Hollywood'un en güzel yüzlerinden biri olan Mischa Barton 2008 güz makyajını tanıttı.
'O. C'den tanıdığımız Hollywood yıldızı Mischa Barton moda dergilerinin sürekli peşinde olduğu bir yıldız. Hakları da var çünkü Micha çok güzel bir yüze sahip. İşte Barton'ın tanıttığı güz makyaj stilleri....
Mıscha Barton
Bakışlara Sisli Bir Hava Veren Aaltın Rengi Göz Makyajı
Işık Saçan Cilt
Mavi Bakışlar
Burgonya Şarabı Renginde Dudaklar Ve Retro Görünüm
Kalite ürün grupları ile bay ve bayan pek çok kullanıcı kitlesinin memnuniyetini kazanan Peacocks 08-09 sonbahar/kış sezonunun gözde trendlerinden biri olan gündelik örgü-yün elbiselerde hoş bir tarz yakalıyor.
Yarım ve kısa kollu olarak tasarlanan elbiselerin ortak özelliği yün yada örgü dokumaları.
Japonya'da yapılan bir araştırmaya göre sigara tiryakisi annelerin hatta sadece gebeliğin başında sigara içenlerin çocukları diğerlerine göre yaklaşık üç kat fazla obez olma riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Yamanashi Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından yürütülen araştırmanın sonuçlarıyla ilgili olarak hekimler tam bir bağlantı kuramasalar da bazıları tiryaki annelerin bebeklerinin plasentadayken yeterli beslenemediği teorisini ortaya attılar.
Profesör Zentaro Yamagata başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülen ve 1400 kadın ile çocuklarının 10 yaşına kadar izlendiği araştırmada gebeliğin ilk üç ayında hatta sadece en başında sigara içen annelerin çocukları sigara içmeyen annelerin çocuklarına oranla 29 kez daha fazla obezite riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Araştırmada ayrıca annesi hamilelik döneminde kahvaltı etme alışkanlığı olmayan bir çocuğun kilo sorunuyla karşılaşma riskinin de 24 kez fazla olduğu ortaya çıktı.
Prof Yamagata araştırma sonuçlarıyla ilgili olarak "Sonuçlar gebelik sırasında hatta sadece en başında sigara içmenin çocukların sağlığı üzerinde yaşamlarının uzun bir dönemi boyunca etkileri olabileceğini gösteriyor" diye konuştu.
Araştırmacıların gebelik sırasında kötü beslenen çocukların doğumdan sonra gıda stoklayabileceği şeklinde bir spekülasyonda bulunabileceklerini belirten Yamagata "Ancak bunun doğru olup olmadığını bilmiyoruz. Önemli olan sigarayı bırakmak" dedi.
Prof Yamagata dünyada tütün kullanımı ile çocuk obezliği arasındaki bağı gösteren başka araştırmalar da bulunduğunu ancak ilk kez bir grup çocuğun doğumundan 10 yaşına kadar bu araştırmanın konusu olduğunu söyledi
Televizyonun çocuklarla ilişkisi sürekli tartışılan bir konudur. Bu konuda olumlu ve olumsuz pek çok şey söyleniyor. Teknolojinin geliştiği günümüzde televizyon önemli bir iletişim aracıdır. Tabii ki doğru kullanıldığı sürece
Televizyon çocukların her zaman için ilgi duyduğu bir araçtır. Özellikle sürekli değişen ve hareket halinde olan reklamlar ve müzikli programlar çocukların ilk aylarında dikkatini çeker. Çünkü birkaç aylık bebekler renkli hareketli ve sesli şeylere ilgi duyarlar. Bu dönemde çocuğa yemek yedirmek ve ağlarken susturabilmek için anne babalar bebekleri televizyonla oyalamaya çalışırlar. Bebeklikten itibaren çocuğun televizyon izleme alışkanlığı bu yolla kazandırılır. Ayrıca çocuğun anne babayı model aldığı da düşünülecek olursa anne babanın televizyon izleme alışkanlıkları ve sınırlama yapmadıklarını düşünürsek çocuğun televizyon bağımlısı olması kaçınılmazdır. Her konuda olduğu gibi aşırı yapılan her şey kişiye zarar verebilir. Çocuğun gelişimine katkısı olabileceği gibi aşırı kullanıldığı ve sınırlama getirilmediği zaman psikososyal ve zihinsel gelişimi üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir. Televizyon pasif olan bir etkinliktir. Çocuğun daha sosyal ve gelişiminin daha sağlıklı olmasını istiyorsak salt pasif bir öğretici olan televizyonu izletmek yerine öğreneceklerini deneyerek ve yaşayarak öğrenmesini sağlayabiliriz. Çok fazla televizyon seyrettirmek çocuğun dil gelişimini de olumsuz etkilemektedir. Sürekli televizyon karşısında vakit geçiren çocuğun konuşması gecikebilmektedir.
