MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Varşova Gettosu Ayaklanması - Tarih - Varşova Gettosu

    Varşova Gettosu Ayaklanması, Nazi işgali döneminde, 19 Nisan - 16 Mayıs 1943 tarihleri arasında Polonya Genel Yönetimi (Generalgouvernement für die besetzten polnischen Gebiete)'nin merkezi Varşova şehrinde bulunan Varşova Gettosu'nda devam eden ayaklanma.

    Varşova'dan sürülerek Treblinka İmha Kampına gönderilmek istenen Yahudilerin direnişinden başlayan ve Żydowska Organizacja Bojowa (ŻOB: Yahudi Muharebe Örgütü) ve Żydowski Związek Wojskowy (ŻZW: Yahudi Askerî Birliği) gibi Yahudi direnişçi örgütleri ve Armia Krajowa (AK / Yurt Ordusu) ve Gwardia Ludowa (GL: Halk Muhafızı, sonraki Armia Ludowa: AL: Halk Ordusu) gibi Polonyalı silahlı örgütlerin giriştiği ayaklanma. 19 Nisan 1943'te başlayan ayaklanma dört hafta sürdükten sonra 16 Mayıs'ta bastırılmıştır.

    Hitler'in Avrupa'yı Yahudilerden kurtarmaya yönelik "Nihai Çözüm"ün bir parçası olarak, Almanların ele geçirdiği her yerde, Yahudilerin imha edilmeden önce toplumdan tecrit edildiği gettolar kurulmuştu. Varşova Gettosu, eski bir Yahudi mahallesini içine alıyordu.

    Bu 340 hektarlık kuşatılmış alana 1942 yazına değin yaklaşık 500 bin Yahudi dolduruldu. 22 Temmuz 1942'den sonra her gün 5 bini aşkın Yahudi Treblinka'daki imha kampına gönderilmeye başladı.

    Treblinka'dan kaçmayı başarabilen birkaç Yahudi sayesinde, gettodan nakledilenlerin gerçekte doğrudan gaz odalarına gönderildiği Varşova Gettosu'ndaki yeraltı örgütünce öğrenildi. 18 Ocak 1943'te bir gemiyi dolduracak sayıda Yahudi'yi almak üzere gettoya giren Naziler gizli Yahudi Muharebe Örgütü'nün beklenmedik silahlı direnişiyle karşılaştı.

    Sokak çarpışmaları dört gün sürdü ve yaklaşık 50 Alman ile çok sayıda Yahudi öldü. Bu çarpışmalar sırasında da ZOB bazı Alman silahlarını ele geçirmeyi başardı. Almanlar geri çekildiler ve 19 Nisan'a değin nakil işlemini durdurdular. SS şefi Heinrich Himmler 20 Nisan'da Hitler'in doğum günü onuruna gettoyu zorla temizlemek için özel bir harekat başlattı. Almanlar 8 Mayıs'a değin ZOB'un yeraltı karargahına ulaşmayı başaramadı. Yeraltı sığınaklarında saklanan siviller teslim oldu. Tek yanlı savaş Yahudilerin cephanesinin tükendiği 16 Mayıs'a değin sürdü. Ayaklanmada ölenlerin toplam sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte, 28 günlük direniş sırasında Almanların verdiği birkaç yüz ölüye karşılık 56 bin dolayında Yahudi'nin öldürüldüğü ya da imha kamplarına gönderildiği sanılmaktadır.

    noimage


    "Mit Gewalt aus Bunkern hervorgeholt" (Şiddet yoluyla sığınaktan çıkarıldı: orijinal fotoğrafında yazılan altyazı, Jürgen Stroop'un Heinrich Himmler'e sunduğu rapordan)


    Tarih: 19 Nisan 1943 - 16 Mayıs 1943
    Bölge: Varşova, Polonya Genel Yönetimi
    Sonuç: Nazi Almanyasının zaferi
#18.08.2009 23:12 0 0 0
  • Bebeklerde Açık Havaya Alıştırma - Bebeklerde Açık Hava - Bebeklerde Dışarı Çıkarılması

    Bebek 40 günlük olduktan sonra yavaş yavaş açık havaya çıkarılmalıdır. Açık hava, bebeğinizin iyi uyku uyumasını ve istenildiği gibi iştahlı olmasını sağlayan en önemli etkenlerden biridir. Her nedense bunları bütün kitapların öğütlemesine ve doktorların da söylemesine rağmen uygulayan anne sayısı çok azdır. Birçok an ne açık havaya çıkınca çocuğunun hasta olacağına inanırken, ba zıları da «Aslında bütün gün yoruluyorum, bir de çocuğu alıp dışa rı çıkacak zamanım yok,» diyebilir. İşte böyle söyleyen annelere hemen karşılığını verelim: «Çocuğunuzu iyi giydirip açık havaya çıkarsanız, bebeğin hastalanması sözkonusu değildir. Siz de onunla daha fazla uğraşmaktan kurtulursunuz. Unutmayın ki, size bu öğütleri verenlerin amacı bebeğinizi hasta etmek değil, tersi ne, size yararlı olmak, işinizi kolaylaştırmaktır.

    Öte yandan, «aslında günlük yorgunluk ve halsizlik» iddiaları konusunda da biz şu görüşü savunuyoruz: İstediğiniz kadar yorgunluktan ya da vakitsizlikten söz edin, çocuğunuzu günde bir saat kadar dışarı çıkarabilecek zamanınız ve gücünüz her zaman olacaktır.

    Ayrıca, çocukla birlikte sizin de 60 dakika kadar açık havada dolaşmanız sinirleriniz için inanamayacağınız kadar yararlıdır. Yi ne vaktinizin ve gücünüzün olmadığını söyleyin ama, bu dedikleri mizi birkaç gün için uygulayın. Göreceksiniz ki gezintiler çocuğa olduğu kadar size de büyük yararlar sağlayacak ve her şeyden önce moralinizi düzeltecektir. Çünkü vakitsizlikten ya da güçsüz lükten söz eden bir annede kesinlikle moral bozukluğu olduğun dan hiçbir doktorun kuşkusu yoktur. Gezintiler işte bu nedenlerle size çok yararlıdır. Sonuç olarak yağmurlu, fırtınalı ve soğuk gün ler dışında, her gün bir saat çocuğunuzla birlikte açık havada dolaşmalısınız. Bunları yaparsanız kısa bir süre sonra bebeğinizin iş tahı artacak, daha düzenli ve sakin uyuyacaktır. Aynı zamanda sık sık hastalanmayacak, yüzü renkli ve sağlıklı bir görünüş kazana caktır. Öte yandan, sizin de sinirleriniz güçlenecek, iştahınız açıla cak, kendinizi daha canlı, sağlıklı hissedeceksiniz.

    Kışın çocuğu araba ile çıkarırken iyice giydirmek, eldiven ve başlık takmak gerekir. Yazın, çocuğun açık havada kalacağı süre yi daha da artırabilirsiniz.

