara 7.04
Antalya 7.14
Ardahan 6.24
Artvin 6.28
Aydın 7.25
Balıkesir 7.24
Bartın 7.06
Batman 6.32
Bayburt 6.35
Bilecik 7.15
Bingöl 6.34
Bitlis 6.27
Bolu 7.09
Burdur 7.15
Bursa 7.19
Çanakkale 7.30
Çankırı 7.01
Çorum 6.56
Denizli 7.20
Diyarbakır 6.35
Düzce 7.11
Edirne 7.29
Elazığ 6.39
Erzincan 6.38
Erzurum 6.30
Eskişehir 7.13
Gaziantep 6.47
Giresun 6.42
Gümüşhane 6.37
Hakkari 6.21
Hatay 6.52
Iğdır 6.19
Isparta 7.14
İstanbul 7.19
İzmir 7.27
K.Maraş 6.48
Karabük 7.05
Karaman 7.03
Kars : 6.23
Kastamonu 7.00
Kayseri 6.54
Kilis 6.48
Kırıkkale 7.01
Kırklareli 7.26
Kırşehir 6.59
Kocaeli 7.16
Konya 7.06
Kütahya 7.16
Malatya 6.43
Manisa 7.26
Mardin 6.33
Mersin 6.58
Muğla 7.23
Muş 6.30
Nevşehir 6.57
Niğde 6.57
Ordu 6.44
Osmaniye 6.51
Rize 6.33
Sakarya 7.14
Samsun 6.50
Şanlıurfa 6.41
Siirt 6.28
Sinop 6.54
Şırnak 6.26
Sivas 6.47
Tekirdağ 7.25
Tokat 6.49
Trabzon 6.36
Tunceli 6.38
Uşak 7.18
Van 6.22
Yalova 7.18
Yozgat 6.56
Zonguldak 7.08
KKTC'nin başkenti Lefkoşa'da bayram namazı saat 07.03′de kılınacak.
Hepimiz kafamızın içinde olanı yaşarız. Kafamız çok karışıksa, hayatımız da karışık olacaktır. Kafamızın içi çok donuksa, hayatımız da donuk olacaktır. Kafamızın içinde neyi çok düşünürsek, hayatımızda onu çoğaltırız. Bir kişi Ricdard Baker'in deyimiyle "hiçbir şey bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor ve bilmediğini bilmeyi de istemiyorsa" onun için yapabileceğiniz bir şey yoktur. Başka insanlara, başarılı olmalarında yardım ederken, kendilerine yardım etmeye karar vermişleri öncelikle tercih etmenizi öneririm.
SİZİNKİ DE DAHİL OLMAK ÜZERE REHBERİNDEKİ TÜM TELEFON NUMARALARI şu anda facebook'ta. sağ üst köşedeki HESAP'a tıklayın, daha sonra ARKADAŞLARI DÜZENLE'yi tıklayın, açılan pencerede sol taraftaki KİŞİLER'i tıklayın. Cep telefonunuzdaki tüm numaraların yayınlandığını göreceksiniz. KALDIRMAK İÇİN sağ taraftaki "bu sayfa"yı tıklayın. Lütfen bu yazıyı paylaşarak arkadaşlarınızın numaralarını silmesini sağlayınız..!
Her şey kötü giderken unutma, gelecek hala yerinde duruyor!
Her şeyin gidebileceği en kötü halde gitmesi durumunda,
"Her Şey Seninle Başlar" kitabındaki bir cümleyi hatırlamanızı isterim:
"Yaşanan kötü olaylar, sadece sıfırdan zirveye gelmiş insanların geçmişlerinde güzel görünür..."
Büyük acıların bir insanın hayatında en güzel durduğu yer,
büyük bir başarıya ulaşmadan önce yaşananmasıdır.
Büyük, çok büyük acılar çektiğinizde, kendinize deyin ki:
"Bir gün o kadar başarılı olacağım ki, o kadar yükseğe çıkacağım ki,
zirveden baktığımda geçmişimdeki kötü olaylar ve kötü insanlar çok küçük görünecek..."