0-3 yaş dönemi çocuğun daha birebir ilişki kurabildiği bir yaş grubudur. Çocuğun psikomotor ve psikososyal gelişimi için bakıcı ya da annesi ile kurduğu iletişim çok önemlidir. Çevresine güvenmeyi ve nasıl iletişim kurabileceğini bu birebir olan ilişkiden öğrenir. Sevilmek öpülmek okşanmak ve ihtiyaçlarının karşılanmasını bekler. Bu ilişkiyi kurmak yerine çocuğu oturtup saatlerce televizyon seyrettirmek çocuğun gelişimini ve sosyalleşmesini olumsuz etkiler. Televizyon cansız bir araçtır. Sürekli onu izletmek onun duygusal ve sosyal uyaranlardan uzak kalmasına sebep olur. Çocukla göz kontağı kurmayan gülümsemesine ve bağrışlarına cevap alamaması onun güven duygusunu zedeler. Bu yaş döneminde çocuğun bakıcısından alacağı duygusal yakınlık onda güveni destekleyecektir. Televizyon karşısında sürekli oturmaması birlikte oyun oynanması ihtiyaçlarının karşılanması masal okunması ve konuşulması çocuğun her türlü gelişimi açısından daha faydalıdır. Günde bir iki saati geçmemelidir.
3-6 yaş dönemi çocuğun diğer kişilerle iletişimi güçlenmeye başlar. Çocuk için yaşıtları ile iletişim kurma zamanıdır. Dil ve motor gelişimi tamamlanır. Bu dönem çocukta somut düşünce mevcuttur. Her gördüğünü ve öğrendiğini somut olarak yorumlar. Soyut düşünce gelişmediği için televizyonda ya da çizgi filmlerde gördüklerini gördüğü şekilde algılar. Gördüklerini uygulamaya çalışabilir. Hatta bu konuda medyadan bir takım olaylar yaşandığını öğreniyoruz. Kendini süperman sanan çocuklar gibi Şiddet içeren çizgi filmler seyretmek çocuğun gergin sinirli olmasına sebep olabilir. Aşırı kaygı çocuğun uykusunda bozukluklar yaratır. Yaşıtları ile iletişim kuramaz ve içe kapanabilir. Bu sebeple bu yaş döneminde de çocuk saatlerce televizyon önünde kalmamalıdır. Enerjisini tüketebileceği eğlenebileceği ve gelişimine katkıda bulunabilecek aktivitelerle eğitilmelidir.
6-11 yaş grubunda olan çocuklar için artık eğitim yani okul başlangıcıdır. Soyut düşünce bu dönemde gelişmeye başlar. Bu dönemde çocuklar televizyondan yetişkinlerin etkilendiği şekilde etkilenecektir. Korku gerilim ve şiddet içeren film ya da olaylar çocukta korkuya ve gerilime yol açar. Bu yaş çocukları için ders ve okul saatleri göz önüne alınarak televizyon izleme saatleri planlanmalıdır. Seçici ve eğitici programlar seçilmelidir. Aşırı olarak televizyon izlediğinde arkadaş ilişkileri ve okul başarısı etkilenebilir. Spor aktiviteleri de olumsuz etkilenebilir. Bu konuda nasıl ki bir takım bağımlılıklar insan üzerinde olumsuz etkiler yaratıyorsa aynı etkiyi yaratacaktır. Bağımlılık kişinin düşünme anlama ve algılama yeteneğinin gelişimini yetersiz kılacak ve insanı uyuşturabilecek bir şeydir.
