MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • [QUOTE=Buskivi]biz de indiremedik.ya aslinda downland'a bastiktan sonra bi sey geldi orda neye basacagimizi sasirdik.

    Free User'e Tıklayacaksınız Ardından Sayılar Bitince DOWNLOAD'a Tıklayın..
#17.08.2009 22:35 0 0 0
  • Cennet - A. L. Kennedy - Kitap Özet

    Kitap Özet

    "Kennedy hem şefkatte, hem de şiddette insanı altüst edecek kadar sahici. Tutkulu bir yazar; uç noktalarda, tehlikeli sularda dolaşıyor."
    -New York Times Book Review-

    "Bir düzyazı üstadı... Hassas ayarı ustalıkla yapılmış, müthiş incelikli metinler çıkıyor kaleminden. Hayatın çeşitli heyecanları konusunda kıvrak ve sezgisel duyarlıklara sahip metinler." -London Review of Books-

    "Kendi kuşağı içinde göz kamaştırıcı bir yazar..."
    -Sunday Telegraph-

    Kitap Kapak

    noimage

    Cennet
    A. L. Kennedy
    Türkiye İş Bankası Yayınları
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789944886864
    Sayfa: 352
#17.08.2009 22:15 0 0 0
  • Bilecik Sivil Mimari Örnekleri - Bilecik Evleri - Bilecik Tarihi Yerler

    Bilecik Evleri

    noimage

    Bilecik evleri Batı Anadolu evlerinin tipik örneklerini bir araya getirmiştir. Evlerin plan düzenleri iki ve üç katlı olup girişlerde taşlık ve bunun çevresinde kiler, mutfak, çamaşırhane gibi bölümler yer almıştır. İkinci ve üçüncü katlarda ise bir sofanın çevresinde odalar yer almıştır.Odaları genelde dikdörtgen pencereler aydınlatır ve çoğu kez kafeslere yer verilmiştir i.Bunların çevresinde duvara dayalı sedirler yerleştirilmiştir. Ayrıca odalarda yüklüklere, dolaplara yer verilmiştir. Üst örtüyü oluşturan tavanlar çoğu kez kalem işleri veya manzara resimleri ile bezenmiştir.Üst örtüyü ise kırma veya düz çatılar oluşturmuştur.

    Bilecik evlerinin en iyi korunmuş örnekleri Osmaneli ilçesindedir. Osmaneli evleri bahçe içerisinde veya birbirlerine bitişik olarak sokak boyunca sıralanmışlardır. Zemin katın üzerinde iki kata yer verilmiştir. Çoğu örneklerde birinci katların cephesi zemin katları ile aynı düzendedir. Üst kat cephelerinde baş oda denilen oda yola doğru çıkıntı yapar ve bu odalar alttan çıkmalarla desteklenir. Ev köşe başında ise çıkmalar yan sokakta da devam der. Üst kat cepheleri eşit boyutlarda üç bölüme ayrılır. Bunlardan ortadaki bölüm zemin katlarla aynı düzeydedir. Yalnızca bunlar köşelerde ise iki yana da çıkma yapar ve çıkma ve konsollarla desteklenir.

    noimage

    Osmaneli evleri çatı ile örtülü olup çatı altları ahşap kirişlerle desteklenir.Saçaklar her evde ayrı bir görünümdedir. Çoğu kez de bunlar bezemesiz ve çıplak bırakılmıştır. Yalnızca çatının sofa üzerine rastlayan bölümü üçgen bir alınlık şeklinde olup çeşitli bezemelerle süslenmiştir.

    Evlerin girişinde, arkasında veya bahçesinde kümes, ağıl, tandır, aşhane ve helalara yer verilmiştir. Bahçenin bir köşesine de gölgelikli bir oturma yeri yapılmıştır.

    Osmaneli'nde evler içerisinde yaşayanların sosyal konumlarına göre ayrıcalık göstermezler. Osmaneli'ndeki Muhtar Evi varlıklı bir aileye aittir. Bu ev dış sofalı plan tipine göre yapılmıştır ve ahşap payandalara dayanan çıkmaları,renkli camlarla bezenmiş alçı tepe pencereleri, bezemeli ahşap tavanları ile dikkat çekici bir örnektir.


    Söğüt Hamidiye İdadisi

    noimage

    1903 yılında II. Abdülhamit tarafından Hamidiye Camisi ile birlikte, Saray Muhafız alayına asker yetiştirmek için yaptırılmıştır.

    Kesme taştan iki katlı olan binanın giriş kapısı üzerinde Sultan Abdülhamit'in tuğrası bulunmaktadır. Bu tuğra İstanbul'da yaptırılmış ve dokuz manda arabası ile taşınarak Söğüt'e getirilmiştir.

    1992-2001 yılları arasında Söğüt Ertuğrulgazi Sağlık Meslek Lises'i binası olarak kulllanınmıştır. 2001 yılında Kültür Bakanlığına devredilen bu yapı Söğüt'te Osmanlı sivil mimarisinin iki örneginden biridir.
#17.08.2009 22:12 0 0 0
  • Alevdan Küle Eroinle Dans - Canan Tan - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Eroin sözcüğü kimseyi ürkütmesin

    Madde bağımlılığının 12 yaşına indiği ülkemizde, başımızı kuma gömmeden, gerçekleri irdelemek zorundayız.

    Eroinle Dans, uyuşturucu ve eroin konusunda Türkiye'de yazılan ilk ve tek roman.

    Her yaştan, her kesimden; uyuşturucuyla tanışmamış ya da kullanıcı, çok sayıda okuru oldu. Okullarda tavsiye kitabı...

    Kitap Kapak

    noimage

    Alevdan Küle Eroinle Dans (Cep Boy)
    Canan Tan
    Altın Kitaplar
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789752111325
    Sayfa: 416
#17.08.2009 22:10 0 0 0
  • Babil Kehanetleri - Michael Baigent - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Mevcut en eski astroloji kitabı MÖ 17. yüzyılda Babil'de yazıldı. Dicle ve Fırat nehirleri arasındaki bu imparatorluk, öğrenme ve manevi ışıkla öne çıkmış ve büyü uygulamalarının olumsuz astrolojik kehanetleri engellediğine inanmıştır. Erken Hristiyanlık döneminde bu din, astroloji ve büyü birleşimi Hermetica olarak bilinen esrarengiz öğretilerde Yunan ve Roma dünyasına yayılır. Bu 'gizemli bilgi'nin yolu nihayet Rönesans'ın katalizörü hâline gelen Floransa'ya düşer. Ona dikkatle bakanları değiştirmek üzere resmedilen bu tılsım ve ruhani bilgi, muazzam Batı sanatına hâkim olur.

