MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • Em
    Aaaaooooooo

    Bm
    Cm
    Ben bir mülteciyim, kendi yüreğimden başka
    Bm Am
    Sığınacak yerim yok, yurdum yok
    Bm Cm
    Ben bir mülteciyim, yüreğime sığındım
    Bm Am
    Burda savaş çıksa bile, ölen yok

    Cm Bm
    Tüm hayallerin, sonsuzluğa
    Gm Gm
    Ve sona erebildiği yerdeyim
    Cm Bm
    Tüm niyetlerin, nedenleri varmışçasına
    Gm Gm
    Görülebildiği bir yerdeyim

    Em Bm Cm ı
    Ben bir mülteciyim, yüreğimde yaşıyorum ı
    Am Em ı
    Esir değil kul hiç değil, kendimde yaşıyorum ı
    Em Bm Cm ı n
    Ben bir mülteciyim, burda aslında sınır yok ı
    Am Ebm Cm Bm ı
    Kazanmak kaybetmek yok, bu yüzden ı
    Am Em ı
    Daha büyük güç yok ı

    Bm Cm
    Artık eminim her şey içimde filizlenir
    Bm Am
    İstersem büyüyor, bakmazsam çürüyor
    Cm Bm
    Aşil topuğum aşktı, başka yüreklerde
    Gm Gm
    Mutlu olmadım, yaşayamadım
    Cm Bm
    Oysa içimde ne ok var ne de atan
    Gm Gm Em
    Ne yön ne arka ön, ister yaşa ister sön

    Nakarat

    Bm Cm
    Ben bir mülteciyim, kendi yüreğimden başka
    Bm Am
    Sığınacak yerim yok, yurdum yok
    Cm Bm
    Tüm kitapların arasında kurutulup saklanan
    Gm Gm
    Anılarla dolu bir yerdeyim
    Cm Bm
    Tüm sözcüklerin cümlelerden kurtulmuş gibi
    Gm Gm
    İncitmeden özgür kalabildiği yerdeyim

    Nakarat
#23.11.2008 22:26 0 0 0
  • SANATÇI ADI: Kıraç

    ALBÜM ADI: Sonbahar Orjinal Dizi Muzikleri

    ALBÜM YILI: 2008


    COVER:

    noimage




    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Son Bahar (Jenerik) - Enstrümantal
    02- Son Bahar (Jenerik - Keman) - 3.Enstrümantal
    03- Dökülen Yaprak Gibi - Enstrümantal
    04- Güller - Enstrümantal
    05- Geç Olmadan - Enstrümantal
    06- Ayrılık - Kıraç


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#23.11.2008 20:19 0 0 0
  • Günlerden bir gün eski Afyon müddeiumumilerinden olan rahmetli dedemden bana intikal etmiş birkaç eski kitaptan birinin içinde katlanıp unutulmuş A5 ebadında üzeri elyazısı bir kağıt buldum.
    Kağıtta arap harfleriyle şöyle yazıyor;

    Karahisar müddeiumumi muavinliği canib-i alisine (savcı yardımcılığı yüksek makamlarına)
    Sandıklı kazasının Çukurca kariyesinden(köyünden) Karahisar-i esbak müfti kerimesi(eski müftünün kızı) Esma muayene olundukta bundan tahminen 15 gün akdem(önce) bekrinin suret-i cebirle izale olunduğu(bekaretinin zor kullanarak bozulduğu) görülen alayimden numayan(belirtilerden apaçık) olduğu anlaşılmakla işbu rapor takdim kılındı.

    18 Mart 320 Karahisar belediye kabilesi(ebesi) Fatma Hayriye

    Kağıt deyip geçmeyin..Bu kağıt müftünün kızının zorla ırzına geçildiğinin belgesidir.

    Ebe Fatma eline diviti alıp gacır gucur yazınca, altına da tumanından çıkartığı mühürü hohlayıp vurunca, işte oldu sana belge.. Sonra kızı sürükleye sürükleye bir meydana getirirler. Korkudan altına işemiştir zavallıcık. Hafif bedenini meydanda kazılan bir çukurun içine gömerler. Yalnızca beyaz örtülü başı dışarıda kalır. Sonra ahali küfürler içinde taş atmaya başlar. Başındaki beyaz örtü kıpkırmızı kesilinceye kadar.

    Bu kağıt aslında hayatının baharındaki bir genç kızın "recmedilerek" öldürülmesi gerektiğinin belgesidir.

    Belki de kızcağız bu infazı ahaliye bırakmak istemeyen ailesi tarafından sürüklenerek kuytu bir köşeye götürülecek ve katli bizzat kendi aile fertleri tarafından oracıkta gerçekleştirilecektir.

    Benzeri tarzda bir ölüm normalde bunu yaptığından şüphelenilen genç erkek için de söz konusu olabilir. Ancak tecavüzü gerçekleştiren erkek eğer güçlü bir aileye mensup biri ise ve "ben yapmadım" derse cezasız kurtulabilir. (Çünkü belge hangi erkeğin yaptığını söylemiyor. Şahit de yok. Kızın ifadesi ise şeriate göre bir delil kabul edilmiyor)

    Tanrı bunu emretmektedir..Ebenin hazırladığı belge şeriat için fazlasıyla yeterlidir. Şeriatın kestiği parmak da (tabii ki) acımaz...
    Adalet gerçekleştiricilerin ise etrafta ne kadar da çok olduklarını biliyoruz değil mi?

