El-keyf

El-keyf

Üye
05.03.2011
Uzman Çavuş
5.245
Hakkında

  • farkettim de,aynı anda alkışadık paylaşımlarımızı:))))

    teşekkür ederim ,seninkilerde öyle biliyorsun,illa dedirteceksin yani;)
#27.03.2011 23:27 0 0 0


  • Beni zamana gömüp
    Unut hadi her şeyi.
    Bana dair tek bir hatıra kalmasın senden..
    Sen beni yaşarken öldürmüşken,
    Ben seni sensizlikte yaşatacak kadar sevdim

#27.03.2011 23:25 0 0 0
  • gözgörebildigince gözdür
    görmeyince agma
    seni görmeyen gözden rabbime sıgınırım
    her bakıgım yerde göremesemde
    seni
    görmek istedigimde
    dilerim seni
    merak aştandır
    endişelendigimde sana
    yüregim sızlar ve kaygılaınrım
    hissiyat sevgidendir
    beklemek heyecan verivci olsana
    kalbime yeni düşmekten korkarım seni sevemem
    yaşamak lazım
    olabildigince güzelligie yaşamak lazım seni
    yaşamak,istek ve talep meselesidir
    bu da benim dilekcem...

    ************

    Alıştım sanma sakın yokluğuna
    Saatler geçtikçe özlediğimsin
    İnanma sevgilim unuttuğuma
    Sen her gece benim düşlediğimsin

    Ne yazarsa yazsın kader denilen
    Bir kul var uzakta seni dilenen
    Olmadı hiç senin kadar sevilen
    Tanrıdan duayla istediğimsin

    Hasretle sarılı dinmez hicranım
    Derde derman diye beklediğimsin
    Senin için nefes alır bu canım
    Sen her gece benim düşlediğimsin

    sıgınak & El-keyf
#27.03.2011 23:09 0 0 0
  • Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;
    dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..
    Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..


    Yalnız uçamaz ki kuşlar, ver kanadını kanadıma yüz yıllık bir romana çıkıyoruz.
    Sayfa sayfa yazacağız tüm manzarasını mevsimlerin.
    Şarkılarımız olacak sevinç dolu, paylaşacağız martılarla.
    Göz göz olacak kayıp giden seneler.
    Son ışıkları da sönünce kentimizin biz yanacağız kıyısız sevdamıza.

    Yalan olmuş öykülerini katran gözlü zakkumların atacağız uçurumlara.
    Gece gündüz papatya tarlaları düşleyeceğiz.
    Aldatmayacak bizi mevsimler.
    Gelincik reçeline bandığımız kızarmış ekmek kokusunda düşeceğiz yollara.
    Kuş sesleriyleDur daha bekle!!!
    Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? :)
#27.03.2011 23:00 0 0 0
  • deli bir taydır rüzgar
    koparır karanlığın zincirlerini
    koşar yalpalayarak
    bulutlara doğru
    öfke gibi
    kurşun gibi
    köpüren çavlanlar gibi
    pes ıslıklar haykırır ufuklara

    sel götüren
    gürül gürül yağmur sesi
    ve gümbür gümbür
    gök delen ışık
    koca bir yanılsamadır
    silinir zaman

    acı gibi iner yağmur
    yüreğimin görkemli gecelerine
    her bir damlasını öpmek isterim

    ah! ..
    beller büken
    zaman denen tortu
    neye göre ilaçsın sen
    ve kimlere?

    (su)
#27.03.2011 22:47 0 0 0
#27.03.2011 22:40 0 0 0
  • noimage

    bencil ruhsuz ve boş gözlerle
    karşımdasın yabancı halinle
    bu ilk değil ama daha önce
    bu son demen bu kadar koymamıştı niye?

    terkederken yanına al kara kaplı defterini
    akıtırsın kaleminden son sözünü iki yüzünü

    her nereye gidersen
    kendinle yüzleşirken kimse duymaz yalan söyle
    terkettiğin şehirler yarım kalmış şiirler
    sustukların büyür içinde...

    her nereye gidersen

    neden durur masanın üstünde
    bomboş bir kağıt sevdiğin kalemle
    erken gelmeseydim
    yazacak mıydın üstüne
    bıraktığım yerde ama "mutlu kal" diye

    terkederken yanına al kara kaplı defterini
    akıtırsın kaleminden son sözünü iki yüzünü
    ve...yüz görümlülüğü özünü....

#27.03.2011 22:38 0 0 0
#27.03.2011 22:36 0 0 0
  • noimage

    Aramıza koyduğun gayri kabilliğimize rağmen,
    her nefeste sana uzandı yüreğim.
    İmkânsızlığına inat doyasıya sarıldım sensizliğine.
    Öksüz sevilerime can verdim sana inat.
    Zamanı durdurdum gittiğin gün ve mor kelebeğime meleklerimle selam
    gönderdim bıkmadan
    Usanmadan
    Vazgeçmeden

    Bu ayrılığın katili oldun oysa sen.
    Onca savaşımda beni yenik ilan ettin ve böylesi bir sevdayı
    tek bir yüreğe mahkûm ettin prangalar eşliğinde.

