Tesisimiz 2012 yılında faaliyete başlamıştır.Projenin tamamı SAKARYA AQUAPARK HAVUZ İŞLETMECİLİĞİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ tarafından gerçekleştirilmiştir. İşletmenin arazisi ise Sakarya Büyükşehir Belediyesi’ne aittir.
15 bin 400 metrekare alan üzerine kurulu olan tesiste toplamda 200 metre kaydırak,700 metrekare adrenalin havuzu, 2 adet 300 metrekare çocuk havuzu,550 metrekare aile havuzu bulunuyor. Ayrıca toplamda 3 bin metrekare kapalı mekan (soyunma odaları, kabinler, wcler, cafe ve mutfak bölümü, havuz kıyafetleri marketi, bar(alkolsüzdür), idari birimler ve mescid, 6 bin metrekare güneşlenme alanı, 1000 metrekare cafe alanı, bol miktarda duşa ve tesisin kapasitesine eşdeğer su ısıtma sistemlerine sahiptir.
Havuz temizliğinde yüksek filtrasyon sistemleri kullanılmıştır. Havuzlarımız 1 saat 20 dakika içerisinde % 100 olarak kendini temizleyebilme kapasitesine sahiptir. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenli olarak denetime tabi tutulmaktadır. Hijyenden taviz vermeyen tesisimizde her Cuma günü bayanlar günü, her Perşembe Halk günü olarak değerlendirilmekte, diğer tüm günler için de müşteri memnuniyeti esas alınarak hizmet verilmektedir.
Şehir merkezine yakınlığı ve ulaşım kolaylığıyla gece saat 24.00’a kadar adrenalin ve havuz keyfi isteyen misafirlerimize animasyon, kahvaltı, cafe, Ramazan ayında da ek olarak iftar menüsü ve sahura kadar hizmetlerimizle günü birlik tatil imkanı sunuyoruz.
Sakarya turizmine de katkı sağlayan tesisimiz Doğu Marmara Bölgesi’nin en büyük Aqua Park tatil ve eğlence merkezi özelliğiyle sıcak yaz günlerinin serinleten ve eğlendiren günübirlik ekonomik tatil fırsatlarıyla hizmetinize açılmıştır.
Kurallar
Fiziksel engellilerin, aşırı kiloluların, boyun, sırt, kalp rahatsızlıkları olanların ve hamile bayanların park içindeki kaydırakları kullanması uygun değildir.
Geri ödeme ve yağmur iadesi yoktur.
Havuz ve kaydırak bölgesine ayakkabı ile girilemez.
Her havuza giriş öncesi duş alınması mecburidir.
Mayo ve şort dışında hiçbir giysi ile havuza girilemez.
Açık, kanamalı yaralar vb. hastalık hallerinde kesinlikle havuza girilemez.
Havuz bölgesine her türlü cam, porselen vb. eşya,metal şişe sokulamaz.
Havuz çevresindeki demirbaşlara (şezlong, şemsiye, sandalye ve benzeri) rezervasyon yapılamaz.
Havuza ve havuz bölgesine, 12 yaşın altındaki küçük çocuklar, ebeveynsiz giremez.
Bebekler, havuz için üretilmiş özel naylon bez kullanarak ve yalnızca çocuk havuzuna girebilirler
Havuz ve güneşlenme bölgesinde, kişileri rahatsız edecek şekilde fotoğraf makinesi ya da cep telefonu aracılığı ile fotoğraf çekilmemesine özen gösterilmelidir.
Güneşlenen ya da havuza giren müşterilerin kişisel eşyalarının güvenliğinden aquapark yönetimi ya da güvenlik personeli sorumlu değildir.
Cankurtaran ve diğer görevlilerin ikazlarını ve yönlendirmelerini dinleyiniz kendileriyle kurallar hakkında münakaşaya girmeyiniz.
Adres
Sabahattin Zaim Bulvarı (Karaman Yolu) No:167
Adapazarı / SAKARYA
Tecrübeli çiftçilerden en iyi karpuzu seçme yöntemleri...
Karpuzdaki sarı bölge karpuzun toprağa değdiği yerdir.
Beyaz değil sarı veya açık sarı lekeli karpuzu tercih edin.
Bu lekeler karpuzun olgunluk derecesini gösterir.
Karpuzdaki örümcek ağı benzeri yerler arıların karpuz çiçeklerini döllerken dokunduğu yerlere işarete eder.
Ne kadar örümcek ağı lekesi varsa o kadar fazla arı döllemiş demektir ve karpuz daha tatlı demektir.
Karpuzun sapının kuru olması olgun olduğunu gösterir.
Eğer sapı yeşilse yeni koparılmış demektir ve olgunlaşmayacağı manasına gelir.
Karpuzun ağırlığı da önemlidir. En ufak veya en büyük karpuzları tercih etmeyin. Ortalama boydaki bir karpuz seçmek daha mantıklıdır.
Ortalama boydaki bir karpuz seçmek daha mantıklıdır.
Uzun karpuzlar suluyken, yuvarlak karpuzlar daha tatlıdır.
2.15 GHz Snapdragon 820 Quad-Core İşlemci
3GB RAM 32GB ROM/ 4GB RAM 128 GB ROM
5 Inç FHD IPS Dokunmatik Ekran
Çift SIM
Arka Kamera: Sony IMX298 sensör , 16MP kamera, PDAF ve DTI ,Çift LED Flaş
Ön Kamera: 2 micro-metreUltra Piksel sensör , 4MP Kamera
4G +
Voice over LTE (VoLTE) desteği
WiFi
IR (Kızılötesi)
NFC
Parmak İzi Okuyucu
USB OTG
3000 MAh Batarya.
Qualcomm quick charge 3.0 desteği
Mi5
Modeller
Standart : Snapdragon 820 (1.8 Ghz) / 32 GB Depolama / 3 GB RAM / 3D Cam arka Yüzey
High : Snapdragon 820 (2.15 Ghz) / 64 GB Depolama / 3GB RAM/ 3D Cam arka Yüzey
Exclusive : Snapdragon 820 (2.15 Ghz) / 128 GB Depolama / 4 GB RAM /3D Seramik Arka Yüzey
Her üç model için de fiyat/performans zirvesi denilebilir. Standart ve High modeller arasında işlemci ve depolama dışında belirgin bir fark bulunmamakta ancak Exclusive modeli İşlemci, Depolama ve RAM özellikleri ile ön plana çıkıyor. Antutu testinde 142.084 puan alarak bir rekor kıran Mi5 özellikle kullanmış olduğu Seramik arka yüzeyi ile bir devrim yaratıyor diyebiliriz. Nano teknoloji ile hazırlanan ve mermer dokusu sağlayan bu yüzey elbette ki son derece hafif ve telefon sadece 129 gram ağırlığında.
Mi5 Renkler
Tasarım
Tasarım anlamında tanıtıldığı dönemde çok ses getiren Mi Note Pro modeli ile oldukça benzeşen Mi5’in diğer Xiaomi modellerinden en büyük farklılığı ön yüzünde bulunan ev ekranı tuşu. Fiziksel bir tuş bulunduran ilk Xiaomi markalı telefon olan Mi5‘in bu tuşu aynı zamanda parmak izi okuyucu işlevi de görüyor. Telefon 5.15 inç boyutunda bir ekrana sahip olmasına rağmen toplam boyutlarına bakıldığında 5 inç büyüklüğündeki pek çok telefondan daha küçük ve daha rahat bir kullanım sunuyor. Sadece 7.25 mm. kalınlığındaki cihaz arka yüzeyde kullanılan cam/seramik yüzey ve metal çerçeve arasında kesintisiz ve pürüzsüz bir geçiş sağlayarak telefonun elinizden kaymasını engelliyor.
Mi5 Boyutlar
Ön yüzey üst kısımda 4 MP çözünürlüğündeki Ultra Piksel kamerası, sensörleri ve Mi logosu bulunan telefonun alt tarafında ise ev tuşu görevini de gören parmak izi sensörü bulunuyor. Arka yüzeyinde ise 16 MP çözünürlüğündeki kamerasına çift LED flaş eşlik ediyor. (f2.0, OIS, 4K kayıt, faz tanılı oto. odaklama, Sony IMX 298 sensör, 1/2.8″ sensör boyutu, 1.12 µm piksel boyutu)
Mi5 Çerçeve
Donanım
Mi5, 2.15 hızında çalışan Qualcomm Snapdragon 820 işlemciye sahip. Bu işlemciye Adreno 530 GPU ve 3GB / 4GB LPDDR4 RAM eşlik ediyor. 64 bit mimarisi üzerine inşa edilen telefonun 32 GB, 64 GB, ve 128 GB depolama kapasitesine sahip modelleri de bulunmakta. Depolama özelliklerinde ise UFS 2.0 teknolojisi ön plana çıkıyor. Daha önce kullanılan eMMC 5.0 teknolojisine göre %87 varan oranda daha hızlı olan bu teknoloji ile saniyede 450MB hızında yazma işlemi gerçekleştirilebiliyor. 4G+ ile 600 Mbps hızını destekleyen CAT 12 model de telefonun donanım özelliklerini tamamlıyor ve donanım anlamında mevcut cihazlar içerisinde şu an için dünyanın en iyi telefonu olmasını sağlıyor.
Mi5 Ağırlık
Ekran
5.15 inç boyutundaki ekran 1920 x 1080 piksel çözünürlüğünde bir görüntü kalitesi sunuyor. Direk güneş ışığı altında çok daha net görüntüler almanızı sağlayan Sunlight Display özelliği çok işe yarayacak gibi görünüyor. Telefon kullandığı MIUI 7 yazılımı ile birlikte gelen değişik ekran varyasyonları ile (Sıcak/Standart/Soğuk) birlikte çok dha gerçekçi bir deneyim sunuyor.
