MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Mihal Bey Hanı - Bilecik Mihal Bey Hanı - Mihal Bey Hanı Tarihi

    Gölpazarı'da Mihal Bey Camisi'nin karşısında Mihal Bey Hanı bulunmaktadır. Osmanlı menzil hanlarından biri olan bu hanı Mihal Bey l318 de yaptırmıştır.

    noimage

    Hanın güney duvarında,dar kenarında sivri kemerli büyük bir giriş nişi içerisinde yuvarlak kemerli kapısı bulunmaktadır.Burada hanın yapım kitabesi bulunmaktadır:

    Bena Bazihil bina is şerif
    Sahibül hayr dafı üd dayr
    Adil il ümere Mihal Bey
    Fi seneti semana işrin ve semanemie
    Ve itmaruhu kanefi ihda ve işrine ve semanemie

    Mihail Hanı ince uzun dikdörtgen planlıdır.Tuğla derzli kaba yontma taştan yapılmıştır.Güneyde hanın giriş kapısı kare bir bölüme açılmaktadır.Bunun ardındaki üç bölümlü,iki kemerle birbirlerinden ayrılmıştır.Bölümlerin doğu duvarlarına birer niş yerleştirilmiştir. Hanın üzeri kalın beden duvarlarına oturan ahşap bir çatı ile örtülmüştür. Doğu duvarına mazgal pencereler açılmıştır
#16.08.2009 23:04 0 0 0
  • Besin Alerjileri - Besin Alerjileri Nedir - Besin Alerjileri Nasıl Tedavi Edilir - Besin Alerjisi ve Karın Ağrısı

    Alerji Yapan Besinler

    Alerjik tepkiler her zaman alerjenlerden, genellikle de bağı şıklık sistemini tehlikeli bir saldırı olduğu yanılgısına düşüren zararsız, küçücük maddelerden kaynaklanır. Vücut bu alerjen lere aşırı tepki gösterir ve virüsler ya da diğer mikroplara kar şı kullandığı acı reçetenin aynısını uygulamaya kalkar. Bu da gösterdiğimiz alerjik tepkilerin kaynağıdır.

    Nefes alırken küf sporları, toz akarlarının atıkları ve polen gibi alerjenler burundan akciğerlere girer. Yemek yerken alerjenler (genellikle besinlerdeki proteinler) ağız yoluyla sindirim sistemine alınır. Her iki durumda da ortaya çıkan tepkiler bir birine çok benzer. Midenizdeki alerjenler kan dolaşımına geçer ve burada bağışıklık sistemiyle karşılaşır. Bir besin alerjeniyle ilk kez karşılaşıyorsanız, bağışıklık sisteminiz fazla miktarda immünoglobülin E (IgE) antikorları üreterek tepki verir. Bu antikorlar ilgili alerjene özgüdür. Örneğin fıstık proteinlerine kar şı üretilen antikorlar maydonoz proteinlerine tepki vermez.
    Şimdi o besin alerjenine karşı duyarlılık kazanmış durum dasınız. Aynı yiyeceği bir kez daha yediğinizde, vücudunuzun savaşa girmeye hazır olduğu anlamına gelir bu. Antikorlar dev mast hücrelerine tutunmuşlardır. Bunlar histamin ve diğer kimyasal maddelerle doludur. Antikor ilgili alerjeni saptadı ğında hemen yakalar ve içerdiği maddeleri boşaltması için mast hücresini tetikler.

    Hissedeceğiniz belirtiler antikorların alerjenleri nerede yakaladığına bağlıdır. Sindirim çok karmaşık bir süreçtir; bu sü reçte vücudunuzun birçok bölümü devreye girer. Besinle te masa geçtiğiniz ilk yer (birazını üstünüze dökmedikçe) ağzınızdır. Çiğneme sırasında alerjenler, dilinizdeki ya da yanaklarınızdaki dokularda bulunan antikorlar ve mast hücreleri ta rafından saptanabilir. Yani, ilk lokmanızı aldıktan kısa bir süre sonra karıncalanma hissedebilirsiniz.

    Yutkunmayla birlikte besin, yemek borusuna geçer. Burada alerjik tepkinin tetiklenmesi, boğazınızda daha fazla yanmaya ve belki de sıkışma duygusuna yol açacaktır. Üçüncü durak mide ve bağırsaklardır. Alerjik tepkiler burada karın ağrısı, is hal ya da kusmayla sonuçlanabilir. Alerjenler bağırsaklardan kan dolaşımına geçtiğinde bütün vücudu dolaşma olanağını bulur. Bu yolculuğun akciğerlere kadar uzanması solunum güçlüğüne ve hatta ataklara yatkınlığı olanlarda astıma yol açabilir. Sonunda alerjenler etkilerini deride de göstererek, kurdeşen ya da egzama gibi alerjik tepkiler doğurabilir.

    Bütün bunların olması için birkaç dakika ile bir saat ara sında değişen bir sürenin geçmesi yeter. Ender ama tehlikeli istisnalar bir yana, duyduğunuz rahatsızlık alerjenin vücuttan atılmasıyla sona erer. Bu da genellikle saatler içinde biten bir süreçtir.
    Birçok yiyecek alerjik tepki yaratabilirse de, bu tepkilerin yüzde 90'dan fazlası şu sekiz besin tipine bağlıdır:

    Karides, İstakoz, yengeç gibi kabuklu deniz ürünleri
    Balık
    Yumurta ve yumurtalı ürünler
    Fındık, ceviz gibi ağaçların verdiği sert kabuklu yemiş ler
    Yerfıstığı
    Buğday ve unlu mamuller
    Süt ve süt ürünleri
    Soya ve soya ürünleri

    Balık, yumurta ve süte alerji özellikle çocuklar arasında yaygındır. Çocuklarda ve büyüklerde en çok tüketilen yiye ceklere karşı alerji daha sık görülür. Örneğin, Japonya'da pirince karşı alerjik tepkiler daha az pirinç tüketilen ülkelere oran la daha yaygındır. Aynı durum İskandinav ülkelerinde morina gibi açık deniz balıklan için de geçerlidir.

    Bu arada alerjiyle ilgili şaşırtıcı bir sonuçtan da söz edelim. Nedeni henüz bilinmese de, doğum zamanının çocuk yaşlarda besin alerjisine yatkınlık kazanmayla ilişkili olduğu belirlen miştir. İsveç'te 200'den fazla çocuk üzerinde yapılan bir araş tırmaya göre, eylül ve şubat ayları arasında doğanlarda yumur ta akı, süt ve unlu mamullere karşı IgE antikorları, diğer aylar da doğanlardakinden çok daha fazla üretilmektedir. Alerjinin yanı sıra egzama gelişme olasılığı da daha yüksektir.
#16.08.2009 23:02 0 0 0
  • Alkol Bağımlılığının İlaç İle Tedavisi - Alkol Bağımlılığı - Alkol Sorunları

    Disülfram adlı ilaç, alkolizmin tedavisi için eskiden beri kullanı lan bir ilaçtır. Vücutta aldehit dehidrogenazın (ALDH) çalışmasını önleyerek etki gösterir. Alkol vücutta iki aşamada parçalanır. Alkol öncelikle asetaldehite dönüşür ardından ALDH sayesinde tamamen etkisiz hale getirilir. Asetaldehit alkolün "akşamdan kabna" etkilerine yolaçan maddedir. Disülfram alınmaya devam ederken alkol alınırsa vücutta hızla asetaldehit birikir ve hiç hoş olmayan mide bulantısı, baş ağrısı, ateş basması gibi belirtilere yolaçar. Bu yan etkileri nede niyle kişi alkol kullanmaktan kaçınır.

    Yalnız başına Disülframla tedaviler çok başanlı olamamaktadır. Bir süre sonra bağımlılar çoğunlukla Disulfram almayı keserek tekrar alkol almaya başlamaktadırlar. Disülfram belki bazı psikolojik tedavi programlan eşliğinde faydalı olabilir. Önemli olan kişinin alkol alma ma kararını canlı tutmak ve yaşam tarzını da bağımlı yaşam tarzın dan çıkarmaktır.

    Son yıllarda opiyat bağımlılığının tedavisi için kullanılan naltroxan adlı ilacın (aslen bir opiyat reseptörü antagonistidir) alkol bağımlılarında düzenli kullanıldığında alkol alma isteğini azalttığı yolunda araştırmalar yayımlanmıştır. Naltroxarın bu alanda henüz yaygın bir kullanımı yoktur.
#16.08.2009 23:00 0 0 0
  • Judith McNaught - Judith McNaught Kimdir - Judith McNaught Resimleri - Judith McNaught Biyografisi - Judith McNaught Hakkında

    Judith McNaught (d. 1944) Kitapları, 30 milyondan fazla basılmış ve New York Times en çok satanlar listesine birkaç kez girmiş, ABD'li, aşk romanları yazarı. 19 yy'ın ilk başkarında, İngiltere'de geçen tarihi aşk romanları ile bu tarz romanların öncüsüdür. Daha sonra 50'den fazla yazar Judith McNaught'un izinden giderek, aynı stilde yazmaya başlamışlardır.

    Kitapları

    Judith McNaught'un ilk kitabı Whitney My Love - İçinde Aşk Saklı olmasına rağmen, bu kitap 1986 yılında, yazar kendini ispatladıktan sonra basılmıştır. Tarihi aşk romanlarının belli kuralları vardır. Bu tür kitaplar genelde cinsellik içermez. Bu kuraldan tamamen habersiz olan Judith McNaught'un ilk romanları benzersiz ve tektir. Whitney My Love - İçinde Aşk Saklı yoğun duygusallık ve tutku içerdiği için, o dönem yazılan tarihi aşk romanlarından ayrılır. Romanın başarısından sonra, bu tarz yazılan romanlar artmıştır.