Unutmayın, başarı en zekice intikam alma aracıdır.
Başarın ve sizi üzenler karşınıza çıktığında şöyle deyin:
"hatırlar mısınız? Yıllar önce fakir ama gururlu bir genç vardı"
Yepyeni bir yılın başı. Bir önceki yıla ve eldekilere bakmak; kazandığınız zaferleri, ailenizle ve arkadaşlarınızla geçirdiğiniz anları, iş hayatında yaptığınız isabetli seçimleri değerlendirmek için harika bir zaman. Ne var ki, kişisel ve mesleki gelişiminizi sağlamak için geriye dönüp sizi zorlayan konuları ve pek iyi gitmeyen işleri de kabullenmek gerekir.
Şimdi birkaç dakikanızı ayırıp hayallerinizi ve hedeflerinizi düşünün. Hangi alanlarda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz? Sizin için gerçekten önemli olan nedir? Hangi zorluklarla başa çıkmak istiyorsunuz? Bu yılı hayatınızın en iyi yılı yapmak için bir iki dakikanızı ayırıp aşağıdaki 11 öneriyi enine boyuna inceleyin:
1.Kendinize meydan okuyun
Ne yapmak istediğiniz hakkında açık bir vizyona ve odağa sahip olun; zaman çerçevenizi belirleyin. Her zaman olabileceğinizin en iyisi olmaya kendinizi zorlayın. Başarmak istediğiniz konuyu gözünüzde canlandırın. Onu zihninizde görün. Hedeflerinizi yazın; eylem planı hazırlayın ve başarılı olacağınızdan hiçbir zaman şüphe duymayın.
2.Sevgiyi bulun
Çevrenizde sevgi dolu ve destekleyici insanlar olsun. Hayal çalanlardan ve sizi alaşağı edecek insanlardan uzak durun. Yaşamınızdaki özel insanlara ilgi ve şefkat gösterin ve onların bu şefkatinizi görmelerini sağlayın.
3.Kaliteli zaman geçirin
Yaşam çok kıymetli. Her günün tadını çıkarın. Erken kalkın; kendi kendinize ve sevdiklerinizle birlikte kaliteli zaman geçirin. Yürüyüşe çıkın; egzersiz yapın; kitap okuyun.Yalnızca sevdiklerinizle geçirdiğiniz zamana değer vermekle kalmayın; yalnız geçirdiğiniz zamanın da kıymetini bilin.
4.Rahatlama alanınızı genişletin
Günde en az bir kez sizi rahatsız edecek bir şey yapın. Kendinizi itin; ne kadar uzağa gidebildiğinize kendiniz de şaşıracaksınız. Unutmayın; korkunun diğer ucunda özgürlük vardır. Hareketsiz kalmak, büyümemektir. Potansiyelinizi tam olarak kullanabilmek için kaygılarınızı bir yana bırakın, hedeflerinizi yükseltin.
5.Tutkulu olun
Yaptığınız her şeyde tutkulu olun. Tutkunuzu vücut dilinizde, gülüşünüzde ve sesinizde gösterin. Gözleriniz parlasın. Tüm dünya coşkunuzu görsün ve duysun; tutkunuzu hissetsin.
6.Başkalarına hizmet edin
İnsanlar için bir rol modeli ve akıl hocası olun. Topluluk içinde gönüllü olun ve hedeflerine ulaşmaları için başkalarına yardım edin. Dünyanız, yeteneklerinizi paylaşmanız ve zamanınızı harcamanız için daha zengin ve iyi bir yer olacaktır. Kalıcı bir miras bırakın.
