Zamansız Esti Yine Kader Rüzgar..
Tam Sana kavuştum Derken, Bir Yaprak Gibi Savurup, Ayırdı Bizi
Günleri mi Gecelerine Hapis Eyledi, Geceleri İse Zindanlara
Karanlıklar İçinde Kaldı Sevgim,
Karanlıklar İçinde Beni Sardı Özlemin, Karanlìklar İse Zindanlarda
İçimde Sevgine Susamışlığımın Hissi,
Aklımda Gözlerin, Dört Duvar Arasında Kalan Öfkemde Bile Sen Vardın
Senin Hasretin, Senin Özlemin, Senin Yokluğun Sarıyordu Sadece Beni..
Yokluğuna Alıştım, Özlemine De,
Ya Aklımdan Bir Saniye Bile Çıkmayan Gözlerine Nasıl Alışırım..
Ben Senle Doğmamışmıydım,
Senin Sevginle Yaşamamışmıydım,
Bu Dört Duvar Arasında Sensiz, Sevginsiz Nasıl Yaşarım
Olsun Bitanesi, Sensiz Sevginsiz Yaşamak İsteyende Yoktu Zaten
Galiba Yoruldum Artık Bu Zindanda Yaşsamaktan,
Bu Dört Duvar Beni Yavaş Yavaş Alıyor Artık,
Ama Bitanesi Merak Etme, Bu Zindan Beni Alsada,
Benim Kalbimde Ki Seni Asla Alamayacak..
Bir demet yalnızlığı özenle dök yollarıma,
Tarihsiz olsun ağrı kesici olarak sunduğun cümlelerin.
Gecelerim alışık değil pek ansızın vuran şiddetli sancılara.
Hatalı birkaç matematik problemi koy önüme,Senden kalan tenhalığıma çözümsüzdü ninnisini dillendireyim.
Uykusuz kalınca huysuzluğu çok yormakta benliğimi
Tutunabileceğim bir tutam bakış bırak bir de gözlerime,Yürümeyi henüz öğrenemedi yüreğim ayağına dolanan ketum kırgınlıkla.
Edebiyatı zorunlu kılma
Hüzzam güfteleri söyleyip toprağımı eşelemesin sesin. Yaşam iksiri su olmasın katilim.
Bilirsin kaktüsler fazla su verilirse ölür" yar"im..! Hadi..!"Kal"nöbetlerine tutsak etmeyeceğim bizi
Ruhuma mülteci kramplar örmeden,Git..! Zehirli doğan günler sevdamın bakiyesi ömrüme...
Tek taraflı görülüp,biten sevda davasının hükmünü giydim,Kendime sürgünümBir cümleyim cümlenden virgülle ayrılmış,Sayfalarımın kimsesiz çocukları harflerle büyüyen.
Kör mayınlar döşeli ruhumun her zerresinde."Sus"lar döküyorum nehir yataklarına.
Senli her nokta omuzlarımda uykuya dalarken,Gözlerime düştü beklenen... Yalnızlık!Noktalanmış sevdaların uğradığı ilk istasyon,
Durdursan da zamanı dönmez ki giden diyen,
Artık gecenin yanağına konan hüzün,
Bir damla gözyaşıyla avuçlara bırakılan hasret ,
Fecir vakitlerinin eteklerine dökülen sitemler var...
Firak kan kusar ehven bir gecenin kızıllığında,
Kolay değil sükutun içinde feryat gizlemek,
Damlaları hıç/kırık/sız/ taşıyabilmek gözlerde...
Sevda zamanında sevda diyen aklımı,
Yüreğime düşürüp..
Takvim yapraklarını,tarihsiz kılana kadar,
Kederli leylak kokan ıslak sokaklarımda,
Susma faslındayım..
Gen frekansı ilk defa 1908'de bir ingiliz matematikçisi olan Hardy ve bir Alman doktoru olan Weinberg tarafından hesaplanmıştır. Bu nedenle populasyonda bir genin frekansının hesaplanmasında, matematiğin genetiğe uygulanması Hardy-Weinberg tarafından yapılmıştır.
Bir Populasyona ait gen kaynağında bulunan bir karektere ait baskın gen ile aynı karektere ait çekinik genin frekansları toplamı 1'e eşittir. Buna Hardy-Weinberg kuralı denir.
Hardy-Weinberg kuralı kararlı populasyonlar için geçerlidir. Kararlı populasyonun özellikleri nelerdir ?
A. Bir Çift Gene Dayalı Kalıtım Modeli
Hardy-Weinberg kuralının matematiksel ifade edilişi aşağıdaki gibi olur:
1. Bir karakteri belirleyen iki alel gen varsa bu alellerin frekansları toplamı 1'e
eşittir.
Örneğin, bir karakter saç rengi olsun. Bu karaktere etki eden alel genlerden birisi
baskın gen olup siyah saç olursa bu karaktere etki eden alel genlerden diğeri çekinik gen olup sarı saç olur.
(A= siyah saç, a= sarı saç)
A = siyah saç geni, baskın gen olup, frekansı p ile gösterilir.
a = sarı saç geni çekinik gen olup, frekansı q ile gösterilir.
