GeceMavisi

GeceMavisi

Üye
20.01.2008
Uzman Çavuş
5.132
Hakkında

  • noimage noimage


    Maddi durumu iyi olmayan 10 bin öğrenciye vakıflarca burs verilecek.

    Eğitim gönüllüsü binlerce vakıf, her yıl ekonomik durumu iyi olmayan ilk ve ortaöğretim öğrencileri ve üniversiteli gençleri maddi açıdan destekleyerek geleceğe hazırlamaya çalışıyor.


    AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü, bu yıl
    da şehit ve gazi çocukları ile maddi durumu iyi olmayan 10 bin öğrenciye
    karşılıksız 50'şer YTL burs verecek.


    Şehit/gazi yakını olduğunu ya da maddi durumunun yeterli olmadığını
    belgeleyen öğrencilerin bu ayın sonuna kadar, Vakıflar Bölge Müdürlüklerine başvurmaları gerekiyor.


    Başvuru sırasında, burs formlarının doldurulması, öğrenci belgesi, 2 adet
    vesikalık fotoğraf, başarı belgesi ve vukuatlı nüfus kaydı örneklerinin görevli
    memurlara verilmesi gerekiyor.

    BURS VEREN VAKIFLAR

    Yıllardır verdiği burslarla başarılı birçok öğrencinin meslek sahibi
    olmasına katkıda bulunan Türk Eğitim Vakfı, başarılı ve maddi desteğe ihtiyacı olan öğrencileri bu eğitim ve öğretim döneminde de desteklemeye devam ediyor.


    Vakıf; teknik ve endüstri meslek lisesi, üniversite, yüksek lisans
    (master) ve doktora öğrencilerine burs veriyor. Bursiyerler, kendi öğretim
    kurumlarının oluşturduğu, TEV'den de bir temsilcinin katıldığı burs komisyonları aracılığı ile seçiliyor. TEV bu yıl 8 bin öğrenciye burs verecek. Meslek lisesi öğrencilerine 110 YTL, üniversite için 260 YTL, master için 450, doktora için 750 YTL veriliyor. Başvurular, 1-31 Ekim tarihlerinde "www.tev.org.tr" adresinden yapılabilir.


    Sema Yazar Vakfı, her yıl üniversite öğrencilerine katkıda bulunmak
    amacıyla burs veriyor. Bursun devamlılığı için her yıl başarılı olma koşulu
    arayan vakıf, burs alan öğrenciden, herhangi bir kuruluştan burs ve yardım almama şartı arıyor. Burs talebinde bulunan başarılı ve maddi yönden desteğe muhtaç öğrencilerin vakıftan alacakları formu doldurarak Ekim ayı başına kadar müracaat etmeleri gerekiyor. Detaylı bilgiye, vakfın "www.semayazar.org.tr" adresinden ya da (312-284 44 00) numaralı telefondan ulaşılabilir.


    Türk Diyanet Vakfı, bu yıl 200 öğrenciye burs veriyor. Burs verilecek
    öğrencinin babasının Diyanet İşleri personeli olması, anne ve babasından
    birisinin ya da ikisinin birden vefat etmiş olması, derslerinde başarılı olması
    koşulları aranıyor. Başvuruları, bu ayın sonuna kadar kabul edilen burslar için
    detaylı bilgi "www.diyanetvakfi.org.tr" adresi ya da (0312-417 12 35/557-558 numaralı telefondan alınabilir.


    Yurt genelindeki burs veren vakıflara ilişkin adres ve telefonlara Vakıflar Genel Müdürlüğünün, "www.vgm.gov.tr" adresinden ulaşılabilir.


    Vakıflar Genel Müdürlüğünün, web sayfasında yer alan Ankara'daki bazı
    vakıfların adres ve telefon numaraları ise şöyle:


    -Abdülkadir Özkan Eğitim Vakfı - Akıncılar Sok. No.21/2 Maltepe/Ankara
    (225 41 34)
    -Adalet Mensupları Dayanışma Vakfı (ADYAV) - Atatürk Bulvarı No:143/30
    Kızılay/Ankara (0312/425 47 02)
    -Ahmet Yesevi Vakfı - 3. Etap Ufuk Sitesi T-1 Blok No:27 Bilkent/Ankara
    (266 30 85)
    -Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı (ANAÇEV) - Kennedy Cad. No:53/3 K.
    Esat/Ankara (436 71 15)
    -Anadolu Eğitim Kültür ve Bilim Vakfı - Emniyetçiler Mah. Afet Sok No:25
    Gazi Mahallesi/ Ankara (232 39 19)
    -Anadolu Üniversitesi Okuyanları ve Mezunları Eğitim Kültür Vakfı (AÇÖV) - Sümer 2. Sokak No:19/10 Kızılay/Ankara (413 74 13)
    -Ankara Tıplılar Vakfı (eski adı Ankara Tıp Fakültesi Vakfı) - Talatpaşa
    Bul. Gevher İş Merkezi No:113/46 Samanpazarı/Ankara (310 69 40)
    -Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı - Maraşal Fevzi Çakmak Bulvarı
    Çakmak Apt. No 31/1 Beşevler/Ankara (213 07 77)
    -Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezunları Vakfı - Ankara
    Üniversitesi İletişim Fakültesi Cebeci/Ankara (319 77 14)
    -Atatürkçü Düşünce Vakfı (Ata Vakfı) - Sedat Simavi Sok. No:60/1 Ankara
    (4416131)
    -Atatürkçü Düşünce ve Laik Eğitim Vakfı (ADLEV) - Necatibey Cad.
    Yeşılırmak Sok. 8/9-10 Demirtepe/Ankara (231 96 36)
    -Atılım Vakfı - Mithatpaşa Cad. No:13/16 Yenişehir/Ankara (435 96 41)
    -Başbakanlık Mensupları Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı - Selanik Cad.
    Çiğdem Apt. 39/17 Kızılay/Ankara (417 18 45)
    -Başkent Üniversitesi Geliştirme Vakfı - Taşkent Cad. 77
    Bahçelievler/Ankara (212 51 63-64)
    -Eğitim Dostları Vakfı (eski adı Ankara 21. Yüzyıl Eğitim ve Kültür
    Vakfı) - Hilal Mah. 63. Sokak 17/7 Yıldız Ankara (440 23 44)
    -Gazi Eğitim Enstitüsü Mezunları Eğitim Kültür ve Spor Vakfı - GMK
    Bulvarı 69/13 Maltepe/ Ankara (229 35 98)
    -Gazi Üniversitesi Vakfı - GMK Bulvarı 112/32 Maltepe/Ankara (230 41
    75)
    -Gençleri Destekleme ve Koruma Vakfı - Güven Mahallesi Kuzgun Sokak 87/3
    Ayrancı/Ankara (427 44 24)
    -Gökçe Karataş Vakfı - Nenehatun Cad. 84/6 G.O.P/Ankara (446 18 28)
    -Haberal Eğitim Vakfı - Taşkent Cad. 77 Bahçelievler/Ankara (212 51 63)
    -Hacettepe Eğitim Araştırma ve Hizmet Vakfı - Ali Suavi Sok. Ak-Han İş
    Merkezi 23/63 Maltepe/Ankara (232 44 25)
    -Hacettepe Üniversitesi Geliştirme Vakfı - Alper Sokak 4/5 Ankara (441 87
    51-52)
    -İhsan Doğramacı Bilim ve Araştırma Vakfı (eski adı Hacettepe Tıp Merkezi
    Vakfı) - Ortadoğu Mahallesi Şafak Sitesi 10. Cadde No: 2 Ankara (266 41 80)
    -İhsan Doğramacı Eğitim Vakfı (eski adı Hacettepe Üniversitesi Vakfı) -
    Ortadoğu Mahallesi Şafak Sitesi 10. Cad. No: 2 Ankara (266 41 80)
    -İhsan Doğramacı Vakfı - Ortadoğu Mah. Bilkent Şafak Sit. 10. Cad. No: 2
    Bilkent/Ankara (266 41 80)
    -Mülkiyeliler Birliği Vakfı - Konur Sok. No: 1 Kızılay/Ankara (417 80
    98)
    -Orta Doğu Teknik Üniversitesi Geliştirme Vakfı (ODTÜ) - Merkez ODTÜ
    Kampüsü İnönü Bulvarı ODTÜ/Ankara (210 21 56)
    -Öğretmenler Vakfı - Ziya Bey Cad. 4. Sok. No: 2/1 Balgat/Ankara (287 61
    80)
    -Silahlı Kuvvetler İşçileri Öğrenim ve Dinlenme Vakfı - İnkılap Sokak No:
    20 Kat 5 Kızılay/Ankara (417 50 97)
    -Siyasal Bilgiler Mezunları Yardımlaşma Dayanışma ve Araştırma Vakfı -
    Mediha Eldem Sokak No: 73/15 Ankara (431 91 71)
    -TÜBİTAK - Münir Birsel Lisans Üstü Bursları Vakfı - Ihlamur Sok. No 6/34
    Tuğaç Han Kızılay/Ankara (230 47 17)
    -Türk Eğitim Derneği Ankara Koleji Vakfı (TED) - Taşpınar Köyü Yumrubel
    Mevkii/Ankara (586 90 00) Gölbaşı (586 90 13)
    -Türk Eğitim Derneği Yükseköğrenim Vakfı - Ziya Gökalp Caddesi No: 48
    Kolej/Ankara
    -Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) - Cinnah Cad. 48/6
    Çankaya/Ankara (439 08 16) Çankaya (439 23 25)
    -Türk Silahlı Kuvvetleri Eğitim Vakfı (TSKEV) - GMK Bulvarı No: 166
    Tandoğan/Ankara (231 67 26 - 232 34 86)
    -Türk Silahlı Kuvvetleri Mehmetçik Vakfı - Nasuh Akar Mah. 22. Sok. No:
    28 Balgat/Ankara (284 19 70)
    -Türkiye Odalar ve Borsalar Eğitim ve Kültür Vakfı (TOBEV) - Ballı Sokak
    Benadam İş Merkezi No:8/5 Bakanlıklar/Ankara (425 09 23)
    -Türkiye Öğretmenler Dayanışma ve Eğitim Vakfı (TÖDEV) - Sümer 2 Sokak
    No. 30/8 Kızılay/ Ankara (229 38 18)
    -Türkiye Zeka Vakfı - ODTÜ Teknokent Yazılım Teknopark ODTÜ Halıcı
    Yazılımevi İnönü Bulvarı/Ankara (210 16 27)
    -Türksoy Vakfı - Ferit Ricai Ertuğrul Caddesi No. 8 Oran Sitesi/Ankara
    (491 01 00)
    -Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı - Paris Cad. No: 14
    Kavaklıdere/Ankara (441 77 20)

    BURS VEREN BAZI DERNEKLER

    Vakıfların verdiği bursların yanı sıra bazı dernekler de öğrencilere burs
    sağlıyorlar.


    Kızılay Derneği de her yıl ilköğretim çağındaki 3 bin 500 öğrenciye burs
    veriyor. Milli Eğitim Bakanlığının bildirdiği maddi durumu iyi olmayan
    öğrencilere ayda 100 YTL burs sağlanıyor.


    Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, üniversite öğrencilerine karşılıksız
    burs veriyor. Burs başvuruları Eylül ayı içinde alınıyor. Gerekli bilgiler,
    derneğin "www.cydd.org.tr" adresinden alınabilir.