    Hâlbuki seninle denizaltındaki tek bir hücre, tek bir amip gibiydik biz

    Senden umut dilenmedim karanlık gecelerime.
    Gittiğin günden beri tek bir kere bile dön demedim.
    Gidişin gelişin gibi kişizade değildi çünkü.
    Oysa gidişinde seciyeli olmalıydı gelişin gibi...

    Senden bana ait olmayan hayatını istemedim, istemeyeceğimde hiçbir zaman.
    Sadece uzaklarda ama aslında yüreğimin gizlerinde yaşattığım
    varlığına sarılıp gözbebeklerinde dinlenmek isterdim.
    Üşümüş gecelerdeki yüreğimi, kaç mevsimdir hiç duyamadığım sesindeki
    sıcaklıkta uyutmayı isterdim sonsuza kadar.

    Bana geldiğin o ilk günkü yağmura sakladığım gözyaşlarımı,
    yüreğine sardım yeniden.

    Artık bana ait olmasan da ben sadece senin yüreğine aidim
    Sadece senin sevdiğin bu yüreği senin yüreğine gömüyorum
    Senden başka kimse sevmesin diye...
#27.03.2011 22:31 0 0 0
  • ismin dudagımda iki hece
    kulagım alışmış senin sesine
    geleceksen evvel gel
    alışmışım senin sevgine

    gözlerimde bir ışık
    sabahı bekliyorum
    kara gecelere
    denız feneri oldum
    yolunu şaşıran aşıklara
    sabahı bekleyen mısraları dizdim kapına
    dua oldu gelmeyen sevgiliye

    sığınak...



    Geceyi alır mısın giderken?
    Yıldızları koy cebine...
    Biliyorum
    Üstüme hasretini örteceksin.
    Ve artık beni uyku tutmayacak.
    Öyleyse uykularımı da al...

    Peki şu kadehi diyorum
    kırp atsak.
    senin mayanla tatlanan şarabı kaldırsak.
    Biliyorsun ya
    Sen varsan mubahtır bana sarhoş olmak.
    Öyleyse günahlarımı da al...

    Şehrimi de götür lütfen.
    Sokaklarımın rengini yağmurumun ıslaklığını götürdüğün gibi...
    Biliyorum
    Özlemini hayatıma ekeceksin.
    Ve artık beni koyup koyup giderken sen
    Yollarıma büyüyecek çiçeklerin
    Öyleyse tohumlarını da al...

    El-keyf
#27.03.2011 22:24 0 0 0
#27.03.2011 22:22 0 0 0
  • ben slogan aşklara doydum artık
    evet ben ölümüne severim,ölümüne yaşarım
    ve sonunadek beklerim
    herkes işini yapsın
    senin payına gelmek düştüyse
    geleceksin
    herkes payına düşeni yapsın


    Teşekkür ederim sığınak değerli katkından dolayı
#27.03.2011 22:16 0 0 0
  • noimage

    Çekip gitmek istiyordum ardıma bakmaksızın şu ruhsuzluğuma inat
    Sonbaharın hiç bitmediği yere tüm şu hüzünlerimi yanıma alarak
    Ama olmadıAşkı ellerimde bitirdim son sözlerimle ve avare bakışlarla..
    Önüme çıkıp durduran olmadı aşk burada diyecek
    Ve sonun adı vedanın türküsü oldu tüm seslerim
    Ellerimin büyük boşluğu içerisinde sen ey meftun hakikat artık sükunetinde
    Ve uzayan bu sözlerin son noktasında söylenmemiş onca sözü
    İşte tüm her şeyimi deruni haliyle bırakıyorum

    Aşkı artık benim olmadığım yere asıyorum...

    noimage
#27.03.2011 22:14 0 0 0
#27.03.2011 21:59 0 0 0
#27.03.2011 21:55 0 0 0
#27.03.2011 21:53 0 0 0
  • noimage

    Yaşa gitsin dediler yaşadım gitmiyor..

    Gölgelerine saklanan birer hayalet sanki insanlar...
    Çelik alaşımlı plastik bedenleri yedek parça garantisiyle hiçbir namussuz geceyi
    yarı yolda bırakmıyor. 'Boğuluruz' korkusundan denizi bile hayal edemeseler de,
    dümen köşkünde hep onlar eğleşiyor. bir-iki bakışa ters takla atan yürek
    cambazları, köşebaşlarında aç rezervuar köpekleri gibi dövüşüyor.
    Gösteriler ucuzladıkça, biletler eşantiyon yerine, kalleşlik listeye ilk sıradan
    girip kapalı gişe oynuyor.

    Tehlikeli ilişkilerde dublör tutmayı kendimize yediremediğimizden,
    malulen emekli ediliyoruz düşlerimizden.. tazminatsız, amortisiz...

    İlkel sanrılar derinlemesine parselledi, mızrakların ucunda aşkın kelleleriyle
    yürüyor onun bunun kafatası avcıları!
    Metroseksüel Indiana Jones'lar sarmış dört yanımızı, bâkir duygular zührevi
    hastalık muamelesi görüyor tutku koridorlarında.