    Babil Kehanetleri Babillilerin yıldızları izlemesi ve diniyle ilgili ayrıntıları inceler ve Mezopotamyalıların tanrıların doğasına dair yorumlarının kaç tanesinin çağdaş astroloji içerisinde varlığını sürdürdüğünü gösterir. Tartışmalara yol açan Michael Baigent büyük başarı yakalayan Kutsal Kan, Kutsal Kâse, İsa Yazmaları: Tarihteki En Büyük Sırrın Açığa Çıkışı ve Mesih'in Mirası adlı kitapların yazarıdır.

    Kitap Kapak

    noimage

    Babil Kehanetleri
    Michael Baigent
    Yakamoz Yayınevi
    Baskı Tarihi: 2009
    ISBN: 9786053841081
    Sayfa: 224
#17.08.2009 22:08 0 0 0
  • Gaia Teorisi - Maxime Chattam - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Avrupa Komisyonu yetkilileri çok önemli, son derece gizli bir meselenin çözümü için sizin yardımınızı istedi.

    Karınız hiç tanımadığınız bir adamla birlikte dünyanın öbür ucundaki bir adaya gönderildi ve onlardan hiçbir haber alamıyorsunuz.

    Korkunç bir fırtına yüzünden bir dağın zirvesinde, gizemli bilimsel olayların ortasında mahsur kaldınız.

    Bu arada son elli yılda seri katillerin sayısı on kat arttı.

    Ve şiddet kapıda..

    Hâlâ korkmuyor musunuz?

    Korksanız iyi olur..

    Kitap Kapak

    noimage

    Gaia Teorisi
    Maxime Chattam
    Doğan Kitapçılık
    Baskı Tarihi: 2009
    ISBN: 9786051112923
    Sayfa: 368
#17.08.2009 21:37 0 0 0
  • Ertuğrul Gazi Müzesi - Bilecik Ertuğrul Gazi Müzesi - Bilecik

    Bilecik, Söğüt Ertuğrul Gazi Müzesi 1981 yılında Ertuğrul Gazi Türbesi'nin karşısındaki XIX.yüzyıl konağında kurulmuştur.

    Müzedeki eserler Bilecik, Söğüt çevresinden derlenmiş, etnoğrafik malzemeden oluşmaktadır. Bunların başında halı, kilim, düz yaygılar, heybeler, tartı aletleri, ateşli ve kesici yöresel silahlar gelmektedir. Çevrede bulunan arkeolojik eserler ile sikkeler de müze koleksiyonlarını tamamlamaktadır.

    noimage

    Ertuğrul Gazi Cad. Kayhan Mahallesi Söğüt
    Tel : (0228) 361 30 27
    Faks : (0228) 361 36 94
#17.08.2009 21:34 0 0 0
  • Harran Muharebesi - Harran Muharebesi Hakkında - Tarih Ve Harran Muharebesi

    Harran Muharebesi, 7 Mayıs 1104 tarihinde Antakya Prensliği (şimdiki zamanda Türkiye ve Suriye'nin bir parçasını kapsar) ve Urfa Kontluğu (12. yüzyılda Haçlı devletlerinden biri: Antakya'nın kuzey doğusunda) ile Selçuklular arasındaki muharebe. Birinci Haçlı seferi sonucunda yeni kurulan Haçlı devletlerine karşı ilk büyük muharebeydi.

    Muharebe

    Bourg'lu Baldwin veya Kudus Krali Baldwin II (ölüm:21 ağustos 1131) Edesa'nın 2.nci kontu idi(1100-1118)ve Kudüs'ün Üçüncü kralı( 1118 den ölümüne kadar) 1104 yılında Harran şehrine hücum etti ve kuşattı. Antioch'lu Boemondo (1058-3 Mart 1111) Taranta Prensi ve Antioch prensi Birinci Haçlı seferi liderlerinden biri idi ve Tancred, Galilee Prensi (1072-5 veye 12 Aralık 1112 ) Birinci Haçlı seferi lideri idi, daha sonra Antioch Prensliği vekili ve Galilee prensi oldu bunlar Bourg'lu Baldwin'e destek verdiler. Boemondo ve Tancred ,Baldwin ve Joscelin I; Edesa Kontu (ö.1131) ve ona eşlik eden Antioch Patriği Valence'li Bernard, Kudüs Patriği Pisa'li Daimbert (Pisa başpiskoposu öülm:1107) ve Edesa başpiskoposu Bendikt ile birleşmek için Edessa Antioch dan kuzeye yürüyüşe geçtiler.

    Selçuklular, Musul Atabeyi Cekirmish altındakiler, ve Mardin emiri Artuklu Beyliği Sökmen Habur bölgesinde,belkide Ra's aı-'aim de toplandılar. Mayıs 1104 tarihinde Edessa'ya saldırıya geçtiler. Belki Haçlılar'ı başka yöne çekmek için belki de Haçlılar başka yerde meşgulken şehri almak için.

    İbn al-Kalansi (Hamza ibn Asad abu Ya'la ibn al-Kalansi: d.1070-18 Mart 1160) 12.nci yüzyılda Şam 'da bir Arap politikacısı ve tarihi olay yazarı) ye göre Tancerd ve Bohemund kuşatma anında Edessa'ya ulaştı. Fakat 1234 tarih vakayyyinamesine göre ,ilk olarak Harran kapısına ulaştı. Her halde Selçuklular Haçlılardan çekiliyor gibi görünerek uzaklaşıyorlardı Haçlılar da onları takip ediyordu. Haçlılar Selçuklular'ı hafif çatışmalarda yeniyorlardı onları güneye kovalamaya devam ediyorlardı. Çağdaş tarihi olaylar yazarı Edessa'lı Mataios, kovalamayı iki günlük olarak rapor ederken , Caen'li Ralph üç gün olarak rapor eder.[1]Cizre doğumlu müslüman tarihçi İbn al-Athir'e göre (Ali ibn al-Athir:1160-1233) Ana muharebe Harran'dan 12 km uzak mesafede meydana geldi. Savaş yeri ile ilgili veri aykırılıklarına rağmen çok tarihçi, Achen'li Albert (veya Aix'li Albert) (İlk Haçlı tarihçisi ve daha sonra Aachen katedrali rahibi )ve Fulcher of Charles ( yaklaşık 1509 yılında doğdu) İlk Haçlı saferi tarihi olay yazarının muharebenin Ar-Raqqah (Harran'a yaklaşık iki gün uzaklıkta) da olduğu tezini kabul ederler. Boemondo ve Tancred Antioch'un sağına kumanda ettiğinde.

    Caen'li Ralf, Selçuklular savaş alanına tekrar geri döndüğünde Haçlıların farkında olmadan yakalandığını söyler.O kadarki Baldwin ve Bohemund'un zırhsız savaştılar.