    Oysa ebe Fatma'nın Ferç'e(vulvaya) bakarak hazırladığı belgenin teknik dayanağını bugünkü bilgilerimize göre hiçbir teknoloji sağlayamıyor.

    Belki kızın bakire olmadığı söylenebilir. Ama bunun 15 gün önce bir duhul sonucu olduğunun hem de zorla olduğunun söylenebilmesi imkansız. (Üstelik cinsel birleşme belki aslında hiç olmamış dahi olabilir)

    Ebenin raporu mahkeme dosyasına gireceğine(bir gaflet veya hıyanet sonucu) benim elimdeki kitabın arasında unutulmakla acaba adalet mi engellenmiş yoksa çok iyi birşey mi yapılmıştır ?

    Ya bugün
    Yoksa mahkemeler bugün de hala adalet dağıtmaya devam mı ediyorlar...?

    Şimdiki adaletler adil mi sizce ?


    Alıntı..
#23.11.2008 19:36 0 0 0
  • Kadın - erkek ilişkilerinde bir cağ muhasebesi:
    Geçenlerde katıldığım bir yemekte laf Seymen Ağa'dan açıldı.

    Sofradaki kadınlar, pazartesi geceleri sokağa çıkmadıklarını,telefonları kapattıklarını anlattılar.

    "Çünkü o gece Asmalı Konak vardı ve hayranlıkla Seymen Ağa'yı seyrediyorlardı.

    Hepsi de yönetici pozisyonda, iyi kazanan, okumus kadınlardı.
    "Nesini beğeniyorsunuz Seymen Ağa'nın" diye sordum.
    Yanıt kısa ama vurucuydu:
    "Maço..!"


    Düne kadar kentli kadınların küfür niyetine kullandığı bu sıfat, ne zamandan beri iltifat oldu ? Nasıl oldu da bir "maço"nun TV dizisi 50 hafta bir numara kalmayı başardı ? Her yönüyle bir sosyolojik incelemeyi hak eden dizi, birinci yılını doldurup finale yaklaşırken bu soruları biraz deşmek ve özellikle de
    geçen hafta sırf meraktan gidip bir konserını izlediğim Özcan Deniz'in "maço"luğu üzerinde durmak istiyorum.


    Yıllar önce, Hollywood'da Zsa Zsa Gabor'la Atatürk'le ilişkisi üzerine bir söyleşi yapmıştım. 80 yaşında ondan söz ederken hala gözleri parlıyordu. "Atatürk'ü bir erkek olarak nasıl tanımlarsınız" sorumu, üç sözcükle yanıtlamıştı:
    "Maço... maço... maço..!"
    Bizim kuşağın dedeleri maçoydu ve kadınlar öyle erkeklerden hoşlanırdı:
    Kararlı, sert tabiatli, mutehakkim... Kadını ortalık yerde sevmez, sevdi mi de ihya ederdi. Kollayıcıydı. O, evin üstune kartal gibi kanat gerer, kadın da yanında emin ellerde olduğunu hissederdi.

    Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına dek böyle gitti bu...Sonra savaş bitti. Dünya canlandı. Tek maaş eve yetmez oldu. Kadın işe girdi. Sokağa çıktı, hayata karıştı. Eskiden "sokak yasak" diyen babalar, kocalar işsiz kalınca pencerede
    karısının, kızının işten dönuşünü bekler oldu. Geciktiğinde dayılanacak olsa "Ama eve ekmeği ben getiriyorum" cevabıyla karşılaştı; şaştı. O mutehakkim erkek, mulayimleşmişti. Sungusu düşmüş, iktidari sönmüştü artık.

    Kadın hareketi 1980'lerde tavan yaptı. Artık kendi işleri, hayatları, idealleri, idolleri vardı. "Macolarin tuy dökme mevsimi"ydi bu... Çoğu erkek, cinsiyetinin biricik simgesi bıyığını o yıllarda kesti; kadın dergilerinden sevgilisine nasıl ilan-ı aşk edeceğini, onu yemeğe nereye götüreceğini, akşam içki olarak ne vereceğini öğrendi. Bebek bezi bağlamaya, yeri gelince ağlamaya alıştı. "Kılıbık"laştı.


    Ne yalan söylemeli, bu süreçte erkek örselendiği kadar rahatladı da... Çünkü "Karına laf atanı döv, kızını kaçıranı vur, sen abısin dik dur, erkeksin ağlama, karı gibi gülme, namusunu koru, vatanını koru, evini koru, bacını koru, karını koru, kızını koru, para kazan" filan derken çok yorulmuştu. "Bizimki kendi işini kendi görür" demek işine geldi.

