hakan2230

hakan2230

Üye
14.08.2006
Astsubay
7.666
Hakkında


  • HAKİKİ İNSAN
    Atatürk, muhtelif vesilelerle maiyetinde çalışan kimselerin samimiyet ve sadakatlarını imtihan etmesini gayet iyi bilirdi. İnsanların halet-i ruhiyesini, niyet ve emellerini teşhis ve temyiz etmekte şelaleler saçan bir zekaya malikti.
    O büyük insan, bir gece Çankaya köşkündeki bir ziyafette devrin vekillerinden maruf bir zata şöyle bir sual sorar:
    - Beni hakikaten sever misiniz?
    Muhatabı hemen cevabı yapıştırır:
    - Sevmek ne kelime Ata'm, taparım!
    - Peki her dediğimi de yapar mısınız?
    - Derhal
    Atatürk, bu söz üzerine belinden tabancasını çıkarır ona uzatır.
    - Öyleyse, al tabancamı, sık kafana...
    - "Aman Atam" der, herhalde benimle şaka ediyorsunuz. Benim ölmemi istemezsiniz. Meseleyi anlayan Atatürk, yeleleri kabaran bir aslan mehabetiyle dışarıda hizmet eden askeri yanına çağırıp aynı sualleri sorup, cevabını aldıktan sonra, karşısında Toroslar'dan kopmuş bir kaya parçası gibi duran bu bağrı yanık Anadolu çocuğuna tabancasını uzatıp kafasına sıkmasını emreder. Aslan Mehmetçik, bu emri bilatereddüt yerine getirir, fakat kendisine bir şey olmaz. Çünkü, Atatürk, daha önce tabancasındaki merminin kurşununu çıkarmıştır.
    İşte o zaman, Atatürk yanındakilere şöyle der:
    - Beni ve vatanı seven hakiki insanı gördünüz mü?
    Ruhu şad olsun.
#28.09.2008 10:50 0 0 0
  • PEYNİR, ZEYTİN, SOĞAN VE KURU EKMEK
    Mustafa Kemal Paşa, Erzurum ve Sivas Kongreleri'ne katılan arkadaşlarıyla birlikte ciddi para sıkıntısındaydı. Erzurum'dan Sivas'a intikal sırasında, yoldaki durumlarını Mazhar Müfit şöyle anlatır:
    "Önümüzde ve Paşa'nın üstün iradesi ve dahi ışığı altında yeni ve engin bir savaş ufku açılmıştı. Erzurum'dan sonra yeni bir irade, yeni bir madde ve mana hamlesi ile büyük vatan savaşına atılacak, Erzurum'da kurulan büyük temele bina edilecek eserin ikinci safhasındaki çalışmalara katılacaktır.
    Sesimi biraz yükseltmiş olacağım ki, öndeki arabadan Mustafa Kemal Paşa arkaya bakarak eli ile;
    - Daha yüksek sesle!... diyerek işaret veriyordu. Ve bu işaret üzerinedir ki, yine gayri iradi, gayri ihtiyari olarak dilimin ucuna:
    "Ey gaziler yol göründü tarihi şarkısı geldi ve ben bu şarkıya başlayınca insiyaki bir sirayetle hemen bütün otomobillerdeki arkadaşlar da bana katıldılar ve hep bir ağızdan bu şarkıyı okuduk ve söyledik. Arızasız öğle vaktini bulduk. Her kilometreyi arızasız kat ettikçe adeta sevinç duyuyor ve:
    - Otomobillerimiz bu vaziyette bizi Sivas'a selametle ulaştıra bilecekler ümidini muhafaza ediyorduk. Bir pınar başında mola verdik. Paşa:
    - Hemen yemeğimizi yiyelim, vakit kaybetmeksizin yine yola devam edelim dedi.
    Çünkü 4 Eylül'de kongrenin açılması kararlaştırılmış olduğuna nazaran, yolculuğumuz muayyen bir programla tayin ve tespit edilmiştir.
    Hareket ve molalarda o programa uymak zorundaydık. Ancak paşanın;
    - Yemeğimizi yiyelim deyişinde sonraki vaziyetimizin biraz acıklı olduğunu da tebarüz ettirmeyelim. Yemek deyince, bilhassa Anadolu'daki kara yolculuklarında gün görmüş insanlar için yemek; tavuk, hindi, soğuk et, su böreği, köfte vesaire gibi şeylerden düzülen nevaledir.
    Hepimiz de bu çeşit nevalelerle yolculuk etmiş insanlardık. Fakat, bu defa nevalemiz; peynir, zeytin ve kuru ekmekten ibaret bir azıktı. Su başında rastladığımız köylüler de torbalarından birkaç baş kuru soğan ikram ettiler. Fakat, paşa başta olmak üzere hepimiz en büyük bir lokantada pişirilmiş veya ziyafette tertiplenmiş yemeklerden ve İstanbul tabiri ile et'ime-i nefise-i lezize (en güzel yemekler) den daha mükemmel ve daha iştahlı olarak zevkle kuru soğanı, peyniri, zeytini, ekmeğimize katık ederek ve pınarın buz gibi suyunu içerek karnımızı doyurduk.
#28.09.2008 10:50 0 0 0

