Kolayca ezberlemek ve ezberlediğinizde daha kalıcı olması için aşağıdaki yöntemleri adım adım uygulayalabilirsiniz.
Ezbere başlamadan önce ses ve beden egzersizi yapmış olmalısınız. Kendinizi toparlayıp ezbere yoğunlaşamıyorsanız dolaşın, şarkı söyleyin. Kendinizi hazır hissettiğinizde başlayabilirsiniz.
* Mümkün olduğu kadar zihninizin saf ve duru olduğu anlarda ezber yapınız. Bir de zihninizi boş ve lüzumsuz şeylerden arındırdıktan sonra ezbere başlayın. Dolu kap boşalmadan içine bir şey yerleştiremezsiniz.
* Ezberleriniz genellikle sabahın erken saatlerinde saf ve duru zihinle yapmaya çalışın. Eğer akşam uyumadan önce çalışıp ön hazırlık yaparsanız siz uykuda iken hafızanıza kaydedildiğini fark edersiniz.
* Ezber yapacağınız metninizin karşısına geçtiğinizde çevrenizde sizin dikkatiniz dağıtacak türden ses ve görüntü olmamalıdır. Özellikle tam çalışırken telefon çalması tüm dikkatinizi dağıtacaktır. Bu nedenle dikkatinizi dağıtacak her türlü materyali etrafından uzaklaştırın.
* Mümkün oldukça ayakta ezberleyin.
* Ezberlediğiniz bölümlerin yazı hattı temiz olsun. Çünkü gözlerinizle ezberlediğiniz bölümlerin fotoğrafını çekmektesiniz. Hafızanıza aynı hatla kaydettiğinizde hatırlamanız daha da kolay olur.
* Ezber yaptığınız mekân sade ve sessiz olsun. Sade bir mekânda gözlerinizi ve zihninizi meşgul edecek şeyler olmaz ve daha çabuk ezberinize yoğunlaşırsınız. Bir de mümkünse ezberlerinizi hep aynı yerde yapınız. Çünkü yeni şeyler görmek dikkatinizi dağıtır.
* Ezber yaparken mutlaka hafif sesli okuyun. Sesli çalıştığınızda kulaklarınız dan da yardım alırsınız ve daha çabuk ezberlersiniz. Harflerin mahreçlerini ve telaffuzlarını okuyuşunuzun düzgün olmasına dikkat ediniz. Çünkü yanlış ezberlediğinizde düzeltmek çok zor olur. Bunun için de yakınınızdaki uzman tiyatroseverlerden, öğretmenlerden yardım alınız hatta mümkünse onlarla çalışın.
* İmkânınız varsa tirad ya da sahneninizi daha önce iyi bilen birine okutunuz ve onu can kulağıyla dinleyin. Ezberleyeceğiniz bölümün anlamını iyi kavrayın. Böylece ezberlediğiniz bölümlerin neleri anlattığını bilirsiniz. Gerektiğinde duygulanırsınız ve daha kolay ezberlersiniz.
* Ezber yaparken mümkünse sesinizi oyundaki karaktere yakıştıracak yabancılaştırmayla çalışın.
* Birinci paragrafı ezberledikten sonra ezberinizden en az üç defa tekrar edin. İkinci paragrafı ezberleyin ve onu da üç defa tekrar edin. Sonra da her iki paragrafı üç defa tekrar edin. Daha sonra sıradaki bölümleri ezberleyip ezberden üç defa tekrar ediniz. Bu defa, ezberlediğiniz bu paragrafı ya da bölümü tekrar ediniz. Sayfayı veya tiradı bitirinceye kadar aynı metodu uygulayınız. Sonunda da sayfayı ezberden en az on defa tekrar ederek iyice pekiştiriniz. Bu pekiştirmeyi sakın ihmal etmeyin. "Demir tavında dövülür" atasözünü hatırlayın. Ezberlediğiniz yerleri yolda giderken, evde dolaşırken tekrarlayın.
ADNAN TÖNEL
Role Hazırlanmak
Bir role hazırlanırken, ilk hedef oyun yazarıdır. Onu iyice tanımamız gerekir. Onun yaşadığı çağın içinde değerlendirip, ancak günümüzün gerçekleriyle de karşılaştırıp bir senteze ulaşmalıyız. Yapıtın evrensel olduğu nokta, budur. Yazarın oyunu, yazarlığının hangi döneminde yazdığı da önemlidir. Ayrıca, yazara bu oyunu yazdıran dürtüleri anlayabilmek için onun sosyal ve politik kişiliğini de bilmek gerekir. Oyunu defalarca okumalı; araştırmalar için notlar almalıyız. Oyundaki her karekterin ifade ettiği fikir çok önemlidir; onları iyice saptamak gerekir. Oyunun geçtiği dönemi ve ortamı tanımak için araştırma yapmak şarttır. Örneğin, "Danton'un Ölümü"ndeki rolümü (Lucille) gözü kapalı çalışmamak için tarih kitaplarından bütün bir Fransız ihtilalini, sebeplerini ve sonuçlarını okuyup, öğrenmem gerekmişti. Bu her oyun için geçerli. Böylece her oyun, oyuncu için ayrı bir eğitim süreci haline de gelebiliyor.
