MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Vücuda başka yararlarının yanı sıra özellikle ''karaciğerin dostu'' olarak bilinen turpun, bol vitamini nedeniyle kış aylarında sofralardan eksik edilmemesi gerektiği belirtildi.

    Türkiye'nin turp üretiminin yüzde 70'inin karşılandığı Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde hasat başladı. Yıllık 25 ton üretim gerçekleşen ve ilçe ekonomisine 15 milyon YTL katkı sağlayan turp, bu yıl da üreticilerin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Özellikle havaların yağışlı gitmesinin üreticileri daha da mutlu ettiğine değinen Kadirli Ziraat Odası Başkanı Hanifi İspir, sabahın ilk ışıklarıyla soğuk havaya rağmen tarlada başlayan turpun zahmetli yolculuğunun şehir merkezinden geçen Savrun Çayı üzerine kurulu havuzlarda yıkanıp paketlenmesi ile devam ettiğini belirtti.

    İspir, adına her yıl uluslararası festival düzenlenerek ağalık seçimi yapılan turpun ortalama 5 bin kişiye istihdam sağladığını belirterek, ''havaların son günlerde yağışlı gitmesi nedeniyle fiyat olarak sezona iyi başladı. Bu yıl 35 bin dekar alana ekimi yapılan turpun kilosu 25 ile 30 YKr'den alıcı buluyor. Piyasada ise 50 YKr'den satılıyor. Kadirli ekonomisi için çok büyük katkısı var'' dedi. Kadirli İlçe Tarım Müdürü Fatin Rüştü Özeser de vitamin yönünden çok zengin olan turpun böbrek taşı, astım, sarılık, safra kesesi, bronşit, öksürük, karaciğer ve romatizma gibi hastalıklara iyi geldiğini vurguladı.

    Turpun içerisinde C, B1, B2 vitaminleri, şekerler, nişasta, hardal yağı
    ve askorbik asidin bulunduğuna değinen Özeser, şunları kaydetti:
    ''İster yeşil salataya süs olarak, isterseniz rendelenmiş olarak yiyebilirsiniz. Özellikle kış aylarında turpu sofranızdan eksik etmeyin. Her gün içilen 1 kahve fincan turp suyu karaciğeri güçlendirip safra kesesindeki taşları eritiyor. Ayrıca, soğuk algınlığı sebebiyle ortaya çıkan inatçı öksürükte 1 tatlı kaşığı turp suyu içmek, öksürük şurubu kadar etkili. Turp, böbreklerdeki mikropları öldürür, kum taşlarının dökülmesine de yardımcı olur. Aynı zamanda kabızlığı giderip, diş etlerini kuvvetlendirir.''
#04.12.2008 23:37 0 0 0
#04.12.2008 22:29 0 0 0
  • HIV virüsüyle doğan çocuklarda erken tedavi hayat kurtarıyor.

    BM tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre bebeklere HIV testi yapılması, virüs taşıyan pek çok bebeğin hayatını kurtarıyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), BM Çocuk Fonu (UNICEF), BM AIDS Programı (UNAIDS) ve BM Nüfus Fonu tarafından hazırlanan araştırma, yeni doğan çocuklara bu testin yapılması gerektiğinine işaret ediyor.

    UNICEF Başkanı Ann Veneman raporla ilgili yaptığı açıklamada ''HIV virüsü taşıyan çocukların yarısı maalesef gerekli tedaviyi göremedikleri için ikinci doğum günlerinde hayatta olmuyor'' dedi. Veneman, HIV virüsüyle doğan çocukların virüsün teşhis edilmesi ve ilk 12 haftada tedaviye başlanması halinde hayatta kalma şanslarının yüzde 75'lere kadar çıktığını da belirtti.

    Raporda HIV virüsü taşıdıkları bilinmeyen 1 yaşın altındaki pek çok bebeğin AIDS'in yol açtığı hastalıklardan dolayı öldüğü belirtilerek özellikle Afrika'daki ülkelerde bebeklere HIV testi yapılmasının yaygınlaştığı, bunun son derece olumlu olduğu belirtildi.

    BM verilerine göre, dünyada halen 33 milyon civarında insan AIDS hastalığına yol açan HIV virüsü taşıyor ve bugüne dek 25 milyon kişi AIDS'ten dolayı hayatını kaybetti.
#04.12.2008 21:57 0 0 0
  • Gebelikte vücudun değişmesiyle giyinme problemi de ortaya çıktığını belirten Zübeydehanım Doğumevi Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Özer Kutlu, "Dar giysiler annenin yanı sıra bebek için de zararlı "dedi.



