MiSS-FENER

MiSS-FENER

Üye
18.05.2006
Genel Kurmay Başkanı
461.942
Hakkında

  • SANATÇI ADI: Güldünya Şarkıları

    ALBÜM ADI: Güldünya Şarkıları

    ALBÜM YILI: 2008


    COVER:

    noimage




    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Koro / Kadinlar Vardir
    02- Sezen Aksu / Güldünya
    03- Ajda Pekkan / Kadin Dediğin
    04- Nazan Öncel / Leyla
    05- Emel Müftüoğlu / Adim Kadin
    06- Zuhal Olcay / Neyse
    07- Aylin Aslım / Karar Verdim
    08- Nilüfer / Sanane Kime Ne
    09- Şebnem Ferah / Masum Değiliz
    10- Şevval Sam / Kibritçi Kiz
    11- Rojin / Sil Baştan
    12- Ayten Alpman / Ve Tanri Aşki Yaratti
    13- Aynur Haşhaş / Qumrike
    14- Funda Arar / Dünden Sonra Yarindan Önce


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#20.11.2008 23:23 0 0 0
  • SANATÇI ADI: Mor Ve Ötesi

    ALBÜM ADI: Başıbozuk

    ALBÜM YILI: 2008


    COVER:

    noimage




    ALBÜMDEKİ PARÇALAR:

    01- Deli
    02- İddia
    03- Sonbahar
    04- Kış Geliyor (Canlı)
    05- Re (Canlı)
    06- Bir Derdim Var (Canlı)
    07- Parti - Flatliners Killa Mix
    08- Kördüğüm - dEmian & Emre Remix
    09- Ayıp Olmaz Mı? - Kaan Düzarat & Fuchs Rework
    10- Küçük Sevgilim - Kaan Düzarat Remix
    11- Darbe - Burak Güven & Serkan Hökenek Remix
    12- Çocuklar ve Hayvanlar - DJ Kambo Remix
    13- Deli - Luna Remix by Cihan Barış
    14- İddia - Kerem Kabadayı & Serkan Hökenek Remix


    MAIN-BOARD FARKI FARK EDENLERİN DİYARI
#20.11.2008 23:18 0 0 0
  • Görüyorum, sokağını kaybetmiş küçük bir kız duruyor ıslak gözbebeklerinde. Tüm suçları kabul etmişcesine suskun. Tüm hüzünleri kendi dudaklarıyla emecek kadar durgun. Kelime boylarında bir deliveren yetişmekte. Gölgesinde ise sancılar belirmekte. Sınır boylarında adressizliğin. Söyle bana hangi adressizlik senin? Gözlerindeki korku kime ait, bedenindeki recm izleri kimden kalma, dudaklarının arasındaki boşluk kimden sana miras kalmakta? Biliyorum susacaksın adın gibi.. Göm cümleleri dudak kenarlarına. Susmaya devam et boylu boyunca. Susabildiğin kadar büyüdüğünü unutma. Tattığın acı kadar büyürsün. Yediğin ayrılık acısı kadar olgunlaşırsın. Yoksa büyümek istemiyor musun? Hep mi küçük kalmak, hep mi suskun kalmak istersin ?

    Herkes yol alırken hayatın derin suskularında, sen susuyorsun aynanın karşısında. Ayak izlerinden belli eğikliğin. İstifledim eteklerinden dökülen cümleleri. Sen susarsan ben dile gelirim...

    Ey Azrail;

    Cesedime vurulmuş etiketin duvağını kaldırdım / öp beni artık. Hem de alnımdan.. Sızmasın içimdeki birikmişler, irinleşmesin bir türlü kapamayadığım gediklerim. Kollarımı sıvadım, kendi cenazemin arifesindeyim. Yüreğimin morluklarını ancak ölüm paklar. Sicillerim, eksildiğim yüreklerden ancak beni kara toprak kurtarır. Açın yolları ey karanlık. ben geliyorum. Elif 'in saçlarındadır zincirlerim. Körpe bir dal iken sevgi agacında, budayın beni gövdemin en kalın yerinden. Susuşlarımdan asın beni. Gölgelerimin soğukluğu yetmezmiş gibi bir de yüreğimin sıcaklığına akıtın ayrılığı.

    "Hangi Çığlık Denk Gelir Ki Dudak Payı Boşluklara"

    Hangi ayrılık senin? Hangi yüz senin? Yüreğinden dökülmeyen mürekkebin hatrına konuş. Sen ki; acıya kanat geren'din. Sen ki; Yusuf'u kuyulardan düzlüğe çeken'din. Sen ki, acıya gözyaşını verip umudu filizlendiren'din. Şimdi hangi yüze çevirdin kıblegâhını? Hangi saf'a durdu gözlerin. Bilmediğin yerdeyim deme bana. Aynanın karşısında yüzünün bilinmezliğinde, yüreğinin ötesinde kendine gülümsemektesin. Göremiyorsan, kır o aynayı.. Kırıklarından topla dağınık saçlarını...

    Sürükleme cesedini sen / sonbahar kaldıracak ya adressizliğini..

    Hangi cümlenin sonunda kırıldı düşlerin..Hangi mahrem ellerin zorlamasıyla alındı içindeki kanamalı çocuk? Susma diyorum sana susma. Becerebildiğin tek şey, boynunu büküp suskunluğun secdesine başını koymak mıdır? Unutmak dururken masada, yüreğine recm emrini vermek neyin nesi? Tükür kil tutmaz toprağın yüzüne. Kaldır cesedini ortalık yerden. Sesinin kısıldığı yerden konuş, duyulmasa da haykır eksikliğini. Susturulsa da sen fazlalığını bırak tabutuna. Söylesene "sen kime fazlasın / kime eksik.."

    Üryanlığını örtmeye kalkıştıkça öbür yamaların sökülüyor dikişlerinden.Uğraşma kendi ayaklarına çorap örmeye. Gözünü yumup yeltenme artık kendine çelmeler takmaya. Olduğun yerde dönme öylece, çevir yüzünü gökyüzüne. Korkma adım atmaktan. Sen ki ;yeni bir bebek değilsin...Koca bir kız oldun, gözlerini büyüt ve sık bileklerini kelepçelerinden. Kanın donduğu yerde ölürsün o kadar. Susma diyorum sana susma..Elif sustu derlerse benim ahvalim ne olur acep ? Bu zan seni kaç gün yaşatır? Bu itham seni kaç gün daha götürür? Hayır kaldıramazsın bu zânnı / bir suçun altından bir daha kalkamaz gönlün. En iyisi vur kendini en ince yerinden / öylece kalsın us'un.

    Kime fazlasın / kime eksik. Sorma bu soruyu kendine. Çünki en iyi cevabı suskunluğun verecektir. Bil ki kalbin acırsa bu sorunun cevabını ararken eksikliğin dikilecek karşına. Yok kalbin sevdiğine acırsa işte o zaman fazlalığın zuhur edecek. Şimdi bedbin ve hodgam bir nefsin zulmüne inat sen besmele'nin safına gir. Züleyha'lığına zelâl getirtme..Suskunluğuna bir de helallik istetme.

    Unutma " bu dünyada sana ancak unuttuğun kadar yaşama hakkı verildi "
    Unut, unutulduğun yerden..
    Kırılsa da içindekiler,
    Unutulduğun kadar yaşarsın.
    Kime fazla isen orada unutulursun..
    Kime eksik isen orada kendini bulursun...

    İsmail Sarıgene

#20.11.2008 23:03 0 0 0
  • Konu: Kendimce
    - Geçmiş -

    noimage

    Yumruğumu Masaya Vurunca Geçmiyormuş Acısı..
    İpe Sapa Gelmez Mi Biterken,
    Susmuyor İşte..
    Dost Değil, Kırılgan, Biraz Çocuk,
    Adım Adım Hasret..
    Şurada Bir Yerde Kalmıştı,
    Kim Bilir Ne Yapıyor Şimdi..


    - Aşk -

    noimage

    Yazık Mı Oldu Duymadım,
    Ama Anahtar Hala Kayıp,
    Sitem De Yersiz Gülmek De..
    Işıkısz Bir Gece Gibi Örtülü Hayat,
    Hesaplı Hayat, Sahibinden Satılık,
    Eksik Biraz Doymamış..
    Şimdi Herşeyi Bırakıp Varmak Var Ama
    Başka Sefere İnşallah..