Mi5 2
Kamera, Video ve Ses
MKV, MP4, M4V, AVI, XVID ve daha pek çok popüler video formatını destekleyen telefon 4K çözünürlüğündeki videoları da oynatabiliyor ve kayıt edebiliyor. f2.0 Sony IMX 298 sensör, 1/2.8″ sensöre sahip 16 MP çözünürlüğündeki arka kamerasında alışmış olduğumuz OIS (Görüntü sabitleme) teknolojisinden daha farklı bir teknoloji kullanılmış. Bu kamerada kullanılan OIS sisteminin diğerlerinden farkı 2 değil 4 açılı olması. Bu durum görüntü sabitlemeyi 2 kata kadar daha verimli hale getiriyor. Ayı zamanda kullanılan DTI teknolojisi pikseller arasındaki ışık sızmalarını engelliyor ve çok daha verimli ve keskin fotoğraflar çekmenize yardımcı oluyor. Resim işlemcisi olarak Qualcomm Spectra kullanan kamera düşük ışıklarda çok daha net fotoğraflar çekilmesini, gerçek 4K boyutunda videolar kaydedilmesini ve daha önce deniyimlenmemiş bir kamera deneyimi sunmayı vadediyor.
Batarya
Hızlı şarj desteği bulunan 3000 mAh gücündeki batarya sadece 129 gram ağırlığındaki cihaza oldukça üst düzey bir performans sunuyor.
Tarsus Su Parkı Personeline
(324) 622 25 65 numaralı telefonumuzdan ulaşabilirsiniz.
Tarsus'un ilk Yüzme Kulübüdür ''Tarsus Yüzme Spor Kulübü'' Kurucu Başkan Erdal ALAKAŞ TEL: 0544 285 93 93
https://www.youtube.com/watch?v=gZMm5Syl9xM
Adres
Rasim Dokur Caddesi Mersin, 33145 Tarsus
Bağlı Olunan Kuruluş
Türkiye Yüzme Federasyonu ve Dernekler Odası
Üyeler
Kurucu Üyeler
Hüsnü CÖMERT
Kurucu Üyeler
Umut DEMİRCAN
Kurucu Üyeler
Duran DEMİRCAN
Kurucu Üyeler
Serkan ASLAN
Mini Biyografi
''Erdal Alakaş'' Mersin doğumlu ''Tarsus Yüzme Spor Kulübü'' Kurucu Başkanıdır Tarsus'ta yaşamaktadır.
REFERANS
1 Elit Spor Kompleksi
2 Aqua City
3 Cantry Club
4 Gül Çocuk Yaz Okulu
5 Bildil Yaz Okulu
6 Malatya Kapalı Yüzme Havuzu
7 Tarsus Su Park
8 Mersin Şelale Otel
9 Zirve Sitesi
10 Adana Ayaş Yüzme İhtisas
ve birçok kulüpte yüzme antrenörlüğü yapmıştır erdal alakaş.
Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), Türkiye'de telekominikasyon yoluyla yapılan iletişimin içeriğini kontrol etmekle yükümlü devlet kurumudur. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) bağlıdır.
2005 Ağustos’unda kurulmuş ve tümüyle işlevsel olarak 2006 Temmuz’unda çalışmalarına başlamış olan Başkanlık, bugüne kadar Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Emniyet ve Jandarma istihbaratının ayrı ayrı birimler ve savcılıklardan aldıkları izinlerle gerçekleştirdikleri telefon dinlemelerini tek merkezden yapmak ile yükümlüdür. Başkanlık ayrıca 5651 Sayılı Kanun'a göre İnternet içeriğinin izlenmesi/denetlenmesinden ve yargıç, mahkeme ve Cumhuriyet savcıları tarafından verilmiş erişim engelleme kararlarının uygulanmasından da sorumludur. Türkiye dışında barındırılan içeriğe erişimi, idari kararla engelleme yetkisine de sahiptir. Gayriresmî verilere göre 2014 yılında 18 binden fazla site TİB tarafından erişime engellenmiştir.
Başkanlığını şu anda MİT kökenli Cemalettin Çelik yürütmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: TİB'i Kapatacağız, Pisliğin Kaynağı Orası
02 Ağustos 2016 Salı 15:42
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nı kapatacağız. Çünkü pisliğin kaynağı orası. Burada çalışan kişilerle ilgili gerekli çalışmaları da yaptık." dedi.
"GÜVENLİK HİZMETLERİ DAHA KALİTELİ HALE GELDİ"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Düzeyli Ekonomi toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, sık sık tartışmalara neden olan TİB'in kapatılacağını da şu sözlerle duyurdu:
"Soruşturmalarda açığa alınanlardan bir kısmının haklarındaki iddialar mesnetsiz görülürse görevlerine geri dönebilecekleri de unutulmamalıdır. Adalet sisteminin kendi işine odaklanan personel tarafından yönetilmesi işleyişi yavaşlatmaz, hızlandırır. Adalet mekanizmasının zaten sıkıntısı 17-25 Aralık sürecini başlatmıştır. Aynı durum Emniyet teşkilatımız için de geçerlidir. Binlerce personel açığa alınmasına rağmen güvenlik hizmetleri daha kaliteli hale gelmiştir.
"SİYASETÇİ HAZIR DEĞİLSE ZATEN O SİYASET ZAYIFTIR"
Darbenin istihbaratının zamanında alınamaması bu örgütün önce istihbarat teşkilatlarımızı çökertmesinden kaynaklanmaktadır. Biliyorsunuz Emniyet istihbarat var. Bakıyorsunuz ABD'de sadece CIA yok, onlarca istihbarat örgütü var. Onun için devletin, silahlı kuvvetlerin yeniden yapılanması gerek. Bazı siyasiler çok acele edildi diyebilir. Biz hazır değilseniz ben ne yapayım. Siyasetçi bu tür olaylara karşı hazırlıklı değilse zaten o siyaset zayıftır. Şimdi bu gidişi inşallah düzelteceğiz.
"TİB'İ KAPATACAĞIZ"
"Bu süreç Türkiye'nin devlet yapılanmasında bir revizyonuna fırsat hazırlamıştır. Mesela TİB'i kapatacağız. Çünkü bütün pisliklerin olduğu yerlerden biri de orası. Orayı kapatıp çalışanların hepsiyle ilgili hazırlıklarımızı da yaptık, gereği neyse yapacağız. TİB, BTK'ya kapatılmak suretiyle devredilecek. BTK gereken adımları kendisi atacak."
KAPATILMASI HEP GÜNDEMDEYDİ
Hatırlanacağı üzere dinlemelerin merkezi haline gelen TİB'in, daha önce de kapatılması gündeme gelmişti.
Türkiye Cumhuriyeti Devlet Protokolü
Aşağıda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmış, en son 8 Mayıs 2008 tarihindeki düzeltmeleri içeren, Dışişleri Bakanlığı Protokol Müdürlüğü tarafından düzenlenen Türkiye Cumhuriyeti Devlet Protokolü listesi bulunmaktadır. Protokol listesinde Türkiye Cumhurbaşkanı\'nın ismi yer almaz. Çünkü Cumhurbaşkanı doğal olarak protokolün başıdır.
TBMM Başkanı
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı
TSK Genelkurmay Başkanı
Ana Muhalefet Partisi Başkanı
Eski Cumhurbaşkanları
Anayasa Mahkemesi Başkanı
Yargıtay Birinci Başkanı
Danıştay Başkanı
Bakanlar Kurulu üyeleri
Türk Silahlı Kuvvetleri Kuvvet komutanları
Orgeneraller/Oramiraller
YÖK Başkanı
TBMM Başkan Vekilleri
TBMM\'de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Başkanları
TBMM Katip Üyeleri ve İdare Amirleri
TBMM\'de Temsil Edilen Siyasi Partilerin Genel Başkanları
TBMM Siyasi Partiler Grup Başkanları ve Başkan Vekilleri
TBMM\'de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Başkan Yardımcıları
TBMM\'de Grubu Bulunan Siyasi Partilerin Genel Sekreterleri
TBMM üyeleri
Sayıştay Başkanı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Türkiye Barolar Birliği Başkanı
Danıştay Başsavcısı
Anayasa Mahkemesi Başkanvekili
Uyuşmazlık Mahkemesi Başkanı
Anayasa Mahkemesi Üyeleri
Yargıtay Birinci Başkan Vekilleri
Danıştay Başkan Vekilleri
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkan Vekili
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Vekili
Yüksek Seçim Kurulu Başkanı
Yüksek Hakem Kurulu Başkanı
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
TBMM Genel Sekreteri
Başbakanlık Müsteşarı
Bakan Yardımcıları
Devlet Denetleme Kurulu Başkanı
Kamu Başdenetçisi
Ankara Valisi
Yüksek Öğretim Kurulu üyeleri
Ankara\'daki Üniversitelerin Rektörleri
Ankara Garnizon Komutanı
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı
Korgeneraller/Koramiraller
MGK Genel Sekreteri/Bakanlık Müsteşarları/AB Genel Sekreteri/Başbakanlığa ve Bakanlıklara Bağlı Müsteşarlar
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı
Radyo Televizyon Üst Kurulu Başkanı
Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı
Merkez Bankası Başkanı
Rekabet Kurumu Başkanı
Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanı
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı
Diyanet İşleri Başkanı
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcıları
TBMM Genel Sekreter Yardımcıları
Tümgeneraller/Tümamiraller
Başbakanlık ve Bakanlık Müsteşar Yardımcıları
Yargıtay Daire Başkanları ve Üyeler
Danıştay Daire Başkanları ve Üyeler
Sayıştay Daire Başkanları ve Üyeler
Devlet Personel Başkanı
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı
TÜBİTAK Başkanı
Ankara\'daki Üniversitelerin Rektör Yardımcıları
Yüksek Seçim Kurulu Üyeleri
Merkezde Görevli Türk Büyükelçileri
Merkezde Görevli Valiler
Devlet Denetleme Kurulu Üyeleri
Kamu Denetçiliği Kurumu Denetçileri,
Tuğgeneraller/Tuğamiraller
YÖK Genel Sekreteri
Türkiye İstatistik Kurumu Başkanı
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü
Anadolu Ajansı Genel Müdürü
TRT Genel Müdürü
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürü
Vakıflar Genel Müdürü
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü
Türkiye Ortadoğu Amme İdaresi Genel Müdürü
Başbakanlık ve Bakanlıklar Genel Müdürleri
Ankara\'daki Fakültelerin Dekanları, Yardımcıları
Ankara\'daki Kamu Kuruluşları Niteliğindeki Meslek Kuruluşları Başkanları
Sivil ve Askeri Dernek Başkanları
Taşra (İl, İlçe) Protokol Sıralaması
Mahallin En Büyük Mülki İdare Amiri (İlde Vali, İlçede Kaymakam)
TBMM üyeleri
Mahallin en büyük komutanı, general ve amiraller, garnizon komutanı
Büyükşehir belediye başkanı, bakan yardımcısı, il belediye başkanı
Cumhuriyet başsavcısı, adli yargı adalet komisyonu başkanı, bölge adliye ve bölge idare mahkemesi başkanları, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet başsavcısı, idare ve vergi mahkemeleri başkanları, üniversite rektörleri, baro başkanı,
Vali yardımcıları, kaymakamlar, il jandarma komutanı, il emniyet müdürü il genel meclisi başkanı ile ilçe belediye başkanları
Rektör yardımcıları, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri
Genel ve özel bütçeli kuruluşların üst yöneticileri
Valilikçe belirlenecek sayıda, garnizon komutanınca tespit edilecek silahlı kuvvetler mensupları
Hakimler, savcılar, noter odası başkanı
İktidar partisi, ana muhalefet partisi ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan diğer partilerin (alfabetik sıraya göre) il başkanları
Dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdür yardımcıları
Resmî Gazetedeki Bakanlar Kurulu listesindeki sıraya göre bakanlıkların bölge ve il teşkilatındaki amir, başkan ve müdürleri, il milli eğitim müdürlüğünce belirlenecek ilköğretim ve ortaöğretim okul müdürleri
Kamu bankalarının müdürleri, KİT ve TRT üst yöneticileri
Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunmayan siyasi partilerin il başkanları (alfabetik sıraya göre)
İl genel meclisi ve belediye meclisi üyeleri
O yerdeki mesleki kuruluşlar ve en fazla üyeye sahip basın kuruluşunun temsilcileri
Özel banka müdürleri
Kamu yararına çalışan dernek başkanları
Notlar
Generaller ve amiraller içinde orgeneral/oramiral varsa (görev, izni v.b. maksatla geçici olarak o bölgede bulunma hali dahil) TBMM üyelerinden önce yer alırlar.
