MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Zeytinin Hayali - Zeytinin Hayali 2009 - Zeytinin Hayali Filmi - Zeytinin Hayali Vizyon Tarihi - Zeytinin Hayali Film Konusu

    Zeytinin Hayali 2009

    Gösterim Tarihi: 04 Eylül 2009

    Yönetmen: Omar Kawan Alani

    Senaryo:Amed Abdulhafız

    Yapımcı: Usame Ahmed Halife

    Görüntü Yönetmeni: Luma Abbas

    Müzik: Ilyas Rahbani

    Tür: Çizgi

    Yapım: 2007 ~ Türkiye

    Dağıtım: Pinema Film


    Meryem Nine Filistin'in Cenin şehrindeki evlerinde, oğlu Doktor İbrahim, gelini ve torunlarıyla birlikte yaşarlar. Büyük torunu Faris, okulun en başarılı öğrencilerindendir. Babası onu karate derslerine göndermektedir. Faris'in Serap adında küçük bir sincabı vardır. ...
    Faris ve arkadaşları sokakta misket oynarlar. Bu sırada aralarında komik olaylar gelişir. Birgün Faris Ninesi Meryem'e sürekli ilgilendiği zeytin fidanının sırrını sorar. Meryem bu fideciği, babasının Ayn Karim'de bir gün tarlada çalışırken kendisine hediye ettiğini anlatır. ...
    A
    skerler Meryem'in komşuları Ebu İsa'nın evinde arama yapmaktadırlar. Askerler eşyaları kırar döker ve giderler. ...

    İbrahim annesine Komutan Timsah'tan bahseder. Meryem Timsah'ın adını duyunca yıllardır sakladığı sırrı açıklar. Timsah'ın babasını nasıl öldürdüğünü anlatır. ...

    noimage

    noimage
#17.08.2009 14:07 0 0 0
  • Bir Eşi Daha Varmıdır - Neriman Otman

    Bir insani seversiniz ve bazi durumlarda bircok nedenden ötürü bunu o kisiye söyleyemezsiniz.Nedenler kisiye göre degisir.

    Bazen karsi taraf baskasini seviyor olabilir yada en imkansiz olani yani karsi taraf evli olabilir.Daha baska nedenlerde olabilir aski itiraf etmemek icin.En kötü nedenlerden biriside,karsi tarafin hoslanabilecegi tipte,kisilikte yada sosyal sinifi farkli bir ortamda olabilirsiniz.Tabiiki bu nedenler cogaltilabilir.Kisiye görede farklilik gösterir.Size buna trajik bir yasam örnegi anlatayim.Uzun zamandir tanidigi bir arkadasina asik olan birini tanimistim yillar önce sonra aarkadasligimiz ilerledi ve bana yasadiklarini anlatirdi artik.

    Bende ona sormustum"dostluk nasil aska dönüsebiliyor.Üstelik yeni tanidigin bir arkadasinda degil". Leyla`da bana anlatti tüm icindekileri:"Hayatin ne getirecegini yada bizden ne götürecegini hic bilemeyiz.6 yillik bir arkadasima asik oldum.Söylemesi bile sacma geliyor kulaga.Ama öyle sabah uyaninca ben Selim`e asik olmusum degil tabiiki.Kendim bile farkina varmayacak kadar yavas yavas olmus.Duygularimi kendimce analiz ettim ve sonuca inanamadim.Tek emin oldugum yanlis kisiye asik oldugumdu.Cünki Selim`i cok iyi taniyordum.Bana asla karsilik vermeyecekti.Belkide bunu ona söyledigim andan itibaren,onu kaybedecektim.Bunu göze alamazdim.Ve ona bunu hic söylememeye karar verdim.Bir aski tek basina yasamak zormus evet.En kötüsü de bu degilmis,Keske en kötü aci askimi yanlis yasamak olsaydi.Selim birgün okul cikisi benle konusmak istedigini söyledi ve ufak yardima ihtiyaci oldugunu geveledi durdu.Bende nerden bilebilirimki basima gelecegi"tamam" dedim.

    Cikista bir yerde oturduk ve karsimda kivranmaya basladi .Bende "hadi söyle"dedim.Bana"ben asik oldum Leyla "dedi.Bu cümle beynimde kac kez tekrarlandi bilmiyorum ama kendimde olmasamda asik oldugunun ben olmadigimi biliyordum.O günden sonra hersey daha cekilmez hale gelmeye basladi.Baskasina olan askini dinledim ondan günlerce.Komik olan ise ona tiyolar veriyordum sevgilisiyle mutlu olmasi benide mutlu ediyordu cünki Selim mutluydu geriside önemli degildi.Yinede buna nasil dayanabildigime ben bile bazen sasiyordum.Icimde yasttigim ve büyüttügüm büyük bir askin varligi ile doluydum ve bunu bastiramiyordum.Bu beni cokta korkutuyordu .Engel tanimaz bir yöne dogru gidiyordum sanki.Onunla onsuz yasamk zordu ama onu baskasiyla paylasmak,bu fikir bile beni cildirtiyordu.

    Sizce bu askin sonu ne oldu?

    Ben anlatayim size.Bu konusmadan 4 ay sonra Leyla intahar etti malesef.Buna inanmam öyle zor olduki neden dedim neden.Seven bir insan hemde sevdiginin yaninda olabilmek icin bircok seye katlanan bir insan bunu neden yapar.Bunun dogrusunu sadece Selim`den ögrenecegimi sanarak Selim`i aradim.Oda bana hastanede oldugunu oraya gelmemi söyledi ve gittim.Iki gün önce kalp nakli oldugunu bu yüzden hastanede oldugunu anlatti biraz konustuk ve ben daha fazla dayanamadim ve Leyla neden böyle birsey yapti dedim.