    - Sitem -

    noimage

    Hangi Sebep Kaldığın Yerden Uzaksa,
    Sanma Ki Sezmedim Bir Avuç Kırık Düş Yumağını..
    Gitmediğim Tüm Nedenlerde,
    Adının Baş Harfinden Eser Yok..
    Sahi Bitmez Mi Bu Yol ?
    Teknemizde Bir Tane Can Yeleğimiz Bile Yok,
    Aramıyoruz Da Ne Tuhaf..
    Uyku Mu, Vazgeçmek Mi..
    O Da Güzel..


    - Şikayet -

    noimage

    Tam 19 Yaşındaydım, Hüznüm 19 Yaşındaydı..
    Adımların Yumuşak Olsun,
    O Gün Bu Gündür Düşlerime Basıyorsun..
    Bir Yara Bir Ömrü Ne Kadar Kanatabilir Sence ?
    Hala Tanyı'ya Şikayetimsin,
    Anlamana Yetmez, Unut Gitsin..
    Bir İhtimal Daha Vardı, Hatırlamıyorum Şimdi..


    - İtiraf -

    noimage

    Çok Mu, Yok Mu Yok Oluşlar Bilinmezken,
    Kendine Elim Yetişmiyor,
    Beş Para Etmeyen Tükenişler Almışım,
    Hayat İşte..
    Evcil Kılıklı Bir Bedel Değil Bu Ödenemeyen..
    Şangur Şungur Düş Kırıklığı Alt Tarafı,
    Dağılan Ve Yorulan..
    Niye Mi Kalem Kağıt..?
    Sebebi Sende Saklı Bir Aptallık..


    - Zamansız -

    noimage

    Sessiz Bir Gürültüyle İçimde Çınlıyor Sensizlik,
    Bağır Çağır Bir Cinayet Teşebbüsü Sanki,
    En Son Yine Kaçtım Diye Hatırlıyorum Oysa..
    "Nerden Çıktı Şimdi" Der Gibi,
    Ayak Bastığım Kamyon Yükü Keder..
    Hiç Hazırlıklı Değilim,
    Sonra Gelsen..?


    - Sen -

    noimage

    Bir Gülümseyiş Ki En Sevincinden,
    Korku Musun Cesaret Mi..?
    Biliyorum Sende Kayıbım.. Zaman Geç Değil,
    Belki Çok Geç,
    Bilinmez Değil Suskun Sadece..
    Avuçlarım Kanamıyor Oysa,
    Gece Ve Hayat Hala Büyülü Sanki,
    Bozma..


    - Bıkkın -

    noimage

    Kararsız Kılıklardayım, Unut Beni..
    Yangında Kurtarılması Gereken İlk Sebebim Bile Yok..
    Saklı Kalmışsın İçimin Dibinde..
    Hesap Kitap Değil, Hem Dipte, Hem Sonda,
    Hem Depresyonda..
    Boşver Saçma Sapan Olsun Burası Da..


    - Kafiye -

    noimage

    Yaralı Temenniler Gibi Saklıyorum Seni,
    Zamansız Seçtiğim Tuzaklar Dil Yarası Şimdi,
    Sığınası İmkanları Çürüteli,
    Göz Görmeyince Gönül Surat Asıyor Besbelli..


    - Gecikme -

    noimage

    Uzun Yokoluşlarda Büyümeden Susmanın Arifesi Şimdi,
    Çabuk Mu Küçüldük Dersin..?
    Sen Konuşmadan Bitersin, Biter Misin..?
    Sanki Bütün O Şarkıları Yazdıran Sensin De,
    Yaralı Ve Ürkek Sıradanlıklar Kayıpmış Gibi..
    Gitme Diye Dilendim Ben,
    Çarenin Çözümlere Küstüğü Andı Keşke Demediğimde..
    Bir Sabahtı Uyandım,
    Nerdesin.. ?


    - Nikotin -

    noimage

    İçime Çekmeden Geçmeyen Bir İç Ağrısı,
    "Yak Bir Sigara"'nın Bastıran Tesellisi Hayat mı..?
    Hayatla Ölüm Arasında Sarıp Sarmaladığım,
    Olmasan Duramadığım,
    Yine De Basmaya Bile Kıyamadığım,
    Yapamadığım,
    -Ki Çoğu Kez Yardan Da Yar-
    Dumanına Yandığım Meret,
    Sen De Olmasan..


    - Son -

    noimage

    İhanetlendim,
    Damdan Düşer Gibiydi..Hatta Daha Çok Deyim;
    Kaşla Göz Arası Bir Sitem İşte..
    Neyse Ki Gece Hala Karanlık
    Ve Sen Kendinin Önünde Kör Bir Telaşla Koşmakta..
    Dursan Da Geç, Kalsan Da Bit..!
    Kafiyelerle Anlatılacak Gibi De Değil Ama,
    Dağlar Önümde Diz Çökerken,
    Kayalara Eğilmem, Git..!


    Alıntı..
#20.11.2008 18:13 0 0 0
  • Konu: Sen
    Sen Sorumlu Değilsin Benim Gecemden..
    Gecelerin Deşifre Ettiği Yalnızlığın
    Sebebi Sen Değilsin..
    Yüreğimdeki Kurşunlar İçin
    Uygun Silah Sen Değilsin Sevgilim..
    Benim Düşmanlığım,
    Sokaklarda Hafifçe Gülümsediğim,
    Fişlediğim Bir Dolu İnsana..
    Sakın Üstüne Alınma..

    noimage

    Suçlu Listesinin Kalabalığından Da
    Mesul Değilsin Sen Sevgilim..
    Sen O Suçlu Listesinde,
    Temiz Sayfaların Adamı Olursun Belkide..
    Ve Ben Farkına Varıyorum Bir Şeyleri Sende..
    Daha Önce Farkına Varmaya Çalışıp Da Anlamamakta
    Israr Ettiğim Bir Çok Şeyi..


    Alıntı..
#20.11.2008 17:49 0 0 0
  • Konu: Sar Beni
    Unutmalıyım kaç kurşun yedim,
    Unutmalıyım kanadımdaki delik yarasını..

    Unutmak Kolaymı..Emeğine Sağlık Asiyancım..
#20.11.2008 17:32 0 0 0
  • Konu: Batan Gemi
    Batacagim galiba bir limana varmadan!
    Ne zaman kara yüzü görecegim,ne zaman.


    Sığınacağın Bir Liman Yok İşte Bu Kötü..
    Emeğine Sağlık..
#20.11.2008 17:30 0 0 0
#20.11.2008 17:27 0 0 0
  • Açıktan Msn Adresi Vermek Yasatır..

    Müzikleri İndiremezsiniz..
#20.11.2008 17:23 0 0 0
  • Avustralya (2008)

    Vizyon Tarihi: 26 Aralık 2008

    Oyuncular:Hugh Jackman,Nicole Kidman,David Wenham,Bruce Spence
    Bryan Brown,Jack Thompson,John Jarratt,Jacek Koman,Ben Mendelsohn

    Yönetmen: Baz Luhrmann

    Senaryo: Baz Luhrmann, Stuart Beattie

    Tür: Macera, Dram, Savaş


    Film, 2. Dünya Savaşı öncesinde, kendisine kocasından bir sığır çiftliği miras kalan ve bunun için kuzey Avustralya'ya giden İngiliz aristokratı Lady Sarah Ashley çevresinde gelişiyor. İngiliz sığır baronları, arsasını almak isteyince; kaba sığır sürücüsü ile kerhen de olsa çalışmak zorunda kalır. Çünkü 2000 baş sığırı sadece birkaç ay önce Pearl Harbor baskınının yapıldığı topraklardan yüzlerce mil geçirmek için ona ihtiyacı vardır. Yolculuk sürecinde adama aşık olur. Ayrıca Avustralya'ya da hayran kalır ve kendisi için yeni bir hayatın başladığının farkına varır.

    noimage

    noimage

    noimage

    noimage
#20.11.2008 02:39 0 0 0
  • Atatürk Anıtı (Merkez)

    Manisa il merkezinde Vilayetin önünde bulunan Atatürk Anıtı Heykeltıraş Hüseyin Özkan tarafından yapılmıştır.

    Anıt yüksek bir kaide üzerinde olup Atatürk sivil giysiler içerisinde tasvir edilmiştir. Heykelin kaidesinde gençliği ve orduyu simgeleyen figürlere yer verilmiştir.


    Saruhan Bey Anıtı (Merkez)

    Manisa Muradiye Camisinin batısındaki meydanda Saruhan Bey'in Türbesi'nin yanında heykeli bulunmaktadır.