    Bebeğinizi Güneşte Bırakabilirsiniz

    Bebeğinizi yakıcı olmayan güneşte önce iki dakika bırakın ve her gün bu süreyi ikişer dakika uzatın. Böylece bu süreyi yarım saate kadar çıkarabilirsiniz. Öte yandan, sıcak havalarda çocuğu soymak, daha serin havalarda yalnızca bacaklarını açık bırakmak çok yararlıdır. Dolayısıyla, güneşteki ültraviyole ışınlarından yararlanabilirsiniz. Böylece çocuğunuzun D vitamini yapımına yardımcı olduğunuzu da unutmayın. D vitamini çocuğu kemik hastalıklarından koruyan önemli bir maddedir. Çocuğun normalden fazla güneşte kalması da çok sakıncalıdır. Belki de birçoklarınız yazın uzun süre denizde kalmanın cezasını sabaha kadar uyumamakla ödemişsinizdir. Dikkat etmezseniz çocuk da aynı acıyı çekebilir. Ayrıca, çocuk direncinin büyüklerden çok daha az olduğunu gözönüne alırsanız, ne kadar dikkatli olmanız gerektiğini anlarsınız. Ayrıca normalden uzun süre yakıcı güneşin altında kalmanın ne den olduğu güneş çarpması denen hastalık, özellikle çocuklarda çok tehlikeli olabilir. Şunu hemen belirtelim ki; güneş bir ihtiyaç olduğu kadar, bir tehlikedir de.
#18.08.2009 23:09 0 0 0
  • Berbat Bir İşin Üç Göstergesi - Patrick Lencioni - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Berbat Bir işin Üç Göstergesi adlı kitabında Patrick Lencioni, tüm kademelerden çalışanların işlerindeki mutsuzlukla nasıl baş edeceklerini samimi bir öyküyle anlatıyor. İşindeki tatmin düzeyini artırmak ve mutlu olmak isteyen herkes, bu güçlü öyküyü okuduktan sonra ödüllendirildiğini hissedecek. Ekiplerin Beş Temel Aksaklığı kitabının yazarından yine bir başyapıt...

    "İş tatminin sırrını çözme konusunda yeni sayfalar açan bir kitap. İster altı ister altmış bin kişiyi yönetin, zorunlu bir okuma..."
    -Trevor Fetter, Başkan ve CEO, Tenet Healthcare Corporation-

    "Çalışanların işe bağlılığı ve motive edilmeleriyle ilgili kitaplar denizinde, Lencioni'nin satırları can simidi gibi. Liderlere ve işlerinde daha fazla kişisel tatmin arayan herkese okumalarını yürekten önereceğim ustalıklı bir öykü..."
    -Kevin D. Wilde, Öğrenmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı, General Mills Inc.-

    "Lencioni herkese, istisnai sadakat ve sonuçlar yaratacak, çok güçlü bir mesaj veriyor. Okuyacağınız satırlar muazzam bir fark yaratabilir."
    -Robert W. Savage, COO, Taco Bell Corporation-

    "Mesajın basitliği sizi yanıltmasın. Lencioni insanları en öne koyarak, sonuçları iyileştirmek için güçlü, sağlıklı gerçek-dünya çözümleri sunuyor. Bir an önce uygulamak için sabırsızlandığım birçok yeni fikir buldum"
    -Jeff Lamb, İnsan ve Lider Geliştirmeden Sorumlu Başkan Yardımcısı, Southwest Airlines-

    Kitap Kapak

    noimage

    Berbat Bir İşin Üç Göstergesi
    Yöneticiler ve Çalışanları İçin Bir Öykü
    Patrick Lencioni
    Optimist Yayınları
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789944186995
    Sayfa: 244
#18.08.2009 22:27 0 0 0
  • Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri - Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri Hakkında

    Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri (Japonca: 大日本帝国陸軍 - Dai Nippon Teikoku Riku Gun /"Büyük Japon İmparatorluk Kara Kuvvetleri"), (Kyūjitai: 大日本帝國陸軍 veya 日本陸軍 Nippon Rikugun, İngilizce: Imperial Japanese Army: IJA), Japon İmparatorluğu'nun kara kuvvetleri. "Kō Gun" (皇軍 / "İmparator Ordusu") veya "Koku Gun" (国軍 / "Devlet Ordusu") olarak da anılır.

    11 Şubat 1868 (resmî olarak 13 Şubat 1871)'den II. Dünya Savaşı'ndaki Japon İmparatorluğu'nun yenilgisinden sonra 1 Aralık 1945'te Kara Kuvvetleri Bakanlığı'nın Birinci Demobilize Bakanlığı (第一復員省 / Baiichi Fukuin Shō;) olarak örgütlendirilinceye kadar varlığını sürdürmüştür.

    Kuruluş

    Edo Bakufu ile yapılan Boshin Savaşı sırasında Toba Fushimi Muharebesi'nin ardında 11 Şubat 1868'de Go Shin Pei (御親兵 / İmparatorluk Muhafız Askeri) olarak kurulmuş ve 13 Şubat 1871'de Saigō Takamori'nin girişimiyle, Satsuma-Han (薩摩藩; piyade taburu x 4, topçu birliği x 4), Chōshū-Han (長州藩; piyade taburu x 3) ve Tosa-Han (土佐藩; piyade taburu x 2, süvari takmı x 2, topçu birliği x 2) askerleriyle tekrar düzenli ordu olarak oluşturulmuştur.
    24 Nisan 1872'de Go Shin Pei'nin adı Konoe (近衛 / Yakın Muhafız) olarak değiştirilmiştir. Konoe samuraylardan oluşan bir birlik idi. Fakat hükûmet samurayların yerine bütün vatandaşlara askerlik uygulamayı plalıyordu.
#18.08.2009 22:27 0 0 0
  • Sekigahara Savaşı - Sekigahara Savaşı Hakkında - Sekigahara Savaşı Tarihi

    Sekigahara Meydan Muharebesi (Japonca: 関ヶ原の戦い Sekigahara no tatakai (21 Ekim 1600)
    Toyotomi Hideyoshi'nin ölmesiyle Toyotomi hükûmetinin önde gelenler Go Tairo (五大老 / Beş vezir)'nun biri olan Tokugawa Ieyasu'nın grubu ve Go Bugyo (五奉行 / Beş Müfettiş)'nun biri olan Ishida Mitsunari'nin grubu olmak üzere ikiye bölündü.

    Zamanla Tokugawa Ieyasu'ya itaat edenler Doğu Ordusu'nu, Toyotomi Hükûmeti'nin geleceğini Toyotomi Hideyoshi'nin oğlu Toyotomi Hideyori'ye itaat ederek Ishida Mitsunari'ye destek verenler Batı Ordusu'nu oluştu ve iki ordu bugünkü Gifu İlinde bulunan Sekigahara'da çarpıştı.
    Batı Ordusu, muharebenin ilk aşamasında hücum ederek üstünlüğünü sağladıysa da başta Kobayakawa Hideaki olmak üzere pek çok daimyōların safı değiştirmeleri ve Kobayakawa Hideaki'nin birliklerinin Batı Ordusu'nun sağ kanadını yarmasıyla ağır hezimete uğradı.

    Muharebeden sonra 27 Ekim'de Ishida Mitsunari kaçarken yolda yerli halk tarafından yakalanarak Doğu Ordusu'na teslim edildi ve Konishi Yukinaga ve Ankokuji Ekei ile birlikte Kyoto'nun sokaklarında gezdirildikten sonra Sanjo Gawara'da başını kesilerek idam edildi.

    noimage

    Tarih: 21 Ekim 1600
    Keichō (慶長;) 5. yılı Eylül ayının beşinci günü
    Bölge: Mino no kuni Sekigahara, Japonya (bugünkü Gifu-ken Fuwa-gun Sekigahara-ch)
    Sonuç: Doğu Ordusu'nun zaferi.