    Bu sürecte kentli kadın da ilgisini erkeğinden kendine ve işine çevirmiş, yükselmişti. Çamaşırla, ütüyle vakit öldurmuyor, "Vücudum bozulur" diye, "işim ne olur" diye çocuk bile doğurmuyordu. Kimseyi cekecek halde değildi artık.. Boşanmalar patladı. Yalnızlığın cağı açıldı.

    Fakat heyhat ! Yüzyıl biterken işler yine karıştı. Çünkü tüyleri yolunup uysallaştırılmış bu yeni erkek acayip sıkıcıydı. Kadın dergilerinde "10 derste nasıl.." başlıklı yazılar okumaktan kuklaya dönmüş, kibarlıktan kırılmaya yüz tutmuştu. Kimisi tüy dökme işini hepten abartıp epilasyon salonlarına düşmüş,
    kimisi kendi cinsini, karşı cinse yeg tutmuştu. Kadinlar onlardan "iyi adam" diye söz eder olmuştu; "adam gibi adam" degillerdi yani.. Tamam ter kokmasın, tokat atmasın, caka satmasın istemişlerdi, ama hepten erkeklikten çıksın istememişlerdi ki...

    Sonunda her iki cins de kendini derin bir yalnızlığın girdabında buldu. İşte özgürlerdi artık; anlı şanlı rollerden soyunmuşlardı, ama hala küçük bir sorun vardı: Mutsuzlardı. Erkekler artık kadına ulaşamadığını fark etti; kadınlar ise en beğendikleri erkeklerin "gay" çıktığını... Kadın - erkek ilişkilerinde derin bir "iktidar boşluğu" oluştu. "Yeni çağın erkeği" için, sahneye çıkma vakti gelmişti artık


    Can Dündar
#23.11.2008 19:30 0 0 0
#23.11.2008 18:21 0 0 0
  • Hayat Zaten Bir Yalan Değilmidir..
    Emeğine Sağlık Mehtap..
#23.11.2008 18:19 0 0 0
#23.11.2008 18:18 0 0 0
  • "Bir Sızı Var İçimde...Uzun Bir Süredir Bu Böyle..
    Tarif Edeyim İstedim Sana...Hissedemeyeceğini Bile Bile.."

    Önce Ellerini Soğuk Suyla Yıka..
    Aynaya Baka Baka...
    Yokluğumu Anlaya Anlaya...!

    noimage

    Buz Gibi Oldu Değil mi..?
    Üşüdü mü İçin De, Ellerin Gibi..?
    Benim Senden Gittiğimi..
    Anlayabildi mi Yüreğin, Benim Gibi..?

    Üşüdüyse Ellerin Tamam..
    Şimdi Bir Bardak Sıcak Çay Al, Cehennem Gibi..
    Onu İki Elinle Tut Isınacak Gibi..
    Peki Şimdi Nasıl..?
    Yandı mı Elin..?
    Benim De İşte Öyle Sızlıyor İçim..
    Her Saniye Böyle Bir Acıyla Yanıyor Kalbim..

    Belki Yine Anlamadın..İstersen Bir Daha Dene..
    Istersen Bir Daha..Bunu Hissetmiyorsan Eğer..
    Bil ki..! Kalbin Yoktur Üzülme..

    "Bir Gidişin Son Vedası Tadında, Sıcak Bir Buse Yolluyorum Sana.."

    Bilmem Hissettin mi..?


    Alıntı..
#23.11.2008 18:06 0 0 0
  • noimage

    Sevilmeye Açım Dedin De
    Sevmeme İzin Vermedin..!
    Kördün Sana Olan Aşkımı Göremedin
    Acı Çekmeyi Zevk Bilmiştin..Değiştirmek İstedim
    Acına Ortak Olayım Dedim
    Elinin Tersiyle Beni İttin..
    Git Dedin Bana, Hayatımdan Çık..
    İstediqin Gibi Yaptım Gittim Ve Hayatından Çıktım
    Yanıma Yalnızlıgınıda Aldım
    Mutlu Musun Diye Baktım Hala Acılarınla Başbaşaydın..
    Özledim Seni Gel, Senden Başkasını Sevemiyorum Dedin
    Bense Yalan Olma İhtimali Düşünmeden Gelmiştim
    Ne Kadar Yanılmışım Senin Hakkında
    Sen Doğru Nedir Bilmeyenlerdenmişsin..
    Hayatın Yalan, Kişiliğin Yalan
    Başlı Başına Koca Bir Yalandan İbaretsin..
    Derler Ya; Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar
    Ne Kadar Doğru Değil Mi Fazla Sürmedi Gerçekler Ortaya Çıktı..
    Senin Acı Çekişlerinde Yalan
    Seviyorum Demelerin Gibi..!
    Şimdi Geriye Dönüp Bakıyorum
    Senin İçin Akan Gözyaşlarıma Acıyorum
    Onlar Böyle Değersiz Bir İnsan İçin Akmamalıydı
    Gözyaşlarım Değerini Yitirmemeliydi Diyorum
    Sonra Düşünüyorum
    Tecrübe Edindin, Gözyaşlarının Kıymetini Bilmeyi
    Öğrendin Diyorum Kendime
    Kolay Kolay Ağlatmam Gözlerimi Artık..
    Heleki Senin Gibi Bir Yüreksiz İçin..
    Gözyaşlarımı Yürekli Aşk Uğrunda Mutluluk Adına Dökmeliyim..!

