Raymond McCarthy (14 Kasım, 1908 - 2 Mayıs, 1957) 1947 ve 1957 yılları arasında Wisconsin eyaleti Cumhuriyetçi parti Senatörüydü. Senatodaki 10 yıllık görev süresinde McCarthy ve çalışanları komünist parti ya da komünist sempatizanları hakkında sorumsuz suçlamalarla kötü bir şöhret kazandılar. Bu suçlamalar ABD hükümetindeki insanlara özellikle Birleşik Devletler Dış İşleri Bakanlığında ve denizaşırı ülkelerde hükümet kütüphanelerinde çalışanlara yöneltilmişti.
Muhammed Zahir Şah (15 Ekim 1914 - 23 Temmuz 2007), 1933-1973 arasında Afganistan kralı.
Muhammed Nadir Şah'ın oğluydu.1920'lerin sonlarında kargaşılığa son verilmesinde ve merkezi denetimin yeniden sağlanmasında kardeşleriyle birlikte önemli rol oynadı.Ayrıca hükümette bakan olarak görev aldı.Kasım 1933'te babasının öldürülmesi üzerine 19 yaşında tahta çıktı.Ama devlet işlerini akrabalarının yönetmesi nedeniyle uzun yıllar geri planda kaldı.1964'te bir anayasa çıkararak meşruti monarşiye dayalı bir düzen getirdi.Akrabalarının kamu görevleri üstlenmesini yasaklayarak iktidarını pekiştirdi.İzleyen dönemde bir dizi ekonomik kalkınma projesi gerçekleştirdi.
Sovyetler Birliği ve ABD'den aldığı dış yardımlarla sulama tesisleri ve otoyollar yaptırdı.Uluslararası ilişkilerde Afganistan'ın tarafsızlığını korumayı başardı.Bununla birlikte giriştiği reformlar Kabil çevresi dışında pek etkili olamadı.Ülke 1970'lerin başlarında kuraklık ve açlıkla karşı karşıya kaldı.Pakistan sınırındaki Peştu kabilelerinin özerklik mücadelesi daha da tırmandı.Başkentteki siyasal yapı ülkenin ekonomik sorunlarının üstesinden gelemedi.Kralın kayınbiraderi General Muhammed Davud Han 17 Temmuz 1973'te kansız bir darbeyle monarşiyi devirerek cumhuriyet ilan etti.Tahttan resmen 24 Ağustos 1973'te çekilen Zahir Şah, daha İtalya'ya sürgüne gitti.
Sovyet-Afgan Savaşı sırasında sürgündeki muhalifleri örgütleme planı başarısızlığa uğradı.2001'de, ABD'nin Afganistan'daki Taliban yönetimini devirmesinden sonra ülkeye döndü.Ülkesindeki etnik grupların birliğini sağlamak için geleneksel Loya Jirga başkanlığına geçti, ancak bu hareketi, ülkede monarşinin geri dönüşüne zemin hazırlayabileceği endişesiyle yoğun tartışmalara neden oldu.
Pernik kentinde 1958 yılında doğan Georgi Pırvanov, matematik lisesini bitirdikten sonra Sofya Üniversitesi Tarih Fakültesi'nden mezun oldu. Daha 24 yaşındayken Komünist Partisi üyeliğine kabul edilen Pırvanov, rejim değişikliğinden sonra eski Komünist Parti'nin devamı niteliğindeki Bulgaristan Sosyalist Partisi (BSP) saflarına katıldı.
BSP içinde çeşitli görevlerde bulunan Pırvanov, son olarak 1994 yılında Genel Başkan Yardımcılığı'na kadar yükseldi. Pırvanov, 1996 yılında Genel Başkan Jan Videnov'un görevinden istifa etmesi üzerine BSP Genel Başkanlığı'na getirildi. Pırvanov, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine BSP'nin adayı olarak katılma kararı aldı. 20 Aralık 2001'de yapılan seçimlerden zaferle çıkan Pırvanov'u seçimlerde BSP'nin yanı sıra üyelerinin çoğunluğunu Türkler'in oluşturduğu Hak ve Özgürlükler Hareketi de (HÖH) destekledi.
Alexander Abusch, (d. 14 Şubat 1902, ö. 27 Ocak 1982, Berlin) Alman gazeteci, yazar ve siyasetçiydi.
Gençliği
1916 yılında Sosyalist Hür Gençlik üyesi olan Abusch Alman Komunist Partisine geçti. 1918 ila 1923 yılları arasında Orta Almanya'daki devrimci kavgalara katıldı. Bundan dolayı 1920 ve 1922 yıllarında vatana ihanet suçlaması ile yargılandı. 1930'dan 1932 yılına kadar Alman komünistlerinin en önemli gazetelerinden biri olan Kızıl Bayrak gazetesinin şef editörlüğünü yaptı.
Sürgün Yılları
Hitler'in 1933 yılında iktidara gelmesi ile birlikte ülkesinden kaçan Abusch Fransa'ya sığındı. Paris'teki yayımlanan gazetelerin editörlük görevlerinde bulundu. İki yıl sonra Hitler'i devirmek için kurulan Halk Cephesi'de yer aldı. 1939-1940 yıllarında Alman ordularının Fransa'ya girmesi üzerine Meksika'ya sığınan Abusch burada Özgür Almanya adlı derginin de şef editörlüğünü üstlendi.
Doğu Almanya Yılları
1946'da Almanya'ya dönen Abusch sosyalist SED partisine girdi. 1950''li yılların başında Doğu Almanya'ya geçerek buradaki Devlet Güvenlik Teşkilatında görev aldı. Daha sonraki yıllarında devletin önemli kademelerinde görev yapan Abusch Kültür Bakanlığı görevini de üstlendi. 1982 yılında Berlin'de öldü.
Eserleri
* Der Kampf vor den Fabriken; Fabrikaların Önündeki Kavga, 1926
* Braunbuch; Kahverengi Kitap, 1933
* Der Irrweg einer Nation; Bir milletin yanlış yolu, 1945
* Stalin und die Schicksalsfragen der deutschen Nation; Stalin ve Alman milletinin kaderi soruları, 1949
* Literatur und Wirklichkeit; Edebiyat ve Gerçeklik, 1952
* Schiller, 1955
* Kulturelle Probleme des sozialistischen Humanismus; Sosyalist Hümanizmin Kültürel Problemleri, 1962
* Shakespeare. Realist und Humanist; Shakespeare. Gerçekçi ve Hümanist, 1964
* Entscheidung unseres Jahrhunderts; Yüzyılımızın Kararı, 1977
* Der Deckname; Kod Adı, 1981
Cem Özdemir (21 Aralık 1965, Almanya), Türk kökenli Alman siyasetçi.
Ailesi ve eğitimi
Türkiye'den göçen bir annne-babanın oğlu olarak Almanya'nın güneyindeki Baden-Württemberg eyaletinde, Bad Urbach kentinde dünyaya geldi. Lisenin ardından sosyal pedagoji eğitimi aldı. 1987'den itibaren eğitimci ve serbest gazeteci olarak meslek hayatına atıldı. Arjantin kökenli Alman gazeteci Pia Castro ile evli olan Cem Özdemir'in bu evlilikten bir kızı bulunmaktadır.