    Heykel dikdörtgen mermer bir kaide üzerinde ayakta Saruhan Bey tasvir edilmiştir. Burada yerel giysileri içerisinde Saruhan Bey sağ ayağını ileri atarak yürür vaziyette olup sağ elini de göğsü üzerine kaldırmış durumdadır. Kaide üzerindeki plâkette de Saruhan Bey'in kişiliğini belirten bir yazı bulunmaktadır.
#20.11.2008 02:39 0 0 0
  • Çeşnigir Kütüphanesi (Merkez)

    Manisa il merkezinde, Çeşnigir Camisi yanında bulunan bu kütüphaneyi Karaosmanoğlu Hacı Eyüb Ağa 1831-1832 tarihinde yaptırmıştır.

    Moloz taş ve tuğladan yapılan kütüphane, kare planlı olup, üzeri sekizgen kasnaklı basık bir kubbe ile örtülmüştür. Kütüphanenin önünde üç bölümlü bir revak bulunmaktadır.


    Nişancı Paşa Kütüphanesi (Merkez)

    Manisa il merkezinde Hacı Osman Ağa'nın yaptırdığı bu kütüphane 1789 tarihlidir.

    Kütüphane moloz taş ve tuğladan yapılmış, altıgen planlıdır. Üzeri küçük bir kubbe ile örtülüdür.


    Demirci Mahmut Çelebi Kütüphanesi (Merkez)

    Manisa il merkezinde Çatal Cami'nin bitişiğinde bulunan bu kütüphaneyi Demirci Mahmut Çelebi 1862-1863 yılında yaptırmıştır.

    Moloz taş ve tuğladan yapılan kütüphane sekizgen planlıdır. Üzeri kubbe ile örtülmüştür.


    İshak Çelebi Kütüphanesi (Merkez)

    Manisa'nın güneyinde, Sandıkkale Tepesi yamacında, Ulu Cami'nin karşısında bulunan bu kütüphaneyi Saruhanoğullarından İshak Çelebi 1378 yılında yaptırmıştır.

    Moloz taş ve tuğladan yapılmış olan kütüphane, kare planlı, tek kubbelidir. Kütüphane bir süre ilkokul olarak kullanılmış ve daha sonra yıkılmış, günümüze gelememiştir.


    Muradiye Kütüphanesi (Merkez)

    Manisa Saruhan Mahallesi'ndeki Muradiye Yapı topluluğunun güneyinde medrese ile cami arasındaki avluda bulunan kütüphane, Karaosmanoğulları'ndan Hüseyin Ağa tarafından 1812 yılında yaptırılmıştır.

    Kütüphane sekizgen planlı, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Üzerini 7.00 m. çapında bir kubbe örtmüştür. Kütüphaneye kuzey cephesindeki beş basamaklı bir merdiven ile çıkılmaktadır. Girişin önünde çapraz tonozlu küçük bir revaklı sahanlık bulunmaktadır. Yapının doğu, güney ve batı cepheleri dışa kapalıdır. Bunların iç yüzlerine sivri kemerli dolap nişleri yerleştirilmiştir.


    Zeynelzade Kütüphanesi (Akhisar)

    Manisa Akhisar ilçesinde, Hashoca Mahallesi'ndeki bu kütüphaneyi Akhisarlı Zeynelzade ailesi 1798'de yaptırmıştır.

    Kütüphane moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Üst örtüsü tonozludur. 1805 yılı kayıtlarına göre kütüphane de 923 cilt el yazması kitap bulunuyordu.

    Zeynelzade Kütüphanesi ismi ile Akhisar Merkez Parkında yeni bir kütüphane yapılmıştır.
#20.11.2008 02:33 0 0 0
  • Evliya Çelebi, Manisa'da 3000 çeşme olduğunu Seyahatnamesi'nde belirtmiştir. Bu çeşmelerden pek azı günümüze gelebilmiştir.


    Pir Nefes Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Arpaalanı Camisi'nin köşesinde bulunan bu çeşme 1587 tarihli olup, şehrin kitabeli en eski çeşmesidir.

    Kesme taştan yapılmış olan çeşme sivri kemerli bir niş içerisindedir. Ayna taşı üzerinde kitabesi bulunmaktadır. Niş içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.


    Dilşikar Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Dilşikar Mahallesi'nde bulunan Dilşikar Camisi'nin yanındaki çeşmeyi, Dilşikar Hatun 1579 yılında cami ile birlikte yaptırmıştır.

    Çeşme kesme taştan caminin bahçe duvarına bitişik tek cephelidir. Yuvarlak kemeri içerisinde ayna taşı, önünde de yalak taşı bulunmaktadır. Günümüzde halen kullanılmaktadır.


    Alaybey Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Alaybey Camisi'nin bahçe duvarında bulunan bu çeşme iki cepheli olarak yapılmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında kullanılan çeşme sonradan yıkılmış yeri önündeki meydana katılmıştır.


    Yarhasanlar (Derviş Hasan) Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Yarhasanlar Camisi'nin hazire duvarına bitişik olan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Derviş Hasan h.1176 (1762-1763) yılında yaptırmıştır.

    Kitabe:

    "Bu ferahza çeşmei dilcuyi sahib-i hayır
    Rahi hakikat etti icra sarfedüp malu menal
    Teşnegan nuşine guya oldu ayni selsebil
    Akti her katresi savet nümun kevserisal
    Hafıza atşana işrab etti lûle tarihin
    Çeşmei Derviş Hasan'dan daim iç acı zülal.
    Sene 1176(1762)."

    Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Sivri kemer içerisinde altı satırlık kitabesi, ayna taşı ve önünde yalak taşı bulunmaktadır. Üzerinde bezeme elemanlarına rastlanmamıştır.


    Süleyman Paşa Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Ayniali Camisi'nin bahçe duvarı üzerindeki çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Süleyman Paşa h.1224 (1809) yılında yaptırmıştır.

    Kitabe:

    "Asafı vala himem yani Süleyman Paşa
    Namı camisine tasrih olacak bu dehiva
    Bezledup malını hayrı hasenata daim
    Fikr endişesidir ecri azim subhu mesa
    İşte bu çeşmeyi bu mevzie tasmim ederk
    Yaptı kevser gibi abını etti icra
    Ömrü ikbal ile lûtfu keremi daim ola
    Eyleye cümle hatadan memun Mevla
    Yazdı bu katibi Divanı anın tarihinin
    Pek latif oldu ve lakin bin zait amma
    Dediler ehli mahalle bizi etti serap
    Bu güzel çeşme-i ranayı Süleyman Paşa."

    Çeşme yuvarlak kemerli, kesme taştan, aynı taşı ve yalaktan meydana gelmiştir. Günümüzde kullanılmaktadır.


    Kaval Çeşme (Merkez)

    Manisa Kaval Çeşmesi kitabesinden öğrenildiğine göre; Hacı Mehmet ve Hacı Yakup 1480 yılında yaptırmıştır. Manisa'da yapılmış çeşmelerin en eskilerinden bir örnektir.

    Çeşme ayna taşı, yalak ve arkasındaki su haznesinden meydana gelmiştir. Kesme taştan yuvarlak kemerli bir çeşmedir.


    Ali Ekber Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Karaköy Mahallesi'nde bulunan bu çeşmeyi Sultan I. Murat döneminde yaşamış olan Hacı Mehmet bin Hacı Mübarek ve Hacı Yakup bin İbrahim 1480 yılında yaptırmıştır. Sonraki yıllarda Ali Ekber tarafından onarılmış ve onun ismiyle tanınmıştır.

    Çeşme kesme köfeki taşından yapılmıştır. Ön yüzündeki yuvarlak bir niş içerisine onarım kitabesi ve ayna taşı yerleştirilmiştir. Önünde yalak kısmı bulunmaktadır.


    Halil Efendi Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Adakale Mahallesi'nde İlyas Bey Mescidi'nin duvarında bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Halil Efendi 1747 yılında yaptırmıştır.

    Kitabe:

    "Bir habibi sahib-ül hayrat-ı hak
    Eyledi lûtfuyla tevfika refik
    Bu hayrat akva sebili yaptı ol
    Buldu revnakle şeref çarı tarik
    Remzedertşana tarih luleler
    Karlı buzlu sukkeri aynül rahik 1160(1747)."