Korgeneral/koramiral, tümgeneral/tümamiral, tuğgeneral/tuğamiraller tebrikata bir bütün olarak bölünmeden girerler.
Bu liste Devlet protokolüne ilişkin esaslar belirleninceye kadar uygulanır.
İlçe, bucak, kasaba ve köylerde tebrikata giriş sırası ildeki sıraya göre saptanır.
Kaynak:Vikipedi, özgür ansiklopedi
Devlet Protokolü – Kırmızı Plaka
CB Cumhurbaşkanı
0001 Meclis Başkanı
0002 Başbakan
0003 Anayasa Mahkemesi Başkanı
0004 Genelkurmay Başkanı
0005 Ana Muhalefet Partisi Başkanı
0006 Eski Cumhurbaşkanları
0007 Başbakan Yardımcısı
0008 Yargıtay Başkanı
0009 Danıştay Başkanı
0010 Diyanet İşleri Başkanı
0011 Adalet Bakanı
0012 Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı
0013 Avrupa Birliği Bakanı
0014 Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı
0015 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
0016 Çevre ve Şehircilik Bakanı
0017 Dışişleri Bakanı
0018 Ekonomi Bakanı
0019 Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
0020 Gençlik ve Spor Bakanı
0021 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı
0022 Gümrük ve Ticaret Bakanı
0023 İçişleri Bakanı
0024 Kalkınma Bakanı
0025 Kültür ve Turizm Bakanı
0026 Maliye Bakanı
0027 Milli Eğitim Bakanı
0028 Milli Savunma Bakanı
0029 Orman ve Su İşleri Bakanı
0030 Sağlık Bakanı
0031 Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı
0032 Kuvvet Komutanları
0033 Orgeneraller ve Oramiraller
0034 YÖK Başkanı
Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu (MOBESE), Emniyet Genel Müdürlüğü araçları için tasarlanmış iletişim altyapısı olarak GPRS teknolojisini kullanan, yazılım ve mobil donanım birimlerinden oluşan, Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Bilgi Yönetim Sistemlerinin (GIS / MIS) entegrasyonudur.
MOBESE (MOBil Elektronik Sistem Entegrasyonu), Türkiye'nin 81 ilinde bulunan sistemle, suç ve suçluyla mücadele eden güvenlik kuvvetlerinin elini güçlendirmek amacıyla kurulan kameralı güvenlik sistemleridir. 2007'den bu yana kurulan sistemlerin maliyeti İçişleri Bakanlığı bütçesi tarafından ve il özel idareleri tarafından karşılanmıştır. Bakanlık tarafından 148 milyon 193 bin lira harcanmıştır.
Bünyesindeki birimler;
Komuta Kontrol Merkezi
Araç Takip Sistemi
Mobil Araç Sorgulama Sistemi
Nezerathane İyileştirme ve Kontrol Sistemi
Bölge Görüntüleme Sistemi
Plaka Algılama Sistemi Merkezi
Mobil Operasyon Yönetim
Emniyet Müdürlüğü Bilgisayar Ağı
Helikopterden görüntü aktarma sistemi
MOBESE merkezine yerleştirilen kablosuz sistem ve polis helikopterine yerleştirilen alıcı vasıtası ile helikopter üzerindeki kamera görüntüleri MOBESE merkezine aktarılıyor. Bu proje 40 km yarıçapında bir alandan merkeze görüntü aktarıyor.
Ne İşe Yarar ?
Mobese Kısaca söylemek gerekirse Emniyet güçlerine gerekli konularda daha kısa sürede yardım etmektir.Örnek olarak Bir hırsız bir arabayla kaçıyor Emniyet güçlerinden .Bir mahalleden geçiyor ve o mahalleden geçerken mobese kameralarına takılıyor araba , mobese kameraları o arabanın plakasını işleyip ana merkeze gönderir.Merkez de plakası aranıyorsa emniyet güçlerine bildirerek arabanın nerede olduğunu söyler.
Bölge görüntüleme sistemi, halkın yoğun olarak bulunduğu ve geçiş güzergahı olarak bilinen yerlere konulan kameralar ile, bu kameralardan alınan görüntülerin merkeze sürekli olarak aktarılıp kaydedilmesinden oluşmaktadır.Toplumsal olayların oldukça yoğun olarak görüldüğü İstanbul’da, bu olayların en kısa sürede haber alınmasında, olayın büyüklüğünün belirlenmesinde ve gelişmelerin canlı olarak izlenmesinde olayın büyüklüğüne göre kuvvet kaydırılmasında ve yönlendirilmesinde önemli yararlar sağlayacak bir sistemdir.
Bölge görüntüleme sistemi, kanunlara aykırı olarak yapılacak olan toplantı ve gösterilerde, kimlik ve suç tespitine yönelik olarak kullanılabilecektir. Plaka tanıma sistemleri ile entegre olarak çalıştırılabilecektir. Asayiş hizmetlerine yönelik olarak da fayda sağlayacak bir sistemdir. Özellikle aşayişe müessir suçlara meyilli olanlar üzerinde caydırıcı etki bırakabilecektir.
Beklenmeyen Durumlar
Toplumsal olaylar ve kanuna aykırı gösterilerde, bölge görüntüleme sistemi ile bölge hakkında ayrıntılı bilgi alınarak, güvenlik önlemleri ile ilgili kararların hızlı şekilde alınması sağlanacaktır.
Adli Olaylar
Adli olaylar, kapkaç, hırsızlık, vb. polis bi-rimleri tarafından, sıcak takip yapılması gereken durumlarda, Komuta Kontrol Merkezi Görevlileri, Bölge Görüntüleme Sistemi ile aldığı bilgiler doğrultusunda saha ekiplerini yönlendirecektir.
Deprem
Deprem ve tabii afet durumlarında, il yönetiminin durumu anlaması, zarar tespit işlemleri, yardım ve kurtarma organizasyonları açısından, Bölge Görüntüleme Sistemi önem taşımaktadır. Teknik yöntemler, suçları önleyici unsur olarak tüm ülkelerde kullanılmaktadır.
Mobese 952 muhtarlık, 3500 polis aracı, 150 hareketli polis karakol birimi, il ve ilçe komuta merkezleri ve İl Emniyet Müdürlüğü hizmetlerinin yürütülmesini sağlayan 12 ayrı sistem, yazılımlar ile birleştirilmiştir. Acil durum hizmetleri (itfaiye, sağlık, vb.) başta olmak üzere, zamanla gerekli görülen diğer kurumların da sisteme dahil edilmesi planlanmaktadır.
Proje Bileşenleri
» Komuta Kontrol Merkezi (K.K.M.)
» Araç Takip Sistemi (A.T.S.)
» Mobil Araç Sorgulama Sistemi (M.A.S.)
» Mobil-K Ünitesi (MOBİL-K)
» Karınca Evrak Transfer Sistemi (K.E.T.SİS.)
» Nezarethane İyileştirme ve Kontrol Merkezi (N.İ.K.S.)
» Bölge Görüntüleme Sistemi (B.G.S.)
» Plaka Algılama Sistemi (P.A.S.)
» Muhtarlık Otomasyon Sistemi (M.O.S.)
» Asayiş Otomasyon Sistemi (AS.O.S.)
» Mobil Operasyon Yönetim Merkezi (M.O.YÖN)
» İstanbul Emniyet Müd. Bilgisayar Ağı (İEMNET)
İnterpro Bilişim Ödülleri birinciliği 2001-2002, Tüsiad-Tbv eTR Kongresi e-Devlet birinciliği 2005-2006 / Ödüllerini almıştır. İstanbul Emniyet Müdürlüğü MobESE İstanbul Projesi
MOBESE nin Bileşenleri
Araç Takip Sistemi
Coğrafi Bilgi Sistemi
Yerel/Ulusal Sorgu Sistemi
Karar Destek Sistemi
Suç Analiz Sistemi
Akıllı Sistem
MOBESE nin Önemli Özellikleri
Olayların Sayısal Haritada analizi
Gelişmiş Veritabanı sorgulamaları yapabilme
Kolay ve şifreli mesajlaşabilme
Kolay ve etkin ekip koordinasyonu yapabilme
Kolay ve doğru personel performans değerlendirmesi yapabilme
Akıllı bir sistem olması
Resim transferi yapabilme
Sistemin Faydaları
Terminal haberleşmelerinde 128 bit kripto kullanılması.