    Yüreksizliğine Elveda


    Alıntı..
#23.11.2008 17:45 0 0 0
  • Konu: Gece
    Emeğinize Sağlık..
#23.11.2008 16:55 0 0 0
  • Ruhumu ıslatsan varlığınla...Dudaklarında kaybolsam..
    Ve
    bir daha yolumu hiç bulamasam...

    Keşke..Emeğinize Sağlık..
#23.11.2008 16:44 0 0 0
  • Devlet Hastahaneleri

    Acil Yardım ve Travma Hastanesi, Bornova
    Alsancak Devlet Hastanesi, Alsancak
    Atatürk Eğitim Hastanesi, Yeşilyurt
    D.D.Y. Hastanesi, Alsancak
    Dr.Behçet Uz Çocuk Hastanesi, Alsancak
    Eşrefpaşa Belediye Hastanesi, Yenişehir
    Göğüs Hastalıkları Ve Cerrahi Eğitim Hastanesi, Yenişehir
    Konak Eğitim Diş Hastanesi, Serinkuyu
    Karşıyaka Devlet Hastanesi, Serinkuyu
    Urla Devlet Hastanesi, Urla


    SSK Hastahaneleri

    SSK İzmir Aliağa Hastanesi, Aliağa
    SSK Bozyaka Eğitim Hastanesi, Bozyaka
    SSK Tepecik Eğitim Hastanesi, Yenişehir
    SSK Buca Hastanesi, Buca


    Doğum Hastahaneleri

    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Doğumevi, Bornova
    Kadın Hastalıkları Ve Doğum Hastanesi, Konak
    SSK Tepecik Doğum Hastanesi, Yenişehir


    Üniversite Hastahaneleri

    Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, İnciraltı
    Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Bornova
    Başkent Üniversitesi Zübeyde Hanım Hastanesi, Bostanlı


    Askeri Hastahaneleri

    Güzelyalı Hava Hastanesi, Üçkuyular
    İzmir Mevki Asker Hastanesi, Hatay


    Özel Hastahaneler

    Özel Altınordu Hastanesi, Alsancak
    Özel Çınarlı Hastanesi
    Özel Diabet Hastanesi, Yenişehir
    Özel El Ve Mikrocerrahi Hastanesi, Alsancak
    Özel Hayat Hastanesi, Kemeraltı
    Özel İzmir Hastanesi, Yenişehir
    Özel Karataş Hastanesi, Karataş
    Özel Kaskaloglu Göz Hastanesi, Alsancak
    Özel Kocaman Hastanesi, Tepecik
    Özel Konak Hastanesi
    Özel Sağlık Hastanesi, Alsancak
    Özel T.T.B.V. Şifa Hastanesi
#23.11.2008 03:21 0 0 0
  • Denizli'de geleneksel yemek türleri ve beslenme alışkanlıkları sürmektedir. Kedi börülcesi çorbası,Mercimek çorbası,Domates çorbası, kuru börülce çorbası, Tarhana çorbası, ovmaç çorbası gibi yöreye özgü çorba türleridir. Et yemeklerinin başlıcaları tas kapaması, kumbar dolması, sirkeli et, nohutlu et, Tandır,kol dolması, ciğer sarma, saçta işkembedir.

    Denizli mutfağının temelini sebzeli yemekler oluşturur.Özellikle patlıcan yemek çeşitleri çoktur. Kuru patlıcan dolması, patlıcan gözlemesi gibi vb. Taratorlu börülce salatası, ebe gümeci salatası, filiz salatası Yöreye özgün salata türleridir.
    Börek ve tatlı türlerinde Ege Bölgesi özellikleri görülür. Yufka, şipit, bazdırma evlerde yapılan ekmekledir. Yöredeki beslenme alışkanlıklarından biri de yatmadan önce yenen "yat geber ekmeği"dir. Kışın darı, kavurga, ceviz, kestane; yazın türlü meyveler, salatalık, kavun, karpuz yenir.

    MAHALLİ YEMEK TARİFLERİ ve ÖZELLİKLERİ

    Bölgemiz itibariyle tanınan fakat yerleşim mahalleri itibariyle değişiklikler gösteren mahalli yemeklerimizden bazılarının özellikleri aşağıya çıkarılmıştır.

    -Çaput Aşı:

    Toplanan taze bağ yapraklarından yapılır,yapraklar küçük parçalar halinde doğranır. Üzerine yağ ilave edilerek haşlanır. Sonra pirinç ve etle birlikte pişirilir. Üzerine yoğurt dökülerek yenir.

    -Alaçora:

    Haşlanmış kuru fasulyenin üzerine tereyağı ve bulgur ilave edilir, tuz,biber ve su konulduktan sonra suyu çekilinceye kadar pişirilir.

    -Un Çorbası:

    Salça, yağla kızartılır. Un, kızartılmış yağla kavrulur. Yeterince su, tuz, biber ilave edilirek kaynatılır. Sıcak içilir.

