Blooover2 (Karşı telefonun içine girmek için)
Mobile Webcam (Cep telefonunu webcam olarak kullanmak için)
Chetan-player (Oynatıcı)
Video player (Video Oynatıcı)
KD Player (MP3 çalar)
Lyrics Player (MP3 çalar)
DJ Mixer
Java Me Test (Telefonun Özelliklerini Gösterir)
Face Warp (Çektiğiniz Fotoları, Şekilden Şekile Sokar)
Compass
Web Player
01- Bir Ateşe Attın Beni
02- Ah Le Le
03- Çok Üzgünsün Arkadaş
04- İçimi Hoplatıyorsun
05- Bir Şarkımız Vardı
06- Bendensin
07- Cennet Bağına
08- Kırılsın Ellerin
09- Karabiberim
10- Beterin Beteri Var
11- Sallasana
12- Sen Vefasız Bir Peri
13- Bir Kızıl Goncaya Benzer
14- Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam
01- Şaka Maka
02- Çok Zor
03- Sonsuza Dek
04- Sayın Ben
05- Sonuncu Gün
06- Banane
07- Kabul Et
08- Teslim Ol
09- Kukla
10- Banane (Remix 1)
11- Banane (Remix 2)
01- Ağlayan Bebek
02- Diskotek
03- Bass Test
04- Extrem
05- Romans
06- Gülen Bebek
07- Kolbastı
08- Club 2009
09- Nehir
10- Raga
11- Oto Parti
12- Guguklu Saat
01- Kısa Veda
02- Bir Ben Mi
03- Yenildim
04- Aşktır Bu
05- İnceden
06- Son On Dakika
07- Vurdum Duymaz
08- Fırtına Sevda
09- Hiç Bir Affın Yok
10- Hoş Görülü Olmalıyız
01- Nasrettin Hoca
Söz & Müzik: Erol Büyükburç
02- Palyaço
Söz & Müzik: Erol Büyükburç
03- Çalışkan Arı
Söz & Müzik: Erol Büyükburç
04- Taka Tuka
Söz & Müzik: Erol Büyükburç
05- Çarşıya Vardım
Söz & Müzik: Anonim
06- Ali Babanın Bir Çiftliği Var
Söz & Müzik: Anonim
07- Mini Mini Bir Kuş
Söz & Müzik: Anonim
08- Kırlara Doğru
Söz & Müzik: Anonim
01- Tevekte Üzüm Kara
02- Bir Selam Sal
03- Çırpınıp İçinde Döndüğüm Deniz
04- Şaha Doğru Giden Kervan
05- Kaşların İnce Mince
06- Hoşgörü (Mührü Misali)
07- Çiğdem Der Ki
08- Ağlamaklı Kaldım
09- İpek Mendil
10- Koçgiri Düz Halayı (Enstrumantal)
01- Şaka
02- İnternet
03- Arpa Buğday Daneler
04- Mahallenin Cilvelisi
05- Aman Dur Br'Abi (R&B Mix)
06- Beyaz Giyme Toz Olur
07- Hay Hay
08- Taşa Çaldım Ayva ile Narını
09- Oley Oley
10- Kamp Ateşleri
11- Göçmen Kızı
"Başbakan belki de Genelkurmay Başkanı'nın çıkışını savunurken kimi yabancı servislere tepki göstermek istemiştir" dedi.
Peki niye?
Bu tez doğruysa ABD (ya da İsrail) kimi, niye cezalandırmaya çalışıyor?
İşin Ergenekon soruşturmasına uzanan bir boyutu var mı?
Bunlar da konuşuldu, ama o kısmına girmeyeceğim.
Konuşmanın bugün için önem taşıyan boyutu, Güneydoğu'ya ilişkindi.
Konuştuğumuz isim, "Öcalan'a içeride hiçbir şey yapılmadı. Ama yapıldığı söylentisini çıkarıp ortalığı birbirine katıyorlar" dedi. PKK'nın bu yolla gücünü göstermeye çalıştığını, DTP kapansın diye uğraştığını söyledi. DTP'nin bu süreçte hiç kendilerine yardımcı olmadığından yakındı.
Bu konuşmadan hemen sonra da Başbakan'ın Güneydoğu konusunda peşpeşe salvoları gelmeye başladı biliyorsunuz:
"Tek millet var. Buna karşı çıkan istediği yere gitsin" diyerek MHP söylemine yaklaştı.
"Pompalı vatandaş"a sahip çıktı.
Dengir Mir Mehmet Fırat'ın bu politika değişikliğinden dolayı devre dışı kaldığı, yerine "merkeze yakın" Abdülkadir Aksu'nun getirilmesiyle devletçi çizginin tahkim edildiği söylendi.