    Muharebe süresinde Baldwin'in orduları selçuklular'a saldıran ve öde olandı ve tamamiyle yenildiler. Baldwin ve Joscelin Sökmen tarafından esir alındı. Antioch orduları sadece az bir kayıp vermişti. Ve Edessa'ya kaçabilecekti. Mamafih, Cekirmiş az miktarda bir ganimet aldı. Böylece Baldwin'i Sökmen'ın kampından çaldı. Fidye ödenmesine rağmen Joscelin ve Baldwin 1108 tarihine kadar sırası ile serbest bırakılmadılar.

    Anlam ve önemi

    Muharebe, Birinci Haçlı seferinin yenilgisinden biri idi. Ve müslümanların yenilmez olduğuna inandırıyordu. Çünkü onlar haçlı seferlerinde hazır görünüyorlardı. Bizans İmparatoru,bu yenilgi ile Antioch 'daki haklarını zorla kabul ettirme avantajını elde etti. Lazkiye ve Kilikya'nın bir kısmını zapt ettti. Ermeni toprakları ayrıca Bizans ve Ermeni lehine ayaklanıyordu.Bu olaylar Bohemund'un Tancred'e Antioch vekilliğini bırakarak asker toplamak için İtalya'ya dönmesine sebep oluyordu.Tyre'li William (1130-1185) Tyre başkiskoposu ve ortaçağın ve Haçlıların tarihi olay yazarı, bundan daha felaketli olan bir savaş görmediğini yazdı. Antioch Prensi, 1119 yılında Balat Muharebesi (veya Ager Sunguinis muharebesi)nde tekrar mahvedildi. Edessa Kontu gerçekte asla iyileşemedi ve hayatta kalamadı 1144 yılına kadar sadece Müslümanların içindeki bölünmeden dolayı.
#17.08.2009 21:32 0 0 0
  • Anaokullarında Gerekli Ders Araçları - Okul Öncesi - Anaokul - Milli Eğitim Anaokulları

    Milli Eğitim Şurasınca Anaokullarında Bulunması İstenen Ders Araçları

    -Kum havuzu, kum masası, kalıp, kum arabası, kova, tahtaravalli
    -Muvazene tahtaları. Salıncaklar, tırmanma ipleri
    -Toplar (boy boy lâstik ve meşin)
    -Kayma oluğu
    -Tırmanma yeri, merdivenler, uzun tahtalar
    -Tekerlekli oyuncaklar: üç tekerlekli bisiklet, otomobil, pe-dalsız bisiklet, elle yürütülen küçük otomobil, arabalar, tren ler, vapurlar, uçaklar.
    -Çemberler
    -Teraziler
    -Nişan halkaları ve fasulye torbaları
    -Müzik aletleri (piyano, gramafon, plaklar, davul, trampet, zil, üç köşe demirler, tefler, çıngıraklar.) Takozlar
    -İçi boş kutular
    -Tahtadan hayvan ve insan modelleri Kil ve plâstilin
    -Sulu boya, kalem boya, siyah kalem, renkli tebeşir, siyah tahta.
    -Ucu küt makas
    -Bükme, boyama, yapıştırma işleri için renkli, çeşitli kâğıt lar, boya fırçaları, boya sehpaları, karton, tutkal
    -Bebekler
    -Bebek evi
    -Mutfak takımı, yemek takımı
    -Yatak odası takımı
    -Temizlik malzemesi
    -Oturma odası malzemesi Boncuklar (boy boy, renkli ve iri delikli)
    -Dikiş kartları, ucu küt iğne ve renkli iplikler
#17.08.2009 21:16 0 0 0
  • Bilecik Şehitlikleri - Bilecik Şehitlikleri Hakkında

    Metristepe Şehitlik ve Anıtı

    noimage

    Bozüyük-Eskişehir yolu üzerinde, Bozüyük'ten 10 km. sonra yolun sağ sapağındaki "Metristepe Şehitliği" tabelası yazan yola girdikten 1 km. sonradır. Şehitliğe varmadan az evvel, küçük bir şehitlik daha vardır. Burada, 61 Tümen 174.üncü Alay, 2.Tabur,7.Bölük kumandanı iken 28 Mart 1921 de Şehit olan Bekir Şahinoğlu ile Bnb.Erzincanlı Karakullukçu oğlu Halis Bey'in ve Hüseyin Hüsnü ile adları bilinmeyen Mehmetçiklere ait 10 mezar vardır. Komutan Halis Bey için dikilen mezar anıtının üzerinde ay-yıldız resmedilmiş olup, üzerine şu ibare yazılmıştır:

    "İkinci İnönü cenginde Kahramanca Şehit düşen fırka 62 Alay 174 İkinci Tabur Kumandanı Binbaşı Erzincanlı Karakullukçu oğlu Halis Beyin Mezarıdır. Tarihi şahadeti 29 Mart 1921."

    Buradan itibaren virajlı ve dik bir yolla Metristepe'ye çıkıldığında karşımıza Metristepe Anıtı gelir. Anıtın üzerinde şu ibare yazılıdır:

    "Ankara 1 Nisan 1924 - ...Siz orada yalnız düşmanı değil milletin makûs talihini de yendiniz../ T.B.M.M. Başkanı Mustafa Kemal" .Anıtın önünde savaş sahnelerini canlandıran rölyefli kabartmaların arasında da Zaferden sonra İsmet İnönü'nün Atatürk'e çektiği telgraftan alınan şu ibare yazılıdır " Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Kemal Paşaya / Bozüyük yanıyor Düşman binlerce ölüleriyle doldurduğu savaş alanını silâhlarımıza bırakmıştır / Batı Cephesi Komutanı İsmet 1.4.1921".

    Anıtın arka yüzünde ise Birinci ve İkinci İnönü Savaşlarına katılan Tümen ve daha üst Birlikleri ve Komutanlarının isimlerinin yazıldığı mermer yazıt yer alır:

    Birinci İnönü Savaşları 6-1 Ocak 1921
    Garp Cephesi K. Alb.İsmet İnönü
    8.Tümen K. Yzb. Mehmet Sabri Erçetin (1932'de Tümgeneralken emekli oldu. Vefatı: 1956)
    24 Tümen K.Yzb. Mehmet Hulusi Conk (1923'de Sağlık durumundan ötürü Albay iken emekli oldu.Vef.1950)
    61 Tümen K.Alb. İzzettin Çalışlar (1939 da Orgeneral olarak emekli oldu. Vefatı: 1951)
    4 Tümen K. Yzb. Mehmet Nazım (Eskişehir, Yumruçal'da 15 Temmuz 1921 de şehit oldu.)
    Kocaeli Grup K. Alb.Halit Karsıalan (Tümgeneral oldu. Vefatı: 1925)

