birine yazmadım hiçbirini... hiçkimseye yazmadım... şizofrenik satırlar hepsi (: şuursuz satırlar (: benim için bir şey ifade etmiyorlar... birileri için bişeyler ifade eder diye paylaşıyorum (:
sahte melek sesleri çalındı
dinledim, gözlerimde ilahi örtü
adım adım bilmediğim yere doğru
yürüdüm sormadan, durmadan
ayakabılarım ıslandı birden
diz boyu soğudum, bilmiyordum
görmedim, tanrı çekmiş perdeyi
ilahi örtü, örtmüş güneşi
susuz kalmış çiçek, kurumuş
bir solgun çiçek, kokusu kurumuş
elimde bir benzeri, papatya gibi
aldatıldım, elimdeki sandım
belki de ben aldandım
korkusuz, uçuruma daldım
hikaye devam etti...
ve sen... sen... adımı koy sevgili...
yalan cümlelerine katmadan benimi...
dilleri mühürlü haykırışların vakitsiz intaharları saklı hep ben yanımda
sağır sevdaların vurdumduymaz yakarışları sensiz bir rüzgar soluğumda..
sana hiçlerimi yazıyorum...
tabiri bir sevda... bileklerimi kestim sana aktı hüzün yüklü gece...
sen sevmeyi bilir misin...
anlıyorum... yok artık bizim için...
kendini başkalarına adamışken... sen...
sana hiçbir şey yazıyorum şimdi...
sana hiçlerimi yazıyorum sevgili...
Gelişini hatırlıyorum...
Nasıl da çocukçaydı o geliş.
Nasıl da yeni yetme.Gelişine bakmıştım ben sadece...
Sonra hayatımı nasıl dizdim nasıl şifreledim bilmiyorum. Dostlarımçevremdünümyarınım ....
Uzaklaştık sonra...
Daha gitmemiştin oysa ki.Gelişin bana değildi ki gidişin benden olsundu.
Benim dizmiş ve şifrelemiş olduğum hayatın tümünde olacaktın zaten.
Ben ona göre düzenlemiştim her şeyi.
Geldin sonra...DNA gibi şifrelenmiş hayatımın tüm şifrelerini elinle değiştirmeye geldin.
Bu defa bana geldin.Sadece bana...
Sadece bana gelmediğini farkedişim tamamen gidişinle ortaya çıktı...
Tümden gelimlere dayatılmış yalnızlığımsözlerini ezberlediğim ayrılık
dizelerini aklıma kazıdığım sensizlik ve sevda şiirleribitmek tükenmek
bilmeyen gecelerde yazılmış satırlar...
Sen yok oldun artık.Uzanamıyorum.
Dokunamıyor um.
Sevemiyorum.
Ev et evet sevemiyorum.Seni sevmeyi bile unuttum.
Cidden nasıldı benim sana olan sevgim???
Gittin ya hani sen...
bitti ya hani...
Üstüne birde kurduğum şifrem bozuldu ve ben bir sürü şizofrenik depresif yazılara gömüldüm ya paranoyak düşüncelerimle...
Ellerime bakıpsaymaya çalışıyorum...Saatlerigünleri tarihleri düşünüyorum...
Hatırlayamıyorum...
Gittin ya hani...
Kendinle ilgili her şeyi de götürdün...
Bir anı bile yok beynimde bizimle ilgili...
Biz gerçekten "biz" olamamışız demek ki diyorum beynimdeki boşlukları
gördükçe...
Artık tümden gelim yalnızlıklarım yok...
Şiirlerimşarkı sözlerilarımsatırları m da...
Bir parça varmış eskiden ben de şimdi ne olduğunu bulamadığım...
Parça bendeyken mutlumuymuşum bilemediğim...
hepsi bu kadar işte...
Bizi "biz" yapma çabalarım günün birinde sen aklıma geldiğinde oturup
yazamayacağım kadarmış...
Yani hepsi geçermiş...Yani ben unuturmuşum...
Yani ben öyle sevmişim ki...
gittiğinde acını bile bırakmayacak kadar unutmamı istemişsin seni...
sözünü dinlemişim...
harika bir paylaşım canım emeğine yüreğine sağlık....
Ben yüzüm düne dönük arkama yığılı şehirleri bırakmışlığımla kaldım oracıkta..
Bir akşam sonrasıydı rüzgar aşk gibi esiyordu üzerimizden..
Rüzgara aldanan yüreğinle sallanamayan mendillere karışan gözyaşlarının eşlik
ettiği başka bir yola düştün içine bir nebze ben koyamadan...
Aşk sana gitmek kadar yakındı...
Yolu ikiye bölen şeritler gibiydi yollar hayatla senin aranda.
İkiye bölünmüşlüğünün farkındalığını unutmak için kaybolmayı seçmiştin.