Zamanı dengeleyebilmek için kendimize mutlaka bir program yapmalıyız. Okuma ve tahlil provalarından sonra hemen halledilmesi gereken ilk kaba çalışma, ezberdir. Bize verilen prova süresini asla ezber için harcamamalı. Ancak, kuru kuruya ezber de sakıncalıdır. Provalar başlayınca her şey çok değişebilir. Bu konuda kısmen esnek olmakta yarar var.
Provalar boyunca, oynayacağımız karekteri bütünlemeye ve yönetmenle yorum birliğine varmaya çalışmalıyız. Çelişkilerin üzerine gitmeli. Bu arada, karşılıklı oynadığım arkadaşlarla ortak bir uyum ve biçim elde etmeye çalışmalı. Arayışlar, yapabildiklerimiz ve yapmamız gerekenlerin denetimi, gece gündüz, provalarda ve sonrasında hata uyurken bile bilinç altı sürer. Bu uğraş, çizdiğimiz program içinde, oyun başlayıncaya kadar sürer.
Ancak, oyun başladıktan sonra her şey bitmez. Kuşkular, korkular, acabalar, seyirciyle birlikte gelen yeni durumların nedenleri, niçinleri hep devam eder. Hiçbir zaman, tam olarak emin olunmaz. İlk gün, oyunun ilk haftası, birinci ayın sonu... Tabii biliyorsunuz, bu arayışın sonu yoktur ve her zaman yapılmamış birşey bulmak mümkün. Ayrıca şunu da hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, her zaman sizden daha iyisini yapan biri mutlaka çıkacaktır
Anlatılanları ayna karşısında yaparsanız daha yararlı olacaktır.
Burada anlattıklarım hayati önem taşımaktadır. Ayna karşısında kendinize not verebilir, inandırıcılığınızı kendiiz ölçebilirsiniz.
Sizin gibi mimiklerini ve vücudunu kullanan birinin gösterisine parayla gitmeye ikna olana kadar tekrarlayın.
GÖZLER:
Gözlerimiz yarı kapalıyken kötülüğü ve küçümsemeyi, gözkapaklarımızı indirdiğimizde saygıyı, utanmayı anlatırız.
Heyecanla gözler bir anda kapanıp açılır, gözkapakları aşağı iner, baş hafif sallanır. Vücut ürperir, titrer, sık soluma yapılır. Gözlerin iri iri açılması şaşkınlık, hiddet, hayret, dehşet belirtisidir.
KAŞLAR:
Kaşlar çatılarak derin düşünceyi, sertliği, sağlam bir iradeyi belirtir. Kaşların başlangıç kısımlarının yukarı doğru kalkıp, uç kısımlarının aşağı doğru inmesi ıstırap anlamıdır.
Öfkede kaşlar çatılır, kaş aralarında derin bir çizgi belirir, burun delikleri açılır, gözlerde şimşek çakar, dudaklar aralanır, alt dişler üst dişlerden önce görünür, sık, sert ve derin soluma yapılır.
Derin sevgide kaşlar kalkar, gözler büyür, ağız hafifçe açılır, dudak kenarları biraz yukarı kıvrılır. Bütün çizgilerde bir tatlı okşayış, bütün yüzde saf bir parlaklık görülür, sakin soluma yapılır.
AĞIZ:
Dudakların yarı açık oluşu hayret ve sevinci, çok açılması şaşkınlığı anlatır.
Dudak kenarlarının aşağı doğru inmesi üzüntüyü, dudakların büzülerek öne doğru uzaması susmayı somurtmayı belirtir.
Alt çenenin biraz öne çıkması gaddarlığı, dişlerin birbirine vurması çılgın bir hiddeti anlatır.
BAŞ:
Başın öne doğru duruşu merak ve gaddarlığı, geriye çekilmesi saygısızlık, korku, yana doğru hafifçe eğilmesi kayıtsızlık, acıma, öne doğru eğilmesi utanç ve korku belirtir. Başı yukarıdan aşağıya sallamak doğrulama, önden arkaya doğru kaldırmak inkar anlamını verir.
KOLLAR:
Kolların herhangi biri 'gel' ve ya 'git' emri vermek üzere öne doğru hızla hareket ettirilir. Yer göstermek üzere gösterilen yere doğru bükülür. Şiddetli hayranlık duygularının belirtilmesinde, kolların ikisi birden yukarı doğru kaldırılır.
Cesaret kırıcı bir durum karşısında ümitsizce yanlara doğru bakılır. Bekleyiş, meydan okuyuşta kollar öne doğru kavuşturulur.
ELLER:
Avuç içi, yüreğin üstüne bastırılarak sevgi ve heyecan anlatılır. Avuç içi göğsün ortasına bastırılırsa inanmak, iman etmek duyguları belirtilir. Avuç içinin dışarı doğru çevrilerek itilmesi tiksinme, iğrenmeyi belirtir. Bu arada başta biraz geriye doğru bükülür. Avuçların birini diğeri üzerinde ovalama neşe ve sevinç belirtisidir.