Bu durumda Hardy-Weinberg kuralına göre baskın ve çekinik genin frekans
toplamı 1'e eşittir. Yani:
p+q= 1 Hardy-Weinberg kuralı
2. Bu aleller bakımından populasyonda üç değişik genotip bulunabilir.
Bunlar AA, Aa, aa'dır.
AA = Homozigot siyah saçlı birey olup, genotip frekansı p2 olur.
Aa = Heterezigot siyah saçlı birey olup, genotip frekansı 2pq olur.
aa = Homozigot sarı saçlı birey olup, genotip frekansı q2 olur.
Bu durumda bu populasyonun genotip frekansları toplamı da 1'e eşittir.
(p+q)2 = p2+2pa+q2=1
Hardy-Weinberg kuralının uygulanmasında kullanılan yukarıdaki denklem dengeli populasyonun sağlandığı koşullarda geçerlidir.
Gen frekansı nedir ?
Örnek: 20.000 kişilik bir populasyonda 5.000 kişi çekinik karakteri fenotipte
gösteriyorsa bu populasyonda,
a. Çekinik genin frekansı nedir ?
b. Baskın genin frekansı nedir ?
q = çekinik gen frekansı
p = baskın gen frekansı
Bir populasyonda çekinik bir genin frekansı 0,5 ise çekinik ve baskın homozigot
bireylerin sayısı nedir ?
40.000 kişilik bir populasyonda homozigot çekinik bireylerin frekansı 0,04 ise,
a. Çekinik bireylerin frekansı ve birey sayısı,
b. Homozigot baskın bireylerin frekansı ve birey sayısı,
c. Heterozigot bireylerin frekansı ve birey sayısı nedir ?
Çok Alellikte Gen Frekansının Hesaplanması
insanda kan grupları çok allelliğe örnektir.
A, B ve O genlerin frekanslarını sırasıyla p, q ve r ile gösterirsek;
p2 = AA (homozigot A kan grubu genotipi frekansı)
q2 = BB (homozigot B kan grubu genotipi frekansı)
r2 = OO (O kan grubu genotipi frekansı)
p+q+r = 1 olur. Bu durumda genotip frekansları:
(p+q+r)2 =1 ⇒ p2+2pq+2pr+q2+2qr+r2=1 olur.
Bir insan populasyonunda homozigot O kan grubun frekansı 0,36 B kan grubunun frekansı 0,2 ise bu populasyonda BO kan grubun frekansı nedir ?
Eşeye Bağlı Kalıtımda Gen Frekansının Bulunması
Eşey kromozomları ile taşınan ve kalıtsal hastalıklara neden olan karakterler de
vardır. bu çeşit kalıtsal hastalıkların populasyonda görülme sıklığı, populasyondaki bireylerin dişi veya erkek olmasına göre de değişebilir.
Eşey kromozomları üzerinde taşınan karakterlerin populasyonda görülme sıklığını
bir örnekle anlamaya çalışalım:
Örnek: Bir insan populasyonunda renk körlüğü geninin frekansı 0,3 ise, bu
populasyonda renk körü erkek ve dişi bireylerin frekansları nedir ?
(Renk körlüğü X kromozomu ile taşınan çekinik bir gendir.)
Çözüm: Erkeklerde gen frekansı birey frekansına eşittir. Çünkü, erkeklerde bu
hastalığın geni bir X kromozomu üzerinde bulunur. Bu nedenle renk körü erkek
bireylerin frekansı 0,3 olur. Dişi bireylerin renk körü olması için bu hastalığın
geninin iki X kromozomu üzerinde bulunması gerekir. Bu nedenle renk körü dişi
bireylerin frekansı (0,3)2 = 0,09 olur.
Bir populasyonda hemofili genin frekansı 0,2'dir. Bu populasyonda hemofili erkeklerin hemofili genini taşımayan normal kadınlara oranı nedir ?
(Hemofili X kromozomu ile taşınan çekinik bir gendir.)
B. Akraba Evlilikleri
Ülkemizin kimi bölgelerinde yoğun şekilde geleneksel olarak yakın akraba çocuklarının birbiriyle evlendikleri görülmektedir. Bu durum, kalıtsal olan
hastalıkların frekansında bir artışa neden olmaktadır.
Genellikle kalıtsal hastalıkların çoğu çekinik olan genlerle taşınır. Çekinik genlerin
ortaya çıkma olasılığı ancak homozigot hâlde mümkün olur. Bu tür kalıtsal hastalıkların bireyde ortaya çıkma olasılığı azdır. Fakat, akraba olan bireylerin gen kaynağını oluşturan genler benzerdir. Eğer, akraba olan bireylerde herhangi bir kalıtsal hastalık varsa, akraba evliliğinde bu hastalığın doğacak çocuklarda görülme sıklığı gittikçe artar.
Örneğin, saç ve gözde renk maddesi eksikliğine bağlı olarak meydana gelen beyaz saçlı, kırm›zı gözlü ve çok açık tene sahip bireyler albino olarak adlandırılır. Albinoluğa neden olan alel gen çekiniktir.Ailelerinde albino olanlar bu özelliği fenotipte göstermeseler de bu bireylerin taşıyıcı olma riski oldukça fazladır. Albinoluk yönünden taşıyıcı olan bireylerin çocuklarında da bu hastalığın ortaya çıkma olasılığı artar. Akraba evliliklerinde ise bu oran daha fazla olur.