    Tarihi Aşk Romanları

    Düşler Krallığı
    İçinde Aşk Saklı
    Sen Gelmeden Önce
    Seni Beklerken
    Mutluluk
    Sonsuza Kadar

    Günümüzde Geçen Aşk Romanları

    Gece Fısıltıları
    Cennet
    Kusursuz
    Aldığım Her Nefeste
#16.08.2009 22:59 0 0 0
  • Robert Jordan - Robert Jordan Kimdir - Robert Jordan Resimleri - Robert Jordan Biyografisi - Robert Jordan Hakkında

    Robert Jordan olarak bilinen James O. Rigney (d. 17 Ekim 1948, Güney Carolina - ö. 16 Eylül 2007), Zaman Çarkı adlı epik fantazya dizisinin yazarıdır.

    Karısı ve yayıncısı Harriet ile Güney Carolina'da yaşamaktadır. Jordan yirmili yaşlarının sonunda bu yana yazmaktadır ve farklı isimler altında, farklı türlerde pek çok eser vermiştir. Kullandığı isimler arasında Reagan O'Neal, Jackson o'Reilly ve Chang Lung vardır. Jordan adı altında bir Conan dizisi de yazmıştır.
    Robert Jordan yazmaya küçük yaşlarda ilgi duydu. Büyürken ağabeyi sık sık ona bakıcılık yapar, kitaplar okurdu. Ağabeyi ona çocuk kitapları okumak yerine Mark Twain ve H.G.Wells gibi kendi tercih ettiği yazarların eserlerini okurdu. Jordan hikâyelere kendini öyle kaptırırdı ki ağabeyinin bıraktığı yerde beklemek yerine kitapları kendi kendine okumak için sözcükleri çözmeye çalışırdı. Bu büyük yazarlardan kendine ders çıkartan Jordan bir gün kendisinin de hikâyeler yaratacağına karar verdi.

    Yazar olacağını daha küçükken bilmesine rağmen Jordan yazmaya ileri yaşlarına kadar başlamadı. Yetişirken okuduğu kurgu romanlara benzer romanlar yazmak için ihtiyaç duyduğu yaşam deneyiminden yoksun olduğunu biliyordu. Bu yüzden kendi kendine bir gün gerçekten yazacağını söyleyerek bekledi.

    Bu dönemde Jordan epey deneyim edindi. ABD Ordusu'na katıldı ve Vietnam'da iki dönem geçirdi. Orada geçirdiği zamanda pek çok madalya kazandı. Jordan aynı zamanda South Carolina'daki askeri kolej the Citadel'den fizik diploması aldı ve nükleer muhendis oldu. Sonunda, yirmili yaşlarının sonunda, yaralanarak hastaneye yatan Jordan yaşamın o "bir gün"ü beklemek için fazla kısa olduğuna karar verdi.

    Jordan Zaman Çarkı'nın hikâyesini yazmaya başlamadan çok önce düşünmeye başlamıştı. Hikayenin zihninde beklemesine, yazıya dökmeye hazır hissedene kadar büyümesine izin verdi. Gerçekten de düşündüğü kadar hazırlıklı değildi, çünkü Dünyanın Gözü'nü bitirmesi dört senesini aldı. Ana hikâyeye devam etmeden önce, dünya ile ilgili daha fazla kurgu yapması gerektiğini gördü. Ve sonuçta ortaya çıkan dünya öyle dinamik, öyle karmaşıktı ki neredeyse gerçek gibi görünüyordu.

    Dünyanın Gözü yayınlandıktan sonra Jordan uluslararası alanda beğenilen bir fantazya yazarı oldu. Zaman Çarkı dizisi pek çok dile çevrildi.
    Jordan yazmadığı zamanlarda avcılık ve balıkçılık yapar, poker, satranç ve bilardo oynar. Antika silahlar, kılıçlar, eski tüfekler, Asya ve Afrika sanatı koleksiyonu yapar. Jordan kendini tarih meraklısı saymakta ve gelecek senelerde yazmaya devam etmeyi planlamaktadır.

    16 Eylül 2007 tarihinde, bir yılı aşkın süredir mücadele ettiği hastalık "amyloidosis" yüzünden ölmüştür.
#16.08.2009 22:57 0 0 0
  • Bilecik Üniversitesi - Bilecik Üniversitesi Hakkında - Bilecik Üniversitesi Tarihi

    Genel Bilgiler

    Üniversitemiz 29.05.2007 tarih 5662 Kanunun EKMADDE-81 ile Rektörlüğe bağlı olarak kurulan Fen-Edebiyat Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ile Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesinden, Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Sağlık Yüksekokulundan, Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Osmaneli Meslek Yüksekokulu, Pazaryeri Meslek Yüksekokulu, Gölpazarı Meslek Yüksekokulu, Söğüt Meslek Yüksekokulu ile Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundan, Anadolu Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı iken adı ve bağlantısı değiştirilerek oluşturulan ve rektörlüğe bağlanan Meslek Yüksekokulu ile Bozüyük Meslek Yüksekokulundan, Rektörlüğe bağlı olarak kurulan Sosyal Bilimler Enstitüsü ile Fen Bilimleri Enstitüsünden, oluşarak kurulmuştur.

    Üniversitemiz 29.05.2007 tarihinden itibaren Anadolu Üniversitesi ve Dumlupınar Üniversitesi'nden devredilen 1 Fakülte, 6 Meslek Yüksekokulu ile 126 Akademik, 63 İdari personel ve 5800 öğrenci ile Eğitim Öğretim faaliyetlerine başlamıştır.

    2008-2009 Eğitim-Öğretim yılında faaliyette olan Akademik Birimlere ilave olarak yeni kurulan Mühendislik Fakültesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü ve Fen Bilimleri Enstitüsü olmak üzere 2 Fakülte, 6 Meslek Yüksekokulu, 2 Enstitü ve yaklaşık 8000 öğrenci ile eğitim-öğretim faaliyetlerine devam edecektir.

    Diğer akademik birimlerin açılma çalışmaları devam etmekte olup 2008-2009 Eğitim-Öğretim yılından itibaren faaliyete başlayacaklardır.



    Adres: Bilecik Üniversitesi Rektörlüğü Gülümbe/Bilecik
    Posta Kodu : 11210
    Telefon : 0 228 2160101 (Santral)
    Faks : 0 228 2160287

    Bilecik Üniversitesi Bozüyük Meslek Yüksekokulu

    Bozüyük Meslek Yüksekokulu 1992 yılında Anadolu Üniversitesi'ne bağlı olarak açılmış, 29 Mayıs 2007 tarih ve 26536 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5662 sayılı kanun ile Bilecik Üniversitesine bağlanmıştır. Teknik Programlar ile İktisadi ve İdari Bilimler Programları olarak yapılandırılan iki bölümde toplam yedi ayrı program bulunmaktadır.Yüksekokul bünyesindeki bütün programlar iki yıllık olup, öğrenim dili Türkçedir. Mezun olanlar Önlisans Diploması almaktadır. Bozüyük mesafe olarak Bilecik il merkezine yakındır. (yaklaşık. 30 km).



    İlgili Kişi :
    Adres1 : Yeni Mahalle Cerrahlar Sokak No:11
    Adres2 : Bozüyük/Bilecik
    Posta Kodu :
    Telefon : (228) 314 11 95 -96
    Faks : (228) 314 11 96


    Bilecik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü

    Bilecik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü; 29.05.2007 tarih ve 5662 sayılı Kanunun ek 81/ç maddesi uyarınca kurulmuş olup, 2547 sayılı Yükseköğretim kanununa dayanılarak çıkarılmış olan Lisansüstü Eğitim Öğretim Yönetmeliğine uygun olarak öğrenci kabulüne 2008-2009 Eğitim Öğretim Yılı Bahar Yarıyılında başlamıştır.

    Bilecik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü'nün temel amacı Bilecik Üniversitesi'nde Fen ve Mühendislik Bilimleri alanında lisansüstü eğitimi düzenlemek, bilimsel düşünceye inanan ve gelişmeleri yakından takip edebilen, akademik ve etik değerlere bağlı öğretim elemanları yetiştirmek ve özel sektörün ihtiyaç duyduğu yetenekli insan gücüne katkıda bulunmaktır.

    Enstitümüz bünyesinde lisansüstü programlarına kayıtlı olan öğrenciler ders, seminer ve tez çalışmalarını bağlı oldukları yönetmeliğe uygun olarak sürdürürler. Öğrenciler lisansüstü eğitimlerini bağlı oldukları yönetmeliklerde belirtilen sürede tamamlamak zorundadır.

    Misyonumuz;

    Fen Bilimleri Enstitüsü Anabilim Dallarında öğrenim gören lisansüstü öğrencilerinin, teknolojik bilgi ve beceriye sahip olarak yetiştirilebilmesi için gerekli eğitim programlarının geliştirilmesini, değerlendirilmesini ve etkin olarak yürütülmesini sağlamaktır. Ayrıca ulusal ve uluslararası düzeydeki sorunların çözümüne katkıda bulunacak, doğaya ve topluma karşı sorumlu, farklı sektörlere alanlarındaki bilgi ve birikimlerini aktarabilen araştırmacılar ve uzmanlar yetiştirmektir.