PARMAKLAR:
El jestlerinde özellikle işaret parmağı çok büyük rol oynar. İşaret parmağı kol ile birlikte öne doğru uzatılırsa işaret veya kovma anlamı verir. İşaret parmağı bükülerek göğse doğru çekilirse yaklaşmayı, çağırmayı, yine işaret parmağı düz olarak ağıza yaklaştırılırsa susturmaya çalışmayı belirtir.
Bütün parmaklar kapatılarak kuvvet ve azim, yumruk gösterilirse tehdit anlatılır.
Parmaklar bükülmüş olarak işaret parmağı baş parmağa sürtülürse, para işareti yapmış olunur.
Eller birleştirilerek parmaklar birbiri içine geçirilirse yalvarma anlamı verilmiş olur.
BACAKLAR:
Bacakların duruşu da çok önemlidir. Bacaklardan birinin diğerinden ayrılmış olarak önde durması kuvvet, ataklık ve şiddetli duyguları belirtir.
Ayakların aynı hizada birbirinden ayrı durması rahatlık, kaygısızlık, meydan okuma veya durgunluk belirtir.
Bacak bacak üstüne otururken bir bacağın sık sık sallanması sabırsızlık, sinirlilik belirtisidir.
VÜCUT:
Vücudun büzülmesi, sırtın kamburlaşması, kolların gövdeye yapıştırılması yılgınlık ve utanma belirtisidir. Bunun aksi hayranlık, zafer anlatır.
İğrenmede vücut geriye doğru, istek merak ve ataklıkta ileri doğru gider. Yana ve geriye doğru uzanarak gururu, saygısızlığı veya fizik yetersizliğini anlatır. Vücudun öne doğru eğilmesi saygı belirtisidir.
Oyuncular: Dakota Fanning Coraline (voice), Ian McShane Mr. Bobinski (voice),
Teri Hatcher Coraline's Mother / Other Mother (voice)
Keith David The Cat (voice), Jennifer Saunders Miss Forcible (voice)
Yönetmen: Henry Selick
Senaryo: Neil Gaiman, Henry Selick
Müzik: Bruno Coulais, They Might Be Giants
Görüntü Yönetmeni: Pete Kozachik
Tür: Animasyon, Aile, Fantastik
Yapım: ABD 2008 (Renkli)
Dil: İngilizce
Dağıtıcı Firmalar: UIP
"Beowulf" ve "Princess Mononoke"nin senaryo yazarı Neil Gaiman'ın aynı adlı romanından sinemaya uyarlanan, yönetmenliğini The Nightmare Before Christmas'ın da yönetmeni olan Henry Selick'in yaptığı "Coraline", digital 3 boyutlu sinema salonlarında gösterilmek üzere dual digital kamera donanımıyla stereoskopik olarak çekilen ilk stop-motion animasyon filmi olma özelliği taşıyor..
Filmin konusu, Coraline ailesi ile taşındığı yeni evde gizli bir kapı bulur. Bu kapı paralel dünyaya açılan bir geçittir. Caroline'in içine geçiş yaptığı bu dünya, tıpkı gerçek hayatına benzemektedir. Kendi hayatına benzese de çok daha fantastik olan bu diğer dünyada Caroline, buranın sakinleri olan egzantrik Miss Forcible ve Miss Spink ile karşılaşacaktır.
Tiyatroda bi duyguyu izleyiciye aktarmak her ne kadar vücut diliyle ilgili gibi gözüksede asıl önemli olan sesin eğitimi ve aktardığı duygudur. Bu nedenle tiyatroyla ilgilenen herkes ilk önce sesini eğitmelidir.
SES EĞİTİMİ
Sesi ısıtır.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, ..........80,....90, ... 98, 99,100
1 den 100 e kadar belirli bir ses tonu ile say
Sesin tizliği...
MAN, MEN, MİN, MON, MUN, MÜN, MIN, MÖN
Mmmmmmmmmmmmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnn
Ağız kapalı burundan ağızdan ağız kapalı burundan
Man sesi çıkarılırken harfler arasında kesinti olmayacak.
Sesi kuvvetlendirir.
1, 2, 3, 4, 5, 4, 3, 2, 1
1 den 5 kadar sesin şiddetini arttırarak say, aynı şekilde azaltarak geriye doğru say.
Sesi kuvvetlendirir.
HAH, HEH, HİH, HOH, HUH, HÜH, HIH, HÖH
Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede çıkacak
Sesi kuvvetlendirir.
PAH, PEH, PİH, POH, PUH, PÜH, PİH, PÖH
Karından başlayıp ağızdan ses maksimum seviyede patlar gibi çıkacak
Çalışmalar 1 yıl her gün yapılacak.
MAN, MEN, .....sürekli yapılacak.
Ses çalışması 11.00 ile 22.00 arası yapılabilir.
Toplum karşısında konuşmadan önce çok sıcak veya soğuk içecekler içilmemeli,
Konuşmadan 15 dk. önce kış aylarında ıhlamur içilebilir.
NEFES KONTROLÜ
Doğru nefes diyafram nefesidir.
Nefes alırken önce karın bölgesi şişmeli, sonra ciğerlerin tamamı,
Nefes verirken önce karın bölgesi inmeli, sonra ciğerlerin tamamı inmeli.