    Çeşme moloz taştan bahçe duvarına yerleştirilmiş, mermer aynataşı yuvarlak kemer içerisine alınmıştır. Önünde yalağı bulunmaktadır.


    Hacı Osman Çeşmesi Merkez)

    Manisa Nişancı Paşa Mahallesi'nde bulunan bu çeşmeyi kitabesinden öğrenildiğine göre; Karaosmanoğullarıdan Osman Ağa 1692 yılında yaptırmıştır.

    Kitabe:

    "Sahibül hayrat Hacı Osman Ağayı kerim
    Eyledi ihya bu ziba çeşme-i kıldı bina
    Sarfı nakd edip keremle teşnigan işra bina
    Oldu bu hayra muaffak yaptı pakı kenzma
    Remzile der Hafıza bu la tarihin
    Pek acaip çeşme durma iç abı şifa."

    Çeşme kesme taştan yapılmıştır. Yuvarlak kemerli niş içerisinde ayna taşı, kitabe ve yalak kısmı bulunmaktadır.


    Saruhan Bey Parkı Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Saruhan Bey Parkı içerisindeki bu çeşme, daha önce Dervişali Mahallesi'nde günümüze gelemeyen Rum Kilisesi'nin dış duvarı üzerinde bulunuyordu. Kilisenin yıkılması ve yerine Memleket Hastanesi'nin yapılması üzerine Anafartalar Mahallesi'ndeki Paşa evinin duvarına konulmuş, sonradan da bu parka yerleştirilmiştir.


    Gülfem Hatun Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Göktaşlı Mahallesi'nde bulunan Göktaşlı Camisi'nin yakınında bulunan Gülfem Hatun Çeşmesi, kitabesinden öğrenildiğine göre; 1543 yılında Seyyide Gülfem Hatun tarafından yaptırılmıştır.

    Kitabenin mealen anlamı:

    "Halk için bedelsiz çeşmeler yaptı
    Onun adı Seyyide Gülfem idi
    Allah onun ömrünün günlerini uzatsın
    Allahehli tarih için
    Aynen fiha tusemme selsebilen
    h.950 (1543)."

    Çeşme günümüze gelememiştir. Eski fotoğraflarından öğrenildiğine göre iki kesme taş dayanak arasında tuğladan sivri kemerli olup, arkasında haznesi bulunuyordu. Yuvarlak kemerli niş içerisinde tuğla ve kaba taştan çeşmesi ve önünde de yalak taşı bulunuyordu.


    Ayniâli Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Ayniâli Mahallesi'nde bulunan bu çeşmeyi XIX. yüzyılın başlarında, Sultan II. Mahmut döneminde Manisa Sancak Beyi Süleyman Paşa yaptırmıştır. Kadı Sicillerinden öğrenildiğine göre; o yıllarda Ayniâli Mahallesi su sıkıntısı çekiyordu.

    Çeşme, Ayniâli Camisi bahçe duvarına bitişik, sivri kemerli bir niş içerisinde olup moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Ayna taşı ve önündeki yalaktan meydana gelmiştir.


    Molla Şaban Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Molla Şaban (Bektaş Kebir) Mahallesi'nde bulunan çeşme kitabesinden öğrenildiğine göre; XIX. yüzyılın ilk yarısında Manisa Sancak Beyi Süleyman Paşa tarafından yaptırılmıştır

    Kitabe:

    "Asaf-ı vâlâ himem yani Süleyman Paşa
    Nam-ı samimisine tasrih olucak bud-u liva
    Sarfedip malini hayr-ü hasenata daim
    Fikr-i endişesidir ecr-i azim subh-u mesa
    İşte bu çeşmeyi bu mevzie tasmim ederek
    Yaptı kevser gibi hem abını etdi icra
    Ömr-ikbal ile lütf-u keremi daim ola
    Eyleye cümle hatadın anı maniun Mevlâ
    Yazdıbu kitap Divanı anın tarihin
    Pek lâtif oldu lâkin biri zaittir amma
    Dediler ehl-i mahalle bizi etti seyrap
    Bu güzel Çeşm-i rârâ-ı Süleyman Paşa."

    Bu çeşmenin suyu Papaz Uçurumu denilen yerden getirilmiştir. Çeşme moloz taş ve tuğladan yapılmıştır. Yuvarlak kemerli nişin içerisinde ayna taşı ile yalak taşı bulunmaktadır.


    Hacı Pulat Mehmet Ağa Çeşmesi (Merkez)

    Manisa il merkezinde bulunan Karaosmanoğlu Hacı Pulat Mehmet Ağa Çeşmesi 1790-1791 yılında Hacı Pulat Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.

    İki cepheli olan çeşme kübik gövdeli olup, üzerini bir kubbe örtmüştür. Cepheler mermer kaplıdır ve iki yandaki çifte porfir sütunlar at nalı şeklindeki bir kemeri taşımaktadır. Bu kemerin çevresinde taş bezemelere yer verilmiştir. Çeşme nişi içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.


    Taşçılar Mescidi Çeşmesi (Merkez)

    Manisa Çarşı Camisi duvarına bitişik olarak 1799 tarihinde yapılmıştır.
    Çeşmenin sivri kemeri içerisinde bitkisel motifler, ibrik, maşrapa gibi motiflere yer verilmiştir. Niş içerisinde ayna taşı ve yalağı bulunmaktadır.


    İzzet Mehmet Paşa Çeşmeleri (Merkez)

    Sadrazam İzzet Mehmet Paşa 1798 yılında, Sadrazamlıktan alındıktan sonra Sakız Adası'na gönderilmiş, sonra da Mukataasından ötürü Manisa Sancağına gönderilmiştir. İzzet Mehmet Paşa Manisa'da on dört yıl kalmış ve 1827 yılında ölmüştür. Büyük Manisa yangınından sonra mezarlıklar kaldırılırken onun sandukası ve mezar taşı Manisa Müzesi'ne taşınmıştır.

    Sadrazam İzzet Mehmet Paşa Manisa'da bazı çeşmeler yaptırmış, çeşmelerin suyollarını onartmış, suyu kesilen çeşmelere su getirtmiştir. Paşa'nın yaptırdığı çeşmeler Dere Mahallesinde, Küçük Camii Şerif yanında, Akmescit'de Aşağı Ermeni Mahallesi'nde iki çeşme yaptırmıştır. Ayrıca bu çeşmelerle ilgili bir de vakfiye düzenlemiştir.

    Sadrazam İzzet Mehmet Paşa'nın yaptırdığı bu çeşmeler günümüze gelememiştir.
#20.11.2008 02:25 0 0 0
  • Silandos Kula'dan 41 km. uzaklıktaki Selendi'nin 4-5 km. batısındaki Kara Selendi Köyü'nün bulunduğu yerde idi.
    Silandros, Lydia dilinden bir sözcük olup Helenleştirilmiştir. Anlamı anlaşılamamıştır.

    noimage

    Kentin bulunduğu alanda yüzey araştırması ve Arkeolojik kazı yapılmadığından, eski kaynaklar da yeterli bilgi vermediğinden tarihi karanlık kalmıştır. Yalnızca köyde bazı antik duvar kalıntıları, temel izleri ile karşılaşılmıştır. Roma dönemine ait olan bu kalıntılarda çevrede yeni yapılanmalar nedeniyle kullanılmış, kentten kalan son izler de yok edilmiştir. Yalnızca, burada oturan bir ana tanrıça heykeli bulunmuştur. Bugün bu heykel İzmir Arkeoloji Müzesindedir.
    787'deki İznik konsiline piskopos gönderdiği kayıtlardan öğrenilmektedir. Demek ki o sırada bir piskoposluk merkezi idi. Ayrıca adına sikke de bastırmıştır.
#20.11.2008 02:05 0 0 0
  • MANİSA Sardes (Sard)

    MANİSA Sardes (Sard) Tarihi

    MANİSA Sardes (Sard) Resimleri


    noimage

    Manisa'nın Sardes antik kenti, İzmir'e 72 km. uzakta olup, İzmir-Ankara karayolunun ortasından geçer.

    M.Ö.VII.yüzyıldan itibaren ismini Zeus'un oğlundan alan Attalos Çayı Sardes'e altın kırıntıları taşımış, bu M.S.I.yüzyıla kadar sürmüştür. Lydialılar bu altını değerlendirmişler, çeşitli eşyaların yanı sıra ilk altın parayı bastırmışlardır.Böylece de Kral Alyattes M.Ö.600'de ilk altın sikkeyi bastırmıştır. Onun ardından da Kral Kezius (M.Ö.560-547) saf altından sikke bastırarak Sardes'in Antik çağda, bu konuda önderliğini sürdürmüştür.