    İkinci İnönü Savaşları 23 Mart-1 Nisan 1922
    Garp Cephesi K. Alb.İsmet İnönü
    3.Süvarı Tümen K. Alb. İbrahim Çolak (1922 'de emekli oldu. Vefatı: 1944)
    61 Piyade Tümen K.Alb. İzzettin Çalışlar
    24 Piyade Tümen K. Yzb. Mehmet Hulusi Conk
    II.Piyade Tümen K. Alb.Mehmet Arif (Şehit)
    I.Piyade Tümen K. Yzb. Kemalettin Sami (Korgeneral olarak 1924 de ordudan ayrıldı 1934 de Berlin Büyükelçisi iken vefat etti.)
    12 Kolordu K. Alb. Fahrettin Altay (1945 de Orgeneral olarak Yüksek Askeri Şura üyesi iken emekli oldu.Vefatı: 1974)
    2 Süvari Tümen K.Yzb.Nazım Solok (1939 da Korgeneral olarak emekli oldu. Vefatı: 1956)
    1.Süvarı Tümen K. Yzb.Ahmet Derviş (1932 de Korgeneral iken vefat etti.)
    41 Piyade Tüm.K.Yzb.Şerif Yacağaz (1923 de Albay olarak İstanbul Merkez Komutanı oldu aynı sene kendi isteği ile emekli oldu. Vefatı: 1938)
    8.Piyade Tümen K. Alb.Mehmet Sabri Erçetin
    4 Piyade Tümen K. Yzb.Mehmet Nazım
    57 Piyade Tümen K. Yzb.Mümtaz (Şehit)
    23 Piyade Tümen K. Yzb.Ömer Halis Bıyıktay (27 Mayıs 1934 de Korgeneral olarak İstanbul Komutanı iken vefat etti).
    7 Piyade Tümen K.Alb.Hüseyin Nurettin (Şehit)
    Kocaeli Grubu Alb.Halit Karsıalan
    Karamürsel Tüm.K. Bnb.Rıza (Şehit)

    Şehitlikten aşağıya bakıldığında savaşın geçtiği geniş düzlük alan görülür.

    Metristepe Anıtı Cumhuriyetin ellinci yılında İnönü Savaşları Zafer Anıtı olarak 1973'te yapımına başlanmış, 29.6.1975 tarihinde açılışı yapılmıştır.



    İntikamtepe Şehitliği

    Bozüyük-Kütahya yolunun 10. km. sinde, Akpınar köyünün 3 km güneyindeki yöreye hâkim bir tepededir. İçerisinde 63 şehidin makamı olan bu şehitlik 1959 yılında düzenlenip ziyarete açılmıştır. Son derece sade bir şekilde tanzim edilmiş olan şehitliğin batı tarafındaki giriş kapısının hemen önünde üç basamaklı bir platformun üzerinde 60 x 70 cm. ebadında ve 10 cm. kalınlığındaki mermer blokta şu ibare yazılıdır:

    "126. Alay, 3.Tabur, 9 Bölük Kahramanları, 30-31 Mart 1921 de burada şehit üştüler. Mezarları zaferlerinin beşiğidir."

    Şehitlikteki mezarlar, tabut ölçüsü ve şeklinde olup baş ve ayakuçlarına Türk Bayrakları resmedilmiştir. Birinci sıranın ortasındaki mezarda şu ibare yazılıdır:

    "11. Tümenin 126.Alayın 3.Tabur, 9.Bölük Komutanı Afyonlu Subay Ömer Altınay, 2.İnönü Harbinde 4 süngü yarası alarak düşman eline esir düşmüştür. Yunan komutanı tarafından bir ağaca bağlanmak suretiyle, üzerine benzin dökülerek yakılmak istenirken, yetişen kuvvetlerimiz tarafından kurtarılmıştır".

    Buradaki bir başka yazıtta ise Yüzbaşı Ömer Altınay'ın 1959 da hayatta olduğu ve şehitliğin açılışında bulunma şansına erişmiştir denilmektedir.

    İntikamtepe Şehitliği İnönü Savaşlarında 126. Alay, 3.Tabur, 9.Bölük askerlerinin şehit düşenlerinin hatırasına 1950'den itibaren Milli Savunma Bakanlığınca yapımına başlanmıştır.


    İnönü Şehitliği

    noimage

    İnönü Şehitliği, Bilecik Bozüyük İlçesi ile Akpınar Köyü arasında bir tepede bulunmaktadır. İstiklâl Savaşı'nın Metristepe-İnönü istikametinde gelişen ve tarihimizde İnönü Savaşları olarak bilinen savaşların geçtiği cephedir. 844 mezardan oluşmaktadır ve 1930 yılında Milli Savunma Bakanlığınca yaptırılmıştır.1981 yılına kadar Haziran ayı içinde yapılan şenlikler bu yıldan itibaren İnönü Savaşı'nın kazanıldığı tarih olan 1 Nisan günü yapılmaya başlanmıştır.

    Dikdörtgen duvarlarla çevrili olan mezarların ayakuçlarında Türk bayrakları resmedilmiştir. Burada 4 200 şehit'in kaydı olmasına rağmen isimleri bilinemediğinden sadece 141 mezar vardır. Şehitliğin ortasında küçük boyda mermerden bir anıt vardır. Üzerindeki pirinç levhada ise şu sözler yazılmıştır:

    "Ey Yolcu burada şu gördüğün mezar
    Türklerin İstiklâl abidesidir.
    Bir gökten bir göğe haykıran rüzgâr
    İnönü Cengi'nin Zafer Sesi'dir".

    İlçe merkezinde İsmet İnönü Anıtı, I. ve II. İnönü Savaşları'nın simgesidir. Geniş ve yüksekçe bir platform üzerinde büyük bir ay-yıldız onun yanında da asker kıyafeti ile İsmet İnönü'nün heykeli vardır. Anıtın ön tarafında ise savaşı simgeleyen rölyefli kabartmaların bulunduğu geniş ve alçak bir friz yer alır. İlçe merkezindeki karargâh binası restore edilmiştir. Ayrıca Çukurhisar Köyü'ndeki kerpiçten basit bir köy evini de İsmet İnönü ikinci bir karargâh olarak kullanmıştır.

    II. İnönü Savaş alanlarından biri olan Tarassut Tepe'de bugün İnönü İlköğretim Okulu vardır.
#17.08.2009 21:13 0 0 0
  • Haçlı Seferleri - Yakın Doğu Bölgesi - Yakın Doğu Bölgesi Dışındakilere Karşı Haçlı Seferleri

    Yakın doğu bölgesi dışındakilere karşı Haçlı seferleri Katolik Kilisesi ve bu kilise hiyerarsisinin kayitsiz sartsiz mutlak gucte oldugu Katoliklerce kabul olan Papalar 11. yuzyil sonunda Yakin Dogu'da Muslumanlara karsi Birinci Hacli Seferi ortaya cikardiktan ve bunlari ta 16. yuzilda Protestantigin ortaya cikmasina kadar devam ettirdikleri donemlerde, Avrupa icinde bu kiliseye dahil olmayanlari elimine etmek icin bir seri silahli mucadeleye de Hacli Seferi adi verilmis ve bu mucadele ve savaslara da dinsel nitelik taniyarak Hacli Seferi kavramlari ve terimleri kullanilmaya baslamistir.