    Bana bakti ve sanki kücük bir tebessümle Leyla burda bizimle dedi.ben o an sandim yani ölsede artik yüregimizde yasayacak anlaminda söyledi diye düsündüm.Bana kisaca söyle anlatti:Selim`in bir kalp rahatsizligi ortaya cikiyor aylar önce ve bunu normal olarak en yakin arkadasiyla paylasiyor nerden bilsin ki Selim olacaklari.Hastaligin ilerleyen evresinde Selim hastaneye yatiyor ve tedavi altina aliniyor ama bu süre zarfinda Leyla en yakin dost sifati ile hergün hastanede bazen geceleride tabiiki Selim`in kiz arkadasi da orda.Dr Selim`in en yakin zamanda kalp nakli olmasi gerektigini söylüyor hayati risk ortaya cikinca Leyla önce 2 günde bir sonra 4 günde bir derken arayi iyice aciyor aradan 2 hafta gecmis ve Leyla`nin intahar haberini almis.Selim`in ifadesi söyleydi"haberi aldigimda kanim dondu sanki kaskati kalmisim sadece uyandirin beni bu kabustan " demis.Selim bana gögsünü tutarak "Leyla burda" dedi.

    Ben o an herseyi anladim ve kaninin donmasi ne demek mis onuda o an anladim adeta duyduklarimdan sonra kipirdiyamaz oldum.O anki yasadigim duygu selini anlatmaya uygun kelime yok hersey karismisti.isin en aci yanida Selim`in Leyla`nin intahar nedenini hic bilmemesi.Leyla Hayatiyla bir kumar oynadi ve bende kazandigini düsünerek gitti.Belki bunu biliyordu belki bilmiyordu ama her halükarda Selim onun sayesinde yasadigini bunun icin ona cok sey borclu oldugunu söylüyor.Bu muamma böyle ce kaldi ben bunun nasil bir tesadüf oldugunu yada nasil veya ne sekilde oldugunu hic anlamadim ama tek bildigim Leyla yüregini en cok vemek istedigi kisiye emanet etti ve gitti.Selim suan Evli 3 cocugu var ve kizinin adini da Leyla koydu.

    Leyla askini saklamakla iyimi yapti,yaptigi fedakarlik gereklimiydi yada dogrumuydu,bu karari selim`i yastti ama Leyla `ya ne gösterdi yada ne getirdi bunlari sanirim herkez kendi mantiginca ve kalbinin sesine uyarak cevaplar.Leyla`nin yaptigini kac seviyorum diyen yapabilir yada yapar? O hayatini bosa feda etmis olabilirmi neticede Selim hic ögrenmedi onun sevdasini.


    Neriman Otman
#17.08.2009 14:00 0 0 0
  • 17 Ağustos Anısına - Hüseyin Yanmaz

    17 Ağustos 1999,
    Tam üzerinde 10 yıl geçti,
    Yüz yılda geçse,
    Bu acılı günü hiç kimse kolay kolay unutmaz,
    Daha dün gibi aklımızda,16 ağustos kızımın doğum günü,

    Evde herkes toplanmış,Tüm sevdiklerimiz bir aradayız,Bilemeyiz ki, Felaket bizleri bekliyor gece yarısı,

    Daha saat gecenin üçü, Bilemeyiz ki birazdan kıyamet kopacak, Oturduğumuz evlerimiz başımıza yıkılacak insanlar göçük altında kalacak, Bilemeyiz ki kaderimiz anlımıza yazılmış,Bilemeyiz ki yaşayacağımız günler buraya kadarmış,
    Çok büyük bir acıydı, Türki ye için hepimiz acılar içinde sabahlara kadar hem korku hem üzüntü hem de acılar içinde sabah ettik,
    Kimileri ağlıyor, Kimileri can çekişiyor, Her taraf yıkık ve hare be, Kimileri evde kimileri sokakta kimileri anne kucağında kimileri anne karnında bir sürü insan 17 ağustosu sabah edemedik.

    Kimilerini uykuda uyandığında bir kabus gibi uyandı, Belki de kimilerini uykuda yakaladı, Hiç haberi olmadan,
    O kötü felaketin kurbanı oldu.

    Binlerce insanımız göçük altında kaldı, Bu nasıl bir acıydı ,
    İnsanları yetim ve öksüz anasın babasız bacısız kardeşsiz bıraktı,
    Böyle acı Allah hiç kimseye göstermesin, O kalalı günde kaybettiğimiz tüm insanlarımızı Allah gani gani rahmet etsin, Mekanları cennet olsun,
    Kalanlara Allah sağlık versin, Bir daha Allah böyle kötü günler hiç kimseye göstermesin


    Hüseyin Yanmaz
#17.08.2009 13:53 0 0 0
  • Doğum Günün Kutlu Olsun Arzu..

    Sevdiklerinle Birlikte Sağlıklı Nice Seneler..
#17.08.2009 13:22 0 0 0
  • Çocuklarda Raşitizm Hastalığı - Çocuklarda Raşitizm Hastalığı Nedir - Raşitizm Hastalığı

    Güneş ışınlarının derideki bir ön vitamini D vi taminine çevirdiği gerçektir. Bu nedenle güneş ışığından yok sunluk ve gıdalarla alınan D vitamini eksikliği sonucunda or taya çıkan bir D vitamini eksikliği hastalığıdır. Yeteri kadar D vitamini sağlayamayan bebeklerin raşitizm hastalığına ya kalanma olasılığı daima vardır. Ayrıca, D vitamini eksikliği kal siyum ve fosfor bileşiklerinin alışverişini de bozar. Böylece, çok çabuk büyüyüp gelişim gösteren bebeklerde kemik bozuk lukları görülür. Tedavi edilmediği takdirde kemik giderek gü cünü kaybeder ve erime olayları baş gösterir.

    Raşitizm Belirtileri:
    Huzursuzluk, başın arkasında anormal terleme, uykuda düzensizlik, kas zayıflığı, ishal ve kansızlık görülür. Kemiklerde yumuşama olduğu için uzun kemiklerde çarpılma ve bacaklarda şekil bozukluğu olur.

    Süreci:
    Kafatası kemiklerinde yumuşama görülür. Bıngıl dak oldukça geç kapanır, göğüs kafesinde çöküklük olur. Gö ğüs kafesindeki kemiklerin boğumlarında düğümlenmeler, el ve parmak eklemlerinde şişlikler başlar. Kalsiyum ve fosfor metabolizmasındaki bozuklukların doğurduğu nedenlerden ötürü ve D vitamini tedavisinden sonra belirebilen kramplar yan etkiler arasındadır.