    Vizyonumuz,

    İleri ve uluslararası düzeyde bilimsel ve teknolojik araştırmaları destekleyen, bölgesel ve küresel sorunların çözümüne katkıda bulunan, disiplinlerarası iletişim ve işbirliği geliştiren, yenilikçi, araştırmacı ve uzman kişileri yetiştiren; uluslararası tanınmışlığa sahip önder bir kurum olmaktır.



    İlgili Kişi :
    Adres1 : Bilecik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gülümbe Kampüsü
    Adres2 : Bilecik
    Posta Kodu : 11210
    Telefon : 0 228 216 01 01 / 1008
    Faks : 0 228 216 00 26



    Bilecik Üniversitesi Gölpazarı Meslek Yüksekokulu

    Yüksekokulumuz 1994-1995 Eğitim Öğretim yılında Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulamaları ile Pazarlama programı olmak üzere iki program olarak Eğitim-Öğretime başlamıştır.2001-2002 Eğitim Öğretim yılında aynı programların ikinci öğretimleri 2004-2005 Eğitim Öğretim yılında ise Büro Yönetimi ve Sekreterlik programının normal öğretimi açılmıştır.

    Yüksekokulumuzun Fiziki Durumu Yüksekokulumuzun hizmet binası mülkiyeti Milli Eğitim Bakanlığına ait ilçe merkezinde bulunan 4 katlı binadır.



    İlgili Kişi :
    Adres1 : Bilecik Üniversitesi Gölpazarı Meslek Yüksekokulu
    Adres2 : Gölpazarı/Bilecik
    Posta Kodu : 11700
    Telefon : 0228 411 4367
    Faks : 0228 4114366


    Bilecik Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

    2009 yılı itibariyle 16 yıllık bir geçmişe sahip olan Fakültemiz, İşletme, İktisat, Kamu Yönetimi ve yeni açılan Maliye bölümleriyle eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu süreç içerisinde Fakültemizde oluşan akademik birikim, kaliteli ve deneyimli öğretim üyesi kadromuz; öğrencilerimize teorik bilginin yanı sıra piyasa uygulamaları konusunda da gerekli donanımı kazandırmakta itici gücümüz durumundadır. Öğrencilerimizden zaman zaman aldığımız geribildirimlerden bu olumlu sonuca büyük ölçüde ulaştığımızı görmek bize büyük kıvanç vermektedir.

    Hedefi olan, alanıyla ilgili bilgi ve tecrübeyi özümsemiş, çevreye karşı duyarlı ve mücadeleci öğrenciler yetiştirmek hedefimiz daima canlılığını korumaktadır. Ayrıca, zaman yönetimini uygulayan ve piyasada rekabetçi olabilen bireyler yetiştirmek amacımızı da öğrencilerimize ve toplumumuza olan sosyal sorumluluğumuzun bir parçası olarak görmekteyiz.


    Bilecik Üniversitesi Meslek Yüksekokulu

    Ülkemizin Avrupa Birliği'ne entegre olmak istediği günümüzde, teoriyi bilen,teknolojiden faydalanarak uygulama yapabilen ara insan gücüne duyulan ihtiyacı karşılayacak nitelikte teknikerler yetiştirmeyi amaçlayan yüksekokulumuz ,1978 yılında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak, bugünkü Bilecik Belediyesi binasında öğretime başlamış, 1976 yılında Yüksek Öğretim Kanunu (YÖK) ile Anadolu Üniversitesi'ne bağlanarak Anadolu Üniversitesi Bilecik Meslek Yüksekokulu adını almıştır. 29.05.2007'de yürürlüğe giren 5662 sayılı kanun ve ek madde 81'le ismi Meslek Yüksekokulu şeklinde değiştirilerek yeni kurulan Bilecik Üniversitesi bünyesine geçmiştir.

    GENEL BİLGİ

    Yüksekokulda bir tek Teknik Programlar Bölümü mevcut olup, Bilgisayar Programcılığı, Döküm, Elektrik, Elektronik Haberleşme Teknolojisi, Elektronik Teknolojisi, Kontrol ve Otomasyon Teknolojisi , Gıda Teknolojisi, İnşaat Teknolojisi , Kimya Teknolojisi , Makine, Otomotiv Teknolojisi , Tarım Makineleri, Üretimde Kalite Kontrol olmak üzere 13 programda eğitim ve öğretim yapılmaktadır. Döküm, Tarım Aletleri ve Makineler programlarında sadece örgün, bunların haricindeki, diğer bütün programlarda hem örgün hem de ikinci öğretim yapılmaktadır.

    Tekniker; endüstride, teknolojinin hem teorik hem de teknik işlevlerini bilen ve kullanan; dolayısıyla mühendis ile işçi arasında köprü oluşturan ara elemandır. Bazı küçük ve orta büyüklükteki işletmelerde tekniker, işletmenin en yüksek teknik elemanı olabilir, liderlik ve yöneticilik görevi üstlenebilir. Teknikerlerin, alanında kuvvetli bir teorik bilgiye ve bu bilgiyi endüstride uygulama yeteneğine sahip olmaları gerekir.

    Yüksekokuldaki iki yıllık öğretim süresince her yaz uygulamalı olarak 30 iş günü süren Staj uygulaması yapılmaktadır. Stajdan farklı olarak öğretim elemanları denetiminde yapılan bu uygulama ile öğrenciler hem işyeri tecrübesi kazanmakta hem de iş bulma olanağına sahip olmaktadırlar.


    Bilecik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi

    Bilecik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi 29.05 2007 tarih ve 26536 sayılı resmi gazetede yayınlanan 5662 sayılı kanun uyarınca kurulmuştur.

    Fakülte bünyesinde, Bilgisayar Mühendisliği, Elektrik-Elektronik Mühendisliği, Kimya ve Proses Mühendisliği, Makine ve İmalat Mühendisliği Bölümleri açılmıştır. 2008-2009 öğretim yılı itibariyle bu bölümlere yerleştirilen 30'ar öğrencisi ile eğitim-öğretim devam etmektedir.

    2008-2009 öğretim yılı açılan Makine ve Üretim Mühendisliği Bölümümüzün adı 20/11/2008 tarihli Yükseköğretim Genel Kurulu toplantısında Lisansüstü Eğitim-Öğretim Enstitülerinin Teşkilat ve İşleyiş Yönetmeliği'nin 4.maddesi ile 2547 Sayılı Kanunun 2880 Sayılı Kanun'la değişik 7/d-2 maddesi uyarınca adı değiştirilerek Makine ve İmalat Mühendisliği olmuştur. Kimya ve Proses Mühendisliği ile Makine ve İmalat Mühendisliği Türkiye'de mühendislik alanında ilk ve tek olma özelliği taşımaktadır.

    Tüm bölümler, gelişmiş laboratuar ve modern cihazlar ile donatılmıştır.


    İlgili Kişi :
    Adres1 : Bilecik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi
    Adres2 : Bilecik
    Posta Kodu : 11210
    Telefon : +90 228 216 02 92
    Faks : +90 228 216 00 26


    Bilecik Üniversitesi Osmaneli Meslek Yüksekokulu

    Adres1 : Ankara Caddesi
    Adres2 : Osmaneli/Bilecik
    Posta Kodu : 11500
    Telefon : 0228 461 58 69
    Faks : 0228 461 58 84


    Bilecik Üniversitesi Pazaryeri Meslek Yüksekokulu

    Meslek Yüksekokulumuz, Yükseköğretim Kurumunun 14.02.1994 Tarih ve 94.5.332 sayılı kararları gereği 1994-1995 Eğitim- Öğretim yılında Bilgisayar Programcılığı, Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulamaları ve Tekstil Baskı Programlarıyla birlikte Dumlupınar Üniversitesi bünyesinde kurularak Eğitim-Öğretime başlamıştır. Daha sonra yıllar itibariyle bölüm sayısı ve öğrenci sayısı artmıştır.

    Yüksekokulumuz 29.05.2007 tarih 26536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5662 sayılı kanunla kurulan Bilecik Üniversitesine bağlanarak, Eğitim Öğretim hizmetlerine devam etmektedir. 5 programda normal öğretim ve ikinci öğretim, 3 programda da normal öğretim ile eğitim-öğretime devam etmektedir.


    İlgili Kişi :
    Adres1 : Prof.Dr. Güner ÖNCE Cad.
    Adres2 : Pazaryeri/Bilecik
    Posta Kodu : 11800
    Telefon : 0 228 381 27 77
    Faks : 0 228 381 30 84


    Bilecik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

    2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda belirlendiği şekli ile enstitüler üniversitelerin fakültelerinde ve ilgili bilim dallarında lisansüstü eğitim-öğretim, bilimsel araştırma ve uygulama faaliyetlerini yürüten yükseköğretim kurumudur.

    Enstitümüz 29.05.2007 tarih ve 5662 sayılı Kanun'un ek 81/ç maddesi uyarınca kurulmuş, 2008-2009 Güz öğretim yılında hizmete başlamıştır. Sosyal Bilimler Enstitüsünün amacı; sosyal, bilim ve sanat dallarında Yüksek Lisans ve Doktora/Sanatta Yeterlik programları açarak, günümüzün hızla değişen dünyasına uyum sağlayacak üst düzeyde bilimsel çalışma yapmak, bilgi üretmek, ulusal gelişme ve kalkınmaya destek olmaktır. Ayrıca yüksek öğretimin ihtiyaç duyduğu öğretim elemanlarını, kamu kuruluşlarında, işletmelerde ve çeşitli bilimsel kuruluşlarda görevli 4 yıllık fakülte ve yüksekokul mezunlarını, yüksek lisans ve doktora seviyesinde yetiştirmektir. Enstitü Yönetimi; açıklık, paydaşlarla eşgüdüm ve tolerans ilkesine sadakat, yatay ve dikey anlamdaki iletişim kanallarının sonuna kadar açık tutulması, bilimsel etik ve evrensel değerlere saygı ve kurum bilincini yerleştirme prensiplerini benimsemiştir.