    Ren Bölgesindeki Yahudilere karşı hücumlar



    1250de Fransa'da hazırlanmış bir İncil içindeki resim: Yahudilerin katilamı.
    Baltık bölgesi Haçlı seferleri
    Wend'lere karşı Haçlı seferleri
    Livonyalı'lara karşı Haçlı seferleri
    Prusya'lıların Haçlı seferleri
    İberik yarımadası Haçlı seferleri
    Albigeois Haçlı seferi

    Katarlara karşı Haçlı seferi (1209-1229) Katolik Kilisesi ve Papa'nin guney Fransa'da Languedoc bolgesinde yayilmis olan Katar mezhebini ve bu mezhebe inanlari tumulye ortadan kaldirmak icin baslatilan ve 20 yil suren bir seri askeri sefere verilen addir. Bu Hacli Seferine genellikle Fransizlar katilmistir. Cok gecmeden bu dinsel hedefli sefer, guney Fransa'nin kendi ozel lehcesi olan Occitania'yanin siyasal ve kulturel hayatinin onemini ve Ispanyol Aragon etkilerini azaltmak ve bu bolgeyi Fransiz kiralligina guc merkezine baglanmasi siyasi hedeflerine donusmustur.

    Papa III. Innocent Protestanligin cikisindan once Papanin otoritesine ve resmi Katolik klisesene karsi gelen Katar mezhebini ortadan kaldirmak icin yaptigi diplomatik girisimler pek az basari sagldiktan sonra ve Papa'nin temsilcisi olan Pierre de Catelneau (olasilikla Katar mezhebinde olan Touluouse Kontu'nun bir ajani tarafindan) olduruldukten sonra III. Innocent (Katalonya ve Aragon'la yakin iliskileri olan) Languedoc bolgesine karsi bir Hacli Seferi ilan etti. Bu sefere katilmayi kabul eden her Fransiz soylusuna buyuk bir alan kaplayan Katar mezhebine bagli olanlarin arazilerinden bir parca verilecegini ilan etti. Ortaya cikan savaslar yaklasik olarak 200.000-1.000.000 kisinin katliamina ve guney Fransa'nin merkezsel Fransa'nin ve soylularinin eline gecmesine neden oldu.

    Bu Hacli Seferleri Dominikan Manastir duzeni sisteminin ve Orta Caglar Engezisyon sistemi dinsel adalet sisteminin ortaya cikmasina ve guc kazanmasina sonuc vermistir.
#17.08.2009 21:10 0 0 0
  • Bilecik Saat Kulesi - Tarihi Bilecik Saat Kulesi

    Bilecik'e hakim bir tepe üzerinde Anadolu Lisesi'nin bahçesindedir. Giriş kapısı üzerindeki kitabesinden 1907'de Ertuğrul mutasarrıfı Musa Kâzım Bey tarafından yaptırıldığı, 1987'de Bilecik Valisi Adil Yazar tarafından restore edildiği öğrenilmektedir.

    Bilecik'in sembolü niteliğindeki saat kulesi, yukarıdan aşağıya doğru genişleyen dikdörtgen prizma şeklindedir. Alttan iki kat, köşeleri kesme taştan, cepheleri ise moloz taştan olup, üst katlar ahşaptır. En altta yuvarlak kemerli bir kapısı ile üzerinde yine yuvarlak bir pencere yer almaktadır. İkinci katta balkon bulunmaktadır. Balkon üzerindeki ahşap bloğun dört cephesinde birer kare kadranlı saat yer alır. Saat Kulesinin üzeri pramidal bir külahla örtülü olup h.1325 (1907) tarihli Hüdavendigâr salnamesindeki resmi ile onarım sonrası bugünkü görünümü arasında hiçbir fark bulunmamaktadır

    noimage
#17.08.2009 21:08 0 0 0
  • 1828 Ermeni Tehciri - Osmanlı Tarihinde 1828 Ermeni Tehciri - Osmanlı Tarihi - 1828 Ermeni Tehciri Hakkında

    10 Ocak 1828 yılında Katolik ve Gregoryen Ermenilerin arasında çıkan ihtilafların hat safhaya varması sonucu, Bab-ı Âli (Gregoryen) İstanbul Ermeni Patrikliki'ne bir ferman göndererek İstanbul ve Ankara'daki Katolik Ermeniler'in, Osmanlı sınırlarındaki taşra bölgelere zorunlu olarak gönderilmelerini emretmiştir. Bu olay Osmanlı tarihindeki ilk zorunlu Ermeni göçü (II. Mehmed'in Bursa'dan İstanbul'a getirdikleri hariç) olarak kayıtlara geçmiştir.

    Başlangıçta Katolik ve Ortadokslardan farklı olarak Gregoryen mezhebe bağlı olan Ermeniler; dönem dönem farklı devletlerin etkisinde kalarak, değişik dinleri benimsediler. Bizans-İran mücadelesi içinde Zerdüşt ve Ortadoks olanları; Haçlı Seferleri esnasında Katolik olanları mevcuttu; ancak bu dinleri veya mezhepleri kabul edenler 19. yy'a kadar Gregoryenler'den ayrı bir cemaat oluşturamadılar. Etkileri, dinini kabul ettikleri devletin etkisinin azalmasıyla azaldı ve bir süre sonra sona erdi.

    Ermeni Milleti, Osmanlı millet sistemi içerisinde, İstanbul'daki Ermeni patrikliğinin liderliği altında toplanmış Osmanlı Devleti'nin kalabalık bir unsuruydu. 16. yy'da, büyük bir çoğunluğu Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan Ermeniler'den Katolik mezhebine ciddi sayıda geçenler oldu. Bu geçiş Fransa'nın, Vatikan'ın ve Cizvit papazların misyonerlik faaliyetlerinden kaynaklanıp; 17. ve 18. yy'lar boyu devam ederek, 19. yy'da Ermeniler'in büyük bir kısmının Katolik olmasıyla sonuçlandı..

    Osmanlı Devleti'nde İstanbul'da bulunan Ermeni Patriklik'i vasıtasıyla temsil edilen Ermeniler, Katoliklik Ermeniler'in ayrı bir temsil kurumu istemesi sonucu, ikiye bölündüler. Osmanlı Devleti bu Gregoryen-Katolik çatışması karşısında, devletin nizamının bozulduğu durumlar hariç, tarafsız kalmaya çalışsa da; Katoliklik propogandasının Avrupalı devletler tarafından desteklenmesi sebebiyle, 1828 yılına kadar Gregoryenler tarafında yer aldı.