Siyasi hayatı
1981'de Yeşiller Partisi'ne üye oldu. 1989 - 1994 yılları arasında partinin Baden-Württemberg eyalet yönetiminde görev yaptı. 1992'de göçmen hakları için kurulan Immi-Grün - Bündnis der neuen InländerInnen (Göçmen Yeşili-Yeni vatandaşlar ittifakı) grubunun kurucuları arasında yer aldı. 2 Haziran 2008 tarihinde Yeşiller Partisi eşbaşkanlığına adaylığını açıkladı.
Eyalet yönetiminden federal Meclis'e
1994 - 2002 yılları arasında Yeşiller Partisi'ni Alman Federal Meclisi'nde temsil etti. 1998'den itibaren Yeşiller Meclis Grubunun iç politika sözcüsü oldu. 2002 yılında Frankfurt'lu halkla ilişkiler danışmanı Moritz Hunzinger ile girdiği kredi ilişkisi ve milletvekilleri ve bakanlara verilen iş için bedava uçuş hakkından özel uçuşlar için yararlandığı gerekçesiyle milletvekilliğinden ayrılma kararı aldı. 22 Eylül 2002 tarihinde yapılan genel seçimlerde yeniden milletvekili seçilen Birlik 90/Yeşiller Partisi üyesi Cem Özdemir, milletvekilliğini kabul etmediğini Baden-Württemberg Eyaleti Seçim Komisyonu'na resmen bildirdiğini açıkladı.
ABD yılları
2003 yılında, İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD'nin Avrupa'ya sağladığı Marshall yardımı ruhu çerçevesinde, ABD ile Avrupa arasında işbirliğini geliştirmeye yönelik bir Amerikan düşünce kuruluşu olan The German Marshall Fund (GMF) adına muhtelif projelerde görev aldı [3]. Aynı süre içinde ABD'nin Wisconsin eyaletindeki Madison Üniversitesi'nde Türkiye'nin Avrupa'daki rolü üzerine ders verdi.
AP üyeliği
2004 yılında Avrupa Parlamentosu'na seçildi. AP'de Yeşiller Grubu / Hür Avrupa İttifakı üyesi olan Özdemir, halen parlamentonun Dış İlişkiler Komisyonu üyeliğini yürütmektedir. Özdemir, ABD Merkezi Haberalma Teşkilatının (CIA) Avrupa'daki gizli tutukevleri ve uçuşlarına yönelik iddiaları araştırmak üzere AP bünyesinde kurulan komisyonun başkan yardımcılığını yaptı. Özdemir'in üyesi bulunduğu oluşumlar arasında AP'de Kuzey Kıbrıs'la doğrudan ilişki tesis edilmesi amacıyla kurulan İletişim Komitesi, AP ile TBMM arasında diyalog organı olan Karma Parlamento Komisyonu ve "Uluslararası Irkçılıkla Mücadele ve Çeşitlilik Grubu"nun (Anti-Racism and Diversity Intergroup) de bulunmaktadır.
Eserleri:
* Ich bin Inländer, - München: dtv, 1997 (ISBN 3423241098)
* Currywurst und Döner, Bergisch Gladbach: Lübbe, 1999 (ISBN 3785709463)
* Deutsch oder nicht sein?, Bergisch Gladbach: Lübbe, 2000 (ISBN 3404604822)
Biyografisi
1967 yılında Almanya'da okuma amacıyla Münster kentinde bulunan Vestfalya Üniversitesi'ne (Westfälischen Wilhelms-Universität) kaydını yaptırdı. 1971 yılında da bu okulu bitirdi. 1981 yılında Yabancılardan Sorumlu Sosyal Danışman olarak Volkshochschule Duisburg'ta göreve başladı. 1983 yılında Okula Uyum Projesi ve Gençlere Destek Olma Kurumu'nda genel müdür olarak çalıştı. 1985 yılında Almanya'nın Essen kentinde Alman hükümetinin finansal desteğiyle Türkiye Araştırmalar Merkezi'ni kurdu. 1990 yılında Essen'de bulunan bir üniversiteden Profesörlük ünvanını aldı (Universität-Gesamthochschule Essen).
1993 yılında Alman Sosyal Demokrat Parti'sine (SPD) üye olarak politik çalışmalara katıldı. Aynı dönemde tanıştığı Psikiyatrist İnci Şen ile hayatını birleştirdi. Kemalist ve cumhuriyetçi bir düşünce anlayışına sahiptir.
Ödülleri
* Türk-Alman Dostluk Ödülü (Deutsch-Türkischer Freundschaftspreis) Münih 2005
* Kuzey Ren Vestfalya Eyaleti Onur Ödülü (Verdienstorden_des_Landes_Nordrhein-Westfalen|Verdienstorden des Landes Nordrhein-Westfalen) 1997 (Almanya'da verilen en önemli ödüllerden biridir.
* Großes Bundesverdienstkreuz (Bundesverdienstkreuz 2003)
Benjamin Disraeli, İngiliz Parlamentosu'nda milletvekili olarak ilk konuşmasını yapmak için kürsüye çıktığında dinlenmediği gibi, ıslıklandı, yuhalandı ve konuşmasını bitiremeden yerine oturmak zorunda kaldı. Fakat yerine geçerken de şunları söyledi:
"Pekâlâ, sözümü burada kesiyorum; ama ileride beni dinleyeceğiniz zaman da gelecektir."
Disraeli, çok geçmeden aynı kürsüye İngiltere Başbakanı olarak çıkmayı başardı.
Benjamin Disraeli, (d. 21 Aralık 1804 - ö. 19 Nisan 1881) İngiliz politikacı ve 19. yüzyıl'da birçok kez İngitere başbakanı olmuş Yahudi asıllı devlet adamıdır.
19. yüzyıl'ın ikinci yarısında İngiliz siyasetinin, Liberal Partili William Gladstone ile birlikte en önemli ismiydi. Muhafazakar Parti'nin önde gelen liderlerinden biriydi. 1870 ve 1880 yılları arasındaki başbakanlığı döneminde İngiliz aristokratlarını da arkasına alarak İngiltere siyasetini kontrolü altına almıştır. Kraliçe Victoria'nın en çok değer verdiği siyasetçiydi. Seçimlerde ezeli rakibi Gladstone tarafından yenilgiye uğradıktan sonra siyaset sahnesinden silindi. Sınıf savaşı ve işçi sınıfı hakkındaki düşünceleri, 1950'li yılların İngiltere'sindeki pragmatik ve merkezci ekonomi politikaları üzerinde etkili olmuştur.
General Profesör Karl Ernst Haushofer Doğumu: 27 Ağustos 1869, Ölümü: 13 Mart 1946. Alman jeopolitikacıdır. Nazi Almanyası'nda devlet başkan yardımcılığı yapan Rudolf Hess'in öğretmenidir. Nazi Almanyası'nda unutulmaya yüz tutan bir kişi ve Adolf Hitler'in arkasındaki en güçlü isimlerdendir.