    Herodotos, Lydia'da üç ayrı kral ailesinin peşpeşe yaşadığını ileri sürmüştür. Bunlar Atyatlar, heraklidler (Tylonidler) ve Mermadlardır. M.Ö.2000'in ilk yarısında yaşadıkları ileri sürülen Atyatlar ile ilgili bilgi çok sınırlıdır. Ayrıca bu sülalenin Lydia'da yaşayıp yaşamadıkları da tartışmalıdır.
    Sardes kazıları yöredeki ilk yerleşmenin Tunç çağı (M.Ö.3000-1200) sonlarında başladığı ve küçük bir köy özelliği taşıdığını göstermiştir. Tunç çağının sonlarına doğru burada yaşayanlar yakarak gömmüşler, ağaç dallarından, kamışlardan ve balçıktan yapılmış yarım daire planlı evlerde yaşamışlardır. Bundan sonra Yunanistan ile kültürel bağlar kurduklarını da Sardes'in alt tabakalarındaki Geç Hellas, Miken keramiklerinden anlaşılmıştır. M.Ö.1200-900 yıllarına tarihlendirilen Sardes'in boyalı, geometrik üsluptaki keramikleri üzerindeki bu etki çok açıkça kendisini göstermiştir.

    noimage

    Lydia'daki geç Hellas, Miken ve Yunanistan'ın geometrik keramiklerine Sardes'liler güney-batı özelliklerini de katmışlardır.M.Ö.900'lerde boyalı geometrik üslubu uyguladıkları gibi, onlara kırmızı üzerine siyah bezemeyi de katmışlar, bu durum Lidia'da Demirçağın arkeoloji yönünden en önemli olayı olmuştur.

    Sardes, Tunç çağının sonlarına doğru Batı Anadolu ve Akdeniz kentlerinde olduğu gibi bir saldırıya uğrayarak yakılıp yıkılmıştır. M.Ö.1200 yıllarında Anadolu'ya kadar uzanan Tharak göçünün bu yıkımda payı olduğu düşünülürse de, başka bir iddiaya göre Hitit Kralı IV.Tuthaliye'nin bunda payı olmuştur.Ancak bu yıkımda her iki topluluğun etkin olduğunu gösteren kanıt bulunmamaktadır. Ancak bu yıkımdan sonra Lydia'nın başına geçen Heraklid (Tylonid) ailesinin Thrak kökenli olduğu tarihte belgelidir.
    Manisa yakınındaki Spylos Dağında, Kemalpaşa yakınındaki Karabel kaya kabartmaları da Hititlerin bu yöreye geldiklerini göstermektedir. Sardes'te yaşayan Asias isimli bir topluluğun Hititlere meydan okuduğu, bu yüzden IV.Tuthaliya'nın buraları yakıp yıktığı da akla uygun gelmektedir.
    Heredot, M.Ö.1185'deki Thrak göçünden hemen sonra, Demirçağın başlarında hüküm süren Heraklidlerin aralıksız 505 yıl burada yaşadıklarını belirtmiştir. M.Ö.V.yüzyıl Lydia tarihçisi Xanthos'un bilgilerini yansıtan M.S.I.yüzyılda yaşamış olan Damascus'lu Nicolaos'un yazdıkları ise efsane olarak kalmıştır. Heraklidlerin M.Ö.1185-680 yıllarında egemen oldukları, Kral Gyges'den itibaren Sardeis'e bu ismin verildiğini de Onlardan öğrenmekteyiz.

    noimage

    Mermandların sonuncu kralı olan Kroisos zamanında Sardeis, zenginliğin, kültürel gelişimin doruğuna erişmiştir. M.Ö.VI.yüzyılda Sardeis Batı Anadolu'nun sanat ve kültür merkezi konumundaydı. Bunu Lydia'nın doğal zenginlikleri, özellikle altın madenleri de pekiştiriyordu.
    Kroisos'un krallığının ilk yılları barış ve diğer ülkelerle uyum içerisinde geçmiş ancak, yüzyılın ortalarına doğru doğuda Pers tehlikesi baş göstermiştir. Bunun üzerine Kroisos M.Ö.547'de Kappadokia bölgesine sefere çıkmıştır. Kızılırmağı geçtikten sonra Perslerle karşılaşmıştır. Savaş Sardeis'e yakın bir yerde Persler'e yenilmiş ve Sardeis askeri ile halkı akropole çekilmiştir.
    Sardeis'in Pers hükümdarı Kyros'un eline geçmesiyle M.Ö547'de Pers egemenliğini tanımak zorunda kalmıştır.

    Akropol

    noimage

    Sardies Ovasına hakim, sarp ve ulaşılması güç olan Akropol kenti bir çok saldırıdan kurtarmıştır. Teraslar halinde yükselen tepede Arkaik döneme ait kalıntılara rastlanmıştır. Burayı çepeçevre saran surlar Lydialılar tarafından yapılmıştır.
    M.Ö.V-VII.yüzyıla tarihlenen bu surlar arasında M.Ö.223-187 yıllarında, III.Antiochos'un yaptırdığı tahkimat parçaları ile Perslerin bir başka savunma kalıntıları ile de karşılaşılmıştır. Ancak tepenin güneyinde Bizans'lıların yapmış oldukları duvarların büyük bir bölümü görülmektedir.Bunlar Lydia, Yunan ve Roma dönemine ait kalıntıların yardımıyla yapılmışlardır. Nitekim tepenin orta terasında yapılan kazılarda M.S.V-VII. Yüzyıllara, Bizans dönemine tarihlendirilen evler ortaya çıkmıştır.
    Tepenin altındaki küçük çukurların içerisindeki Lydia ve Yunan kap kacağı ise kalenin M.Ö.VII.yüzyıldaki varlığını kanıtlamaktadır.

    Gymnasium

    noimage

    Sardeis'in Roma döneminde yapılmış anıtsal yapılarından Gymnasium, Anadolu'daki benzerleri arasında en büyük ölçüde yapılmış olanıdır.
    Sardeis Gymnasium'unun yapımına M.S.II.yüzyılda Severius Simplicinius'un emri ile başlanmış, ikiyüz yılı aşkın çalışmadan sonra M.S.IV.yüzyılda tamamlanmıştır. Yapının bulunduğu yerde Geç Helenistik dönemde yapılmış bazı yapılar, Roma döneminde de bir nekropol bulunuyordu. M.S.17'de büyük bir deprem tüm bu yapıları yıkmıştır.
    Gymnasium üç ayrı bölümden oluşmuştur. İlk bölümde; üstü örtülü olan bölüm, 8x12 ölçülerindeki hamam, ikici bölümde; hamam kısmına açılan, törenlerin yapıldığı mermer avlu. Ayrıca bu avlu 15x33 boyutlarındaki iki katlı sütun sıraları ile görkemli hale getirilmiş, büyük bir portal de bunu tamamlamıştır.
    Üçüncü bölüm ise; Doğudaki 80 m2'lik bir alanı kapsayan Palaestra (antrenman alanı) ile kuzey ve güney duvarına bitişik, birbirlerine simetrik iki holden oluşmaktadır. Özellikle buradaki sütunlar Erken Bizans üslubu başlıkları ile dikkat çekmektedir.

    noimage

    Sardeis'de 1962'de yapılan çalışmalarda Palostranın güneyinde, mermerli caddenin kuzeyinde M.S.III.yüzyıla ait bir sinagog daha çıkarılmıştır.
    Bu yapının ilk defa M.S.17 depreminde yıkılan Gymnasion'un bir bölümü olarak sonradan yapıldığı anlaşılmaktadır.
    Burada ele geçen İbranice bir yazıttan İmparator Licinius Valerianus'un ismi geçmektedir.
    Arkeoloji kazılarında ele geçen yazıttan, döşeme ve mimari parçaları da yapının M.S.IV.yüzyılda kullanılmış olduğunu göstermektedir.