7.Küçük şeylere takılmayın
Kontrol edemediğiniz küçük şeyleri bir yana bırakın. Kendinizi o kadar da ciddiye almayın. Mükemmelliğin her zaman tek seçenek olduğunu sanmayın. Yaşamın kusurlarının sizi üzmesine izin vermeyin. Rahatlayın; işler kötü gittiğinde komik tarafları görmeye çalışın; olan bitenden ders çıkarın. Hogörülü olun, gülümseyin. Enerjinizi küçük şeylere harcamayın; yapmanız gereken daha önemli şeyler olduğunu hatırlayın.
8.Dürüst yaşam sürün
Her zaman kendinize karşı dürüst olun. Yaptığınız her şeyden gurur duyun. Kimliğiniz ve temsil ettiğiniz şey ile övünün. Başkalarını kusurlarıyla kabul edin. Yakın çevrenize empati ve iyi niyet ile yaklaşın. Onurlu olun. Yaşamda belli bir amacınız olsun ve değerlerinizle gurur duyun.
9.Minnettarlığınızı gösterin
Size herhangi bir zamanda yardım etmiş insanlara minnettar olduğunuzu gösterin ve teşekkür edin. Sizinle temasa geçen birine, elde yazılmış bir mektup gönderin. Bir arkadaşınızı ya da sevdiğiniz bir kimseyi arayarak sizin için ne kadar önemli olduklarını hissettirin. İşinde başarı gösteren bir meslektaşınızı ya da iş arkadaşınızı tebrik edin. İnsanlara onları takdir ettiğinizi ve onlarla yakından ilgilendiğinizi gösterin. Nazik davranışların hiç maliyeti yoktur; ama büyük anlamı vardır.
10.Başarıyı kutlayın
Başarılarınızdan gurur duyun. Küçük başarılarda bile kendinizi ve başkalarını kutlamaya zaman ayırın. Öte yandan, alçakgönüllü ve onurlu olun; sizin kadar şanslı olmayan insanlara karşı duyarlı davranın.
11.Pozitif tutum sergileyin
Pozitif tutuma sahip olmanın ve kendinize inanmanın büyük önemi vardır. İyi niyetli olabilirsiniz; kararlı olabilirsiniz; ama kendiniz ve yaşam hakkında pozitif tutuma sahip olmadan başarılı olamazsınız. Hayaller ölür; hedefler yok olur ve zihninizdeki ve kalbinizdeki berrak mavi gökyüzünün ve güneş ışığının yerine karamsarlık ve karanlık çöker.
Unutmayın; insanlar bazen onlara söylediklerinizi ve onlar için yaptıklarınızı unutabilirler; ama onlara neler hissettirdiğinizi asla unutmazlar. Bu yılı hayatınızın en iyi yılı yapmakla kalmayıp, aynı hedefe ulaşmalarını istediğiniz diğer insanlara da yardımcı olacağınız konusunda kendinize söz verin.
İnsanı alışkanlıkları belirler. Dolayısıyla, hayatında özel başarılara imza atanların nasıl farklılık yarattığını anlamak için öncelikle onların alışkanlıklarını izlemek gerekir. Hayatında farklılık yaratmak isteyenler de, öncelikle alışkanlıklarını gözden geçirmelidir.
Para ile satın alınamayan birçok değer, ancak zamanın etkin kullanımıyla kazanılabilir.
Sağlıklı yaşam, sağlam bir vücut, yüksek bilgi düzeyi, kültür, sevgi dolu bir ilişki ağı, toplumsal saygınlık, bu konulara ilişkin günlük alışkanlıklar ile kazanılır.
Şampiyonluk için koşan atletler, yarışın koşulduğu saniyelerde değil, ondan önceki hazırlık döneminde kazanırlar. Antremanları aksatmayan, her gün farklılık yaratabilenler, yarış koşulurken önemli avantaj sağlarlar.
Takımında sadece ilk onbirde oynayanları değil, aynı zamanda geniş bir yedek kadroyu da formda tutabilen antrenörleri, lig maratonundaki sakatlıklar, cezalar korkutmaz.
Her gün düzenli olarak dişlerini fırçalayanlar daha sağlıklı dişlere sahip olurlar. Her öğün yemeğine dikkat edenler, aşırı kiloları taşımak zorunda kalmazlar. Düzenli olarak egzersiz yapanlar daha az sakatlık yaşarlar.