  • ATATÜRK'E BİR KÖYLÜNÜN CEVABI
    Tarihimiz sayısız savaşlarla doludur. Biz bu savaşlardan başkaldırıp ne memleketi imar edebilmişiz, ne de kendimiz refaha kavuşmuşuzdur. Bunun sebebi, bizim suçumuzda olduğu kadar düşmanlarımızdadır da. Çünkü başta Moskoflar olmak üzere düşmanlarımız hep şöyle düşünürlerdi :
    - Türklere rahat vermemeli ki, başka sahalarda ilerleyemesinler...
    Bunun için de sık sık başımıza belalar çıkarırlar, savaşlar açarlar, balkan milletlerini "istiklal" diye kışkırtırlardı.
    Biz böyle durmadan savaşırken de o zamanlar askere alınmayan gayri müslimler durmadan zenginleşirlerdi.
    Onların neden zengin, bizim neden fakir kaldığımızı bir köylü, Atatürk'e verdiği kısa bir cevap ile gayet veciz olarak izah etmiştir.
    Atatürk, Mersin'e yaptığı seyahatlerden birinde, şehirde gördüğü büyük binaları işaret ederek sormuş:
    - Bu köşk kimin?
    - Kirkor'un...
    - Ya şu koca bina ?
    - Yargo'nun
    - Ya şu ?
    - Salomon'un...
    Atatürk biraz sinirlenerek sormuş:
    - Onlar bu binaları yaparken ya siz nerede idiniz? Toplananların arkalarından bir köylünün sesi duyulur:
    - Biz mi nerede idik? Biz Yemen'de, Tuna Boyları'nda, Balkanlar'da, Arnavutluk Dağları'nda, Kafkaslar'da, Çanakkale'de, Sakarya'da savaşıyorduk paşam...
    Atatürk bu hatırasını naklederken:
    - Hayatımda cevap veremediğim yegane insan bu ak sakallı ihtiyar olmuştur, der dururdu.
#28.09.2008 10:49 0 0 0
  • Binbir Gece Masalları (Arapça: كتاب ألف ليلة و ليلة Kitāb 'Alf Layla wa-Layla, Farsça: هزار و یک شب Hazâr-o Yak Šab) Orta Çağ'da kaleme alınmış Orta Doğu kökenli edebi eserdir. Şehrazad'ın hükümdar kocasına anlattığı hikâyelerden oluşur.

    Tarihçe
    8. yüzyılda Arap Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında Bağdat önemli bir kozmopolit şehirdi, İran, Çin, Hindistan, Afrika ve Avrupa'dan gelen tüccarlar ile dolup taşmaktaydı. Bu dönemde, şehrin kültürel yapısı da gelişmiş, Arap kültürü, özellikle diğer Doğu kültürleriyle harmanlanmıştı. Binbir Gece Masalları'ndaki hikâyeler işte bu dönemde, halk hikâyeleri olarak ortaya çıkmıştır. Sözle aktarılan bu hikâyeler sonunda tek bir eserde derlenmiştir. Hikâyelerin çekirdeğini eski bir Fars (İran) kitabı olan Hazâr Afsâna ('Bin Efsane', Farsça: هزارافسانه;) oluşturmuştur. 9. yüzyıl dolaylarında hikâyeleri derleyen ve Arapça'ya çevirenin masalcı Ebu abdullah Muhammed el-Gahşigar olduğu söylenir. Eserdeki hikâyelerin çerçevesini oluşturan Şehrazad öyküsünün esere 14. yüzyıl dolaylarında katıldığı düşünülmektedir. Eser Fransızcaya 1704'te çevrilmiş, ilk modern Arapça derlemesi ise 1835'te Kahire'de yapılmıştır. Fransızca'ya 1704'te çevrilmişse de, eserin ve ihtiva ettiği hikâyelerin bir kısmının daha önceden Batı'ya geldiği düşünülmektedir.

    Konusu
    Hikâyeye göre Fars kralı Şehriyar "Hindistan ile Çin" arasındaki bir adada hüküm sürer (eserin daha sonraki biçimlerinde, Şehriyar'ın Hint ve Çin'de egemenlik sürdüğü yazar). Şehriyar karısının kendisini aldattığını öğrenir ve öfkelenir, tüm kadınların sadakatsiz, nankör olduğuna inanmaya başlar. Önce karısını öldürtür, sonra da vezirine her gece kendisine yeni bir hanım bulmasını emreder. Her gece yeni bir gelin alan Şehriyar, geceyi geçirdikten sonra tan vakti kadınları idam ettirir. Bir süre bu böyle devam eder, daha sonra vezirin akıllı kızı Şehrazad bu kötü gidişata son vermek için bir plan kurar ve Şehriyar'ın bir sonraki eşi olmaya aday olur. Evlendikleri geceden başlayarak, kardeşi Dünyazad'ın da yardımıyla her gece Şehriyar'a çok güzel ve heyecanlı hikâyeler anlatır. Tam şafak vakti geldiğinde, hikâyenin en heyecanlı yerinde anlatmayı keser. Hikâyenin sonunu merak eden Şehriyar, ertesi gece devam edebilmesi için, o gecelik Şehrazad'ın idamını erteler. Kitabın sonuna kadar, Şehrazad'ın Şehriyar'a anlattığı hikayeler yer alır. Sona gelindiğinde, Şehrazad üç erkek çocuğu doğurmuştur ve evlenmelerinin üzerinden uzunca bir süre geçmiştir. Kralın kadınlara olan öfkesi ve kötü düşünceleri dinmiş, Şehrazad'ın sadakatine inanmıştır. Böylece önceki emrini de kaldırır.

    Eserde bulunan hikâyeler çeşitlidir; şiir, komedi, trajedi ve alaycı olanlarının yanında, aşk hikâyeleri, tarihi ve dini olanlar da mevcuttur. Eserdeki önemli bir nokta da bazılarındaki erotik motiflerdir. Bu bölümler, eserin çeşitli yerlerinin zaman zaman sansürlenmesine neden olmuştur. Eserde, hayalî veya mitik yer ve karakterlerin yanı sıra gerçek yer ve karakterler de yer alır, çoğu zaman hayalî ve gerçek kişiler, olaylar ve yerler harmanlanmıştır. Örneğin, eserdeki birçok hikâyede göze çarpan baş karakter Abbasi Halifesi Harun Reşid'dir.

    Bazen Şehrazad'ın anlattığı bir hikâyede geçen bir kahramanın kendine has bir hikâyesi ve o hikâyenin de içinde farklı bir hikâye olabilir. Böylece eser zengin biçimde farklı tabakalardan oluşur.

    Popüler kültürü de etkileyen eser, bir bütün olarak ya da içerdiği hikâyeler tek tek filme alınmış, benzer edebi eserlerin yazılmasına ilham kaynağı olmuştur.

    Farklı basımları
    Eserin bir Avrupa dilindeki ilk baskısı, Antoine Galland tarafından yapılmış Fransızca çevirisidir (1704-1717). Bu çeviri eserin daha önce derlenmiş bir Arapça sürümünden yapılmıştır. 12 ciltten oluşan bu ilk çeviri, Les Mille et une nuits, contes arabes traduits en français , büyük ihtimalle çevirinin yapıldığı Arapça nüshada bulunmayan fakat çevirmen tarafından bilinen bazı Arapça hikâyeleri de içermekteydi.