EGZERSİZ
Nefes al -göbek- sonra ciğerleri kullan. Sayı arttıkça zorlama oldukça nefes açılır.
1 den 5 e sayarak nefesi ver.
Sonra 10, 20 ye 30 u zorla 50 de bitir.
Her gün artır.
Her defasında 1 den başla
AĞIZ DUDAK TEMBELLİĞİ
1. U ve İ harflerini söylüyormuş gibi U ağzını büz, İ ağzını ger.
Günde 3 dakika, sabahları yap.
Dudak kaslarını geliştirir.
Dudak kasları kuvvetli olan sesin çıkışına hakim olur.
2. Kurşun kalem çalışması:
Kurşun kalem dik olacak şekilde ağza alınır. Yarım santimetre kadar ağza girecek şekilde dişlerin arasına sıkıştırılır.
Bu şekilde roman sayfasının yarısını heceleyerek vurgulu oku.
Vurgulu oku
P Ç T K R M Z N harflerini abartılı olarak oku.
3. Dil gerilmesi:
Dilini salla, ger: dil önemli konuşma organımızdır.
Boynu arkaya ger ki çenen gelişin.
VURGULAMA
Vurgulamada fikir ön plandadır.
Ne kadar iyi vurgulama yaparak konuşursan karşındaki o kadar iyi anlar.
TONLAMA
Tonlama konuşmaya duygu vermek için yapılır.
Hissettiğini net hisset ve karşı tarafa hissettir.
Tonlama duyguyu çıkarmamızı sağlar.
BEDEN DİLİ
Yaz aylarında yüzün gevşek olur.
Yaz aylarında kendini sürekli gerersen terlersin
İnsan sinirli iken kendini tutar. Kalemi, sağını solunu, masayı,
İnsan kendine destek aradığı için tutma ihtiyacı hisseder.
Bilirsen bedenine hakim olursun.
Bir şeyi elinde tutmak güçsüzlüktür.
Asla ellerini cebine atma-sığınma
Doğal duruş ellerin yanda olmasıdır.
KENDİN GİBİ OL...
Karşındakinin duygusunu anla ve "ben olsaydım" diye kendine sor, sorgula..
Konuşmada % 20 yetenek % 70 tekniktir.
Heyecanını kontrol et, çocuğa heyecanını kontrol etmesini öğret.
İtiraf et. Ne kadar itiraf edersen o kadar rahat edersin.
Ne kadar itiraf edersen o kadar az yaparsın.
Konuşma organlarının boğazdan çıkan sese biçim vermek için topluca çalışmasıdır. Tiyatroda en önemli şey denilenin anlaşılmasıdır. Söylenen sözlerin anlaşılması için temel sesler ünlüler değil ünsüzlerdir. Seslerin agızdan çıkışına dilin konumuna dikkat etmek gerekir.
SÖYLENİŞ (FONETİK):
Sadece söylenişi göz önünde tutar. Diksiyon, güzel bir söylenişin asal kurallarını verir ve söylenişteki ihmali yenmeye çalışır. Fonetikse diksiyonda seslerin meydana gelmesini ve ses organlarının durumlarını inceler.
Genel olarak söyleniş bozuklukları ünlülerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlışlıklardan doğar.
Örnegin: açık E yerine kapalı E - kalın E, kalın A yerine ince A söylemek gibi. Boğumlanma bozukluklarıysa ünsüzlerin fonetik yönünden biçimlenmelerindeki yanlışlıklara denir. Örnegin:gılama, şeleme, leleştirme gibi.
Her ikisi de düzgün söz söylemekte önemli yer tutar.
Boğaz ve burundaki et fazlalıkları, küçük dilin görevini yapamaması, dişlerin seyrek oluşu ve onların üst üste binerek sıralanması, üst dudağın kısa ve yukarı doğru çekik oluşu, çenelerin dışarı doğru çıkıklığı ve içeri doğru çekikliği vb.
Diğer fonetik hatalara şöyle bir göz atalım:
*Atlama: Pek yaygın olan bir söyleniş bozukluğudur.
Örneğin: (kendisi) yerine (kensi), (karşılaşma) yerine (kaşlaşma), (hanımefendi) yerine (hamfendi), (nasılsınız) yerine (nassınız), (Galatasaray) yerine (gassay), (kalk oradan) yerine (kak ordan), (kilitledim) yerine (kitledim) vb.
Harflerin çıkarılışına özen gösterip başlangıçta ağır konuşarak bu bozukluğun önüne geçilebilir.
*Gevşeklik: En sık görülendir. Bir boğumlama tembelliğinden ileri gelir. Bu bozukluğun önüne geçmek için dişler arasına bir kurşun kalemi sıkıştırıp heceleri söylerken onların iyice anlaşılmasına çalışılır. Dişler arasından kalem çekildiği zaman, boğumlanma daha açık olarak anlaşılan bir biçim alıp dil, yanaklar ve dudaklar görevlerini yapmaya başlarlar.
*Gılama: ( R ) ünsüzünün, küçük dilin titremesiyle boğazda meydana gelmesidir. Bu bozukluğu gidermek için ( R) ünsüzünü doğru boğumlandırmaya çalışalım. (R) ünsüzü dilin ucunu damağa kadar kaldırarak verilir. Öyle ki dil şiddetle çıkan havaya dokununca geri çekilir ve bir çeşit titreme yaparak yerine gelir. Böylece dilin ucunu uzun zaman titremeye çaba harcamakla iyi bir sonuç alınabilir.