Düzenli olarak okuma alışkanlığı edinenlerin, araştırmaya zaman ayırma disiplini olanların bilgi düzeyi de güncelliğini yitirmez. Merakını yitirenler güncelliğini de yitirir.
Her gün çevresi ile güleryüzlü ilişki kuranlar, onları iyi ve kötü günlerinde unutmayanlar önemli bir sosyal birikim elde ederler. Böylesi bir birikim ancak zaman içinde elde edilir. Dolayısıyla, zamanı iyi kullanmayanların, sosyal sermayesi de düşük olur.
Toplumsal güven de ancak zaman içinde kazanılabilinen kırılgan bir değerdir. Söylemlerle eylemlerin tutarlılığı ve toplum için değer yaratabilmiş olmak toplumsal güven kazanılmasının temelini oluşturur.
Elektronik çağda eylem söylem tutarsızlıklarının açığa çıkma hızı da önemli ölçüde artmıştır. Dolayısıyla, davranışlarıyla farklılık yaratmak isteyenlerin tutarlılık konusuna özel önem vermeleri gerekiyor.
Farklılık yaratmak bireyler için olduğu gibi kurumlar için de sürekli ve düzenli bir uğraştır.
Şirketler de yetkinliklerinin güncel kalabilmesi için sürekli geliştirilmesi gerektiğini iyi anlamalıdır. Geliştirilmeyen yetkinlikler rekabetin mutlaka gerisinde kalır. Müşterinin kalite anlayışı beklentilerinin aşılmasıdır. Bu tanım sürekli gelişmenin gerekliliğini ifade eder. Çünkü, beklentiler karşılandıkça yerlerini daha yüksek beklentilere bırakırlar. Dolayısıyla, dün mükemmel olarak kabul edilen bir hizmet seviyesi, bugün ancak yeterli, yarın ise yetersiz olarak nitelendirilecektir. Bu nedenle, beklentiyi karşılamak, ancak sürekli gelişme ile sağlanabilecek bir düzeyi ifade eder.
Müşteri sadakati elde etmek hem onun beklentilerini her zaman karşılamakla, hem de özel durumlarda özel tedbir alabilecek esnekliği göstermekle sağlanır.
Ürün geliştirmek için araştırma ve geliştirmeye düzenli olarak kaynak ayırmaksızın müşterinin gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verebilecek fırsatları yaratmak da çok güç olur.
Toplumsal sorumluluk konusuna düzenli olarak eğilmeyen şirketler, kamuoyunda bir risk ile karşılaştıklarında bu konuda güvenilirlik kazanmak için çok geç kalmış olurlar.
Özetle, gerek kişisel boyutta, gerekse kurumsal boyutta farklılık yaratmak istiyorsak her gün yaptığımız aktivitelere dikkat etmeli, düzen ve disiplini sağlamalıyız. Büyük başarılar her gün üst üste konan tuğlalarla inşa edilir. Her bir tuğlanın iyi yerleştirilmemiş olması veya zayıf olması, zaman içinde tüm duvarın sağlamlığını etkiler.
Bu nedenle, hem kendimizi yönetmekte, hem de kurumlarımızı yönetmekte her gün daha iyisini başarmayı, her gün farklılık yaratmayı hedeflemeliyiz.
Yaşam kalitemizi artırmak ancak bu anlayışla sürekli olarak yönetim kalitemizi artırmakla gerçekleşebilecek bir hedeftir.
Aklınızı ve Çalışma Ortamınızı Karışıklıklardan Kurtarın, Karışıklıklar Sizi Yavaşlatır.