Hakkında
General Prof. Karl Haushofer, gençliğinde askerliğe merak duyan bir kişiydi. Alman İmparatorluğu döneminde topçu yüzbaşı olarak ülkeye hizmet verdikten sonra, yine Alman İmparatorluğu'nun başlattığı Birinci Dünya Savaşı'nda tümgeneralliğe kadar yükseldi. Kendisi iyi bir jeopolitika eğitimi aldı. Savaşın Almanya aleyhine sonuçlanmasının ardından Haushofer bir süre Almanya'da coğrafya öğretmenliği yaptı.
Haushofer 1908 yılında İmparatorluk Japonyası'na bir dizi ağır silah eğitimi vermek için gitti. Bu esnada bir dil dehası olan Haushofer bildiği dillerden olan İngilizce, Fransızca, Rusça dillerinin yanına Japonca, Korece ve Çince gibi uzakdoğu dillerini de ekledi.
Haushofer Japonya'da bulunduğu sırada gelecekte SS olarak bilinen Alman savunma kıtalarının tasarımını, Japonya'da Kara Ejderler olarak bilinen gizli bir teşkilattan örnek almıştır. Ayrıca bu Japon geleneğinin en önemli yönü olan disiplin ve sadakat gibi konuları da SS'lere aşılayan kişidir.
Haushofer, tıpkı diğer milliyetçi subaylar gibi Almanya'nın yenilmesini ve Versay Antlaşması'nı bir türlü hazmedemiyordu. Bu sebeple sık sık eski dostlarıyla bu konu üzerinde tartışıyor ve Almanya'nın eksiklikleri hakkında planlar yapıyordu.
General Haushofer'ın en büyük planı şüphesiz, Büyük Avrasya Projesiydi. Bu proje Almanya-SSCB-Japonya ve diğer doğu devletlerinin güçlü batı devletlerine özellikle de ABD'ye karşı cephe almasını öngören bir dizi sistematik yaklaşımı bünyesinde barındırıyordu.
Nazi Partisiyle Olan İlişkileri
1919 yılında Nazi Partisi'nin kurulmasından kısa bir süre sonra Haushofer bu partiyi yakından incelemeye başladı. Kısa süre sonra Haushofer çıkarları ve idealleri için en uygun partinin Nazi Partisi olduğunu tespit etti. Öğrencisi olan Rudolf Hess'i bu partiye yaklaşması için gönderdi. Hess, kısa sürede bu partinin yeni bir üyesi ve Hitler'in sekreteri konumuna gelirken, Haushofer'da Hitler'le olan ilişkilerine derinlik kazandırdı. Hatta Haushofer oğlunu bu partinin iyi bir aşamasına taşımayı başardı.
Haushofer'ın asıl amacı Büyük Avrasya Projesinin gelişimini görmekti. Ancak planları her zaman için düzgün biçimde işlemiyordu.
1923 yılında Adolf Hitler darbe girişimde bulundu ve kötü şöhretli Landsberg cezaevine gönderildi. Cezaevinde bulunduğu sırada yanına iki ziyaretçi geliyordu. Bunlardan ilki yakın dostu Rudolf Hess'di. Diğer ziyaretçi ise Karl Haushofer'dı. Kesin olmamasına karşın Hitler'in ünlü Kavgam adlı kitabının bir bölümünü General Haushofer'ın yazdığı söylenmektedir. Özellikle de hayat sahası görüşünün temeli Haushofer'ın Büyük Avrasya Projesine dayanmaktaydı.
1933 yılında Adolf Hitler'in iktidara gelmesiyle birlikte Haushofer Büyük Avrasya Projesi'ni gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaştı. Ancak, Hitler'in komünizm hakkındaki düşünceleri ve SSCB ile uzlaşmaz bir tavırda olması projeyi tehlikeye düşürüyordu. Ne var ki, Almanya'nın SSCB ile bir saldırmazlık paktı imzalaması Haushofer'ın ümidini yeniden canlandırdı.
Haushofer Nazilerin bir çok konuda özellikle de uzakdoğu konusundaki en büyük danışmanlarıydı. 1934 yılında Hitler'in diktatörlüğünü ilan etmesinin ardından Büyük Avrasya Projesinin ilk adımlarından Mihver Devletleri'nin oluşum süreci başladı. Karl Haushofer'ın nüfuzuyla ilk antlaşma Almanya-Japonya arasında imzalandı. Daha sonra da İtalya bu ittifaka katıldı.
1934-1939 yılları arasında Japonya Çin'in Mançurya bölgesini ele geçirdi. Almanya ise Çekoslovakya ve Avusturya'yı ilhak etti. Bu gelişmelerin arkasındaki en güçlü ve bir o kadar da gizli bir isim olan General Karl Haushofer vardı.
ANTONİUS, Marcus. 2.000 yıl önce Ro-ma'nın savaş ve çekişmelerle dolu fırtınalı bir döneminde yaşamış Romalı bir komutan olan Marcus Antonius, günümüzde iki nedenle çok ünlüdür: Birincisi Jül Sezar ile dostluğu ve Sezar'ı öldürenlerden öç alması; ikincisi ise Mısır Kraliçesi Kleopatra ile olan aşk ilişkisidir.
Antonius ve Sezar
İÖ 83'te doğan Marcus Antonius 30 yaşına doğru Sezar'ın Galya'daki (Fransa) ordusuna katıldı. Sezar'ı çok sevdi ve zaman zaman
kendi zararına da olsa, onu her alanda destekledi. Bir keresinde Sezar'a yardım için gücünü kullanış biçimini halk doğru bulmadığından, Roma'dan kaçmak zorunda kaldı.
Antonius ve Sezar İÖ 44'te konsül seçildiler. (O zamanlar Roma, her yıl seçilen ve "konsül" adı verilen iki kişi tarafından yönetilirdi.) Büyük bir kalabalığın önünde yapılan bir törende Antonius, Sezar'ın Roma imparatoru olmasını önerdiyse de Roma halkı bunu onaylamadı. Daha sonra Sezar'ın bütün yetkileri elinde toplayarak bir diktatör olmaya yönelmesi tepkilere neden oldu ve Sezar planlanmış bir suikast sonucu senatoda öldürüldü.
Bundan sonra Antonius, Sezar'ın yetkilerini de kendi elinde toplamaya çalıştı. Cenaze töreninde bir konuşma yaptı ve halka Sezar'ın vasiyetini okudu. Ama Sezar'ın bir mirasçısı vardı: Bu, daha sonra Augustus adıyla imparator olan, Sezar'ın yeğeni Octavius'tu . Antonius ile Octavius'un arası bozulduysa da, daha sonra Sezar'a yapılan suikastı düzenlemiş olan Brutus ve Cassius'un yönetimindeki orduyla savaşmak için bir araya geldiler. Yunanistan'da, Philip-poi'da yapılan bu savaşı Antonius ve Octavius kazandı.