    1828 yılında İstanbul Ermeni Patriklik'inin baskısı ve Ermeniler arasında artan iç çatışmaların sonucu olarak Padişah II. Mahmut tarafından çıkartılan bir fermanla, Ankara'da ve İstanbul'da bulunan Katolik Ermeniler, Osmanlı sınırlarındaki bulunan taşra bölgelere zorunlu olarak göç ettirilmişlerdir. Sürgün esnasında, Katolik Ermeniler Gregoryen Ermeniler tarafından yapılan birçok sıkıntıya maruz kalmış, İstanbul'da ve Ankara'da sahip oldukları gayrimenkul ve değerli eşyalara Gregoryen Ermeniler tarafından el konulmuştur.

    Aynı yıl patlak veren Osmanlı-Rus Savaşı'nda Katolik Ermeniler'in Osmanlı yanında yer alarak Ruslar'a karşı Ahılkelek'te kahramanca vatan savunmasına katılmaları, Katolik Ermeniler üzerindeki olumsuz izlenimi yok etmiş; baskıların azalamasına, sürgünden dönmelerine izin verilmesine ve ayrı bir millet ve kilise olarak tanınmalarına yardımcı olmuştur. 6 Ocak 1830'da Padişah II. Mahmud tarafından ilan edilen bir fermanla millet olarak tanınan Katolik Ermeniler'in kilisesine diğer Katolik azınlıklar da bu kiliseye bağlanmıştır.


    Kaynaklar:
    -Kemal Beydilli, II. Mahmud Devri'nde Katoilk Ermeni Cemaati ve Kilisesi'nin Tanınması(1830)
    -Davut Kılıç, Osmanlı İdaresinde Ermeniler Arasındaki Dini ve Siyasi Mücadeleler
    -Y.G. Çark, Armenians working for the Ottoman Empire between 1453-1953; tr:Türk devleti hizmetinde Ermeniler
#17.08.2009 21:02 0 0 0
#17.08.2009 20:56 0 0 0
  • Bilecik Orhan Gazi İmareti - Bilecik Orhan Gazi Aşevi - Bilecik - Orhan Gazi İmareti Tarihi

    Eski Bilecik'in doğusunda bulunan İmaret'in Orhan Gazi döneminde yapıldığı bilinmektedir. Vakıf kayıtlarından Osman Gazi'nin Şeyh Edebali adına Bilecik'de bir zaviye yapılmasını istediği, kendi mülkünden Kaz Ağaç Köyü'nde bir zaviye yaptırdığı öğrenilmektedir. Günümüze bu zaviye yıkıldığından, hiçbir iz gelememiştir.

    Bilecik İmareti, orta eksen üzerinde iki kare mekandan meydana gelmiştir. Birbirlerinden geniş,yuvarlak kemerlerle ayrılan, üzerleri kubbe ile örtülü olan bu mekanlar moloz taş duvarlardan örülüdür. İmaretin güneyinde taş çıkıntılar dikkati çekmektedir. İmaretin dört taş sırası arasına üç sıra tuğla yerleştirilmiştir. Mihrap yönündeki bölümündeki pencereler içerisini aydınlatmaktadır.Yan mekanların üzerinin tonozlu olduğu sanılırsa da bu bölümler günümüze gelememiştir
#17.08.2009 19:20 0 0 0
  • Tütün Rejisi - Tütün Rejisi Hakkında - Osmanlı Tarihi Ve Tütün Rejisi

    Memalik-i Şahane Duhanları Müşterekül Menfaa Reji Şirketi. Osmanlı Devleti, Düyun-u Umumiye, ve üç bankacılık gurubu (Die Österreichische Kreditanstalt - Viyana, Banker S. Bleichröder - Berlin, ve Bank-ı Osmani-i Şahane - İstanbul) arasındaki görüşmeler sonucunda 27 mayıs 1883 tarihli sözleşmeyle yabancı sermaye ile kurulan tütün ticareti tekel ayrıcalıkları olan bir özel kâr ortaklığı şirketidir. (1883-1925). (diğer isimleri: fr. Société de la Régie Cointeressée des Tabacs de l'Empire Ottoman, os. Müşterek-ül Menfaa İnhisarı Duhanı Devlet-i Aliye-i Osmaniye). Kısaca "Reji".

    Tarihçe

    Osmanlı Devleti tütün tekelini 42 yıl boyunca elinde tutan Tütün Rejisi, imparatorluğun Kırım Savaşı'yla başlayan iç ve dış borçlanma sürecinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. Devletin borçlarını halktan kesilen vergilerle ödeme amacı ile kurulan Düyun-ı Umumiye İdaresi'nden Reji Şirketi'ne devredilen Osmanlı tütünleri idaresi yabancı sermayeye dayalı ilginç bir özelleştirme modeli olarak yorumlanır. Kurucu yabancı sermaye kaynakları Avusturya, Almanya, İngiltere ve Fransa (Osmanlı Bankası) kökenli olup, her biri Rothschild Ailesi'nin sahip ya da ortak olduğu gruplardır.

    İlk Reji Şirketi sözleşmesinin süresi 30 yıldır. Sözleşmeye göre şirketle ilgili olarak ortaya çıkacak adli ve ticari sorunların çözümünde Osmanlı Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Tütün üreticilerinin Reji'den ruhsat alması, ve ürünlerini yalnızca Reji'ye satması şart koşulur. Başka alıcı bulamayan üretici, tütünü değerinden çok ucuza satmak zorunda kalır. Kaçak üretim ve satış yaygınlaşır. Kaçakçılık sorunu ile devletin kendi güvenlik güçlerinin uğraşması gerekirken, Rejinin kendi bünyesinde geliştirdiği silahlı "kolcu"larla denetim yaparak üreticiye eziyet ettiği bilinir. 42 yıl süren Reji İdaresi boyunca kaçakçı, kolcu ve zabıtadan ölenlerinin sayısının 20 bin kadar olduğu ileri sürülür.

    1911 yılında Reji Şirketi'nin kaldırılması ve 7 yıl süre ile bir "Devlet İnhisarı"'nın kurulması kararlaştırılır ve 1912 yılında bir "Tütün Tekeli" kanun tasarısı hazırlanır. Ancak Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşları'nın başlaması ile ve bunun yarattığı mali zorluklar nedeni ile Reji İdaresinin Osmanlı Devletine 1 milyon 500 bin Osmanlı Lirası borç vermesi koşulu ile şirket ayrıcalıkları 1914'ten başlayarak 15 yıl daha uzatılır.

    26 Şubat 1925'te Tütün Rejisi lağvedildi. 1 Mart 1925'te Tütün Rejisi Fransızlardan devletçe satın alındı ve tüm hak ve yükümlülükleri devlete devredildi.[8] 26.11.1925 tarih ve 558 sayılı Tütün İdare-i Murakatesi ve Sigara Kağıdı İnhisarı Hakkında Kanun yürürlüğe girdi. 1930 yılında, 1701 sayılı Tütün İnhisarı Kanunu çıkarıldı.

    Reji'nin kurucu güçlerinden biri olan köklü ve güçlü Avusturya bankası Kreditanstalt 1931'de büyük bunalım sırasında iflas etti.