Bu yazımızda verimliliğimizi etkileyen önemli konulardan birine karışıklığa değinmek istiyorum. Burada karışıklıktan kastettiğim sadece bulamadığınız bir kağıt ya da sürekli olarak karıştırdığınız çekmeceniz ya da bundan sonra ne yapacağınıza karar verirken yaşadığınız sıkıntı değildir. Yaşamınızdaki karışıklıklar; yapılacak çok işinizin olmasından, olmaması gereken yerlerde olan eşyalarınıza kadar, çeşitli biçimlerde oluşabilir. Bu esasında bir akıl karışıklığı durumudur.
Başarısızlık kafa karışıklığı ve dengede olamama halidir.
İş hayatında çok daha başarılı olması gerekirken karışık çalışma alışkanlıkları nedeniyle hak ettikleri yere ulaşamayan birçok insan tanıdım. Bu durum kendime şu soruyu sormama yol açtı: Düzenlilik bazı insanlara genetik bir hediye mi yoksa çevresel bir faktör mü ? yani sonradan mı kazanılıyor ?
Dağınık olmalarını bilinçli bir davranış gibi gösteren kişiler tanıdım. Hatta birisi dağınıklığını yaratıcılığına bağlıyordu. Dağınık insanlar doğuştan yaratıcıdırlar gibi bir tezi vardı.
Gerçeği söylemek gerekirse organizasyon yeteneği ne tamamen genetik ne de çevresel; sonradan biraz çaba ve eğitimle öğrenilen bir disiplin.
Düzenli olmak zaman içinde aynı ata binmeyi öğrenmek gibi yavaş yavaş öğrenilen bir beceridir, bir davranış ve alışkanlıklar bütünüdür. Çok düzensiz birinin yardımla ve uygun bir eğitimle organize olabileceğine inanıyorum ancak bu sigarayı bırakmak gibi zorlu bir süreç ve irade gerekiyor.
Çevrenizdeki ve zihninizdeki karışıklıktan kurtulduğunuz takdirde hayatınız ve zamanınız üzerinde daha fazla kontrol imkanına kavuşur ve yaşamınızda kaosa daha az yer verirsiniz, daha üretken olursunuz, stres düzeyiniz düşer ve daha az kaynak para, zaman, diğer kaynaklar- tüketirsiniz. Böylece yapmak istediğiniz şeyleri yapmak için yaşamınız içinde boşluklar yaratabilirsiniz.
Size garanti edebileceğim mesaj şudur: Düzenli olmak, dağınık yaşamaktan daha kolaydır !
Peki nasıl daha organize olunur?
Öncelikle karışıklığın içinden kendinizi kurtarmadan önce, yaşamınızda neler yapmak istediğinizi belirleyin. Hayatınızın ana alanlarında kısa ve uzun vadeli hedefler belirleyin. Hedef belirlemenin karışıklıktan kurtulmakla ne ilgisi var? diye düşünebilirsiniz. Bence çok ilgili. Başı karışıklıktan kurtulamayan insanların esasında geleceğe yönelik hedefleri ve amaçları yoktur. Günlük yaşarlar. Bu durum sadece zihin karışıklığına yol açmaz. Aynı zamanda çevrenizde karışır. Çünkü eşyalar, kırtasiye malzemeleri, kitaplarınız bunların hepsi sizin hedeflerinize doğru yapacağınız yolculuk sırasında size destek verecek olan orkestra üyeleridir.
Dolayısıyla düzene girmeye doğru ilk adım; çeşitli yönleriyle ve aşamalarıyla yaşamdan ne istediğimize karar vermektir. Bu kararı ne kadar çabuk verirseniz zihin karışıklığından o kadar çabuk kurtulur ve devam eden satırlarda yer alan bazı tavsiyeleri de dikkate alarak o kadar daha çabuk organize olursunuz.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin karakteriniz olur!