    İmam Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği (ÖNDER) de maddi
    durumu iyi olmayan öğrencilere burs veriyor. Burs almak isteyenler, derneğin "www.onder.org.tr" adresinden bilgi alabilirler.


    Rotary International tarafından da başarılı öğrencilere burs veriliyor.
    Başvurular, Reşit Galip Caddesi İlkadım Sokak No: Gaziosmanpaşa/Ankara adresine yapılabilir veya 447 44 27 numaralı telefondan bilgi alınabilir. noimage
#16.09.2008 01:01 0 0 0
  • Öğretmenlere hizmetiçi eğitim artık paralı noimage noimage noimage noimage
    Hizmetiçi Eğitim Dairesi Başkanlığı'nın başlattığı, 'Uzaktan hizmetiçi eğitim faaliyetleri', 2008-2009 eğitim öğretim döneminde ücretli hale getirildi. Hizmet İçi Eğitim Dairesi Başkanlığı'nın okullara gönderdiği 4 Eylül 2008 tarihli, Müsteşar Yardımcısı Remzi Kaya imzalı yazıda, 'E-hizmetiçi eğitim' programına katılarak, yönetici görevlere hazırlanmak isteyen öğretmenlerin 200 YTL yatırması istendi. Öğretmenlerin uzaktan eğitim yöntemi ile yaşam boyu öğrenme kapsamında bilgi ve becerilerini geliştirebileceği ve verimliliklerini artırabileceğinin belirtildiği yazıda verilecek eğitimin, 'Temel bilgi teknolojileri', 'Öğretim teknolojileri ve materyal tasarım', 'Öğretmenlik meslek bilgisi alanındaki gelişmeler', 'Birleştirilmiş sınıflarda eğitim', 'İlköğretimde kaynaştırma', 'İlköğretimde drama' başlıklarından oluştuğu kaydedildi. Kayıt işlemlerini tamamlayan öğretmenlere, eğitim sonunda yapılacak sınavla sertifika verileceği bildirildi.

    Aynı çerçevede Adana İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün internet sitesinden yapılan duyuruda ise okullarda kadrosuz usta öğretici olarak çalışanların sertifika puanlarına yükselmek için para vererek eğitim seminerine katılması istendi.
    Eğitim-Sen Adana Şube Başkanı Güven Boğa, AKP Hükümetinin çalışmalarıyla MEB'in ticarethaneye çevrildiğini öne sürdü. Daha önce okul yöneticiliği için yapılan sınavın, AKP Hükümeti döneminde hiç yapılmadığını belirten Boğa, şunları söyledi:

    "AKP Hükümeti, sınava girip okul müdürlüğü hakkı kazanan öğretmen arkadaşlarımıza bu fırsatı vermezken, son dönemde müdür ve müdür yardımcılığı sınavlarını yapmayarak vekaleten yöneticilik görevi mantığını ortaya çıkarmıştır. Vekaleten atanan tüm yöneticiler AKP mantığında kişilerdir. Vekaleten yöneticilik yapacak kişilere, görev verilmeyen ve asil müdürlük hakkı bulunan yöneticilere karşı, para ile sıfat alma fırsatı vermiştir. Bu sıfatı alacak ve yönetici olarak atanması düşünülen kimseler de mutlaka kendi taraftarları olacaktır. Bugüne kadar öğretmenler hangi alanda kendilerini yetiştirmek istiyorlarsa, okullarında öğrencilerine karşı daha verimli olmak istiyorlarsa istedikleri hizmet içi eğitimleri seçiyorlardı. Ancak, bu, son durumla imkansız hale getirilmiştir. Öğretmeler kendilerini güncellemek zorundadır. Hizmet içi eğitimlerin rolü budur. Bu eğitimin ileride yönetici olmak isteyenler tarafından para ile alınmasının istenmesi utanç vericidir. MEB, hiç bir hükümet döneminde bu kadar suiistimal edilmemiştir. Bakanlığımız eğitim değil, ticaret bakanlığına dönüştürülmüştür."


#16.09.2008 00:59 0 0 0
#16.09.2008 00:39 0 0 0
  • Aynı sorunun tam tersi sorulabilinir..

    Eğer kız dikine gidiyorsa erkek de dikini gidiyor demektir :/

    yani gittiniz dik gerçekten bir dik mi?
    Erkek doğru olanı söylüyor/yapıyor da kız mı dikine gidiyor. yoksa tam tersimi?

    Erkek ler marstan kadınlar venüsten okunulması gereken bir kitap..

    Eğer parmaklarının hepsi aynı boydaysa dünya nın düzeninde bir terslik var demektir..
#16.09.2008 00:36 0 0 0
#15.09.2008 23:51 0 0 0
#15.09.2008 23:44 0 0 0
  • Main-Board adına sizi tebrik ediyorum.

    Güzel bir birlik olacağını ümit ediyorum..

    Birliğiniz için her konu da destekçi biri olduğumu belirtmek isterim.

    Verimli çalışmalar.
#15.09.2008 23:06 0 0 0
  • @NaZ adlı üyeden alıntı:
    Annem çok özlüyor seni biliyorum. Babanla gurur duyuyorum diyor. İnsan gurur duyunca ağlar mı? Özleme alışır mı baba?

    Peki gurur senin yerine kardeşimi koklar mı? Beni maça götürür mü acaba?