*Islıklama: ( S ) ünsüzünün şiddetini abartmaktan ileri gelir. Dil üst dişlerin iç tarafina dayanip hava dişlerin arasindan sizarsa bu yanliş ortaya çikar.
*Değiştirme: Bir ünsüzün yerine başka bir ünsüzü söyleme alışkanlığı olup bir çok çeşitleri vardir.
Sert ünsüzlerle olanına sık rastlanır.
(zeleştirme) ( j ) yerine (z) söylemek örnegin: (şarj) yerin (şarz),
(Seleştirme) ( ş ) yerine ( s ) söylemek örn: (paşam) yerine (pasam),
(jeleştirme) ( c ) yerine (j) söylemek. Örn: (kucak) yerine (kujak),
(şeleştirmek): (s) yerine (ş) söylemek. Örn: (sana) yerine (şana)
Diğer ünsüzleri ilgilendiren değişmeler. (leleştirmek) ( R ) yerine (L) söylemek. Örn: (merhem) yerine (melhem), (birader) yerine (bilader) bazen de (n) yerine (L) söylenir (fincan) yerine (filcan)
Yerleştirme: Bazı yerine veya arasına (y) ünsüzünü sıkıştırmaktan ileri gelir. (Müezzin) yerine (meyzin), (iade) yerine (iyade), (gönlüm) yerine (göynüm). Bazı ağızlarda (b) yerine (p), (d) yerine (t) olduğu görülür. Örn: (Kıbrıs) yerine (Kıprıs), (leblebi) yerine (leplepi) vb.
Yutma: Genellikle içinde (h) ünsüzü bulunan kelimelerde sık görülür. Örn: (Ayhan) yerine (ayan), (Mehmet) yerine (memet) vb.
*Söyleniş bozukluları: Ünlüleri ilgilendiren değişmeler. (ince a) yerine (kalın a) söylemek. Örn: (Kemal) yerine (kemal) vb. (e) yerine (a) söylemek. örn: (elektrik) yerine (alektrik)vb. (a) yerine (e) söylemek. Örn: (Azrail) yerine (ezrail)vb. (ince o) yerine (kalın o) söylemek (lokma) yerine (lokma) vb.
PROSODİE (VURGU):
Sözcük vurgusu hecenin şiddetiyle ilgili olduğu gibi birde hecenin süresi yani uzunluğu kısalığı ile ilgili olan (nicelik)i vardır. Sözcüklerde bu iki özellik birbirini karıştırmamalıdır. Nicelik , bir hecenin uzunluğu ve kısalığı ile ilgilidir. Halbuki şiddet ise bir hecenin vurgusuyla ilgilidir.
Dilimizde süresi uzun olan heceler hep yabancı sözcüklerde bulunur. Örn: katil, kase, cahil, ebedi, hazine vb yanlış söylememek için kelimelerin kökenlerini araştırmak gerekir.
Türkçe de (ğ) ünsüzü kendinden önce gelen ünlü üzerinde etki yaparak bulunduğu hecenin uzamasına neden olur. Örn: yağmur= yaamur, öğretmen= ööretmen, öğle=ööle , çağdaş= çaadaş. İlk hecelerde (y) nin de gevşeyip kendisinden önceki ünlüyü etkileyip heceyi uzattigi görülür. Örn: böyle=bö-le, şöyle= şö-le, öyle=ö-le, söylemek=sö-lemek vb.
(Ğ) ünsüzünün bir etkisi de şöyledir: yapacağım= yapıca-m (ğ) demin bahsettiğimiz uzatma etkisini yaparken kendisinden sonra gelen ünlünün de düşmesine sebep olur. Bu durum genellikle eylemlerde görülür. Örn: edeceğim= edice-m, oturacağım= oturuca-m vb.
BİR kelimesinden biraz konuşalım. Adet belirttiği zaman yani kendi sayı anlamıyla kullanıldığında (bir) herhangi bir şeyden bahsederken (bi) olarak söylenir. Örn: adam bir gün bir sinemaya gitmiş. Soru: adam ne gün gitmiş? Her hangi bir gün gitmiş. Yada söyle sorabiliriz bu soruyu adam yalnızca bir gün mü bir tek sinemaya gitmiş? Burada (bir) kendi sayı anlamıyla değil (herhangi) anlamıyla kullanıldığı için (bi) olarak söylemek daha doğrudur.
Orada, burada, şurada kelimeleri de (bir)e benzer özel bir söyleniş biçimi taşirlar. Burada = burda, şurada= şurda, orada= orda, olur ve aradaki a harfi düşer.
Kelime sonlarındaki -yor heceleri üzerine birkaç söz: -yor hecesi fazla bastırılmadan yada bastırmayacağı diye yok saymadan söylenmelidir.
Son uyarıda çok sık kullandığımız (değil) kelimesi için. Değil kelimesi söylenirken (e) harfi düşer ve yerini (i) harfi alır. DEĞİL=DİĞİL olur.