    İlgili Kişi :
    Adres1 : İl Özel İdare Müdürlüğü Arkası
    Adres2 : Bilecik
    Posta Kodu :
    Telefon : 0.228.2120108
    Faks : 0.228.2120113


    Bilecik Üniversitesi Söğüt Meslek Yüksekokulu

    Yüksekokulumuz Dumlupınar Üniversitesi, Söğüt Meslek Yüksekokulu olarak 1994-1995 eğitim öğretim yılında Muhasebe (Normal Öğretim), Seramik (Normal Öğretim), Mermercilik (Normal Öğretim), İthalat ve İhracat (Normal Öğretim) olmak üzere dört programa yönelik olarak Söğüt Belediyesine ait bir binada eğitim öğretimine başlamıştır. 2001-2002 eğitim öğretim döneminde öğrenci almayarak kapanma sürecine giren Yüksekokulumuz, 2002-2003 eğitim öğretim döneminde ek yerleştirme ile Muhasebe (Normal Öğretim - İkinci Öğretim), Seramik (Normal Öğretim - İkinci Öğretim) programlarına öğrenci alarak tekrar faaliyetine başlamıştır.2003-2004 Eğitim Öğretim döneminde Muhasebe (N.Ö.-İ.Ö.) ve Seramik (N.Ö.-İ.Ö.) programlarına ilave olarak Bilgisayar Teknolojisi ve Programlama programı açılmıştır. 2005-2006 eğitim öğretim dönemi ek kontenjan kayıtlarında Serigrafi (NÖ) ve Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı (NÖ) açılmıştır. 2007-2008 Eğitim Öğretim Yılında Büro Yönetimi ve Sekreterlik Programı (İÖ) açılmıştır.

    03.05.2002 tarihinde ilçede bulunan Çıraklık Eğitim Merkezi binası Bilecik Valiliği ile Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü arasında yapılan protokol ile Yüksekokulumuza tahsis edilmiştir. Bu tarihten itibaren eğitim öğretim faaliyeti Çıraklık Eğitim Merkezi binasında sürdürülmektedir.

    Yüksekokulumuz 29.05.2007 tarih 26536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5662 sayılı kanunla kurulan Bilecik Üniversitesine bağlanarak, Eğitim Öğretim hizmetlerine devam etmektedir.

    İlgili Kişi :
    Adres1 : Bilecik Yolu 3 Km.
    Adres2 : Söğüt/Bilecik
    Posta Kodu :
    Telefon : 0 228 361 40 91
    Faks : 0 228 361 27 14
#16.08.2009 22:56 0 0 0
  • Atatürk'ün Balıkesir Hutbesi - Atatürk Ve Balıkesir

    Atatürk'ün Balıkesir'i ziyaretleri 7 kez oldu. Bunlardan ilki, 6 Şubat 1923'te gerçekleşti. İzmir'den trenle Balıkesir'e gelen Mustafa Kemal Paşa'nın beraberinde eşi ve Kâzım Karabekir Paşa ile diğer zevat bulunuyordu.

    noimage

    Milli Kuvvetler Caddesi üzerine serilen halılar ve devasa taklarla süslenen cadde boyunca halkı selamlayarak Belediye binasına gitti ve burada yapılan geçit törenini izledi.

    Balıkesir Gazi Mustafa Kemal Paşayı büyük bir sevgi ve coşku ile kucakladı. Pasa geceyi Sacitzade Mahmut Bey'in evinde geçirdi.

    Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri atilirken Mustafa Kemal Atatürk halkla icice olmayi ,memleketin esas sahipleri ile birlikte hareket etmeyi ilke edindigi icin olsa gerek ,zor koşullarda ülkeyi "Emperyalistler"den temizleyerek Bizlere emanet edilen Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmustur.

    Mustafa Kemal Atatürk sürekli Anadolu'yu dolasarak,halkinin yaninda olmus,sorunlarini dinlemis,Cumhuriye'tin kurulmasina yardimci olduklari gibi korumalarini da istemistir.

    Nitekim,7 Şubat 1923 günü öğleyin Paşa Camii'nde okunan mevlidden sonra minbere çıkarak yaptigi konusmada da bu konulara deginmistit.

    "Balıkesir Hutbesi" diye anılan bu konuşmasında "Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selameti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun" diyerek söze başladı ve kurulacak yeni devletin temel esasları ile devrimler ve cumhuriyete ışık tutan mesajlar verdi.

    Atatürk, Zagnos Pasa Cami Hutbe'sin de cemaata söyle seslenmistir:

    " Ey millet! Allah birdir, şanı büyüktür. Allah'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz
    Efendimiz Hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul
    olmuştur. Temel nizamı, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimüşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.

    İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla,
    mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere
    uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü
    bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.

    Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber çalışmalarında iki yere, iki eve sahipti. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi
    idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazret-i peygamber'in mübarek yollarını takip ederek bu
    dakikada milletimize ve milletimizin şimdiki ve geleceğine ait konuları görüşmek maksadıyla bu kutsal
    yerde, Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni bu şerefe kavuşturan Balıkesir'in dindar ve kahraman
    insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum.

    Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, söylenenleri
    dinleme ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek, yani
    birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihninin başlı başına
    faaliyette bulunması lâzımdır. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz için her şeyden önce
    hakimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.

    Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum. Millî
    emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, millet fertlerinin tamamının arzularının,
    emellerinin birleşmesinden ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim.


    Kaynak: Balıkesir Valiliği
#16.08.2009 22:50 0 0 0
  • Alkol Kullanımına Bağlı Ruhsal Bozukluklar - Alkol Kullanımı - Ruhsal Bozukluklar - Alkol Bağımlılığı

    Alkol Entoksikasyonu

    Yaygın adıyla sarhoşluk olarak bilinen durumdur. Alkol alındığında alınan dozlara bağlı olarak hafif bir neşelenme halinden, komaya kadar değişiklik gösterebilen bir tablodur. Alkolün vücutta yıkımıyla ilgili organların iyi çalışmadığı durumlarda daha çabuk gelişir. Uzun süre, sürekli alkol kullanımı ile birlikte alkolün bu etkisine tolerans gelişmeye başlar. Tolerans gelişmeye başlaması bağımlılığın göstergelerinden biridir.

    Sarhoşluğun derinliği, kandaki alkol düzeyiyle bağlantılıdır. Alkol alımı kesildiğinde kandaki alkol düzeyi düşmeye başlar ve sarhoşluk açılır.

    Alkol Yoksunluğu Sendromu

    Uzun süre sürekli alkol kullanımından sonra alkol kesildiğinde görülür. Uzun süre alkol alımıyla alkolün etkilerine adaptasyon (tolerans bu adaptasyonla açıklanabilir) gösteren nörokimyasal çalışma düzeni, alkol aniden kesildiğinde aksar. Tabloyu ortaya çıkaran basitçe budur. Belirtileri, titreme, çarpıntı, iştahsızlık, uykusuzluk, huzursuzluk ve tansiyon yükselmesidir. Bunlar ılımlı geçen bir yoksunluk tablosunun bulgularıdır. Daha da şiddetlendiğinde, görsel ve işitsel varsanılar, zamanı, yeri bilememek, kişileri tanıyamamakla, belirgin ileri derecede şaşkınlık tabloya eklenir (dleiryum tremens). Alkol yoksunluğu sırasında epilepsi nöbetleri de görülebilir. Deliryum tremens alkol kesildikten sonraki yaklaşık 10 gün içinde ortaya çıkabilir. Yaşamsal riski olan bir tablodur.

    Uzun süre sürekli alkol kullanımından sonra alkol kullanılmaya devam ederken ya da alkolü bıraktıktan hemen sonra ortaya çıkan, varsanılar ve hezeyanlarla belirgin durumdur. Genellikle işitsel var-sanılarla birlikte kıskançlık ya da zarar görme (birisi bana kötülük yapacak) hezeyanları görülür. Şizofreni gibi, hezeyanlı bozukluk gibi başka psikiyatrik bozuklukları andırabilir ya da örneğin yalnızca işitsel varsanıların olduğu atipik tablolar şeklinde de görülebilir. Duygu durumundaki değişiklikler de (depresyon, aşın neşelilik hali, ileri derecede umursamazlık vs.) duruma eklenebilir.

    Alkol alımı kesildikten sonra alkole bağlı psikotik bozukluk zamanla düzelebilir.