    Sekigahara öncesi başlıca daimyōların timarları

    Not: ○ işareti = Sekigahara'da yer alan daimyōlar, ● işareti = safı değiştiren daimyōlar)

    noimage
    noimage


    Honda Tadakatsu (本多忠勝;), Ii Naomasa (井伊直政;) ve Matsudaira Tadayoshi (松平忠吉;)'nin timarları Tokugawa Ieyasu'nun toprağın içine, Mōri Hidemoto (毛利秀元;) ve Kikkawa Hiroie (吉川広家;)'nin timarları ise Mōri Terumoto'nun toprağı içine dahil edilmektedir.
#18.08.2009 22:23 0 0 0
  • Bilim Ve Teknoloji Tarihi - Bilim Tarihi - Teknoloji Tarihi

    Bilim ve teknoloji tarihi, Teknoloji, bilimin, pratik yaşam gereksinimlerinin karşılanmasına ya da insanın çevresini denetleme, biçimlendirme ve değiştirme çabalarına yönelik uygulamaları. Yunanca tekhne (sanat, zanaat) ve logos (bilgi,söz, sözcük) sözcüklerinden oluşturulan teknoloji terimi, Antik Yunanistan'da "bilgiden gelen zanaat" anlamına geliyordu. Zaman içinde anlamı değişen sözcük, bilimsel araştırmalardan elde edilen somut ve yararlı sonuçları ve bunlara ilişkin araç, yöntem ve süreçlerin bütününü ifade eden bir anlam kazanmıştır.

    Teknik, temel olarak alet yapımı ve alet kullanarak sonuç alma yöntemleri anlamına gelir. Alet yapma yeteneği, insan türünü Öteki canlılardan ayıran temel niteliktir. Bu niteliği nedeniyle insan, en başından beri teknoloji üreten bir varlıktır ve teknolojinin tarihi insanlığın tüm evrimini içerir.
#18.08.2009 22:16 0 0 0
  • Bahçe Çiçekleri - Nejat Ebcioğlu - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Kendi çiçek bahçenizi hazırlamak istiyorsunuz, şimdi bu bahçeye ekilecek bitkileri tanıma zamanı. Bitkilerin alımı, ekimi ve yetiştirilmesinde faydalanacağız bu kılavuz kitap elinizin altında olmalı. 140 bitki hakkında amer bahçecilere detaylı bilgilerin yer aldığı bu kitap bir yıllık çok yıllık soğanlı ve otsu süs bitkileri pratik önerilermle anlatılıyor.

    Kitap Kapak

    noimage

    Bahçe Çiçekleri
    Nejat Ebcioğlu
    Türkiye İş Bankası Yayınları
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789944886888
    Sayfa: 320
#18.08.2009 22:11 0 0 0
  • Bernardo porselen - Dekorasyon - Ev Dizayn

    Bernardo porselen günün en keyifli anlarında birini çay kahve seti ile daha keyifli hale getiriyor. Bernardo porselen çay kahve seti ile şıklığı ve pratikliği bir araya getiriyor.

    noimage

    Bernardo porselen firması diğer ürünleri yanında çay kahve steleri ilede hanımların gönlünü alacak gibi. Türkiye genelinde 42 mağzası bulunan firma 20 TL ile 300 TL arasında değişen ve farklı kombinasyonlar içeren çay kahve setleri ile özellikle meşhur 5 çaylarını daha keyifli hale getiricek.

    Bernardo porselen çay kahve seti
    Bernardo keyifli anları yanlız yaşamayı sevenleride unutmamış. Tek kişilik setin satış fiyatı 20 TL den başlıyor. Bu ürünü sevis tabağı ve içine konulabilen bir fincandan oluşuyor.
#18.08.2009 22:09 0 0 0
  • 6-7 Eylül Olayları - Tarihte 6-7 Eylül Olayları - 6-7 Eylül Olayları Hakkında

    6-7 Eylül Olayları (Yunanca: Σεπτεμβριανά/ Septemvriana), 6 - 7 Eylül 1955'de İstanbul'da yaşayan Rum azınlıklarına yönelik tahrip ve yağma hareketi.

    noimage

    Yağmalanan gayrimüslim dükkânları
    Yer: İstanbul Türkiye
    Tarih: 6-7 Eylül 1955
    Saldırı türü: Pogrom
    Ölü: En az 11 kişi
    Yaralı: 30 - 300 kişi


    Olaylar

    Kıbrıs Türkleri'ne yapılan baskılar, 1955 yılında Türkiye kamuoyunun gündeminde baş köşeye oturmuştur. Dışişleri yetkilileri Londra'da Kıbrıs temaslarına devam ederken, Atatürk'ün Selanik'teki evinde bir bomba patlamasıyla ilgili haber, önce 6 Eylül 1955 günü saat 13.00 haberlerinde[3] radyoda yayımlandı.

    Bunun üzerine, "Atamızın evi bombalandı" manşetiyle ikinci baskı yapan Mithat Perin'in sahibi, Gökşin Sipahioğlu'nun yazı işleri müdürü olduğu[3] DP yanlısı İstanbul Ekspres gazetesi genelde tirajı 20 bin civarında olduğu halde 6 Eylül'de 290.000 basmış ve o dönemde kurulmuş olan Kıbrıs Türktür Derneği üyelerince bütün İstanbul'da satılmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanılmaya başlandı.

    Aynı baskıda Kıbrıs Türktür Derneği genel sekreteri Kamil Önal Mukaddesata el uzatanlara bunu çok pahalıya ödeteceğiz, ödeteceğimizi alenen söylemekte de bir mahzur görmüyoruz diye yazmıştır.

    Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin önayak olması ve diğer gençlik örgütleri, meslek kuruluşları, DP teşkilatı, bazı resmi ve gayriresmî makamların telkin ve teşvikiyle yerel kalabalıklar ve şehre dışarıdan getirilmiş olan kitlelerce 6 Eylül akşamı Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yağma ve yıkım eylemi gerçekleştirildi.

    İlk saldırı saat 19.00 sıralarında Şişli'deki Haylayf Pastanesi'ne yapıldı.[kaynak belirtilmeli] Ardından büyüyen kalabalık Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğlu'na geçerek gayrimüslimlerin toplu olarak yaşadığı birçok semtte önce Rumların, ardından da Ermeni, Yahudi ve hatta yanlışlıkla bazı Türklerin dükkânlarına saldırarak yağmaya başladı. İstanbul'daki Rum azınlığın ev, işyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Rum vatandaşların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, 20-30 kişilik organize birliklerin kent içindeki ulaşımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur gibi araçlar yardımıyla sağlandı. 7 Eylül sabahına kadar süren saldırılarda aralarında kilise ve havraların da bulunduğu 5.000'den fazla taşınmaz tahrip edildi ve milyonlarca dolarlık mal sokaklara saçılıp, yağmalandı.
    İstanbul'un her yerinde yağmalar aynı yöntemle yapıldı. Dükkânlara saldıranlar önce vitrinleri taşlayarak kırdılar ya da demir parmaklıkları kaynak makineleri ve tel makasları yardımıyla açtılar, ardından içerideki alet ve makineleri dışarı çıkararak paramparça ettiler.

    Kiliseler ve mezarlıklar da payını aldı: Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşyalar tahrip edildiği gibi, İstanbul'da bulunan 73 Rum Ortadoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.

    İzmit ve Adapazarı'ndan gelen yağmacılar geri dönmek üzere Haydarpaşa istasyonuna geldiklerinde, üzerlerinde yağmaladıkları mallarla yakalandılar. Bunların büyük bir bölümünün başka şehirlerden getirildiği ortaya çıktı (örneğin Sivas'tan 145, Trabzon'dan 117, Kastamonu'dan 116, Erzincan'dan 111 kişi.)

    Hasarlar

    Türk basınına göre 11 kişi, bazı Yunan kaynaklarına göre 15 kişi[6] öldürülmüştür. Resmî rakamlara göre 30 kişi, gayriresmî rakamlara göre 300 kişi yaralanmıştır. Taraf gazetesine göre tecavüze uğrayan kadınların sayısının 200'ü aştığı tahmin edilmektedir.

    noimage


    Tahribedilmiş mallar


    4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır.[8]
    Maddi hasarın, o günün değerine göre 150 milyon - 1 milyar Türk Lirası arasında olduğu tahmin edilmektedir.[7] Demokrat Parti hükümeti zarara uğrayıp tescil ettirenlere toplam 60 milyon Türk Lirası cıvarında tazminat ödemiştir.