Neden ? Bunun yanında, hemofili, renk körlüğü, yarık damaklılık, tavşan dudaklılık, vb. hastalıklar da kalıtsal olup tüm kalıtsal hastalıklar için aynı durum söz konusudur.
Akraba evlilikleri ile çekinik hâlde olan genlerin bireyde ortaya çıkma olasılığının
artmasını nasıl yorumlarsınız ?
C. Islah
insanlar tarafından daha verimli hayvan ve bitki ırklarının elde edilmesi ıslah
çalışması olarak adlandırılır. Bu şekilde insanlar istenen özelliklere sahip ırkları
çaprazlamışlar böylece daha nitelikli hayvan ve bitki ırkları elde etmişlerdir.
insanlar tarafından ırk veriminin artırılması amacıyla, gelecek dölün ana-babalarının seçilerek üretilmesine yapay seleksiyon denir.
Bu şekilde bitkiler ve hayvanlar üzerinde yapılan ıslah çalışmaları sonucunda ekonomik değeri büyük olan yeni ırklar ortaya çıkar.
Aynı türün farklı özelliklere sahip olan bireylerinin çaprazlanması ile meydana
gelen ırklara tür melezi denir.
Doğada, kendiliğinden tür melezinin oluşabilmesi oldukça zordur. Bu nedenle
insanlar aynı türden istenilen özelliklere sahip olan ırkları çaprazlayarak daha
verimli özellikleri olan ırkları elde edebilmişlerdir. Bu nedenle hastalıklara dayanıklı ve daha fazla ürün veren bitki tipleri, yumurta verimi yüksek tavuklar, süt verimi yüksek inekler elde edilmiştir.
iki farklı alt türün çaprazlanması sonucu verimli yavrular meydana gelir. Bu şekilde insanlar tarafından gerçekleştirilen yapay çaprazlamalar ile meydana gelen melezler (hibrit) atalarına göre daha güçlü ve daha verimli olur. Bu tür melezleme çalışmaları daha çok hububat bitkileri ile yapılır. Yararlı özelliklerin çoğunun baskın genlerle taşınıyor olması meydana gelen melezlerde bu özelliklerin bir araya toplanmasını kolaylaştırır. Böylece atasına göre daha verimli ve daha güçlü çeşitde ırklar ortaya çıkar. Bu duruma melez gücü (heterozis) denir.
Ziraatçiler genellikle istenilen özellikte genleri seçip yapay çaprazlama yoluyla
zayıf olan türlere aktarmışlardır. Bu tür melezleme çalışmaları sonucu verimli ırklar elde edilmiştir. Bazen iki tür ya da alt tür arasındaki bir melez, atalarından biri ile geri çaprazlanır.
Bu şekilde özellikle bitkiler de yeni genler gen havuzuna eklenmiş olur.
Örneğin, Meksika'nın orta kısmında "teosinta" denen bir ot yabani olarak yetişir. Bu bitki kültürü yapılan mısıra (Zea mays) çok benzer. iki bitki türü de melezlenebilir ve gamet oluşturabilir. Bugünkü mısırın atası gövdenin ucunda küçük tohumları olan yabani bir ottu, yani teosintaya benziyordu. insanlar tarafından yapay seleksiyon ile teosintadan istenilen özellikler alınarak ilkel mısır ile melezleme çalışmaları yapılmıştır. Bu şekilde günümüzde yetiştirilen büyük koçanlı ve etrafı tohumlarla çevrili modern mısır meydana gelmiştir.
Ticari önemi olmayan bitkilerdeki kuvvetlilik, hastalıklara karşı direnç gibi bazı
özellikler de bu şekilde ticari önemi olan türlere aktarılarak daha üstün ve verimli ırkların elde edilmesi sağlanmıştır.
Bir Populasyonun Dengesini Bozan Etmenler
Hardy-Weinberg kuralına göre populasyona ait gen havuzunda mutasyon, göç,
seleksiyon, izolasyon görülmediği müddetçe gen havuzunun gen frekansı değişmez. Ancak, genellikle populasyondaki genlerin frekansı değişir.
Populasyonda genlerin frekansının değişlmesine etki eden faktörler; göç,
izolasyon, mutasyon, doğal seçilim, genetik süreklenme ve efl seçimidir.
A. Göç
Populasyonu oluşturan bireylerin başka bir populasyona göç etmesi durumunda
populasyondaki gen frekansı değişir. Populasyon dışına göçler populasyondaki gen frekansını azaltır. Populasyon içine göçler ise populasyondaki gen frekansını artırır.
Bir populasyonda Hardy-Weinberg kuralını sağlayan koşullar nelerdir ?
B. izolasyon (Ayrılma)
Gen frekanslarının değişlmesinde ve evrimde rol oynayan en önemli etmendir.
Bir populasyonun diğer populasyonlarla genetik alışverişinin kesilmesine izolasyon denir. Populasyonları birbirinden ayıran en önemli etken coğrafi izolasyonlardır.
