Üşüten bir mum alevi gece
Daha sabaha kaç karanlık eklemeli ey adı Yar olan ?
Afedersiniz... Adınız aşk diye sevmiştim.
Düşüşümü bilin diye gözlerinizin önünde yığıldım,
- 'topla kendini , kan görmeden aşk olmaz ' - dediniz.
Peki tutup yüreğimin mahrem köşelerinden, kalkmayı öğretecek
Yar değil miydi isminiz?
Afedersiniz, ne de düşüncesizim, çünkü düşünce/sizdim
Dört duvar derisi kavlamış dehlizlere (s)açılan rutubetli hüznün kapı ardında
Islayıp serçe parmağını topluyorken içlenmelerini ,
örüklü dilinin kurdelaları hiç boylanamayacağım paltonuzun iç cebinde mi gizli?
Lütfen pişirin içimde çöreklenen bu çare/sizliği, sizi taşıyorum!
Ağzı gevşemiş bir mahfi keseyken yürek, susuşunuz kadar çığırtkan,
yalnızlık boyu hafakan, söz gümüşü lutledin gözlerime inen geceye.
Kendimi t/uzağınızda buldum.
Uzansam edebi uykulu bir düş(üş) ardınız.
Ardıma yürütsem hıçkırıkları, size sırt çevirmek her adımda çift çelme.
Hem ne çok sakarım bilirsiniz, sizi de yanlışlıkla sevmiştim!
kör/ebeyim suçüstü yumdum gözümü
Size yazmak mecazi fıtratların asil debdebesiydi, üzgünüm, özendim.
Uzun zamandı Yol iz yoktu.
O zamanlar aşındı gönlümün felahının eşiği.
Gözlerinizin önüne döktüm tüm sağırlığınızı.
Kanım akmazdı , uğultum kesse nefesimin şakağını.
Özledim de Gel(me)diniz.
Peki ya, saçımdan topuğuma yoklayan ölüm siz değil miydiniz ?
AfedersinizBen sizi üşüyorum.
Elleriniz cebinizde ya hani, merakındayım, siz, rüzgarın yari misiniz?
Gözlerimi bağladı ne çok tebdil-i suretiniz.
Evvel solumdan geçmişsiniz, el yordamıyla seçilmiyor ki aşk, bilesiniz..
Gittiniz sonra Ve lakin ''özleyerek dönmek için'' dediniz.
G/özlediniz ne çok, gel(e)mediniz..
Siz en çok (t)uzaktan (g)özlemeyi mi bilirsiniz?
Yine aşka bağlanmak üzre dilimi çözün!
Heveslerimden tutun kaldırın beni, nasıl olsa düşünce/sizim
Düşümce siz! Ah efendim bir bilseniz, içimde ne çok değer/sizsiniz!
Yağmur bahane, melekler sizin nazarınıza
malik olmaya iniyor kente.
Baksanıza, aşkın çekincesinden peçesini iğneliyor
Sözlerimi dize getirin , dergahınızda daim aşka talibim.
Defettim bariz isyanlarımı , dilimi üfledim de eşiğinize geldim.
Ben ki na-reften sürülen pejmurde bir derviş,aşk adına yolu geceye vurdum.
Gece ki öz aşkın döşeğinde inzivada...
Tesbih tesbih çekiliyoruz aşk/la, otuzüç boncukta bir eksiksiniz!
Yan/sızım
Heybemde kaybedeceğim hiç birşey'sizliğimle , çıplak ayak dolanıyorum mikâtınızda.
Ele verdim kendimi , ele vermeyin beni!
Gidecek yanım çok ancak, gözlerime Yusuf 'un rayihasıyla gömlek sürenim yok!
Yok mu ensar bir yürek?
Hayli kalabalık çaresizliğim, oysa bilin ki ezelinden mahzun bir muhacir(d)im.
sağım..
solum..
önüm..
ardım.. aşk!
Yaradan'a işittirdim , kapıyı açın!