    -Darı Ekmeği:

    Mısır unu yeteri kadar tuz, su ilave edilerek yoğrulur. Sonra sac üzerinde pişirilir. Sıcak iken üzerine tereyağı sürülüp, üstüne peynir konulup yenir. Soğuk sütün içine soğuk darı ekmeği doğranarak da yenir.

    -Ayran Ufaklaması (Doğrameç):

    Yoğurda tuz konarak ayran haline getirilir. İçine mısır ekmeği doğranır ve kaşıkla yenir. Acı biber ve domates salatası ile de lezzetli olur.

    -Tirit:

    Buğday, mısır, bakla, nohut ve kuru fasulye haşlanır.. İçine toz kırmızı biber, karabiber, tuz konur ve kaynatılır.. Az sulu piştikten sonra indirilir. Servis yapılır. Üstüne badem içi, ceviz içi fındık kırması konularak kaşıkla yenir. Özel günler ve misafirler için bir eğlence ve toplanma vesilesidir.Acıpayam yöresinde çocukların ilk dişinin görüldüğümde pişirilip dağıtılır. Ayrıca hayır için pişirilip çocuklara dağıtılır.

    -Tarhana Çorbası:

    Yazın hazırlanıp kurutulan tarhana bir miktar suda eritilir. Bir tencerede kızartılan salça, yağ,kıyma ve sarımsağın üzerine ilave edilerek yeterince su eklendikten sonra kaynayıncaya kadar karıştırılır, İyice kaynadıktan sonra sıcak sıcak yenir.

    -Karın (Mumbar) Dolması:

    Pirinç, kıyma, karabiber, kimyon ve tuz dolma içi hazırlandığı gibi karıştırılır. Karışım bol su ilave edilir. Karışım bir huni veya lamba şişesi yardımıyla mumbarın ağzından doldurulur. bir kapta su ilavesiyle pişinceye kadar kaynatılır. Sıcak olarak servis yapılır. Soğuyan dolma dilimlenip tereyağında kızartılarak da yenir.

    -Denizli Turşusu:

    Biber, taze fasulye, salatalık, gök domates bir teneke veya küp içine yerleştirilir. Üzerine tuzlu sirke veya limon tuzu ilave edilir. Sarımsak soyularak içine atılır.Kabın ağzı sıkıca kapatılır.Bir müddet sonra turşu hazırdır.

    -Patlıcan Kebap:

    Bir tencerede kuşbaşı et tereyağı ile birlikte kavrulur, salça ilave edilip pişirilir. Ayrı bir yerde taze patlıcan soyulduktan sonra dilimlenerek doğranıp, yağda kızartılır. Kızaran patlıcanlar tepsiye döşenir. Pişen etler patlıcanın üzerine konur. Üzeri domates ve yeşil biberle süslenir. Tuz ve karabiber konur. Fırında pişirilir.

    -Kaçamak:

    Yarım litre tuzlu su kaynatılır. Su kaynamaya başlayınca, içine serpilerek üzere yeteri kadar un katılır. Bu işlem yapılırken, diğer taraftan tahta bir kaşıkla hızla unlu su karıştırılarak, karışım birbirlerine iyice yedirilir. Karışım koyu bir muhallebi kıvamına gelinceye kadar devamlı karıştırılır. Bir tavada kızdırılmış yağa bir miktar kırmızı biber eklenir. Kırmızıbiberli yağ tenceredeki unlu karışıma eklenerek servis yapılır .

    -Kuzu Çevirme:

    Bütün kuzu eti iyice temizlenerek tuzlanıp biberlenir. Hafifçe sulandırılmış salça içine ve dışına sürülerek terbiye edilir. İçine lezzetli olması için kekik konur. Hazırlanmış olan kuzu eti yakılan odun közü üzerine dikilen çatal kazıkların üzerine bir kazığa geçirilerek oturtulur. Et iyice pişinceye kadar arada sırada çevrilerek pişirilir. Pişirme işlemi bir çukur kazılıp et içine sallanarak da yapılabilir.

    -Sıyırma:

    Ayşe kadın fasulyenin tazeleri toplanıp, yıkanır, temizlenir ve toprak tencereye konur. Üstüne biraz patates eklenerek yeterince su konur. Taze birkaç kabak yaprağı örtülerek, üzerine ağırlık yapması için bir taş konur. Pişirinceye kadar ateşte tutulur. Pişince ateşten alınır ve suyu süzülür. Bir tepsi üzerine ters çevrilerek dökülür. Patatesler üzerinden alınıp, tuzu ekilir.Soğan ve közlenmiş biberle birlikte yenir.

    -Arabaşı:

    Özellikle yüksek bölgelerimizde kış mevsimlerinde pişirilir. Av hayvanlarının etinden ya da tavuk eti ile yapılır. Tavuk ve av hayvanlarının etleri iyice pişirilir. Acılı ekşili et suyuyla hamur yoğrulur ve pişirilir. Büyük bir siniye dökülerek soğutulur. Hamurun ortası açılır,et sulu çorba buraya konulur. Kaşıkla hamur alınıp çorbadan kaşıklanarak yenilir.