Antonius ve Kleopatra
Bu olaydan sonra doğuya giden Antonius orada karşılaştığı Kleopatraya'ya âşık oldu ve onun peşinden Mısır'a gitti. O Mısır'dayken, karısı Fulvia Roma'da karışıklık çıkartıyordu. Octavius ile bozuşmak istemeyen Antonius, onunla dost olmalarını sağlayacağı umuduyla karısı Fulvia ölünce, Octavius'un kız kardeşi Octavia ile evlendi. Ama Antonius kısa bir süre sonra Kleopatra'ya döndüğü için bu evlilik başarısızlıkla sonuçlandı. Antonius, Mısır'da Kleopatra'yla lüks ve gösteriş içinde yaşadı. Octavius daha sonra Antonius'un üzerine bir ordu gönderdi. İÖ 31'de yapılan Aktium deniz savaşında Antonius'un filosu yenildi. Antonius ile Kleopatra Mısır'a kaçtı, ama ertesi yıl Octavius gene ordusuyla Mısır'a geldi. Marcus Antonius, Octavius'un geldiğini öğrenince intihar etti.
Konrad Hermann Josef Adenauer 5 Ocak 1876 Köln'de doğdu, 19 Nisan 1967 Rhöndorf'da (Bonn civarında) öldü, Alman siyasi adam ve Şansölye.
Konrad Hermann Josef Adenauer, 5 Ocak'ta, Katolik Özel Kalem Müdürü Konrad Adenauer ve eşi Helene'nin (Kızlık soyadı Scharfenberg) beş çocuğundan üçüncüsü olarak Köln'de dünyaya geldi. Liseden mezun olduktan sonra Freiburg, Münih ve Bonn'da Hukuk ve Ekonomi Politikası tahsili gördü. Daha sonra Köln'de stajyer hakim olarak çalıştı. Savcılıkta hakim muavini, iki yıl sonra Avukat Kausen'ın bürosunda ve bunun ardından da Köln Eyalet mahkemesinde yardımcı hakim olarak görev aldı.
1904 Emma Weyer ile evlendi ve bu evlilikten çocukları Konrad, Max ve Ria dünyaya geldi. 1905 Alman Merkez Partisi'ne üye oldu. 1906'dan itibaren Köln Belediye Meclisi üyesi. 1917 Köln Belediye Başkanlığına seçilme.
1918 Adenauer ömür boyu Prusya Senatosu'nun üyesi oldu. İşçi-ve Asker Kurulu tarafından disiplin görevlisi olarak atandı. Kayser II. Wilhelm'in tahtı bırakmasının ardından Köln'de burjuva ve sosyalist partilerin katılımıyla bir vakıf komisyonu oluşturuldu; Konrad Adenauer bu komisyonun başkanlığına getirildi.
1919 Adenauer'in, Alman meclisinde bulunan ve Ren nehrinin sol yakasını temsil eden milletvekilleri, Prusya Eyalet Meclisi üyeleri ve işgal altında bulunan Ren şehirlerinin belediye başkanlarının Köln'de katıldığı bir toplantıda konuşması. Adenauer Alman İmparatorluğu'nun birliği çerçevesinde bir Batı Alman Federal Devleti'nin kurulmasını önerdi. Köln Üniversitesi'nin kurulmasına olan katkılarından dolayı, Politika, Tıp, Hukuk ve Felsefe alanlarında Köln Üniversitesi fahri doktorluğuna layık görüldü.
Köln Belediye Başkanı
1921 Adenauer bir yıl için Prusya Devlet Konseyi'nin başkanlığına seçildi. Bundan sonraki 12 yıl süreyle bu görevinde kaldı. 1922 Münih'te toplanan 62. Alman Katolik Kurultayının başkanlığını yaptı. 1926 Adenauer Şansölyeliğe (Başvekilliğe) adaylık konusunda girişimlerde bulunuyor.
1933 Devlet Konseyi Başkanı Adenauer, anayasada öngörülen Üç-Kişilik-Kurul'da, Prusya Eyalet Meclisi'nin vaktinden önce feshedilmesine karşı çıktı. Belediye Başkanı Adenauer bir seçim gezisi için Berlin'den gelecek olan Şansölye Adolf Hitler'i karşılamaya gitmedi ve üzerinde Gamalı Haç bulunan bayrakları Deutz Köprüsü'nden indirtti. Adenauer Köln'ü terketti ve Maria Laach Manastırı'nda bir yıl saklandı. Nazilerin Eyalet Başkanı Adenauer'in belediye başkanlığından alındığını açıkladı. 1934 Gestapo tarafından tutuklandı, iki gün sonra tekrar serbest bırakıldı. 1935'ten itibaren Adenauer öncelikle Rhöndorf'ta içine kapanık bir biçimde yaşamaktadır. Değişik direniş gruplarının temsilcileri özellikle de Katolik gruplarınkiler, Adenauer'i Direniş hareketi için kazanmak istiyorlar, ancak bu tür taleplerin tamamını reddeder.
20 Temmuz 1944 suikastının ardından tutuklandı ve Köln Fuar Alanı'ndaki bir kampta gözaltında tutuldu. Buradan kaçtıktan sonra yeniden yakalandı ve Brauweiler Gestapo Hapishanesi'nde tutuklu olarak kaldı.
1945 Amerikan Askeri Yönetimi tarafından yeniden Köln Şehri Belediye Başkanlığına getirildi. Rheinland bölgesinde "Hıristiyan Demokrat Parti" nin (CDP) kurucu-ve yönetim kurulu üyesi oldu. İngiliz Askeri Yönetimi tarafından "iş göremezlik" gerekçesi ile Köln Şehri Belediye Başkanlığından alındı.
CDU Genel Başkanı
1946 Adenauer Herford'da, İngiliz İşgal Bölgesinde, yeni kurulan CDU'nun ilk başkanı seçildi. Kuzey Ren Westfalya Eyaleti'nin kurulmasından sonra Adenauer CDU'nun ilk eyalet meclisindeki grup başkanı oldu. 1947 CDU ve CSU'nun Königstein/Taunus'ta yapılan çalışma ortaklığı toplantısında, CDU-Berlin Eyalet Başkanı Jakob Kaiser tarafından ortaya konan liderlik teklifini geri çevirdi. 1948 Bonn'da Meclis Kurulu Başkanlığına seçildi.
Şansölyelik
1949 Doğrudan vekalet yoluyla, Adenauer birinci Alman Federal Meclisi'nin üyesi oldu. Bu üyeliğini 1966 yılına kadar da sürdürdü. Sadece bir oy farkla Almanya Federal Cumhuriyeti'nin ilk Şansölyeliğine seçildi. Müttefik Kuvvetler Yüksek Komiserliği ile para ve demontaj sorunlarında önemli kolaylıklar getiren, ayrıca batılı devletlerle diplomatik ilişkileri yeniden kurma ve uluslararası organizasyonlara üye olma hakkı tanıyan Petersberg anlaşmasını imzaladı.