    850 yılı civarında ortaya çıkan Arapça derleme, Alf Layla (Bin Gece) ise büyük ihtimalle, daha önce yazılmış olan Hazar Afsanah (Bin Efsane) isimli Fars eserinin özetlenmiş bir tercümesiydi. Eserin günümüzdeki ismi olan Alf Layla wa-Layla (Binbir Gece) ise Orta Çağ'da ortaya çıkmıştır. Bu isim büyük ihtimalle sonsuzluk ötesi sayı düşüncesini sembolize etmekteydi, zira o zamanlar Arap matematik çevrelerinde 1000 sayısı kavram olarak sonsuzluğu sembolize ederdi. Belki de buradan yola çıkarak, eserdeki tüm hikâyeleri okuyan kişinin delireceğine dair bir efsane ortaya çıkmıştır.

    Eser geleneksel Fars, Arap ve Hint hikâyelerinin bir derlemesi olarak görülür. Fakat, eserde bulunan ünlü hikâyelerden Alaaddin'in Lambası ve Ali Baba ve Kırk Haramiler, eserin Avrupa baskısına Antoine Galland tarafından eklenmiştir. Galland bu hikayeleri Halepli, Marunî bir masalcıdan duyduğunu yazmıştır.

    İngilizce'ye çevirisi Sir Richard Burton tarafından The Arabian Nights olarak yapılmıştır. Kendinden evvelkilerden farklı olarak bu çeviri özgün malzemeyi sansürlememiştir. İngiltere tarihinin muhafazakâr Victoria döneminde yayımlanmasına rağmen bu çeviri, kaynağında bulunan erotik incelikleri ve cinsel tasvirleri içermektedir. Bu çevirinin yanı sıra, daha yakın zamanlarda Fransız doktoru J.C. Mardrus'un da bir çevirisi vardır. Mevcut çevirilerin en doğru ve güzeli olarak değerlenidirilen, Fransa'daki Bibliothèque Nationale'de bulunan 14. yüzyıldan kalma bir Suriye el yazmasından Hüssain Haddawy'nin yaptığı Arapça derlemedir.

    Televizyon ve sinema
    Binbir Gece Masalları'nın televizyon ve sinemaya pek çok uyarlaması yapılmıştır. Bunların asıl öykülere olan bağlılığı çok değişkendir. Fritz Lang'in 1921 yapımı Der Müde Tod, 1924 Hollywood yapımı (Douglas Fairbanks'ın başrolünde olduğu) The Thief of Baghdad ve onun 1940'daki İngiliz ikinci yapımı, Binbir Gece Masalları'ndan etkilenmişlerdir.

    Hollywood'un Binbir Gece Masalları'na dayandırılmış ilk konulu filmi 1942 yapımı Arabian Nights'dır. Başrollerde Şehrazad rolünde Maria Montez, Ali Ben Ali rolünde Sabu Dastagır ve Harun Reşid rolünde Jon Hall vardır. Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur. Filmde Şehrazat, Halife Harun Reşid'i devirip kardeşiyle evlenmek isteyen bir dansözdür. Şehrazadın ilk suikast girişimi başarısızlığa uğrar ve esir olarak satılmasının ardından pek çok macera gelişir. Maria Montez ve Jon Hall 1944 yapımı Ali Baba ve Kırk Haramiler'de de rol almışlardır.

    1980'li yıllarda Şehrazat rolünde Annette Haven ve Şehriyar rolünde John Leslie'nin oynadığı 1001 Erotic Nights, bütçesi milyon doları aşan ilk porno film sayılır.

    Binbir Gece Masalları'ın en başarılı sinema uyarlaması 1992 Walt Disney yapımı çizgi film Aladdin sayılabilir. Filmde Scott Weinger ve Robin Williams seslendirme yapmıştır. Bu filmi devam bölümleri ve televizyon serileri izlemiştir.

    Sinbad'ın yolculukları, televizyon ve sinemaya birkaç kere uyarlanmıştır. Bunlardan en sonuncusu, seslendirmesini Brad Pitt ve Catherine Zeta-Jones'un yaptığı 2003 yapımı animasyon Sinbad: Legend of the Seven Seas dir. 1958 yapımı The Seventh Voyage of Sinbad en meşhur Sinbad filmi sayılabilir.

    İngilizce olmayan uyarlamalar arasında çeşitli Hint (Bollywood) yapımları, İtalyan yönetmen Pier Paolo Pasolini'nin 1974 yapımı Il fiore delle mille e una notte'si, ve 1990 yapımı Fransız Les 1001 nuits sayılabilir.

    Televizyon ve sinema uyarlamaları arasında aslına en sadık kalmış olanı 2000 yılında Amerikan ABC ve İngiliz BBC kanallarında gösterilen Arabian Nights dizisi sayılır. Emmy ödülünü alan bu iki bölümlük dizide Şehrazat rolünde Mili Avital, Sahriyar rolünde Dougray Scott oynamıştır.

    Müzik
    Rus bestecisi Nikolai Rimsky-Korsakov, 1888'de Şehrazad adlı eserini tamamlamıştır. Parça dört masaldan esinlenmiştir: "Deniz ve Sinbad'in Gemisi", "Kalender Prens", "Genç Prens ve Prenses" ve "Bağdat'ta Şenlik".
#28.09.2008 10:45 0 0 0
  • Sağlıklı Beslenme