SMS ile veri aktarımından çok ucuz ve kesintisiz olması.
Telsize hızlı ve aynı anda birçok işlem yapılabilir.
GPRS Maliyetini en aza indirecek önlemlerin alınması.
Aracı kullanan kişilerin suiistimalinin ortadan kalkması.
Veri tabanına atılan her türlü tablodan terminallerin anında sorgu yapabilmesi.
Ekiplerin sevk ve idaresinin kontrol altında tutulması
Mesajlaşma işlemleri sayesinde haberleşmede tasarruf sağlanması.
Akıllı bir karar destek sistemi olması.
Sınırsız grup oluşturma ve bunlara bağlı alt terminallerin tanımlanması.
İletişim trafiğinin denetlenmesi
Sayısal harita üstünde sınırsız sembol tanımlanabilmesi
Her öksürük ve ishal rota virüsü mü? Kızlarım her öksürdüğünde “Acaba bu Beta Virüsü mü? diye endişelenen ben endişelenecek yeni bir konu başlığı buldum. Rota Virüsü. Şu an gecenin geç saati olmasına karşın ufak çapta bir araştırma yaptım. Tüm annelere ve babalara bu konuda öğrendiklerimi aktarmak için bu yazıyı yazmaya karar verdim.<br />
<br />
Rota virüsü özellikle kış aylarında görülen ve ne yazık ki bulaşıcı bir virüsmüş. En önemli belirtileri ishal ve kusmaymış. Ancak bazı bebek ve çocuklarda ateş ve burun akıntısı da olabiliyormuş. Aslında tüm bunlar kış aylarında çocuklarımızın çoğu zaman yaşadığı enfeksiyonlar gibi gözüküyor. Ama burada uzmanlar sıvı kaybına dikkati çekiyorlar. Dehidrasyon dedikleri sıvı kaybının mutlaka karşılanması gerekiyor. Az miktarda ama sık sık sıvı verin diyorlar. Sıvı olarak süt verilmesini uygun bulmuyorlar. Sebebi de sütün hazmı zor bir sıvı olması. Genellikle 4-6 gün içinde geçen bir hastalık. Maalesef ki antibiyotikler etkilemiyor.<br />
<br />
Yani tedavi için bol sıvı. Eczanelerde satılan rehidrasyon solüsyonlarını da uzmanlar öneriyor.<br />
<br />
Hastalığın seyrini Dr. Dicle İnanç oldukça güzel anlatmış.<br />
<br />
“Hastalığın kuluçka süresi 1-3 gün. Dr. İnanç belirtiler ve tanı yöntemleri konusunda şunları söylüyor: “Bu süre sonunda hafif ateş olur, beraberinde kusma olabilir veya olmayabilir. Sonrasında karın ağrısı ve çok bol su gibi ishal başlar. Çocukta şiddetli ve dirençli iştahsızlık yapar. Bu da çocuğun yeterince sıvı almasını engelleyebilir. İshal o kadar sıktır ki, çocuk kısa sürede susuz kalabilir Ateş ve kusma çoğunlukla 2 günde geçer, ishal ise 5-8 gün sürebilir. İshal sırasında hafif üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları (öksürük, burun akıntısı) görülebilir. Rota virüs antijen testi ile kısa sürede tanı konulmaktadır. Rotavirüs enfeksiyonunun özel bir tedavisi yoktur. Antibiyotik kullanmanın faydası olmaz. En önemli tedavi, kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Anne sütü alıyorsa kesinlikle devam edilir. İshalin ağırlığına göre şeker-tuz solüsyonları (ORS) doktor tavsiyesine uygun olarak verilmesi sıvı kaybını dengelemede yardımcı olur. Az yağlı ishal diyeti uygulanabilir. Yoğurt, patates, muz, pirinç lapası (çocuğun yaşı uygun ise) verilebilir. Azar azar ve sık beslenme barsaklardan gıdaların emilimini arttıracaktır.. En önemli korunma yöntemi ise ellerin sık yıkanması, özellikle yuvalarda ortam temizliğine dikkat edilmesi, hasta çocukların diğer çocuklar ile temas etmelerini engellemek olacaktır.”<br />
<br />
Henüz yeni anne olmuşsanız bebekte sıvı kaybı olup olmadığını şöyle anlayabilirmişsiniz:<br />
<br />
Ağlamasına rağmen gözyaşı olmaması<br />
Ağızda kuruluk<br />
Teninin soğuk, kuru ve solgun olması<br />
Sürekli neşesizlik<br />
Hızlı nabız<br />
Gözlerin içe çökük olması<br />
Beş saat boyunca idrar çıkarmaması<br />
<br />
Özet:<br />
<br />
Rota Virüsü Belirtileri:<br />
Kusma<br />
İshal<br />
Ateş<br />
Burun Akıntısı<br />
<br />
Tedavi:<br />
Bol sıvı<br />
<br />
Korunma:<br />
Sık el yıkama<br />
<br />
<br />
Rota Virüsü Nedir ? Belirtileri ve Tedavi Yolları<br />
<br />
Rota virüsü enfeksiyonu ilk 4 - 5 yaştaki çocuklarda akut başlangıçlı ishalin en sık görülen etkenlerindendir.<br />
<br />
Belirtileri nelerdir?<br />
Başlıca belirtileri genellikle 48 saatten az süren kuluçka dönemini izleyen ateş, kusma ile başlar. Sık, sulu, özellikle çok kötü kokulu kansız ishal belirtilere eklenir. İshal 5 - 7 gün sürebilir. Özellikle süt çocuklarında kusma, ishalin neden olduğu dehidratasyon gelişebilir. Bağışıklık sistemi yetersiz olan hastalarda hastalık daha uzun ve ağır seyir gösterir.<br />
<br />
Hastalık nasıl ve ne tür gıdalarla bulaşır?<br />
Rota virüsler ishalin ortaya çıkmasından önceki günlerde de dışkıda bol miktarda bulunur. Bulaşma; dışkı ile kontamine (bulaşık) su ve gıdalarla olur. Özellikle kreş, bakımevleri ve çocuk hastanelerinde salgınlar görülebilir. Solunum aracılığı ile bulaşma da bildirilmiştir. Aile içi yayılım sıktır.<br />
<br />
Korunma yöntemleri nelerdir?<br />
Genel hijyen önlemleri (el temizliği, suların kaynatılması) bulaşmayı azaltır. El yıkama, enfekte vakaların izolasyonu, hastanelerde hastane kaynaklı ishali önlemede yardımcıdır. İyileşme dönemi de dahil virüsün (yakınmaların ortaya çıkışından 10 - 12 gün sonrasına kadar) dışkı ile atımı unutulmamalıdır. Rota virüse bağlı enfeksiyonun önlenmesinde günümüzde kullanılan bir aşı yoktur.<br />
<br />
Tedavisi nasıldır?<br />
Tedavinin başlıca amacı; kusma, ishale bağlı ortaya çıkabilecek dehidratasyonun önlenmesidir. Kusma önleyici, ishali önleyici ilaçların tedavide yararı yoktur. Beslenme devam ettirilmelidir, mümkünse sık aralarla azar azar beslenme yapılmalıdır. Az yağlı gıdalar tercih edilmeli, özellikle anne sütü ile beslenme kesilmemelidir. Yeni doğan bebekler ve 3 ayın altındaki çocuklar anneden geçen antikorlar aracılığı ile enfeksiyondan korunurlar, hastalığı daha hafif geçirebilirler.<br />
<br />
<br />
Genellikle kış mevsiminde gelişen ve AKUT ishalin başlıca sorumlusu olan rota virüsü enfeksiyonu çocuklarda oldukça sık görülüyor. Dünyada 5-6 yaş altındaki tüm çocuklar en az bir kez rota virüs enfeksiyonu geçiriyor. Yapılan çalışmalara göre; ülkemizde 5 yaş altı çocuklarda görülen ishallerin yüzde 30-50'sinden rota virüsü sorumlu oluyor. Yine rota virüsünün neden olduğu enfeksiyona yakalanan her 65 çocuktan birinin hastaneye yattığı ve her 293 çocuktan birinin yaşamını yitirdiği belirtiliyor.<br />
<br />
Ülkemizde ishalli hastalıklarla mücadele programı ve ağızdan sıvı tedavisinin yaygınlaşmasıyla son yıllarda ishale bağlı ölümler ileri derecede azalmasına rağmen, rota virüsü nedeniyle yılda yaklaşık 30 bin çocuğun hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.<br />
<br />
Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr.Özlem Altay Yücel rota virüsü enfeksiyonunda en önemli tedavinin kaybedilen sıvının yerine konması olduğuna dikkat çekerek, “ Aksi halde vücutta ciddi sıvı kaybı, tuz şeker oranında dengesizlik ve mineral kaybı gelişebiliyor. Bunun sonucunda da komaya, hatta çocuğun hayatını kaybetmesine bile neden olabilen tablolar gelişebiliyor” diyor.<br />
<br />
Tekrarlayan kusma ile ishale dikkat!<br />
<br />
Rota virüsü enfeksiyonunun en sık görülen bulaşma şeklini, hasta kişiyle direkt veya indirekt temas oluşturuyor. Virüs hasta çocuğun kullandığı tuvaletlerden, oyuncaklardan veya dokunduğu yerlerden geçebiliyor. Bunun yanı sıra virüs solunum yoluyla da bulaşabiliyor. Bu nedenle rota virüsü kreşe giden çocuklarda önemli birenfeksiyon nedeni.<br />
<br />
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, belirtilerin virüsün vücuda bulaşmasından 12 saat ile 4 gün arasında değişen zaman diliminde başladığını belirterek şunları söylüyor:“Enfeksiyon genellikle tekrarlayan kusma ve ateşle birlikte çok kötü kokulu kansız ishal ile karın ağrısına neden oluyor. Halsizlik de rota virüsünde sıkça görülen bir belirti. Şikayetler genellikle 3-8 gün sürüyor. Rota virüsü ciddi tablolara yol açabildiği için ebeveynlerin bu belirtiler geliştiğinde zaman kaybetmeden hekime başvurmaları gerekiyor.”<br />