Teknolojik gelişimin yaşandığı bu dönemde tabii ki sadece olumsuzluklarından bahsetmek televizyona haksızlık olur. Eğitici öğretici programlar sunulmasına dikkat edilmelidir. Bu konuda çocuk psikologlarından ve pedagoglardan yardım almak doğru olandır.
Kimi zaman anne babalar çocuğun nasıl etkileneceğini göz önünde bulundurmaksızın kendilerine zaman ayırmak işini yapabilmek için çocuğu oyalamak amaçlı çocuğu televizyon önüne oturtuyorlar. Bu konuda ailenin eğitimi sosyo-ekonomik yapısı da önemli bir faktördür. Değil çocuğuna kendine ya da eşiyle paylaşımlarına özen gösteremeyen pek çok yetişkin mevcut. Bu sebeple yetişkinler içinde televizyonda gösterilen programlara özen gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Anne babanın programlar konusunda seçici olması ve sınırlandırma yapması gerekir. İyi seçilmiş programlar çocuğun bilgisini ve hayal gücünü geliştirir. Çocuktan önce anne babanın bu programları gözden geçirip seçim yapması uygun olacaktır. Çocuğun ilgisini çekecek ve birlikte vakit geçirilebilecek ortamlar sağlanmalıdır. Çocuk başta da söylediğimiz gibi gördüğü şeyi yapar yani model alır. Bu nedenle anne babalarda televizyon izleme de seçici olmalı kimi zaman birlikte kitap okuma ve düşünce duygu paylaşımlarının olduğu ortamlar yaratmaya özen göstermeliler.
Televizyon çocuğu şiddete yönlendirebilir. Tabii seçici olunmadığı sürece Her tür televizyon programını izletmek çocukta gerilim oluşturabileceği gibi şiddet içeren film çizgi film ve haber programları çocuğa şiddetin olağan bir şey olduğunu düşündürebilir.
Çocuğa televizyonu ödül ve ceza olarak göstermemek gerekiyor.
Çocuğa yeterli zaman ayırıp onunla oyun oynamak beraber bir şeyler yapmak sohbet etmek onun televizyon seyretmek yerine sizinle yapacağı şeyleri tercih etmesine sebep olacaktır.
Çocuk kanallarının devamlı yayın yapmasını ele alacak olursak burada da ailelerin çocuğun yaş grubuna uygun programları seçip seyretmesini sağlaması uygun olacaktır. Seçici olmak diğer zamanlarda da televizyonu kapatıp çocukla vakit geçirmek gerekir. Çocuğun duygusal sosyal ve zihinsel gelişimin sağlıklı olabilmesi anne babaların çocukla geçirdiği zaman ve uyaranlarla doğru orantılıdır.
Geçici komplet kalp bloğuna (İnfranodal AtriyoVentriküler Blok) bağlı olarak gelişen ve hipotansiyonla beraber ciddi bradikardi veya asistoliyle sonuçlanan senkop durumudur.
Genel bilgi
Kalpten çıkan uyarının atriyoventriküler düğümü (AV Nodu) normal geçtiği halde ventriküllerin özelleşmiş ileti sisteminde / His demetinde veya kardiyak ileti sisteminin her üç fasikülünde engellendiği AV blok olarak tanımlanabilecek olan İnfranodal AV Blok ileri yaşta olan hastalarda sık görülür. Bayılma ve Konvülsiyon ile sonuçlanabilir. Eğer bu senkop infranodal bloğa bağlı ise Adams Stokes Krizi olarak adlandırılır. Adams Stokes Krizi habersiz ortaya çıkar ve kısa sürer. Ancak krizler giderek sıklaşma eğilimi taşır. Dakika nabız sayısı genellikle 20- 50 arasındadır. Juguler venöz nabızda "Dev A Dalgaları" farkedilebilir.