    Buna yürek dayanir mi yaa

    Offf nerden dikkatimi çekti bu konu, güne aglaya aglaya basladim


    Gecemavisi, ellerine emegine saglik çok güzel hazirlamissin
    Orijinali Göster...
    Buna yürek dayanir mi yaa

    Offf nerden dikkatimi çekti bu konu, güne aglaya aglaya basladim


    Gecemavisi, ellerine emegine saglik çok güzel hazirlamissin





    Yorumunuz için teşekkür ederim.
#15.09.2008 07:04 0 0 0
  • KLASİZM ROMANTİZM REALİZM (Gerçekçilik) PARNASİZM
    DOĞALCILIK (Natüralizm) SEMBOLİZM (Simgecilik) İDEALİZM
    GELECEKÇİLİK (Fütürizm) DADAİZM GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (Sürrealizm) HARFÇİLİK (Letrizm) VAROLUŞÇULUK (Egzistansiyalizm) KİŞİSELCİLİK


    TANIM


    Belli bir tarihsel süreçte edebiyatı, tür ve yazarın milliyeti bakımından herhangi bir ayrım olmadan şekilsel ve içeriksel olarak etkileyen belli üslup, duygu ve düşünce dizisidir. Belli başlı edebi akımlar, klasizm, romantizm (coşumculuk), parnasizm (sanat sanat içindir), naturalizm (doğalcılık), sembolizm (simgecilik), idealizm (ünanimizm), realizm (gerçekçilik), fütürizm (gelecekçilik), dadaizm, gerçeküstücülük (sürrealizm), letrizm (harfçilik), varoluşçuluk (egzistansiyalizm), personalizm (kişilikçilik) olarak sıralanabilir.


    KLASİZM


    Edebiyatta eski Yunan ve Roma sanatını temel alan tarihselci yaklaşım ve estetik tutumdur. Yeniden doğuş diye adlandırılan Rönesans döneminde gelişmiştir. Bu akımın izleri bir önceki dönemde Rebelais ve Montaigne'de, hatta Aristoteles'tedir. Klasizmin temel öğeleri kendi içinde soyluluk, akılcılık, uyum, açıklık, sınırlılık, evrensellik, idealizm, denge, ölçülülük, güzellik, görkemliliktir. Yani bir eserin klasik sayılabilmesi için bu özellikleri barındırması gerekmektedir. Kısaca klasik bir eser, bir üslubun en yetkin ve en uyumlu ifadesini bulduğu eserdir. Klasizm temellerini Rönesans aristokrasisinden alır. Klasizm bir bakıma aristokrasinin akımıdır.

    ROMANTİZM


    18. yüzyılın sonunda başlar ve 19. yüzyılın ortalarına kadar sürer. Kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Önce ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı. Romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. Romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. Tarisel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır.
    Soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu yeni sınıf, duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden yanaydı. Böylece romantizm gelişme ve yaygınlaşma şansı buldu.
    Romantizmin en önemli habercisi Fransız filozof ve yazar Jean Jacques Rousseau'dur. Ama İngiliz yazarlar William Wordsworth ve Samuel Taylor Coleridge'nin 1790 yılında birlikte yayınladığı Lirik Balatlar adlı eser romantizmin bildirgesi sayılır. Yine İngiltere'de William Blake, Almanya'da Friedrich Hölderlin, Johann Wolfgang von Goethe, Jean Paul, Novalis, Fransa'da Chateaubriand ve Madame de Stael romantizmin ilk temsilcileridir. Victor Hugo, Alphonse de Lamartine, Alfred de Vigny, Nodier, Soumet, Deschamp, Alfred de Musset romantik akımın önemli yazarlarıdır.


    REALİZM (Gerçekçilik)


    Bir estetik kavram olarak 19. yüzyıl ortalarında Fransa'da ortaya çıkmıştır. Nasıl ki romantizm klasizme bir başkaldırı niteliğinde ise gerçekçilik yani realizm, hem klasizme hem de romantizme bir başkaldırıdır. Amaç, sanatı klasik ve romantik akımların yapaylığından kurtarmak, çağdaş eserler üretmek ve konularını öncelikle yüksek sınıflar ve temalarla ilgili değil, toplumsal sınıflar ve temalar arasından seçmekti. Realizmin amacı, günlük yaşamın önyargısız, bilimsel bir tutumla incelenmesi ve edebi eserlerin bir bilim adamının klinik bulgularına benzer nesnel bir bakış açısıyla ortaya konmasıdır. Örneğin, realizmin iki güçlü temsilcisi Gustave Flaubert'in Madame Bovary adlı romanı ile Emile Zola'nın Nana adlı romanında cinsellik ve şiddet edebi bir mikroskop altında incelenerek olanca çıplaklığıyla ortaya konulmuştur. Realizm felsefesinin altında güçlü bir felsefi belirlenimcilik yatar. Fransız edebiyatında Flaubert ile Zola'nın yanısıra Honore de Balzac, Stendhal, Rusya'da Lev Tolstoy, Ivan Turgenyev, Fyodor Dostoyevski, İngiltere'de Charles Dickens ve Anthony Trollope, Amerika'da Theodore Dreiser, İrlanda'da James Joyce realizmin önemli temsilcileridir. Realizm, 20. yüzyıl romanının gelişimini de önemli ölçüde etkilemiştir.

    PARNASİZM


    Adını, Louis Xavier de Richard ile Catulle Mendes'in hazırlayıp Alphonse Lemerre'in bastığı Le Parnasse Contemporain (Çağdaş Parnasçılık) adlı eserden alır. Klasizm, romantizm ve realizmin bütününe tepkili bir akımdır. 1830'lu yıllarda ortaya çıkmıştır. Temel kuramı "sanat sanat içindir" diye özetlenebilir. Aslında realizmin katı toplumculuğu ve gerçekçiliğine bir karşı çıkıştır. Daha çok şiirde kendini gösterir. Sanatsal biçim ve sanatsal içerik kaygısı ön plandadır. Bu akımın etkisindeki edebi eserlerde ölçülü ve nesnel bir anlatım, teknik kusursuzluk ve kesin betimlemeler kullanılır. Parnas şiir için "biçimciliği amaçlayan" şiir de denebilir. Parnasizm, bir yönüyle kendisinden sonraki doğalcılığa kaynak olmuştur. Zengin bir dil, zengin bir biçim, zengin ve yoğun bir duygusallık işlenir. Theophile Gautier'in şiirlerini, Theodore de Banville, Leconte de Lisle izlemiştir. Parnasizm, edebiyat tarihinde Leconte de Lisle ile özdeşleştirilir.