    Alkole bağlı Amnestik Sendrom

    Eskiden Korsakoff psikozu olarak adlandırılırdı. Uzun süre sürekli alkol kullanımına bağlı bellek bozukluğudur. Özellikle yakın bellek bozulur. Yeni şeyler öğrenilemez, olaylar sıraya konamaz, zamanı ve yeri bilmede güçlük olabilir. Özellikle yeni tanışılan insanlar tanınamaz. Uzak bellek nadiren bozuktur. Zaman zaman, hatırlana-mayan olayların yerinin uydurma bilgilerle doldurulduğu görülebilir. Diğer bilişsel yetilerde genellikle bozukluk yoktur.
    Çoğunlukla zaman içinde düzelme görülmez.
#16.08.2009 22:48 0 0 0
  • Balıkesir'de Turizm - Balıkesir Yöresinde Turizm - Balıkesir'de Turizm Önemi

    Balıkesir ili, denize sahip olduğu için deniz turizmi gelişmiştir. Marmara'da veya Ege'de kıyıya sahip ilçeler ile adalar, başlıca turizm merkezleridir. Buralarda çeşitli plajlar ve oteller mevcuttur. İl, 1970'li yıllarda Türkiye'nin gelişme bakımından en önde giden turizm bölgesi haline gelmiştir. Balıkesir'in turizm beldeleri, genelde iç turizm talebini karşılar. İl kış turizminden mahrum olsa da kaplıca turizmi yapılmaktadır. Gönen, Edremit, Manyas, Susurluk, Bigadiç, Sındırgı ilçelerinde ve Merkez'e bağlı Pamukçu Beldesi'nde kaplıcalar bulunmaktadır. Bu kaplıcalar sayesinde ildeki turizm süresi uzamaktadır. İlde turizme katkısı olan cami, kilise, harabe gibi çeşitli tarihi eserler mevcuttur. Dünya çapında oksijen yoğunluğu bakımından ikinci olan Kazdağı çevresi, bu yönüyle ünlüdür.

    İlde birçok etkinlik düzenlenmektedir. Dağlık yerlerde dağ sporları yapılmaktadır. Yine kıyı yöresinde yelkencilik yapılmaktadır. Ayvalık'da, Edremit'deki Kazdağları ile Şahinderesi Mevkii'nde ve Merkez'deki Çengeloğlu Mevkii'nde avcılık yapılmaktadır. Avcılığa dair ilde klübler de bulunmaktadır.
#16.08.2009 22:45 0 0 0
  • Balıkesir'de Madencilik - Balıkesir Ve Madencilik - Balıkesir Yeraltı Kaynakları

    İlimiz bor minarelleri bakımından oldukça zengindir. Türkiye'de bulunan Dünya'daki bor rezervlerinin %60'ına tekabül eden bor madenlerinin bir kısmı Bigadiç ilçesindedir. Marmara Adası'nda mermer ocakları vardır. Balya'da kurşun, Edremit'te demir rezervi vardır.


    İLİMİZİN YER ALTI KAYNAKLARI

    Balıkesir, tarım,hayvancılık ve turizm ili olarak bilinmesine rağmen antik dönemden günümüze kadar madencilik faaliyetlerinin yoğun olarak yapıldığı bir yöredir.
    Yurdumuzun önemli metalojenik yörelerinden biri olan Kuzeybatı Anadolu Bölgesi'nde yer alan Balıkesir İli, metalik cevherleşmeler,enerji hammaddeleri ve özellikle endüstriyel hammadde kaynakları yönünden ülkemizin madencilik sektöründe ve dış ticaretinde önemli yer tutan yataklara sahiptir.

    Yörede antik dönemlerden bu yana çeşitli uygarlıklar tarafından işletilmiş olan bir çok maden sahasının varlığı bilinmektedir.Antik dönemlerde Edremit-Altınoluk-Papazlık ve Kepsut-Beyköy'de altın,Şamlı-Ilıca'da bakır,Dursunbey-Demirboku Sırtı'nda ve Balya'da kurşun madenciliği yapıldığı arkeolojik ve antik madencilik bulgularıyla sabittir.Yine Marmara Adası Saraylar beldesinde,çok sayıdaki antik mermer ocağının,özellikle Roma ve Bizans döneminde yoğun faaliyet gösterdiğini belgeleyen çok sayıda arkeolojik malzeme mevcuttur.

    Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra ülkenin büyük bir kalkınma hamlesine girmesi, madencilik konusunun önemini ortaya koymuş ve ülkemiz yeraltı servetlerinin devlet eliyle meydana çıkarılması ve değerlendirilmesi amacıyla 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) kurulmuştur. MTA, kuruluşundan günümüze uzanan süreçte tüm yurtta olduğu gibi Balıkesir İlini içine alan bölgede de yoğun bir maden arama çalışması yürütmüştür ve halen yürütmektedir. Bunun sonucunda birçok yeni maden yatağı ve zuhuru tespit edilmiş, bilinen maden yataklarına yeni rezervler ilave edilerek yatakların gelişmesi sağlanmıştır.

    Günümüzde metalik madenlere, enerji hammaddelerine ve özellikle endüstriyel hammaddelere yönelik madencilik çalışmaları ilimiz sınırları içersinde devlet ve özel sektör kuruluşları tarafından yoğun bir şekilde sürdürülmektedir. Önümüzdeki yıllarda Balıkesir ilinin ekonomisinin lokomotifi madencilik olacaktır.

    ENDÜSTRİYEL HAMMADDELER

    BOR TUZLARI :
    Türkiye günümüzde dünyanın en büyük bor tuzu rezervlerine sahip (Dünya bor rezervinin % 63 ü) ülkesidir.
    Dünya bor tuzu rezervleri 3.405.000.000 tondur ve bunun 2.737.000.000 tonu ülkemizde bulunmaktadır.
    Ülkemizdeki mevcut bor rezervi, tüm dünya için tek başına 400 yıl süre ile yeterli olabilecek durumdadır.
    Ham cevher üretiminde Türkiye dünya üretiminin yarısından fazlasını gerçekleştirmektedir.
    Türkiye bu kadar büyük rezerv ve üretime karşın, dünya bor pazarında % 25 civarlarında pay sahibidir.
    Toplam maden ihracatımızdan elde edilen gelirin yaklaşık yarısı bor tuzu yataklarından karşılanmaktadır.

    a)Susurluk-Sultançayır Yatağı :

    Türkiye'nin bilinen en eski borat yatağıdır. İlk işletme 1865 yılında bir Fransız kuruluşu tarafından Aziziye ocağında başlatılmıştır.1950'li yılların sonlarına kadar İngiliz ve Fransız şirketlerinin tekelinde olan bu saha kapalı ocak olarak işletilmiştir. İşletilen cevher mineralleri pandermit ve havlittir. Buradan çıkarılan pandermitler Bandırma (Panderma) limanından yurtdışına taşındığından,pandermit minerali dünya literatüründeki ismini bu limandan almıştır.

    Halen Etibank'ın denetiminde olan bu saha, bor rezervinin büyük bir bölümünün tükenmiş olması ve Batı Anadolu'da açık işletmeye uygun yeni bor yataklarının bulunmasıyla (Kestelek, Bigadiç, Emet, Kırka) günümüz Türkiye'si için ekonomik olma özelliğini yitirmiştir.

    b) Bigadiç Bor Tuzu Yatakları :

    Bigadiç yöresinde bor ilk kez 1950 yılında bir maden çavuşu tarafından bulunmuş,daha sonra MTA tarafından yapılan araştırmalarla bugünkü yataklar ortaya konmuştur. Ekonomik olarak işletilen cevher mineralleri kolemanit ve üleksittir. Bigadiç havzasındaki yataklar ülkemizin en büyük bor tuzu yataklarıdır. Görünür rezervi 1.029.722.000 ton olup, buda dünya bor tuzu rezervlerinin yaklaşık 1/3 üne karşılık gelmektedir.B2O3 tenörü % 35 dir.B2O3 itibarıyla görünür rezervi 360.403.000 tondur.

    KAOLEN :
    a) Sındırgı-Düvertepe Kaolen Yatakları :

    Yurdumuzun en önemli kaolen yatakları Balıkesir-Sındırgı-Düvertepe yöresindedir. Burada çeşitli kalitelerde yaklaşık 70 milyon ton görünür, muhtemel rezerv bulunmaktadır. Bunun da yaklaşık 25 milyon tonu işletilebilir görünür rezervdir.Seramik sanayiinde kullanılan Türkiye kaolen üretiminin büyük bir kısmı bu bölgeden karşılanmaktadır.

    b) Sındırgı-Mumcu Yatağı :

    2.000.000 ton görünür rezerve sahip olan yatak,alunit ve bol miktarda serbest kuvars içeriği nedeniyle düşük kalitededir.Geçmiş yıllarda sınırlı miktarda üretim yapılmıştır. Tenör: % 13-23 Al2O3 , %1 Fe2O3

    c) İvrindi-Küçükyeniceköy Yatağı :

    970.000 ton görünür, muhtemel rezervi olan yatak işletilmektedir.
    Tenör: % 20-31 Al2O3
    Ayrıca Çamağız yöresinde 520.000 ton mümkün,Çakmakdere'de 100.000 ton mümkün rezervli kaolen yatakları vardır.

    d) Gönen-Ilıcaoba,Söğüt Köyü Yatağı :

    Rezerv : 100.000 ton görünür, 375.000 ton görünür + muhtemel.
    Tenör : % 21 Al2O3 , % 3 Fe2O3

    e) Ayvalık-Alibeytepe,69 Rakımlı Tepe,Küçükköy-Direnli Tepe Yatağı:

    Rezerv: 4.410.094 ton görünür, 5.264.876 ton görünür, muhtemel 2.893.000 ton muhtemel 11.185.094 ton mümkün.
    Tenör: % 9-34.5 Al2O3 , % 0.1-9.5 Fe2O3

    BENTONİT :

    Balıkesir-Merkez-Çağış, Konakpınar-Bereketli,Bigadiç-Dereli,Kepsut-Akçakertil çevresinde büyük rezervler oluşturan bentonit sahaları bulunmaktadır. Özel sektör tarafından işletilen bu sahalardan üretilen bentonitler Avrupa,ABD,Japonya ve Tayland'a ihraç edilmektedir.