    -Et Çevirmesi:

    Babadağ ve Sarayköy yöresinde daha yaygındır. Koyun sırtlarından yağ kesilir. Bu yağlar baharatla ovularak bir şişe dizilerek serin bir yerde bir süre bekletilir. Kuru soğan kıyılarak salça ile ovulur. Köz halinde olan kömür üzerine, şişlere dizilen yağlar pişmeye bırakılır. Yağlar pişerek akmaya başlayınca yufkalara sıra ile basılarak emdirilir. Yağlar iyice küçülünce ye kadar bu işleme devam edilir. Daha sonra iyice emdirilen yufkalar salçalı soğanla siniler üstünde servis yapılır.

    -Yoğurtlu Patlıcan Gömmesi:

    Közde pişirilen patlıcanların kabukları soyulur. Yağ içinde tekrar pişirilir. Ayrı bir tabakta koyun yoğurdu ezilir, içine sarımsak eklenir.. Yağda pişirilen patlıcanın üstüne yoğurt dökülerek karıştırılır.. Üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilir. Sıcak olarak taze soğan, tere, maydanoz, nane, biber kızartması, taze biberle birlikte yenir.

    -Et Kapaması:

    Genellikle Babadağ yöresinde pişiririlen bir yemek çeşididir. Koyun, oğlak veya kuzu eti küçük parçalar halinde doğranır, salça ile ovulur. Sarımsak, soğan ve patates doğranır,Hepsi bir tencerenin içine doldurulur. Üzeri bir tava ile kapatılır ve tencere ters vaziyette kömür ateşinin üzerine konur ve pişmeye bırakılır. İstenirse tavanın boş kenarlarına pirinç ilave edilebilir veya suyu ile de ayrıca pilav pişirilebilir.. Et kapaması sıcak olarak, yanında salata ile servis yapılır.

    -Sura:

    Koyun veya keçi etinin kaburga kısmının etinden yapılır. Etli kaburganın et kısmı kemiğinden ayrılarak açılır. Kemik ile et arasına pirinç, karabiber, kırmızıbiber ve baharat çeşitleri konup et kapatılarak dikilir. Sonra bir tencere içine oturtarak az su ve tuz ilavesiyle pişmeye bırakılır. Piştikten sonra olduğu gibi sofraya konur, sıcak olarak yenir. Bu yemek genellikle Kale ilçemiz ve köylerinde yapılmaktadır.
#23.11.2008 03:05 0 0 0
  • Kaklık Mağarası (Honaz)

    noimage

    Denizli, Honaz ilçesinde bulunan Kaklık Mağarası, yer altı suyunun oluşturduğu yer altı boşluğundan meydana gelmiştir. Kendine özgü bir özelliği olan mağaranın içerisinde büyük bir traverten kitlesi vardır. Pamukkale'nin benzeri olan bu travertenler mağaranın yakınındaki Kokar Hamam Pınarı'nın (Haydar Baba Pınarı) sularının mağaraya şelaleler halinde akması sonucu oluşmuştur. Günümüzde bu travertenlerin oluşumu devam etmektedir. Mağaranın kuzey duvarından küçük şelaleler şeklinde sızan sular yer yer duvarlar da travertenler, oluşturmuştur. Ayrıca mağara içerisinde berrak, kükürtlü sular bulunmakta olup, bu suların bazı cilt hastalıklarına iyi geldiğine inanılmıştır.
#23.11.2008 03:00 0 0 0
  • Tarihçe

    noimage

    26.05.1966 tarihinde yapılan "Genel Kurul" toplantısında Çelik Yeşilspor Gençlik- Pamukkale Gençlik Kulüpleri" mevcut Denizlispor'a iltihak ederek profesyonel futbol takımının teşkili ön görülmüş olup Genel Kurulca kabul edilmiştir.

    Genel Kurulun bu kararı Futbol Federasyonu Başkanlı'ğına bildirilmiştir. Futbol Federasyonu Başkanlığınca üç kulüp birleşerek profesyonel takım teşkili "DENİZLİSPOR GENÇLİK KULÜBÜ" olarak Türkiye 2.Milli Lig'e katılması uygun görülerek 14.Temmuz1966 tarihinde onaylanmıştır.

    Denizlispor'umuzun kuruluşunda tutanaklara geçen bunlar. Ancak olayın birde gelişimi var. İki kulübün birleşip DENİZLİSPOR'un yaratılmasında, o yıllarda Denizli Valiliği yapan Nezih OKUŞ'un büyük payı bulunmuş.Türkiye Ligleri Denizli halkının burnunda tüter hale gelmişti, artık Denizlispor'un yaratılması zorunlu hale gelmişti. Vali Nezih OKUŞ'un Denizli'nin ileri gelenlerini harekete geçirerek ilk adımı atmış oldu. Denizlispor'un ilk Kulüp Başkanı Samim GÖK Başkanlığında; Fuat ÖZEN, Birol ÖNDER,