    Zamanın gazetelerine göre asıl suçlu, Türkleri provoke eden Rumlardır. Halbuki 6-7 Eylül olaylarının sadece Kıbrıs'la ilgili olarak Rumlara yapılmış bir misilleme olmadığının bir göstergesi, tahrip edilen işyerlerinin sadece yüzde 59'u Rumlara aitken, kalan yüzde 17'sinin Ermenilere, yüzde 12'sinin Yahudilere ait olması, hatta dönmelere ve Müslüman olmuş Beyaz Ruslara ait mekânların bile saldırıya uğramasıdır.

    Sonrası

    Olayların başladığı saatlerde İstanbul'da olan başbakan Adnan Menderes saldırıların kontrol edilememesi üzerine Sapanca'dan çağrıldı ve sıkıyönetim ilan edildi. Olaylarla ilgili olarak önce 3.151 kişi tutuklandı. Sonradan bu sayı 5.104'e yükseldi.

    10 Eylül 1955 günü dönemin İçişleri Bakanı istifa etti. Başlangıçta soruşturmalar Kıbrıs Türktür Cemiyeti ve gençlik örgütleri etrafında yoğunlaşmış olsa da 12 Eylül günü Meclis'e taşınan olaylarda DP iktidarı komünistleri suçladı. Aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo ve Hulusi Dosdoğru'nun bulunduğu yaşayan fişlenmiş komünistler ile ölmüş dört komünist hakkında dava açıldı. Tutukluların çoğu Aralık 1955'te serbest bırakılır. Bunun en önemli nedenlerinden biri, muhalefet lideri İsmet İnönü'nün, hükümeti ağır bir dille eleştiren ve gerçek suçluları takip yerine suçsuz vatandaşlara işkenceyle suçlayan konuşmasıdır. Menderes, bu konuşma için İnönü'ye, "Paşam vatan bu konuşmayı affetmeyecek" diyecektir. Dava beraatle sonuçlandı. Kısa süre sonra Kıbrıs Türktür Cemiyeti de kapatıldı. 1960 darbesinden sonra, bu olaylar Yassıada yargılamalarının gündemine oturdu. Yassıada Yargılamalarında olayın DP hükümetinin başbakanı Adnan Menderes'in provokasyonu sonucu olayların kontrolden çıkması olduğu kabullenilmiştir ve DP yönetimi, 6-7 Eylül olayları nedeniyle de cezalandırılmıştır.

    Olayların ardından, Türkiye'de yaşayan binlerce Rum Türkiye'den göç etmiştir. Rum nüfusun zamanla azalmasıyla Rumların ekonomideki etkisi zayıflamaya başlamış ve daha önceki azınlıklara yönelik eylemlerde olduğu gibi Türklerin sermayeye hakim olması hızlanmıştır. Birkaç bin Rum ise özellikle Mersin ve Tarsus'a yerleşmişlerdir. Zamanla kalan Rumların da büyük çoğunluğu İstanbul'u terketmiştir. Nüfus mübadelesi sonucunda 1925 yılında yaklaşık 100.000'e düşen İstanbul'daki Rum nüfus, 2006 yılında 4.721 kişiye kadar düşmüştür.

    6-7 Eylül 1955 olayları, Rumların büyük göç dalgalarıyla ülkeden ayrılmasına neden oldu. Gayrimüslimlerin büyük bir kısmı için, yaşananlar, Türk vatandaşı olarak kabul görmediklerinin kanıtı olmuştu. Hangi parti iktidarda olursa olsun, gelecekte de ayrımcılıklara maruz kalacakları düşüncesiyle ve kendilerini güvende hissetmedikleri için, özellikle Rumlar yurtdışına göç kararı vermişlerdir. Nesiller boyu bu topraklarda yaşamış olan İstanbul'un gayrimüslim yerlileri, bu gibi davranışlar sonucu evlerini ve anavatanlarını terk etmek durumunda bırakılmışlardır. Ancak hükümetin o dönemde kabul etmediği olaylar 1998 yılı içinde bir meclis önergesi sırasında kabul edildi. Tazminat değeri olan 70.000 Lira vermeye yanaşmayan hükümet bu konuyu da hızla örtbas etti.

    6-7 Eylül olaylarının olduğu sırada Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevli olan, 1988-1990 yılları arasında MGK genel sekreterliği yapan Sabri Yirmibeşoğlu, 2001 yılında Aksiyon dergisi'ne verdiği röportajda 6-7 Eylül olayları hakkında şu demeci vermiştir.

    "6-7 Eylül de bir Özel Harp işidir. Muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı."
#18.08.2009 18:17 0 0 0
  • Eviniz İmzanızı Taşısın - Ev Dekorasyon - Ev Dizayn

    Evinizin kapısından girince, size ait olduğu belli olmalı. Stilinizi vurgulamak ve farklılık yaratmak için, ev dekorasyonuna imzanızı atın.

    noimage

    Evinizi kişiselleştirmeye renklerden başlayın. Cüretkar ve baskın renkler ya da pastel ve sakinleştirici etki yaratan renkler seçebilirsiniz. Önemli olan modern bir görünüm için, aynı renk temalarını mobilya ve aksesuarlara da taşıyabilmektir.

    İster klasik, ister modern tarzda bir eviniz olsun, aynalar her evde ferahlık ve aydınlık hissi yaratırlar. Dekorasyonunuza uyabilecek şık bir ayna ile farklı yansımalar elde etmeniz mümkün.

    Banyonuzu daha keyifli hale getirmek isterseniz, ısıtma sistemli ve şık tasarımlı havluluklardan kullanabilirsiniz. Odak noktası oluşturabileceğiniz havlulukların pek çok çeşidini bulabilirsiniz.
    Pencerelerinize takacağınız ek güneşli ve perdelerle, mekanda yepyeni bir görünüm yakalayabilirsiniz. Son derece pratik bir çözüm olan bu yöntem, evinize farklı bir stil getirmenin kolay yollarından biridir. İstediğiniz kadar sade veya renkli, şık olabileceğiniz kumaş seçenekleri mevcut.

    Mükemmel atmosferi bir dokunuşla yaratırsınız. Dİmmeri çevirdiğiniz veya elektrik anahtarına bastığınız anda bir mekanın kazandığı hava birden değişir. Aydınlatmayı mekanın işlevine göre planlayın. Dinlendirici ve huzur dolu bir yaşam alanı için loş ışıklar, mutfak ve banyo gibi aydınlık alana ihtiyaç duyduğunuz yerlerde ise, parlak ışıklar, tüm ortamı farklılaştıracaktır. Ayrıca günümüzde istediğiniz şekil, form ve desende aydınlatma üniteleri bulmanız mümkün.

    Mekanları şenlendirmek için cesur renklerle boyamak mutlaka güzel sonuçlar verir. Ancak bir yolu daha var. Duvarlarınızı tuval ve çerçevelerle süsleyip, sanatın coşkusunu ve renkliliğini evinize davet edebilirsiniz.
    Küçük dokunuşlar evinizde büyük değişimler yaratabilir. Şık kapı tokmakları, kapılarınıza karakterinizi yansıtmanızı sağlayacaktır.
    Evinizde şaşırtıcı bir köşe oluşturmak isterseniz, en etkili yollarından birisi duvarlarınıza desen uygulamaktır. Örneğin tek bir duvarı duvar kağıdı ile kaplayabilir ve bu dekoru çeşitli aksesuarlarla tamamlayabilirsiniz.