    ZEOLİT :

    Çağımızın endüstriyel hammaddesi olarak anılan fakat yurdumuzda henüz yaygın kullanım alanı olmayan zeolitler Bigadiç civarındaki tüfler içersinde yaygın olarak bulunmaktadır. Zeolit mineralleri klinoptilolit ve höylandittir. Özellikle üst tüf birimindeki klinoptilolit içeriği % 82' lere ulaşmaktadır. Milyarlarca tonluk zeolitli tüf rezervinin özellikle 1.2 milyar tonluk kesimi yüzeyden kolaylıkla alınabilecek (açık işletme madenciliğine uygun) niteliktedir. Bu zeolitli tüfler çevre kirliliğinin kontrolü, enerji tasarrufu, tarım ve hayvancılık ile çimento, kağıt ve diş macunu üretimi gibi alanlarda önemli uygulama potansiyeline sahiptir.

    Ekonomisinin temelini tarım ve hayvancılığa dayalı sektörlerin oluşturduğu Balıkesir İli için zeolitlerin önemi büyüktür.Özellikle bu sektörlerde kullanılma olanaklarının araştırılmasına önem verilmelidir.

    HALLOYSİT :

    Balıkesir ve Gönen civarında 4 ayrı sahadaki yataklardan özel sektör tarafından halloysit üretimi yapılmaktadır.

    Gönen çevresinde, Ilıcaoba, Karasukabaklar ve Şahbaz ile Balıkesir-Balya arasındaki Turplu ocağında Esan tarafından üretim yapılmaktadır. Turplu ocağı (Turplu ve Alidemirli köyleri yakınında) 1987 yılından beri çalışmaktadır.

    Türk halloysiti doğal ve saf olması nedeniyle prosesten geçmiş benzerlerine oranla çok daha üstün özelliklere sahiptir ve bu nedenle günümüzde İngiltere'de üretilen yüksek kaliteli porselen ve seramik ürünlerinin yapımında tercihan kullanılmaktadır.Günümüzde Çanakkale-Balıkesir bölgesinde yılda 5 bin ton halloysit üretilmekte ve çoğu ihraç edilmektedir.

    WOLLASTONİT
    Balıkesir-Kepsut-Serçeören Yatağı: 1968 yılında bulunan yatak 500.000 ton mümkün rezerve sahiptir. % 50 tüvenan wollastonit içeriklidir.Yatağın küçük ve düzensiz oluşu işletmecilik problemlerine neden olmaktadır.Zaman zaman üretim yapılan yatak,şu an çalışmamaktadır.Yataktan şimdiye kadar yaklaşık 100.000 ton üretim yapılmıştır.

    DOLOMİT
    Marmara Adası'ndaki kalın mermer istifinin önemli bir bölümü dolomittir veya dolomitiktir. % 20-21 MgO içerikli 95.000 ton görünür + muhtemel dolomit rezervi vardır.

    FELDSPAT

    Bandırma'daki aplit - pegmatitlerde 20.500 ton sodyumlu feldspat rezervi vardır.

    KALSİT

    Erdek civarında 2.000.000 ton görünür,4.000.000 ton muhtemel olmak üzere toplam 6.000.000 ton kalsit rezervi vardır.

    ALÇITAŞI ( JİPS )

    Susurluk-Demirkapı civarında en az 1.000.000 ton jips rezervi mevcuttur.

    DOĞAL TAŞLAR :

    GRANİT : Ayvalık-Bağyüzü Köyü, Erdek-Ocaklar Köyü (Bandırma Mavi Granit)

    YAPI TAŞLARI

    Balıkesir İl sınırları içersinde geniş alanlarda yüzeyleyen Neojen volkanitleri (Andezit, Tüf, Tüfit) yapıtaşı açısından önemli potansiyel rezerv oluşturmaktadır

    MERMER

    Antik dönemde tapınakların, sunakların ve heykellerin yapımında kullanılan beyaz-gri renkli kolay işlenebilen taşlara Marbre veya Marmor ismi verilmiştir. Erdek ilçesinin kuzeybatısında yer alan ve tamamen beyaz-gri renkli Marmor kayalarıyla kaplı olan adaya antik dönemde Marmor Adası; içinde bulunduğu denize de Marmor Denizi denilmiştir. Antik dönemden günümüze kadar Marmor kelimesi telaffuz edilirken değişikliğe uğrayarak Mermer olarak söylenmeye başlanmıştır. Bu nedenle Marmor Adası ile Marmor Denizinin isimleri de günümüzde Marmara Adası ve Marmara denizi olarak söylenmektedir.

    Manyas, Erdek, Susurluk, Kepsut, Merkez, Savaştepe, İvrindi, Balya, Havran, Edremit, Bigadiç, Dursunbey çevresinde önemli miktarda potansiyel mermer rezervleri bulunmaktadır.

    METALİK MADENLER
    ALTIN

    Altının simgesi olan "Au" Latince "Aurum" dan gelmektedir.Bu sözcük Anadolu (Anatolia) kökenlidir.Havran'ın antik dönemdeki adı olan "Aureline" da altın ülkesi anlamındadır.

    Ayvalık-Bağyüzü,Havran-Küçükdere,Kepsut -Beyköy'de altın cevherleşme sahaları ortaya çıkarılmış olup,Havran,Edremit ve Sındırgı'da önümüzdeki yıllarda yapılacak çalışmalarla ortaya çıkarılabilecek potansiyel altın sahaları mevcuttur.

    GÜMÜŞ

    Eti Holding A.Ş.'ne ait ruhsat sahasında yapılan çalışmalar sonucunda 300-350 gr/ton Ag tenörlü Bigadiç-Davutlar cevherleşme sahası bulunmuştur.

    ANTİMUAN

    İvrindi-Taşdibi,Büyük Yenice ve Küçük Yenice'de 178.320 ton antimuan rezervi bulunmaktadır.

    MOLİBDEN

    Havran-Kalabak-Atizi mevkiinde molibden cevherleşmesi bulunmaktadır.

    MANGANEZ

    Kepsut-Mezitler'de 692.213 ton manganez rezervi bulunmaktadır.

    BAKIR-KURŞUN-ÇİNKO

    Edremit-Alyınoluk-Doyran,Ayvalık-Alibey Adası,Ayvalık-Maden Adası,Dursunbey-Demirboku Sırtı,Dursunbey-Kulatçiftliği cevherleşme sahalarında toplam 7.226.855 ton rezerv bulunmaktadır.

    M.Ö. 500 yıllarından günümüze kadar işletilen Balya madeninde ise işletilebilir % 4.49 Pb , % 7.61 Zn tenörlü 15.726.580 ton rezerv bulunmaktadır.

    DEMİR

    Merkez-Şamlı,Ayvalık-Ayazmant ve Havran-Eymir'de 29.300.000 ton demir rezervi bulunmaktadır.

    ENERJİ HAMMADDELERİ

    Dursunbey-Çakırca, Odaköy: AID: 2400-3325 Kcal/kg Rezerv: 34.685.000 ton
    Balya-Mancılık: AID: 1762 Kcal/kg Rezerv: 7.200.000 ton
    Balya-Sebebli: AID: 2500-5000 Kcal/kg Rezerv: 570.000 ton
    Balya-Bengiler: AID: 3900 Kcal/kg Rezerv: 300.000 ton
    Gönen-Şaroluk: AID: 2898 Kcal/kg Rezerv: 600.000 ton
    Ayrıca; Gönen-Ayvacık, Küpçıktı, Köteyli linyit oluşumları da bilinmekle beraber, bunlar önemli olabilecek rezervlere sahip değildir.

    JEOTERMAL ENERJİ

    Türkiye jeotermal potansiyel bakımından Avcrupa'da ilk dünyada ise yedinci ülke konumundadır.Özellikle Batı Anadolu ülkemiz jeotermal kaynaklarının oldukça yoğun olduğu bölgedir.Bu bölgede yer alan Balıkesir ili ; jeotermal kaynak suları açısından önemli bir potansiyele sahiptir. MÖ. yıllarından günümüze kadar bu termal sulardan kaplıca olarak tedavi amaçlı yararlanılmıştır.. Günümüzde ise bu jeotermal kaynaklardan kaplıcanın yanı sıra şehir ısıtmacılığında ve sera ısıtmacılığında yararlanılmaktadır..