1950 Goslar'da yapılan CDU 1.Genel Kurulunda Parti Genel Başkanlığına seçildi ve 1966 yılına kadar da bu göreve her defasında yeniden seçildi. 1951 Adenauer yeni kurulan Dışişleri Bakanlığı görevini de ek olarak üstlenir. Politikasının ağırlık merkezini Almanya Federal Cumhuriyeti'nin batı dünyasına entegrasyonu oluşturmaktadır. Avrupa Birliği'nin temelini oluşturacak olan Maden Birliği Sözleşmesini (Montanunion) imzalamak amacıyla Federal Şansölye olarak Paris'e ilk ziyareti.
1952 Federal Almanya'nın üç büyük batılı devletle olan ilişkilerini ele alan Almanya Sözleşmesi'nin Bonn'da, EVG-Sözleşmesinin ise Paris'te imzalanması. İsrail'le ilişkileri yeniden düzeltmeyi amaçlayan Lüksemburg anlaşmasının imzalanması. 1953 İkinci kez yapılan Alman Genel Seçimlerinden sonra Ekim ayında Adenauer yeniden Federal Şansölyeliğe seçildi.
1955 Paris Sözleşmelerinin yürürlüğe girmesiyle birlikte Adenauer, Almanya Federal Cumhuriyeti'ne kesin egemenliği kazandırmış olmaktadır. Dışişleri Bakanlığı görevini Heinrich von Brentano'ya devreder. Moskova Ziyareti: Sovyetler Birliği ile resmi diplomatik ilişkilerin kurulması. Bunun sonucunda çok sayıda Alman savaş esiri SSCB'den yurda dönebilmiştir. Doğu Almanya'nın (DDR) diplomatik alanda yalnız bırakılmasına yönelik Hallstein-Doktrini'nin açıklanması.
1956 Alman Federal Meclisi, Adenauer tarafından desteklenen Yükümlü Askerlik Yasasını onayladı. 1957 Roma Sözleşmelerinin imzalanması. Bu sözleşmelerle Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg ve Federal Almanya, Avrupa Ekonomik Topluluğu (EWG'nin) ve Avrupa Atom Birliği'nin (EURATOM) kurulması konusunda anlaştılar. Üçüncü Almanya genel seçimlerinde CDU/CSU koalisyonu kesin çoğunluğu elde etti. Adenauer yeniden Federal Şansölyeliğe seçildi.
1961 Birlik Partilerinin genel seçimler sonucunda kesin çoğunluğu kaybetmeleri. FDP1962 Adenauer'in Fransa'ya yaptığı resmi ziyaret De Gaulle tarafından her iki devletin barışma töreni olarak tertip edildi. De Gaulle'in Federal Almanya'yı resmi ziyareti. Adenauer'in, 1963 koalisyon için, Adenauer'in yasama dönemi sona ermeden önce istifa etmesi koşulunu ileri sürer. Adenauer'in yeniden Federal Şansölyeliğe seçilmesi. sonbaharında Federal Şansölyelikten istifa etme kararı açıklandı.
1963 Adenauer ve De Gaulle Paris'te Alman-Fransız İşbirliği Antlaşmasını imzaladılar. Başkan Kennedy'nin Almanya Federal Cumhuriyeti'ni ve Berlin'i resmi ziyareti. Almanya Federal Cumhuriyeti'nin Atom Denemelerini durdurma antlaşmasına imza koyması. Adenauer'in Federal Şansölyelikten istifası. Ludwig Erhard onun yerine Şansölye oldu.
1967 Adenauer son dış ziyaretini İspanya'ya yaptı. 19 Nisan: Konrad Adenauer Bonn yakınlarındaki 91 yaşından Rhöndorf'ta öldü.
Diana Spencer
Doğum Tarihi Ve Yeri: 01.Temmuz.1961 Sandringham, Norfolk, İngiltere
Ölüm Tarihi Ve Yeri :31.Ağustos.1997 Paris, Fransa
Gerçek adı Diana Frances Spencer'dır. Prens Charles'la olan evliliğiyle kraliyet ailesinin gelini olmuş, eşiyle olan anlaşmazlıkları, yardımseverliği, güzelliği ve aşklarıyla dünya basınının gündeminden düşmemiştir. 1997'de sevgilisi Dodi Al-Fayed'le geçirdiği trafik kazasında hayatını trajik biçimde kaybetmiştir.
Edward John Spencer ve Frances Spencer'ın en küçük kızı olarak 1 Temmuz 1961'de Sandringham, Norfolk, İngiltere'de dünyaya geldi. St. Mary Magdalene Kilisesi'nde, Percy Herbert tarafından vaftiz edilen Diana, İngiliz aristokrasisinin en güçlü ailelerinden birinin kızıydı. Spencer'lar, yüzyıllardır yöneten sınıfına yakınlıkları ve bağlılıklarıyla ünlüydü ve paha biçilemez sanat koleksiyonlarına ve görkemli kütüphanelere sahiplerdi. 18. yüzyıldan beri politika sahnesinde de varlık gösteren Spencer Hanedanı, majestelerine fevkalade sadıklardı. Diana'nın Elizabeth Sarah Lavinia Spencer, Cynthia Jane Spencer, John Spencer ve Charles Edward Maurice Spencer isimlerinde 4 kardeşi vardı.
Eşinden boşanan Frances Spencer, Diana'yı ve bir kardeşini daha yanına alarak Londra'daki Knightsbridge'de bir apartman dairesine taşındı. Aynı yılın noelinde babalarını görmeye giden Spencer kardeşleri Edward John Spencer annelerinin yanına göndermeme kararı aldı. Frances Spencer dava açsa da eski eşinin nüfuzu nedeniyle çocuklarını geri alamadı.
1975'te büyükbabaları 7th Earl Spencer, Albert Spencer'ın ölümünden sonra babaları, 8th Earl Spencer, yani yeni Lord olunca, Diana da Lady ünvanını kazandı ve Lady Diana Spencer oldu. 1976'da Edward John Spencer, romantik kitaplarıyla ün yapmış Barbara Cartland'ın tek kızı Raine, Countess of Dartmouth'la evlenince Diana için de İskoçya, Glasgow'a taşınan annesinin ve İngiltere'deki babasının evleri arasında gidip gelen parçalanmış bir yaşam başlamış oldu.
O dönem, West Heath Girls' School'a devam eden Diana, daha sonra Rougemont, İsviçre'de bulunan Institut Alpin Videmanette'e kaydoldu. O dönemde henüz 16 yaşında olan Diana, ileride eşi olacak kişiyi ilk kez ablası Lady Sarah'ın flörtü olarak tanıdı. Yüzmeyi çok seven ancak derslerinde başarılı olmayan Spencer, Londra'ya geri dönmeyi çok istiyordu ve ailesini bu konuda ikna etmeye çalışıyordu. Sonunda Diana'nın ısrarlarına dayanamayan aile kızlarının üç ev arkadaşıyla birlikte Londra'da bir dairede yaşamasına izin verdiler. Yemek yapmaktan nefret etmesine rağmen yemek kursuna ve Kensington'daki Madame Vacani's Dance Academy'ye giden Diana, daha sonra Young England Kindergarten Hemşirelik Okulu'nda iş buldu.