Etkilenen sistemler nelerdir ?
Kalp ve Damar Sistemi Sinir Sistemi
Belirtileri nelerdir ?
Akut bradikardi (20-50/dk)
Hipotansiyon
Solukluk
Pozisyon veya efora bağlı olmayan duygu veya bilinç kaybı
Senkop veya senkopa benzer semptomların aniden oluşumu (çarpıntı olsun veya olmasın)
Juguler venöz nabızda dev A dalgaları.
AV nodu tutan myokardiyal iskemi
Kalp ve ileti sistemini tutan infiltratif veya fibröz hastalıklar (AmiloidSifilis Tümör)
Yaşa bağlı AV nodun dejenerasyonu
Nöromuskuler hastalıklar (myotonik musküler distrofi veya Kearns-Sayre Sendromu)
Risk faktörleri nelerdir ?
Kalsiyum Kanal Blokerleri Beta Blokerler Digoksin Ouabain Propafenon Klonidin vb ilaçların kullanımı.
Koroner arteryel hastalık
AV nod disfonksiyonu
Akut myokard infarktüsü (özellikle akut sağ koroner arter oklüzyonu)
Amiloidoz
Chagas hastalığı
Kalbi tutan bağ doku hastalıkları (sistemik lupus eritemotosus romatoid artrit)
Patolojik bulgular nelerdir ?
Serum digoksin düzeyleri artmış. Serum kardiyak enzimleri artmış. EKG olayın monitorizasyonu veya Holter monitorü yavaşlamış ve ventriküler kaçaksız geçici tam kalp bloğunu gösterir.
Koroner iskemiyi ekarte etmek amacıyla koroner kateterizasyon
AV nodu ileti durumunun değerlendirilmesi amacıyla elektrofizyolojik testler
İnfiltratif hastalıktan kuşkulanıldığında myokard biyopsisi
Bakım ve önlemler nelerdir ?
Monitorizasyonun gerektiği durumlarda hospitalizasyon.
Devamlı tedavi ambulatuar takip.
İşlemler boyunca kardiyak monitorizasyon
İşlemler boyunca mevcut trans-torasik pace
İşlemler boyunca atropin
İşlemler süresince geçici pace-makerin yerleştirilmesi ihtimali
Geçici tam kalp bloğu geri dönüşümsüz olduğu zaman kalıcı pacemaker uygulaması
Tanı konulduğunda tanı ile ilgili ve pace yerleştirildiğinde bununla ilgili hastaya yeterince bilgi sağlanmalıdır.
Tedavi yolları nelerdir ?
Atropin 1 mg İV puşe tarzında tam kalp bloğuyla beraber olan hipotansiyonda verilir. Toplam doz 2 mg oluncaya dek tekrarlanabilir Epinefrin 1 mg 1:10.000 İV puşe halinde asistoli ile birlikte olan tam kalp bloğunda verilir her 5 dakikada bir tekrarlanabilir. İsoproterenol damla halinde 1 mg 250 ml % 5 dextroz veya normal serum fizyolojik ile dakikada 5 mikrogram perfüzyon şeklinde atropin verilmesine karşın hipotansiyon ve bradikardi devam eden hastalarda Tam infranodal AV Blok için tek tedavi ; sağ ventrikül endokardına ihtiyaç duyulduğu anda uyarı verecek olan demand-pace maker yerleştirilmesidir
Biriki gün içinde başlayan öksürük
Balgamda kan olması
Paslı balgam çıkarmak
Şiddetli göğüs ağrıları
Bu ağrılar derin nefes almayla ve öksürmeyle artıyor
Kandaki lökositler yükseliyor
Zatürre akciğerin belli bir kesiminde çok keskin sınırlarla izlenebilen bir görüntü veriyor
Zatürreye pnömokok mikrobu sıklıkla neden oluyor
Atipik zatürrenin belirtileri ise şöyle ortaya çıkıyor:
Yaklaşık 23 hafta süren belli belirsiz şikayetlerle geliyor
Üst solunum yolu enfeksiyonundan ayırmak mümkün olmuyor
Uzayan öksürük hafif ateş (375 derece) görülüyor
Baş ağrısı eklem ağrıları olabiliyor
Kulak zarında iltihap olabiliyor
Kalp zarında sıvı toplanabiliyor
Böbrek sorunları karaciğer sorunları olabiliyor
Sinir sisteminde etki edecek menenjit tarzı sorunlar görülebiliyor
Klamidya lejyonella mikoplazma gibi mikroplarla ortaya çıkabiliyor
Tedavisi nasıl yapılıyor?