Hazır burada bir çok tiyatro kursunu tanıtmışken ve yeni sezonla birlikte kursiyer alımlarının başladığını bildirmişken bu sanatla uğraşmak isteyenlere fikir olması açısından en önemli ders (Diyafram ve Sesi Kullanma) hakkında bilgiler sunmak istedim. Eğer ilgilenen olursa diğer dersleri de yazarız.
En güzel ses, hiç bir zaman zorlama olmadan çıkan sestir. Oyun sırasında kelime ve cümleleri ayrı tonda ve vurguda söylemek büyük bir yanlıştır.
Oyuncular için en doğru soluma diyaframdan solumadır.
Diyaframdan solunum yaparken akciğerlerimizin alt loplarını etkin şekilde kullanmak suretiyle, kaburga kemiklerinin alt hizasından dışarıya itilecek şekilde nefes alabilmeyle çalışılır. Önce çok derin olmak kaydıyla arda arda 3-4 soluma yapın. Göğüs kafesiniz ve omuzlarınız yukarı doğru kalkarsa hatalı nefes almışsınız demektir.
Diyafram nefesini daha iyi anlayabilmek için düz bir zeminde yere sırt üstü uzanın. Hızlı ve kısa aralıklarla sadece ağızdan solumaya başlayın. Yerde nefes alırken dikkat edeceğiniz şey, göğüs kafesinin bittiği yerden karından gözlemlenen bir hareket söz konusu mu?
Bunu anlamak için iki elinizle göğüs kafesinizin üzerine hafifçe bastırın ya da başka bir arkadaşınızdan iki eliyle göğüs kafesinizin üzerine bastırmasını rica edin.
Şimdi aynı solumayı göğsünüzün alt kısmına doğru yapın. Diyaframdan nefes alıyor musunuz dikkat edin. Üzülmeyin diyaframdan nefes alamadıysanız başka bir önerim daha var, çünkü diyafram nefesini öğrenme, bazı insanlar için sanıldığından zordur.
Şimdi sırt üstü düz konumda uzanmış durumdasınız. Nefesinizi tutun, bu halde kamınızı içeri ve dışarı itin. Nefes almadan bunu gerçekleştirebiliyor musunuz? Cevabınız evet ise şimdi karnınızı dışarı itin, nefes verirken kamınızı içeri çekin. Bu yolla diyaframdan solumayı öğrenebilirsiniz. Bunu defalarca tekrarlayın.
Diyaframdan doğru nefes alma şeklinizin otomatikleşmesi gerekmektedir. Bir oyuncu olarak her zaman için bilinçli olarak nefesimizi kontrol etmeliyiz. Alışkanlık kazanıncaya kadar iki hafta bu çalışmaları tekrarlayın. Günde en az kırk dakika çalışın. Çalışmalarda başarılı olabilmek için çalışma öncesinde midenizin 1/3'ünün boş olmasına dikkat ediniz. Diyaframdan nefes alma, yukarıda önerilenler doğrultusunda sürekli ve düzenli yapıldığı sürece alışkanlık haline gelecek, otomatikleşecektir. Zamanla diyaframınızı kullanmayı ve aldığınız nefesi iktisaslı ve uzun sürede kullanmayı öğrenmelisiniz.
Örneğin bir oyunda oynuyorsunuz ve üç sayfalık bir tiradınız var; eğer diyaframınızı iyi kullanabiliyorsanız, takılmadan, zorlanmadan ve tekstin içerisindeki anlatımı yakalayacak şekilde oynayabilirsiniz.
Ama farz edin ki, diyafram kullanmanız zayıf. Gereksiz yerde nefes alıp vereceksiniz ve tekstin altından kalkmanız zorlaşacaktır.
Diyafram Nefesinde Dikkat Edilecek Aaltın Kurallar:
1- Nefes alırken derin, sık, çabuk, düzenli, gerilmeden, gürültüsüz alıp vermeyi öğrenmelisiniz.
2- Nefesinizi kesinlikle burnunuzdan alıp, ağzınızdan vereceksiniz.
3- Nefesinizi alış, tutuş ve veriş zamanlamanız 1- 4 -2 formülüne uygun olmalı.
4- Yani nefesinizi 2 saniyede almışsanız 8 saniye içinde tutacak ve 4 saniyede vereceksiniz.
5- Nefes alırken akciğerlerinizi zorlayınız. Nefesi uzun süre alıp tutmayı öğreniniz.
6- Bir anda fazla alınan oksijen baş dönmesine yol açabilir.
7- Amaç ciğerleri büyütmektir. Ama ciğerler bir anda büyümez. İdeal bir diyafram nefesi kısa sürede oluşturulamaz. .Çalıştıkça diyaframınızın geliştiğine tanıklık edeceksiniz.
8- Eğer gırtlağı fazla sıkarak havayı, tutmaya kalkarsanız gırtlak yorulur. Ses bozulmaya başlar.
9- Konuşmaya başladığınızda aldığınız hava bir çırpıda boşalıp bitmemelidir. Aynı havayı en uzun süre kullanmayı öğrenin. Ama bu sırada kasılmamalı ve gırtlağın kapanmasına neden olamamalıyız. Yoksa hırıltıdan başka bir şey çıkaramayız.