Ne kadar gidersen o kadar iyiydi senin aşk kadar güzel ve yakıcı yüreğin için.
Bir yerlerde karşılaşma hayalinin kurbanlarındandın belki de yolu parçalara
bölen şeritlerin arasında yitirilmişliğine ulaşmayı amaçlamaktı belki de
bütün yolculuğun..
Biri seni sevse korkardın kaçardın kendinden kaçar gibi bulunamayan o yabanıl
aşklarımızın ölümü düşerdi aklına susardın..
Gözlerinden anlasınlar isterken sözcüklerini hiçliğe kurban ederdi aşk düşkünleri.
Sen gelmeden önce sözlerin geçmişti içime..
Sen gelmeden önce acıların geliyordu önünden.
Yollar tükenir miydi sende bilmiyordun gittikçe azalabilir miydi içinde gizliden
gizliye sakladığın sevdaların.
Gitmekle başlıyor sanıyorduk hayat oysa gittikçe hayata gömülenlerdik biz..
Şimdi yanıma geldiğin o kırıkeski kazınmış bankın üzerinde her yola bakıp ayak
izlerine karışmasını umduğun aşkın yasını izliyorum.
Sevmek gitmekmiydi sevdiği için mi giderdi insan sevdiğine ulaşmak için mi giderdi...
Biz ne için bu hayalin peşindeydik ?
Kendimiz kime kavuşabilirdik ki boşlukta sallandırdığımız kendimize bu kadar uzak düşmüşken...
Yapacak tek şey vardı ya onu yapardın..
Giderdin...
BEN SANA MECBURDUM,SEN BİLMEZDİN...
gönülden geçen bu yolda,sayfamda durup soluklanan tüm yüreklere ,
canı gönülden teşekkür ederim yorumlarınız karşısında bende oldukça duygulandım
eksik olmayın sevgi ve sağlıkla yaşayın
Görüyorum ki...
Kafiyesi alınmış sıradan tüm sözcüklerin
Aşk kokutsanda etrafı buram buram,
Ruh yok içinde eksik,çünkü bende çakılı kalmış bütün duygular.
İnkar etsende yakıp,yıkıp herşeyi basıp gittim desende
Enkazımın tüm kalıntılarını,tüm molazlarını
Yüreğindeki Benim üstüme gömsende !!!
Soluduğun havada
Islandığın yağmurda
Şehrinin köşe,bucağında
Aracının kapı kolunda
Gözünü alan gün ışığında
Her gece bambaşka hayallerle uyusan bile
Yanında , hemen baş ucunda
Ben varım ve hep ben olacağım
Sen istesende istemesende...
Çünkü....
Bu sefer sen değil ben gittim senden
Bu sefer hiç olmadığı kadar eksildim isteklerinden
Bu sefer yüreğimde yaşatırken gömdüm seni
Başka dudaklarda ölemezsin,ilk benim dudaklarımda bittin sen
Asıl bu sefer baştan aşağıya sendeyim
Yüreğinin çeperinden,dilinin ucuna batan ben
Sen inkar etsende etmesende
Tüm hücrelerini sarmış
İliğinden kemiğine kadar işlemiş
Mecazi bir aşk saflığı nispetince kişiyi ilahi olana ulaştırır. Hz. Mevlana yalnızca zahiri (dış) güzelliğe duyulan aşkın mutlak suretle geçeceğini söyler.
Aşkı aşkta olduran Mevlana'ya aşkı sormuşlar
" Ben olun ki bilesiniz" demiş. Aşk ateşi ile yanmadıkça, ney gibi bağrı oyulmadıkça, gönül içli nağmelerin sahibi aşıklara dönmedikçe
aşkı ne bilir insan?
Mevlâna aşkın gücünü ifâde ederken denizden dağlara, yerden göklere kadar, insanoğlunun ilgi alanı içinde bulunan tabiattaki pek çok varlığa atıfta bulunur.
"Dil, aşkın sırlarından, nazından bahsetmeye kalkıştı mı, gökyüzü
"Ey hakikatini güzelce örten Tanrı" demeye başlar.
Fakat aşkı örtmek nedir?. Ateşi yün ve pamuk içinde gizlemek!.
Ne kadar örtersen o kadar meydana çıkar!.
Ben onu örtmeye çalıştım mı o, bayrak gibi baş kaldırır, işte buracıktayım der."
"Aşk üstünlükte, bilgide, defterde, kitap sahifelerinde değildir().
Aşk öyle bir nur ağacıdır ki, dalları ezelde, kökleri de ebeddedir.
Bu ağaç, ne Arşa dayanır, ne de yeryüzüne, bu ağacın gövdesi de yoktur"
teşekkürler bende iki cümle ekleme ihtiyacı duydum,keyifle okudum