    Sağlıklı beslenme, vücudun büyüme, gelişme ve günlük işlevlerinin sürekliliğinin sağlanması için gerekli olan besin öğelerinin yeterli miktarlarda alınmasıdır. Gıdalar içerdikleri besin öğelerinin benzerlikleri açısından dört gruba ayrılırlar:
    1) Süt, yoğurt, peynir grubu: Süt ve sütlü gıdaların oluşturduğu gruptaki besinler protein, hayvansal yağlar, kalsiyum, fosfor, B2 ,B1 ,A vitaminleri açısından zengindir.
    2) Et, yumurta ve kuru baklagiller grubu: Kırmızı et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi gıdaların oluşturduğu bu gruptaki besinler başlıca protein kaynağıdır, ayrıca yağ, B vitaminleri, demir ve çinko da içerir.
    3) Taze sebze ve meyve grubu: Bu gruptaki gıdalar vücut için kalsiyum, demir, magnezyum ve diğer bazı minerallerin, A, B, C, E, folik asit gibi vitaminlerin kaynağıdır.
    4) Tahıl grubu: İçerdikleri karbonhidratla başlıca enerji kaynağıdır, ayrıca B grubu vitaminleri içerir.
    Yaşam boyu geçilen bebeklik, çocukluk, ergenlik, gebelik, emzirme, menapoz, iyileşme gibi dönemler ve yapılan işlere uygun olarak bu dört ana gruptan alınması gereken miktarlar değişebilir. Ancak az ve sık yemek, güne mutlaka kahvaltı ile başlamak, öğün atlamamak, abur cubur yememek, günde en az 4 - 6 bardak su içmek, kolalı içecekler, çay, kahve, kızartma, kavurmalar, aşırı yağlı, tuzlu ya da şekerli gıdalar ve açıkta satılan yiyeceklerden kaçınmak, yağ seçiminde doymamış yağları tercih etmek, yiyecekleri hazırlarken içlerindeki besin öğelerinin korunmasına dikkat etmek ve uygun koşullarda saklamak, çiğ yenen meyve ve sebzeleri bol ve temiz suyla iyice yıkamak her yaş ve dönem için geçerli temel sağlıklı beslenme kurallarıdır.
    Günümüzde beslenme ile ilgili sorunların başında, modern yaşamda günlük enerji tüketiminin azalmasına rağmen rafine gıdalardan alınan enerjinin artması sonucunda oluşan şişmanlık gelmektedir. Şişmanlık şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere pek çok hastalık açısından risk oluşturur. Bu nedenle ideal kilonun korunması sağlık risklerini azaltmak açısından özellikle önem taşır. İdeal kilo beden kitle endeksi (BKİ) olarak adlandırılan bir formülle hesaplanır. Buna göre bireyin kilogram cinsinden tartısının metre cinsinden boyunun karesine bölünmesi ile bireyin vücut kitle endeksi hesaplanır (kg/m2). BKİ 20'nin altında zayıf, 20 - 24 arası normal, 25 - 29 arası hafif şişman, 30 - 40 arası şişman ve 40'ın üzerinde ise çok şişman olarak kabul edilir.
    Gıdalarla ilgili bir diğer tehlikeli durum ise bazı hazır gıdaların içerdiği katkı maddeleridir. Bu katkı maddeleri çoğunlukla gıdaların görüntüsünü, kokusunu daha çekici hale getirmek, dayanıklılığını, kıvamını ve lezzetini artırmak üzere kullanılan kimyasal maddelerdir ve bunların bir bölümünün kanser yapıcı etkisinin olduğu kanıtlanmıştır. Bu nedenle tüketilen gıdaların bu tür maddeler içermemesine dikkat edilmelidir.
    Gıdaların temini sırasında da dikkat edilmesi gereken bazı kurallar vardır. Alınanların mutlaka taze olmasına dikkat edilmelidir. Ambalajlı gıdalarda paket üzerinde yer alan son kullanma tarihlerine dikkat edilmeli, zedelenmiş ambalajlarda ya da kötü saklama koşullarında bekletilmiş mallar kesinlikle alınmamalıdır. Konserveler paslanmamış ve özellikle dışa doğru bombeleşmemiş olmalıdır. Sıcaktan etkilenecek gıdalar alışverişten eve getirilirken ya buz çantaları kullanılmalı ve/veya en kısa yoldan ulaştırılmalıdır.
#28.09.2008 10:40 0 0 0
#28.09.2008 09:31 0 0 0
#28.09.2008 08:10 0 0 0
#28.09.2008 07:57 0 0 0
  • Konu: PES 2009
    Konami, PES 2009′u açığa çıkardı


    Meşhur futbol oyunumuzun sonuncusu ile ilgili oyun içi görüntüler yayınlandı. Görüntüler için buraya tıklayabilirsiniz. Tabii ki ilk göze çarpan değişiklikler daha iyi,gerçekçi grafikler. Bundan başka oyunumuz yeni hareketler, yenilikçi kontrol sistemi gibi özelliklerle gelecek.
    Önceki oyunu PES 2008′in beğenilmesine karşın, yoğun eleştiriler de alan Konami acaba PES 2009′u ezeli rakibi Fifa karşısına nasıl çıkaracak?
    Oyun Avrupa'da, Sonbahar aylarında satışa sunulacak ve PC platformu dışında oyun konsollarını da ziyaret edecek (PS3,PS2,PSP ve X360)

    noimage



    PES 2009′da daha fazla lisanslı takım ve lig olacak


    noimage


    Milyonlarca hayranı tarafından merak ve sabır dolu bakışlarla beklenen yeni Pro Evolution Soccer oyununda daha önce Şampiyonlar ligi lisanslarının 4 yıl süreyle alındığını haber yapıştık. Şimdi sevindirici olan ise PES 2009′da daha fazla lig ve takımın lisanslı olarak yer alacağının duyurulması.
    Buna göre The Dutch Eredivisie (Hollanda Ligi) ve French Ligue 1 (Fransa 1. ligi) tümüyle oyuna aktarılacak. Henüz Premier ligi lisanslarının tamamı alınamamış olsa da KONAMI'nin lisans konusuna verdiği önem dikkati çekiyor. KONAMI bu kez az lisanla iyi oyun yapmak yerine hem iyi oyun hem bol lisanslı (dolayısıyla gerçekçi) bir oyun yapmak istiyor anlaşılan. Zaten kimsenin de "Romaldinho" adlı bir futbolcuyla havaya girmesi beklenemezdi .
    Bunların dışında Barcelona, Real Madrid, Inter Milan, FC Porto, Manchester United, Chelsea ve Liverpool gibi yıldız takımlar ise aynen oyunda yer alacak.
    Son olarak Türkiye Süper Ligi ve takımlarının da lisanslanarak oyuna dahil olmasını arzu ettiğimizi bildirelim. Tabii orjinal oyun satışlarının bu konudaki önemini unutmadan


    Konami yaptığı açıklama ile UEFA Şampiyonlar Ligi'nin lisansını 4 yıl boyunca satın aldığını duyurdu. Konami bunun yanında Liverpool ve Manchester United takımlarının lisanslarını da aldığını açıklamasında belirtti. PC, PS3, Xbox 360, PSP, Wii ve PS2 platformları için geliştirilen Pro Evolution Soccer 2009 Avrupa'da 15 Ekim 2008 tarihinde piyasaya sürülecek.