    Raşitizm Tedavisi ve Vitamin:
    Kimi zaman raşitizmin nedeni D vitamininin "ba ğırsaklarda gerektiği gibi emilememesi sonucu ya da böbreklerdeki anormallikler sonucu görülebileceği için tedavi vaka lara ve nedene göre değişir. Ancak genel olarak D vitamini verilmeli ve çocuk bol bol güneşe çıkarılmalıdır.
    Korunma: Önceleri çocuğu raşitizmden korumak için be beklik döneminde D vitamini verilirdi. Ancak, günümüzde ço cuğa unlu gıdalar yerine kalsiyum yönünden zengin süt ve tü revleri verilmek suretiyle raşitizm önlenmektedir. Açık hava ve bol güneş raşitizmi önleyen en etkili ilaçtır; bunun hiçbir zaman unutulmaması gerekir.
#17.08.2009 01:38 0 0 0
  • Deri Hastalıkları - Bebeklerde Deri Hastalıkları - Çocuklarda Deri Hastalıkları

    Doğmalık eksik deri yapısı, kalıtsal hastalıklar, tümörler, bakteri, virüs, organizma ve mantar hastalıkları, deri değişiklikleri, ka barcık ve yumrular oluşturan hastalıkla, sivilceler, egzama, alerjik deri tahrişleri, kanamalar bebeklik ve çocukluk döne minde görülen deri hastalıklarındandır.

    Konak:
    Genellikle doğumdan iki ay kadar sonra bebeğin başında ortaya çıkan, konak adı verilen kabuklar oldukça ka şıntılıdır. Konak, özel merhemlerle tedavi edilebilir.

    Egzama yaraları:
    Bebeğin kalça bölgesinde, koltuk altlarında, boyun kıvrımlarında, kulakların arkasında, özellikle de rinin kat yaptığı bölgelerde iltihaplı, ıslak kızartılar ortaya çıkar. Bu kısımların kuru tutulması ve sık sık pudralanması, su geçirmeyen lastik kilot kullanılmaması vakaların ağırlaş masını önler ve tamamen geçirir.

    Doğum lekesi ya da benleri:
    Çoğunlukla yeni doğmuş be beklerle küçük çocuklarda görülen ve büyüme sırasında ufalarak kaybolan, kan damarları topluluğunun oluşturduğu za rarsız oluşumlardır.

    Deri iltihabı (dermatit):
    Bebeklik döneminde çok sık gö rülür. Kan yoluyla ya da dışarıdan gelen mikropların deride çıbanlar ya da sivilceler oluşturmasıyla ortaya çıkan bir hasta lıktır. Tedavi nedene yöneliktir. Her şeyden önce derinin te mizliğine önem verilmesi gerekmektedir.

    Deride oluşan küçük kabarcıklar:
    Deri üzerinde topluiğne başı kadar minik ya da mercimek büyüklüğünde kabarcıklar oluşur ve genellikle deri dokusunun fazlalığı olarak nitelendi rilmektedir. Üst derinin kalınlaşması sırasında bazı yeni doğ muş bebeklerde görülen darı tanesi büyüklüğündeki kabartı ların ve çok kaşıntılı sivilcelerin nedeni yağ bezlerinin aşırı sal gı yapması sonucudur.

    Yumrular:
    Fındık büyüklüğünde olabilir ve deri dışına ta şan doku fazlalığından başka bir şey değildir. Daha çok doku iltihaplanması ve derinin şişmesi sonucu görülür.

    Çocuklarda Kaşıntılı sivilceler (Kurdeşen, Ürtiker):
    Gıdalara gösteri len alerjik reaksiyon sonucu oluşur. Vücut bazı maddelere karşı aşırı derecede duyarlıdır. Böcek sokmaları da deride ka şıntılı sivilcelerin oluşmasına neden olabilir.

    Su toplamış küçük kabarcıklar:
    Deride mercimek büyük lüğünde kabarcıklar oluşur ve içi su toplar. Su toplayan ka barcığın çevresinde de kırmızı bir halka belirir. Böyle oluşum lar deri döküntüsüne neden olan hastalıklarda görülür.

    İltihaplı sivilceler: Deri üzerinde oluşan sivilcelerin içinde iltihap vardır ve kolaylıkla yayılma eğilimi gösterirler.

    Bebeklerde İsilik:
    Genellikle idrardaki fazla amonyak nedeniyle bacak aralarında, apışlarda, üretim organları çevresinde ve kaba etlerde görülür. Kuru tutulmalı, pudralanmalı ve çocuğun bezleri kaynatılarak amonyaktan arındırılmalıdır.

    Çocuklarda Kepek:
    Aşırı derecede keratin maddesinin birikimi sonucu çeşitli deri hastalıklarında görülebilir. Kepek, genellikle deri nin başka bir duruma geçmesi ya da eski halini alması sırasında oluşur. Kızıl, egzama gibi hastalıklarda görülür. Deri pul pul kepek halinde dökülür. Genellikle bebeklerde çok sık görülmektedir.

    Kabuk:
    Doku sıvısının, kanın ya da iltihabın kuruması so nucu yaranın üzerini örten kalın deri tabakasıdır. Genellikle yaranın tamamen iyileşmesinden sonra kendiliğinden düşer.

    Deri hastalıklarının genel tedavisi:
    Tedavi genellikle has talığın nedenine yönelik ve ilaç tedavisidir. Bulaşıcı hastalık ların oluşturduğu deri döküntüleri herhangi bir tedaviye ge rek göstermez. Özel durumlarda, derinin çok dikkatli tedavisi gerekebilir ve yalnızca bir doktor tarafından yapılması gerek lidir.
#17.08.2009 01:36 0 0 0
  • Ekonomi Tarihi - Ekonomi Tarihi Hakkında

    Ekonomi tarihi veya iktisat tarihi, geçmişte yaşanan ekonomik olguların nasıl geliştiği konusunda çalışan bilim dalı. Ekonomi tarihinin analizi; tarihsel durumlara ekonomik teorilerin uygulanması, tarihsel yöntemler ve istatistiksel yöntemlerin bir kombinasyonu kullanılarak ele alınır. Bu başlık, sosyal tarihin örtüşen bazı alanları (demografik tarih gibi) ve işletme tarihi konularını içerir. Ekonomi tarihinin kantitatif incelenmesine, cliometri de denmektedir.