<br />
4-24 ay arasında ağır tablolar oluşturabiliyor<br />
<br />
Rota virüsü 5 yaşın altındaki çocuklarda görülen ishalin en sık nedenini oluşturuyor. 4-24. aylar arasında gelişen enfeksiyonun oldukça ağır tablolar oluşturabileceği uyarısında bulunan Dr.Özlem Altay Yücel sözlerine şöyle devam ediyor:“Bunun nedeni ise bu yaş gurubundaki çocukların hem bağışıklık sistemlerinin daha zayıf olması, hem de ishal ve kusma ile oluşan sıvı kaybını daha zor tolere edebilmeleri. Bu dönem çocuklarda vücutta kaybolan sıvı alımı yerine konmazsa ölüme kadar giden sonuçlar ortaya çıkabiliyor”<br />
<br />
Tek korunma yolu, aşılama<br />
<br />
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Altay Yücel, rota virüsü enfeksiyonunun spesifik bir tedavisinin olmadığını belirterek şu bilgileri veriyor: “ Bu hastalıkta antibiyotik tedavisi etkisiz oluyor ve genellikle hastanede 2-5 gün arasında yatış gerektiriyor. Çoğunlukla ağızdan veya damar yolundan sıvı veriliyor.Bu tedavi sıvı kaybını önlemek ve düzeltmek amacıyla uygulanıyor.<br />
<br />
Anne sütüyle beslenen çocuklarda hastalığın daha hafif geçtiği bildirilmiş. Dolayısıyla emzirme dönemindeki bebeklerin anne sütüyle beslenmelerine devam etmeleri çok önemli.Rota virüsünden korunmanın tek yolu ise aşılama. Aşılar rota virüsü enfeksiyonundan çocukları tam olarak koruyor. İlk doz aşılamaya 2. veya 3. ayda başlanması gerekiyor. Aşılama 32. haftadan önce 2 veya 3 doz olarak tamamlanıyor.”<br />
<br />
Bol sıvı verin, Diyet uygulayın<br />
<br />
Dr. Özlem Altay Yücel, rota virüsü enfeksiyonunda ebeveynlerin dikkat etmeleri gereken noktaları şöyle sıralıyor: <br />
• Tedavide en önemli nokta, kaybedilen sıvının yerine konması. Bu nedenle çocuğunuzun bol bol sıvı almasına özen gösterin. <br />
• Evinizde tüm yüzeyleri sık sık sabun ve suyla temizleyin.<br />
• Çocuğunuzun elini sık sık, en az 20 saniye yıkayın. <br />
• İshali azaltan bir diyet uygulayın. Örneğin, patates-havuç-pirinçli gıdalar, yoğurtve muz yedirin. İshali arttıran, yağlı-şekerli gıdalar, süt ve yumurtayı azaltın. Bebeğiniz devam sütü alıyorsa, ishal maması denilen özel devam sütü kullanabilirsiniz.<br />
<br />
Günde 4 defadan fazla ayıda sulu dışkılama, ishal olarak kabul edilir. Yalnızca sık dışkılama, kıvam bozuk değilse ishal sayılmaz. Özellikle küçük bebeklerde beslenme şekline göre dışkılama sayısı ve ishal tanımı değişebilir. Örneğin, anne sütü alan bebeklerde dışkı sayısı günlük 7’ye varabilir.<br />
<br />
Hastalığın kuluçka süresi 1-3 gündür. Bu süre sonunda hafif ateş olur, beraberinde kusma olabilir veya olmayabilir. Sonrasında karın ağrısı ve çok bol su gibi ishal başlar. Çocukta şiddetli ve dirençli iştahsızlık yapar. Bu da çocuğun yeterince sıvı almasını engelleyebilir. İshal o kadar sıktır ki, çocuk kısa sürede susuz kalabilir (dehidratasyon). Ateş ve kusma çoğunlukla 2 günde geçer, ishal ise 5-8 gün sürebilir. İshal sırasında hafif üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları (öksürük, burun akıntısı) görülebilir. Tanı için yapılan dışkı tahlilinde kan ve lökosit yoktur, dışkı kültüründe üreme olmaz. Rota virüs antijen testi ile kısa sürede tanı konulmaktadır.<br />
<br />
Rotavirüs enfeksiyonunun özel bir tedavisi yoktur. Antibiyotik kullanmanın faydası olmaz. En önemli tedavi, kaybedilen sıvının yerine konmasıdır. Anne sütü alıyorsa kesinlikle devam edilir. İshalin ağırlığına göre şeker-tuz solüsyonları (ORS) doktor tavsiyesine uygun olarak verilmesi sıvı kaybını dengelemede yardımcı olur. Az yağlı ishal diyeti uygulanabilir. Yoğurt, patates, muz, pirinç lapası (çocuğun yaşı uygun ise) verilebilir. Azar azar ve sık beslenme bğırsaklardan gıdaların emilimini arttıracaktır. En önemli korunma yöntemi ise ellerin sık yıkanması, özellikle yuvalarda ortam temizliğine dikkat edilmesi, hasta çocukların diğer çocuklar ile temas etmelerini engellemek olacaktır. Hastalığın aşısı yoktur.
Kutu Harf reklamcılık sektöründe eski ışıklı ya da ışıksız tabelaların yerini almış durumda.
Kutu Harfler aşağıdaki listede yer alan bir çok farklı çeşitten oluşmaktadır.
Artık profillerinizi dilediğiniz kapak fotoğrafı ile renklendirebilirsiniz.
Kapak resmi eklemek için Üye Kontrol Panelinde sol menüde bulunan Kapak Resmini Değiştir linkine tıklayıp bilgisayarınızdan uygun bir kapak resmi seçip kaydetmenüz yeterlidir.
Yükleyecebileceğiniz maximum boyut 1200*800 olmakla birlikte profilinizde sistem otomatikmen boyutlandırıp 1160*300 formatında gösterecektir. Yüklediğiniz ile birebir aynı görünmesi için yükleme aşamasında 1160*300 olarak hazırlamanız daha sağlıklı olacaktır.
Şu an eski profil resimlerini kullandığı için eskiden yükleyenlerin kapakları pek hoş durmayacaktır bu nedenle yenilemekte fayda var.
2004 yılının ilk aylarında Avrupalı gurbetçilere hitap edecek şekilde kurduğumuz forumu emeği geçen yüzlerce yönetici ve üyelerimizle birlikte ayakta tutmak için elimizden geleni yapmaktayız ve bugün hamd olsun Türkiye'nin sayılı forumları arasındayız. Bizimle birlikte o yıllarda kurulan belki binlerce forumdan geriye pek fazla bir şey kalmadı. Facebook, twitter gibi artık insanların müptela olduğu platformlara rağmen halen ayakta kalmak gurur verici bir duygu.
ALLAH ömür ve sağlık verdiği sürece Main-Board'u ayakta tutmak için burada olacağım inşaallah.
Xaqani Şirvani (1126-1199) - Azərbaycan klassik ədəbiyyatının görkəmli nümayəndəsi, şair-filosof, nasir.
Şairin adı İbrahim, atasının adı Əlidir. Orta əsr mənbələrində o, belə təqdim edilir: Əbu Bədil Əfzələddin İbrahim ibn Əli Nəccar ibn Osman ibn İbrahim Həqaiqi Həssanul-Əcəm Xaqani Şirvani. Burada Həqaiqi, Həssanul-Əcəm və Xaqani onun təxəllüsü, Əfzələddin ləqəbi, Əbu Bədil kunyəsi və Şirvani mənsub olduğu yerin adıdır.
Xaqani 1126-ci ildə Şamaxıda anadan olmuşdur. İlk təhsilini əmisindən almış və dövrünün müxtəlif elmlərinə dərin maraq göstərmişdir. Gənc yaşlarından yüksək şairlik istedadını göstərən Xaqani Şirvanşahlar sarayına dəvət edilir və orada böyük şöhrət tapır. Saray çəkişmələri və paxılların münasibəti nəticəsində şair həbs edilir. Daha sonralar Xaqani Yaxın Şərq ölkərərində səfərdə olmuş və təəssüratlarını poetik əsərlərdə vermişdir. Şair ömrünün son illərini Təbrizdə keçirmişdir. Xaqani 1199-cu ildə vəfat etmiş və Təbrizin "Şairlər qəbiristanlığı"nda dəfn edilmişdir
Xaqani Şirvani Həyatı
Xaqani 8 yaşında atasıni itirmiş, dövrünün məşhur alim və həkimi olan əmisi Kafiəddin Ömər Osman oğlunun himayə və tərbiyəsi altında böyümüşdür.
Xaqani Şirvaninin Sənainin "Hədiqətül-həqiqət" əsərinin təsiri ilə "Həqayiqi" təxəllüsü ilə yazdığı şerlər ona şöhrət qazandırmışdır. 25 yaşında ikən Şirvanşahların məliküş-şüərası Əbül-üla Gəncəvinin dəvəti ilə saraya gəlmiş, onun qızı ilə evlənmiş, Əbül-ülanın ona verdiyi "Xaqani" təxəllüsü ilə şerlər yazmışdır.
Xaqani Şirvani klassik Şərq poeziyasının bütün janrlarında yüksək sənətkarlıq nümunələri yaratmışdır. Əsərləri tezliklə Yaxın və Orta Şərq ölkələrinə yayılaraq müasirlərinin diqqətini cəlb etmişdir. Bədxah saray şairlərinin haqsız hücumlarına məruz qalan Xaqani Şirvani 1156-cı ildə Məkkəyə ziyarət bəhanəsi ilə Şirvanı tərk etməyə məcbur olmuşdu. Xaqani Şirvani gizli surətdə Şirvandan getməyə cəhd göstərmiş, lakin I Axsitanın əmri ilə həbs olunaraq 1170-ci ildə Şabran qalasına salınmışdır. 7 ay həbsdə qaldıqdan sonra azad edilən Xaqani Şirvani, nəhayət, 1173-cü ildə ailəsi ilə birlikdə Şirvanı həmişəlik tərk edərək Təbrizə köçmüş, ömrünün sonunadək orada yaşamış və bu şəhərdə vəfat etmişdir. Təbriz yaxınlığında sonralar "Məqbərətüş-şüəra" adlandırılan Surxab qəbristanlığında dəfn olunmuşdur. Dahi Nizami Gəncəvi Xaqani Şirvaninin vəfatı münasibəti ilə mərsiyə yazmışdır.