    noimage


    Bu aralar tüm Dünya Euro 2008′le çoşarken, Konami yeni PES oyunu hakkında ilk detayları açıkladı. Bir Nihat'ı, bir Semih'i, bir Arda'yı istatistikleri ve güçleri artırılmış bir şekilde görmek için sabırsızlanıyorum.
    Hangimiz PES 2009 için sabırsızlanmıyor k!? Her sene PES oyunu çıkar, ve her sene oynanır. İyi ya da kötü, bu böyledir. Bana göre 2008 kötüydü, 2007 (PES6) serinin tavan oyunuydu. Cem'e göre 2008 süperdi Göreceli bir kavram olsa gerek PES .

    noimage


    Bu sene ise her türlü platform PES'in mükemmelliğine doyacak (benim gibi külüstür PC sahipler hariç). PS3, Xbox360, PX, PsP ve PS2 olmak üzere 5 platformda PES çoşkusu yaşanabilecek. Asıl olay, her sene bir derece daha güzelleşen grafiklerde. İlk yayınlanan resimleri sağda solda (evet, bu yazının sağında solunda) görüyorsunuz. Konami grafiklerin gerçeğe daha da yaklaştığını söylüyor, resimler ile bunu tasdikliyor. Söylediklerini inkar etmek elde değil.

    noimage


    Konami, oyuncuların hiçbir oyundan gerçek maç çoşkusunu tadamadıklarını da ekliyor. Bu çoşkuyu PES ile yaşatmak için çabaladıklarını, ve oynanıştaki hataları düzeltmeye çalıştıklarını söylüyor. Çok iyi hatırlarım, PES'in yapımcısı Japon amcanın bi sözü vardı biz PC sahiplerine; "PES 2008′i bu sene PS3 ve Xbox 360 olmak üzere 2 platforma daha uyarlamaya çalıştık. Kısıtlı zaman da PC versiyonunu mükemmelleştiremedik. İlerki oyunlarda böyle olmayacak" demişti. Unuttum sanma Capon amcaaa (adını unuttum ya adamın, işte bu beni çok hüzünlendiriyor, Shinobi gibi bişeydi sanırım).

    noimage


    Peki, ben neler mi bekliyorum :D


    Grafik güzelleştireceğiz diye oynanış mahrum bırakılmayacak.
    Takımların ve oyuncuların güçleri gerçekci olacak (Siz Arda'mı dünya yıldızı yapmayınav tüfeğim hazır) :D
    Oyuna ekstra takımlar eklenecek. Mesela, formula 1 yarışcılarının takımı, basketcilerin takımı gibi (abartı oldu bu istek)
    FİFA da olduğu gibi "Be Pro" tarzı oyun modları olacak. Bazen topu yöneteceğiz, bazen sadece tek bir futbolcuyu, bazen sadece seyirci olacağız, bazen su satan satıcı :D
    Sivasspor güçlü bir ekip olacak. :D
    Avrupa şampiyonasını.
    Bu kadar!

    noimage



    noimage
#27.09.2008 21:06 0 0 0
#27.09.2008 20:58 0 0 0
  • Motosiklet, iki tekerlekli, bisiklet benzeri, içten yanmalı motora sahip bir ya da iki kişilik ulaşım aracıdır. İlk örnekleri bisikletlere motor takma girişimleriyle ortaya çıkmıştır. 1869 yılında ABD Massachusetts'li Sylvester Roper buhar gücüyle çalışan motosiklet benzeri bir taşıtı geliştirmeye çalışmıştır. 1893 yılında Felix Millet beş silindirli bir motoru bir bisikletin ön tekerleğine takarak bugünkü motosiklete oldukça benzeyen bir taşıt gerçekleştirmiştir.
    Başarılı ilk iki tekerlekli motorlu taşıt tasarımını Fransız mucitler Michael ve Eugene Werner gerçekleştirmiştir. Werner kardeşler aracın motorunu, kadronun altına iki teker arasına yerleştirdiler. O tarihten sonra motosiklet tasarımlarında motor hep aynı yerde kalmıştır.
    Üretilen motosikletlerde tip ayrımından çok kullanıcıların tercihleri öne çıkmaktadır. Örneğin hem gezi hem de spor motosikletlerinin özelliklerini tek motosiklette barındırma çabası sonucu üretilen gezi-spor motosikletleri çok fazla motor sever tarafından tercih edilmektedir. Tabiki bu motosiklette gezi motosikletinin sürüş rahatlığı olmamasının yanında bir spor motosikletteki hız da beklenmemelidir. Sonuç olarak gezi motorsikletinden daha iyi performansa sahip olup spor motorsikletinden daha iyi sürüş rahatlığı sunan bir motosiklettir.



    Motosiklet tipleri

    Scooter

    Scooter, genelde 50 ila 125 cc arası motor hacmine sahip , otomatik vitesli, küçük tekerlekli, kaportalı, daha çok şehir içinde kullanılan bir motosiklet türü.Motorun arkaya yakın ve tekerlerin küçük olması sebebiyle, diğer motosiklet türlerine göre oldukça dengesiz bir yapıya ve ön tekerlek bağlantısı yüzünden daha az manevra kabiliyetine sahiptir.
    İlk olarak 2.Dünya Savaşından sonra İtalyada uçak hurdalarından imal edilmiş olan ilk scooter vespa bu türün de genel adı olmuştur.








    Off-Road motosiklet


    Motosikletler arasında en hafifi arazi motosikletleridir. Ayrıca sele de diğer motosikletlere göre oldukça yüksektir. Arazide rahat hareket sağlaması için yerden yüksekliği ve dolayısıyla sele yüksekliği diğer motosiklet türlerine göre fazladır. Aynı motoru paylaştıkları diğer motosiklet modellerinden, şanzımanları ve torklarıyla fark gösterirler. Arazide yüksek hız yerine güç gerektiği için torkları yüksek olur.



    Mobilet

    Mobilet ; Standart 50 cc hacimde iki zamanlı motoru olan bisiklet diye anılan bir tür motorlu taşıt.
    Ucuz olması ve az yakıt harcaması sebebiyle Türkiye'de taşrada tercih edilen bir vasıta olmuştur. Ayakla vurdurmak diye tabir edilen yöntemle yani hızlıca pedalını iterek çalışır. Çalışmamakta direndiğinde yanında koşularak ve/veya ayaklıkta iken üstünde boşa pedal çevrilerek çalışır. Gençler tarafından modifiyeye en yatkın iki tekerli taşıt olarakta görülür.