    Giriş kapısı konuklarınızı karşıladığınız ilk yerdir. Kapınızı çarpıcı bir renge boyayarak veya farklı tarzda kapı kolları kullanarak, konuklarınızı sadece size özgü bir şekilde karşılayabilirsiniz.
    Oturma odasına şömine yaptırarak soğuk kış günlerinde sıcak bir odak noktası oluşturabilirsiniz. Her bütçeye uygun çözümlerin sunulduğu şömine alternatifleri odanızda farklı bir atmosfer yaratmanızı da sağlayacaktır.
#18.08.2009 18:11 0 0 0
  • Avrupa Yabanarısı - Avrupa Yabanarısı Hakkında - Avrupa Yabanarısı Özellikleri

    Avrupa yabanarısı (Philanthus triangulum), Crabronidae familyasına ait bir yaban arısı türüdür.

    Tek başına Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan bir türdür. Aslında yetişkinleri otçul olsalarda (nektar ve polenden beslenirler), tür ismini döllenmiş dişilerin bal arılarını avlayıp, paralize ettikten sonra birkaçını yerde açılmış küçük bir odaya yumurtalarla birlikte bırakırlar. Arılar daha sonra larvalar için besin oluştururlar. Philanthus cinsinin tüm üyeleri, farklı çeşitlerde arılar avlasalar da, P. triangulum türü batı bal arılarını avlaması açısından özgündür.

    noimage

    Bilimsel sınıflandırma

    Alem: Animalia (Hayvanlar)
    Şube: Arthropoda (Eklembacaklılar)
    Sınıf: Insecta (Böcekler)
    Takım: Hymenoptera (Zar kanatlılar)
    Familya: Crabronidae
    Alt familya: Philanthinae
    Cins: Philanthus
    Tür: P. triangulum
#18.08.2009 18:08 0 0 0
  • Hümeyra - Naşide Gökbudak - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan ve zaman içerisinde filizlenen bir aşk hikâyesi.

    Hümeyra koltuğun arkasına yaslanmış, gözlerini kapamıştı. Emirgân'a ne zaman geldiklerini fark etmedi bile. Aslında uzun bir yol değildi. Uyumuyor, arada bir hissettiği ıhlamur ve iğde çiçeklerinin kokusunu içine çekiyor, Nejat ile yaşayacağı bir ömrü tahayyül etmeye çalışıyordu.

    "Tabii ki çok güzel olacak. Hatta muhteşem olacak. Ben aşkların en güzelini yaşıyorum. Bizi ayırmaya kimsenin gücü yetmez Babamın bile" diye düşündü.

    Nejat arabayı durdurmuş, öylece Hümeyra'ya bakıyordu, "Sarmaşık Gülü, inelim mi?"

    Asırlık bir ailenin birbirinden farklı kadınları ve onların yaşantıları... Khodonia'dan günümüze bir ailenin çatışmaları, sevgileri, tutkuları ve düş kırıklıkları... Ve hepsinin gölgesinde Ayvalık'ın o güzelim sahillerinden İstanbul'a uzanan, zaman içerisinde filizlenen bir aşk hikâyesi...

    Naşide Gökbudak'ın kaleminden bu kez Hümeyra'yı, Ege'nin kalbinde yeşeren bu tutku dolu hikâyeyi, heyecan içerisinde okurken kendi ailenizden, sevgilerinizden, dostluklarınızdan ve tutkularınızdan akisler bulacak, Ege sahillerinden esen ılık rüzgârları yüreğinizde hissedeceksiniz.

    Kitap Kapak

    noimage

    Hümeyra (Cep Boy)
    Naşide Gökbudak
    Neden Kitap
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789752543065
    Sayfa: 350
#18.08.2009 18:06 0 0 0
  • Kın Kanatlılar - Kın Kanatlılar Hakkında - Kın Kanatlılar Böcekleri

    Kınkanatlılar (Coleoptera), böcekler (Insecta) sınıfından boyları 1 mm - 15 cm arası olan, böcek takımı. En kalabalık böcek takımıdır; bilinen 350.000 kadar türü vardır.

    Renk ve biçimleri farklılık gösterir. Ortak özellikleri, ön kısımlarının sert ve kalın kanat örtülerine dönüşmüş olmasıdır. Antenleri çeşitli şekildedir. Ağızları ısırıcı ve çiğneyicidir. Mağarada yaşayanlar hariç hepsinin gözü vardır.

    Kınkanatlılar, zar gibi ince ve ön kanatlarından daha büyük olan arka kanatları ile uçarlar. Böcek uçmadığı zaman bu kanatlar katlanarak kanat örtülerinin altına saklanır. Kurtçukları yaşama biçimlerine göre çok çeşitli tiplerde olur. Örneğin, yırtıcılıkla geçinen, bu yüzden iyi gelişmiş ayakları olan ve serbest geçinen kurtçuklar olduğu gibi, gözsüz ve bacaksız olanları da vardır; bu türler bitkilerin içinde yaşarlar.

    Kınkanatlılar çeşitli besinlerle beslenirler. İçlerinde yırtıcı olan birçok tür de bulunmaktadır.
#18.08.2009 18:01 0 0 0
  • Haram İle İlgili Ayetler - Haram - Ayet Ve Hadis

    Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (2/85)

    Biz, senin yüzünü çok defa göğe doğru çevirip- durduğunu görüyoruz. Şimdi elbette seni hoşnud olacağın kıbleye çevireceğiz. Artık yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. Her nerede bulunursanız, yüzünüzü onun yönüne çevirin. Şüphesiz, kendilerine kitap verilenler, tartışmasız bunun Rablerinden bir gerçek (hak) olduğunu elbette bilirler. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (2/144)

    O, size ölüyü (leşi)- kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (2/173)

    Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır. (2/275)

    "Benden önceki Tevrat'ı doğrulamak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak üzere size Rabbinizden bir ayetle geldim. Artık Allah'tan korkup bana itaat edin." (3/50)

    Tevrat indirilmeden evvel, İsrail'in kendine haram kıldıklarından başka, İsrailoğullarına bütün yiyecekler helal idi. De ki: "Şu halde eğer doğruysanız, Tevrat'ı getirin de onu okuyun".(3/93)

    Sizlere anneleriniz, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerin kızları, kız kardeşlerin kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, kadınlarınızın anneleri ve kendileriyle (gerdeğe) girdiğiniz kadınlarınızdan olup koruyuculuğunuz altında bulunan üvey kızlarınız -onlarla gerdeğe girmemişseniz, size bir sakınca yoktur-, sizin sülbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi bir araya getirdiğiniz (evlilik) haram kılındı. Ancak (cahiliyede) geçen geçmiştir. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (4/23)

    Yahudilerin yaptıkları zulüm ve birçok kişiyi Allah'ın yolundan alıkoymaları nedeniyle (önceleri) kendilerine helal kılınmış güzel şeyleri onlara haram kıldık. (4/160)

    Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkara sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir. (5/3)

    (Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme." (5/26)

    Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (5/42)

    Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yiyicilikte çabalarına hız kattıklarını görürsün. Yapmakta oldukları ne kötüdür. (5/62)

    Bilgin-yöneticileri (Rabbaniyyun) ve yüksek bilginleri (Ahbar), onları, günah söylemelerinden ve haram yiyiciliklerinden sakındırmalı değil miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür. (5/63)

    Andolsun, "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler küfre düşmüştür. Oysa Mesih'in dediği (şudur:) "Ey İsrailoğulları, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a ibadet edin. Çünkü O, kendisine ortak koşana şüphesiz cenneti haram kılmıştır, onun barınma yeri ateştir. Zulmedenlere yardımcı yoktur." (5/72)

    Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez. (5/87)