Xaqaninin heykəli
Xaqani Şirvaninin ədəbi irsi zəngindir. Yaxın Şərqə səfərdən qayıtdıqdan sonra Xaqani Şirvani Yaxın Şərq ədəbiyyatı tarixində epik poeziyanın ilk görkəmli nümunələrindən hesab edilən "Töhfətül-İraqeyn" (1157) adlı məsnəvisini yazmışdır. Əsər dövrün sosial-siyasi şəraitini öyrənmək baxımından da əhəmiyyətlidir. "Mədain xərabələri" adlı məşhur fəlsəfi qəsidəsində müasirləri üçün maraqlı fikirlər irəli sürmüşdür. Xaqani Şirvani vətənpərvər şairdir. O, vətəni Şirvanı hüsnkar təbiətli, bolluq, bərəkət ölkəsi, şairlər ocağı kimi tərənnüm etmişdir. Azərbaycan ədəbiyyatı tarixində Qətran Təbrizi ilə başlanan qəzəl janrı Xaqani Şirvani və Nizami Gəncəvi yaradıcılığında kamillik dərəcəsinə çatmışdır. Cərəyan edən hadisələri real surətdə əks etdirməyə çalışan şair, saraylara nifrətini, xalqa yaxınlıq və sədaqətini, "Xaqani" deyil, "Xəlqani" olduğunu poetik bir dildə bildirmişdir. Xaqani Şirvani eyni zamanda mahir nasir olmuşdur. "Töhfətül İraqeyn" məsnəvisinə nəsrlə yazdığı müqəddimə və dövrünün məşhur adamlarına mənsur məktubları mürəkkəb bədii tərzli ifadəsi, təşbeh, istiarə, eyham və mübaliğələri ilə diqqəti cəlb edib.
Xaqani əsərlərini fars və ərəb dillərində yazsa da şerə gətirdiyi bir sira yeniliklərinə və ədəbi-bədii xüsusiyyətlərinə görə Azərbaycan məktəbini təmsil etmişdir.
Xaqaninin əsərlərinə Şərqin bir çox görkəmli şairləri nəzirələr yazmışlar. Şairin bədii irsinin öyrənilməsi ilə Azərbaycan, İran, Rusiya, Hindistan, Pakistan və Qərbi Avropa tədqiqatçıları məşğul olmuşlar. Azərbaycan alimləri akad. Həmid Araslı, Qafqaz Kəndli-Herisçi və Məmmədağa Sultanov şairin həyatını və yaradıcılığını öyrənməkdə dəyərli işlər görmüşlər.
Xaqaninin poetik əsərlərinin müəyyən hissəsinin Azərbaycan dilinə tərcüməsi M.Rahim, Ə.Vahid, M.Mübariz və başqalarına məxsusdur.
Əsərləri Hindistanda, İranda dəfələrlə çap edilmişdir. Yaradıcılığı 12-ci əsrdən tədqiqatçıların diqqətini cəlb etmiş, Azərbaycan, rus, Qərbi Avropa, İran, Türkiyə, Hindistan və s. ölkələrin şərqşünasları tərəfindən öyrənilmişdir.
Yaradıcılığı
Xaqaninin zəngin ədəbi irsi 17 min beytlik lirik şerlər divani, "Töhfətul-İraqeyn" poemasından, bədii nəsrin maraqlı nümunələri olan 60 məktubdan ibarətdir. Divanındakı şerlər qəsidə, qəzəl, mədhiyyə, mərsiyə, rübai və s. ibarətdir. Onun ictimai-fəlsəfi məzmunlu əsərlərinə "Şiniyyə" və "Mədain xərabələri" qəsidələri, "Həbsiyyə" şerləri və "Töhfətul-İraqeyn" poeması daxildir. "Kitabi-Dədəm Qorqud" eposunun bizə gəlib çatmış əlyazma nüsxələrinin köçürülmə tarixi XVI əsrdə Dövrün ən böyük şairlərindən biri kimi tanınan Əfzələddin Xaqani yaradıcılığında diqqəti ən çox çəkən cəhət, hər beytdə, hər misrada özünü göstərən dərin obrazlılıq və elmilikdir.
İslam Şərqinin bir çox elmlərinə vaqif olan sənətkar bütün bunları quru, yorucu bir dillə yox, şirin, cazibədar, heyranedici poeziya dili ilə təqdim edir. Dövrünün elmlərini dərindən bilən Xaqani bəzən incə bir eyhamla bütöv əsərlərə sığa bilən fikir ifadə etmiş olur. Bəzən isə onun əsərlərində dövrünün şəriət xadimlərinin müəyyən etdiyi ehkamlarla uyuşmayan ezopdilli qənaətlər də irəli sürülür, poetik simvollardan geniş istifadə edilir.
Azərbaycan ədəbiyyatında ilk epistolyar məsnəvi sayılan "Töhfətül-İraqeyn" ("İki İraqın töhfəsi") (1156) poemasında da Xaqani bir sıra simvol və eyhamların köməyi ilə özü ilə mühiti arasında olan dərin ziddiyyətləri açıb göstərməyə nail olmuşdur. Bu baxımdan istər Xaqani, istərsə də Nizami yaradıcılığına dialektik inkişaf meyli xasdır. Bu şairlər təbiət və cəmiyyəti donmuş halda deyil, daim inkişaf və yüksəlişdə götürüb baxmağa güclü meyl nümayiş etdirirlər. Xüsusən Nizami yaradıcılığı bu baxımdan bütövlükdə dünya ədəbiyyatlarında özünəməxsus mərhələ təşkil edir. Xaqani Şirvani Şamaxıdakı saray mühitinin əzici təsirinə dözməmiş, Məkkəyə ziyarətə getdikdən sonra bir daha saraya qayıtmayaraq Təbrizdə məskən salmış və orada da vəfat etmişdir. Şairin məzarı Təbrizin Sürxab qəbiristanlığındakı "Şairlər məqbərəsi" adlanan yerdədir.
Xaqani həm də Azərbaycan ədəbiyyatında ən böyük lirik şairlərdən biri kimi tanınır. Onun qəzəl və rübailərində Azərbaycan poeziya məktəbinin ən yaxşı ənənələrinin əsası qoyulmuşdur. Xaqani yaradıcılığında Azərbaycan poetik məktəbinin öz əksini tapmış özəlliklərindən biri də türklüyə dərin məhəbbətdir. Sonralar Nizami yaradıcılığında bu xüsusiyyət özünün zirvəsinə çatmışdır.
***
Ey Xaqani, bu dünyada hər zaman,
Anan vermiş zəhmətilə sənə can.
Su, çörəyin qıt olsa da atmadın, -
Yurdun oldu bu əzablı, dar Şirvan.
Heç bir kəsə sən olmadın tüfeyli,
Kömək aldın allahdan nə anandan.
Sən oturdun kölgə kimi ananın
Cəhrəsinin kölgəsində anbaan.
Ey ağ qartal! Nə vaxtadək olacaq
Ana yurdu vücuduna aşiyan?
Nə vaxtadək, İsa kimi atasız, -
Ana ilə tanısınlar səni? Qan!
Bir dəfə də Xzır kimi yoxa çıx,
Bəsdir oldun ananla həmxaniman!
Sən qiymətli bir dürrsən, nədəndir
Oldun ana astanasından pünhan?
Sən ağıllı övladsansa dilə gəl,
Ana kimi özünü danla bir an.
Hər nə etsən ana haqqın unutma,
Bil, anandır sənə edər can qurban.
Bu ananın xatirinə, düşməndən
Gələn dərdə dözüb, sən ol mehriban.
Qorx o gündən, bir gün səni tək qoyub,
Əbədilik anan köçər dünyadan.
***
Çox ağırdır xasiyyəti mənim nəccar atamın,
Onu xalis yanar oddan yaratmış pərvərdigar.
Sanki ekiz doğulmuşdur Nəmrudun Azərilə,
Ona təlim verən usta olmuş Yusifi-nəccar.
Azərbaycanlılar və ya Azərbaycan Türkləri
əsasən Cənubi Qafqazda və İranda yaşayan və ana dilləri Azərbaycan dili olan türk xalqıdır.1813-cü il Gülüstan və 1828-ci il Türkmənçay müqavilələrinin nəticəsində iki fərqli dövlətlərdə yaşamalarına baxmayaraq, bugünkü Azərbaycan Türkləri vahid etnik qrup təşkil edir[34].
Azərbaycanlıların sayı barədə statistika YUNESKO-nun hesabatı, Diaspora ilə İş üzrə Dövlət Komitəsinin apardığı araşdırmalar, Azərbaycanın xarici ölkələrdəki səfirliklərinin verdiyi məlumatlar və Dünya Azərbaycanlılarının I Qurultayının Hesabat məruzəsi əsasında hazırlanıb. Bəzi beynəlxalq təşkilatların və xarici ölkələrdə fəaliyyət göstərən qeryi-hökumət təşkilatlarının hesabatlarında İrandan köçmüş miqrantların bir hissəsinin digər millətləri təmsi etmələrinə baxmayaraq azərbaycanlı kimi qeydə alınması azərbaycanlıların dəqiq sayını müəyyənləşdirməkdə çətinlik yaradır.
Buna baxmayaraq, Dövlət Komitəsi hazırda Azərbaycanın xarici ölkələrdəki səfirlikləri ilə birgə dünyada yaşayan azərbaycanlıların sayının dəqiqləşdirilməsi istiqamətində iş aparır. Dünya Azərbaycanlıları Konqresinin (DAK) təqdim etdiyi statistik məlumatlar isə fərqlidir. DAK 67 ölkənin təsnifatını aparıb və onun məlumatına görə, dünya azərbaycanlılarının sayı 50 milyonu keçib.
Türk kökləri
Qədim yazılar
Bölgənin və Azərbaycanın miladdan qabaqkı dövrlərinin tarixin əsasən daha çox mixi yazılar, onlarda əks etdirilən etnonim, toponim və antroponimlər vasitəsiylə öyrənmək məcburiyətindəyik.