    Touring motosikleti

    Uzun yolcuklar için tasarlanmış oldukça rahat bir sürüş sunan motosiklet türü.



    Chopper motosiklet

    Sele yüksekliği en az olan motosiklettir.Ayrıca direksiyonu da diğer motosikletlerden oldukça farklıdır. Yüksek hıza çıkamayan oldukça ağır bir motosiklet tipidir.



    Spor motosiklet

    Spor motosiklet, hız için tasarlanmış sürüş rahatlığının ikinci planda kaldığı bir motosiklet tipidir.



    Enduro motorsiklet

    Enduro motosiklet, arazi motosikleti ile gezi motosikleti arası bir motosiklet tipidir. Daha çok hem gezi ve hem de arazide motosiklet kullanmak isteyenlerin tercih ettiği bir motosiklettir.
    Enduro motosikletler; doğa sporları konusunda uzmanlaşmış, yumuşak süspansiyonlu cross motorların, yasal olarak trafiğe çıkmak için gereken parçalarla donatılmış halidir. Motorları genellikle tek silindir 2 zamanlı 125 ile 300 cc arasında ya da 4 zamanlı 250 ile 650 cc arasındadır.
    Enduro ve diğer off-road motosikleri ayıran bir diğer özellik ise, enduroların sinyal, stop lambası, far ve birtakım koruyucularının (elcik koruması, motor koruması) ve ses konusunda düzenlenmiş egzoz sistemlerinin olması, geniş vites aralıkları, iki ağaç arasından kolaylıkla geçebilecek kısa gidonlarının olması, ön ve arka süspansiyonlarının yolculuk için yumuşatılıp sertleştirilebilir olması (Böylelikle sürücü kendi psikolojisine göre süspansiyon ayarını değiştirebilir).
    Endurolar, Motocross (MX) motosikletlere çok benzerler. Cross motosikletler çoğunlukla enduro yarışçıları tarafından tercih edilirler (önemli birtakım modifikasyonlar ile). Standart bir cadde motosikletiyle kıyaslanınca bir enduro motosikletten beklenenler ağırdır, bu yüzden enduro motosikletler en iyi kullanım şartları için bol miktarda bakıma gereksinim duyarlar. Bakımları motocross motorlarının bakımıyla benzer, ancak enduro motosikletler daha fazla çarpışma önleme/tamir etme bakımı çıkarmaya yatkındırlar ve son dönemlere kadar enduro motosikletler üreticileri tarafından MX motorlarından tamamen farklı motorlar olarak geliştirildiler (bu yüzden birçok kişi enduro etkinliklerinde MX motorlar kullanmaktadır), ve buna uygun olarak daha uzun servis ömürlü motorlar, daha sağlam parçalar, ağırlık konusunda daha az yoğunlaşma (MX motosikletlerden farklı olarak, bu sınıfta ağırlık alt limiti yoktur) ve diğer enduro özellikleriyle geliştirildiler.
    2000'lerin başından beri gelen akımla motocross'lar enduro motosiklet platformlarında kullanılıyorlar. Bu kısmen motocross'ların motor dizaynlarının 2 zamanlıdan 4 zamanlıya geçmelerinde etkili bir akım oldu. Enduro ya da trail ve dual sport olarak adlandırılan (dual, çünkü bunlar off-road ve cadde performansı için modifiye yapılabilirler, oysa ikisinde de tam verimli olamıyorlar) modeller genellikle çok yüksek güç-ağırlık oranlı dört zamanlı motorlara sahipler. Bu dört zamanlı trail motosikletlerin güç-ağırlık oranları bugünün standartlarına göre iyi değil, ve bunun nedeni daha düşük ağırlık limitlerinin karşılanması hususuna yeterince önem verilmemiş olmasıdır. Dört zamanlı motocross'lara doğru değişimin başlamasıyla, dört zamanlı off-road motosikletler için güç-ağırlık oranı birdenbire önem kazandı, çünkü 125 ve 250 cc motocrosslar çok düşük ağırlığa sahiptiler. Bu motosikletler üretime girer girmez üreticiler, tercihen yeni jenerasyon 4 zamanlı enduro motosikletlerin ortaya çıkarılmasına karar verdiler, var olan dört zamanlı motocrossları enduro için tekrar basitçe biçimlendirdiler. Bu yüzden daha önce sözü geçen değişiklikler yapıldı.
    Tüm bunların sonucu olarak bugünün ağırlıklı olarak 4 zamanlı, daha hafif ve tüm zamanların en kuvvetli modelleri olan enduro motosikletleri , MX kuzenleriyle hala birçok benzer karakteristik özellik taşımaktadır. Bu motorlar, sıklıkla ilk başta MX olarak tasarlanmışlardır, genellikle uzun süreli enduro kullanımının sertliklerine dayanamamaktadırlar. Daha düşük ağırlık ve daha yüksek güç elde etme sürecinde üreticiler bir çok ödün vermişleridir (daha ince silindir duvarları, hafif materyaller, daha gerilimli dizaynlar vb.), bu ödünler de zorlu kullanımlar sonucunda motorun sürekli bakım gerektirmesine yol açmıştır. Bu motorlar zorlu enduro kullanım durumunda ödünlerin sonuçlarını açıkça ortaya koymaktadır. Buna bir örnek olarak CRF250R üzerinden tasarlanmış 2004 Honda CRF250X Enduro motosikletini gösterebiliriz. Motor, subaplarının sürekli ayar gerektirmesi ve bazı durumlarda değiştirilmek zorunda olunması nedeniyle kötü bir şöhrete sahiptir. Bu iki prosedür de kolay değildir. Bu sorun 2006 modellerde subap yuvalarının yapıldığı materyalin değiştirilmesiyle çözülmüş görünmektedir. Buna karşılık, aynı sınıfta, ancak enduro kullanım için özel olarak üretilmiş Husqvarna modeli TE250'de enduro kullanımdan sonra gereken bakımlar (subap kontrolleri ve ayarları gibi) hem daha az sıklıktadır, hem de motorun tasarımı sayesinde daha kolay yapılabilmektedir.