Tamam ben kaptım bu işi derseniz eğer tebrikler. Şimdi şu cümleleri tekrarlayabildiğiniz kadar tekrarlayın.
1-Bir berber bir berbere bre berber beri gel diye bar bar bağırmış.
2-Pireli peyniri perhizli pireler tepelerse pireli peynirler de pır pır pervaz ederler.
3-Ocak kıvılcımlandırıcılardan mısın, kapı gıcırdatıcılardan mısın?
Ne ocak kıvılcımlandırıcılardanım, ne kapı gıcırdatıcılardanım.
4-Çatalca'da topal çoban çatal yapıp çatal satar,
nesi için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar? Kârı için çatalca da topal çoban çatal yapıp çatal satar.
5- Dört deryanın deresini dört dergâhın derbendine devrederlerse,
dört deryadan dört dert, dört dergâhtan dört dev çıkar.
Oyuncular: Andre Braugher,William B. Davis,Clea Duvall,Anne Hathaway
David Morse,Dianne Wiest,Patrick Wilson,Don Thompson,Ryan Robbins
Yönetmen: Rodrigo García
Senaryo Yazarı: Ronnie Christensen
Görüntü Yönetmeni: Igor Jadue-Lillo
Müzik: Ed Shearmur
Tür: Dram, Korku, Gerilim
Yapım: ABD 2008 (Renkli)
Dil: İngilizce
Dağıtımcı Firma: Warner Bros
Genç terapist Claire Summers (Anne Hathaway), hocası (Andre Braugher) tarafından korkunç bir uçak kazasından sağ kurtulan beş yolcuya danışmanlık yapmakla görevlendirilir. Böyle güç bir görev alan Claire'in yaşadığı zorluklar, yardım elini reddeden ve kazayı bahane ederek ona açık açık kur yapan Eric (Patrick Wilson)'le karşılaşınca kat be kat artar.
Claire Eric'le arasında mesleğinin gerektirdiği mesafeyi korumaya çabalarken, diğer hastalar kazaya dair -ve havayolları şirketinin resmi açıklamalarıyla çelişen— ayrıntıları anımsamak için mücadele vermektedirler. Havada gerçekleşen olası bir patlamayla ilgili anıları suyüzüne çıktığında, yolcular gizemli bir şekilde ortadan kaybolmaya; Claire de bu olayda havayollarının parmağı olduğundan şüphelenmeye başlar. Gerçeği açığa çıkarmaya kararlı olan Claire'in git gide içine çekildiği komplo ve Eric'le giderek derinleşen ilişkisi, kaderin şiddetli bir oyunuyla birbirine karışacaktır.
Oyuncular: Colin Farrell,Edward Norton,Jon Voight,Noah Emmerich
Jennifer Ehle,John Ortiz,Frank Grillo,Shea Whigham,Lake Bell
Yönetmen: Gavin O'Connor
Senaryo: Joe Carnahan,Gavin O'Connor
Görüntü Yönetmeni: Declan Quinn
Tür: Polisiye,Dram
Yapım: ABD 2008 (Renkli)
Müzik: Mark Isham
Dağıtımcı Firma: Warner Bros
"Narkotik" (Narc) ve "Tiryakiler" (Smokin Aces) ile suç filmlerindeki kalitesini ispatlayan Joe Carnahan'ın senaryosunu yazdığı "Gurur ve Zafer" (Pride And Glory) önümüzdeki Ekim ayında ABD'de gösterime giriyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Gavin O'Connor olacak.
2008′in en çok merak edilen yapımlarından biri olan film, Edward Norton ve Colin Farrel gibi iki büyük oyuncunun varlığıyla sinemaseverlerin ilgisini daha da çeker hâle geldi.
"Pride and Glory - Gurur ve Zafer", New York Polis Departmanı'nda çalışan dedektif Ray Tierney'nin (Edward Norton) en yakın arkadaşı olan meslektaşı Jimmy Egan'ın da (Colin Farrel) içine bulaştığı büyük bir yolsuzluğu ortaya çıkarmasını konu alacak.
Filmde ayrıca usta oyuncu Jon Voight da yer almakta. Babası yıllarca New York'ta dedektiflik yapmış olan yönetmen O'Connor, suç filmlerinin dünyasını avucunun içi gibi bildiğini söylüyor ve filminin 2008′de büyük bir gişe başarısına imza atacağını savunuyor.
Malzemeler:
1 kg. kuzu eti
1 soğan
4 biber
4 domates
sıvıyağ
tuz, karabiber
pulbiber
kimyon
Servis için:
Lavaş
karışık yeşillik
Hazırlanışı:
1 kg.kuzu etini küp olarak kesin.Daha sonra tavaya sıvıyağı alın.Üzerine 1 kg.kuzu etini ilave edin.Etler sulanıp
suyunu çekicek.Etler suyunu çekince pişirmeye devam edin.1 adet soğanı yemeklik kesin.4 adet domatesi küp olarak kesin.4 adet biberi kesin.
Lavaş ekmeğini içine tantuni etini alın.Etin üzerine soğan domates biber ilave edin.Üzerine tuz,karabiber pulbiber ilave edip lavaşı sarın.Servis tabağına tantuniyi ilave edip servis edin.
