Düşlerim Bir Başkaydı..
Karamsarlıklarımdan Tek Vazgectiğim Yerdi Düşlerim..
Gerçekten Uzaklaştıgım Kendi Gerçeklerimi Kurduğum Tek Yerdi Düşlerim..
Uzun Uzadıya Kurulan Düşler..
Belkide Bir Nebzede Olsa Gülümsememe Sebep Olan Düşlerim..
Nasıl Olsa Olmaz Dediklerimi Olur Yaptım Düşlerimde..
Bir Umut Misali Bekledim Hep..
Kapattım Gözlerimi..Daldım Uzaklara..
Düşlerimin Yolculugunda Kimseyi Almadım Yanıma İlk Başta..
Sonra Yavaş Yavaş Sevdiklerimi Aldım Yanıma..
Kirlilikleri Bıraktım Gerçeğe...Arındım Kirlerdenn..
Ağladım Bazen Düşlerimde Ama Sevinçten Ağladım Belkide..
Ama Anladım ki Düşlerim Düşlerimde Kaldı..
Düşlerim Geçmişte Kaldı..
Düşlerim Beni Terketti..
Düşlerim..Düşlerim..Düşlerim m..
Artık İnanmıyorum Düşlerimee..
Çünkü Düşlerim Bir Başkaydı..
Ruhumun Dışa Yansımasının İçe Vurumu..
1982 İzmir Doğumlu Ege Çubukçu Daha Önce DJ'lik Yaparak Müziğe Başladı.
Yine Genç Yaşta İzmir'de 2B İsimli Grubuyla Yabancı Rap Şarkılarını Cover Yaparak Hiphop Müzik Yapmaya Çalıştı. Müzik Hayatına Amatör Olarak Lisede Başladı. Liseler Arası Tiyatrolara Müzikler Hazırladı. 2B Adlı Gurubuyla İzmir Çevresinde Yabancı Rap/Hip Hop Parçaların Coverlarından Oluşan Konserler Verdi. Radyoculuk Yıllarında Elde Ettiği Samplelarla Kendi Müziğini De Hazırlamaya Başladı. Bu Süreçte izmir Coast Adında Köklü Bir Grupla Çalışmaya Başladı. Bu Grup Türkçe Hip Hop Konusunda Ege'nin Ufkunu Açtı, Yabancı Parçaların Dışında Türkçe Parçalarda Hazırlamaya Başladı.
Ses Ve Tarz Olarak Bir Çok Mc'den Farklı Olduğunu Düşünerek Amatör Olarak Sürdürdüğü Müziği Profesyonelliğe Taşıyabileceğine İnandi. Bu Dönemde Özkan Ulusoy İle Tanıştı Ve Şehirlerarası Birçok Konser Verdi.
Bu Dönemin Ardından Konserlerin Başarısı Ve Özkan Ulusoy'un Da Katkısıyla Daha Fazla Ses Getirmeye Başladı ki, Konserler Artık Bir Şirket Politikasına Dönüştü Ve Ege Çubukçu Knorr, Avon Gibi Firmaların RoadShow'larında Konserler Verdi.
2004 Yazının Sonunda Özkan Ulusoy'la Beraber Albüm Kararını Aldılar Ve Bu Projeyi De Ünlü Aranjör Erdem Kınay İle Beraber Hayata Geçirdiler. 2005 Ağustos Ayında "Bir Gün" Adlı Albümünü Piyasaya Çıkarttı Ve Profesyönelliğine İlk Adımını Attı..
A Milli Takım İçin "Gülben Ergen" İle Birlikte Avrupa Şarkısına Eşlik Etti..
26 Kasım 2008'de "Bir De Baktım" İkinci Albümünü Çıkardı. Albümde "Bir De Baktım" Şarkısına Pamela Eşlik Ediyor.. Albümde "İnleyen Nağmeler" Şarkısına Ferhat Göçer Ve Hüseyin Karadayı Eşlik Ediyor..Bu Albümde Ege Çubukçu Diğer Sanatçılarlada Düeti Var..
Kalbimden Geçen Hiçbirşey İstediğim Gibi Kendini Özletmedi..
Tek Yaşadığım Şey Bir Tek Sen Olmasanda Sensizlik Zor Geldi
İçimden Bir Tek Ses Adını Yoklar Ruhumu Sarar Bunu Sensizlik Anlar..