    Kruvazör motosiklet

    Hız için tasarlanmamış rahat bir sürüş sunan oldukça ağır bir motosiklettir. Spor motosikletle alçak motosiklet arasında bir motosiklet tipidir.


    Teknik Yönler


    Motosikletlerin Üretimi

    Kullanılmakta olan modern motosikletler aşağıdaki parçaların standart üretimi ile yapılmaktadır.

    Şasi

    Bir motosikletin şasisi alüminyum ya da çelik desteklerin kaynak yardımı ile birleştirilmesi sonucu üretilir ve motorun ana iskeletini oluşturur. Bazı özel üretim motosikletlerde Karbon-Fiber ve Titanyum kullanılır ki bu şekilde üretilmiş bir motosikletin maliyeti oldukça yüksektir.

    Ön Çatal (Direksiyon)

    Motosikletlerde ön tekerin takıldığı ve sürücünün motosikleti kontrol edebilmesi için grekli olan motosiklet direksiyonunun eklendiği parçadır.

    Motor

    Şu ana kadar üretilmiş hemen hemen tüm motosikletler benzinle çalışan içten yanmalı motorlar yardımı ile çalışmatadır. Ancak bazı küçük Scooter tipi modeller elektrik motoru ile de çalışmaktadır.

    Transmisyon (Vites)

    Modern motosikletlerde genellikle beş ya da altı ileri vites bulunur. Yalnızca bazı özel motosikletlerde (Honda Goldwing modeli) geri vites sistemi de kullanılmaktadır.

    Direksiyon

    Genellikle birbirine kaynak yardımı ile eklenmiş çelik ve alüminyum parçalardan oluşur. Bazı motosikletlerde direksiyonlar kaynak yapılmaksızın tek parça halinde de üretilmektedir.

    Tekerlekler

    Motosikletin en önemli bölümlerinden biridir. Çünkü motosikletin hareket yeteneği ve hızı tekerleklerin temas ettiği yüzeyin fiziksel yapısından fazlasıyla etkilenir. Dolayısıyla tekerleklerin üretimi artık neredeyse bir dalım haline gelmiştir.

    Frenler

    Motosikletlerde birbirinden bağımsız iki çeşit fren sistemi bulunur. Bunlar ön ve arka fren sistemleridir. Bazı modellerde bu iki sistem birbiriyle etkileşimli olarak dizayn edilmiştir. Ön fren arka frene göre daha güçlü ve etkilidir.

    Süspansiyonlar

    Modern dizayn motosikletlerde ön ve arka süspansiyonlar olmak üzere iki tip süspansiyon sistemi vardır ve bunlar doğrudan şasiye bağlıdır.

    Aygıtlar

    Özel arazi motosikletleri hariç hemen hemen tüm motosikletlerde hız göstergesi odometre (yol göstergesi) ve takometre standarttır.


    noimage


    Daimler'in ahşaptan yaptığı ilk motosiklet


    noimage


    noimage



    noimage
    noimage


    noimage


    noimage

    noimage


    noimage

    noimage
    noimage


    noimage

    noimage


    noimage

    noimage

    noimage


    noimage

    noimage

    noimage

    Cvp: Motosiklet Nedir? Motosiklet Hakkında
    2007 Ducati 1098 Superbike
    noimagenoimagenoimage




    noimage
    noimage


    Cvp: Motosiklet Nedir? Motosiklet Hakkında
    noimage


    noimage






















    2 el motosiklet, atv motosiklet, bmw motorsiklet, bmw motosiklet, honda motosiklet, ikinci el motorsiklet, ikinci el motosiklet, kanuni motosiklet, mondial, mondial motosiklet, motor, motorsiklet, motorsiklet aksesuar, motorsiklet fiyatları, motorsiklet nedir, motorsiklet resimleri, motorsiklet tarihi, motorsikletler, motosiklet, motosiklet ehliyeti, motosiklet fiyatları, motosiklet motor, motosiklet nedir, motosiklet net, motosiklet resimleri, motosiklet tarihi, motosiklette ön kaldırma, satılık motosiklet, scooter, scoter, suzuki motosiklet, tarihcesi, yamaha motosiklet
#27.09.2008 20:49 0 0 0
#27.09.2008 20:34 0 0 0
  • noimage

    Eğitim İlk ve orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli il ve ilçelerinde tamamladı. 1971 yılında Ankara iktisadi ve Ticari ilimler Akademisinden mezun oldu.


    Yayın ve Çalışmalar Aynı yıl hesap uzman yardımcılığı sınavını kazanarak Maliye Bakanlığı'na girdi. Hesap uzmanı olduktan sonra, bir yıl süre ile Fransa' da kaldı. 1983 yılına kadar hesap uzmanlığı görevini sürdüren Kılıçdaroğlu, 1983 yılında Gelirler Genel Müdürlüğü'ne daire başkanı olarak atandı. Daha sonra aynı Genel Müdürlükte, genel müdür yardımcısı olarak görev yaptı.

    1991 yılında, Bağ-Kur, 1992 yılında da SSK Genel Müdürlüğü'ne atandı. Kısa bir süre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında müsteşar yardımcılığı da yapan Kılıçdaroğlu, Ocak 1999 ayında kendi isteği ile SSK Genel Müdürlüğü'nden emekli oldu.

    8. Beş Yıllık Kalkınma Planı çalışmalarında, "Kayıtdışı Ekonomi Özel İhtisas Komisyonu" Başkanlığını yaptı.

    Hacettepe Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalıştı.

    Türkiye iş Bankası Yönetim Kurulu üyeliği görevinde bulundu.

    Halen istanbul Milletvekilliği görevini yürütmektedir.


    Ödüller 1994 yılında "Ekonomik Trend Dergisi'nce konusunda yılın bürokratı seçildi.