    Ekonomi ve ekonomi tarihi arasındaki ilişki

    Yale Üniversitesi'nden ekonomist Irving Fisher'ın, ekonomi ve ekonomi tarihi arasındaki ilişki 1933 tarihli "Debt-Deflation Theory of Great Depressions"[1] çalışmasında ele alınmış ve bu çalışmasında 1873 yılındaki ekonomik panik ele alınıp deflasyon ve diğer durumların, ekonomik buhranlardan nasıl etkileneceğini çalışmıştır. ABD'li ekonomi tarihçisi Charles P. Kindleberger 1990 tarihli Historical Economics: Art or Science?.[2] adlı kitabında grçmişteki ekonomik olayların nasıl ele alınması gerektiği konusunu ele almıştır.
    Tarihsel ekonomi yaklaşımlarından biri de cliometri'dir. Bu terimin anlamı, ekonomi tarihinin incelenmesinde ekonomik teori ve ekonometri tekniklerinin sistematik kullanımıdır. Terim ilk kez 1960'da Jonathan R.T. Hughes ve Stanley Reiter tarafından kullanılmış ve Yunan mitolojisindeki ilham perilerinden biri Clio'dan esinlenilmiştir. Cliometristler kendi yaklaşımlarının gereklilik arz ettiğini, çünkü sağlam ekonomi teorilerini formulayonunda tarihsel olayların incelenmesinin hayati olduğunu savunurlar. Cliometri, karşıolgusal tarihin (counterfactual history) bir tipidir.

    Nobel Ödülü kazanan ekonomi tarihçileri

    Milton Friedman, 1976 yılında "tüketim analizi, para tarihi ve teorisi alanlarındaki başarısı için ve istikrar politikasının karmaşıklığını gösterdiği için"[3] Nobel Ekonomi Ödülü'ne layık görülmüştür. Robert Fogel ve Douglass North 1993 yılındaki Nobel'i "ekonomik ve kurumsal değişmeleri açıklamak için ekonomik teori ve kantitatif yöntemler uygulayarak ekonomi tarihi konusundaki araştırmaları yeniledikleri için"[4] kazanmıştır. Akademik kariyerine London School of Economics okulunda ekonomi tarihi konusunda okutmanlık yaparak başlayan Merton Miller, 1990 yılında Harry Markowitz ve William Sharpe ile birlikte Nobel kazanmıştır.

    Bazı ekonomi tarihçileri

    Robert Fogel
    Eli Heckscher
    Eric Hobsbawm
    Paul Krugman
    Douglass North
    Karl Polanyi
    Merton Miller
    Ömer Lütfi Barkan
    Ömer Karaoğlu
    Şevket Pamuk
#17.08.2009 01:33 0 0 0
  • Hiç Bir Kalpte Kalamam İçinde İyilik Yoksa..
    Beklemeden Giderim Kalbim Git Diyorsa..
    Ben Küsmem Hayata Başkaları Küsüyorsa..
    Bir Gün Işıklar Banada Yanacak Nasıl Olsa..

    Büyüdükçe Kendime Duvarlar Ördüm Okadar Yoruldumki Bazen Durmadım Yürüdüm..
#17.08.2009 01:32 0 0 0
  • Çocuklarda Besin Alerjisi - Çocuklarda Besin Alerjisi Nedir - Çocuklarda Besin Alerjisi Tedavisi

    Besin alerjileri büyüklerde yüzde 1 oranında ortaya çıkarken, çocuklar bu kadar şanslı değildir. Çocukların yüzde 3'e varan bölümünde besinlere bağlı gerçek alerjik tepkiler görülebilir. Bu durum çocuklardaki bağışıklık ve sindirim sistemlerinin tam oturmamış olmasına bağlanabilir. Birçok çocukta özellikle süte ve soya ürünlerine karşı alerjiler gelişir. Kabuklu deniz ürünleri, balık ve yerfıstığına karşı alerjilerin ise çocukluk dö nemiyle sınırlı kalması daha yüksek bir olasılıktır.

    Besine alerjik tepkilerin belirtileri çocuklarda ve büyükler de genellikle aynıdır. Ama bebeklerde bunların yerine kolik (akut karın ağrısı) gelişebilir ya da kanlı dışkı görülebilir. Yeni doğanların alerjik tepkileri inek sütüne ve erken dönemde soyaya karşıdır. Soruna tam olarak neyin yol açtığını söylemek zor olduğundan, bu tepkileri hemen çocuk uzmanına bildirme niz büyük önem taşır.

    Sorunun temelinde inek sütü yatıyorsa, önünüzde birkaç seçenek vardır. Anneler memeden beslemeyi ya da soya bazlı bir mama kullanmayı deneyebilirler. Soyadan kuşkulanılıyorsa, hekiminiz başka mamalar önerebilir. Şeker ve amino asit lerden yapılan bu tür özel mamalar ender olarak alerjik tepki lere yol açar.

    Anne sütüyle beslenmenin yaşamın sonraki evrelerinde be sin alerjilerini önleyeceğini söylemek için yeterli kanıt yoktur. Ama çocuğunuz yalnız anne sütüyle beslenirse, yaşamın hiç olmazsa ilk aylarında süt, soya ve diğer besinlere bağlı alerji riskinin önüne geçilmiş olur. Bunun tek istisnası vardır: Güç lü besin alerjisi olan bazı çocuklarda, sorunlu besinleri yiyen annenin sütüne karşı da bir tepki gelişebilir. Bu durumda he kiminiz bebeği emzirdiğiniz sürece kuşkulu yiyeceklerden uzak durmanızı isteyecektir.

    Hamilelik sırasında bazı besinlerden uzak durmanın bebek lerde alerjileri önleyeceğini gösterir bir kanıt yoktur. Bu ne denle hamileyken süt ve diğer besinlere karşı sakınımlı dav ranmayın. Sizin ve bebeğinizin tam ve dengeli beslenmesi ge rekir. Bu besinlerin bir sorun yaratma olasılığı çok düşüktür.
#17.08.2009 01:24 0 0 0
  • Doğu Çağatay Hanlığı - Doğu Çağatay Hanlığı Tarihi - Doğu Çağatay Hanlığı Hakkında

    Doğu Çağatay Hanlığı ya da Moğolistan Hanlığı, Tuğluk Temür 1363 yılında oğlu İlyas Hoca'yı Çağatay Hanlığı'na bağlı Doğu Çağatay Hanlığı'nın başına getirmiştir.