    Gebelik giysilerinin hijyenik ve pratik olması gerektiğini ifade eden Dr. Kutlu, "Giyseler bebeğinizi sıkıştırmamalıdır. Gebelikte şıklığınızdan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Gebelikte giysileriniz rahat olmalı ve sıkıştırmamalıdır. Bol pamuklu giysileri tercih edin. Gebelik döneminde kolay terler kolay üşürsünüz. Bu nedenle kat kat giyinmeyi tercih ediniz. Terlediğinizde üzerinizdeki bir kat giysiyi çıkarmak, üşüdüğünüzde tekrar giyinmek en kolaydır" diye konuştu.


    Gebelik ilerledikçe göğüslerin de irileştiğini ve ağrılar oluşabildiğini kaydeden Kutlu, "İç çamaşırları dar olmamalıdır. Her zaman kullandığınız iç çamaşırından 1 veya 2 numara büyük olanlarını kullanabilirsiniz. Vaginal enfeksiyonlar, özellikle mantar gebelikte sık görülen yakınmalardandır. Vücudun hava almasını engellemeyen bol pamuklu çamaşırlar kullanarak bu yakınmaları bir derece azaltabilirsiniz. Gebelikte artan vaginal salgılardan dolayı oluşan akıntılar için sürekli pet kullanabilirsiniz. Ancak pet ve çamaşırınızı sık değiştiriniz. Çoraplarınız bacaklarınızı fazla sıkıştırmamalıdır. Böylece bacaklarınızda dolaşım bozukluğu oluşmasını engellemiş olursunuz. Ayakkabılar ortopedik tabanlı olmalı, tamamen düz olmamalıdır" şeklinde konuştu.

#04.12.2008 21:48 0 0 0
#04.12.2008 21:35 0 0 0
#04.12.2008 18:46 0 0 0
  • Bazen sıradan yaşamlarımızda olmadık telaşlarla karşılaşır, olmadık insanlara gereksiz kızgınlıklar hisseder ve sadece kendimizi yıpratırız. Bazen, aslında hiç de ummadığımız, hiç düşlemediğimiz sahte oyunlarda rol aldığımızı görür, kendimize sitem eder dururuz akıp giden zaman boyunca. Bazen yalnızlığımıza ağlar, ağlarken sadece aynalarla paylaşırız o hiç kimsenin duymadığı yüreğimizin sessiz yakarışlarını.

    Hüzün çöker üzerimize. Hani durup dururken ağlamak ister ya insan, işte öyle. Çocukluğumuza dönmek isteriz. Şımarık, sorunsuz ve sorumsuz yıllarımıza. veee.... Çabucak büyümek istediğimiz zamanlarımıza. Ağladığımızda kimsenin bizi kınamadığı zamanlara. Sadece basit yalanlarla, ama çok küçük yalanlarla kandırdığımızı sandığımız sevdiklerimizin, aslında bizi kandırıp oyaladıkları yıllara. Utanmadan ağladığımız, ağladığımızda teselli edildiğimiz ve gözyaşımızı sildirdiğimiz o sıcacık yıllara.

    Bazen, büyümeseydim keşke dediğimiz zamanlarımız olur. Biliriz, yarın güneş doğduğunda, olağan yaşamlarımıza geri döneceğiz. Günlük kaygılarımıza, telaşlarımıza yeniden başlayacağız. Ve akşam gün battığında karşıki dağlar ardından, çoğu zaman olduğu gibi yenibaştan yaşayacağız kendi hüznümüzü. Bu döngü hep böyle sürüp gidecek.

    Fakat en azından dostlarla paylaşmanın buruk sevinci olacak yüreklerde. Ne kadar hüzün yaşarsak yaşayalım, hoş tatlarda olacak yaşamlarımızda elbette. Bir ağacın üzerinde, masum gelin duvağını anımsatırcasına bize göz kırpan çiçeklere bakarken umutlanacağız hayata dair. Uzak diyarlardan alacağımız bir dost sesi ferahlatacak kalbimizdeki sızıyı. Ve anılar defterinde gizli kalmış bir ses bölecek yaşamımızdaki hüznü coşkuyla. Siz hangi anıda unutulmuş bir sessiniz? Hangi tozlu rafta kaldı bir zamanlar yüreğiniz düşünün.

    Cevabı bulabilirseniz eğer, bilmelisiniz ki o anı hatırlanmak istiyordur. Hadi hatırlatın, hatta daha fazlasını bile yapın. Bir zamanlar sığındığınız limanları düşünüp o limanlara kısa yolculuklar yapın. Göreceksiniz ki o limanlarda sizi asla unutmayan sıcak bir yürek mutlaka bekliyor.

    İnsanın her zaman sığınacak liman bulması biraz şansa bağlı. Peki siz hiç, bir limana sığınmadınız mı? ·

    Alıntı..
#04.12.2008 18:08 0 0 0
  • Konu: O Eski Film
    Son zamanlarda birkaç sokakta 2-3 cam kırılınca herkes "Biz bu filmi görmüştük" diye konuşmaya başladı. Ben de eski filmlere düşkün olduğumdan "Neymiş bu film" diye merak ettim ve bandı geri sarıp izle*meye başladım.