    Ek Bilgi Evli ve üç çocuklu olan Kılıçdaroğlu'nun yayınlanmış üç kitabı ve çok sayıda makalesi bulunmaktadır
#27.09.2008 20:26 0 0 0
  • 26 Eylül 2008 tarihinde herkesin kullanımına açık olan MessengerDiscovery 2 Beta sürümü yayımlanacak. Windows Live Messenger 9.0 beklenen tarihten daha önce public beta olarak yayımlandığı için MD 2'nin tüm özellikleri WLM 9'da büyük ihtimalle çalışmayacak. MessengerDiscovery 2 sürümünde hem görsel hem de işlevsel açıdan çok fazla değişiklik mevcut. Gelişmeleri duyuracağız. Güncelleme: MessengerDiscovery 2 Beta'yı indirebilirsiniz...
    İndirmek İçin:
    Download
    noimage
    MessengerDiscovery 2.0.0959 sürümü Windows Live Messenger 8.5 ile tamamen, Windows Live Messenger 2009 Beta ile %80 uyumludur. Beta sürüm olduğu için bazı hatalarla karşılaşabilirsiniz. Bu sürüme resmi teknik destek verilmese de sorun yaşayan kullanıcılara elimizden geldiğinde yardımcı olmaya çalışacağız. Henüz Türkçe dil desteği mevcut değildir.


#27.09.2008 20:21 0 0 0
  • Dengir Mir Mehmet Fırat- Dengir Mir Mehmet Fırat Biyografisi - Dengir Mir Mehmet Fırat Hakkında

    Dengir Mir Mehmet Fırat (d. 8 Ağustos 1943, Kahta, Adıyaman, Türkiye), Kürt kökenli Türk avukat, çiftçi, ihracatçı ve siyasetçidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi 21., 22. ve 23. dönem milletvekili olan Fırat, aynı zamanda Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Kurucular Kurulu ve Merkez Karar Yönetim Kurulu üyesidir.

    Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Çiftçilik, Serbest Avukatlık, İhracatçılık, Akdeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyeliği, Adalet ve Kalkınma Partisi Kurucu Üyeliği ve Genel Başkan Yardımcılığı, XXI. Dönem Adıyaman, XXII. Dönem Mersin, XXIII. Dönem Adana Milletvekilidir. Evli ve 2 Çocuk babasıdır.

    Dedesi Hacı Bedir Fırat Ağa I. ve II. dönem Malatya, III. dönem Kars milletvekilidir. Amcası Hüseyin Fehmi Fırat üç dönem milletvekillik ve Demokrat Parti Genel İdare Kurulu Üyeliği yapmıştır. Dayısı M. Sırrı Turanlı 1957-1960 yıllarında Adıyaman senatörlüğü yapmıştır. Diğer dayısı Ali Avni Turanlı da 1963-1973 dönemi Adıyaman milletvekilliği yapmıştır.

    Fırat, The New York Times'da yer alan "Atatürk devrimleri toplumda travma yarattı, dini yaşama biçimleri bir gecede ortadan kaldırıldı" şeklindeki sözlerinden dolayı büyük tepki topladı.

    Dengir ismi Farsça ve Kürtçe'de "büyük ses";Mîr ise Kürtçe'de "Bey"anlamına gelir. Mir Mehmet, Fırat'ın 19 göbek önceki dedesinin ismidir.
#27.09.2008 20:13 0 0 0
  • Aykut Zahid Akman 1958 yılında Ankarada doğdu. 2005 yılından beri Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) başkanlığı görevinde bulunmaktadır. RTÜK başkanlığı görevine getirilmiş olan sekizinci kişidir.

    1984 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu.

    1986-1987 yıllarında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Radyo Televizyon Sinema Ana Bilim Dalında "TRT Televizyon Haberciliği" konusunda yüksek lisans yaptı.

    1987-1995 yıllarında "TV Yayınlarının Gecekondu Gençliğinin Eğitimine ve Toplumsallaşmasına Katkısı" konusunda doktora yaptı.

    1983-1988 yılları arasında değişik yayınlarda yöneticilik ve gazetecilik görevlerinde bulundu.

    1988-1992 yıllarında iletişim ve tanıtım hizmetleri üreten bir ajansın sahipliğini yaptı.

    1993-2000 yıllarında Kanal 7 Televizyonu Ankara Temsilciliği, ana haber sunuculuğu ve çeşitli haber programlarının yöneticiliği ile sunuculuğunu üstlendi.

    2000-2003 yılları arasında Kanal 7 Televizyonu Washington Temsilciliği görevinde bulundu.

    01 Aralık 2004 tarihinde Merkez Medya Basım Reklam Ajans Organizasyon Eğitim Hizmetleri İnşaat Taahhüt Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine hisse devri ile ortak oldu. 14 Aralık 2004'te de şirket müdürlüğüne şirket ortakları arasından seçildi.

    06 Mayıs 2005 tarih ve 25 sayılı karar ile Renklam Medya Eğitim İletişim Ticaret Limited Şirketi müdürlüğüne şirket ortakları arasından seçildi.

    13 Temmuz 2005 tarihinde TBMM tarafından RTÜK üyeliğine ve 15 Temmuz 2005 tarihinde Üst Kurul tarafından RTÜK Başkanlığına seçildi.

    3984 sayılı yasanın 6. maddesi gereğince 2007 yılı Mayıs ayında yapılan kura çekimi sonucu görev süresi sona erecek üyeler arasında yer alan Akman, daha sonra yeniden RTÜK üyeliğine aday gösterildi. 29 Mayıs 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulunda yapılan oylamayla ikinci kez RTÜK üyeliğine seçilen Akman, 17 Temmuz 2007 tarihinde ikinci kez RTÜK Başkanlığına seçildi.

    Akman, 2007 yılında 730.su düzenlenen geleneksel Türk Dil Bayramı ve Yunus Emre'yi Anma Törenleri kapsamında, Türk Kültürü ve Diline Hizmet Eden Devlet Adamı Ödülüne layık görüldü.

    Akman, sarı basın kartı sahibi, evli ve beş çocuk babasıdır.
#27.09.2008 19:56 0 0 0
  • Yarınki Maça Nonda Da Sakatken Tek Forvet Çıksak Aslında...Baros-Ümit Yerine Tek Forvet Baroslar İki Ön Libero Yapsak Hem Topal'ın Gönlü Alınmış Olur Hem De Savunma Güvenliğini Arttırırz Eğer Yarın Topal Oynarsa Gol Yemeyebiliriz..

    Ama Öyle Zannediyorum Ki Skibbe Bunu Yapmayacaktır Formsuz Ümiti Oynatacak Muhtemelen Takım Üzerindeki Ağırlığı Bilinen Bir Futbolcu Ve Kaptan..Ne Kadar Formsuz Olursa Olsun As Oyuncu Sakatken De Olsa Oynar..
#27.09.2008 19:47 0 0 0
#27.09.2008 19:45 0 0 0