    Kaynakça:

    -Kreditanstalt on Wikipedia (eng).
    -Bleichröder on Wikipedia (eng).
    -Filiz Dığıroğlu, Memalik-i Osmaniye Duhanları Müşterekü'l- Menfaa Reji Şirketi. Trabzon Reji İdaresi (1883-1914), İstanbul, 2007, ISBN 978-9944-5518-8-5
    - Osmanlı Devleti'nde Reji şirketinin kurulmasından sonraki gelişmeler, Dr. Tiğinçe Oktar, Tütün Eksperleri derneği Yayını
    -Atlas, "İlk Sigarayı Türkler İçti
    - Fatma Doğruel ve A. Suut Doğruel, Osmanlı'dan günümüze Tekel, Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı, ISBN 9757545007
    -Osmanlı Devleti'nde Reji şirketinin kurulmasından sonraki gelişmeler, Dr. Tiğinçe Oktar, Tütün Eksperleri derneği Yayını
    -Modern Türkiye Tarihi Kronolojisi, Boğaziçi University, Atatürk Institute for Modern History.
    -Kreditanstalt on Encyclopedia Brittanica Online
#17.08.2009 19:19 0 0 0
  • Hareket Ordusu - Hareket Ordusu Hakkında - Osmanlı Tarihi

    Hareket Ordusu ittihatçıların, 1909 yılında, 31 Mart Ayaklanması'nı bastırmak için, Selanik'ten Mahmut Şevket Paşa komutasında ve Mustafa Kemal'in kurmay başkanlığında [kaynak belirtilmeli]İstanbul'a gönderdikleri ordudur. 3. Ordu bünyesinde hazırlanan ve gönüllülerden oluşan bu birliğe Hareket Ordusu adını, erkânıharp yüzbaşı Mustafa Kemal koymuştur. [1]

    II.Meşrutiyetin ilan edildiği 1908 Temmuzundan bu yana iktidarı denetleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne karşı bir tepki doğmaya başlamıştı.

    Her devrimin karşı devrimini doğuracağı tezini adeta kanıtlayan olaylar 13 Nisan 1909 tarihinde "31 Mart Vak'ası" olarak nitelendirilen (dönemin rumi takvimine göre) gerici ayaklanmayı doğurmuştu. Ayaklanmada ingiliz istihbaratının izleri de görülmekteydi.

    Sultan II. Abdülhamid'in kardeş kanı dökülülmemesi için isyana müdahale edilmesine izin vermemesi üzerine Selanikteki devrimciler bir ordu toplayarak başkente yürümeye başladılar.

    Ordunun çekirdeği Selanik'teki devrime sadık 3. Ordu birliklerinden oluşmaktaydı. Bunun yanısıra Bulgar, Arnavut, Türk gönüllüler de orduda görev almıştır. Ordunun baştaki kumandanı Hüseyin Hüsnü Paşa idi. Kurmay Başkanlığını ise Kolağası Mustafa Kemal Bey yapmaktaydı.

    Ancak İstanbul kapılarında vaziyet değişmiş, siyasi mülahazalarla hareket edilerek kumanda Mahmut Şevket Paşa'ya bırakılmış, kurmay başkanlığına da Berlin'den adeta koşarak gelen Kurmay Binbaşı Enver Bey getirilmişti. Cumhuriyet ilan edildikten sonra da bir çok Selanikli başta Genel Kurmay Başkanlığı ve üst düzey makamlar olmak üzere hak ettiği noktalara gelmiştir.
    Mehmet Nuri Yamut, (d. 1890 Selanik - ö. 5 Haziran 1961) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 6. Genelkurmay Başkanı'dır. Salih Omurtak, (d. 1889 Selanik - ö. 23 Haziran 1954) Türk Silahlı Kuvvetleri'nin 4. Genelkurmay Başkanı'dır.
#17.08.2009 19:15 0 0 0
  • Devekuşu Kabare - Devekuşu Kabare Nedir - Devekuşu Kabare Hakkında

    Devekuşu Kabare, Haldun Taner'in öncülüğünde Ahmet Gülhan, Zeki Alasya ve Metin Akpınar tarafından 1967'de İstanbul'da kurulan tiyatro topluluğu.

    Toplumsal ve politik taşlamaya oyunlarında başarıyla yer verdi. Kendisine özgü üslubuyla kabare türünün Türkiye'deki önemli temsilcilerinden oldu ve geniş bir izleyici kitlesini oyunlarına çekti.

    1978'de Haldun Taner ve Ahmet Gülhan'ın "sergilenen oyunlarda belli bir düzeyin altına düşüldüğünü" öne sürerek ekipten ayrılmalarıyla yönetimi ele alan Zeki Alasya - Metin Akpınar ikilisi, bu tarihten itibaren topluluğu aynı isimle sürdürdü. İlk dönemde daha çok Haldun Taner'in yazdığı oyunları oynayan topluluk, zamanla çeşitli yerli yazarların oyunlarını sahneledi.
    Tiyatro 1992 yılında kapandı.

    Oyunlar
    Vatan Kurtaran Şaban
    Astronot Niyazi
    Ha Bu Diyar
    Haneler
    Keşanlı Ali Destanı
    Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım
    Aşk Olsun
    Deliler
    Geceler
    Yasaklar
    Beyoğlu Beyoğlu
    Reklamlar
    Dün Bugün - 1972 Yazan: Haldun Taner, Yönetmen: Metin Akpınar [1]
    Aşk-u Sevda - 1972 Yazan: Haldun Taner, Yönetmen: Yılmaz Gruda
    Dev Aynası - 1972 Yazan: Oktay Arayıcı, Yönetmen: Yılmaz Gruda
    Yar Bana Bir Eğlence - 1972 Yazan: Haldun Taner, Yönetmen: Zeki Alasya
#17.08.2009 19:13 0 0 0
  • İdeal Bir Anaokulu - İdeal Bir Anaokulu Eğitimi - Okul Öncesi Eğitim - Okul Öncesi Eğitim Nasıl Olur

    Ülkemizde okul öncesiyle ilgili en gerekli, en gerçekçi, en önemli, en ayrıntılı ve bilimsel çalışmalar Beşinci Milli Eğitim Şûrası'nda yapılmış ve kararlaştırılmıştır.
    Bu çalışmaların içeriğini anahatlarıyla aynen vermeyi yararlı buluyorum.

    "İdeal bir anaokulu için bazı ölçüler:

    Bina, içinde ve dışında küçük çocukların serbestçe koşup oynayacakları, büyük aletleri kullanabilecekleri ve rahatça oynayacakları genişlikte ve ferahlıkta mıdır?

    Öğle uykusu için küçük karyolaları yerleştirmeye elveriş li ve diğer çocukları korumak maksadıyla hasta çocukları tec ride yarayan bir yer var mıdır?