Örneğin, bir adanın üzerinde yaşadığı canlılarla birlikte iki ayrı parçaya ayrılması coğrafi izolasyon olarak adlandırılır. Coğrafî izolasyon sonucu meydana gelen
populasyonlar arasında gen alışverişi olmazsa populasyonlar yavaş yavaş farklı hâle gelir. Bazen üreme mevsimlerinin farklı zamanlarda gerçekleşmesinden dolayı farklılık oldukça fazlalaşır ve iki populasyonun bireyleri birbiriyle çiftleflemez ve verimli döl veremez. Bu durumda bir türde iki ayrı yeni tür oluşur.
C. Mutasyon
Mutasyon, DNA'da meydana gelen değişiklikler sonucu oluşur. Mutasyonlar çoğu zaman zararlıdır. Zararlı olan mutasyonlar, populasyona ait gen frekansının azalmasına neden olur .Örneğin, normal bir gen mutasyonla hemofili genine dönüşebilir. Bu zararlı mutasyon, hemofili genine sahip olan bireylerin yaşama olasılığını azaltır ve zamanla populasyondan elenmesine neden olur. Böylece populasyonun gen frekansı azalır. Kalıtsal hastalıkların genlerinin populasyonda sürekli bulunmasının nedeni ise populasyonda meydana gelen mutasyonlardır. Bazı mutasyonlar ise yararlı olabilir. Yararlı mutasyonlar bireyin değişen çevre koşullarına uyumunu artırır. Örneğin, bazı bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanması yararlı mutasyonlar sonucu oluşur.
D. Doğal Seçilim
Aynı türün bireyleri arasında meydana gelen varyasyonlar sonucunda çevreye daha iyi uyum yapabilen bireyler seçilir, uyum yapamayanlar ise populasyondan elenir. Böylece, istenmeyen özellikte olan genlerin frekansının azalması sonucu kararsız populasyonlar zamanla kararlı hâle geçer. Aşağıda verilen örnekle bu durumu anlayalım:
Güney denizlerinde kendisini ilk bulan Juan Fernandes'in adıyla anılan bir ada
vardır. Bu tenha adaya biri erkek biri dişi iki keçi yerleştirilmiştir. Bol miktarda
besini bulan hayvanlar ilk zamanlar çoğalmaya başlamışlardır. Fakat, bir süre sonra besin kıtlığının başlamasıyla ilk önce zayıf olanlar ölmüş ve böylece bireye düşen besin miktarı artmıştır. Bu şekilde besin bolluğu ve besin kıtlığı içerisinde hayvanların populasyonu dengede tutulmuştur. Bu denge derecesi zaman zaman ya salgın bir hastalık veya kazaya uğramış bazı gemilerin sahile gelmesi ile bozulmuştur. Fakat, yine de geriye kalanlar ile bu denge zamanla sağlanabilmiştir. ispanyollar, ingiliz gemicilerin bu adayı yiyecek temin etmek için kullandıklarını görünce keçilerin toptan yok edilmesine karar vermişlerdir. Bu amaçla, kıyıya dişi ve erkek olmak üzere bir çift tazı koymuşlardır. Tazılar, buldukları besin miktarına göre orantılı bir şekilde çoğalmış ve keçilerin sayısı zamanla azalmıştır. Fakat keçiler tamamen yok olmamışlardır. çünkü keçiler tamamen yok olmuş olsaydı tazıların da yok olması gerekecekti. bu durum incelendiğinde, keçilerin çoğunun dik kayalıklara, köpeklerin onları takip edemeyeceği yerlere çekildiklerini, sadece besin aramak için korkulu ve tedbirli davranarak kısa zamanlarda vadiye indiklerini gözlemişlerdir. Bunların pek azı tazılara av olmuştur. Tazılardan sadece dikkatli, kuvvetli ve aktif olanları keçileri avlayabilmiş, diğerleri ise zamanla populasyondan elenmiştir. Böylelikle yeni bir keçi ve tazı populasyon dengesi oluşmuştur. Her iki türün de en zayıf olanları doğa koşullarına dayanamamış ve ölmüştür. En aktif ve hızlıları ise yaşayabilmiştir.
E. Genetik Sürüklenme
Populasyonlarda eşlerin seçimi ve çiftleşme büyük ölçüde şansa dayanır.
Populasyona ait gen havuzundaki frekans daha çok şansa bağlı olaylarla değişir. Küçük populasyonların gen havuzunda şansa bağlı olarak meydana gelen değişmeye genetik sürüklenme denir.
Genetik Sürüklenme Her türün kendine özgü bir gen bileşimi vardır. Bu gen bileşimi yitirildiğinde tekrar yeniden meydana getirilme şansı yok denecek kadar azdır. Genetik sürüklenme; göç, afet, iklim vb. etkenlerin etkisiyle bir populasyondan ayrılan küçük populasyonların gen havuzunda şansa bağlı olarak meydana gelen değişikliklerdir. Küçük populasyonlarda şansa bağlı olayların gen frekansının değişmesindeki etkisi çok daha fazladır. Bu nedenle, bir populasyondan ayrılan küçük populasyondan zamanla bağlı olduğu populasyondan farklı gen frekansı oluşabilir. Örneğin, kahverengi göz renginin baskın olduğu bir insan populasyonundan ayrılan mavi göz genine sahip küçük bir insan populasyonu içerisinde zamanda mavi göz renginin yaygın olması bu populasyonun gen frekansının bağlı olduğu populasyondan farklılaştığını gösterir. Genetik sürüklenme ile uyum yeteneği az olan veya zararlı olan bazı genlerin frekansı populasyonda yükselebilir. Bunun yanında bazı yararlı genlerin frekansı da populasyonda azalabilir veya tamamen yok olabilir. Genetik sürüklenme, bazı kalıtsal olan hastalıklar yönünden çekinik olan genlerin homozigot hâlde populasyonda etkisini ortaya çıkarması ve bu şekilde populasyonda zararlı olan genlerin frekansında artışa neden olması yönünden de önemlidir.