    Ülkemizde ilk jeotermal ısıtma uygulaması 1964 yılında Gönen Park Otelin ısıtılması ile gerçekleştirilmiştir.Türkiye'nin ilk jeotermal merkezi şehir ısıtması da yine 1987 yılında Gönen'de uygulanmış ve 3400 konut için ısıtma yapılmıştır


    Balıkesir-Pamukçu: Sıcaklık (Ortalama): 610 C Debi (Toplam): 88 Lt/sn
    Balıkesir-Bigadiç-Hisarköy: Sıcaklık (Ortalama): 97.8 0C Debi(Toplam): 120 Lt/sn
    Balıkesir-Sındırgı-Hisaralan: Sıcaklık (Ortalama):45-98 T Debi (Toplam): 100 Lt/sn
    Balıkesir-Edremit-Güre: Sıcaklık (Ortalama): 50 T Debi (Toplam): 25 Lt/sn
    Balıkesir-Edremit-Derman: Sıcaklık (Ortalama): 55 T Debi (Toplam): 99 Lt/sn
    Balıkesir-Balya-Şamlı-Ilıca: Sıcaklık (Ortalama): 65 T Debi (Toplam): 3,5 Lt/sn
    Balıkesir-Gönen: Sıcaklık (Ortalama): 77 T Debi (Toplam): 63 Lt/sn
    Balıkesir-Manyas-Ilıcaboğazı: Sıcaklık (Ortalama): 60 T Debi(Toplam): 3 Lt/sn
    Balıkesir-Manyas-Kızık: Sıcaklık (Ortalama): 50 0C Debi (Toplam): 7 Lt/sn
    Balıkesir-Susurluk-Ömerköy: Sıcaklık (Ortalama): 30 T Debi (Toplam): 2 Lt/sn
    Balıkesir-Susurluk-Yıldız: Sıcaklık (Ortalama): 35-78 T Debi (Toplam): 18 Lt/sn


    Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit mineral bulunmaktadır. Bu minerallerin 57 çeşidi Ülkemizde olup, 37 çeşidi ise Balıkesir ilindedir. Bu nedenle maden ruhsatı sayısı açısından Türkiye'de en çok ruhsata sahip il konumundadır. Kütahya ise ruhsat alanı açısından en fazla alana sahip olan ildir.
#16.08.2009 22:43 0 0 0
  • Balıkesir'de Sanayi - Balıkesir - Balıkesir İlinde Sanayi

    İlde yapılan sanayi işlerinin payı % 51'dir. Sanayinin oranı tarımdan yüksek olsa da diğer illerde bu rakam çok daha yukarılardadır. İl sınrıları içerisinde Sanayi siciline kayıtlı 4 tane Organize Sanayi Bölgesi vardır. İlin başlıca geçim kaynağı tarım olduğu için de tarıma dayalı endüstri gelişmiştir. İlin iç kesimlerinde tarıma dayalı sanayi egemendir. Ayrıca buralarda şeker, un, yem, döküm, tarım alet ve makinaları, transformatör, floresan-aydınlatma, pamuklu dokuma, kağıt, mobilya, sentetik dokuma ve elektrik teçhizatları üretimi de yapılmaktadır. Körfez yöresinde konserve, sabun, bitki çayı ve zeytinyağı üretimi yaygındır. Bandırma taraflarında; kimyasal madde, şarap ve gübre sanayi gelişmiş, Dursunbey taraflarında ise kereste sanayi gelişmiştir. İlde kolonyacılık sektörü de gelişmiş durumdadır. İmalat sanayi ise toplam GSYİH'nın %17'sini oluşturmaktadır. Sındırgı ve Bigadiç'te ise çok miktarda halı tezgahı vardır. 2001 Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 10 kişiden fazla işçi çalıştıran fabrika sayısı 104'tür ve buralarda 14 bin kişi çalışmaktadır.

    8 ticaret odası ve 5 ticaret borsası bulunan Balıkesir'de üretilen ürünlerin çoğu yurtiçinde tüketilmekte, bir kısmı da Bandırma Limanı'ndan ihraç edilmektedir. Gümrüklerinde, aralarında kimyasal maddeler, elektrikli araçlar, sentetik çuval, gıda, madencilik, mermer gibi ürünlerin de bulunduğu ihracatta 50, ithalatta 32 ayrı ürün çeşidi yer almaktadır. İlin dışticaret merkezi olan Bandırma Limanı, tüm Balıkesir'in ihracat ve ithalatının yüzde 90'ını gerçekleştirmektedir.
#16.08.2009 22:37 0 0 0
  • Balıkesir'de Tarım Ve Hayvancılık - Balıkesir'de Tarım - Balıkesir'de Hayvancılık

    İlin başlıca geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ekonomik faaliyetler içinde tarımın payı sanayiye göre az olup %49'dur. Çalışan nüfusun ise % 56,7'si tarım ile uğraşmaktadır. İlin tarım yapılan arazisi 510.456 hektardır. İlde genel olarak yetiştirilen tarım ürünleri; tahıl ürünleri, susam, haşhaş, ayçiçeği, tütün, şeker pancarı, domates, kavun'dur. Yetiştirilen diğer önemli ürünler tütün, taze fasulye, börülce, şeftali, elma ve mandalinadır. 2002'de Türkiye'de üretilen baklanın %4.3'ü, sarımsağın %13.5'i, karnıbaharın %9.8'i, pirincin %12.2'si, domatesin %5.5'i, karpuzun %3.9'u, kavunun %6.9'u, aspirin %89'u ve buğdayın %2.2'si Balıkesir ili topraklarında yetiştirilmiştir. Türkiye'nin 12 tonluk kuşkonmaz üretiminin tamamı Balıkesir ilinden gerçekleştirilmekte olup, baklagil üretiminde de birinci sıradaki ildir. İlin 71 dekarlık alanında seracılık yapılamkta olup, buralarda domates, salatalık ve taze fasulye üretilmektedir. Balıkesir'deki traktör sayısı ise 2002 rakamlarına göre 33449'dur. Toplam tarım ürünü üretimine bakıldığında il, ülkede 3. sıradadır. Pamuk üretimi de yapılmakta olup Marmara Bölgesi'nde Bursa ili ile birlikte en çok pamuk üreten ildir. İlin sahil kesiminde zeytincilik yapılmaktadır. İl sınırları için 10 milyon kadar zeytin ağacı bulunmaktadır. İldeki zeytin üretimi, ülkedeki toplam zeytin üretiminin % 8'i kadardır. Halbuki bu oran 2002 yılında %10.7'dir. Balıkesir Ovası, Gönen Ovası, Susurluk Ovası ve Edremit Ovası ilin başlıca üretim yerleridir. Gönen ovasının başlıca ürünü ise pirinçtir.

    210.020 hektarlık meralar ve çayırlar ile yüksek kesimlerde küçük ve büyük baş hayvancılık yapılmaktadır. 2007 yılında il, kırmızı et üretiminde birinci olmuştur. İl, ülkedeki tavuk işletmelerinin % 9'u barındırarak ülkede 3. konumdadır. Balıkesir'de 2000 yılı verilerine göre, yaklaşık 700 bin koyun, 238 bin sığır, 151 bin kıl keçisi ve 15 milyon tavuk bulunmaktadır. Türkiye süt üretiminin %3.8'i, kırmızı etin %5,6'sı, beyaz etin %18'i Balıkesir'de üretilmektedir. İlde devekuşu ve domuz çiftlikleri de bulunmaktadır. İldeki domuz çiftliği Türkiye'deki son domuz çiftliği dir. Merkez, Havran, İvrindi, Susurluk, Manyas ve Savaştepe ilçelerinde peynir ve yoğurt mandıraları yaygındır.
#16.08.2009 22:36 0 0 0
  • Balıkesire Özgü Kültürel Değerler - Kültürel Değerler - Balıkesir Yöresi Kültürel Değerler

    - Balıkesir merkezde höşmerim ve kolonya, salı pazarında kavun,bostan,karpuz
    - Sındırgı ve Bigadiçte yağcıbedir halısı
    - Susurlukta köpük helva ve bol köpüklü ayran
    - Havranda binbir çeşit leblebi
    - Edremit Tahtakuşlar köyünde Türkiye'nin ilk özel müzesi
    - Gömeçte Atatürk profilinin tıpatıpı olan tepe
    - Balıkesir merkezde özel günlerde çıkan nefis karanfilli ekmek ve kandil şekerleri
    - İvrindide taze köy ekmekleri
    - Ayvalıkta muhteşem manzaralı Şeytan Sofrası
    - Avşa Adasında şaraplar
    - Gönende Türkiye'nin tek dantel pazarı
    - Edremit Kazdağlarında yöresel kıyafetli tahtacı türkmen kadınları
    Herhangi bir köyde muhteşem köy düğünleri
#16.08.2009 22:34 0 0 0
  • Hamilelikte Yolculuk - Gebelikte Seyahat - Hamilelikte Yolculuk Nasıl Olur

    Yolculukta gebenin gözönünde bulunduracağı nokta aşırı yorgunluk vermeyecek ve çok sarsıntıya neden olmayacak şekil de yolculuk etmektir. Çünkü sarsıntılar rahimde (kontraksiyon) kasılma meydana getirmekte ve erken doğuma sebep olabilmektedir. Bu nedenle fazla sarsıntılı yolculuklardan kaçınmak gerekir. Özellikle daha önce düşük ya da erken doğum yapmış olanlar bu noktaya daha çok önem vermelidirler. Bir zorunluluk karşısında kalırsanız doktorunuzla kesinlikle görüşüp, onun fikrini alınız. Doğuma yakın zamanlarda uzun bir yolculuğa çıkılırsa bu süre için de doğum yapma olasılığı vardır. Onun için uzun yolculuklardan vazgeçmenizi öğütleriz. Bundan ötürüdür ki, birçok uçak şirketi 7 aydan sonra gebelere bilet vermez. Hatta hamilelik gözle görülür bir büyüklükteyse doktor raporu bile isterler. Bu kural THY'nin uçakları için de geçerlidir. Ayrıca deniz ve uçak tutmasından çok rahatsız olanlar böyle bir yolculuğa zorunlu olmadıkça çıkmamalıdırlar.

    Gebelikte Yürüyüş, Hamilelikte Yürüyüş Yapmak

    Hamilelikte yapılacak en güzel spor kesinlikle yürüyüştür. Yü rüyüş bacaklarda dolaşımı kolaylaştırır, bağırsakların çalışmasını sağlar. Genel olarak bütün vücudu formda tuttuğu gibi, gebe psi kolojisi üzerinde de olumlu etkiler yapar. Ayrıca perine (apışarası) ve karın adalelerinin çalışmasını sağlar.