    Deniz avı ve onu yemek size ve (yeryüzünde) dolaşanlara bir yarar olarak helal kılındı. İhramlı olduğunuz sürece kara avı ise size haram kılınmıştır. O'na (götürülüp) toplanacağınız Allah'tan korkup-sakının. (5/96)

    Ne oluyor ki size, kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalmanız dışında, O, size haram kıldıklarını ayrı ayrı açıklamışken, üzerinde Allah'ın ismi anılan şeyleri yemiyorsunuz? Gerçekten çoğu, bir ilim olmaksızın kendi heva (istek ve tutku)larıyla (kimilerini) saptırıyorlar. Şüphesiz, senin Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir. (6/119)

    Ve kendi zanlarınca dediler ki: "Bu hayvanlar ve ekinler dokunulmazdır. Onları bizim dilediklerimiz dışında başkası yiyemez. (Şu) Hayvanların da sırtları haram kılınmıştır." Öyle hayvanlar vardır ki, -O'na iftira etmek suretiyle- üzerlerinde Allah'ın ismini anmazlar. Yalan yere iftira düzmekte olduklarından dolayı O, cezalarını verecektir. (6/138)

    Çocuklarını hiç bir bilgiye dayanmaksızın akılsızca öldürenler ile Allah'a karşı yalan yere iftira düzüp Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiklerini haram kılanlar elbette hüsrana uğramışlardır. Onlar, gerçekten şaşırıp sapmışlardır ve doğru yolu bulamamışlardır. (6/140)

    Sekiz çift; koyundan iki, keçiden de iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi, ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Eğer doğru sözlüler iseniz bana bir ilimle haber verin." (6/143)

    Deveden iki, sığırdan da iki. De ki: "İki erkeği mi haram kıldı? Yoksa iki dişiyi mi ya da o iki dişinin rahimlerinin, kendisini kapsadığı (yavruları) mı? Yoksa Allah, bunları sizlere tavsiye ettiği zaman şahid miydiniz?" Hiç bir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (6/144)

    De ki: "Bana vahyolunanlar içinde, yiyen bir kimsenin yiyeceği (şeyler) için, ölü eti, dökülen kan, domuz eti -ki bu gerçekten murdardır- ya da Allah'tan başkası adına kesilmiş bir fısk dışında, haram kılınmış bir şey bulmuyorum. Kim kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa, -saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla- (bu sayılanlardan ölmeyecek kadar yiyebilir). Şüphesiz senin Rabbin bağışlayandır, esirgeyendir. (6/145)

    Yahudi olanlara her tırnaklı (hayvanı) haram kıldık. Sığırlardan ve koyunlardan, sırtlarına veya bağırsaklarına yapışan veya kemiğe karışanlar dışında iç yağlarını da onlara haram kıldık. 'Azgınlık ve hakka tecavüzde bulunmaları' nedeniyle onları böyle cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru olanlarız. (6/146)

    Şirk koşanlar diyecekler ki: "Allah dileseydi ne biz şirk koşardık, ne atalarımız ve hiç bir şeyi de haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de, bizim zorlu-azabımızı tadıncaya kadar böyle yalanladılar. De ki: "Sizin yanınızda, bize çıkarabileceğiniz bir ilim mi var? Siz ancak zanna uymaktasınız ve siz ancak "zan ve tahminle yalan söylersiniz." (6/148)

    De ki: "Gerçekten Allah'ın bunu haram kıldığına şehadet edecek şahidlerinizi getirin." Şayet onlar, şehadet edecek olurlarsa sen onlarla birlikte şehadet etme. Ayetlerimizi yalan sayanların ve ahirete inanmayanların heva (istek ve tutku)larına uyma; onlar (birtakım güçleri ve varlıkları) Rablerine denk tutmaktadırlar. (6/150)

    De ki: "Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın, anne-babaya iyilik edin, yoksulluk-endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. -Sizin de, onların da rızıklarını biz vermekteyiz- Çirkin-kötülüklerin açığına ve gizli olanına yaklaşmayın. Hakka dayalı olma dışında, Allah'ın (öldürülmesini) haram kıldığı kimseyi öldürmeyin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki akıl erdirirsiniz." (6/151)

    De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti ve temiz rızıkları kim haram kılmıştır?" De ki: "Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir, kıyamet günü ise yalnızca onlarındır." Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız. (7/32)

    De ki: "Rabbim yalnızca çirkin-hayasızlıkları -onlardan açıkta olanlarını ve gizli olanlarını,- günah işlemeyi, haklı nedeni olmayan 'isyan ve saldırıyı' kendisi hakkında ispatlayıcı bir delil indirmediği şeyi Allah'a şirk koşmanızı ve Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." (7/33)

    Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın." Derler ki: "Doğrusu Allah, bunları inkar edenlere haram (yasak) kılmıştır." (7/50)

    Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (7/157)

    Kendilerine kitap verilenlerden, Allah'a ve ahiret gününe inanmayan, Allah'ın ve Resûlü'nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam'ı) din edinmeyenlerle, küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9/29)

    De ki: "Allah'ın sizin için indirdiği sizin bir kısmını haram ve helal kıldığınız rızıktan, haber var mı? Söyler misiniz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah hakkında yalan uydurup iftira mı ediyorsunuz?" (10/59)

    Şirk koşmakta olanlar dediler ki: "Eğer Allah dileseydi, O'nun dışında hiç bir şeye kulluk etmezdik, biz de, atalarımız da; ve O'nsuz hiç bir şeyi haram kılmazdık." Onlardan öncekiler de böyle yapmıştı. Şu halde elçilere düşen apaçık bir tebliğden başkası mı? (16/35)

    O, size ancak ölüyü, kanı, domuz etini ve Allah'tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı haram kıldı. Fakat kim mecbur kalırsa, saldırmamak ve sınırı aşmamak üzere (yiyebilir). Çünkü gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (16/115)

    Dillerinizin yalan yere nitelendirmesi dolayısıyla şuna helal, buna haram demeyin. Çünkü Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz Allah'a karşı yalan uyduranlar kurtuluşa ermezler. (16/116)

    Yahudi olanlara da, bundan önce sana aktardıklarımızı haram kıldık. Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı. (16/118)

    Haklı bir neden olmaksızın Allah'ın haram kıldığı bir kimseyi öldürmeyin. Kim mazlum olarak öldürülürse onun velisine yetki vermişizdir; o da öldürmede ölçüyü aşmasın. Çünkü o, gerçekten yardım görmüştür. (17/33)

    İşte böyle; kim Allah'ın haram kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının. (22/30)

    Ve onlar, Allah ile beraber başka bir ilah'a tapmazlar. Allah'ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa 'ağır bir ceza ile' karşılaşır. (25/68)

    Ey Peygamber, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah'ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (66/1)
#18.08.2009 18:00 0 0 0
#18.08.2009 17:59 0 0 0
#18.08.2009 17:58 0 0 0
  • Hamd İle İlgili Ayetler - Hamd Şükür - Ayet Ve Hadis

    Hamd, Alemlerin Rabbi'nedir. (1/1)

    Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Andolsun, biz sizden önce kitap verilenlere ve sizlere: "Allah'tan korkup-sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkara saparsanız, şüphesiz, göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Allah, hiç bir şeye ihtiyacı olmayan, hamd'e layık olandır. (4/131)

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı (nuru) kılan Allah'adır. (Bundan) Sonra bile, inkar edenler, Rablerine (bir takım varlıkları ve güçleri) denk tutuyorlar. (6/1)

    Böylece zulmeden topluluğun kökü kurutuldu. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'adır. (6/45)

    Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız. Altlarından ırmaklar akar. Derler ki: "Bizi buna ulaştıran Allah'a hamd olsun. Eğer Allah bize hidayet vermeseydi biz doğruya ermeyecektik. Andolsun, Rabbimizin elçileri hak ile geldiler." Onlara: "İşte bu, yaptıklarınıza karşılık olarak mirasçı kılındığınız cennettir" diye seslenilecek. (7/43)

    Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele. (9/112)

    Oradaki duaları: "Allah'ım, Sen ne yücesin"dir ve oradaki dirlik temennileri: "Selam"dır; dualarının sonu da: "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (10/10)

    Gök gürültüsü O'nu hamd ile, melekler de O'na olan korkularından tesbih ederler.. O, yıldırımları gönderip bununla dilediğine çarpar; onlar ise Allah hakkında çekişip-tartışırlar. O, gücü (ve cezası) pek çetin olandır. (13/13)

    "Hamd, Allah'a aittir ki, O, bana ihtiyarlığa rağmen İsmail'i ve İshak'ı armağan etti. Şüphesiz Rabbim, gerçekten duayı işitendir." (14/39)

    Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol. (15/98)

    Allah, (kendisine ortak koştuğunuz ilahlar konusunda) hiç bir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde olan ile, tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz, böylelikle ondan gizli ve açık infak eden kimseyi örnek olarak gösterdi; bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah'ındır; fakat onların çoğu bilmezler. (16/75)

    Ve de ki: "Övgü (hamd), çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düşkünlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır." Ve O'nu tekbir edebildikçe tekbir et. (17/111)

    Hamd, Kitabı kulu üzerine indiren ve onda hiç bir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir. (18/1)

    Şu halde onların söylediklerine karşı sabırlı ol, güneşin doğuşundan ve batışından önce Rabbini hamd ile tesbih et (yücelt). Gecenin bir bölümünde ve gündüzün uçlarında da tesbihte bulun ki hoşnut olabilesin. (20/130)

    "Böylece sen, beraberinde olanlarla gemiye bindiğinde o zaman de ki: "Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." (23/28)

    Sen, asla ölmeyen ve daima diri olan (Allah)a tevekkül et ve O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O'nun haberdar olması yeter. (25/58)

    Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler. (27/15)

    Dedi ki: "Hamd Allah'ındır ve selam O'nun seçtiği kullarının üzerinedir. Allah mı daha hayırlı yoksa onların ortak koştukları mı?" (27/59)

    Ve de ki: "Allah'a hamd olsun, O size ayetlerini gösterecektir, siz de onları bilip tanıyacaksınız." Senin Rabbin, yaptıklarınızdan gafil değildir. (27/93)

    O, Allah'tır, kendisinden başka ilah yoktur. İlkte de, sonda da hamd O'nundur. Hüküm O'nundur ve O'na döndürüleceksiniz. (28/70)

    Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar. (29/63)

    Hamd O'nundur; göklerde ve yerde, günün sonunda ve öğleye erdiğiniz vakit de. (30/18)

    Andolsun, Lukman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, artık o, kendi lehine şükreder. Kim inkar ederse, artık şüphesiz, (Allah,) Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamiddir (hamd yalnızca O'na aittir). (31/12)

    Andolsun onlara; "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız; "Allah" diyecekler. De ki; "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu bilmezler. (31/25)

    Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah, Gani (hiç kimseye ve hiç bir şeye muhtaç olmayan)dır, Hamid (hamd da yalnızca O'na ait)tir. (31/26)

    Bizim ayetlerimize, ancak kendilerine hatırlatıldığı zaman, hemen secdeye kapananlar, Rablerini hamd ile tesbih edenler ve büyüklük taslamayan (müstekbir olmayan)lar iman eder. (32/15)

    Hamd, göklerde ve yerde olanların tümü kendisine ait olan Allah'ındır; ahirette de hamd O'nundur. O, hüküm ve hikmet sahibidir, haber alandır. (34/1)

    Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir. (35/1)

    Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (35/34)

    Ve alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. (37/182)

    Allah (ortak koşanlar için) bir örnek verdi: Kendisi hakkında uyumsuz ve geçimsiz bulunan, sahipleri de çok ortaklı olan (köle) bir adam ile yalnızca bir kişiye teslim olmuş bir adam. Bu ikisinin durumu bir olur mu? Hamd, Allah'ındır. Hayır onların çoğu bilmiyorlar. (39/29)

    (Onlar da) Dediler ki: "Bize olan va'dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah'a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. (Salih) Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. (39/74)

    Melekleri de arşın etrafını çevirmişler olarak Rablerini hamd ile tesbih ettiklerini görürsün. Aralarında hak ile hüküm verilmiştir ve: "Alemlerin Rabbine hamd olsun" denilmiştir. (39/75)

    Arş'ı yüklenmekte olanlar ve çevresinde bulunanlar, Rablerini hamd ile tesbih etmekte, O'na iman etmekte ve iman edenlere mağfiret dilemektedirler: "Rabbimiz, rahmet ve ilim bakımından her şeyi kuşatıp-sardın, tevbe edenler ve senin yoluna tabi olanlara mağfiret et ve onları cehennem azabından koru." (40/7)

    Şu halde sen sabret. Gerçekten Allah'ın va'di haktır. Günahın için mağfiret dile; akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et. (40/55)

    O, Hayy (diri) olandır. O'ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O'na dua edin. Alemlerin Rabbine hamd olsun. (40/65)

    Gökler, neredeyse üstlerinden çatlayıp-parçalanacaklar; melekler de Rablerini hamd ile tesbih ederler ve yerde olanlara mağfiret dilerler. Haberiniz olsun; gerçekten Allah, bağışlayan ve esirgeyen O'dur. (42/5)

    Şu halde hamd, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi Allah'ındır. (45/36)

    Öyleyse sen, onların dediklerine karşılık sabret ve Rabbini güneşin doğuşundan önce ve batışından önce hamd ile tesbih et. (50/39)

    Artık, Rabbinin hükmüne sabret; çünkü gerçekten sen, Bizim gözlerimizin önündesin. Ve her kalkışında Rabbini hamd ile tesbih et. (52/48)

    Göklerde ve yerde olanların tümü Allah'ı tesbih eder. Mülk O'nundur, hamd (övgü) de O'nundur. O, her şeye güç yetirendir. (64/1)

    Hemen Rabbini hamd ile tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir. (110/3)

    HANİF (MUVAHHİD)

    Dediler ki: "Yahudi veya Hıristiyan olun ki hidayete eresiniz." De ki: "Hayır (doğru yol) Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dini(dir); O müşriklerden değildi." (2/135)

    İbrahim ne Yahudi idi ne de Hıristiyandı: ancak O hanif (muvahhid) bir Müslümandı müşriklerden de değildi. (3/67)

    De ki: "Allah doğru söyledi. Öyleyse Allah'ı bir tanıyan (Hanif)ler olarak İbrahim'in dinine uyun. O müşriklerden değildi." (3/95)

    İyilik yaparak kendini Allah'a teslim eden ve hanif (tevhidi) olan İbrahim'in dinine uyandan daha güzel din'li kimdir? Allah İbrahim'i dost edinmiştir. (4/125)

    "Gerçek şu ki ben bir muvahhid olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ve ben müşriklerden değilim." (6/79)

    De ki: "Rabbim gerçekten beni doğru bir yola iletti dimdik duran bir dine İbrahim'in hanif (muvahhid) dinine' O müşriklerden değildi." (6/161)

    Ve: "Bir muvahhid (hanif) olarak yüzünü dine doğru yönelt ve sakın müşriklerden olma" (10/105)

    Gerçek şu ki İbrahim (tek başına) bir ümmetti; Allah'a gönülden yönelip itaat eden bir muvahhiddi ve o müşriklerden değildi. (16/120)

    Sonra sana vahyettik: "Hanif (muvahhid) olan İbrahim'in dinine uy. O müşriklerden değildi." (16/123)

    Allah'ı birleyen (Hanif)ler olarak O'na (hiçbir) ortak koşmaksızın. Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o gökten düşmüş de onu bir kuş kapıvermiş veya rüzgar onu ıssız bir yere sürükleyip atmış gibidir. (22/31)

    Öyleyse sen yüzünü Allah'ı birleyen (bir hanif) olarak dine Allah'ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah'ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler. (30/30)

    Oysa onlar dini yalnızca O'na halis kılan hanifler (Allah'ı birleyenler) olarak sadece Allah'a kulluk etmek namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur. (98/5)
#18.08.2009 17:49 0 0 0
  • Sevimli Orman - Uğur Budak - Çocuk Hikayeleri

    Çok çok uzak ülkelerin birinde,uzak bir yerlerde mutlu hayvanların yaşadığı,yemyeşil ağaçlardan,rengarenk çiçek ve bitkilerden oluşan,henüz insanların keşfetmediği kocaman bir orman varmış.