    Tarihi
    Yunus Han'ın ölümünde sonra onun bölgeleri onun oğullarına bölünür. Ahmet Han (1487-1503), doğu Moğolistan ve Uyguristan'ı alır, Oyrat'lara karşı başarılı savaşlar düzenler, Çin bölgesine baskın yapar ve batı Tarım Havzasını Duğlatlar'dan ele alamaya girişir, sonuçta tamamen başarısız olur.[2]

    Doğu Çağatay Hanları

    Toğluk Temür, önce Doğu Çağatay Hanlığı 1347-1359, daha sonra Çağatay Hanlığı 1359-1362
    İlyas Hoca, 1363-1390; Toğluk Temür'ün bir oğlu.
    Hıdır Hoca, 1390-1399; Toğluk Temür'ün diğer bir oğlu.
    Şem-i Cahan, 1399-1408; Hıdır Hoca'nın oğlu.
    Muhammed Han, 1408-1416; Şem-i Cahan kardeşi.
    Nakş-ı Cahan, 1416-1418; Şem-i Cahan'ın bir oğlu.
    Sultan Üveys Han, 1418-1421 ve tekrar 1425-1428; Şir Ali bin Hıdır'ın bir oğlu.
    Şir Muhammed, 1421-1425; Şah Cahan bin Hıdır'ın bir oğlu.
    Esen Yesü Buga, 1428-1462; Üveys Han'ın bir oğlu.[3]
    Yunus Han, 1462-1481; Üveys Han'ın diğer bir oğlu.
    Sultan Mahmud Han, 1486-1508; Yunus Han'ın bir oğlu.
    Mansur Han, 1502-1543; Moghulistan hanı Yunus Han'ın bir torunu.
    Sultan Said Han, 1514-1532; Mansur Han'ın bir kardeşi, aynı zamanda Altıshahr (Yarkand Hanlığı) Hanı.
    Abdürreşid Han, 1544-1570: Said Han'ın bir oğlu.
#17.08.2009 00:43 0 0 0
  • Dersim Ayaklanmaları - Dersim Ayaklanmaları Tarihi - Dersim Ayaklanmaları Hakkında

    Osmanlı Devleti döneminde Tunceli'de çıkmış isyanlara verilen adlar. Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim bölgesinde Tanzimat dönemini kabul etmeyen aşiretler tarafından ardı sıra birçok ayaklanma çıkmıştır.İlk ayaklanma 1847 yılında çıkmıştır.Tanzimat gereğince bütün illerde mutlak otorite devlete bağlandı.Bu yüzden Dersim bölgesindede mutlak otorite sağlanmıştır.Dersim bölgesi Hozat merkez alınarak sancak yapılmıştır.Aşiret yönetimi bozulmuştur.

    Bölge aşiretleri ve halk Osmanlı askeri yönetimini kabul etmeyip ilk ayaklanmayı gerçekleştirdi.Bu ayaklanmada aşiretler arasında çok büyük bir dayanışma gözlemlenmiştir.Özellikle Kureyşan aşiretinin liderliği göze çarptı.Bu ayaklanma rahat bastırılır. Uzun bir süre sancak bozulsada yine asker gönderilerek güçlendirilmeye çalışıldı.Özellikle Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın Dersim ve birçok ile böyle politika öngörmesi ve doğunun mutlak otoriteyi kabul ettirilmeye çalışılması Dersim aşiretleri tarafından kabul edilmedi.O sıralardada Kafkasya'da Rus tehlikesine karşı yönetim doğudaki gücünü kafkasya konuşlandırmış durumda.Haydaran ve Demenan aşiretleri plan kurarak ayaklanmanın çıkacağı zamanı iyi ayarladılar.

    Ve 93 Harbi çıktığı zaman ayaklanmayı başlattılar.Gazi Ahmet Muhtar Paşa komutasında Kafkasya'ya giden ordu ayaklanma arasında kalır.Uzun bir süre süren çatışmalar sonucunda ordu uzun süre bölgede kaldı.Ayaklanmadan kurtulan ordu Kafkasya Cephesine gitti.Ve ilk defa bu ayaklanma Dersim aşiretleri tarafından kazanılan ilk zaferdir. Bu isyan sonrasında bölgede yine asker kuvvetlenidirilmesi sonucu ve Ermeni çete görevlerinde kışkırtması ve desteği ile yeniden bir ayaklanma patlak verdi. Bölge yine sancak olunca özellikle Koçgiri ve Şamuşaklı aşiretleri önderliğinde yeni bir ayaklanma patlak verdi.Bu ayaklanma tam olarak bastırılmadığından sonraki sene Haydaran,Demenan ve Kureyşan aşiretlerinin de katılımıyla ayaklanma büyüdü.Uzun süren çatışmalar sonucunda kazanan yine Dersim aşiretleri oldu.Ve 1895 yılındada sürüp gitti.

    1907 yılında Şamuşaklı,Resikli,Koçuşağı ve Kureyşan aşiretleri birleşerek yeni bir ayaklanma çıkardı.Bu ayaklanma kısa sürede bastırıldı. 1911 yılında bütün dersim aşiretleri otoriteyi kabul etmeye başladı.Fakat buna birtek Haydaran aşireti boyun eğmedi.Ve ayaklandı.Ve bu ayaklanmayı tek başına sürdürdü.

    Zafer ilan etti.Bu zafer diğer aşiretleri yeniden diriltti. 1914 yılında Kırgan aşireti ayaklanma çıkardı.Bu ayaklanmaya Kırgan aşiretinin müttefiği Ferhatuşağı aşiretide katıldı.Ve ayaklanma büyüdü.İsyan uzun bir mücadele sonucu zor bastırıldı. 1916 yılında Seyit Rıza'nında teşvikiyle bölgede ilk defa bağımsızlık için ayaklanma çıktı.Bu isyan sonucu Dersim bölgesi bağımsızlaşsada kendini tam olarak gösterememiştir.