O dönem İngiltere'de genç Prens Charles'ın aşk hayatı basının gündemini en çok meşgul eden konulardan biriydi. Kraliyet ailesi, adı bir çok aristokratik kadınla anılan prensin evlenmesini istiyordu. Geleneklere göre Protestan olması ve Church of England'ın üyesi olması gereken gelinin soylu bir ailenin mensubu olması da tercih sebebiydi. Tüm bu özellikleri taşıyan Lady Diana ve Prens Charles'in evliliğine Spencer'lar ve Kraliyet Ailesi de sıcak bakıyordu. Çünkü bu evlilik İngiliz hanedanının gelecek planları ve milenyumun eşiğinde ciddi bir kimlik krizine düşen İngiliz halkının nostaljik düşleri için umuttu.
Sonunda 29 Temmuz 1981'de tüm dünya televizyondan da naklen verilen St Paul's Cathedral'inde gerçekleştirilen evlilik töreni için ekranları karşısına geçti. Yaklaşık bir milyar kişinin izlediği törende, henüz 20 yaşındaki gencecik Diana'nın utangaç davrandığı gözlerden kaçmadı. Dünya liderlerinin de davetli olduğu törende Diana, Canterbury Başpiskoposu'nun onayıyla Galler Prensesi oldu, gelecekteyse Birleşik Krallık tahtının kraliçesi olacaktı. Diana'nın babası o gün BBC kameralarına şu şekilde konuşmuştu:
Yüzyıllardır Spencer Ailesi'nin monarşiye değerli yardımları olmuştur. Eminim bugünden itibaren geleneğimizi Diana yaşatacak, şüphe gerektirmeyen sadakatiyle Kraliyet Ailesi'ne eşsiz hizmetlerde bulunacaktır.
Aynı adı taşıyan üç Pers kralı içinde en ünlüsüdür. M.Ö. 522-486 arasında hüküm sürdü. Tarihte Büyük Darius olarak anılır. Darius bir eyalet valisi olan Hystaspes'in oğluydu. Pers soylularının yardımıyla tahta geçti. Başarılarının tarihçesine ilişkin temel kaynak, Bisütun kayasındaki yazıttır.
Darius ülke çapında egemenliğini kurmak için çok sayıda ayaklanmayı bastırmak zorunda kaldı. Krallığı sırasında ülke içinde düzeni sağlayan Darius yeni yerler alarak gücünü artırdı. Ticareti geliştirmek amacıyla yeni yollar yaptırdı; bir posta örgütü kurdu; vergi sistemini yeniden düzenledi. 521'de Sus'u başkent yaparak kentin surlarını sağlamlaştırdı. Burada yeni binalar ve bir saray yaptırdıktan başka, Persepolis'te de kendine büyük bir saray yaptırdı. Ülke sınırlarını güvence altına almak amacıyla Trakya ve Makedonya'yı ülkesine kattı. Limni ve İmroz adalarını aldı. Darius Tuna Irmağı'nı aşarak Avrupa'daki İskit topraklarına girdiyse de başarılı olamadı. M.Ö. 499'da, Atina ve Eretria'nın Pers yönetimine karşı gelişen İyon ayaklanmasını desteklemesi üzerine, Atina ve Eretria'ya bir sefer düzenledi. Ama Pers donanması fırtınaya yakalanarak batınca seferden vazgeçildi. Darius M.Ö. 490'da Atina'yla yaptığı Maraton Savaşı'nda yenilgiye uğradı; üçüncü seferin hazırlıkları tamamlanamadan öldü.
BİLGE KAĞAN (683-734). Göktürk Devle-ti'ni yeniden canlandıran İlteriş Kağan'ın büyük oğlu olan Bilge Kağan aynı zamanda Türk dilinin en eski örneklerinden Orhun Anıtlar'ından bazılarını diktiren Göktürk ka*ğanıdır. Babası öldüğünde sekiz yaşındaydı. Amcası Kapağan Kağan döneminde kendisin*den bir yaş küçük kardeşi Kültigin ile birlikte yetişti. Daha 14 yaşındayken Göktürk ülkesi*nin batı bölgelerini yönetmekle görevlendiril*di. Bu görevini başarıyla yerine getirirken birçok savaşa katıldı. Kardeşi Kültigin de Kapağan Kağan'ın yanında büyük bir komu*tan olarak tanındı.
Kapağan Kağan'ın 716'da ölümü üzerine Göktürkler'in başına oğlu İnel Kağan (Bökü Kağan) geçti. Ama ülkeyi yönetmekte yeter*siz görüldüğü için Kültigin aynı yıl, İnel Kağan'ı tahttan indirerek Göktürk yönetimi*ne ağabeyi Bilge Kağan'ı getirdi. Bilge Kağan bütün askeri yetkileri kardeşi Kültigin'e bı*raktı. Amcası Kapağan Kağan zamanında yönetimden uzaklaştırılan büyük devlet ada*mı Tonyukuk'u kendisine danışman yaptı.
Kapağan Kağan'ın son dönemlerindeki sert tutumu Türk boyları arasında huzursuzluk yaratmıştı. Ölümünden sonra çıkan taht kav*gaları Türk boylarının ayaklanmalarına yol açtı. Bilge Kağan, kardeşi ve danışmanının yardımlarıyla bu ayaklanmaları bastırdı. En büyük görev ordu komutanı Kültigin'e düş*müştü.
Göktürk Devleti'nin birliğini sağlamlaştı-ran Bilge Kağan, Tonyukuk'un öğütlerini din*leyerek Çin ile iyi ilişkiler içine girdi. Çin sınırındaki alışveriş yerlerinin düzenli işleme*sini sağladı. Göktürkler bu yolla Çin'den sağladıkları ipeğin Asya'da ticaretini yaparak önemli gelir elde ediyorlardı. Göktürkler zaman zaman Oğuzlar'la savaşmalarına kar*şın Bilge Kağan döneminde oldukça rahat bir yaşam sürdüler.
Ülkesinde yetişen ürünlerin halkının yaşamasına yetmediğini bilen Bilge Kağan ticarete önem veriyordu. Birçok savaş bu ticaretin engellenmesi yüzünden çıkmıştı.
Bilge Kağan 734 sonlarında hakanlık danışmanı ve Çin elçisi Buyruk Çor tarafından zehirlenerek öldürüldü.
Ölmeden önce zehir*lendiğini anlayınca kendisini zehirleyenleri ve işbirlikçilerini öldürttü. Büyük bir törenle gömüldü ve bir yıl sonra da, yaşamını kendi ağzından anlatan yazıtın bulunduğu anıt di*kildi.