Verimliliğimizi etkileyen karışıklıklardan biride ofis düzeni ve organizasyon ile ilgili alışkanlıklarımızdır. Burada ofis ve ev düzenini bıçakla keser gibi bölmemiz pek mümkün değil çünkü birçok konuda evdeki yanlış alışkanlıklarımız genel verimimizi etkiliyor. Düzen deyince genellikle aklımıza öncelikle gelen titiz insanlar aklımıza gelir. Bu kişilerden çok titiz evde her şeyi dosyalıyor. Etrafta dağınık bir şey görmeye tahammülü yok şeklinde bahseder bu durumu bir olumsuzluk gibi görürüz. (şu gerçek ki toplum olarak düzeni sevmiyoruz) İş hayatımdaki ilk patronum çok titiz bir kişiydi. Çalışırken ayrı renklerde kalemler kullanır. Konularına göre ayrı renklerle not alırdı. Tabii üniversiten yeni mezun genç yöneticiler olarak patronumuzun titizliğine anlam vermekte zorlanırdık ve biz aramızda o yöneticimize çok titiz, tutucu vs gibi sıfatları uygun görürdük. Halbuki o belki yılların verdiği tecrübelerini alışkanlık haline getirerek olumlu davranış biçimine dönüştürmüştü. Şunu unutmayın davranışlarınız zaman içinde alışkanlık haline gelerek karakterimizin olumlu ve olumsuz yönlerini oluştururlar.
Düzenli bir ofis verimli bir çalışma ortamıdır
Çalışma alanınızın organizasyonu verimliliğiniz üzerinde önemli payı olan ve çoğunlukla göz ardı edilen bir konudur. Çalışma hayatımda, müşteri ziyaretleri sırasında çok modern ve lüks ofisler görüyorum. Ancak tasarımlarda verimlilik konusu henüz bizim için yeni bir konu ye da verimli çalışmaya uygun teknoloji ile entegre mimari çözümler henüz bizim yaşantımıza girmedi. Bu ofislerde ya çok fazla elbise dolabı var, ya yeterli dosya dolabı yok ya da dolaplar çalışma masamıza 5 metre mesafede. Ama baktığınız zaman birçok özelliği yetersiz eğitim veya eski alışkanlıklar nedeniyle kullanılmayan bilgisayar sistemleri, deri kaplı mobilyalar, İtalyan lambalar, en pahalı çiçekler.
Başka bir ofis örneği ; masa arkasında büyük bir ceviz kütüphane. Kütüphanede on senedir dokunulmamış kitap ve dergiler, bir sürü broşür ve reklam, kalorifer ve pencere kenarlarında bakımsız çirkin kötü saksı ve çiçekler masanın üzerinde ne ararsanız var adeta Salı pazarı.
Şimdi bu iki uç örnekten hareketle tavsiyelerimi şöyle sıralayabilirim:
Öncelikle ofislerimiz de çalışma ortamını tasarlarken verimlilik ve iş akışını dikkate almamız lazım. Kullandığımız malzemeler sağlam, sade ancak kullanışlı olmalı gösterişi değil kullanışlılığa prim vermemiz lazım.
Her türlü ıvır zıvır ve gereksiz malzemenin çekmece ve dolaplarda tutulması zihinsel yorgunluğu ve dağınık görüntüyü engeller.
Ofisiniz ihtiyaç duyduğunuz kaynaklara (kilit elemanlarınız, dokümanlarınız) mümkün olduğunca yakın olsun böylece daha etkin çalışabilirsiniz.
Dosyalarınıza koltuğunuzdan kalkmada erişebilecek şekilde yerleştirin ( bu aşamada U veya L masa düzenini öneririm.) Böylece dosyalarınıza kaldırılması gereken evrak masanızın üzerinden daha çabuk kalkar.
Sık kullandığınız eşyaları hep aynı yerde ve el altında tutun ki ihtiyacınız olduğunda kolay erişesiniz. Diğer eşyaları ise göz önünden uzak tercihen çekmecelerde tutun. Sık kullandığını eşyalarınızı hep aynı yere koyun örneğin;anahtarlarınızı her zaman aynı yere koyun ! kırtasiye malzemeleri makas, bant zımba vs
Düzenli Bir Ofisin Yararları
Vakit Kazandırır
Odaklanma İmkanı Sağlar
İş Arkadaşlarınız Aradıklarını Kolay Bulurlar
Stres seviyeniz azalır
Önemli olanla önemsizi ayırmış olursunuz
Çalışma masanız sizin iş tezgahınızdır depo olarak kullanmayın !