    Artemis Tapınağı

    noimage

    Artemis Tapınağı'nın yapımını ilk defa Lydia Kralı Kroisos kum taşından bir sunak olarak başlatmıştır. Bunun ardından M.Ö.330 yılına doğru asıl tapınak yapılmasına girişilmiş, ancak tamamlanamamıştır. Helenistik dönemde Zeus ve Artemis'in isimleri kullanılmış, Roma döneminde ise tapınağın batı bölümü Artemis, doğu bölümü de Antoninus Pius'a (M.S.138-161) adanmıştır.
    Roma döneminde pseuda-dipteras plan düzeni uygulanan yapı, İon üslubundaydı. Hıristiyanlık'tan sonra tahrip edilmiş, yapı taşları başka yapılarda kullanılmıştır. Hıristiyan'ların egemen olduğu dönemde ise tapınağın güney-doğu köşesine doğal bir platform üzerine küçük bir kilise yapılmıştır.
    M.S.17'de Sardeis'i tamamıyle yıkan deprem, tapınağa da çok zarar vermiştir. M.S.II.yüzyılın ortalarına doğru Antonius Pius ve karısı Faustina tapınağı onarmış, içerisine imparatorların dini törenlerinde kullanılmak üzere iki bölüm yapılmıştır. Buraya normal bir insan boyunun dört katı heykeller konulmuştur.
    Bunlardan doğu yönündeki heykel İmparator Antonius Pius'u, batı yönündeki de eşi Faustina'yı temsil ediyordu. Faustina heykelinin başı bugün British Museum'dadır.

    noimage

    Tapınağın batısındaki duvarın içerisinde bir yazıttan da tanrıçanın, Mnesimades isimli birine gayrimenkul karşılığı borç para verdiği yazılıdır.
    Buradan da tapınağın dinsel törenler dışında banka görevi yaptığı da öğrenilmektedir.
    Tapınak, Doğu Roma İmparatoru Büyük Konstantinius'un (324-337) Hıristiyanlığı kabul edişine kadar ve ondan bir süre sonra daha önemini korumuştur. İmparator Julianus (361-363) tarafından yenilenmiş ancak, İmparator II.Thedosius'un (404-450) çıkardığı paganlığa karşı yasalardan sonra tamamen terkedilmiştir.

    Tapınağın güney-doğu köşesindeki Küçük Bizans Kilisesi M.S.V.yüzyılda yapılmıştır. Yarım yuvarlak apsisli, tek nefli bir yapıya daha geç devirlerde bazı ekler yapılmıştır. Bu arada V.yüzyılın sonu ile VI.yüzyılın başında yapının uzunluğu boyunca bir bölüm eklenmiştir.
    Artemis Tapınağı ile kilise arasında mimari hiçbir bağlantı bulunmamaktadır. VII.yüzyıldaki bir deprem her iki yapıyı da yıkmıştır.
    Amerikan Arkeoloji gurubunun 1910'da başlattığı kazılardan sonra tapınak tümüyle ortaya çıkarılmış, 1961'de de kilise onarılmıştır.


    Kilise, Hamam, Mahkeme Binası ve Evler

    noimage

    Sardeis yolunun karşısında bir kilise kalıntısı dikkat çekmektedir. İmparator Justinianus (527-565) bu yapıyı kentin başlıca kilisesi olarak yaptırmıştır. Günümüze çok harap gelebilen kilisenin yalnızca dört büyük desteği ayaktadır. Ayrıca sart çayı'na paralel, yol bıyunca iki Bizans kilisesi kalıntısı bulunmaktadır. IV.yüzyıla tarihlenen bu yapıların yapım tarihleri bilinmemektedir. Bununla birlikte laskarisler (1204-1282) dönemindeki bsilikanın üzerine kısmen kalıntıları görülebilen bugünkü kilise yapılmıştır.
    Kilisenin 300 m. kuzey-batısındaki bağlar arasında da mahkeme binası olarak tanımlanan bir kalıntı bulunmaktadır. Yan duvarlara ait bazı parçalar ile doğu ve batı yönündeki temel kalıntıları dikkati çekmektedir.
    Surlar dışında, kentin doğu ucunda, ana yolun yakınında bulunan hamamın M.S.II.yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır. Roma ve Bizans dönemlerinde de kullanılan yapı, yakınındaki çayın getirdiği birikintilerle neredeyse tamamen çamur içerisinde kalmıştır. Bunun yanı sıra V.yüzyıla ait olduğu sanılan havuz kalıntıları görülen kırmızı tuğladan, bir başka hamam kalıntısı daha bulunmuştur.
    Sardes'e yeni yapılmış karayolunun güneyinde VI.yüzyıla ait büyük bir ev kalıntısı ortaya çıkarılmıştır. Kalıntılardan anlaşıldığına göre iki katlı, 30x25 m. ölçüsündeki bu evin yıkıntıları arasında bazı dinsel eşyalarla da karşılaşılmıştır. Bu kalıntının biraz ilerisinde alanda ise çanak-çömlek parçalarının bulunduğu geniş bir alan vardır. Burasının M.Ö.700-200 yıllarına ait, önce Lydialıların sonra da Helenistik Sardeslilerin kullandıkları bir Pazar yeri olduğu düşünülmektedir.

    Mezarlar

    Sart Çayı'na doğru eğimli arazi üzerinde M.S.IV.V.yüzyıllara ait bir mezar odası bulunmuştur. Duvar freskleri Manisa Müzesi'ne götürülmüş olan anıtın bezemelerindeki tavus kuşları ile benzerleri Anadolu'da çok sık rastlanan bir geleneği işaret etmektedir.
    Bu mezar anıtın biraz ilerisinde de Piramit Mezarı diye isimlendirilen ve M.Ö.VII.yüzyıla tarihlenen bir başka mezar anıtı ile de karşılaşılmıştır. Bugün yalnızca temel kalıntıları ile bazı mimari parçaları sağlam kalmıştır. Bu anıtların yanı sıra Sart Çayı'nın karşı kıyısındaki tepede de çok sayıda Lydia kaya mezarları bulunmaktadır.

    Bintepe

    noimage

    Akropolün kuzeyindeki Gigia Gölü'nün (Marmara Gölü) güneyindeki alanda sayıları 90'a ulaşan tümülüsler görülmektedir. Bunlar Lydia kralları ile krallığa hizmet veren, devlet önde gelenlerinin mezarlarıdır.
    Bu tümülüslerden en önemlileri 1852 ve 1962 yıllarında araştırılmış olan Kral Alyattes ile Gyges'e ait oldukları ileri sürülen mezarlardır. Oldukça iyi durumda olan ve içerisinde taştan mezar odaları olan tümülüsler, çok eski yıllarda soyulmuşlardır.
#20.11.2008 01:56 0 0 0
  • noimage


    Malzemeler:
    5 su b. un
    1 tatlı k. tuz
    ılık su

    İç harcı için:

    1 kg. pırasa
    50 gr. kıyma
    1 çorba k. domates salçası
    1 çorba k. biber salçası
    sıvıyağ
    tuz, karabiber

    Arakatlar için:
    Sıvıyağ

    Üzeri için:
    1 yumurta


    Hazırlanışı:

    Karıştırma kabına 5 su bardağı unu alın.Unun üzerine 1 tatlı kaşığı tuz ilave edin.Üzerine ılık su ilave edin.Hamur malzemesini yoğurun.Kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlayın. Hamuru 24 adet bezeye bölün.Bezeleri tatlı tabağı şekline açın.Daha sonra aralarına sıvıyağ sürerek kat kat hamurları dizin.2 adet 12 li ayrı ayrı hamur hazırlayın.
    İç harcı için ise pırasaları ince olarak kesin.Tavaya sıvıyağı alın.Üzerine ince kıyılmış olan pırasaları ilave edin.Üzerine 50
    gr.kıyma ilave edip soteleyin.Daha sonra pırasaların üzerine biber salçası ve domates salçası ilave edin.

    Daha sonra kat kat olan hamurları 12 adet olacak şeklide 2 ayrı 12 adetli hamur elde edin.Açılan hamurları ilk önce elinizle bastırın.Daha sonra hamurları merdane ile açın.Açılan hamurun 12 adedini Açılan hamurları12 adet hamurun üzerine pırasalı iç harcı ilave edin.Üzerine diğer 12li hamuru ilave edin. Hamurların kenarlarına elinizle kıvırın.Yuvarlak fırın tepsisini sıvayağ sürün.Hamuru tepsiye alın.Üzerine yumurta sarısı sürün.Fırına vermeden önce bötreği üçgen olarak kesin.Daha sonra pırasalı üçgen arnavur böreğini önceden ısıtılmış olan 180 derecelik fırında pişirin.
#20.11.2008 01:53 0 0 0
  • Maionia, Menye (Gökçeören)

    Maionia, Gediz ovasının bitimi ile dağların uzantıları arasında, antik çağda şehirleşmenin çok az gelişebildiği kesimdeki küçük bir ovada kurulmuştur. Bugünkü yeri Salihli ile Kula ilçeleri arasındaki Gökçeören'dir.