    Sonraki yıllarda Kürt'lerin bağımsızlık ayaklanmalarında katılmayan Dersim 1937-1938 yıllarında Dersim İsyanı olarak yeniden ayaklandı.Bu isyanı Seyit Rıza gerçekleştirdi.Bu ayaklanma basıtırıldıktan ve Dersim katliamı meydana geldikten sonra Türkiye yönetimini kabul eden aşiretler bir daha ayaklanamamıştır.
#17.08.2009 00:41 0 0 0
  • Okulda Alerji Güvenliği - Çocuklarda Lerji - Çocuklarda Alerji Sorunu

    Böcek sokmasına ya da besin alerjisine bağlı ölüm vakaları hiç de küçümsenmeyecek bir düzeydedir. Çocuğunuz alerjiliyse yaşamını tehlikeye düşürecek bir durumla karşılaşabilir. Diyelim ki acil bir durumda ne yapılacağını biliyorsunuz. Pe ki, sizin olmadığınız yerde ne olacak? Çocuk okuldayken ne olacak?

    Çocuğunuzun gittiği okulu böylesi bir duruma hazırlaya cak bazı öneriler şöyle sıralanabilir:

    Okul idaresinin kullanabilmesi için hekim tarafından uygun bir tedavi protokolü hazırlanmalıdır.

    Alerjili çocuğun ailesi her yıl okul açılmadan önce bu du rumu idareye bildirmelidir. Çocuk besin ya da böcek sok masına bağlı anafilaksi riski altındaysa, okul idaresinin beklenmedik bir alerjik tepkiyle ortaya çıkabilecek yaşamı tehdit edici olası gelişmeye karşı hazır olması büyük önem taşır.

    Çocuğun tanıtım kartında adı, fotoğrafı, özgül alerjisi (ör neğin yerfıstığı ya da arı sokması), tepkilerin uyarıcı belir tileri ve uygun acil tedavi yolu yer almalıdır. Bütün ilgilile rin bu bilgilere kolayca ulaşması sağlanmalıdır.

    Okul idaresi çocuğu alerji yaratacak olası durumlardan uzak tutmaya çalışırken, çocuğun okul yaşamını olabildi ğince normal bir biçimde sürdürmesine de yardımcı olma lıdır.
    Bütün okul görevlilerinin, çocuğun adrenalinle tedavi edil mesini gerektirebilecek alerjilerini bilmesi sağlanmalıdır. Hekim bir öğrenci için otomatik enjektörlü adrenalin reçe tesi yazmışsa, okul idaresi bu duruma karşı hazırlıklı ol malı ve acil durumda malzemeyi nereden bulabileceğini bilmelidir. Otomatik enjektör paketinin üstünde ilgili çocuğun adı ve sınıf numarası açık biçimde yazılmalıdır. Bu tür kitlerin son kullanma tarihleri düzenli biçimde kontrol edil melidir.
    İdare, yemek servisi yapılan okullarda alerjili çocuğun yi yeceği besinlerin içeriğini belirlemelidir.

    Özellikle üç yaşından küçük çocukların kullandığı bütün yüzeyler (masalar, oyuncaklar, abaküsler, tabaklar) özen le yıkanıp temizlenmelidir. Emekleme çağındaki çocuğun ağzına götüreceği eser miktardaki bir alerjen bile alerjik tepkiyi başlatabilir.

    Ders kapsamında kullanılması gereken besinler, ilgili ço cuğun alerji göstermeyeceği türden olmalıdır.

    Okul çevresindeki bütün böcek yuvaları yok edilmelidir.

    Çöpler üstü sıkıca kapatılan yerlerde saklanmalıdır.

    Alerjili öğrencilerin ve görevlilerin böcek sokmasının görü lebileceği mevsimde yemeklerini okul içinde yemeleri sağ lanmalıdır.
#17.08.2009 00:40 0 0 0
  • Anafilaksi Ve Anafilaktik - Besin Alerjisi

    Gerçek bir besin alerjisi ile besin reddi arasındaki farkı söyle mek zordur. Bazı vakalarda bu ayrımın pek de önemi yoktur. Her ikisi de kendinizi kötü hissetmenize yol açar ve yapılacak en iyi şey, sorun yaratan yiyecekleri yememektir.

    Ama bir vakada bu iki durum arasındaki ayrım, tam anla mıyla hayat memat meselesi anlamına gelir. Çok ender vaka larda besin alerjileri rayından çıkar ve anafilaksi denen olaya dönüşür.

    Anafilaksi diğer alerjik tepkiler gibi başlar: IgE antikorla rı vücutta bir alerjen bulur ve bu yanlış alarm üstüne bağışık lık sistemi harekete geçer. Ama olay hapşırma, kurdeşen dök me ya da mide rahatsızlığıyla sınırlı kalmaz. Alerjen vücutta çok fazla miktarda histamin ve başka kimyasal maddelerin salınmasına yol açtığında, kan damarları iyice genişler, tansi yon aniden düşer.

    Anlayacağınız ciddi bir durumdur bu. Verilen tepki akci ğerler ve kalp dahil, vücudun birçok organını etkileyebilir. Anafilaksi hemen tedavi edilmezse temel organlara zarar verebilir, ölümcül bile olabilir.

    Süreç bu kadar korkutucu olsa da, anafilaktik şokun ortaya çıkma sıklığı son derece düşüktür. Ortalama bir kişinin ömür boyu böyle bir durumla karşılaşma riski yaklaşık yüzde 1'dir. İşin kötü tarafı, bunun ne zaman olacağını kimse söyleyemez. Şiddetli seyreden alerjilerin varlığı riski yükseltir, ama anafilaksi herkesin başına gelebilir. Yeni bir araştırmada kadınların anafilaktik tepkiyle karşılaşma olasılığının erkeklere oranla bir kat daha fazla olduğu sonucuna varılmıştır. Bunun nedeni ise henüz belirsizdir.

    Anafilaksiyi birçok alerjen tetikleyebilir. Mesela arı sok ması, penisilin, havale ilaçları ve kas gevşeticileri. Besin aler jileri de sık karşılaşılan nedenler arasındadır. Anafilaksiyi tetikleyen besinler diğer besin alerjilerindekilerle aynıdır: Yer fıstığı, süt, kabuklu deniz ürünleri, balık ve yumurta. Kereviz gibi sebzeler de aynı durumu yaratabilir.

