Estafurullah sevgili Ozan,Ezhab arkadaşımın takipcisiyim yazılarını keyifle okuyorum bende
dediğiniz gibi gönlü yüce takdiri mütevazi,ama öyle olmalı ,
ruhu erdemli kalemler sizlerin gibi olmalı
ben teşekkür ederim güzel yorumunuz için sevgiyle kalın,duyguyla yazın
kimi onu yaşar elbise diye giyer ibret olur sen gibi...Bütün süslü kelimeler sen gibi mütevazi gönlü yüce insanın elinde kum taneleri gibi savrulur gider..
ne kadar manidar cümleler,içi değerlerle dolu anlayana teşekkürler...
..şimdi, şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma.
Ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben..
Ben düşünmekten yoruldum, benim yerime de düşünür müsün?
Benim yerime ilgilenir misin insanlarla, yalanla, ihanetle, yâlnızlıkla...?
Geceleri birdenbire bastıran sağanak yağışlı korkuları alır mısın yamacımdan?
Gündüz gözüyle sevemiyorum kimseyi.
Yüreğimdeki bu düğümü çözebilir misin?
Giderek yaklaşıyor ve çoğalıyor sorular.
Bir cümlenin içinde virgül olmayı beklerken, nedendir bu noktaların kelimelerime
yaptığı tecavüz?
Beni bu saldırılara karşı koruyabilir misin?
Korktuğunun farkındayım, bu yüzden konuşmuyorsun.
Küçük bir çocuğun, hiç bilmediği bir şehirde kayboluşunu ve bir köşede kıvrılarak sessizce ağlayışını yaşıyorum sanki.
Tek farkımız, ben bildiğim bir şehirde kayboldum ve gözyaşlarının asil olduğunu
bilmeyen insanların arasında ağlamaya çalışıyorum.
Bu çabam da sonuçsuz kalacak, biliyorum.
Beni benim yerime bağışlar mısın?
Oysa, garipliğimi sudan sebeplerle süslemeyin dedim.
Sevecekseniz yıpratmadan, acıtmadan ve okşayarak sevin dedim.
Ellerimin küçüklüğü çocukluğumdan kalma, saçlarımın dağınıklığı rüzgârdan,
beni rüküş oyunlarınızın içine almayın, oynayamam dedim.
Çok sonraları farkettim kendi kendime konuştuğumu.
Beni deli sanacaklar.
Ya da sanmayacaklar, delilik bu...!
Benim adıma saklayabilir misin isyanlarımı özenle?
Çığlığımı tutar mısın düşmesin yere? Bir gün, işime yarayabilirler.
Yağmur yağıyor.
Biraz sonra bütün çıplaklığımı giyinip, çocukluğumla ona gideceğiz.
Belki ıslandığımda kaybolacak bu buruk gülümsemeler.
Belki unutacağım incindiğimi.
Yüreğimin ağrıyan yanlarını belki söküp atacağım, açlıktan ağzı kokan
sokak köpeklerine.
Kollarımı gökyüzüne kaldırıp, şarkılar söyleyeceğim belki, şarkılarım yağmura ..
Olur da bana bir şey olursa, şarkılarımı sahiplenir misin?
Kırgınım, çok yorgunum. Yanıyor bir yerlerde, derinlerde gönlüm..
Geçtiğim yollarda bıraktım sözlerimi ya da bırakmak zorunda kaldım, emin olamıyorum.
Gidenlerin geride bıraktıkları gözü yaşlı ayak izlerini sayarken
üzerime giydirilmiş olabilir suskunluklar..
Yoksa ben de bilirdim, güneşin izniyle aldığım gülüşleri her daim dudaklara yapıştırmayı.
Yaşım kadar geçtim hayattan ve sevdadan ve ayrılıklardan...ve artık ben de
korkuyorum herkes gibi, senin gibi sevmekten.
Canımı acıtmadan üzerimden alabilir misin bu korkuları..?
Kırgınlıklarımı kazıyarak beni aşk'la barıştırabilir misin yeniden..?
Ben senin bir zaman dokunduğundum .
Yaptığın ALÇAKLIĞI,konuşmaya gerek kalmadan gözlerinle anlatabilir misin..?