Bu yaklaşım Erdoğan'a, Fehmi Koru gibi, Taraf gibi destekçilerini kaybettirdi; karşılıklı "yazıklar olsun" dedirtti.
Şimdi Erdoğan'ın Bushlaştığı, Demirelleştiği, Çillerleştiği konuşuluyor.
Ne oldu peki?
Kim, tam da yerel seçim öncesi (ille Diyarbakır'ı isteyen) Başbakan'ı "merkeze götürdü"?
Yukarıda aktardığım görüşmede kimi ipuçları var:
Başbakan muhtemelen uluslararası bir komplodan kuşkulanıyor. Kürtler cenahından beklediği desteği bulamadığını düşünüyor ve kendisine yeni, "sağlam" müttefikler arıyor; buluyor da
Erdoğan'da şahinleşme emareleri daha önce de vardı, ama Aktütün saldırısının bu konuda bir dönüm noktası olduğu anlaşılıyor.
O halde kaygıyla sorulması gereken asıl soru şudur:
Bölgenin geleceğine kim şekil veriyor?
Asker mi ? Erdoğan mı ? Öcalan mı ? Barzani mi ? ABD mi ?
Son gelişmeler inisiyatifin el değiştirdiğinin göstergesi mi ?
Ankara, akasyalar ve şairler şehriydi bir zamanlar....
"Birinci Yeni" orada doğmuştu; "İkinci" de
Attila İlhan, Bilgi Kitabevi'nde çalışırdı. Set Kafeterya'nın caddeye bakan köşesinde şapkasını devirip "Yaraya Tuz Basmak"ı mı yazardı, "Sırtlan Payı"nı mı?
Ahmet Say, Metin Altıok, Tahsin Saraç, gündüz "Türkiye Yazıları"nı hazırlar, akşam Tavukçu'da rakı kadehinde şiir tokuştururlardı.
O ekipten Vecihi Timuroğlu, Atatürk Lisesi'nde müdürümüzdü.
Gülten Akın, Kültür Bakanlığı'nın Yayın Danışma Kurulu'ndaydı.
Özdemir İnce'nin, Ritsos çevirisi "Boyun Eğmeyen Ülke", 12 Eylül'e 5 kala çıkmıştı. Çok geçmeden boyun eğmişti bizim ülke
Darbede Gazi Eğitim'de öğretmenlik eden şair Ahmet Telli'yi "komünistlik"ten götürmüşlerdi; "Hüznümüz isyan olmuştu" o zaman
Aynı okuldan Hasan Hüseyin'i de bir önceki darbede aynı bahaneyle götürmemişler miydi? O darbeden de "Acıyı Bal Eğledik" çıkmıştı.
Dil Tarih'te Can Yücel Latince şiirler okurdu, daha sonra Metin Altıok'un felsefe okuyacağı dersliklerde
Enver Gökçe de oradan yetişmiş, sonra Halkevleri'nin "Ülkü" dergisinde Ahmet Hamdi Tanpınar'la, Ahmet Kutsi Tecer'le, Nurullah Ataç'la tanışmış, Arif Damar'la, Mehmet Kemal'le dost olmuştu.
Onların sevmediği "Garip" akımı az ilerdeki Atatürk Lisesi'nde doğmuştu. Okulun zili çaldı mı Orhan Veli, Oktay Rıfat'ın yanına koşar, "Teneffüsü gavur etmeyelim Oktay" derdi, "şiirden bahsedelim"
Kolay mı? Edebiyat hocaları Tanpınar'dı.
İki yıl sonra Melih Cevdet de katılmıştı aralarına dersten kaçıp ahşap istasyon binasında şiir okur, Türk Ocağı'nda Othello izler, Bulvar'da adını bile bilmedikleri bir kadının bahçesine kağıda sarılı şiirler bırakırlardı.
Erendiz Atasü'ye bakarsanız "Bulvar hanımeli kokardı" o zamanlar "Tek katlı evler, boz renkli apartmanlara dönüşmemiş, bahçeler ölmemişti henüz"
Türkiye Selülöz ve Kağıt Sanayii'nde çalışan Turgut Uyar, "Ankara'dan gelir geçer trenim/ bir gün olur elbet ben de binerim" dizelerini yazmamıştı.
Gitmemişti ki daha Sonra gittiler.Geride şiiri solmuş bir harabe bırakarak göçtüler birer ikişer Şöyle demişti son kalanlardan Metin Altıok:
"Zaman zaman soruyorum kendime; nerde Cemal Süreya? Ne oldu Tavukçu'daki öğle rakılarına? Coşkularım tarazlandı benimse, umudumda güve yenikleri; pas kokuyor aşklarım ve artık parlak bir tefle dolaşıyorum Ankara sokaklarını en kötüsü de, yaşlandı zamanımın güzel kızları Ankara, benim aziz kentim, sen kendini biraz fazla koyverdin
Sonra Metin Altıok da gömülmek istediği şehrinin toprağına yattı.