Masa düzeni ile ilgili alışkanlıklarınız var mı ?
Bir saklama düzeniniz yoksa verimli çalışmanız mümkün değildir. Ofislerde gördüğümüz başka bir aksaklık da çalışma masalarının üzerlerinin adeta bir kütüphaneye dönüşmüş olmasıdır. Masamızın üzerinde bilgisayarımız günlük iş dosyamız ve ajandamızın dışında başka bir şey olmamalıdır. Nedense masamızın üzerini bit pazarına çevirmeyi çok seviyoruz. Masamızı kişiselleştirmek istiyorsak bunu abartmamız lazım. Sadece sevdiklerimizin bir fotoğrafının yer alması yeterli..bunun dışındaki her şey çekmecelere veya dosya dolaplarına kalkması gerekir.
Bir projeyle dosyayla işiniz bitmediği zaman masa üzerinde bırakmayın. Devam eden işler dosyanıza not koyup, dosyayı göz önünden kaldırın.. Masanızın üzerinde günlük ihtiyaçlarınızın dışında bir şey kalmasın.
Tavsiye: Unutmayın masanız sizin çalışma tezgahınızdır. Tezgahın üzerinde sadece üzerinde çalıştığınız malzemenin bulunması lazım. Günlük çalışma programınız ve yapılacak işler dosyanız dışında başka hiçbir şey yer almamalı. Korkmayın temiz bir masa boş bir zihnin belirtisi olmadığı gibi dolu bir masa da çok çalıştığınızı göstermez !
Easy Photo Uploader isimli ücretsiz uygulamayla her şey çok basit.İlk zamanlar ilk ve ortaokul arkadaşlarını bulmak için kullanılan Facebook, bugün artık e-posta ve SMS'in yerini almış durumda. Buna bir de kişisel bilgilerin eklenebilmesi, fotoğraf ve video paylaşımı gibi eğlenceli ve sosyal faaliyetlerin eklenmesi Facebook'u vaz geçilmez hale getiriyor.
Facebook'un bu başarısını gören Google gibi pek çok firma benzer projelerle kullanıcıları kendisine çekmeye çalışıyor. Şu an için oldukça ilgi toplayan ve başarılı görünen Google Plus'ta ne olur ne biter bilinmez. Ancak uzun bir süre daha Facebook'un internet kullanıcıların temel ihtiyaçlarından biri olacağı kesin.
Facebook Kullanıcılarının Hayatını Kurtaracak
Çektiğiniz fotoğrafları Facebook arkadaşlarınızla paylaşmayı seviyorsanız muhtemelen şimdiden onlarca fotoğraf albümünüz var demektir. Ancak bu albümlerin oluşturulması, özellikle fotoğraf sayısı fazla olduğunda heyecan yerine sıkıntıya sebep olabiliyor. Onlarca, hatta yüzlerce fotoğrafı birkaç basit tıklamayla oluşturacağınız yeni albüme upload etmek istemez miydiniz? Teknoloji sitesi ShiftDelete.Net bu konudaki faydalı bir programı detaylı şekide anlattı. İşte size bunun en kolay yolu: Easy Photo Uploader!
Adım 1
Uygulamayı çalıştırdıktan sonra karşınıza çıkan pencereden, albümünüze eklemek istediğiniz fotoğrafları seçin. İsterseniz Ctrl + A tuşuna basarak tüm fotoğrafların seçilmesini sağlayabilirsiniz.
Adım2
Facebook logolu "connect" butonuna tıklayın. Eğer daha önceden eklediğiniz bir hesap varsa bu ekranda görüntülenecektir.
Adım 3
Facebook hesabınıza girmek için kullanıcı adı ve parolanızı girin. Giriş Yap butonuna tıklayın.