    Görmeyenler varsa kısaca anlatayım. "Eski film" şöyle başlıyor:

    Yıl 1968...Üniversiteler ayakta...Öğrencilerin ortak bir talepleri var: Yönetime katılmak...Haziran ayında İstanbul Üniversitesi'nde boykot başlıyor. Gençlerin başında Deniz Gezmiş, Bozkurt Nuhoğlu, Cavit Kavak gibi birkaç öğrenci var. Üç kişilik "işgal komitesi", bir bildiri yayınlayarak üniversitede reform istiyor... Sonra da 21 yaşındaki Deniz Gezmiş önderliğinde bir grup rektörlüğe doğru yürüyüşe geçiyor.

    Şimdi filmin bu bölümüne dikkat.

    Rektör Ord. Prof. Şerif Egeli öğrencileri ayakta karşılıyor, ellerini sıkıyor, "Hoşgeldiniz" diyor ve makamında kabul edip onları ikna etmeye çalışıyor. Deniz Gezmiş, öğrencilerin yumuşadıklarını sezince elindeki sopayla rektörün masasına vurup, masadaki camı kırıyor. Egeli, ses çıkarmıyor. Sonra öğrenciler rektörün arabasının lastiklerini indiriyorlar. Rektör başka bir arabayla okulu terkediyor. Ardından boykot, işgale dönüşünce Rektör basına bir demeç veriyor ve diyor ki:

    "Coşkun hisler biraz yatışıp, problemin önemiyle orantılı rahat konuşma dönemine girilince sorunların sonuca vardırılmaması için sebep yoktur."

    Ertesi gün Abdi ipekçi İstanbul radyosunda yönettiği açık oturuma Rektör Egeli'yi davet ediyor, "Ancak karşınızda üniversite işgal konseyi temsilcisi olacak" diyor. Rektör kabul ediyor, işgalci öğrencilerin temsilcisiyle rektör, uygarca tartışıp, öğrenci isteklerinin kabul edilebi*lir olduğu konusunda görüş birliğine varıyorlar,

    İşgaller yayılınca İstanbul Valisi Vefa Poyraz, gençleri ikna etmek için, önce önderleriyle uzlaşmak gerektiğini düşünüp, Deniz Gezmiş'in babasından yardım istiyor. Cemil Gezmiş, bu talebi Deniz'e iletiyor, İşgal Komitesi, Vali'yle görüşme kararı alıyor. Sonrasını Cemil Gezmiş 12 Mart belgeselinde şöyle anlatıyor:

    "Deniz'i Cağaloğlu'nda bir berbere soktum. Sakalı uzamıştı. Traş oldu. Vali'nin yanına gittik, içeri girdi. Yarım saat sonra çıktı ve 'Baba işgali kaldıracağız.' dedi'.


    İşte o bahsettikleri "korku filmi" böyle başlı*yor.

    Peki sonra ne oldu da, bu sıcak tablodan öyle bir kan gölü doğdu?

    Ankara'da bazı kulaklar tıkandı, "yolların yürümekle aşınmayacağı" sanıldı. 20 yaşındaki gençlerin üstüne polis sürüldü. Onlar da yolları yürüyüp gittiler. Ta ki idama kadar...

    Rüzgar ekenler de, fırtına biçtiler.

    Geçen gece Siyaset Meydanı'nda "harç meselesi"ni tartışan öğrenciler, rektörler, gazeteciler, yine o "eski film"den dem vurunca bu sahneleri anımsadım. Şimdi siz söyleyin, bugünkü filmin, yukarıdakiyle bir ilgisi var mı? Öyle valiler, öyle rektörler, öyle gazeteciler görüyor musunuz ortalıkta?

    Üniversite gençliği, 30 yıldır hala "yönetime katılma hakkı, söz hakkı" istiyor. Katılmadığı, inanmadığı bir haksız sisteme bir de parasıyla ortak olmak istemiyor. Ve karşısında "çalışın tembeller" diyen gazeteciler, para hesabı yapan rektörler, "asıl amaçları politik" diye ahkam kesen hocalar buluyorlar.

    Elbette asıl amaç politik: Harç, ideolojik bir dayatmadan başka birşey değil çünkü... İçi boş tabela üniversiteleri yaratma fikrini ortaya atan 12 Eylül'ü tartışmadan harç meselesi tartışılabilir mi? Girişinde yasak kitap aranan, sakalı var diye hocalarını kovan, özerkliği budanırken gıkını çıkarmayan bir üniversiteye karşı mücadele elbet siyasi sloganlarla yapılacak. Ve elbet rektör kapısından kovulan üniversiteli, sesini meydanlarda duyurmaya çalışacak. Ve elbet onlara YÖK kapısında jandarmayla karşılanan öğretim üyeleri de katılacak; "paralı eğitim"in ardından "paralı sağlık"ın geleceğini bilen örgütler de, "sosyal devlet'in kazanılmış haklarını savunma çabasındaki partiler de... Siz daha almayın gençleri üniversite yönetimine... hocalarını kapınızda süngüyle durdurun... Sırça köşklerinizde enflasyona endeksli harç oranları hesaplayın...