    Odalar; ışık, hava ve sıcaklık bakımından sağlık kuralla rına uygun mudur ve perde tertibatı var mıdır?

    Okul, düzen egemen ve sağlığa elverişli midir?

    Çocuklar ateşten, hava cereyanlarından, rutubetten, telsiz ve korkuluksuz pencereden, uzun, dönemeçli kat merdivenle rinden gelebilecek tehlikelere karşı korunuyorlar mı?

    Okul eşyaları çocukların boylarına ve çalışmalarına uy gun mudur?
    Bu eşya sade, dayanıklı ve kolayca temizlenir cinsten mi dir?

    Her çocuk için yeter sayıda materyal var mıdır ve bunlar, türlü, türlü kullanışlarını çocuklara öğretecek cinsten midir?

    Mevcut teçhizatla oyun malzemesi, çocukların gelişim çağlarına cevap verebiliyor mu?

    Mesela: sırtın, kalçaların, kol ve bacakların büyük adale lerin çalıştırılmasına elverişli tırmanma, çekme, kaldırma veya kazmaya yarayan materyal var mıdır?

    Vücut çevikliği kazandıran toplar veya denge tahtaları gi bi araçlar var mıdır?

    Çocukları beraber oynamaya teşvik eden, oyuncaklar, ev cilik, dükkâncılık veya çevrelerindeki hayatı küçük çapta can landıran diğer araçlar var mıdır?

    Çocukları deneme yapmaya ve ortaya orijinal (değişik) bir şey koymaya teşvik eden çamur, boya ve boya kalemleri gi bi materyal (gereç) mevcut mudur?

    Çocukların yaşlarına uygun artistik değerde kitaplar ve resimler var mıdır?

    Çocukların sağlıkları her günkü muayenelerle korunabiliyor mu?

    Şüpheli araz (belirti) gösteren çocuklar tecrit (ayırma) ediliyor mu?

    Çocuklara açık havada ve güneşte temrin (alıştırma) yapma konusunda bol imkân (olanak) verilmekte midir?

    Yorgunluğa ve fazla heyecan verici olaylara karşı korun ma önlemleri alınmış mıdır?

    Uyku, yeme, içme, büyük küçük ihtiyaçlarını giderme, giyinme ve oynama konularında iyi alışkanlıklar kazandırılabiliyor mu?

    Öğretmenler, başkaları ile çalışabilecek, çocuklardan hoş lanan, çocukların ana ve babalarına birer çocuk ana babası gibi davranışta bulunan sağlıklı, dengeli kimseler midir?

    Çocuklarla ana ve babaları üzerinde güven uyandırabiliyor mu?

    Duygu ve heveslerine kapılmadan içtenlik, sevecenlik ve sevgi gösteriyorlar mı?

    Öğretmenler, çocukların gelişim evrelerini takip edebilecek ve bu okullar için yetişmiş durumda mıdırlar?

    Çocuğun büyümesi ile eğitim etkinlikleri arasındaki gün lük yenilikleri takip edebiliyorlar mı?

    Çocukları anlamak konusunda öğretmenler aile ile işbirliği yapma yoluna gidiyorlar mı?

    Bu konuda aileye yararlı bilgiler verebiliyorlar mı?

    Ailenin okul ziyaretlerini iyi karşılıyor ve ara sıra onları okula işbirliğine davet ediyorlar mı?

    Çocuk için önemli olan bazı noktaların tenkidini (eleştirisini) hoş karşılıyorlar mı?

    Çeşitli kültür temellerini incelemek suretiyle ana babanın ihtiyaçlarını kavrayabiliyorlar mı?

    Okul öğretmenleri arasında ahenk var mıdır?

    Öğretmenler şahıslarını, kendi duygu ve düşüncelerini çocuk yararı üstünde tutuyorlar mı?

    Çocuklara karşı eşit davranıyorlar mı?

    Her çocuğa karşı derin ve dostça bir alaka duyuyorlar mı?

    Öğretmenler, çevrenin çocuklara yardım eden bazı kurul ları konusunda bilgi edinebiliyorlar mı? Ve bunlarla işbirliği yapıyorlar mı?

    Ana ve babalara, bu kurumlarla ilgi kurmaya yardım edi yorlar mı?
    Öğretmenlerin çocuklarla olan münasebetleri (ilişkileri) dürüst, istikrarlı (kalımlı) mı?

    Okula ve çocuğa ilişkin sorunlar ısrarla takip ediliyor mu?
    Krizli anlar, olağanüstü olaylar, doğal ve soğukkanlı bir şekilde karşılanıyor mu?

    Tuvaletten çıktıktan sonra el yıkamanın gereği ve önemi anlatılmış ve bazı şeylerin hiç yapılmayacağı, okulla ilgili bazı konularda her öğrencinin söz ve seçim hakkı olduğu konusun da ısrarla durulmakta mıdır?

    Program, çocukların ihtiyaç ve ilgilerine uyacak şekilde esnek midir?

    Öğretmen, çocukların öğrenmek istedikleri şeyi kesin ola rak biliyor mu?

    Çocukların kendilerini doğal ve yaratıcı bir şekilde tanı tıp anlatmalarına fırsat veriyor mu?

    Çocuklar, müzik ve güzel sanatlarla tanıştırılıyor mu?

    Çocukların sorucu ve araştırıcı zihniyeti (ansal) hoş karşı lanıyor mu?

    Çocukların sorularına tatmin edici yanıtlar verilerek yardım ediliyor mu?

    Eşya ve insanlarla denemelerde bulunmaları, eşyayı nasıl kullanacakları, insanlara nasıl davranacakları konularında rehberlik ediliyor mu?

    Çocuklar, toplu etkinliklere ayak uydurmayı, başkalarına hak vermeyi, sıra ve saygıyı, haksızlığa boyun eğmeyi öğreni yorlar mı?

    Ürkek, utangaç ve yorgun çocuklara arkadaşları ile anlaşma, çalışma ve oynama teknikleri kavratılıyor mu?

    Çocuklarda eşyaya, insanlara ve kendilerine karşı iyi alış-kanlıklar geliştirilebiliyor mu?

    Çocuklar, eşyalarını iyi kullanmayı, tertipli ve düzenli olmayı öğrenmiş midirler?

    Başkalarının malına ve haklarına saygı göstermeyi biliyorlar mı?
    Kızlarla erkek çocuklar arasındaki beden ayrılıklarını, gi yiniş ve temizleniş biçimini doğal karşılıyorlar mı?

    Çocuklar, dürtülemeden birtakım iş ve görevlerin sorumluluğunu üzerlerine almayı, düşüncelerini savunmayı, tartışmayı ve bunlardan doğacak sonuçları göze almayı öğrenmiş ler midir?

    Okul, iş ve oyuna dalmış bulunan hünerli (becerili-usta) ve çalışkan çocuklar için iyi bir atmosfer sağlayabiliyor mu?
#17.08.2009 19:13 0 0 0