Genetik sürüklenmeye bir örnek vererek konuyu pekiştirelim:
Amerika'da Pensilvania'nın bir bölgesinde diğer insan populasyonlarından ayrılmış
amiş mezhebinden olan sekiz bin kadar insan vardır. Bunlar aşağı yukarı 1744
yılından beri kendi içinde kapalı bir toplum oluşturmuştur. içlerinde çekinik bir
genin meydana getirdiği cücelik çok yaygındır. Diğer cücelerde görülen kısa kol ve bacaklara ek olarak bunlarda el ve ayak parmaklarında fazlalıklar görülür. Dünyada bu özellikleri taşıyan 100 olaydan 55'i bu topluluktan verilmiştir. Bugün yaşayan amişlerin % 13'nün bu geni taşıyıcı olarak içerdikleri tahmin edilmektedir. Bu yüksek frekansın izi 1744 yıllarında buraya yerleşmiş bir çifte kadar izlenebilir. O tarihlerde oraya yerleşmiş çift hem anne hem baba yönünden bu gen bakımından heterozigot olup meydana getirdikleri birkaç bebek sakat doğmuştur. Bu çiftten meydana gelen döllerde de bu genin frekansı incelendiğinde oldukça yüksek olduğu gözlenmiştir. Bu durum ise bu geni taşıyan her 100 kişiden 55'inin bu mezhepten çıkmasını açıklar.
Bunun gibi insanlarda populasyonlardan ayrılan küçük populasyonlarda kan grubu frekansı ya da kan grubu, göz rengi vb. genlerde de zamanla ayrıldıkları
populasyondan farklı olan gen frekansı görülebilmektedir. Ayrıca bu durum insan
dışında bir çok canlı türünde de gözlenebilmektedir.
F. Eş Seçimi
Populasyonda, şansa bağlı olmayan çiftleşmelerin ve farklı üreme yeteneklerinin
oluşması Hardy-Weinberg eşitliğini bozan bir durumdur.
Populasyonlardaki bireylerin çiftleşmek için rastgele eş seçiminin yanı sıra geliştirdikleri bazı özel nitelikler vardır. Bu durum populasyonu oluşturan bireylerin bir zaman sonra köken aldıkları populasyondan farklı davranış şekillerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. bu davranış şekilleri yaşam kavgasında beslenme, korunma, yavrularına bakma vb. farklı yeteneklerin ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu şekilde, erkek ve dişilerde kendi türlerine özgü olan vücut yapısı ve farklı davranış şekilleri gelişir. Örneğin, birçok geyikte, keçide boynuz gelişimi, tavus kuşunda renkli kuyruk, birçok kuşta göz alıcı parlak tüyler görülür. Bu özellikler bireyin karşı cinsle çiftleşme şansını artırır. Yine, bir çok türde karşı cinsi uyarıcı nitelikte olan bazı davranışlar gelişmiştir.
Örneğin, Avustralya'da yaşayan kuyruğu çelenk şeklindeki bir kuş bir toprak kümesinin üzerine çıkar ve bir kaç ay açık kuyruğunu sağa sola göstererek şakı söyler. Bu gösteri ve ötüşlerden etkilenen bir dişi, erkekle çiftleşir. Bireylerin bu şekilde belli özelliklere göre eşlerini seçerek çiftleşmeleri belirli genlerin frekansının populasyonda artmasına neden olur.
Populasyon genetiğinin bilinmesi, canlı hayatını etkileyen bazı kalıtsal sorunların
çözülmesine yardım eder. Hemofili, fleker hastalığı, orak hücreli anemi, renk
körlüğü gibi kalıtsal olan hastalıkların populasyonda görülme sıklığı populasyon
genetiği ile açıklanır. Ayrıca, bitki ve hayvanlar üzerinde yapılan Islah çalışlmaları da populasyon genetiği sayesinde açıklanır.
Belirli bir alanda yaşayan, kendi aralarında çiftleşebilme yeteneğine sahip
olan aynı türün bireylerinin oluşturduğu topluluğa populasyon denir.
Populasyon genetiği, populasyonun özelliklerini, bu özellikleri belirleyen genleri ve genlerin dağılımını inceleyen genetik bölümüdür.
Belirli genler bir populasyonda ne kadar sık bulunur ? Yaşadığım şehirde benimle
aynı kan grubuna sahip kaç insan var ? Kan verilmesinin gerekli olduğu koşullarda insanların yüzde kaçı bana kan verebilir ? gibi sorular aklımıza gelebilir. Bu sorular populasyon genetiği ile ilgilidir.
Populasyon genetiği, populasyonu oluşturan bireylerin genetik özelliklerinin
populasyonda ortaya çıkma sıklığını araştırır. Bu nedenle bir çok bireyin genetik
özellikleri üzerinde çalışır.