    DOĞALCILIK (Natüralizm)


    19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında etkili olmuştur. Doğa bilimlerinin, özellikle de Darwinci doğa anlayışının ilke ve yöntemlerinin edebiyata uyarlanmasıyla gelişmiştir. Edebiyatta gerçekçilik geleneğini daha da ileri götüren doğalcılar, gerçekleri ahlaksal yargılardan, seçici bir bakıştan uzak bir tutum ve tam bir bağlılıkla anlatmayı amaçlar. Doğalcılık, bilimsel belirlenimciliği benimsemesiyle gerçekçilikten ayrılır. Doğalcı yazarlar, insanı ahlaksal ve akılsal nitelikleriyle değil, rastlantısal ve fizyolojik özellileriyle ele alır. Doğalcı yaklaşıma göre, çevrenin ve kalıtımın ürünü olan bireyler, dıştan gelen toplumsal ve ekonomik baskılar altında ezilir, içten gelen güçlü içgüdüsel dürtülerle davranırlar. Yazgılarını belirleyebilme gücünden yoksun oldukları için yaptıklarından sorumlu değillerdir.
    Doğalcılığın kuramsal temelini Hippolyte Taine'in Historei de la Litterature Anglaise (İngiliz edebiyatı tarihi) adlı eseri oluşturur. İlk doğalcı roman Goncourt Kardeşler'in bir hizmetçi kızın yaşamını konu alan Germinie Lacarteux adlı yapıtıdır. Ama Emile Zola'nın Le Roman Experimental (Deneysel Roman) adlı eseri akımın edebi bildirgesi sayılır. Zola'nın yanısıra Guy de Maupassant, J. K. Huysmans, Leon Hennique, Henry Ceard, Paul Alexis, Alphonse Daudet doğalcı eserler veren yazarlardır.


    SEMBOLİZM (Simgecilik)


    19. yüzyılın sonlarında Fransa'da ortaya çıkmış ve 20. yüzyıl edebiyatını önemli ölçüde etkilemiştir. Bireyin duygusal yaşantısını dolaysız bir anlatım yerine simgelerle yüklü ve örtük bir dille anlatmayı amaçlar. Simgecilik, geleneksel Fransız şiirini hem teknik hem de tema açısından belirleyen katı kurallara bir tepki olarak başladı. Simgeciler, şiiri açıklayıcı işlevinden ve kalıplaşmış bir hitabetten kurtarmayı, şiirle insanın yaşantısındaki anlık ve geçici duyguları betimlemeyi amaçladı. Simgeciler, dile getirilmesi güç sezgi ve izlenimleri canlandırmaya, şairin ruhsal durumunu ve gerçekliğin belirsiz ve karmaşık birliğini dolaylı biçimde yansıtacak özgür ve kişisel eğretileme ve imgeler aracılığıyla varoluşun gizemini aktarmaya çalıştılar.
    Simgeci şiirin başlıca temsilcileri Charles Baudelaire'nin şiir ve görüşlerinden fazlaca etkilenen Fransız Stephane Mallarme, Paul Verlaine, Arthur Rimbaud'dur. Sembolik yazarlar arasında Jules Laforgue, Henry de Regnier, Rene Ghil, Gustave Kahn, Belçikalı Emile Verhaeren, ABD'li Stuart Merrill, Francis Viele Griffin yer alır.

    İDEALİZM


    Dünyayı ve varoluşu bilinç ve düşünceye öncelik vererek açıklama öğretisinin temel olduğu felsefi akımın edebiyattaki uzantısıdır. İdealist felsefenin tüm özellikleri edebi eserlerde de görülür. 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Bireyci dünya görüşü ve simgecilik akımına bir tepki olarak doğmuştur. Çağcıl yaşamın artık makineleşen toplumları ve alabildiğine serpilip gelişen kentleriyle bireyi topluluk içinde yaşamaya zorladığını vurgulayan idealizm, bir arada yaşamanın yarattığı ortak kanı ve duyguları dile getirmeyi amaçlamaktadır.
    Topluluk bilincini ve bu bilince göre bireyin varoluşunu, yaşamı belli belirsiz yönlendiren kimi tinsel gerçekleri betimlemeyi ön planda tutar. En büyük temsilcisi Fransız yazar Jules Romains'tir. Bu akımın temelleri, Romains'le Chenneviere'nin yazdığı Petit Traite de Versification (Şiir üzerine küçük inceleme) ve Georges Duhamel'le Charles Vildrac'ın kaleme aldığı Notes su la Technique Poetique (Şiir tekniği üzerine notlar) adlı eserlerde ortaya konulmuştur.

    GELECEKÇİLİK (Fütürizm)