    Çok duyarlı kişilerde besin alerj enleri ufak bir miktarda bi le anafilaksiye yol açabilir. Araştırmacılar yerfıstığı tanesinin yüzde 0,002'lik parçasının bir tepkiyi tetikleyebildiğini belir lemişlerdir. Tadını anlamayı bir yana bırakalım, insan böylesi ne küçük bir zerreyi görmekte bile zorlanır.

    Niyetimiz sizi korkutmak değil, uyanık olmaya yöneltmek tir. Yemek sonrası anafilaksi belirtilerini hissettiğiniz an heki me ya da acil servise başvurmalısınız.

    Anafilaksi tedavisinde genellikle bir adrenalin (efinefrin olarak da bilinir) iğnesi yapılır. Anafilaksi öykünüz varsa, he kim sürekli yanınızda taşıyabileceğiniz bir efinefrin kiti vere bilir. Bu tür kitler anafilaktik tepkiyi hissedince kendinize ila cı zerk edebileceğiniz hazır bir küçük iğneyi içerir. Ayrıca si ze müdahalede bulunacak hekim için uyarıcı olacak bir belge yi de üzerinizde taşımanızda yarar vardır. Bu tür bir önlem özellikle penisilin gibi ilaçlara şiddetli alerjisi olanlar için ge çerlidir.
#17.08.2009 00:23 0 0 0
  • Bilecik Çeşme Ve Sebiller - Tarihi Çeşme Ve Sebiller

    Ayşe Hatun Çeşmesi

    Bilecik Merkezinde Orhan Camisi'nin batısında bulunan Ayşe Hatun Çeşmesi'ni Bilecik Ayanı Himmet Ağa'nın annesi Ayşe Hatun l813 yılında yaptırmıştır.

    Yuvarlak kemerli kaba yontma taş ve tuğla hatıllı çeşmenin ayna taşı üzerinde altı satırlık bir kitabesi bulunmaktadır:

    "Safha-i dehri içre emme hak edicek rüsgar
    Bu cihan-ı vefada kala çeşme yadiğar
    Ma-i zemzem feyz idev at şane bu
    İç imam Hasan Hüseyin aşkına su
    Sahip-ül hayrat ve hasenat
    1228".


    Kaymakam Sait Bey Çeşmesi

    noimage

    Söğüt Meydanında,parkın yanında bulunan bu çeşmeyi Söğüt de kaymakamlık yapmış olan Sait Bey l914 yılında yaptırmıştır.

    Neo-Klasik üsluptaki çeşme üç kenarı, dış yüzleri dilimli vazolar halinde çeşme yalakları ile çevrilmiştir. Bu yalakaların ikişer yanında kabartma yıldız motifleri yerleştirilmiştir. Gövdenin köşeleri pahlı,ön yüzleri sivri kemerli nişler halindedir. Nişler ve aynaların yüzeyleri çinilerle bezenmiştir. Ayrıca üst kısımda dikdörtgen nişler içerisinde kitabeler bulunmaktadır.

    Çeşmenin doğu yüzünde "Minel mal küllüşeyhinbay", kuzey yüzünde "Rebihüm ve sekahüm şeraban Tahura" yazılıdır. Batı yüzünde ise bir çini üzerine "Amel-i Mehmet Emin mintilazım Mehmet Hilmi Kütahya 1334" yazılıdır.

    Saçak kısmında stalaktitli frizler bulunmakta olup bunların üzerleri kıvrık dallar, rumiler ve palmetlerle süslü bir alınlıkla sona ermektedir.
#17.08.2009 00:22 0 0 0
  • Ahmet Rıfat Şungar - Ahmet Rıfat Şungar Kimdir - Ahmet Rıfat Şungar Resimleri - Ahmet Rıfat Şungar Biyografisi - Ahmet Rıfat Şungar Hakkında

    Ahmet Rıfat Şungar 1983 Yılında İstanbul'un Kartal İlçesinde Doğdu. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservutarı Tiyatro Bölümünden Mezun Oldu. Aslında İktisat ve işletme tarzında bölümlere ilgi duyordu ama bu bölümleri kazanamayınca arkadaşlarının da zorlamasıyla Konservatuar sınavlarına giriyor ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuari Tiyatro Oyunculuğu Bölümünü kazanıyor.

    noimage

    Oyuncu olarak ona ilk ekranda görüşümüz Star Tv'de yayınlanan "Kaybolan Yıllar" dizisi ile oldu. Aydın Sayman'ın yönettiği "Janjan" filmi ise oyuncunun sinema da ilk rolüdür. Bu sinema projesinden sonra "Hatırla Sevgili" dizisinin 2. sezonunda Ali Demir karekterini canlandıran oyuncu, bu rolü ile geniş kitlere kendini yavaş yavaş tanıtmış oluyordu. Televizyon macerası "Asi" dizisinin 1.sezonunda bir kaç bölümde omasıyla devam ediyordu. Daha sonra oyunucunun kaderini değiştirecek sinema projesi geldi.

    Nuri Bilge Ceylan'ın olay yaratan filmi "3 Maymun""un başarısından o da doğal olarak sorumlu tutuluyordu. Film, Türk ve Dünya basınının ilgi odağı oluyor ve başarısı dilden dile konuşuluyordu. Oyunculuğu ile o denli dikkat çekiyordu ki; Saraybosna Film Festivali'nde Kevin Spacey'nin ilgisine mazhar oluyor, o sırada Londra'daki oyununa davet ediliyordu. Duru oyunculuğu ile bir çok kesimin dikkatini çeken Ahmet Rırat Şungar'ın bundan sonraki projeleri merakla beklenir olmuştu.

    Bu sene içersinde 2 sinema projesinde yer alan oyuncu, Onur Ünlü'nün yönettiği "Beş Şehir" filminde ve Cansel Elçin'in yönettiği "Kampüste Çıplak Ayaklar" isimli sinema filminde oynadı. Dizi olarak ise Tims imzalı "Es-Es" dizisinde Berk Hakman ile birlikte rol alıyor.