    Eski bir film ise bu, filmin senaristi sizlersiniz, bunu görmüyor musunuz?

    Kendi yazdığınız bir senaryoda onları nasıl figüranlıkla suçlarsınız?


    "Nerde o eski rektörler, hocalar, gazeteciler" derken, "öğrenciler"i de atlamayalım. Siyaset Meydanı'nda 12 Eylül'ü anaokulunda karşılamış 90 kuşağının temsilcileri de vardı. Jöleli saçlarıyla "clark" çekerek lafa, "Nedir bu 68 kuşağı, hiç anlamadım" diye başlıyorlardı. Ebeveyn ağzıyla konuşup "Dünyayı kurtarmaya kalkacağımıza derslerimize bakalım. Bu ülkede devrimciye değil, okumuş insana ihtiyaç var" diyorlardı.

    Dinledikçe bir kez daha anladım ki, bu ülkede herşeyden çok "dünyayı kurtarmaya kalkışan" devrimcilere ihtiyaç var. Hem de 1920'lerden daha çok...

    Tarihten biliyoruz ki, çoğu zaman itilip kakılsalar, inançları için süründürülseler de gelecek, gençken dünyaya posta koyabilenlerindir...

    Bizim jölelinin "kimdir bu 68'liler anlamadım" dediği toplantıyı, 20'sinde devrim sloganları yazan bir 68'li yönetiyordu. "Eski film"de O'nu okuldan kovanlar kimbilir şimdi neredeler?

    Can Dündar
#04.12.2008 17:59 0 0 0
  • Kaç Gündür Uykusuz Gözlerim,
    Geceleri Uyumak Yerine Sana Uyuyorum.
    Kaç Bahardır Aşktan Mahrum Yüreğim,
    Kendimi Sevmek Yerine Seni Seviyorum.
    Çok Değil İnan Senin İçin.
    Başımdan Ne Rüzgarlar Esti
    Poyrazlara Karayellere, Kara Yaslara Durdum.
    Ne Sevdalar Ömrümü Tüketti,
    Ne Şarkılar Ne Masallar Ne Yalanlar Duydum
    Ben Hep Buydum Böyleydim, Bir Tek Sana Yetemedim.
    Yolunu Kaybedip Dünyaya Düşmüş Bir Meleksin
    Bana Beni Sevme Diyorsun Yok Böyle Bir Şey
    Vazgeçerim Sanıyorsan Kendini Kandırıyorsun
    Vazgeçilir Mi Senden Yok Böyle Bir Şey.
    Nasıl Olsun..?
    Nasıl Olsa Geçer Diyorsan,
    Geçmez Bir Tanem Vazgeçmez Yüreğim,
    Sen Oldukça Pes Etmez Yüreğim Yar
    Yok Böyle Bir Şey.


    Alıntı..

    noimage
#04.12.2008 17:37 0 0 0
  • noimage


    Sen Giderken,
    Rahat Durmadım Bende,
    Duygularımı Falakaya Yatırdım..
    Aç Şimdi Senden Gelecek Bir Söze, Bir Gülüşe.

    Yokluğunda Beynimi Felç Ettim..
    Kalbimin Damarına Bastım..
    Elerimle Yüregime Saldırdım..
    Kalbimi, Yüregimi Ve Nerdeyse Beynimi Kaç Kez Fırlatıp Attım..

    Tane Tane Yere Dökülen Bir Boncuk Misali, Dağıldım Yokluğunda..
    Her Bi/tanem Bir Yerde Şimdi..
    Sağım, Solum Sen'ken Önceleri..
    Arkam Boş, Önüm Yokuş Şimdileri..

    Arasam Bulamam..
    Bulsam Yine Düşüverirsin Parmaklarımın Arasından..

    Yoklugunda Çok Şey Yazdım..
    Hep Ayrılık, Hep Özlem,
    Hep Hasret
    Hep O Bilinen 'Hüzün' Yani..
    Ama İçimdeki Acı'yı Yazamadım..

    Varlığında Kalbimde Atan Sen'ken..
    Oyulup Kalan,
    İçime Oturan ACI'n Oldu Ardından..

    Duygularımı, Falakaya Yatırdın Giderken..
    İnsan Hiç Bırakırmı Severken..(!)

    Giderken, Perçeminle Nemli Gözlerini Sakladın..
    Ağlıyordun..
    Sen Ağlıyordun..