    20. yüzyılın başlarında İtalya'da ortaya çıkmıştır. Edebiyatta devrim ve dinamizmi vurgulayan akım olarak değerlendirilir. İtalyan şair, romancı, oyun yazarı ve yayın yönetmeni Filippo Tommaso Marinetti'nin 1909'de Paris'te Le Figaro gazetesinde yayınladığı bildiri gelecekçiliğin manifestosu oldu. Bildiride, "Bizler müzeleri, kütüphaneleri yerle bir edip ahlakçılık, feminizm ve bütün yararcı korkaklıklarla savaşacağız" deniyordu. Bu geçmişin bütünüyle reddi demekti. Aynı bildiride, "Biz dünyadaki gerçekten sağlıklı tek şeyi, yani savaşa ve ölüme götüren güzel düşünceleri yüceltiyoruz" sözleri, siyasal alanda o dönemde gelişen faşizmden yana bir tavrın da açık göstergesiydi.
    Gelecekçiliğin kurucusu Marinetti, Avrupa'da birçok yazarı etkiledi. Rusya'da Velemir Hlebinikov ve Mayakovski gelecekçiliğe yöneldi. Rus gelecekçiler kendi bildirgelerini yayınladı. Puşkin, Tolstoy, Dostoyevski reddedildi. Şiirde sokak dilinin kullanılması istendi. 1917 Ekim devriminden sonra da gelecekçi akım güçlendi. Mayakovski'nin ölümüne kadar etkisini sürdürdü. İtalya'daki gelecekçiler ilk şiir antolojisini 1912'de yayınladı. Gelecekçilik faşizm ile özdeşleşti. Ve 1920'lerin ortalarına doğru etkisini yitirdi. Eserlerinde mantıklı cümleler kurmayı reddeden gelecekçilerin parolası, "sozcüklere özgürlük"tü. Ezra Pound, D. H. Lawrence ve Giovanni Papini bu akımdan etkilenen yazarlardır.


    DADAİZM


    Jean Arp, Richard Hülsenbeck, Tristan Tzara, Marcel Janco ve Emmy Hennings'in aralarında bulunduğu bir grup genç sanatçı ve savaş karşıtı 1916 yılında Zürih'te Hugo Ball'in açtığı cafe'de toplandı. Fransızca'da oyuncak tahta at anlamına gelen "Dada" akımın ismi olarak seçildi. Bildirisi de burada açıklandı. Bu akım, dünyanın, insanların yıkılışından umutsuzluğa düşmüş, hiçbir şeyin sağlam ve sürekli olduğuna inanmayan bir felsefi yapıdan etkilenir. 1. Dünya Savaşı'nın ardından gelen boğuntu ve dengesizliğin akımıdır. Dada'cı yazarlar, Kamuoyunu şaşkınlığa düşürmek ve sarsmak istiyorlardı. Yapıtlarında alışılmış estetikçiliğe karşı çıkıyor, burjuva değerlerinin tiksinçliğini vurguluyorlardı.
    Toplumda yerleşmiş anlam ve düzen kavramlarına karşı çıkarak dil ve biçimde yeni deneylere giriştiler. Çıkardıkları çok sayıda derginin içinde en önemlisi 1919-1924 arasında yayınlanan ve Andre Breton, Louis Aragon, Philippe Soupauld, Paul Eluard ile Georges Ribemont-Dessaignes'in yazılarının yer aldığı Litterature'dü. Dadacılık 1922 sonrasında etkinliğini yitirmeye başladı. Dadacılar gerçeküstücülüğe yöneldi.

    GERÇEKÜSTÜCÜLÜK (Sürrealizm)


    Avrupa'da bir ve 2'nci dünya savaşları arasında gelişti. Bu akım temelini, akılcılığı yadsıyan ve karşı-sanat için çalışan ilk dadacıların eserlerinden alır. 1924'te "Manifeste du Surrealisme"i (Gerçeküstülük bildirgesi) hazırlayan şair Andre Breton'a göre gerçeküstücülük, bilinç ile bilinç dışını birleştiren bir yoldur. Ve bu bütünleşme içinde düşsel dünya ile gerçek yaşam "mutlak gerçek" ya da "gerçeküstü" anlamda iç içe geçiyordu. Sigmund Freud'un kuramlarından etkilenin Breton için, bilinçdışı, düş gücünün temel kaynağı, deha ise bu bilinçdışı dünyasına girebilme yeteneği idi.
    Breton'un yanısıra Louis Aragon, Benjamen Peret, otomatik yazı yöntemleri üzerinde deneyler yaptılar. Kendi deyimleriyle, "gerçeküstü dünyanın düşsel imgelerini geliştirmeye" başladılar. Bu şairlerin dizelerindeki sözcükler, mantıksal bir sıra izlemek yerine bilinçdışı psikolojik süreçlerle bir araya geldiği için insanı irkiltiyordu. Gerçeküstücülük, yöntemli bir araştırma ile deneyi ön planda tutuyor, insanın kendi kendisini irdeleyip çözümlemesinde sanatın yol gösterici bir araç olduğunu vurguluyordu.
    1925'ten sonra gerçeküstücüler dağılmaya, başka akımlara yönelmeye başladı. Ama resimden, sinemaya, tiyatroya kadar bir çok sanat dalını derinden etkiledi. Andre Breton'un yanısıra P. J. Jouve, Pierre Reverdy, Robert Desnos, Louis Aragon, Paul Eluard, Antonin Arnaud, Raymond Queneau, Philippe Soupault, Arthur Cravan, Rene Char gerçeküstücülük akımının önemli isimleridir.

    HARFÇİLİK (Letrizm)


    Öncülüğünü Romen asıllı şair Isidore Isou'nun yaptığı, 2'nci Dünya Savaşı sonrasında ortaya çıkan bir akımdır. Şiirde en küçük birim olarak sözcükleri değil harfleri temel alır. Bu yolla da yeni bir şiir ve yeni bir müzik yazmayı amaçlayan bir karşı-akım niteliğindedir. Isou'ya göre, "harf olmayan ya da harf olmayacak hiç bir şey tinsel olarak da var olamaz." Harfçilik, edebiyatın yanısıra sinemayı, dansı, müziği ve resmi de etkilemiştir. Çıkış noktaları, "sesleri, sözcükleri, imgeleri aynı anda topluca bir araya getirecek yeni anlatım yollarının araştırılması"dır. Francois Dufrene, Maurice Lemaitre gibi şairler bu akımın önemli isimleridir.