01- Bir de Baktım (Feat. Pamela)
02- İsyan Etsem (Feat. Ajda Pekkan)
03- Sonuna Kadar
04- Bu Kalbi Gel De Al (Feat. Hakan Özlücan / NEM)
05- Hadi Bize Gidelim (PT2 Feat. Fallen Angelz)
06- Asit Yağmuru
07- Doğduğum Günden Bu Güne Kadar
08- İnleyen Nağmeler (Feat. Ferhat Göçer)
09- Bir de Baktım (Krdy Remix)
10- Doğduğum Günden Bugüne Kadar (Low Rider Remix)
11- Doğduğum Günden Bugüne Kadar (Instrumental)
12- Serüven (Outro)
01- Seviyorum Seni
02- Eğer
03- Yalan
04- Alkışlıyorum
05- Çok İyi Gördüm
06- Ateşim var Külüm Yok
07- Kararsızım
08- İçime Çeke Çeke
09- Ölesim Geldi (Evlendi)
10- Seviyorum Seni (Karaoke)
Aşk Yarılsıklam Aşık Olursun Üşümekten Titrersin
Ama Hep Yalnızsın Ve Tek Başınasın
Hiç Düşünmezsinderdi Tasayı Hiç Umrunda
Olmaz Dünya..
İşte Aşk Böyle Birşey Sevdiğim
Sırılsıklam Aşık Olursun
Yeri Gelir Ağlamaktan Gözlerin Kızarır
Ama Sonunda Bir Tek Sen Varsındır Bu Yolda
Hiç Düşünmezsin Ondan Başkasını
Sadece Koşarsın Ve Islanırsın
Birde Yanımda O Olsa Dersin
Ama O Hiçbir Zaman
Senin Olduğun Kadar Cesaretli Olamaz
O Yağmurda Islanmaktan Kaçar
Tıpkı Aşktan Kaçtığı Gibi
Sevmeyi Bilemez Yalnızdır
Yeni Ayrılmıştır Sevgilisinden
Hep Sevilmiştir Birileri Tarafından
Hiç Sevmemiştir Sadece Sevilen Olmuştur
Sevmeyi Bilemez Çünkü O
Hiç Yağmurlar Altında Islanmamıştır
Bir gurup vakti son kez göz göze geldiğiniz güneş huzmelerinin sevimli zayıf ışınlarıyla ve dolaşıp semalardan size gülümseyen ve gittikçe canlanan yıldızlarla baş başa kaldığımız anlar olmuştur. Kısa süreli bir istihaledir bu hayatımızda.
Birazcık vaktiniz varsa fiziki planda ve ruhen semaları temaşaya hazırsanız bulunduğunuz ortam itibariyle tahammülü zor kirli kentlerin güvenliksiz alanlarına ahenksiz yükseltilmiş kar tonik yuvalarda sevimsiz ve sığ yaşama biçiminin ayrılmaz parçası haline gelen agnostik bir uygarlık anlayışının ses ve görüntü bombardıman araçlarından uzaksanız göksel inkılâpları bir bir izleyebilirsiniz. Süreli bir değişimin ahenkli ve uyumlu bir dönüşüme kulaç attığını müşahide edersiniz. Galaksilerin yavru kümeleri belirginleşir. Mantalitel gücünüz aktivite kazandırır.
Güdümlü düşünceden uzak benliğinizle iç içe fenomenler âleminde deruni bir yolculuğa çıkarsınız. Ontolojik uzay aracınızda yüzlerce paradoks zihni mefluciyeti de ifade eden mikrosefal bir ağdan kurtulup makro değerlere ilişkin bir iklime erersiniz. Kafatası ruh dünyasındaki bin bir donanmaya kumanda merkezi haline gelir o an içinizde. Coşarsınız... A. de Saint Exupery'nin dediği gibi güneşe hasret insanın susuzluktan ölmesine tahammül edemeyen rikkatli bir kalp ve gönül (sadr-u dil) zenginliğine ulaşırsınız. Evrendeki bu istihale benliğinize geçer inkılâp merhaleleri oluşturur. Ağır ağır çıkarsınız basamakları. Muhakeme gücünüz artar.
Güdümlü düşünce temsilcilerinden Feuerbach'ın Engels'ten naklettiği "Duygularımızla idrak ettiğimiz ve kendimizin de ait olduğumuz maddi âlem biricik gerçek âlemdir. Şuur ve düşünce ne kadar duyuüstü görünürlerse görünsünler maddi bir organ olan beynin ürünüdürler. Madde ruhun ürünü değildir.