    Belliydi Her Halinden Gitmek İstemiyordun..
    Ama Gidiyordun..

    noimage

    Alıntı..
#04.12.2008 17:18 0 0 0
  • 2. Ve 5. Fotoğrafta Çok Hoş Çıkmış..
    Yalnız Gülmek Yakışmıyor.. :)
#04.12.2008 17:05 0 0 0
  • Cemal Safi'nin Bütün Şiirleri Harika..Emeğine Sağlık..
#04.12.2008 16:47 0 0 0
  • noimage



    Birtakım yeniliklerle birlikte gelen Nokia Maps 3.0 Beta'da daha önceki sürümlerde olan pek çok hata giderilmiş durumda. Sadece Symbian S60 3rd Edition Feature Pack 2 ile çalışan yeni Nokia Maps 3.0 Beta'nın kısa bir süre içerisinde Future Pack 1 ile çalışan sürümü de yayımlanacak.


    Nokia Ovi sitesi üzerinden ulaşılabilen Nokia Map 3.0 Beta ile gelen yeni özellikler şöyle:


    Genel tasarımda yenilikler ve geliştirmeler,
    Harita kalitesinde artırım,
    200'den fazla şehrin 3D yüzeyi,
    Uydu ve Hibrid haritalardan yüksek çözünürlüklü görseller,
    Yeni arazi haritası modu,
    Geliştirilmiş araç navigasyonu,
    Geliştirilmiş yaya navigasyonu.



    Uygulamayı direkt olarak buradan indirebilirsiniz.
#04.12.2008 01:08 0 0 0
  • Konuşma süresi: En iyi şartlarda telefonun pilinin konuşma anındaki dayanma süresi.


    LCD (Liquid Cyristal Display): Düz panel teknolojisinde likit kristaller iki cam tabaka arasında toplanır. Aralarından elektrik akımı geçen küçük kristallerin ışığı geçirmeyecek şekilde dizilmesini sağlanır. Kristaller bir piksel oluşturur ve görüntü oluşur.


    Lityum iyon batarya: ''Hafıza etkisi'' sorununun bulunmadığı yeniden şarj edilebilir bir batarya türüdür. Lityum iyon bataryalar normal koşullarda her yıl kapasitesinin %20'sini yitirir. Bataryanın %0'a kadar boşaltılması bataryaya zararlıdır.


    Lityum polimer batarya: Lityum iyon bataryalarla aynı prensiplere sahip olmasına rağmen bir parça daha gelişmiş yapıya sahiptir.


    Macro çekim modu: Yakın plan çekimlerin net çıkması için kullanılan bir fotoğraf modudur.


    mAh: Bataryanın kapasite değeridir.


    MiniSD: Sandisk tarafından üretilen SD kartlardan daha küçük hafıza kartıdır.


    MP3: MPEG Layer 3'ün kısaltması olan MP3'ün yapılma amacı çok yer tutan ve düşük ses kalitesine sahip olan müzik dosyalarını sıkıştırıp daha az yer tutar hale getirmek ve ses kalitelerini artırmaktır.


    MPEG4: Microsoft tarafından desteklenen ve DIVX'lerin kaydedildiği dijital video formatı.


    Memorystick PRO™: Memory Stick PRO, gerçek zamanlı DVD kalitesindeki videoları kaydetmek ve oynatmak için geliştirilmiş bir hafıza kartıdır. Normal MemoryStick'e göre daha fazla kapasite sunar.


    Memorystick PRO Duo™: Memory Stick PRO'nun yarısı kadar bir boyutta ve aynı yüksek hızda veri transfer imkanını sunan hafıza kartıdır.


    Memorystick Micro™: Piyasada bulunan en güncel en yeni memorystick türüdür. Boyut açısından diğer memorysticklere göre çok daha küçük tasarlanmıştır.


    Memorystick adaptörü: Memorystick PRO Duo ve kart okuyucu arasında veri aktarımı gerçekleştirmek amacıyla kullanılır. Hafıza kartı önce adaptörün içine yerleştirilir.


    MMC Mobile: MMC hafıza kartlarından boyut olarak daha küçük ancak özellik olarak daha geliştirilmiş kartlardır. Özel olarak düşük voltaj ve yüksek veri transferi için tasarlanmıştır.


    MMS (Multimedia Messaging Service): SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS'e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.


    Mega Bass™: Mega Bass™ özelliği sese derinlik ekleyen ve stereo genişliği kazandıran bir özelliktir.


    Panaroma modu: Panaroma modunda 3 ayrı fotoğraf birleştirilerek geniş açı çekim sağlayan teknoloji.


    PRAM (Phase-Change RAM): Flash bellekten yaklaşık 30 kat daha hızlı veri transferi gerçekleştirebilen yeni bir bellek türüdür.


    PTT (Push to Talk): Cep telefonlarının kullanıldığı bir ''walkie-talkie'' servisi olarak tanımlanır. Bas Konuş hücresel şebeke üzerinden bire bir ve grup konuşmalarını mümkün kılan bir servistir. Düğmeye bir kez bastığınızda herkes sizi duyar ve düğmeyi bıraktığınızda diğer kişiler size yanıt verir.