    Filimografi

    Janjan
    3 Maymun

    Tv Dizileri

    Kaybolan Yıllar (5.Bölüm)
    Hatırla Sevgili (10. Bölüm)
    Asi (7. Bölüm)
    ES - ES ( Uras) 2009


    Ahmet Rıfat Şungar Resimleri
    https://www.main-board.com/unluler/258409-ahmet-rifat-sungar-resimleri.html
#16.08.2009 23:59 0 0 0
#16.08.2009 23:58 0 0 0
  • Bilecik Şeyh Edebali Zaviyesi - Bilecik - Şeyh Edebali Zaviyesi Tarihi

    Şeyh Edebali Zayiyesi Mal Hatun Türbesi ile birlikte Eski Bilecik'in kuzeyinde, Orhan Camisi'nin üzerindeki kayalık bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu yapı topluluğundan zaviye yıkılmış, Osman Gazi'nin eşi Mal Hatun Türbesi yanına sonraki devirlerde yeniden yapılmıştır. Günümüzde bu yapı topluluğu Şeyh Edebali'nin Türbesinin de bulunduğu zaviye-mescit, türbeden ibaret bir yapı topluluğu halindedir.

    noimage

    Şeyh Edebali Türbe ve dergahı aynı yapı içerisinde olmasına karşılık Mal Hatun Türbesi onların doğusunda ayrı bir yapıdır. Bazı kayıtlarda bütün bu yapı topluluğunu Osman Gazi'nin yaptırdığı ileri sürülmüşse de o tarihlerde Osman Gazi hasta olup, Bursa'da yaşıyordu. Bu bakımdan bu yapı topluluğunu Orhan Gazi'nin yaptırmış olması daha akla yakındır.

    Edebali Türbesi ve zaviye dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı bir yapıdır. Taş duvarlı yapının batısında Edebali'nin türbesi kubbeli olup iki yanında eyvanlı bir üst örtü bulunmaktadır.

    Bu yapı topluluğunun doğusunda Mal Hatun Türbesi bulunmaktadır. Türbe küçük bir yapı olmasına karşılık Osmanlı Türbe Mimarisi özelliğini taşımaktadır. Kare planlı,moloz taş bir yapısı vardır. Türbenin orta kısmında sandukaların bulunduğu kubbeli kısım kare planlıdır.Yanlarda eyvan duvarlarında açılmış küçük pencerelerle içerisi aydınlatılmıştır. Üzeri kubbe ile örtülüdür. Ayrıca kubbe üzerine kiremit çatı kaplanmıştır.
#16.08.2009 23:19 0 0 0
  • Alerjen İçeren Besin Maddeleri - Alerjen İçeren Besinler

    Alerjenler bazen en hoşa giden yiyeceklerde gizlenmiş ola bilir. İşte onları bulabileceğiniz şaşırtıcı kaynaklardan bazıları:

    Süt: Hazır etli yemekler, çeşitli dondurmalar (kaymaklı don durma dışındaki çeşitlerde bile), kremalı çorbalar, soslar, ton balıklı salata, margarin.

    Yumurta: Unlu mamuller, mayonez, makarna. Yumurta muadillerinin kullanıldığı ürünlerde bile yumurta akı bulunabilir.

    Buğday: Makarna, gravyer peyniri, dondurma. Etiketinde "doğal tatlandırıcılar" yazan ürünler risklidir.

    Yerfıstığı: Tart kaplaması, Meksika yemekleri, Tayland ye mekleri. Fıstık ezmesi chili soslarında bile kıvam artırıcı ola rak kullanılır.

    Öbür kabuklu yemişler: Salata sosları, çeşitli unlu ma muller ve soslar.
    Tüketicilerin artan talebi doğrultusunda yapay besin mad deleri üreten firmaların sayısı artıyor. Dolayısıyla sık sık so runlar yaratan süt, yumurta ve buğday gibi yaygın besinlerin yerine bunları kullanabilirsiniz.
    Dışarıda her yemek yiyişinizde, besin alerjisiyle ilgili şan sınızı zorlamakta olduğunuzu unutmayın. Önünüze konacak yemeğin içinde neler olduğunu öğrenin. "Bilmiyorum" türünden bir karşılıkla yetinmeyin. Nazikçe bazı besin maddelerine alerjiniz olduğunu açıklayın.

    Monosodyum glütamata (MSG) kötü bir tepki veriyorsa nız, bu maddeyi içermeyen bir yemek hazırlanmasını isteyin. Özellikle Çin mutfağında MSG'nin sık kullanıldığını unutma yın. MSG ile ilgili besin reddi, aslında Çin restoranı sendromu olarak da bilinir.

    Bazen vücudunuza giren bir alerjen hafif bir tepki yaratır. Bu tür durumlarda kaşınma ve şişmeyi hekiminizin önermiş olduğu bir antihistaminikle tedavi edebilirsiniz. Alacağınız ilaç vücudunuzun verdiği yanıtı körelterek daha hızlı iyileş menize yardım eder.

    Antihistaminiklerin bir listesi s. 145'te yer almaktadır. Bir astım atağının ortaya çıkması durumunda tep kiyi azaltmak için bronkodilatörünüzü kullanın. Bağırsakla il gili belirtiler zamanla düzelir.
    Besin alerjilerini önceden alacağınız ilaçla engelleyemezsi niz. İlaç yalnızca alerjik tepki ortaya çıktıktan sonra işe yarar.
#16.08.2009 23:18 0 0 0
  • Ertuğrul Gazi Mescidi - Bilecik Ertuğrul Gazi Mescidi - Bilecik

    Söğüt'ün batısında küçük bir tepenin eteğinde bulunan Ertuğrul Gazi Mescidi, Ertuğrul Gazi zamanında yapılmışsa da günümüze ulaşan yapı orijinal değildir. XIX.yüzyıl sonlarında Hacı Hüseyin isimli bir kişi tarafından yeniden yapılırcasına onarılmıştır. Cami 96.10 X 6.10 m. ölçüsünde kare planlı, kubbeli bir yapıdır. Kuzeyindeki son cemaat yerine iki yanında yuvarlak kemerli iki penceresi olan bir kapıdan içerisine girilmektedir. İbadet mekanında mimari ve sanat tarihi yönünden hiçbir özellik bulunmamaktadır. Minare beden duvarları üzerinde, silindirik gövdelidir.
#16.08.2009 23:05 0 0 0