    İlhami SÜER, Şükrü SARIOĞLU, Atilla SAYINER, Yakup ÜNEL bir araya gelerek ilk Yönetim Kurulunu oluşturdular. DENİZLİSPOR'un 2.Türkiye Ligi'ne alınması da sorgusuz sualsiz oldu. Bunda da Vali Nezih OKUŞ'un Gençlerbirliği Kulübü ile sıkı ilişkiler içinde olması büyük rol oynamıştı. Gençlerbirliği Kulübü Başkanı Orhan ŞEREF'in bu konuda büyük yardımlarının bulunduğu belirtiliyor.


    noimage
#23.11.2008 02:55 0 0 0
  • Metin Serezli (d. 12 Ocak 1934) Türk sinema oyuncusu, tiyatrocu.

    noimage

    1934 İstanbul doğumludur. Atatürk Lisesi ve İstanbul Hukuk Fakültesi'nde okudu. Hukuk Fakültesine devam ederken İ.Ü.T.B. Gençlik Tiyatrosu'nda amatör olarak oyunculuğa başladı. Erlangen, Bristol ve Avignon festivallerine oyuncu ve Türkiye delegesi olarak katıldı...

    1955 yılında "Dormen Tiyatro"sunun ilk oyunu olan "Papaz Kaçtı" komedisi ile profesyonel oldu. Bu güne kadar tiyatrodan hiç kopmadı "Dormen Tiyatro"su "Şan Tiyatrosu", Altan Erbulak'la birlikte kurduğu "Çevre Tiyatrosu" ve son üç yıldır görev aldığı "Tiyatro İstanbul"da 69 oyunda oynadı, 28 oyun ve 5 müzikali yönetti.

    Bu arada 200 radyo oyununda yönetmen ve oyuncu olarak görev aldı. 50 film çevirdi, birçok Tv dizisinde oyuncu ve sunucu olarak görev yaptı.

    Avni Dilligil, Afife Jale, Üniversiteler Birliği, İsmail Dümbüllü veLions en iyi oyuncu ödüllerinin sahibi olan Metin Serezli, halen televizyonda yayınlanan "Olacak O Kadar" programı ve Tiyatro İstanbul'un "Çılgın Haftasonu" adlı komedisinde oynamaktadır.

    Nisa Serezli ile evlenip ayrıldı, daha sonra tiyatro sanatçısı ile evlenen Serezli'nin Murat ve Selim adlı iki oğlu vardır.

    Sanat yaşamına 1954'de Gençlik Tiyatrosu'nda amatör olarak başladı. Daha sonra Dormen Tiyatrosu'na girerek, profesyonel olarak tiyatro sanatçılığına başladı. Daha sonra kendi adına bir topluluk kurdu. "Zübük", "Talihli Amele" gibi filmlerde oynadı.

    noimage

    Sahip olduğu bazı ödüller

    Afife Tiyatro Ödülleri : Yılın En Başarılı Müzikal ya da Komedi Erkek Oyuncusu-Bu Filmi Görmüştüm 1998
    En iyi tiyatro yönetmeni ödülü, 1969.


    Rol aldığı bazı oyunlar

    Kim O
    Tepe Taklak
    Pembe Pırlantalar
    Çılgın Hafta Sonu
    Sylvia
    Bu Filmi Görmüştüm


    Rol aldığı sinema filmleri ve diziler

    Ay Işığı [2008]
    Sihirli Annem 2003
    Son 2001

    Yüzleşme 1996
    Palavra Aşklar 1995
    Darbe 1990
    Necip Fazıl Kısakürek 1988
    Kavanozdaki Adam 1987
    Nefret 1984
    Metres 1983
    Gecelerin Kadını 1983
    Sarışın Tehlike 1980
    Zübük Yaşar 1980
    Talihli Amele 1980
    Özgürlüğün Bedeli 1977
    Ceza 1974
    Beddua / Günahsız Kadın 1973
    Sisli Hatıralar Atıf 1972
    Gümüş Gerdanlık Kemal 1972
    Kopuk 1972
    Falcı Kenan 1972
    Unutulan Kadın 1971
    Senede Bir Gün 1971
    Son Hıçkırık 1971
    Bütün Anneler Melektir 1971
    Melek mi Şeytan mı? / Asrın Kadını 1971
    On Küçük Şeytan 1971
    Aşk Uğruna 1971
    Hayat Sevince Güzel 1971
    Sürgünden Geliyorum 1971
    Ömrümce Unutamadım- Ömrümce Aradım 1971
    Ayşecik Ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde 1971
    Ayşecik Sana Tapıyorum 1970
    Yavrum Ali 1970
    Seven Ne Yapmaz 1970
    Şoför Nebahat 1970
    Dağlar Kızı Reyhan 1969
    Yaralı Kalp 1969
    Ayşecik'le Ömercik 1969
    Kuduz Recep 1967
    Damgalı Kadın 1966
    Bozuk Düzen 1965
    Güzel Bir Gün İçin 1965
    Sensiz Yıllar 1960
    Ayşe'nin Çilesi 1958
    Son Saadet 1958
#23.11.2008 02:42 0 0 0
  • Konu: Civan Canova
    Civan Canova (d. 1955 - Ankara) Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, oyun yazarı.

    noimage

    Yönetmen Mahir Canova'nın oğlu olan Civan Canova, Ankara TED Ankara Koleji mezunudur. Sanat hayatına ilk kez 1974 yılında Yılmaz Güney'in Arkadaş filminde oyuncu olarak başlayan Canova, aynı yıl Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro bölümüne kayıt yaptırdı. Dört yıl sonra bitirdiği konservatuvardan sonra Devlet Tiyatroları kadrosuna girdi. Tiyatronun yanısıra sinema ve dizi filmlerde de rol alan sanatçı, aynı zamanda oyun yazarıdır. 1998'de sanatçı Açelya Akkoyun ile evlenerek 2004 yılında boşanan Civan Canova, Devlet Tiyatrosu'nda görev yapmaya devam etmektedir.