əlbəttə elə həmin yazılardan çox maraqlı məlumat əldə edirik. Həmin yazılara əsasən "Azərbaycan torpaqlarındakı türk hakimiyyəti miladdan qabaq 4 min il əvvəllərə gedib çıxır. Bu mənbələrdə xüsusilə arattalılar, qutlar (quttilər), lulubilər və hurrilər haqda məlumatlar vardır".[36]Mənbələrə əsasən Azərbaycanda yaranmış ilk türk dövləti, Aratta(Arat+ta) dövləti olmuşdur. Aratta qədim Azərbaycanın dağlıq ərazisinə verilən ad idi. Mənası, sadəcə olaraq dağ deməkdir. şumer-Akkad məktəb luğətində(miladdan qabaq 8-ci əsr) həmin sözdən " Arattu və Aratu" nümunələri dağ mənasında əks olunmuşdur".[37]Dağ sözü tağ, ta, ti, tu formalarında da işlənmişdir. indi də Azərbaycanda Qaflanta (qaflan+ta), Qaflantı (qaflan+ti) və sair belə dağ adları mövcuddur.
Azərbaycanda əhalinin artımı
Bu gün Azərbaycan əhalisinin artımı əhalinin təbii artımı hesabına baş verir. Son 5 il ərzində ölkədə hər il orta hesabla 125 min körpə və ya hər gün təxminən 340 onun yeni kiçik vətəndaşı dünyaya gəlir. 2002-ci ildə ölkədə doğum əhalinin hər 1000 nəfərinə hesabı ilə 15 nəfər təşkil etmişdir.
Azərbaycanda ölümün səviyyəsi uzun illər ərzində nisbətən aşağı və sabit olması ilə səciyyələnir. Lakin çoxsaylı insan tələfatına səbəb olmuş Ermənistanın hərbi təcavüzü nəticəsində 1992-94-cü illərdə ölüm səviyyəsinin göstəricisi xeyli artmışdır. Sonrakı illərdə, Azərbaycan və Ermənistan arasında atəşkəs rejimi tətbiq edildikdən sonra ölümün səviyyəsi azalmışdır.
Ölümün səviyyəsi gözlənilən ömür uzunluğu göstəricisində də öz əksini tapır. Bu göstərici 72 yaş, o cümlədən kişilər üçün - 69 yaş, qadınlar üçün isə - 75 yaş təşkil edir.
Ceklilər
Dünya sivilizasiyasının ən qədim ocaqlarından biri sayılan öz müxtəlifliyi ilə maraqlı Qafqaz regionunda yerləşən polietnik dövlət olan Azərbaycan Respublikası etnik tərkibinin zənginliyinə görə dünyanın digər dövlətlərinin böyük əksəriyyətindən əhəmiyyətli dərəcədə fərqlənir. Respublikamızda irili-xırdalı onlarca xalqların, etnik qrupların nümayəndələri yaşayırlar. Onlardan biri də, Azərbaycan Respublikasının şimal-şərq hissəsində, Böyük Qafqazın Şahdağ platosu boyunca məskən saldıqları üçün "Şahdağ qrupu" kimi fərqləndirilən, sayca azlıq təşkil edən, milli etnik qruplardan biri olan ceklilərdir.
İndiyə kimi nə Sovet İttifaqı dövründə, nə də Azərbaycan dövlət müstəqilliyini bərpa etdikdən sonra ceklilərin hər hansı bir ictimai birliyi və yaxud təşkilatı olmamışdır. Yalnız 31 Mart 2006-cı il tarixində bir qrup cekli tərəfindən Sumqayıt şəhərində "Azərbaycan Cekli İcması" İctimai Birliyi (ACİİB) təsis edilmişdir. Əlhəddin Ceklinin rəhbərlik etdiyi bu təşkilatın əsas məqsədi ceklilərin sayını dəqiqləşdirmək, bu unikal etnosun getdikcə yaddan çıxan tarixini, mədəniyyətini, dilini, adət və ənənələrini bərpa və təbliğ edərək qorunub saxlanmasını təmin etməkdir. ACİİB-in əsas şüarı belədir: "Biz CAN deyirik! Yəni, Ceklilər Azərbaycan Naminə!". Təşkilat hələ ki, rəsmi qeydiyyatdan keçməsə də, öz daxili imkanları hesabına fəaliyyətini davam etdirir.
Əsrlər boyu Quba-Xaçmaz bölgəsində məskunlaşan və Azərbaycanda aborigen xalqlardan sayılan, qədim alban tayfalarından biri olan ceklilərin tarixi məskənləri və mərkəzi iqamətgahları Quba rayonunun Cek kəndidir. Çox qədim tarixə malik yaşayış məskəni olan Cek kəndi Quba şəhərinin 35 kilometr cənub-qərbində, 41° 11' 49 şimal enində və 48° 14' 30 şərq uzunluğunda, dəniz səviyyəsindən 1643 metr yüksəklikdə, Qudyalçayın sahilində yerləşir. Kənd əhalisinin yaşayış sahəsi təqribən 7 kilometrlik radiusu əhatə edir. Şimaldan Qrız, cənubdan Əlik, şərqdən Yergüc, qərbdən isə Qalayxudat kəndləri ilə əhatə olunub. SSRİ dövründə Əlik, Haput, Qrız, Qrızdəhnə kəndləri ilə birlikdə Əlik kənd sovetliyinin tərkibində olan Cek kəndi hazırda Əlik və Haput kəndləri ilə birlikdə Əlik bələdiyyəsinin tərkibindədir. "Cek" toponiminin etimologiyasını hələlik tam açıqlamaq mümkün olmasa da, uzun zamandır apardığım araşdırmalar nəticəsində belə qənaətə gəlmişəm ki, çox güman ki, "Cek" sözü cek dilindəki "ciqa" sözündən götürülüb və azərbaycan dilində "ərazi", "məkan", "torpaq", "yer" deməkdir.
Kənd əhalisinin etnik tərkibini ceklilər təşkil edir. Bir sıra mənbələrdə "ceklər", "ceqlər", "ceglər", "cegillər" kimi göstərilən ceklilər hal-hazırda Cek kəndindən başqa, Qubanın digər kəndlərində, Respublikamızın Bakı və Sumqayıt şəhərlərində, Abşeron, Xaçmaz, Qusar rayonlarında, ölkədən kənarda isə Rusiya Federasiyasında, Amerika Birləşmiş Ştatlarında, Avropa ölkələrində və digər məkanlarda məskunlaşmışlar. XIX əsrin 80-ci illərinə aid olan bir mənbədə ceklilərin sayı 1277 nəfər qeyd olunmuşdur. Ən son məlumata görə isə hazırda Cek kəndinin əhalisinin sayı 312 nəfərdir. Qeyd etməlidir ki, ölkədən xaricdə məskunlaşmış ceklilər Azərbaycan diasporunun və türk lobbisinin tərkib hissəsini təşkil edirlər.
Ceklilər müsəlmandırlar. Kənd ərazisində 25-dən çox ziyarətgah, o cümlədən Atəşpərəstliyin izlərini özündə əks etdirən "Atəşgah" və 1000 ildən də artıq yaşı olan "Əbu Müslüm məscidi" yerləşir. Bu yerlərin İslam dininə möhkəm bağlılığından soraq verən "Əbu Müslüm məscidi"nin inşa olunma dövrü çox guman ki, VIII əsrdə Şirvanı və Dağıstanı işğal edərək İslamı yayan xəlifə Validin qardaşı Əbu Müslümün hakimiyyəti illərinə və yaxud bir qədər ondan sonraya təsadüf edir. Qeyd edim ki, sovet hakimiyyəti illərində dağıdılaraq daşından məktəb binası, ağaclarından isə taxıl anbarı tikilən bu məscid müstəqilliyimizin bərpasının ilk illərində kənd ağsaqqallarından biri Şixəli Muradovun təşəbbüsü və kənd camaatın köməkliyi ilə qismən bərpa edilmişdir. Lakin maddi çətinliklər üzündən "Əbu Müslüm məscidi"nin inşası hələ ki, lazımı səviyyədə tamamlanmamışdır. Belə ki, onun ətrafında geniş və ardıcıl surətdə elmi-arxeoloji və memarlıq tədqiqatları aparmaq çox vacibdir.
Ceklilər 2 dildə - dialektlərə bölünməyən və yalnız ceklilərə məxsus olan vahid cek dilində və azərbaycan dilində danışırlar. Bu xüsusiyyətlərinə görə ceklilər dünyanın ən nadir etnik qruplarından biridir. Qafqaz dillərinin Dağıstan qrupuna aid edilən cek dili daha çox qrız, əlik, haput, buduq dillərinə və qismən də ləzgi dilinə yaxındır. Qeyd edim ki, azərbaycan dilində olan bəzi sözlər cek dilində də eyni məna kəsb edir.
Cek dili yazısızdır və şifahi dildir. Müasir dövrdə tədricən silinməkdə olan dillər sırasına daxil edilən bu dilin gediş-gəlişi çətin olan ucqar Cek kəndində indiyə kimi mövcudluğunu qoruyub saxlamasının əsas səbəbi cek dilinin başqa dillərin təsirinə çox az məruz qalması olmuşdur. Lakin son zamanlar bu dildə gedən güclü dəyişikliklərə əsaslanaraq gələcəkdə onun canlı dillər sırasından çıxacağını ehtimal etmək olar. Məhz buna görə də bu dilin quruluşunu qeydə almağa, hərtərəfli öyrənməyə çox böyük ehtiyac var. Heç bir əlifbaya malik olmasa da ceklilər bu dildə yazıdan da istifadə ediblər və indinin özündə də istifadə edirlər. Lakin onlar bu zaman əvvəllər ərəb əlifbasından istifadə edirdilərsə, hal-hazırda yaşlı nəsil daha çox kiril, gənc nəsil isə latın əlifbasından istifadə edir. Ancaq qeyd etmək lazımdır ki, cek dilində olan fonemləri olduğu kimi yazıya köçürmək üçün həm ərəb, həm kiril, həm də latın əlifbasının imkanları olduqca məhduddur. Yeri gəlmişkən cek dilinin əlifbasının tərtib olunması ilə əlaqədar olaraq şəxsən özüm bu problemin həlli məqsədi ilə müəyyən təşəbbüslər göstərmişəm ki, bunlardan da gerçəkləşməsi daha real görünən, hələlik şərti olaraq "Xana əlifbası" adlandırdığım cek dilinin əlifba layihəsidir. Çox guman ki, bu əlifba layihəsi üzərində işi yaxın zamanlarda tam olaraq yekunlaşdıracağam. Lakin, hələ ki, cek dilinin vahid əlifbasının olmamasına baxmayaraq dillərini mükəmməl bilən ceklilər bu dildə müxtəlif əlifbalarla - əsasən, kiril və latın əlifbalarında yazılmış yazıları tam olaraq başa düşür və anlayırlar.