    İçinden küçük bir derenin geçtiği orman sabah güneşinin ilk ışıkları ve kuşların cıvıltıları ile uyanır,güneşin batışının ardından,pırıl pırıl parlayan yıldızların altında,içinde barındırdığı hayvanlar ile birlikte uykuya dalarlarmış.Soğuk ve yağışlı bir kışın ardından ilkbahara merhaba diyen orman ve sakinleri,birlikte günlerini geçirecek yiyeceklerini ararlarken yavruları ise neşe içinde koşarlar,oynarlar.

    O gün sevimli ayı ailesi sabah kahvaltılarını yaptıktan sonra,baba ayı ormana yiyecek bulmaya çıkar.Anne ayı evlerinin işlerini yaparken minik ayı ormanda arkadaşları ile oynamaya gider.Tavşan,sincap,minik ceylan ve diğer arkadaşları ile hep birlikte oynarlarken,birden uzaktan gelen bir ses ile suskunlaşıp oyunlarını yarım bırakarak saklanırlar.Bir süre geçtikten sonra minik ayı saklandığı yerden çıkarak,merak ve korku ile arkadaşlarıyla beraber sesin geldiği yere doğru yavaşça giderler.Biraz daha yaklaştıklarında gördükleri manzara karşısında korku ve endişe ile bir birlerine sarılırlar.

    Şaşırmışlardı,ilk kez böyle bir şey görüyorlardı.Uzun sakallı,kirli giyimli bir adam,elinde baltası ile bir ağacı acımasızca kesiyordu.Yuvaları bozulan kuşlar kesilen ağacın etrafında uçuşurlarken,sincap ailesi de olanları endişe ile izliyorlardı.Yapabilecekleri hiçbir şey yoktu.Minik ayı babasını bulmak için hızla koşarken arkadaşları da ormandaki diğer hayvanlara haber vermeye giderler.

    Baba ayı olayı duyar duymaz,ormanın en yaşlı hayvanlarını toplayıp kısa bir zamanda bir karar alırlar.Çünkü olaya hemen müdahele edilmezse diğer hayvanlarda yuvasız kalacak,ağaçlar birer birer kesilecekti.

    Önce bir plan yaptılar.Ormanın çıkışına büyük bir çukur kazdılar.Fil hortumu ile dereden su taşıyıp yarıya kadar doldurdu.Köstebekler çukurun üzerini çalılarla bir güzel kapattılar.Ormandaki her ağacın dallarının arasına ikişer üçer tane maymun saklandı.Ve planlarını uygulamaya başladılar.Baltalı adam kesmek için hangi ağacın dibine gelse,ağacın üzerinden,başından aşağı toprak ve taş parçaları dökülüyordu.Yukarı bakıyor ama hiçbir şey göremiyordu.Çok şaşırmıştı.Diğer ağacın yanına gitti yine aynı şey.Bir diğeri yine aynı.Yaklaştığı her ağacın üzerinden başına toprak ve taş dökülüyordu.

    Ama bu imkansızdı,olamazdı.Kestiği ağacın arkadaşlarının kendisine taş attığını düşünmeye başlamıştı.Korkmaya başlamıştı.Zaten hayvanların istediği de buydu.Onun gibi zarar vermek değil,sadece korkutup iyi bir ders vermekti.Son bir kez bir ağacın yanına yaklaştığında yine aynı şekilde başından aşağı toprak ve taş dökülmeye başladı.Çalıların arasından baba ayı çıkıp ellerini havaya kaldırarak yüksek bir ses ile baltalı adamı son bir kez korkuttu.Hemen arkasında bulunan fil hortumunda getirdiği suyun hepsini baltalı adamın üzerine fışkırttı.İyice korkan adam bağırarak kaçarken köstebeklerin üzerini örttüğü çukura düştü.

    Hem çok korkmuş,hem de her yeri ıslanmıştı artık.Korkudan baltasını bile orada bırakarak hızla ormandan uzaklaştı.Tüm bu olaylar gerçekleşirken,kesilen ağaçta yuvaları bozulan kuşlar ve sincaplar için arkadaşları ve minik ayı,komşu ağaçta birer yuva hazırlamışlardı.Bu olay baltalı adama büyük bir ders olmuş,bir daha eline balta almamış,hatta her hangi bir daldan çiçek dahi koparmamıştı.Ormandaki tüm canlılar uzun yıllar boyu kardeşçe mutlu bir hayat sürdüler.Sevimli ayı ailesi o baltayı hala odalarının bir köşesinde saklıyorlar.O uzaktaki ormanın adı o gün bu gündür uzak orman değil de sevimli orman olarak anılmakta.

    Sevgili arkadaşlar!.Ormanlarımızı,ağaçlarımızı ve yeşili,hayvanları,tüm canlıları,,kısaca doğayı çok sevelim,koruyalım.Çünkü bizler hep birlikte aynı gökyüzünü paylaşıyor,aynı havayı soluyor ve aynı dünyada yaşıyoruz.Biz bütünüyle bir Dünyayız.

    Uğur Budak
#18.08.2009 17:48 0 0 0
  • Kızböcekleri - Kızböcekleri Hakkında - Kızböcekleri Hakkında Bilgi

    Kızböcekleri (Odonata), böcekler (Insecta) sınıfının bir takımı ve bu takımda sınıflanan türlerin ortak adıdır.

    Dünyanın her yanına yayılmış yaklaşık 5.000 türü bulunan yırtıcı böcek takımıdır. Böceklerin en iyi uçan türlerini içeren kız böcekleri ("subakireleri" ya da "yusufçuklar" da denir) yaşamlarının bir bölümünü suda geçirirler. Larvalar suda çözünmüş oksijeni,erişkinlerse atmosfer havasını soluyarak yaşarlar. Larva döneminde bir hücrelilerle beslenir, nemf döneminde başka larvalara, iribaşlara, küçük balıklara saldırmaya başlarlar. Nemf dönemi sonunda sudan çıkıp, kamış vb. bir bitkinin üstünde dışiskeletlerinden çıkar ve kanatlarını kuruturlar. Böylece başkalaşma tamamlanmış olur.

    Bütün türler böcekçildir ve uçarak avlanırlar.

    noimage


    Larva kabuğundan çıkmakta olan genç bir kızböceği.


    Bilimsel sınıflandırma
    Âlem: Animalia - Hayvanlar
    Şube: Chordata - Kordalılar
    Sınıf: Insecta - Böcekler
    Takım: Kızböcekleri
    Fabricius, 1793

    Alt takımlar
    Zygoptera-Küçük kızböcekleri
    Anisoptera-Büyük yusufçuklar
    Anisozygoptera-(Fosil tür)
#18.08.2009 17:48 0 0 0