Aşkın vahyinde hicretinize geldim
Seni sevmek, bir sadakati değil, sadık bir ihaneti sevmektir...
Kaybetmeyi ve her seferinde yeniden başlamayı sevmektir seni sevmek...
Seni sevmek, ayrılığı daha ilk dakikadan kabullenmektir...
Ayrılık çöplüğünde aşk aramaktır seni sevmek...
Cevapsız bir soru, sorusuz bir cevaptır aşkın...
Kaç bilinmeyeni olduğunu bile sayamadığın bir denklemi
çözmeye çalışmaktır seni sevmek...
Seni sevmek, 'olmayacak bir nedeni, gelmeyecek bir gideni' beklemektir...
Seni sevmek, kafandaki hayali aşkı değil,
hiçbir norma uymayan bir deliliği sevmektir...
Seni sevmek, sonsuz bir denize dalmak,
çıkışı olmayan bir tünele isteyerek girmektir...
Cehennemde yanmaya koşa koşa gitmektir seni sevmek...
Günahın çekiciliğine kapılmak, şeytanın yap dediğini yapmak...
Ve ateşi güneş sanmaktır seni sevmek...
Bitmeyen bir filmi sürekli yeni baştan seyretmektir seni sevmek...
Seni sevmek, rüzgara kapılmak, havalanmak, uçmak...
Ve her seferinde binlerce metreden yere çakılmaktır...
Yaralanmış yüzünle, kanlarını temizlerken yine uçmaya çalışmak da
Sadece seni severken yapılacak bir deliliktir...
Seni sevmek, hiçbir şeye sahip değilken,
dünyalar sana aitmiş gibi mutlu olmaktır...
Seni sevmek, en basit haliyle yalandır, her seferinde yeniden kanılan...
Bir kez daha kanmak için aylarca beklenen, bir yalandır...
Seni sevmek, herkesin aklına meydan okumaktır...
Tüm doğru şıkları reddedip, bile bile bir yanlışı seçmektir seni sevmek...
Akılla kalbin bitmeyen kavgasını başlatmaktır...
Seni sevmek, kimselere açıklanamayan, kendine bile anlatılamayan...
Lanetli bir hastalık gibi saklanan, tuhaf bir hikayedir...
Seni sevmek bir hikayede hayat bulmaktır...
Hayatını bir hikayenin peşinden sürüklemek, bir roman karakteri olmak...
Romanın diğer karakterlerince acınarak bakılmaktır...
Seni sevmek, kimsenin göze alamayacağı bir kavgaya girmek...
Ve sonunda kahramanca ölmektir...
Seni sevmek, her seferinde yenilmektir...
Daha güzel yenilmek için yeniden başlamaktır...
Seni sevmek, dünyanın en güzelini sevmektir...
Kendi sevgine bile aşık olmaktır seni sevmek...
Hiç kimsenin başaramayacağını başarmaktır seni sevmek...
Dünyada en az bir kez mutlaka yaşanması gereken bir duygudur seni sevmek...
Aşkını bu kadar çok olumsuz öğe ile tarif ettikten sonra...
Yazının sonunda, bir kez daha sana aşık olmaktır, seni sevmek....
Aslında ne kadar da zordur, gerçeği bile bile,kendini teselli etmek..
Her gece başkasının koynunda uyuduğunu bildiğin halde,
belki de bu gece çekyatta uyumuştur diye yılları tüketip umut etmek...
İçimden çıkan lafların etrafı yangın yerine çevireceğini düşününce
kilit vuruyorum dilime.
Yan diyorum içime
Sadece sen yan
Ve Dayan diyorum gönlüme
Herkes mutlu olsun
Sen dayan
SEVİYORUM DEMEKLE BİtMİYOR ey can!!!
DüşLerimi Görün öyLeySe . .
Sevdiğinizi Benim Gibi Sevin . .
GüLün Hep GüLdükLerime ..
SıkıySa öLün BakaLım . .
Her Gün öLdükLerime . .