    Gebelikte Günlük Hayat

    Gebelik daha önce de zaman zaman belirttiğimiz gibi tama men fizyolojik bir olaydır. Bu nedenle gebelik normal geçtiği süre ce bir evkadınının günlük normal yaşantısını değiştirmesine pek gerek yoktur. Hatta gebenin günlük hayatında bir değişiklik yap mamaya dikkat etmesi gerekmektedir.

    Ancak, bunları söylerken genç anne adayının daha önceki yaşantısında olduğu gibi yine ağır kaldırmasının ya da kovalarla su taşımasının hiçbir sakıncası olmadığını söylemek istemiyoruz. Tabiidir ki, gebenin tavanı boyaması ya da merdivene tırmanarak tavan arasından bir şeyler almaya çalışması son derece tehlikeli davranışlardır. Aslında genç baba adayına ait olan bu görevlerin normal bir kadın tarafından yapılması da pek doğru değildir. Gerçekte bu gibi davranışlar yasaklanırken düşünülen tek şey, o işi yaparken meydana gelebilecek kazalardır.

    Günlük yaşantınızın içine giren normal eğlencelerinizden de gebelik süresince kaçınmanıza hiçbir gerek yoktur. Ne var ki gün lük normal eğlenceleri yaşarken de uykusuz kalmamalısınız. Hızlı danslar yapmaya ya da bir dans yarışmasına girmenize ancak doğumdan sonra izin verilebilir.

    Günlük hayatınızda dikkat edeceğiniz bir nokta da, özellikle grip gibi salgın hastalıkların bulunduğu yerlerden uzak durmanız-dır. Eğer böyle bir durumla bilmeyerek karşılaşırsanız hemen doktorunuza başvurmalısınız. Çünkü gebeliğin ilk üç ayında yakalanacağınız bir hastalık çocuğunuz için son derece tehlikeli olabilir.

    Hamilelikte Çalışan Kadınlar, Çalışan Gebe Kadınlar

    Çalışan kadınların, gebeliği normal geçtiği sürece, işini bırak ması için bir neden yoktur. Ancak gece işlerinde çalışanların, ge belik süresince uykularına dikkat etmeleri gerekir. Normal olarak her gebenin günde en az 8-9 saat kadar uyuması gerekir.

    Çalışan kadınlar için en güç olan devre, gebeliğin son bir iki ayıdır. Ülkemizde çalışan gebelere doğumdan önce verilen din lenme süresi memurlar için 21, işçiler için 40 gündür.

    Doğum sonu izni ise işçi ve memur için 40 gündür.

    Gelişmiş ülkelerde bu izin günleri hem doğum öncesi, hem de doğum sonrası çok daha fazladır. Bir fikir verebilmek için bazı İskandinav ülkelerde doğuran annelere maaşlı veya maaşsız olmak üzere 1 yıl ve daha fazlası verilebildiği gibi kocalarına da izin hakkı tanınmaktadır. Bunda amaç doğum sonrası yeni doğanın annesinin kollarında yetişmesini sağlamaktır. Zira bilimsel araştırmalar göstermiştir ki, ruhen ve bedenen sağlıklı çocuk yetişmesi için annenin göstereceği özenin rolü büyüktür.
#16.08.2009 22:33 0 0 0
  • Basın Yayın - Basın Yayın Kuruluşları - Balıkesir - Balıkesir Basın Yayın Kuruluşları

    Yerel Gazeteler:

    Yeni Haber gazetesi
    Marmara Bölge Gazetesi
    Ekspres.
    Politika.
    Birlik.
    Bandırma İlkhaber.
    Gönen İlkhaber
    Körfezin Sesi.
    Ayna
    Balıkesirim

    Buradan Ulaşabilirsiniz..

    Radyoları:

    Radyo 10.
    Küpe Fm
    BRT Radyo.
    Balıkesir Polis Radyosu
    Radyo Bester.
    Ultra FM.
    Tempo FM.
    Çamlıca FM.
#16.08.2009 22:30 0 0 0
  • [QUOTE=cevi] ben bişi anlamadım nasıl yapcaz

    https://www.main-board.com/muzikli-siirler/257563-bana-bir-sarki-soyle.html

    Buradaki Konu Gibi..Bir Şiir Seçiceksiniz Ve Konu İçerisinde 4 Adet Resim Olucak..
    Resimlerin Üzerinde Şiirden Bir Kısım Yer Alabilir İsterseniz Sade Resimde Olabilir..

    Konunuzu Ona Göre Düzenleyip Müzikli Şiirler Bölümünde Açıcaksınız..

    Açtığınız Konu Linki İle Buradan Yarışmaya Katılıcaksınız..
#16.08.2009 22:07 0 0 0
  • Kahraman Çocuklar Yetiştirmek - Elisa Medhus - Kitap Özet

    Kitap Özet

    Bir çocuğun kahraman olmak için savaşa gitmesi gerekmez; herkese yetmeyeceğini gördüğünde, pasta sevmediğini söylemesi de yeterlidir.

    Kahraman, korkutucu ya da zor bile olsa, doğru olanı seçen kişi değil midir? Herkesin aynı gemide olduğu bir denizde yol alırken, vazgeçilemez bulduğu ifade özgürlüğüne sarılarak, eleştiri, yergi ve reddedilmenin sarp kayalarına tırmanmayı göze alan kişi değil midir?

    Ülkemizde de çok okunan Kendi Başına Düşünen Çocuklar Yetiştirmek kitabının yazarı Dr. Elisa Medhus'un yazdıkları, yıllardır anne-babalar için çözümler ve öneriler sunan güçlü bir destek kaynağı olmaya devam ediyor. Okuyacaklarımız ışığında; kendi yönünü çizen, muhakeme yapabilen, onay peşinde koşmayan, riskleri hesaplayabilen çocuklar büyüterek kahramanlığı yeniden tanımlayabilir, her çocuğun içinde yatan hazineyi ortaya çıkarabiliriz.

    Kendimize ve çocuklarımıza duyacağımız inancı büyütecek bu kitabı okumak için çok fazla nedenimiz var: Bu dünyayı bulduklarından daha iyi bir yer olarak bırakacak kahramanları biz büyüteceğiz.

    Kitap Kapak

    noimage

    Kahraman Çocuklar Yetiştirmek
    Elisa Medhus
    Optimist Yayınları
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    Sayfa: 230
#16.08.2009 20:06 0 0 0
  • Konu: Joel Kovel
    Joel Kovel - Joel Kovel Kimdir - Joel Kovel Resimleri - Joel Kovel Biyografisi - Joel Kovel Hakkında

    Joel Kovel (Brooklyn, New York, 1936) ABD'li yazar, psikiyatrist.

    1961'de Columbia Üniversitesi'ni bitirdi. Albert Einstein Tıp Fakültesinde psikiyatri ihtisasını tamamladı. Downstade Tıp Merkezi Enstitüsü'nde psikanaliz diploması aldı. Bronx Kent hastanesinde psikiyatri profesörlüğü yaptı. Bard College'de toplumsal çalışmalar profesörlüğü, The New School for Social Research'da antropoloji profesörlüğü yapmıştır.

    Kitapları

    Beyaz Irkçılık,1970; Terapi Kılavuzu,1976;
    Arzu Çağı,1981;
    Nükleer Teröre karşı;1984;
    Radikal Tin,1988;
    Tarih ve Tin,1991;
    Doğanın Düşmanı,2002;
    Siyonizmden Öte,2008
#16.08.2009 20:05 0 0 0
  • İnci Sokağı - Trevanian - Rodney William Whitaker - Kitap Özet

    Kitap Özet

    "Trevanian tiryakisi aslında alışılmadık harika bir tiptir: doğal seçkincidir, sinik olmaktan çok, gerçekçiliğin saldırısına uğramış bir idealistir, farklı bir trampetin temposuna uyarak yürüyen biri olmaktan çok, tek kişilik bir geçit töreninde kendi davulunu çalarak yürüyen kişidir."
    -Trevanian

    Otuzlu yılların ekonomik krizi ve savaş yıllarında yıkık dökük bir mahalleden geçen hayatlar ile pencere önünde dinlenen radyo programları, müziği, şarkıları ve piyesleriyle küçücük bir kutudan çıkan dünya kadar hayalgücü...

    Kendilerini kurtaracak olan "gemi"yi bekleyerek çaresizlik içinde yaşayan, yoksulluğun ve yoksunluğun fonda aktığı "küçük" insanların büyük" Amerikan rüyası...

    Trevanian'ın ölümünden hemen önce yayınlanan son romanı İnci Sokağı, gerçek hayatına göndermeleriyle otobiyografik bir özelliği barındırıyor ve her zamanki dil, kurgu ve zaman kaydırmalarıyla birlikte bu sefer Dickens ve Steinbeck'vari klasik bir dille gizemlerle dolu yaşamının ilk yıllarına ışık tutuyor. En başa dönüyor. Müthiş gözlemler, ayrıntılı betimlemelerle koca bir dünya sığdırıyor çocukluğunu geçirdiği dar sokaklara...

    Kitap Kapak

    noimage

    İnci Sokağı
    Trevanian (Rodney William Whitaker)
    E Yayınları
    Baskı Tarihi: Ağustos 2009
    ISBN: 9789753902076
    Sayfa: 480
#16.08.2009 18:29 0 0 0