Populasyon genetiğinin bilinmesi, canlı hayatını etkileyen hemofili, fleker hastalığı, orak hücreli anemi vb. kalıtsal hastalıkların populasyonda görülme sıklığını araştırır. Bu şekilde bazı kalıtsal hastalıkların teravisine yardımcı olur. Ayrıca, bitki ve hayvanlar üzerinde yapılan Islah çalışmalarında da populasyon genetiğinden yararlanılır.
Gen Havuzu
Bir bireyin kalıtsal yapısına genotip denir. Buna göre bir populasyonun kalıtsal yapısına ise gen havuzu denir.
Bir populasyondaki bütün bireylerin sahip olduğu genler, gen kaynağını veya gen havuzunu oluşturur.
A. Kararlı ve Kararsız Populasyonlar
Herhangi bir genin populasyonda bulunma sıklığına gen frekansı denir.
Hardy-Weinberg kuralına göre bir populasyonda:
1. içeriye ve dışarıya göç yoksa,
2. Mutasyon meydana gelmiyorsa,
3. şansa bağlı çiftleşme ve döllenme varsa,
4. Herhangi bir genin yararına veya zararına seçilim yoksa,
Populasyonu oluşturan gen havuzundaki genlerin frekansı dölden döle sabit kalır ve bu tip populasyonlar kararlı (dengeli) populasyon adını alır.
Fakat bu dengede olan populasyona ait faktörlerden biri veya bir kaçının değişmesi durumunda populasyonun dengesi bozulur. Populasyondaki genlerin frekansı değişir.
Populasyonlardaki genlerin frekansının değişmesine yol açan faktörler:
1. Mutasyon
2. Seleksiyon (doğal seçilim)
3. Göç
4. izolasyon (ayrılma) dur.
Bu etkenler nedeniyle gen frekansı dölden döle değişen populasyona kararsız
populasyon denir.
Malzeme:
350 gram ince bulgur
350 gram kıyma
Tuz
Karabiber
Kızartmak için:
2 yumurta
Sıvı yağ
Hazırlanışı:
Karıştırma kabına kıymayı, ince bulguru, tuzu, karabiberi alın ve yaklaşık yarım saat yoğurun. Yoğururken azar, azar su ilave ederek yumuşatabilirsiniz.
Yoğurduktan sonra yine elinizi suya batırarak yuvarlak yassı köfteler hazırlayın. Köfteleri kay- namış tuzlu suda yarı kıvama gelene kadar haşlayın ve süzün.
Köftelerin ilk sıcaklığı çıktıktan sonra köf- teleri önce çırpılmış yumurtaya daha sonra una bulayarak kızgın yağda kızartın.
Bir peçetenin üzerinde yağını aldıktan son- ra yeşilliklerle servis yapın.
Malzeme:
4 su b. un
1p. kuru maya
yarım çay b. sıvıyağ
1 tatlı k. tozşeker
1 tatlı k. tuz
1 tatlı k. toz kırmızı biber
1 su b. kaşar p. rendesi
1 kase susam
1 çorba k. kekik
alabildiği kadar ılık su
Hazırlanışı:
Karıştırma kabına 4 su bardağı unu alın.Üzerine 1 paket kuru maya yarım çay bardağı sıvıyağ,1 tatlı kaşığı tozşeker,tuz ve ılık su ile kulak memesi kıvamında bir hamur elde edin.Simitin iç harcı için 1 su bardağı kaşar peynir rendesi,1 tatlıkaşığı toz kırmızı biber 1 çorba kaşığı kekik ile iç harç hazırlayın.Hamuru bezelere ayırın.Her bir bezeleri az miktarda sıvıyağ ekleyin.Bezeleri elinizle açın.
Üzerine peynirli harçtan koyun.Hamuru rulo yapın.Elinizle bir ucundan kıvırarak yuvarlak şekil verin.Hazırladığınız simitleri önce suya daha sonra bolca susam bulayın.Fırın tepsisine simitleri dizin.Mayalanması için biraz bekletin.Daha sonra 180 derecelik fırında simitleri pişirin.
Malzeme:
5 su b. un
yarım p. yaşmaya
1 tatlı k. tuz
1 çorba k. toz şeker
1 su b. süt
yarım çay b. sıvıyağ
alabildiği kadar su
İç harcı için:
2 çorba k. tereyağı
1,5 su b. un
sıvıyağ
yumurta sarısı
Hazırlanışı:
5 su b. un karıştırma kabına alınır. Ortası havuz şeklinde açılarak içerisine maya, sıvıyağ ve süt alınır. Toz şeker unun kenarlarına serpilir. ilk olarak havuzun içi karıştırılmak üzere hamur yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir. Bu arada iç harç hazırlanır. Bunun için tavaya sıvıyağ alınır. Üzerine un ve tereyağı eklenir. Un helvası yapar gibi karıştırılarak iyice kavrulur.
Dinlendirilen hamur 7 bezeye ayrılır. Bezelerin her biri servis tabağı büyüklüğünde açılarak içerisine hazırlanan kavrulmuş un konularak rolu yapılır. Daha sonra gül böreği gibi sarılarak yağlanmış tepsiye alınır. Üzerine yumurta sarısı sürülerek fırında pişirilir.
