canım benimmm ne güzel serzenişlerde bulunmuşsun Dost'a
emeğine yüreğine sağlık
Sene minlerce gül vermek isterdim amma güller solar, sene omrümü vermek isterdim amma bir gün oleceyem, sene sadece sevgimi verirem ki, o
ebediyyen yasayac.
Bügün de sabah da üreyin geder yaxinindayam, ozünü tenha hissedende
eli üreyine qoy... Men hemise ordayam
Efsunlu gecelerin eşiğinde,düşük yaptı ruhsuz anılar
Bir bir karıştılar toprağa zerre sen kalmadan
Acımsı bir renk aldı ten,kıyısında doğan güneşine inat
Kar-boran tuttu ilik,kan pıhtıya karışmadan
Yürek yırtıklarıyla hasbihâl etmekte tiz bir sesle
Gönül kapısına kilit vurmuş,kimbilir kaç kat perde var pencerede
Sırt dönmüş gece güne,gün güneşe ,ay ise küs herkesle
Ruh da gam,gam da isyan,isyan da almış bir dedikodu
Hepsi ağız birliği etmiş,seni dile düşürmekte.
Dil diş ile dertleşmekte,diş kafes olmuş nefese
Nefes can da atmakta kalp ise grevde
Oluk oluk ,kan revan içindeyim her yer SEN.
Düşük yaptığım Efsunlu gecelerin eşiğinde.
Leş kokuyorsa dizeLerim harcayamadıkLarımdandır biL !
Gecenin segahı mesken edindi yüreğimi umut mahsulu saatler bana varmadan ölüyor.
.Bir kapsüle sığmayacak kadar çoğaldı içimde yaralar yarım bardak uykuyla susturamıyorum kendimi..
Dilime acımı baglayıp haykırıyorum acım dinmiyor...
Haykırışlar yetse de kırılışları anlatmaya anlattıgını dinletmeye yetmiyor...
Yorgun düşmüş yüreğini dokunmadan tutmuştum "sus" olup sancılarında su olup akmıştım yeşertmeye çalıştığın ne varsa...
Sen bütün sebepleri buruşturup savururken çöp kutularına
sonuçları birbirine geçirip yollar yaparken ayaklarına
ben sadece kendime söylemişim anlıyorum..
Başını kuma gömüp yaşanmaz hayat...
Saglam hatta sayısız köprü inşa etmek köprülerde yaşamak hayatı nehri akmaz kılmıyor..
Örülen duvarların arkasından bakmak ya da hayata
fırtınaları uzagına düşürmüyor.
Kaçmak ise sadece çözümsüzlük zincirine bir halka daha ekliyor.
Ve dayanılır kılmıyor hiçbir yalancı söylem acıları...
Emir verilmiyor duragan olmayana...!
Acılar yüzleşme istiyor
yüzleşme kendine dönüp bakmayı ve tam burada başlıyor
aynalara yeminli dillerin firarı....
"Oysa firar katlanılır kılmaz efkarları ve üstünden
atlayarak aşılmaz hiç bir acı..."
Bir korsan dagınıklığı şimdi bana kalan...
Bakire bir yıldız bile kalmadı -gök-yüzümde..
.Hergün biraz daha artan bedeli ödüyorum bilmem kaç kursun eskiterek yüreğimde..
Dirhem dirhem sonlanan çağ hatırlatıyor unuttuklarımı anımsıyorum
mesela tüm acılar mutluluklardan doğardı..
Varlığın kaybolan bir günün içinde kalsa da
kaybolan günün yamacından sessizliğe vuranlara atılan her ok gecemin karanlığında saklı...
Geceyi kaybolan gün mü karartmıştı yoksa yıldızlar parlamak için
geceyi karanlığa mı mecbur kılmıştı...?
bir Kadının ruhuna ancak bu kadar ince dokunulabilirdi,bir kadın ancak bu denli
onure edilebilirdi ve KADEME bir kez daha bizi böyle vurabilirdi teşekkürler arkadaşım
elin,yüreğin,duyguların dert görmesin.
bu yazıyı ne zaman okusam,hep şunu düşünmüşümdür?
reel de bile tanıyorum dediklerimizi,yada bizim dediklerimize ne kadar gerçek veya
ne kadar sahibiz? yan yanayken aslında kilometrelerce uzaklığımızın farkındamıyız?
buz gibi ekran dediğimiz,sanal dediğimiz an geldiğinde yanındaki insandan daha çok ısıtmaz mı içimizi? daha bir sahip çıkmaz mı duygulara? ve bir sürü sayılmayan vs vs vs lerle yaşamazmıyız sanalı,gerçeği? belkide kaçımız buruşturup bu ekranı çıkarıp aradan atmadık mı bir kenara? ve sonunda yaşamadık mı acaba o AMA ları?...
teşekkürler canım yine bam telime bastı bu yazı yine çenem düştü))
yorumunu esirgemeyen tüm gönül dostlarıma teşekkür ederim.
ayrı ayrı her birinize,yüreğinizdekileri buraya ekleyerek beni onurlandırıyorsunuz
ve ben her seferinde siz duygu dolu yüreklere biraz daha iyi biraz daha anlamlı paylaşımlar
arayışına giriyorum,verdiğiniz bu manevi teşvikten dolayıda ayrıca teşekkür ediyorum
sevgiyle kalın,duygularınızla var olun