    Ödülleri

    -12. Sadri Alışık Ödülleri, 2007, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Eve Dönüş
    -43. Antalya Film Şenliği, 2006, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Eve Dönüş
    -Avni Dilligil, 2000, En İyi Oyun Yazarı, Sokağa Çıkma Yasağı
    -Kültür Bakanlığı, 1989, En İyi 10 Senaryo dalında ödül, Kör Buluşma, film senaryosu
    -Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü, 1997, Sokağa Çıkma Yasağı
    -İsmet Küntay En İyi Oyun Yazarı Ödülü, 1994, Kıyamet Sularında
    -Avni Dilligil En İyi Oyun Yazarı Ödülü, 1996, Kıyamet Sularında
    -Afife Jale Ödülleri, 2001, En Başarılı Erkek Oyuncu, Kaktüs Çiçeği, (Ödüle aday gösterilmiştir).
    -Afife Jale Ödülleri, 1998, En Başarılı Erkek Oyuncu, Bir Casusa Ağıt (Ödüle aday gösterilmiştir).

    noimage

    Yazdığı oyun ve senaryolar

    Kör Buluşma
    Kıyamet Sularında
    Sokağa Çıkma Yasağı
    Ful Yaprakları
    Erkekler Tuvaleti
    Kızıl Ötesi Aydınlık
    Düğün Şarkısı
    Üstat Harpagona Saygı ve Destek Gecesi
    MitosMorfos
    Niobe
    Neon


    Rol aldığı bazı oyunlar

    Antigone (1979)
    Yaralı Geyik (1980)
    Kunduz Kürk (1980
    Bir Yaz Dönümü Gecesi Rüyası (1981)
    Truva Savaşı Olmayacak (1982)
    Barış Gezegeni (1982)
    Kırmızı Pabuçlar (1983)
    Julius Caesar (1985)
    Lysistrata (1986)
    Düşüş (1987)
    Cadılar Machbethi (1987)
    Danton'un Ölümü (1990)
    Ölüm Tuzağı (1992)
    Gizli Oturum (1993)
    Yeşil Papağan Limited (1994)
    Bir Casusa Ağıt (1998)
    Kaktüs Çiçeği (2001)


    Filmografisi

    Ay Işığı - 2008
    Sınıf - 2008
    Eksik Etek - 2007
    Esir Kalpler - 2006
    Eve Dönüş - 2006
    Çeşm-i Bülbül - 2005
    Gece Yürüyüşü - 2004
    Ömerçip - 2003
    Sır - 1997
    80. Adım - 1996
    Sokaktaki Adam - 1995
    Bizim Aile - 1995
    Çiçek Taksi - 1995
    Yalancı Şafak - 1990
    Acı Lokma - 1986
    Hırsız - 1986
    Yıkılan Gurur - 1983
    Berduşlar - 1982
    Mutlu Ol Yeter - 1981
    Yaşamak Bu Değil - 1981
    Nehir - 1977
    Arkadaş- 1974
#23.11.2008 02:34 0 0 0
  • Alpay Kemal Atalan (d. 9 Ocak 1978, Ereğli)

    Tam adı Alpay Kemal Atalan olan genç diyebileceğimiz arkadaşımız 9 Şubat 1978 Karadeniz Ereğli doğumludur.Şöhret öncesi Ankara'da yaşamıştır.Nitekim doğum tarihinden de anlaşıldığı gibi 30 yaşında ve kova burcudur.Orta öğrenimini Ankara TED Koleji'nde tamamlamıştır.Son derece varlıklı bir ailenin çocuğudur.Lisans eğitimini Bilkent Üniversitesi , Tiyatro (Oyunculuk) bölümünde burslu olarak okumuştur. 2008 yılında Tülin Şen ile hayatını birleştirmiştir.

    Alpay Kemal Atalan'ın ilk deneyimi 2002 yılında Yarım Elma adlı dizide başladı. Sonra 2007 yılının son çeyreğinde Genco adlı dizide Genco karakterinde oynamaya başladı. Genco dizisiyle popülerlik kazandı.Şimdi ise Ay Işığı dizisinde yardımcı oyuncu görevindedir.

    Filmografi

    Yarım Elma - 2002
    Avrupa Yakası - 2004
    Ah Be İstanbul - 2004
    Bütün Çocuklarım - 2004
    Körfez Ateşi - 2005
    29-30 - 2006
    Genco - 2007
    Mutluluk - 2007
    Ay Işığı 2008
#23.11.2008 02:27 0 0 0
#23.11.2008 02:21 0 0 0