    VAROLUŞÇULUK (Egzistansiyalizm)


    Yirminci yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru Fransa'da ortaya çıktı. Öncelikle bir felsefi akımdır. En önemli temsilcileri Martin Heidegger, Karl Jaspers, Jean-Paul Sartre, Gabriel Marcel ve Maurice Merleau-Ponty olmuştur. Felsefi bakımdan temelleri ise bunlardan önce Nietzsche, Kierkegaard ve Husserl gibi düşünürler tarafından atılmıştır. Varoluşçuluk 4 temel fikri savunur:
    1. Varoluş her zaman tek ve bireyseldir. Bu görüş bilinç, tin, us ve düşünceye öncelik veren idealizm biçimlerinin karşıtıdır.
    2. Varoluş, öncelikle varoluş sorununu içinde taşır ve dolayısıyla varlık'ın anlamının araştırılmasını da içerir.
    3. Varoluş insanın içinden bir tanesini seçebileceği bir olanaklar bütünüdür. Bu görüş her türlü gerekirciliğin karşıtıdır.
    4. İnsanın önündeki olanaklar bütünü öteki insanlarla ve nesnelerle ilişkilerinden oluştuğundan varoluş her zaman bir "dünyada var olma"dır. Bir başka deyişle insan her zaman seçimini sınırlayan ve koşullandıran somut tarihsel bir durum içindedir.
    Varoluşçuluğun etkileri çağdaş kültürün çeşitli alanlarında görüldü. Kierkegaard'ı izleyen Franz Kafka, Das Schools, Şato, Der Prozess, Dava adlı eserlerinde insanın varoluşunu bir türlü ulaşamadığı istikrarlı, güvenli ve parlak bir gerçeklik arayışı olarak betimledi. Çağdaş varoluşçuluğun özgün temaları, Sartre'ın oyunları ve romanlarında, Simone de Beauvoir'in yapıtlarında, Albert Camus'nün roman ve oyunlarında, özellikle de L'Homme Revolte (Başkaldıran İnsan) adlı denemesinde işlendi.

    KİŞİSELCİLİK


    Kişiselcilik, soyut düşüncülükle özdekçiliğin karşısına tinsel gerçekliği, sözü geçen iki bakış açısının da parçalara böldüğü birliği yeniden yaratacak sürekli çabayı koyar. Kişiselcilik, Descartes'in "Düşünüyorum öyleyse varım" (Cogito ergo sum) geleneği içinde yer alır. Kişiselciliğin ana yapısı şöyle özetlenebilir: Kişilik, bilinç, kendi yargısını özgürce belirleme, amaçlara yönelme, zamanın akışına karşı öz kimliğini sürdürme ve değerlere bağlanma gibi temel özellikleri nedeniyle, bütün gerçekliğin dokusunu oluşturur.
    Felsefi yönden Gottfried Wilhelm Leibniz bu akımın kurucusu, George Berkeley de başlıca kaynaklarından biri olarak kabul edilir. Edebiyatta en önemli savunucusu Emmanuel Mounier'dir.
#15.09.2008 05:33 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : İletişim Yayınları
    Yazarı : Fyodor DOSTOYEVSKİ
    kitap hakkında:
    Dostoyevski'nin kendi dünyasının kurduğu en sevilen, en çok okunan, en unutulmaz ilk büyük romanı Suç ve Ceza'yı büyük çevirmen Ergin Altay'ın İletişim Yayınları için yeni yaptığı güçlü çevirisiyle ve Murat Belge'nin önsözüyle sunuyoruz.
    "Aşkı ilk yaşamak, denizi ilk görmek gibi, Dostoyevski'yi de keşfetmek bir tarihtir. Bu genellikle ilk gençlik çağında olur; yaşlılıkta daha huzurlu yazarları okuruz. 1915'te Cenevre'de Suç ve Ceza'yı okudum. Kahramanları bir katil ve bir o.... olan bu roman bana çevremizdeki savaştan da yıkıcı ve etkileyici geldi... Dostoyevski'yi okumak bilmediğimiz büyük bir şehrin içine ya da bir savaşın gölgesine girmek gibidir."
    J.L. Borges
#15.09.2008 05:31 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Öteki Yayınevi
    Yazarı : Johann Wolfgang Von GOETHE
    kitaptan:
    Zavallı şeytan, bana ne verebilirsin ki?
    Yükseklere göz dikmiş insan bilincini, Senin gibiler kavrayabilir mi hiç?
    Sendeki gıda doyurmaz insanı,
    Elindeki kızıl altın, civa gibi,
    Avucunun içinden akıp gider,
    Senin kumar masallarında,
    Kimse kazanmaz,
    Daha sarılırken başkalarına bakar,
    Göndereceğin kızlar,
    Vereceğin itibarın Tanrısal gururu,
    Kuyurklu bir yıldız gibi,
    Koyar gider;
    Bunları mı sunacaksın?
    Göster bana bakalım,
    Koparılmadan çürüyen meyveyi,
    Her gün yeniden yeşillenen ağacı!
#15.09.2008 05:29 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Antik Yayınları
    Yazarı : Victor HUGO
    kitap hakkında:
    İhtiyaçları çok fazlalaşan insanlar kendi öz kaynaklarını sınırlarını zorlamaya itilir ve yollarına çıkan herhangi bir savunmasız kişiden bile irkilir. İş ve ücretler, yiyecek ve ısı, cesaret ve iyi niyet hepsi sahip olamadıkları şeylerdir. Bu karanlık içerisinde erkek, kadın ve çocuğun zayıflığını ele geçirir ve onları utanç verici işlere zorlar. Artık hiçbir dehşet veya korku dışlanmaz. Ümitsizlik, sadece dört duvarın adiliği ve basitliği ile sınırlanmıştır; hepsi kötülük ve suça yönelir... Hepsi sefilleşmiş, bozulmuş birer kötü ve pislik gibi gözükür. Fakat o denli alçalmış kişilerin de daha fazla alçalamayacağı bir çizgi vardır ve bu dönüm noktasında, dış dünya adeta yutar bu zavallı, tahilsiz, kimliksiz insanları... Onlar "Sefiller"dir; toplumdan dışlananlar, yeraltı köpekleri...
    - Victor Hugo-
#15.09.2008 05:29 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Armoni Yayıncılık
    Yazarı : Honore de BALZAC
    kitap hakkında:
    Dünya Klasikleri arasında özel bir yeri olan "Vadideki Zambak", Fransa'nın dev edebiyat ismi Honore de Balzac'ın en çok sevilen ve bütün dünyada en çok okunan kitabıdır.
    "Vadideki Zambak", coşku dolu bir aşk öyküsünün trajedesini anlatan eşsiz bir eser olmasının yanında, insana, bulunduğu toplumun değerlerini, sevginin gücünü, sadakati, mutluluğu, sabrı, anlamayı ve anlaşılmayı aşılamak üzere kaleme alınmış bir öğretici rehber özelliği de taşıyor.
    Felix ve Henriette kişiliğinde, ümitsizliğin, aşkın sınırsız coşkunluğunun ve hüznünün en çarpıcı kelimelerini içeren bu eser, 18. yüzyılda olduğundan daha çok bugün, yani duygusallığın kaybolduğu günümüzde ilgi çekiyor
#15.09.2008 05:28 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Oda Yayınları
    yazarı:Cervantes
    kitap hakkında:
    Don Kişot dünya edebiyatının en ünlü, en ölümsüz kahramanlarından biridir. Haklı olarak yazarını kısa zamanda büyük bir üne kavuşturan DON KİŞOT büyük-küçük herkesin beğenisini kazanmış bir başyapıttır.
    Don Kişot, okuduğu romanların etkisinde kalarak şövalye olmaya karar veren bir soylu kişidir. Amacı haksızlıklarla savaşmak, iyilere yardımcı olmak, kötüleri cezalandırmaktır. Sıska atı Rozinante'ye atladığı gibi, seyisi Şanso ile birlikte yollara düşer. Serüvenden serüvene atılır, olmadık işler gelir başına...
    Don Kişot, Şanso Panza ve Rozinante'nin serüvenlerini okurken hem gülecek hem de düşüneceksiniz.
#15.09.2008 05:28 0 0 0
  • noimage