Malzemeler:
125 gr. tereyağı
3 yumurta
1 paket kabartma tozu
1 su b. pudra şekeri
2 çorba k. bal
alabildiği kadar un
Mantosu için:
1 kase ceviz
1 çay b. toz şeker
1 tatlı k. tarçın
Hazırlanışı:
Karıştırma kabına tereyağını alın.Üzerine 1 adet yumurtayı kırın.Diğer 2 yumurtanın sadece saısını ekleyin.Akını ayırın.Tereyağı ve yumurtaları karıştırın.Üzerine 1 su bardağı pudra şekeri,2 çorba kaşığı bal,1 paket kabartma tozu ve üzerine alabildiği kadar un ilave ederek kulak memesi kıvamında bir elde edin.
Mantosu için ise cevizleri parçalayıcıdan toz haline getirin.Bir kapta cevizi,1 çay bardağı toz şekri,1 tatlı kaşığı tarçını ilave edip karıştırın.Hamuru uzun olarak şekil verin.Hamuru yumurta aklarına bulayın.Cevizli karşıma bulayın.Hamura ay şekli vererek fırın tepsisine dizin.Önceden ısıtılmış olan 180 derecelik fırında pişirin.
Merengi için:
3 yumurta akı
1 çay b. tozşeker
1 fiske tuz
Üzeri için:
çikolata sos
Hazırlanışı:
Pandispanyanın yarısını fırın tepsisine alın. Üzerini dilimlenmiş şeftali ile doldurun.Diğer tarafta yumurta aklarını tozşekerle çırpın. Kar haline gelen malzemeyi şeftalilerin üzerine kaşıkla yerleştirin.
160 derecede yumurta beyazları sertleşene kadar pişirin. Üstü kıtır kıtır olunca fırından çıkartın soğuduktan sonra eritilmiş çikolata ile servis yapın.
El ayasında yer alan fasia adı verilen bir katmanın kalınlaşması ile ailesel geçiş gösteren bir hastalığıdır.Bu hastalık adını 19. yüzyıl başlarında yaşamış ve onu tarif etmiş olan Fransız cerrahı Baron Dupuytren den almıştır.Bu hastalıkta elin parmaklarının hareketini sağlayan Tendonlar kalınlaşma nedeniyle hareketlerini kaybedebilir.
Burada hastalığın ailesel olduğusigara kullanımıdamar hastalıkları ile ilişkisiepilepsi ve diabet ile bağlıntılı olduğu bilinmekte ama asıl sebep bilinmemektedir.Kanda Kollagen III miktari artmistir. Antikonvulzan (sara ilaçları) ilaçlar nedeniyle de olusabilir. Erkeklerde daha sik gorulur. siklikla her iki elde de tutulum vardir.
Klinik Belirtiler:
Bir veya birkaç parmağı açamamakavuç içinde küçük bir şişkinlik veya sertliktir.
Dupuytren kontraktürü genellikle ağrılı değildir fakat elde ilerleyen bir deformasyon meydana getirebilir. Aynı zamanda ayak tabanında da buna benzer doku sertleşmesi ve çekmesi görülebilir. Bu rahatsızlık en çok yüzük parmağı ve küçük parmakta oluşur fakat herhangi bir parmağı ayak tabanını hatta penisi etkileyebilir.
Erken donemde avuç içinde yuzuk parmagi hizasinda bir nodul halindedir. Bu bolgedeki kalinlasma zaman içinde 5 parmaga dogru genisleyerek bir bant halinde fleksiyon(parmak yumma hareketi) deformitesine neden olur. Aylar-yillar içinde bu fleksiyon deformitesi ilerler. Cilt bu fasial banta oldukça siki bir sekilde yapismistir. Baslangiçta nesneleri yakalama-sikma hareketlerinde agri yakinmasi olusturur.
Tedavi:
Tedavide zaman zaman steroid enjeksiyonları ağrılı olan nodüller için kullanılsa da ana tedavi cerrahidir.Cerrahi elin hareketlerinde kısıtlanmanın oluştuğu an yapılırel ayasındaki yapışıklıkların çıkarılmasını içerir. Hasta elini duz zemin uzerine tam olarak koyamadiginda ideal ameliyat zamani gelmis demektir.Ameliyattan sonra tekrarlama ihtimali sıktır.
Malzeme:
4 patates
1 soğan
2 diş sarımsak
4 çorba k.yoğurt
3 çorba k.un
1 yumurta
sıvıyağ
tuz
su
Üzeri için:
1 çorba k.tereyağ
toz kırmızı biber
Hazırlanışı:
Patatesleri küp doğrayın. Soğanları yemeklik doğrayın. Tenceredem sıvıyağda soğan ve patatesleri soteleyin. Üzerine sarımsakları da kleyin. Biraz kavrulduktan sonra üzerine sıcak su ilave edip pişmeye bırakın. Diğer tarafta terbiyesi için un, yumurta sarısı ve yoğurdu çırpın. Üzerine biraz soğuk su ilave edip karıştırın.
Terbiyeyi kaynamakta olan çorbaya yavaş yavaş ilave edin. Suyunu ve tuzunu ayarlayın. Kaynayınca servis kabına alıp üzerine toz kırmızı biber ve kızdırılmış tereyağı dökerek sıcak servis yapın.