Ruh ise maddenin bir ürünüdür." sözlerinin isabet alanından uzaklaşırsınız.Damarlarınızda akan kanlar nadide besin atomcuklarını yüklenmiş olarak beyin karargâhına yol alırken muştular yüklü kelimelerin yüce kültür ırmaklarından aldıkları değerleri ruh dünyanıza bir bir boşalttıklarını hissedersiniz. Ve paylaşmak istersiniz bu duyguları çevrenizle en yakın çevreniz ailenizle aile bireyleriyle. Sonra arkadaş çevrenize ulaştırmak istersiniz kelimelerin dillerinden düşürmedikleri kültürel tomurcuklarını; şebnemlerini asla kurutmadan.
Kelimelerin konuştuklarını tabii seyri içinde siz de konuşmak istersiniz ciğerlerinize dolan ezgi meltemleriyle.
Aile kelimesinin taşıdığı misyon ve yüklü bulunduğu anlam için G. P. Mordack kadar aile sosyolojisi bilgisine vakıf olup engin araştırmaya gerek duymazsınız. Promiscuity anlayışının ne denli mütehakkim ve akıl dışı bir anlayış olduğunu sosyolog H. Freyer'den önce kavrarsınız. Nihayet semalardaki iletişim aydınlık bir zaman kesitine doğru yol alırken siz de tefrika titreşimli zorlamalardan uzaklaşır evrendeki düzenim tevhit çağrısına kulak verirsiniz. Gönlünüz tevhide açılır. İnsanlık için sulha sevda duyarsınız. Nezaket ve hayâ kaplı varlığınızı evrenin barışına adarsınız.
Dünyanızı güzele yüklü kelimelerle bezersiniz. Diliniz açılır. Hidayetimizin haritası bir Kitaba yönelirsiniz.
İlk insandan, modern insana kadar birçok şey değişti. Çevre, iklim, toplum, kültür, hayvanlar, kıtalar, okyanuslar, hatta evren. Ancak tek bir şey değişmedi oda dünyayı algılama şeklimiz.
Düşünün ki her birimiz bir şeyleri görüyor, duyuyor, kokluyor, bir şeylere dokunuyor, tadıyoruz. Ancak hiç kimsede aynı şeyde mutabık kalamıyor. Kendimize bir başlangıç noktası seçelim, bu nokta öyle bir şey olsun ki dünyanın neresinden bakarsanız bakın aynı olsun. Aynı gözüksün yada aynı tat'da olsun diyemiyorum çünkü hangi duyu organımızı kullanacağımızı seçmediğimiz için aynı olsun diyebiliyorum. Mesela bu evrenin oluşumundan beri çok az değişmiş olan Kutup Yıldızı olsun, belki ilk zamanlarda farklı Kutup Yıldızı vardı ancak biz şimdikinden bahsedelim, belki başlangıç noktası olarak güneşi de seçebilirdik ancak, parlaklığı ve konumu dünyanın neresinde olduğunuza göre değiştiği için ve mevsimlere ve gece gündüze bağlı olduğu için Kutup Yıldızı seçtik diyelim. Şimdi bu Kutup Yıldızı'na verdiğimiz yada vermiş olabileceğimiz, insanoğlu olarak, anlamları düşünelim.
Dünyanın Kuzey Kutbu'nu gösterdiği için Kutup Yıldızı, denizlerdeyken yolumuz gösterdiği için bizim dayanak noktamız, evde otururken baktığımızda her zaman aynı yerde olduğu için evrenin değişmez noktası, her zaman gözümüz ona kaydığı için en sevdiğimiz yıldız, hatta daha bir güzel olan diğerlerine göre. Bilim adamlarına göre yalnızca diğer yıldızlar gibi bir yıldız, yada daha yüzlerce mitlerden türemiş, yada bizim uydurduğumuz bir anlam verebiliriz. Dünyanın neresine giderseniz gidin, kiminle konuşursanız konuşun, bu insanın, yaşına, kültürüne, eğitimine, dünya görüşüne hatta dinine göre size farklı cevaplar verecektir Kutup Yıldızı hakkında. Peki ama Kutup Yıldızı'nı bu kadar farklı yapan şey ne? Size söyleyeyim hiçbir şey.
En basit örnek olarak Güneş'i seçsek bile, insanlar ona bir çok farklı anlam yüklemiş ve yüklemeye devam ediyorlar, kimisi orta sınıf bir yıldız derken kimsi hayatın kaynağı, kimsi altın bir top, kimisi ateşten bir top, kimisi bir füzyon yumağı, kimisi ise size onun bir tanrı olduğunu söyleyecektir.