    Bağımsızlığı tanınmayan demirperde bir ülkenin pahalı başkenti insanlık...
    Tam da İpek Yolu'nun ticaret beşiğini sallayan bu kent, kalabalık yalnızlıklarıyla
    meşhurdur ve geçimini ihanetle sağlar kendilerine dokunmayan yılanı
    koyunlarında besleyen halkı.
    -ki aynı ihanet, metresidir aşkın tatminsiz ihtiras akşamları!

    erken çöken yaşlılık... prematüre aşklar... antifriz katılmış kanlar...

    astigmat göz dizimleri...suretsiz söz düşümleri...ketum kalp atışları...

    raf ömrü dolmuş anılar... turşusu kurulmuş acılar... stepne dostluklar...

    anestezik vücutlar... kendini kanıksayan kimlikler... sorumsuz yükümlülükler...

    penaltı kokan insanlık soneleri...

    ... Nicedir yaşamak, sağdan-sola, yukarıdan aşağı sözlüye kaldırıyor
    deneyimlerimi.

    Son zamanlarda hayat korkutuyor, beslemiyor, solumuyor beni...
    Zararın neresinden döneriz, kârımız kaç karın doyurur bilmiyorum; yine de
    "kendinize gelin!", diye bağırmak istiyorum gözlerim ağlama moru,
    dudaklarım kupkuru.. oysa adı yalnız halk öykülerinde geçen "kendiniz"
    neresi, hiç kimse hatırlamıyor!

    "Hey, yürek ressamı!
    Senin hayata çizdiğin platonik resimler ancak entellektüel geometriden
    sınıf geçer.
    Sen biraz yazı saçmala istersen...
    Boşver, insanlığı sen mi restore edeceksin?
    Üzümünü sorma, yaşa gitsin!" dediler.
    Yaşa gitsin dediler yaşadım gitmiyor..
#27.03.2011 21:52 0 0 0
  • Yaşa gitsin dediler yaşadım gitmiyor..

    noimage


    Gölgelerine saklanan birer hayalet sanki insanlar...
    Çelik alaşımlı plastik bedenleri yedek parça garantisiyle hiçbir namussuz geceyi
    yarı yolda bırakmıyor. 'Boğuluruz' korkusundan denizi bile hayal edemeseler de,
    dümen köşkünde hep onlar eğleşiyor. bir-iki bakışa ters takla atan yürek
    cambazları, köşebaşlarında aç rezervuar köpekleri gibi dövüşüyor.
    Gösteriler ucuzladıkça, biletler eşantiyon yerine, kalleşlik listeye ilk sıradan
    girip kapalı gişe oynuyor.

    Tehlikeli ilişkilerde dublör tutmayı kendimize yediremediğimizden,
    malulen emekli ediliyoruz düşlerimizden.. tazminatsız, amortisiz...

    İlkel sanrılar derinlemesine parselledi, mızrakların ucunda aşkın kelleleriyle
    yürüyor onun bunun kafatası avcıları!
    Metroseksüel Indiana Jones'lar sarmış dört yanımızı, bâkir duygular zührevi
    hastalık muamelesi görüyor tutku koridorlarında.

    Bağımsızlığı tanınmayan demirperde bir ülkenin pahalı başkenti insanlık...
    Tam da İpek Yolu'nun ticaret beşiğini sallayan bu kent, kalabalık yalnızlıklarıyla
    meşhurdur ve geçimini ihanetle sağlar kendilerine dokunmayan yılanı
    koyunlarında besleyen halkı.
    -ki aynı ihanet, metresidir aşkın tatminsiz ihtiras akşamları!

    erken çöken yaşlılık... prematüre aşklar... antifriz katılmış kanlar...

    astigmat göz dizimleri...suretsiz söz düşümleri...ketum kalp atışları...

    raf ömrü dolmuş anılar... turşusu kurulmuş acılar... stepne dostluklar...

    anestezik vücutlar... kendini kanıksayan kimlikler... sorumsuz yükümlülükler...

    penaltı kokan insanlık soneleri...

    ... Nicedir yaşamak, sağdan-sola, yukarıdan aşağı sözlüye kaldırıyor
    deneyimlerimi.

    Son zamanlarda hayat korkutuyor, beslemiyor, solumuyor beni...
    Zararın neresinden döneriz, kârımız kaç karın doyurur bilmiyorum; yine de
    "kendinize gelin!", diye bağırmak istiyorum gözlerim ağlama moru,
    dudaklarım kupkuru.. oysa adı yalnız halk öykülerinde geçen "kendiniz"
    neresi, hiç kimse hatırlamıyor!

    "Hey, yürek ressamı!
    Senin hayata çizdiğin platonik resimler ancak entellektüel geometriden
    sınıf geçer.
    Sen biraz yazı saçmala istersen...
    Boşver, insanlığı sen mi restore edeceksin?
    Üzümünü sorma, yaşa gitsin!" dediler.
    Yaşa gitsin dediler yaşadım gitmiyor..
#27.03.2011 21:42 0 0 0
#27.03.2011 21:34 0 0 0