    yazarı:Şirazlı Sadi
    yayınevi:Timaş yayınları
    kitap hakkında:
    Gülistan Doğu Edebiyatı'nın elden ele, dilden dile dolaşan en büyük eserlerindendir. Yazıldığı günden bu yana geçen yedi asırdır, yediden yetmişe herkesin severek okuduğu şaheser niteliğinde bir kitaptır. Şirazlı Sadi, Gülistan'da bilgi ve tecrübelerini, bazen kendi anılarından bazen dinlediği hikayelerden yola çıkarak okuyucularla paylaşır.
#15.09.2008 05:28 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Kare Yayınları
    Yazarı : Eflatun
    kitap hakkında:
    Sokrates, Atinalı bir felsefecidir. Atina'da M.Ö. 468-400 yılları arasında yaşamıştır. Babası heykeltraştır. Sophroniskos oğlunun heykeltraş olmasını ister. Ama Sokrates felsefeye ilgi duyar. O çok iyi bir hatipti. Sokrat bulunduğu her ortamda; sohbetlerde, tiyatrolarda, meydanlarda sürekli herkesle felsefe tartışmayı severdi. Felsefeye, politikaya, astronomiye, aritmetik ve geometriye olağandışı ilgisi vardır
#15.09.2008 05:27 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Kare Yayınları
    Yazarı : Eflatun
    kitap hakkında:
    Ariston'un oğlu Glaukon'la dün Pire'ye indim. Niyetim tanrıçaya dua etmek, bayram ilk defa kutlandığı için, nasıl olacağını görmekti. Yerlilerin düzenledikleri töreni pek güzel buldum. Dualarımızı bitirmiş, töreni seyretmiştik. Sonra da geriye dönüyorduk. O anda Kephalos'un oğlu Polemarkhos eve dönmek üzere yola çıktığımızı uzaktan görmüş...
#15.09.2008 05:27 0 0 0
  • noimage


    Yayınevi : Timaş Yayınevi
    Yazarı : BEYDEBA
    kitap hakkında:
    Hikmet dolu öğretici metinler, zamanın yıpratıcı etkisinden uzaktır. Bir bakıma zamanın özetidir onlar. Gün olur güzelliğini farkedenlerin elinde taçlanır. Kelle ve Dimne, bu metinlerden biri. Aslı, Sanskrikçe.
    Hayatı sisler içinde kalan bir Hind Hükümdarı için yazılmış. Debşelem Şah, düşünde gördüğü ışığı izler. Gide gide, gerçek bilginin kalbi uyaran ışığına ulaşır.
    Yaşlı Bilge Beydeba beklemektedir orada
#15.09.2008 05:27 0 0 0
  • noimage

    Yayınevi : Ötüken Neşriyat
    Yazarı : Bahaeddin ÖZKİŞİ
    kitap hakkında:
    "Sokakta", 1975 yılı "Peyami Safa Roman Yarışması"nda "Başarı Ödülü" almış bir eser.
    Konusunu geçtiğimiz son yüzelli yıldan alan bu kitapta, aldatılmış insanlığın hikayesi, bir kenar sokakta meydana gelen olaylara anlatılmaya çalışılmış. İnsanın sahip olduğu manevi kıymetleri hiçe sayan mutlak materyalizmin bir ülkeyi istilaya başlamasının ilk adımları...
    Şu var ki, karamsar değil yazar. Sanki, birbirine zıt kuvvetlerin ortaya çıkaracağı mutlulukları inançla bekliyor
#15.09.2008 05:26 0 0 0