    QVGA: 320x240 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartı.


    QCIF: 176x144 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartı.


    Quadband: 850 / 900 / 1800 / 1900 MHz'lik GSM frekansı desteği.


    Push E-mail: Posta sunucusundan cep telefonuna doğrudan e-mail gönderen sistemdir.


    RDS: RDS sistemi sayesinde RDS destekli radyo istasyonlarının isimlerini, artist isimlerini ve şarkı ile ilgili bilgileri görebiliriz.


    RSS (Really Simple Syndication): Haberleri en kısa ve ekonomik yoldan XML formatında ulaştıran sistemdir.


    SAR (Specific Absorption Rate): İnsan vücudunun bir verici anteninden aldığı radyasyonu kilo başına Watt olarak göstermektedir. (K/Watt)


    SCIF: 704X576 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartı.


    Senkronizasyon: Mobil cihazındaki bilgiler ile masaüstü bilgisayarınızdaki bilgilerin, birbirine aktarılarak güncellenmesi işlemidir.


    Series 40: Seri 40, Nokia'nın java platformu destekli cep telefonları için geliştirdiği yazılım platformudur.


    Series 60: Seri 60, Nokia'nın akıllı cep telefonlara özel geliştirdiği yazılım platformudur. Symbian OS işletim sistemini kullanan telefonlarla uyumludur.


    Sis: Symbian OS arşiv dosyasıdır.


    SD kart (Secure Digital Card): Hızlı okuma ve yazma imkanı sunan hafıza kartı çeşididir. SD kartlar dijital kamera, MP3 çalar, akıllı telefon, ses kaydedici ve avuç içi bilgisayarlarda kullanılmaktadır.


    SDHC (Secure Hard Disc Capacity): Günümüzde 32 GB'a kadar kapasite sağlayan yeni nesil SD hafıza kartlarıdır.


    Shuffle: Bir çalma listesindeki parçaları karışık olarak çalma özelliğidir.


    SMS (Short Message Service): Cep telefonları aracılığıyla düz metinden oluşan kısa mesajların gönderilip alınabilmesi özelliğidir.


    Symbian: Prison, Nokia, Ericsson ve Motorola markalarının ortaklaşa kurduğu, farklı markalardaki telefonların birbirleriyle uyumunu sağlamak amacıyla onlara ortak işletim sistemi üreten firmadır. Symbian OS işletim sistemi kullanan telefonlara pek çok farklı uygulama yükleyip telefonu istediğimiz gibi kişiselleştirebiliriz.


    SVGA: 800x600 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartı.


    Triband: 900 / 1800 / 1900 MHz'lik GSM frekansları desteği.


    TransFlash (microSD): TransFlash, miniSD yapısına dayanan yeni nesil cep telefonları için geliştirilmiş hafıza kartıdır. TransFlash özellikle kişisel bilgilerin TransFlash destekli telefonlar arasında transferi için üretilmiştir.


    TV-out: TV-out teknolojisi ile mobil cihazların ekranındaki görüntüleri projektör ve televizyon gibi aygıtlara aktarabiliriz.


    Tuner: Televizyon yayınlarının alınabilmesi için geliştirilmiş özel bir parçadır.


    Uçuş modu: Uçuş modunda, örneğin bir uçak ya da hastanede, hassas cihazların etkilenmemesi amacıyla radyo işlevi kapatılır. Gelen aramaları alamaz, görüşme yapamazsınız, ancak yine de telefonunuzun bazı işlevlerini kullanabilirsiniz.


    URL (Uniform Resource Locator): Web sitelerinin resmi adıdır. örneğinde ''http, ftp'' protokolü sembolize eder. Protokolden sonraki kısma ''alan adı'' denir. Alan adından sonraki gelen bölüm ''com, net'' ise dosya yoludur.


    VGA: 640x480 piksel görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartı.


    VoIP (Voice over internet protocol): İnternet üzerinden telefon görüşmesi sağlayan teknolojidir.


    Video streaming: Operatör desteği ile uyumlu cep telefonlarında televizyon yayınlarını izleyebilme özelliğidir.


    WCDMA (Wideband Code Division Multiple Access): WCDMA bugün kullanılan telsiz tekniklerinden çok daha yüksek data hızları (2Mbit/s) sağlayan bir geniş bant telsiz tekniği ve yüksek verimli bir telsiz dalga bandı kullanımıdır. WCDMA'nın sunduğu daha yüksek bant genişliği 3G teknolojisinin tüm potansiyelini elde eder. Örneğin, WCDMA birkaç ses, video ve data servisine aynı anda erişime olanak tanır.

    WEP: Kablosuz ağlar için geliştirilen güvenlik protokollerinden birisidir.


    WLAN (Wireless Local Area Network): Kablosuz yerel ağ.