Malzemeler:
1 su b. kırmızı mercimek
1 kase hazır mantı
1 soğan
1 çorba k.un
1 kase yoğurt
kırmızı toz biber
tuz,nane
1 çorba k. tereyağı
Hazırlanışı:
Soğanı yemeklik olarak kesin.Tencereye soğanı alın ve soteleyin.Üzerine 1 su bardağı kırmızı mercimek ve sıcak su ekleyerek pişirin.Daha sonra tencereye 1 kase mantı ilave edin.Birlikte pişirin.Terbiyesi için yoğurdu çırpma teliyle karıştırın.Üzerine sarımsak ilave edin.1 çorba kaşığı unu ilave edip karıştırın.
Tenceredeki sıcak sudan yoğurda biraz ilave edin.Daha sonra yoğurtlu terbiyeyi tencereye aktarın.Mercimekli mantı çorbasını hazırlayın.Çorbanın sokaracı için tavada tereyağını eriti.Üzerine pulbiber ilave edin.Çorba yı servis tabağına alın.Üzerine sokaracı ilave edip servis edin.
Malzemeler:
4 su b. un
yarım p. yaşmaya
1 çay b. irmik
1 çay b. süt
2 yumurta
125 gr margarin
2 çorba k. yoğurt
2 çorba k. tozşeker
İç malzemesi için:
1.5 su b. ceviz
1 yumurta
1 çorba k. un
Şerbeti için:
5 su b. tozşeker
4 su b. su
1 dilim limon
Üzeri için:
yeşil fıstık
kaymak
Hazırlanışı:
4 su b. un karıştırma kabına alınarak ortası havuz şeklinde açılır. İçerisine maya, yumurta ve süt konulur. İrmik ve toz şeker unun kenarlarına serpilerek havuzdan itibaren karıştırılmaya başlanır. Karıştıktan sonra içerisine yumuşamış margarin ve yoğurt da eklenerek hamur yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre mayalandırılırken diğer taraftan iç harcı hazırlanır. Bunun için; karıştırma kabına ince çekilmiş ceviz, un ve yumurta alınarak iyice karıştırılır.
Hazırlanan hamur uzun bir şekilde açılır. İç harç uzun bir fitil gibi sarılarak hamurun üzerine uzunlamasına gelecek şekilde konularak rulo yapılır.Bir süre bu şekilde bekletildikten sonra birer parmak aralıklarla kesilerek yağda kızartılır. İlk sıcaklığı çıkınca üzerine kaymak ve yeşil fırtık konularak servis yapılır.
4 su b. süt
2 silme çorba k.un
1 çorba k. nişasta
1 p. vanilya
1 su b. toz şeker
1 paket toz şanti
1,5 su b. süt
Hazırlanışı:
1 paket kızarmış ekmeği fırın kabına dizin.Kızarmış ekmeği ıslatmak için tavaya 1 su bardağı pekmezi alın.Pekmezin üzerine 2 su bardağı sıcak su ilave edin birlikte kaynatın.Fırın kabına dizilmiş olan kıazrmış ekmeklerin üzerine sıcak olarak pekmezli suyu ilave edip ekmekleri ıslatın.Şantisi için bir kapta 1 paket toz şanti ile 1.5 su bardağı sütü çırpın.
Muhallabbesi için tencereye 4 su sütü alın.Sütün üzerine 2 çorba kaşığı silme unu ilave edin.Üzerine 1 çorba kaşığı nişsata 1 paket vanilya,1 su bardağı toz şeker ilave edin.Muhallebiyi sürekli karıştırarak pişirin.
Şantiden 1 çorba kaşığı alıp kremanın içine ilave edip karıştırın.Kızarmış ekmeklerin üzerine muhallabeyui ilave edin.Muhallebi soğuduktan sonra üzerine şanti sürün.Üzerine nar tanesi ilave edin.Nar yağdı tatllısını soğduktan sonra servis edin.
Dm A
Sizi bilmem ama ben karar verdim
Dm A
Su gibi duru olup hep akmaya
Dm A
Başka sular tanıyıp çoğalmaya
Dm A
Dalgalanmaya, taşmaya...
F#m A
Son günlerde çok düşünür oldum
F#m A Bm
Zor zamanları çabuk atlatır oldum
Dm A
Yalnız mıyım, insanlar içinde
Dm A
Arkadaşlarım, aşklarım içimde
Dm A
Yara aldım bundan iki yıl önce
Dm A
Hiç susmadım, şarkı söyledim günlerce
Dm A
Artık kısa cümleler kuruyorum
Dm A
Sevdiklerim, sevmediklerim yanımda
Dm A
Kabullendim herşeyi olduğu gibi
Dm A
Yola çıktım, yarınlara...
F#m A Bm
Son günlerde çok düşünür oldum
F#m A
Zor zamanları çabuk atlatır oldum
Dm A
Bakıyorum aynaya her gece
Dm A
İçim rahat, biraz yorgunum sadece
Dm A
Hayatıma giren herkese, yaşanmış herşeye
Dm A
Teşekkürler, büyüyorum sizinle
Dm A
Teşekkürler, büyüyorum sizinle