    Maionia ismini Homeros Lydia ülkesi için kullanır.Hellen dilinde bir anlamı olmadığından Luwi dilinden geldiği sanılmaktadır. Homeros'a göre bu kentte, Mermnad sülalesi öncesinin, büyük bir ihtimalle Thrak kökenli Maion boyunun son kalıntıları yaşamakta imiş.

    Herodot ise tarihinde şöyle yazar:

    "..buralarda Agron'dan önce hüküm sürmüş olanlar,eskiden Maionia'lılar denilen Lydia halkına ..." "...Lydia'lılar eskiden Maionia'lılar adını taşırlardı..."

    Strabon'da Herodot'u doğrulayan şu ifade vardır:

    "...Thebe ovası ise.sonrdan Maionlar olarak adlandırılan Lydler ile ...kolonize edildi."

    Herodot ve Strabon Mcaionia sadece isim olarak geçmektedir, kent ile ilgili bilgi verilmemiştir. Homeros ise Troia savaşı sırasında kentten sadece isim olarak bahseder.

    Bizans devrinde ise Maionia'nın Sardes metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur.

    Yörede yüzey araştırması ve arkeolojik kazılar yapılmadığından bu konudaki bilgi çok yetersizdir. Ancak çevrede İlk Çağ ve Orta Çağdan kalmış dağınık yapı kalıntılarına rastlanır. Buradaki taşlar bölgenin diğer yerlerinde olduğu gibi inşaat malzemesi olarak kullanılmıştır. Gökçeören köyünün evlerinin duvarlarında sütun, başlık ve diğer mimari parçalar şpoli malzeme olarak kullanılmıştır.

    Günümüze gelen en belirgin yapı, küçük bir tepecik üzerindeki Orta Çağdan kalma bir kalenin kuzey duvarıdır.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Edebiyet Fakültesi Arkeoloji bölümü öğretim görevlisi Duygu S. Akar Tanrıver'in "Geçmişten Geleceğe Yanık Ülke Kula Sempozyumu'ndaki (1-3 Eylül 2006)" "Kula Yakınlarında Bir Antik Kent: Maionia (Gökçeören/Menye)" konulu bildirisi kentin tarihine açıklık getirmektedir:

    Maionia antik devirde hem Lydia'nın kuzeybatı bölgesinin büyük kısmını kaplayan ne Katakekaumene adı verilen volkanik arazi üzerinde yer alan bir bölgenin adı ve hemde bu arazinin batı kısmında kurulmuş olan olan bir Lydia kentinin adı olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Homeros'un Troia savaşını analttığı İlliada adlı eserinde Tmolos dağı eteklerinde yer alan bölge için Meonie ismini kullanmaktadır.

    Tarihçi Herodotos'da Lydialılar'ın eski adının Maionialılar olduğunu söylemektedir.
    Bazı antik yazarlar ise Maionia'dan şehir ismi olarak söz etmektedirler.Örneğin Stephanos Byzantinos Maionia'dan bir Lydia kenti olarak bahseder.Hierocles'in Synecdemos (gezi notları) adlı eserinde Maionia bir kentin ismi olarak karşımıza çıkmaktadır.

    Bizans döneminin piskoposluk listelerinde İ.S. 14. yy a kadar kentin adının MEONIA ya da MAIONIA şeklinde geçmektedir.

    Yukarıda sayılan ve burada sayılamayan antik edebi kaynaklar, sikkeler ve kentin etnik ismini kaydeden bazı yazıtlar sayesinde varlığını kanıtlayan Maionia kenti, uzun zamanda beri zengin epigrafik buluntular sayesinde Kula civarında bulunan bügünkü Menye'nin bulunduğu yere yerleştirilmektedir.

    Maionia'nın bugünkü Menye'ye lokalize edilmesi ilk defa 1831 yılında G.Keppel tarafından yapılmıştır.Keppel Menye civarında yaptığı gezide kopya ettiği bir yazıtta Meiones şeklinde bie etnik isim okumuş ve bu yazıtın bulunduğu yerin Maionia olduğu kanısına varmıştır.Ayrıca 1837 yılında bölgede araştırma yapan Hamilton,Menyedeki camide kopya ettiği Maionon (Maionialıların) ifadesi bulunan yazıt sayesinde Maionia'nın buraya lokalize edilmesi konusunda daha kesin bir yargıya varmaktadır.Keppel ve Hamilton'un bu lokalizasyon önerileri.Keil ve Von Premerstein tarafından 1911 yılında kesinlik kazanmıştır. Menye adı daha sonra değiştirilerek Gökçeören olmuştur.

    Maionia kentinin arazisinin sınırlarının nerlerden geçtiği eldeki verilere göre şöyledir.
    Kentin arazisini büyük bir kısmını Lydia'nın kuzeydoğusunda yer alan ve Katakekaumene adı verilen volkanik alan kapsamaktadır.Antik dönemde "yanık arazi " anlamına gelen Katakekaumene adıyla bilinen bu bölgenin yanmış .kül olmuş bir havası vardır.Nispeten düzlük olan ova kısmı küllüktür,dağlık ve kayalık alanlar ise siyah lavlarla kaplıdır.Bazı bulgular burada ani bir volkanik patlamanın varlığını göstermektedir.Bu bölgede birbirinden ayrı duran 3 yanardağ yer almaktadır.Strabon'un "Burada birbirinden kırk stadion kadar uzaklıkta olan physa dene üç çukur görülür"şeklindeki ifadesinde geçen oluşumlar olasılıkla buradadır.Katakekaumene'nin Maionia kenti arazisinin ne kadarını kapsadığı kesin olarak saptanamasada kent kuzeyde Saittai, batıda Satala , doğuda Kollyda ve güneyde Philadelphia toprakları sınırlanmaktadır. Peter Herrmann kent arazisini güneyde Görnevit,kuzeyde Kenger,Yağbastı ve Emre köyleri ile sınırlandırmıştır.Hasan Malay güneyde yer alan Soğanlı köyünüde Mainoia arazisine yerleştirmektedir.

    Homeros'un İliada destanında bölgenin o dömendeki sakinlerine ilişkin bazı bilgiler bulunmaktadır.Lydialılardan hiç bahsetmeyen Homeros "söylesene niyetin ne,beni daha uzakalara,Phrygia'ya,şirin Maionia'nın bakımlı iline götürmekmi?" ve "Mesthles ileAntiphos'tur Maionialıların önderi ,Gygaia gölü tanrıçası ile Talaimenes'in oğullarıdır ikiside,Buyururlar Tmolos eteğinde büyümüş Maionialılara" şeklindeki dizelerinden Maionialıların Lydialılardan önce bu topraklarda yaşamış eski bir kavim olduğu anlaşılabilir.

    Roma döneminde Lydia'da birçok merkez ,sanayi ve ticaretin gelişmesi ile büyüyerek şehir statüsünü kazanmıştır.Nitekim Maionia ile birlikte çevresindeki bazı şehirler ilk defa bu dönemde sikke basmışlardır.

    Kentin adının psikoposluk kayıtları ve konsül antlaşmaları gibi Bizans kayıtlarında geçmesinden ,Maionia kentinin Bizans devrindede yaşamaya devam ettiği anlaşılmaktadır.Öte yandan bu devirde iyi tahkim edilmiş bir kalenin Maionia kentine hakim olduğu anlaşılmaktadır.Bunun çevre duvarına ait kalıntılar halen korunmuş durumdadır.

    Uzun yıllar tarih sahnesinde kalmış olan Maionia bu devamlılığını ekonomik zenginliklerine borçluydu.Maionialılar meyve hububat bakımından son derece zengin bir bölgede yer almakta ve bu olasılıkla tarımsal ekonomi ile yaşamlarını sürdürmekteydiler. Nitekim Katakekaumene antik devirde son derece kaliteli şarapları ile ün kazanmıştı.

    Ticari hayatın zenginleşmesine paralel olarak kent imparator Neron döneminden (İ.S.54-68) itibaren bronz sikke basmaya da başlamıştır.İmparator Decius dönemine (İ.S.248-251) kadar da basılmaya devam eden sikkeler kentin dinsel ve sosyal-ekonomik yapısı hakkında bilgi vermektedir.