    WI-FI (Wireless Fidelity): Kablosuz bağlantı sağlayan bir standartlardan birisidir. WI-FI ile hotspot (kablosuz bağlantı noktası) bulunan yerlerde kolayca internete bağlanabilir; WI-FI destekli diğer cihazlar arasında dosya alışverişi sağlayabiliriz.


    WI-MAX: Gelecekte WI-FI'in yerine geçecek olan ve günümüzde hızla yaygınlaşan kablosuz bağlantı standartıdır. WI-MAX'te kapsama alanı kilometrekarelerle ölçülmekte ve WI-FI'ye oranla daha hızlı veri aktarımı sunmaktadır.


    WAP (Wireless Application Protocol): Kullanıcıların internete benzer içeriklere ulaşmasını sağlayan standart.


    WMA (Windows Media Audio): Windows medya oynatıcısının ses dosyalarını sakladığı format.
#04.12.2008 00:52 0 0 0
  • 3G (Third Generation): Günümüzde GSM şebekesinin yerini hızla Universal Mobile Telecommunications System (UMTS) şebekesi almaktadır. UMTS'yi 3G olarak da adlandırabiliriz. 3G, GSM alt yapısında göre mobil iletişim cihazlarının daha geniş bir frekans bandı aracılığıyla internete yüksek hızda erişmesine olanak sağlayan farklı teknolojilerin bir araya gelmesinden oluşur. Bu teknoloji, video, müzik ve karmaşık uygulamalar gibi yüksek bant genişliğindeki içerikleri görüntülemeye olduğu kadar görüntülü telefon görüşmelerine de olanak sağlar. Ancak ikinci kameraya sahip olmayan ve 3G desteği sunan cep telefonları da piyasaya sürülmektedir. (Örn: Nokia 6233, Sony Ericsson W950i)


    3GP: MPEG4 formatına göre daha az yer kaplayan fakat ses ve görüntü kalitesi MPEG4'e oranla daha düşük olan, günümüzde cep telefonlarının pek çoğunun desteklediği bir video formatıdır.


    802.11a/b/g/i: Kablosuz bağlantı sağlayan parametrelerdir.


    AAC (Advanced Audio Coding): MP3 formatına alternatif olarak geliştirilen; MP3'e göre %25 daha kaliteli olan müzik sıkıştırma formatıdır.


    A2DP (Advanced Audio Distribution Profile): Bluetooth üzerinden müziklerin stereo olarak dinlenmesini sağlayan bir özelliktir.


    Autofocus (Otomatik odaklama): Kameranın nesneye otomatik olarak odaklanmasını sağlayan fotoğrafta netlik açısından önemli paya sahip bir özelliktir. Autofocus destekli telefonları kullanırken fotoğrafı çekilecek olan nesne belirlendikten sonra deklanşör tuşuna öncelikle yarım olarak basılır, böylece kamera nesneye odaklanır, nesneye odaklanma işlemi tamamlandıktan sonra telefon sesli bir uyarı verir ve deklanşör tuşuna tam olarak basılarak fotoğraf çekilir.

    BlackBerry™: BlackBerry bağlantısı, posta sunucunuz tarafından alınan e-postaları otomatik olarak telefonunuza gönderir. BlackBerry, seyahat eden meslek sahiplerinin yolculuk sırasında ihtiyaçları olan bilgilere erişmelerine ve iletişim kurmalarına olanak veren bir kablosuz bağlantı çözümüdür. Push tabanlı BlackBerry hizmetleri, e-postaların ve diğer verilerin otomatik olarak kolay bir şekilde telefonunuza teslim edilmesini ve telefonunuzdan otomatik olarak gönderilmesini sağlar.


    Bluetooth: 2.4 GHz'lik frekans bandını kullanan radyo frekansları (RF) üzerinden veri aktarımı sağlayan evrensel kablosuz veri iletim sistemidir.


    Bekleme süresi: Bir cep telefonunun hiç kullanılmadığı zamanda ve en uygun laboratuvar şartlarında bataryanın dayanma süresidir. Firmaların belirttiği değerler ortalama değerlerdir. Şebeke durumu gibi etmenler bekleme süresini etkileyecektir.


    Blog: Kişisel web günlüğünüzü oluşturabileceğiniz bir alandır.


    CIF: 352x288 piksellik görüntü çözünürlüğüne sahip görüntü standartıdır.


    Codec: Sıkıştırılmış çoklu ortam dosyalarını aynen sıkıştırılmış olduğu algoritmada açılımı için gereken küçük kodlar barındıran sistem dosyaları.


    Dual band: 900 / 1800 MHz'lik GSM frekansları desteği


    DVB-H (Digital video broadcasting-handheld): Karasal dijital yayın hizmetini mobil cihazlar için uyarlayan özel bir standarttır.


    EDGE (Enchanced Data rates for GSM Evolution): 2G ve 2.5G telefonların daha hızlı veri transferi yapmasını sağlayan bir tür kodlama sistemidir. GPRS'e göre yaklaşık 5-6 kat daha hızlı veri aktarımı sağlar. Hız teorik olarak 384kbps'dir; ortalama olarak en iyi koşullarda 236kbps'dir.