Hoşgörülü bir kişiliği olan Bilge Kağan halkını mutlu kılmak için uğraşan başarılı bir önder ve devlet adamıydı
Görev Süresi: 1871/1867-1890 Halefi: Count Leo von Caprivi
Doğum Tarihi: 1 Nisan 1815 Ölüm Tarihi: 30 Temmuz 1898
Özgeçmişi
Unvanları Bismarck-Schönhausen Kontu ve Lauenburg Dükü olan Otto von Bismarck1815-1898), 19. yüzyılda gevşek bir konfederasyon olan Almanya'nın güçlü bir imparatorluğa dönüşmesinde en önemli rolü oynayan ve ilk şansölyesi (başbakan) Alman devlet adamıdır. Yeni Almanya'yı "kan ve demir"le kuracağını söylediği için kendisine "Demir Şansölye" (başbakan) adı verilmiştir. (
Tam adı Otto Eduard Leopold von Bismarck-Schönhausen olan Bismrack, 1 Nisan 1815'te Prusya'da bir Junker'in (büyük toprak sahibi aristokrat) oğlu olarak dünyaya gelen Bismarck, Göttingen ve Berlin üniversitelerinde hukuk okudu. 1847'de Federal Meclis (parlamento) üyeliğine seçildi. Bismarck, eski yönetim biçimini korumaktan yana olduğu için Almanya'yı sarsan 1848 Devrimi'ni askeri güç kullanılarak bastırılmasını savundu. 1859'da Rusya, 1862'de de Fransa büyükelçiliğine getirildi.
Siyasi Kariyeri
Ocak 1861 tarihinde tahta çıkan Prusya kralı I. Wilhelm'in askeri harcamaların artırılması yönündeki çabaları, Prusya parlamentosundaki liberaller tarafından engellenmiştir. Bunun üzerine I. Wilhelm, muhafazakarların da desteklediği Bismarck'ı başbakan atamıştır. 22 Eylül 1862 tarihinde göreve başlayan Bismarck, meclisteki ilk konuşmasında, büyük sorunların "kan ve demirle" çözülebileceğini belirtmiştir. İzleyeceği politika da hep bu temele dayanacaktır.
Bismarck ilk işi olarak meclisi dağıttı ve kralın otoritesinin üstünde bir güç tanımadığını açıkladı.
1863 yılında Polonya'da çıkan bir ayaklanmada Rusya'yı destekleyen Bismarck, bu ülkeyle ilişkilerde bir yumuşama sağladı. Ardından Fransa ile bir ticaret antlaşması imzaladı. Bu antlaşma, Prusya'nın denetimindeki ve diğer Alman prensliklerinin de katılmış olduğu gümrük birliği için de geçerli bir antlaşmadır, dolayısıyla Avusturya antlaşmanın dışında tutulmuş oldu.
Almanya'nın ulusal birliğini kurmak için yola çıkan Bismarck, Avusturya'yı da yanına alarak 1864'te Danimarka'ya savaş açtı. Schleswig ve Holstein düklüklerini -ki nüfuslarının büyük çoğunluğu Alman asıllıdır- Danimarka krallığından kopardı. Bu iki düklükten Schleswig, Prusya, Holstein de Avusturya tarafından ilhak edildi.
Ertesi yıl, 1865'de, Holstein'i işgal eden Bismarck, Alman Konfederasyonu'nun sona erdiğini ilan ederek Prusya ordularını Bohemya'ya sürdü. Sadowa'da Avusturya ordusu yenilgiye uğramıştır. Savaşın ardından yapılan antlaşmayla Avusturya, Prusya'nın önderlik ettiği Kuzey Alman Konfederasyonu'ndan çıkarıldı.
Bu çatışmalar sırasında Prusya'ya cephe alan Alman prensliklerinin üzerine giden Bismarck, bu prensliklerin topraklarını ilhak etti. Bütün bu gelişmelerin sonucunda Orta Avrupa'da "Alman birliği", bir federasyon çatısı altında oluşturulmasının ilk atılımlarıdır.
Hemen ardından halk tarafından seçilen temsilcilerden oluşan bir parlamento, Reichstag, ve Alman Federasyonu'nu oluşturan devletlerin atadıkları temsilcilerden oluşan Federal Konsey, Bundesrat kuruldu.
Bismarck, güneydeki Alman devletlerini de Prusya'nın denetimi altına almak istiyordu. Ama bunu sağlamak için Fransa'yla bir çatışma nedeni gerekiyordu. 1870'te, Fransa, Kral Wilhelm'den İspanya tahtı üzerindeki haklarından vazgeçmesini, İspanya tahtına Prusya Hohenzollern hanedanından Leopold'ün getirilmesini istemesi, Bismarck'a aradığı fırsatı sağladı. Kral Wilhelm'in buna karşı çıkmasının ardından Fransa ve Almanya çatışma ortamına sürüklendi. Fransa yenildi ve topraklarının bir bölümünü de yitirdikten sonra savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı. Bismarck bu savaşta henüz Alman birliğine katılmamış olan güneydeki Alman devletlerini de safına çekmeyi başarmıştır.
Bismarck, Prusya egemenliğinde güçlü bir Almanya kurma düşünü gerçeğe dönüştürdü ve Wilhelm, 1871'de Alman imparatoru olarak taç giydi. 21 Mart 1871 tarihinde Prens unvanı alan Bismarck, şansölye olarak atanmıştır.
Bismarck'ın içerdeki uygulama ve düzenlemeleri, ortak bir para biriminin belirlenmesi, bir merkez bankasının kurulması ve ticaret kanunu, medeni kanun gibi temel yasal düzenlemelerle başlamıştı.
Amacına ulaşmış olan Bismarck, yeni Almanya'yı güçlendirmek ve zenginleştirmek için barış yanlısı bir siyaset izlemeye başladı. Almanya, Avusturya ve Rusya arasında Üç İmparator Birliği diye bilinen antlaşmayla hem Avusturya ve Rusya arasında barışı korumaya, hem de Fransa'yı Almanya'ya saldırmaktan caydırmaya çalıştı.
Mart 1878 de Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki barış görüşmelerin çıkmaza girmesi üzerine arabuluculuk görevi üstlenen Bismarck, Berlin Kongresinin toplanmasını sağlamış ve bu kongreye başkanlık etmiştir.
Kendisi de bir Junker (büyük toprak sahibi aristokrat) olan Bismarck, iç politikada giderek tutucu bir çizgiye yönelmekteydi. Ağırlıklı olarak askeri harcamaların getirdiği bütçe açıklarını giderebilmek için ek vergiler koymak istemesine karşı çıkan parlamentoyu, I. Wilhelm'e yönelik bir suikast girişimini bahane ederek fesh etmiştir.
1870-1900 yılları arasında, nedenleri halen tartışmalı olan genel ekonomik durgunlukla mücadele için gümrük duvarlarını yükseltmiştir. Dış ticarette izlediği bu korumacı politika, büyük toprak sahipleri kadar sanayicilerin de desteğini kazanmasına yol açmıştır.
Dış politikada karmaşık bir ağ oluşturan antlaşmalar ve ittifaklar yoluyla uzlaşmacı bir tutum izleyen Bismarck, iç politikada tam tersi bir tutum sürdürmüştür. 1890'lı yıllarda ortaya koyduğu korumacı dış ticaret politikası, baştan beri kendisini destekleyen Liberal Parti'nin taban kaybetmesine yol açmıştır. Öte yandan Bismarck, Avrupa'da ilk olarak işçi kesimini kapsayan emeklilik sistemi, sağlık ve kaza sigortalarını da düzenlemiş, Sosyal Demokrat'ların tabanını zayıflatmıştır.
1882'de de Prusya'yı, Avusturya ve İtalya ile Üçlü İttifak'ta birleştirdi.