Peki kim haklı? Tabi ki hepside haklı, hepsi kendi algıladıkları şeyi size söylüyorlar ve buna da bütün kalpleriyle inanıyorlar. Peki ama biz uzaydan gelmiş olsak ve gerçek de Güneş'in ne olduğunu bilsek ve tüm dünyada yaşayan insanlara Güneş'in ne olduğunu sorsak? Doğru cevabı bulabilmek için yanıtlar arasından hangisini seçmek zorundayız? En çok tekrarlanan cevabı mı? Yoksa en bilimsel olanı mı? En bilimsel olanı seçsek bile bilimin anlamı gereği bu doğru olamaz. Çünkü bilim yalnızca bunu doğru olabileceğini, yalnızca aksi ispat edilene kadar doğru kabul edileceğini söyler.
Peki öyleyse doğru olan nedir? Ya da dünya üzerinde herhangi bir konu yada şey hakkında herkes tarafından doğru olarak kabul edilmiş bir şey var mıdır? Tanrı desek herkesin tanrı anlayışı farklı, hatta aynı dinden olsalar bile. Zaman desek, herkes zamana farklı değerler yüklerken, bazen yavaş bazen de hızlı geçtiğinden yakınır.
Peki tüm bu algıları, insan dışında bir şey ile yargılayarak sonuca varmak istesek ve bir makine yapsak. Mesela bu zamanı ölçse, bu makineyi yargılayacak en azından sonuçlarını değerlendirecek olan yine insan ve yanılma payı yine var. Zaten yinede herkes aynı kanıda olmayacaktır.
Peki öyleyse evrende hiç mutlak doğru, yada mutlak bilgi diye bir şey yok mudur. Gezegenin yada evrenin neresinde olursanız olun sorduğunuzda cevabı geldiğinde aynı sizin cevabınız gibi olan bir soru var mı? Evet bu imkansız gibi gözüküyor, hatta bilim kurgu gibi.
İnsanlar soluduğumuz havaya bile bu kadar çok şey yüklemiş ve ona birçok isim verdiği halde ki bu havadan dünyanın her yerinde ki insan aynı şekilde yararlanıyor fakat hepsine göre farklı bir anlamı var. Biz evrene çıktığımızda bir uzaylıya sorduğumuzda cevabının aynı bizim cevabımız gibi olacak tek soru: 2+2=4 olacaktır. Yani matematik. Evrenin her yerinde evrenin varoluşundan beri hiçbir şekilde değişmeyen tek şey, yani evrenin kendi kuralları.
İşte bunlar matematik, fizik, kimya gibi bilimler ile tartışılıyor ve araştırılıyor. Siz bırakın yabancı bir ülke yada kıtayı, farklı bir dil yada kültürü. Farklı bir güneş sistemine gitseniz bile karşınıza çıkan kişiye 2+2=? diye sorsanız onun cevabı yinede 4 olacaktır. Farklı semboller, yada farklı bir dille hatta düşünce yoluyla bile olabilir, size dokunarak cevaplayabilir yada kokusunu alabileceğiniz bir esans ile, dört kere bir organını oynatabilir yada tadı size 4 ü anımsatan bir madde sunabilir. Siz cevabı ne şekilde anlarsanız anlayın, hangi duyu organınız yardımıyla yorumlarsanız yorumlayın, karşınızdakinin kültürü sizinkine ne kadar yabancı olursa olsun yada 4 rakamına ne gibi anlamlar yüklemiş olursa olsun cevap yine de 4 olacaktır. İster roma rakamıyla, ister gördüğünüz 4 gibi, yada karşınızdakinin size sunduğu herhangi farklı bir şekildeki dört gibi. Ancak cevap hep aynı olacaktır.
O yüzden çevrenize bir bakın. Algıladığınız her şey size ne ifade ediyorsa yalnızca size o şekilde ifade ediyor. Eğer bu size ifade eden şeyleri çok güzel anlatabilirseniz ve insanın kafasında her zaman aynı şeyleri yaratmayı başarabilirseniz beklide ölümsüz bir yazarsınız demektir. Ancak evrenin her yerinde geçerli olan bir şekilde düşünüyor ve araştırıyorsanız analitik bir düşünce yapısına sahip ve de bir bilim adamısınız demektir. Şimdi de sıra her denklemi sağlayan formülü bulmakta demektir.