Müasir ceklilər özlərini "azərbaycanlı" kimi qeyd etdirirlər və azərbaycanlıların tərkib hissəsi hesab edirlər. Onlar digər xalqlarla, xüsusi ilə də Azərbaycanda yaşayan milli etnik qruplarla, daha çox isə "Şahdağ qrupu" xalqları olan buduqlar, əliklər, haputlar, xınalıqlar, qrızlar, yergüclər, həmçinin qalayxudatlılar ilə qaynayıb-qarışmışlar və çox geniş qohumluq əlaqələrinə malikdirlər. Onlar respublikamızın ictimai-siyasi, iqtisadi və mədəni həyatının bütün sahələrində, mümkün olduğu qədər yaxından iştirak edirlər. Hazırda ceklilər arasında çoxlu sayda ali təhsilli mütəxəssislər vardır. Ceklilərin əksəriyyəti isə, xüsusi ilə Quba-Xaçmaz bölgəsində yaşayanlar kənd təsərrüfatı ilə məşğul olurlar.
Ceklilərin adət və ənənələri daha çox oğuz türklərinin adət-ənənələri ilə yaxındır. Tarixən köçmə həyat tərzi keçirən ceklilərin əsas məşğuliyyəti heyvandarlıq, əkinçilik və toxuculuq olmuşdur. Kişilər əsasən qoyunçuluqla, qadınlar yundan müxtəlif məmulatlar - xalça, palaz, kilim, corab, şal toxumaqla məşğul olurdular. Cek kəndi Quba xalçalarının ən parlaq kompozisiyalarından biri olan "Cek" xalçalarının mərkəzləşmiş məntəqəsi hesab olunur. Qeyd edim ki, "Cek" xalçaları Azərbaycan xalçalarının Quba-Şirvan tipinin Quba qrupunun dağlıq hissəsinə aid edilir. Lakin ötən əsrdə ceklilərin kütləvi halda kəndi tərk edərək aran ərazilərə axışması onların məşğuliyyətinin də xeyli dəyişməsinə səbəb olmuşdur. Cek kəndində məskunlaşmış ceklilərin müasir nümayəndələrinin çox böyük əksəriyyəti hazırda yalnız heyvandarlıqla məşğul olur. Lakin vaxtilə əkin yerləri olmuş dağ yamaclarından ibarət olan bu ərazilər uzun illər mal-heyvan və qoyun-quzuların bir sahədə otarılması nəticəsində orta və şiddətli dərəcədə sel və külək eroziyasına məruz qalmışdır. Uzun illər əkilmədiyi üçün hazırda buralarda heyvandarlığı inkişaf etdirmək çox çətinləşmişdir. Yaylaqların otvermə qabiliyyəti ilbəil azalmışdır.
Kəndin əlverişli coğrafi mövqeyi, xüsusi ilə də son illər Azərbaycanın iqtisadi inkişafının sürətlə artması bu regionda turizmin inkişafına doğru ilk addımların atılmasına da səbəb olmuşdur. Bu amil ceklilərdə də turizm sektoruna çox böyük maraq yaratmışdır. Ancaq regionlarda turizmi inkişaf etdirməkdən ötrü ilk növbədə yollar müasir tələblər səviyyəsinə çatdırılmalıdır. Yaxşı yol turizmin qapısı, turist cəlb etməyin açarıdır. Əsl səyahət, istirahət, turizm məskəni olan Cek kəndinin əhalisinin əvvəllər rayon mərkəzi ilə, aşağı kəndlərlə əlaqəsi payız-qış vaxtı tamamilə kəsilir, yaz-yay aylarında isə çox çətinliklə mümkün olurdu. Əhalinin, xüsusən dağ yerlərində yaşayan insanların daha firavan yaşaması üçün rahat yolların çox böyük əhəmiyyəti vardır.
Hələ ötən XX əsrin səksəninci illərinin ikinci yarısında Quba-Qəçrəş-Qrızdəhnə-Xınalıq avtomobil yolunun çəkilməsinə başlanılsa da, yol inşaatçıları ötən müddətdə hər iki istiqamətdə hərəkət edərək gəlib Qrızdəhnə kəndi ilə Cek kəndləri arasında dayanmışdılar. Bu aradakı qayalar partladıldıqdan sonra iş davam etdiriləcəkdi. Amma maliyyələşdirmə və texnika ilə təminat olmadığından eləcə də qaldı. Lakin hazırda Quba-İspik-Xınalıq adlanan bu avtomobil yolunun tikintisi cənab Prezident İlham Əliyevin göstərişi ilə başa çatmışdır. Dövlətimizin başçısı bu il oktyabrın 7-də özü şəxsən Quba-İspik-Xınalıq avtomobil yolunun istifadəyə verilməsi mərasimində iştirak etmişdir. Yolun ümumi uzunluğu 57 kilometr, eni çətin sahələrdə 5-6, qalan yerlərdə isə 8-10 metrdir. 1,2 milyon kubmetr torpaq, qazma, partlayış işləri görülmüşdür. 45 min ton asfalt döşənmiş, 9 ədəd yeni körpü tikilmiş, 39 ədəd suötürücü boru quraşdırılmış, təhlükəsizlik bəndləri tikilmişdir. Qəçrəş-Qımılqazma-Qırızdəhnə-Əlik-Cek-Xınalıq istiqamətində çəkilmiş yolun inşasında 270-dən çox müxtəlif texnikadan istifadə olunmuş, ümumilikdə 14 milyon manat vəsait xərclənmişdir. Yolun tikintisində min nəfərə qədər işçi çalışmışdır.
Həmçinin, bu ilin əvvəllərində YUNESKO-nun Xoşməramlı Səfiri Mehriban Əliyevanın rəhbərliyi ilə Heydər Əliyev Fondunun həyata keçirdiyi "Yeniləşən Azərbaycana yeni məktəb" proqramına əsasən Cek kəndində hələ 1928-ci ildə yaradılmış məktəbin son illərdə tamamilə yararsız vəziyyətə düşmüş binası yenidən inşa edilərək, istifadəyə verilmişdir ki, bu da ceklilərin elmi potensiallarının daha da artmasında, təhsil səviyyələrinin daha da yüksəldilməsində çox əhəmiyyətli rola malik olacaqdır.
Ləzgilər
Ləzgilər Azərbaycanda əsasən Qusar[3], Quba[4], Xaçmaz[5] rayonları ərazisində kompakt halda, eləcə də Bakı[6] , Gəncə[7] , Sumqayıt[8] və Mingəçevir[9] şəhərlərində, Qəbələ[10], İsmayıllı[11], Ağsu[12], Göyçay[13], Ağdaş[14] rayonlarında yaşayırlar. 1993-cü ildən başlayaraq ləzgi dilində dərsliklər çap edilir. Hal-hazırda 94 məktəbdə (891 sinif) ləzgi dilində dərslər keçirilir. Həmin məktəblərdə 15.000-ə yaxın şagird təhsil alır.
Ləzgilər Azərbaycanda yaşayan azsaylı xalqlar arasında ön yerlərdən birini tuturlar.Demek olar 99% İslam dinine etiqad edir.
Ləzgilər-Azərbaycan əhalisinin 2,2 faizini təşkil edir. Ləzgilərin sıx yaşadığı Quba-Xaçmaz iqtisadi rayonunun sənayesinin əsasını yüngül və yeyinti sənayesi təşkil edir. Başlıca olaraq meyvə-tərəvəz, şərab və süd məhsulları emal edilir. Rayonun kənd yerlərində xalçaçılıq ənənəvi sənətkarlıq növü kimi inkişaf etməkdədir. Qafqazın qədim xalqlarından olan Ləzgilər bu bölgənin iqtisadi inkişafında mühüm rol oynayırlar.
Talışlar
Talışlar Azərbaycanın Xəzəryanı cənub şərqində, əsasən Astara[7], Lənkəran[8], Lerik[9] və qismən Masallı[10] rayonlarında, eləcə də İranın şimalında Gilan Vilayətinin Həştpər Şəhristanında (bölgəsində) kompakt halda və Gilan Vilayətinin Rizvanşəhr Şəhristanında (bölgəsində)[11] , Ərdəbil Vilayətinin Xalxal bölgəsində, Şərqi Azərbaycan Vilayətinin Kəleybər Şəhristanında (bölgəsində) bir neçə kənddə yaşayan xalq.
Azərbaycan Respublikasında talışların sayı 76.800 nəfərdir (1999). Ruslar və ləzgilərdən sonra üçüncü azsaylı xalqdır. Hazırda 248 məktəb fəaliyyət göstərir. 1716 sinifdən ibarət 248 ibtidai sinif vardır. Burada 29.120 şagird təhsil alır.
Talışlar əsasən Lənkəran-Astara iqtisadi coğrafi rayonuna daxil olan bölgələrdə yaşayırlar və bu rayonların iqtisadiyyatının əsasını aqrar-sənaye kompleksi təşkil edir. Kənd təsərrüfatını inkişaf etdirmək üçün burada çox əlverişli təbii-iqtisadi şərait var. Rütubətli subtropik iqlim, məhsuldar torpaqlar, su və kifayət qədər əmək ehtiyatları kənd təsərrüfatının intensiv inkişafı üçün böyük imkanlar yaradır. Kənd təsərrüfatının strukturunda faraş tərəvəzçilik, çayçılıq,üzümçülük, taxılçılıq üstünlük təşkil edir. Respublikada istehsal olunan çayın 99%-ə qədəri, tərəvəz-bostan məhsullarının yarıdan çoxu Lənkəran-Astara rayonunun payına düşür.
Talış dili, Hind-Avropa dillərinin Hind-İran qoluna daxildir.
Talışların çoxu müsəlman və şiədir. İranda yaşayan talışlardan bir qismi sünnüdür.