Bütün bunları yapabilecek kadar yürekli misin bilmiyorum.
Cesaret sadece güç gösterisi değildir çünkü.
Şimdi, şimdi yaşadığın yerde kal ve sakın konuşma.
Ceplerinde biriktirdiğin bozukluk sevişmelerden biri değilim ben.
Ya da sisli bir havada görmeden yanlışlıkla çarptığın biri hiç değil..
Bunun ne olduğunu, ne anlama geldiğini anlayabilir misin..?
Tedavülden kalkıyor zamanla bütün sorular ve kaybolup gidiyor uzayın derin boşluğunda, kimse üzerine alınmadan.
Suskunluğunu ve cevap veremeyişlerini, çocuk ruhunun bastırılmış serseriliğine veriyorum.
Daha zamanın var, elbet bir gün sende öğreneceksin konuşmayı.
Beden unutsa bile yürek unutmaz yaşadıklarını..
Bunu o garip gönlüne öğretebilir misin...?
Ama biliyorum..Benim yerime yapamayacağın şeylerde var.
Benim için sevemezsin şiiri, müziği, aşkı ve ben'i...
Yüreğimin çıldırtan iyimserliği neleri yapabileceğini merak etse de, kırgınlıklarım
beynimi uyuşturup gururumun yüzeyde olması için direniyor.
Bu yüzden ne sesime, ne yoluma, ne de sohbetime düşme..
Kara bulutlu gecenin ıslattığı kaldırım taşlarıyla ıslandım bende, ıslandım sana ve ikimize,
bu şehrin ağlayan sokakları kadar ağladım en az, gece uzun ve alabildiğine karanlık,
sen yoksun
Daha kaç kez geçeceğim bu sokaktan, daha kaç kez aralamayacaksın perdeleri, daha kaç
kez sana âşık olacağım yeniden
Gecenin en ayaz olduğu vakit, ellerim üşüse de yüreğim yanar, kalbim senin için atar;
işte o zaman belki bir umut kadar yakın, belki de bir hayal kadar uzak olduğunu anlarım,
yanarım, ben hep imkânsız aşklara kanarım.
İçimde bu sessiz bekleyişe inat yanardağlar uyanmakta ve sensiz geçen her gecenin
nöbetini tutmakta yorgun bedenim
Bedellere diyet ödeyen hayatımda, verecek pek fazla şeyim kalmasa da yinede yaşarım
aşkını, yinede korkmam sana bağlanmaktan, aşk hudutsuz olmalı ve yaşanacaksa tutarsız
hayallere inat bedelsiz yaşanmalı
Şimdi yanımda yoksun, belki hiç olmayacaksın, olsun yine de dönülmez aşkının ufkundayım,
vakit seni gösteriyor bu gece, yitik geceye gebe sabahların yalnızlığı var üzerimde
ve üşüyen ellerimin yaktığı ateş kadar sensizim
Islak kaldırımlarla ıslanırken bu gece; tükendiğim zaman sana birikiyorum,
azaldığım zaman seni çoğaltıyorum içimde.
Aşka ben yaşamak diyorum ve aşk sen olacaksan eğer;
sonsuza kadar yaşamak istiyorum.
Yoktun, Yoksun, Olmayacaksın; Ne Hazin Acı
Değilmi ki Senden, Yokluğun bile Baştacı..
Senden çok uzakta bir yerlerdeyim
Bazen sevinç kederlerdeyim
İnan tatlım kandım senin aşkına
Her yağmur yağdığında
Gözlerin hep aklımda
Adını ne zaman ansam
Yağmur yağar buralara
Kısacık bir aşktı bu yaşadığımız
Tatlı bir oyundu oynadığımız
Sence başka ne olabilir bu
Bence üzerimize
Yağan bir yaz yağmuru
Bence üzerimize
Yağan bir yaz yağmuru
VE....
Bir DEli Düş
Bu veda yabancı geliyor bana
İlk kendime hoşçakal deyişim
İnandığım tüm masallara vedam
Beceremedim şiirlerimin kahramanıyle sevişmeyi
Oysa ufacıktı arzularım
Tek bir şiiri avuçlayabilirdi