    Kentin sikkelerinde de tasvirleriyle sık sık karşılaşılan anatanrıça ,Lydia'nın başka merkezleri gibi Maionia'da hayli revaçtaydı.Gökçeören'de bulunmuş olan ve İ.Ö. 129'a tarihlenen bir adak yazıtı sayesinde, yeri henüz saptanamayan bir noktada ,olasılıkla bir tepe üzerinde en azından Helenistik devirde bir Meter Akraia tapınağının bulunduğunu söylemek mümkündür.Yine Gökçeörende ele geçen bir adak taşında Hermogenes adlı kişinin Zeus Ariou'ya bir adak sunduğu belirtilmektedir.Phrygia kökenli Zeus Sabazios Gökçeören ve Divlit tepe yakınlarında ele geçen yazıtlardan bilinmektedir.Yine Divlit tepe de ele geçen bir yazıtta ise Zeus Sabazios ve Artemis Anaitis'e adanmış olan kutsal orman ağaç kesme yasağı ve cezalandırılmasından söz edilmektedir.Bu yörede ele geçen adak taşları üzerinde kayalık yörelerde taşıma işinde çok önemli olan katır ve eşek betimleri bulunmaktadır.

    Maionia'nın bir polis (şehir) olamdan önceki idari yapısı hakkındaki bilgilerimiz çok sınırlıdır.Burası Attaloslar döneminde olasılıkla bir askeri koloni olup ,daha sonraları sivil bir karaktere kavuşmuş olmalıdır.Geç Helenistik dönemde yerleşimin bir synodos yani "köylüler birliği" tarafındn yönetildiği anlaşılmaktadır.İ.Ö. 61/60 yılına tarihlenen bir dekretten ise bu dönemde Maionia'da bir halk meclisinin (demos) bulunduğu ve burada yerleşenlerin politai (vatandaşlar) olarak tanımlandıkları anlaşılmaktadır.Bununla birlikte Maionia ilk defa Augustus döneminde bir polis statüsüne kavuşmuştur.Kentte ele geçen yazıtlardan Maionia'da Roma döneminde "boule" adı verilen Belediye Meclisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.Ayrıca boule bir Maionia sikkesi üzerinde elinde skeptron (sopa) tutan bir kadın şeklinde tasvir edilmiştir.

    Maionia'da henüz herhangi bir arkeolojik çalışma yürütülmediğinden, yazıt ve sikkelerden bu kentte bulunan anıtlar hakkında bazı bilgiler edinmek mümkündür. Bugün modern yerleşmenin altında kalmış, ancak yapı taşları ve anıtlarına ait parçalar hala günümüz evlerinde yaşamaya devam eden Maionia'ya ilişkin epigrafik ve arkeolojik çalışmaların, burada anlatılan bilgilerimize yenilerini katacağı kuşkusuzdur.



    Sasotra

    Sasotra, Kula'nın güney-doğusundaki Başıbüyük köyünün güney-doğusunda idi. Sasotra sözcüğünün hangi dil grubundan geldiği anlaşılamamış, anlamı da öğrenilememiştir.

    İlk Çağ'a ait küçük yerleşim birimlerinden olup hiçbir zaman kent seviyesine ulaşamamıştır. Buradaki köy evlerinin duvarlarında bazı yazıt parçalarından ve ufak tefek şpoli mimari parçadan başka hiçbir şey yoktur.



    Satala (Sandal)

    Manisa'nın Kula ilçesinin 8 km. batısındaki yol ayrımından sonra ulaşılan Sandal Köyü'nün 2-3 km. doğusundadır. Satala sözcüğü Luwi kökenli olup anlamı bilinmemektedir.

    Satala'nın kuruluşu ve tarihi ile ilgili bilgiler hemen hemen hiç yoktur. Antik tarihçiler buradan söz etmediği gibi yörede yüzey araştırması da yapılmamıştır. Bu nedenle kentin yeri de tartışmalıdır.

    Günümüze Sandal köyü içerisinde bulunan ve çevreden, özellikle akropol denilen tepeden getirilmiş mimari taşlar ışında hiçbir kalıntı gelmemiştir. Hıristiyanlık döneminde Sardeis metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi idi.

#20.11.2008 01:51 0 0 0
  • noimage


    Malzemeler:
    5 su b.un
    1 çay b.sıvıyağ
    tuz
    su


    İç harcı için:

    beyaz peynir
    maydonoz


    Üzeri için:

    1 yumurta

    Hazırlanışı:

    5 su b. un karıştırma kabına alınır. Üzerine tuz, su ve sıvıyağ alınarak kulak memesi kıvamında bir hamur hazırlanır.Hazırlanan hamur 5 bezeye ayrılarak açılabildiği kadar açılır. Daha sonra üzerine sıvıyağ gezdirilerek biraz da elle açılır. Daha sonra maydanoz ve peynir ile iç harç hazırlanır. Hazırlanan harç hamura yayıldıktan sonra bir ucundan
    kıvırmaya başlanarak sarılır. Bütün hamurlar için aynı işlem tekrarlanır ve dolama börek gibi yağlanmış tepsiye dizilir. Üzerine yumurta sürülerek 170 derecede pişirilir.



    NOT: Boşnak Böreğinin Bir Tek Peynirlisi Değil
    Kabaklı,Patlıcanlı,Patatesli,Pırasalı,Haşhaşlı,Sadesi,Kıymalı Ve Kıymalı Patatesli
    Vs..Çeşitleri Daha Çoktur..
#20.11.2008 01:44 0 0 0
  • Stratonikeia (Siledik)


    Kırkağaç'ın doğusunda, Kırkağaç, Gelenbe yolunun 12.km.sinde, ovaya hakim bir tepenin üzerinde, bugünkü Siledik köyünün bulunduğu yerdedir.

    Karia bölgesinde, Muğla'nın Yatağan ilçesinin olduğu yerde, aynı isimde bir başka kent daha vardır. Stratonikeia,Hellen dilinde Stratonike memleketi anlamına gelir .

    M.Ö.III. yüzyılın ilk yarısında, Batı Anadolu'ya egemen olan Seleukos Kralı I.Antiokhos'un eşinin ismi de Stronikei idi.Nitekim, Karia'daki kent gibi burası da onun zamanında kurulmuştur.Roma döneminde, Stratonikeia Hadrianus,daha sonra da Hadrianoupolis ismini almıştır.

    Tarihte ilk kez ismi Attalos'un oğlu Aristonikos'un yakalanmasıyla geçmiştir. Aristonikos Pergamon devletini yeniden kurabilmek için Romalılarla savaşmış ve ancak başarılı olamayarak, esir düştükten sonra Roma'da öldürülmüştür.

    Stratonikeia ile ilgili kalıntılar günümüze gelememiştir. Belki de bunun nedeni yörede arkeoloji kazılarının yapılmayışıdır. Yalnızca Siledik köyü içerisinde Erken Bizans Çağına ait rastlantı sonucu bulunmuş,yazılı kabartmalar ile pek fazla önemi olmayan bezemeli mimari taşlarla karşılaşılmıştır.



    Khlıara (Kırkağaç)

    Bugünkü Kırkağaç'ın bulunduğu yerde olduğu sanılan Khlıara ile ilgili bilgilerimiz yetersizdir.Bu isim Hellen dilinde ılık anlamına gelirse de Prof. B.Umar, bunun Anadolu kökenli kula-ura'dan türetildiğini belirtir.

    Khlıara'nın tarihi karanlık olmasına karşılık Kırkağaç ovasının ortasında höyük konumunda olduğu bilinmektedir. Buradaki yapı taşları çevredeki yeni yapılanmalarda kullanılmak için söküldüğünden günümüze hiçbir kalıntı gelmemiştir. Yalnızca höyüğün üzerinde Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen çok sayıda çanak çömlek parçaları bulunmuştur.

    Roma döneminde kent konumunda olmayan küçük bir yerleşim birimi konumundaysa da Bizans İmparatoru Manuel Komnenos tarafından XII.yüzyılda geliştirilmiştir. Tarihi kaynaklara Bizanslıların Selçuklular ve bazı Beyliklerle yaptığı savaşlarda ismi geçmektedir. Burada yaşayanlar Ortaçağın sonlarına doğru Arap akınlarından zarar görmüş ve kenti terk etmişlerdir. Sonraki yıllarda da Khlıara'nın 5 km. kuzeybatısında bugünkü Kırkağaç kurulmuştur.

#20.11.2008 01:34 0 0 0