İlhan Berk'in de ölümüyle, şairlerin Ankara'sı hepten koyverdi kendini
Bugün o şairlerin ne büstleri var parklarda; ne sokak tabelalarında isimleri ne akasya kokulu bir durakta resimleri
Akasya da kalmadı ya hoş
Bulvar, hanımeli kokmuyor artık
Tavukçu'dan mısralar sızmıyor İnkılap sokağına
"Sırtlan Payı"nın yazıldığı Set Kafeterya'dan "Bi daha mı gelicez dünyaya" nameleri yükseliyor.
"İnsan, yaşadığı yere benzer" diyor ya Edip Cansever; siyasetçi biraz da ondan, kurumuş dallara benziyor.
Fikir, Hüseyin İnan'ındı. Rivayete göre boyayı kimya mühendisliğindeki devrimciler, silinmesi zor bir formülasyonla hazırlamışlardı.
Sonra Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Taylan Özgür, Mustafa Yalçıner, Mete Ertekin gibi öğrenci liderleri bir gecede stadyumu "devrim"e boyamışlardı.
Yazı tam 40 yıl orada kaldı. Yağmura, rüzgara, kazımaya, darbelere direndi. Silinmedi.
Ve 40 yıl sonra geçen hafta sonu "netleştirildi".
ODTÜ'lülerin stadyuma şarkılar eşliğinde "Devrim" yazdıkları gece, CNN'de, BBC'de son ekonomik krizi tartışan uzmanlar, adeta ağız birliği etmişçesine bunun "Reagan döneminin sonu" olduğunu söylüyordu.
Son çeyrek asırda Reagan'dan Bush'a uzanan ve dünyanın canına okuyan "iktisatta aşırı liberal/siyasette aşırı tehditkar" çizgi, asıl sonucunu şimdi veriyor ve ağır bir kalp kriziyle yeniliyordu.
Yerine neyin geleceği tam olarak bilinemese de çokları, başıboşluğa son verecek, daha iyi denetlenecek, adil bir vergi düzeni getirecek, sosyal tedbirlerle desteklenmiş, korumacı kamusal politikalara ihtiyaç duyulduğunda müttefikti.
Kontrolsüz piyasa hayali, yerini kamusal denetim ihtiyacına bırakıyor.
Sermayenin daha çok vergilendirilmesi, sosyal harcamaların artırılması ihtiyacı fark ediliyor.
Piyasaya güvenini kaybetmiş kitlelere güven aşılayacak, şeffaf yeni politikalar aranıyor.
Ve Amerika, Irak faturasını da içine alan bu krizden ülkeyi çıkaracak bir Demokrat yönetime hazırlanıyor.
Kamunun tasfiyesini ekonomik çıkış sayan, kamusal denetimin önünü tıkayan, adaletsiz vergi nizamını korurken yolsuzluklara kapı açan Türkiye'nin gündeminde de aynı başlıklar var.
Aslında onyıllardır sol hareketlerin programı olmuş hedefler bunlar
Sadece bunlar mı?
Türkiye'yi hala kasıp kavuran Güneydoğu sorununa yaraları saracak, adil, barışçıl bir çözüm bulunması vaadi de
Demokratik yeni bir anayasa ve o anayasayla temsil imkanları geliştirilmiş Meclis'e yeniden itibar kazandırılması,
rejimin sivilleştirilmesi ihtiyacı da
Reformlara tekrar hız verilmesi, temiz bir yönetimin işbaşına getirilmesi, yolsuzlukla kararlılıkla mücadele edilmesi, hukukun üstünlüğünün tescil edilmesi gereği de
Varoşların yeniden kazanılması ve kente entegrasyonu da
Laiklikle inanç özgürlüğünü başarıyla dengeleyebilen bir demokratik tavır da
Dünyayla barışık, sorun çözen bir dış politika anlayışı da
Eğitimden sağlığa, yargıdan insan haklarına kadar özgürlükçü, sosyal bir yönetim anlayışının seferber edilmesi gereği de
Sosyal demokrasi, Türkiye'de istediği kadar bu değişime ayak diresin, milliyetçiliğe meyletsin, muhafazakarlaşsın, demokratikleşme çabalarına mesafeli dursun, koşullar yenilikçi, çağdaş bir devrimci anlayışı dayatıyor.
Bunu uzaylılar gelip yapmayacağına göre yine bu toprakların demokratları yapacak. Ve bir araya gelip yapacaklar.
Önümüzdeki yerel seçimler, silinmeye yüz tutmuş duvar yazılarını yeni bir anlayışla yeniden yazmak için kaçırılmayacak ilk fırsattır.