NOT: Tantuni Mersin'e Ait Bir Yemek Çeşidi Yalnız Eskişehir Yöresi Tantuniye Daha Çok Sahip Çıkıyor Ve Adı Daha Çok Geçiyor
Ben Eskişehirde Yedim Harika Bir Dürüm ve Ekmek Arasında Yapılıyor Tavsiye Ederim Yanında Yayık Ayranı İle..
Sıvıyağ
2 çorba k. un
2,5 su b. süt
tuz, karabiber
muskat
Üzeri için:
Kaşar peyniri
Hazırlanışı:
2 adet soğanı yemeklik kesin.Tavaya soğanı ilave edin ve soğanı kavurun.1 adet tavuk göğsünü küp olarak kesin.Soğanların üzerine tavuk etini ilave edin.Daha sonra üzerine küp kesilmiş olan domatesi ilave edin.Daha sonra tavukların üzerine ıspanak yapraları ilave edin ve birlikte soteleyin.Beşamel sosu için ise sıvıyağı tencereye alın.Üzerine 2 çorba kaşığı un ilave edin.Unu kavurun.
Un kavrulduktan sonra Unun üzerine 2.5 su bardağı sütü ilave edin.Daha sonra üzerine tuz ,karabiber ve muskat rendesi ilave edin.Tavuklu ıspanak karışımını fırın kabına alın.Üzerine havuçları dizin.Üzerine beşamel sosu dökün.Beşamel sosun üzerine kaşar peynir rendesi ilave edin.Daha sonra önceden ısıtılmış olan 180 dercelik fırında pişirin.
Malzemeler:
Yarım demet ıspanak
1 kök brokoli
1 çorba k. tereyağı
1 soğan
Terbiyesi için:
1 çorba k. mısır unu
1 çorba k. buğday unu
1 yumurta sarısı
2 çorba k. sirke
1 tavuk suyu, tuz
Hazırlanışı:
Tencereye 1 çorba kaşığı tereyağını alın.1 adet soğanı yemeklik kesin.Tencereye soğanı ilave edin ve soğanı kavurun.
Ispanağı iri olarak kesin.Brokoliyi ince olarak kesin.Soğan kavrulduktan sonra tencereye ıspanak ve brokoliyi ilave edin.Üzerine su ilave edin daha sonra blendırdan geçirip püre kıvamına geitirin.
Terbiyesi için ise bir karıştırma kabına 1 çorba kaşığı mısır unu,1 çoba kaşığı buğday unu 1 adet yumurta sarısı,üzerine sirke ilave edin.Üzerine 1 tavuk suyu ve tuz ilave edin ve çırpma teliyle karıştırın.Terbiyeyi daha sonra tencereye ilave edin ve bir taşım kaynatın.Çorb akaynadıktan sonra servis tabağına ilave edip servis edin.
Malzemeler:
3 yufka
3 patates
1 soğan
100 gr. pastırma
tuz, karabiber
50 gr. kaşar peyniri
50 gr. izmir tulumu
Üzeri için:
1 yumurta
Hazırlanışı:
1 adet soğanı yemeklik kesin.Tavaya soğanı alın ve kavurun.3 adet patatesi rendeleyin.Patatesin fazla suyunu sıkın.
Tavadaki soğanların üzerine rendelenmiş patatesleri ilave edin ve sotelemeye devam medin.Üzerine tuz ve karabiber ilave edin.Fırın tepsisine 1 adet yufkayı alın.Yufkayı karşılıklı katlayın.Yufkanın ortasına parçalanmış yufka ilave edin.Daha sonra fırın tepsisindeki yufkaya pide şeklini verin.Yufka pidesinin zeminine soğanlı karışımı alın.
Üzerine pastırmalrı dizin.Pasrıtmaların arasına dilim dilim kaşar peyniri ve izmir tulumu ilave edin.Yufkanın kenarlarına yumurta sarısı sürün.Diğer kalan yufkayıda aynı şeklilde hazırlayın.Pastırmalı yufka pidesini öncden ısıtılmış olan 200 derecelik fırında pişirin.
Malzemeler:
250 gr. tuzsuz lor
2 yumurta
1 çay b. sıvıyağ
1 su b. toz şeker
2 parça damla sakızı
1 çay k. karbonat
yarım limon
alabildiği kadar un
Üzeri için:
1 çay b. susam
Hazırlanışı:
Karıştrıma kabına 250 gr.tuzuz lor peynirini alın.Üzerine 2 parça damla sakızı ilave edin.Üzerine 1 su bardağı toz şeker
ilave edip karıştırın.Üzerine 2 adet yumurta kırın.Hamur malzemesini karıştırın.Üzerine karbınatı ilave edin.Üzerine alabildiği kadar un ilave edin ve karıştırın.Hamurun kulak memesi kıvamında hazırlayın.1 çay kaşığı karbonatın üzerine limon suyu ilave edin.
Hamuru ceviz parçası büyüklğünde kopartın.Yuvarlak olarak şekil verin.Kurabiye hamurunubir tarafını susam batırın.
Öncden ısıtılış olan 175 derecelik fırında pişirin.