Adım 4
Facebook'un, uygulamaya erişim izni vermesi gerekiyor. Bunu sağlamak için 'İzin Ver' butonuna tıklayın.
Adım 5
Bu ekranda, Facebook hesabınızda bulunan albümlerin listesini göreceksiniz. İsterseniz seçtiğiniz fotoğrafları bu albümlerden birini de eklemeniz mümkün. Ancak biz yeni bir albüm oluşturacağımız için 'Create a new album' seçeneğine tıklayın.
Adım 6
Oluşturmak istediğiniz albümün ismini girin. İsterseniz Location ve Description bölümlerini de doldurabilirsiniz. Son olarak Privacy ayarlarından, oluşturacağınız albümün kimler tarafından görünebilir olmasını istediğinizi seçin
Adım 7
Fotoğraflarınızın büyüklüğü ve sayısına göre upload işlemi süresi değişim gösterebilir. Uygulamanın en önemli özelliği, boyutu ne olursa olsun fotoğraflarınızı Facebook'a uygun boyutlara otomatik olarak dönüştürmesi. Üstelik bunu, herhangi bir kalite kaybı yaşatmadan gerçekleştirebiliyor.
Adım 8
Tüm fotoğraflar upload edildikten sonra, 'Go to your Facebook Album' linkine tıklayarak oluşturduğunuz albümün son durumunu kontrol edebilirsiniz.
1. Hikayenizi yazın
Yaşam hikayenizi yazın ve içerisinde bazı cümlelerin altını çizin.
2. Geleceği gözünüzde canlandırın
Gelecekte nerelerde olabileceğinizi her ihtimali göz önüne olarak yazın
3. Geçmişi gözünüzde canlandırın
Geçmişte olanları şöyle bir gözünüzün önünde tekrar canlandırın, işe yarayacaktır.
4. Büyük düşünün
Yapabileceklerinizi biliyorsunuz, öyleyse büyük düşünün.
5. Kendinizi eğitin
Hiç bir yararlı aktiviteden geri kalmayın, sürekli kendinizi eğitin ve geliştirin.
6. Düzenli olun
Düzen önemlidir, zaman kazandırır, zamanınız çok olursa başarılı olma şansınız da artar.
7. Evinizde ve ofisinizde motivatörlere yer verin
Sizi motive edebilecek her şeyi etrafınızda bulundurabilirsiniz, onları doğru dinlerseniz size yalnızca yarar getirirler.
8. Gönüllü çalışmalara katılın
Karşılıksız yaptığınız şeyler de olsun hayatta, gönüllü olmayı öğrenin
9. Kendi motivasyonunuz ile başkalarını motive edin
Başkalarını da kendi motivasyonunuz ile motive ederek, hep beraber daha kolay ve iyi şekilde motive olabilirsiniz.
10. Çocuklar ile zaman geçirin
Çocuklar sevinç kaynaklarıdır, onlarla zaman geçirmeyi ihmal etmeyin
11. Yardımcı olun
Bildiğiniz konularda diğer insanlara yardımcı olmaktan korkmayın, geridönüşünü mutlaka alırsınız.
12. Kendinize bir model bulun
Örnek alabileceğiniz, başarılı, hayat hikayesini bildiğiniz, size ipuçları ile fayda sağlayabilecek kişileri kendinize örnek alın.
13. Yürüyüş yapın ve araba kullanın
Yürüyüşü ihmal etmeyin fakat bir arabanız varsa onu mutlaka kullanın, dikkatlice ve doğru şekilde.
14. Başarı hikayelerini okuyun
Bu konuda kaynak bulabilmek gayet kolay. Dünyanın, başarılarıyla tanıdığı kişilerin başarı hikayelerini iyi okuyun. Okurken detayları atlamayın. Detayları okuyun.
15. Müzik dinleyin
Müzik ruhun gıdası denir. Bence bir denemekte fayda var. Kısık, orta ve yüksek seste müzikler dinleyin.