1884 yılına kadar Almanya'nın sömürgeleri olması gereği üzerinde hiç durmayan Bismarck, Güneybatı Afrika, Doğu Afrika, Kamerun, kısmen Yeni Gine üzerinde sömürge hakimiyeti kurmuştur. Bu girişimler, Almanya'nın tek büyük ithalat-ihracat limanı olan Hamburg'lu büyük ticari kesimin desteğini sağlamaktır. Öte yandan kara Avrupa'sı dışında çıkar alanlarının olması, İngiltere'ye karşı Fransa ile ittifak kurabilmek için dayanak oluşturmakta, bu girişime bir inandırıcılık kazandırmaktadır.
1888 yılının Mart ayında I. Wilhelm ölünce yerine III. Friedrich imparator tacını giymiştir. Haziran ayında III. Friedrich ölünce yerine II. Wilhelm imparator oldu.
1890 yılında antisosyalist yasaların sürelerinin uzatılması konusunda meclis tıkanınca seçimlere gidilmiştir. Seçimler, Bismarck'ı destekleyen, -başta Liberal Parti olmak üzere- yenilgisiyle sonuçlanmıştır. Bismarck'ın politikalarına karşı olan Sosyal Demokrat, İlerici ve Katolik Merkez Partileri ise seçimlerden güçlenerek çıkmışlardır. Bismarck, II. Wilhelm'e, bir askeri darbeyle parlamenter sistemin ortadan kaldırılması ardından parlamentonun yetkilerini kısıtlayan bir anaysa yapılmasını, bundan sonra parlamenter rejime dönülmesi için baskı yapmıştır. II. Wilhelm bu baskıya karşı çıkınca bakanları topluca istifaya çağırmıştır. Ancak, dışişleri bakanı olan oğlu dışında hiçbir bakan buna taraftar olmamıştır. Tüm desteğini yitiren Bismarck, Bismarck görevinden ayrıldı. Friedrichsruh'taki malikânesine çekildi ve 30 Temmuz 1898'de öldü.
(1886-1973). Asıl adı David Gruen olan David Ben-Gurion, İsrail devletinin kurucularındandır ve ülkenin ilk başbakanıdır. Polonya'nın Plonsk kentinde doğan Ben-Gurion, babası Victor Gruen'in etkisinde kalarak, Filistin topraklarında bir Yahudi devleti kurmayı amaçlayan Siyonist harekete katıldı . 1906'da, o zamanlar Osmanlı egemenliği altında bulunan Filistin'e işçi olarak gitti.
I. Dünya Savaşı'nın başlangıcından kısa bir süre 'sonra, Siyonist çalışmalarından dolayı Osmanlı yönetimince Filistin'den sürülen Ben-Gurion ABD'ye giderek, siyasal çalışmalarını orada sürdürdü. Daha sonra İngiliz ordusunda Yahudi Lejyonu'nun örgütlenmesine yardım etti. Savaş süresince de, Yakındoğu'daki lejyonda görev yaptı.
Ben-Gurion savaştan sonra, İngiliz manda*sı altına girmiş olan Filistin'e döndü ve Yahudi devleti kurma çalışmalarına katıldı. Yahudi İşçi Partisi'ni (Mapay) ve Genel İşçi Federasyonu'nu (Histadrut) kurdu. İşçi Parti*si daha sonra İsrail'deki en etkili siyasal güç haline geldi.
Ben-Gurion 1935'te, Yahudi topluluğunun Filistin'e göçü, yerleşimi ve kök salması konu*sunda çalışmalar yapan, dünya Siyonizm'inin en üst yönetim organı olan Yahudi Ajansı'nın başkanlığına seçildi.
1936'da Filistin'de yaşayan Araplar, Yahu-diler'in sistemli bir plan uyarınca Filistin topraklarına yerleşmelerine ve İngiliz manda*sına başkaldırdılar. Ben-Gurion Filistin'de yaşayan Yahudi topluluğunu, Yahudiler ile Araplar arasında bir denge kurmaya çalışan İngilizler'e karşı mücadeleye çağırdı.
II. Dünya Savaşı'yla birlikte Avrupa'da başlayan Yahudi kıyımı, Filistin'e göçü hız*landırdı. Savaşın sonunda Birleşmiş Milletler, Filistin topraklarının bölünerek bir Arap, bir de Yahudi devleti kurulması kararı aldı.
Uzun yıllar bağımsız bir Yahudi devletinin kurulması için uğraş veren Ben-Gurion, 14 Mayıs 1948'de Birleşmiş Milletler Genel Ku*rulu kararı uyarınca kurulan İsrail Devleti'nin bağımsızlık bildirgesini okudu. Başbakanlığa ve savunma bakanlığına getirilen Ben-Gurion İsrail ordusunun kuruluşuna öncülük etti. İlk Arap-İsrail Savaşı'nda İsrail ordusunu yönet*ti. Savaş 1949'da Araplar'ın yenilgisiyle so*nuçlandı. 1953-55 arasındaki kısa bir süre dışında, 1963'e kadar başbakanlık görevini sürdürdü. Başbakanlığı süresince Araplar'a karşı sert ve saldırgan bir siyaset izledi. 1963'te kişisel nedenlerle başbakanlıktan ay*rıldı.
Dr. Lale Akgün (d 17 Eylül 1953, İstanbul, Türkiye), Türk asıllı bir sosyal demokrat (SPD) Alman siyasetçi ve psikolog.
Biyografisi
1972'de lise mezuniyet sınavını (Abitur) başarıyla geçti. Tıp, Toplum bilimi ve psikoloji okudu. 1981'de Philipps-Universität in Marburg'dan mezun oldu. 1987'de Fen-Bilimleri Fakültesinde Albertus-Magnus-Universität Köln'den bravörünü aldı.
Albertus-Magnus-Universität, Köln'de hocalık yaptı. Bir çok psikoloji alanında yapıtları ve makaleleri vardır. Msl. Uyuşma ve Entegrasyonun Pisiko-Sosyal Etkileri sayılabilir. 1981 le 1997 arası Köln şehrinin aile danışmanlığını yaptı. Yönetime yakınlığının psikolojisi projesini işleme geçirdi. 1992'den beri Köln şehrinin Yönetim ve Toplum Arası Pisiko-Sosyal Dairesinin amir yardımcılığında bulundu. 1997 ile 2002 arası Solingen şehrinin Kuzey Ren-Westfalen Eyaleti Göçmen merkezinin müdürlüğünü yaptı.
Ver-di sendikası ile Türkdanış (AWO) üyesidir. Kindernöte e.V. (Çocuk yardım) derneğinin kurucu üyesi. Köln-İstanbul kardeş şehir projesini destekleme derneği üyesidir. Göçmen ve entegrasyon projelerinde çalışmaları vardır.1982'den beri Sosyal Demokrat Partisi (SPD) üyesidir. 2001 Marttan beri de SPD Köln semtinin parti yönetici kurulundadır.2002'den beri Alman Federal Parlamentosunun (Bundestag) milletvekilidir.Evli ve bir kızı vardır.