    EMS (Enhanced Messaging Service): Metin, ses, görüntü ve animasyonun bir arada bulunduğu basit karakterli mesajların gönderilip alınmasına yönelik bir servistir.


    Firmware: Bir cep telefonunun kendi içerisinde doğru çalışmasını sağlayan, tekrar yazılabilir olan ufak kodlardan oluşan yönetim sistemidir.


    Flash bellek: Bir güç kaynağına gereksinim duymadan veri depolayabilen ve silinip tekrar yazılabilen hafıza türüdür.


    FPS (Frame per second): Saniye başı çekilen kare sayısıdır.


    GPS (Global Positioning System): Uydular aracılığıyla anlık yerinizi bulmanızı sağlayan sistem.


    GPRS (General Radio Pocket Service): Cep telefonu şebekesi üzerinden veri transferine olanak sağlayan protokol. GPRS en iyi koşullarda maksimum 32 - 48 kbps veri aktarımına olanak sağlamaktadır.


    GSM (Global System for Mobile Communication): Dünyada en çok kullanılan mobil telefon sistemidir.
    Bir cep telefonunun şebeke özellikleri arasında dual band ( GSM 900 / GSM 1800), triband(GSM 900 / GSM 1800 / GSM1900) ve quadband(GSM 850 / GSM 900 / GSM 1800 / GSM 1900) desteği dikkatimizi çekecektir. Örneğin bir telefonda ''quadband'' desteği bulunması telefonun tüm GSM operatörlerini desteklediği anlamına gelir.


    HSCSD (High Speed Circuit Switched Data): Geleneksel GSM veri hizmetlerine göre kanal başı %50 daha fazla hız sağlayan bir alt yapıdır. Paket yönlü çalışan GPRS'e karşı HSCSD kapasite yönlü çalışır.


    HI-FI (High Fidelity): Orjinal sesi en az derecede bozarak yeniden oluşturan teknoloji.


    H.264: Eşit data / saniye koşullarında MPEG4'ün 4 katı büyüklüğünde görüntü sağlayan görüntü formatı.


    Hot swap: Telefonu kapatmak zorunda kalmadan hafıza kartını çıkarabilmemizi sağlayan teknolojidir.


    HSDPA (High Speed Downlink Pocket Access): Kısa süre içinde 3G'nin yerini alacağı söylenen teorik olarak 14mbps'a kadar download hızına çıkabilen alt yapıdır. HSDPA 3.5G olarak da adlandırılmaktadır.


    Işık sensörü: Aydınlık mekanlarda ekran parlaklığını düşüren, tuş takımı ışıklarının sönmesini sağlayan; karanlık mekanlarda ekran ışığını azaltıp tuş takımı ışıklarının yanmasını sağlayan teknolojidir. Pil tasarrufu sağlar.


    Infrared (Kızılötesi): Kablosuz veri aktarım teknolojisidir. Infrared destekli iki cihaz arasında veri aktarımı gerçekleştirebilmek için iki cihazın birbirine belli mesafe ve açıda olması gerekir.


    Java: Sun Microsystem tarafından geliştirilen bağımsız makine kodlama dili.


    Jar: Java arşiv dosyasıdır.
#04.12.2008 00:42 0 0 0
  • noimage


    Ses kalitesini üst seviyelere çıkaran CrystalTalk adlı teknoloji ile donatılan MOTOROKR EM35, Motorola'nın ses kalitesi hususunda mihenk taşı telefonu konumunda olacak. Hem MP3 oynatıcı göreviyle, hem konuşmalardaki ses kalitesiyle, hem de özgün müzik yönetim tuşlarıyla Linux Java 7.4 işletim sistemli MOTOROKR EM35, diğer müzik odaklı telefonlardan ayrılmayı planlıyor. 3G desteği bulunan telefonun diğer özellikleri ise şöyle olacak:

    - 4 bant GSM/GPRS/EDGE (850/900/1800/1900 MHz)
    - 240 x 320 piksellik 262K renkli 2.2" TFT ekran
    - E-posta, anlık mesajlaşma kabiliyeti
    - Ağ tarayıcısı
    - Çift kanal Bluetooth
    - Stereo ses destekli çift kanal hoparlör
    - Windows Media Player 11
    - RDS'li FM radyo
    - Fokus özellikli 3.1 megapiksel kamera
    - 32 GB'a kadar MicroSD ve MicroSDHC kart desteği
    - 116 gr ağırlık ve 107 x 49.5 x 16 mm boyut
    - 6.6 saate kadar konuşma süresi
    - 400 saate kadar bekleme süresi
#04.12.2008 00:04 0 0 0
#03.12.2008 23:27 0 0 0
#03.12.2008 23:00 0 0 0