Yüksek ateş uzayan öksürükler halsizlik iştahsızlık hafif ateş varsa akciğer filmi çektirmekte yarar var
Radyolojik veriler incelenerek tedaviye başlanır
Hastalığa uygun antibiyotik verilmesi lazım
Kendi kendine antibiyotik kullanmak hastalığı ağırlaştırabiliyor
Küçük çocuklar ve 65 yaşın üzerindekileri hastaneye yatırarak tedavi etmek gerekiyor
Karaciğer böbrek diyabet altta yatan akciğer hastalığı varsa bunları da hastaneye yatırıp tedavi etmek önemli
Hastanın tansiyonu çok düşükse ve aşırı terliyorsa su kaybı ve sonrasında oluşan şok tablosuyla ölüm olabilir
Zatürre sonucunda ateş 41 dereceyse hastaneye yatırmak gerekiyor
Ateş 35'in altındaysa da şok gelişebiliyor
Sadece ateşe değil laboratuvar testlerinin sonuçlarına da bakılarak hastaneye yatırılıyor
KİMLER ZATÜRRE AŞISI OLMALI?
65 yaşın üzerindeki kişiler
Diyabeti olanlar
Kronik böbrek yetmezliği olanlar
Kronik karaciğer yetmezliği bulunanlar
Kronik obstrüktif akciğer hastaları
Bağışıklık sistemi baskılanan
Kortizon kullanan hastalar
Bebeklerde pnömokok ve hemofilius influenza aşısı bu etkenle oluşan zatürrelere karşı bebekleri ve çocukları koruyor.
Arif Sağ, Türk halk müziği sanatçısı ve 18.Dönem Ankara milletvekilidir.
1945 yılında Erzurum'un Aşkale ilçesi Dallı köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarından itibaren saz çalmaya başlayan Arif Sağ, İstanbul'a gelir ve Aksaray Musiki Cemiyeti 'nde Nida Tüfekçi'nin öğrencisi olur. Müzikal altyapısını kısa zamanda oluşturmayı başarır. 1960 ve 70'li yıllar Arif Sağ için müzikte arayış yıllarıdır. Arif Sağ'ın, bu dönemin toplumsal hareketlerinin müzikle bağdaşan yanlarından çok, piyasadaki ve resmi kurumlardaki müzik uygulamalarına ağırlık verdiği söylenebilir. 60'lı yılların sonunda TRT Kurumuna (İstanbul Radyosu) bağlama sanatçısı olarak başladığı yıllarda Sağ'ın piyasadaki faaliyetleri de devam etmektedir. Çeşitli sanatçılara bağlamasıyla eşlik etmesinin yanında, yine bu dönemde bestelerini de pek çok sanatçıya okutur.
Bununla birlikte kendi çalıp okuduğu plakları da vardır. Yapılan müzik bugünkü terminolojiyle bir tür arabesk-fantazi benzeridir; bestelerinde ise yerel motifleri(yer yer pasajları) çok sık kullanır. Bu da onun halk müziğinden kopamadığı gerçeğinin bir başka göstergesidir. 1976 yılından itibaren Türk Müziği Devlet Konservatuarı'nda (İTÜ) öğretim görevlisi olarak çalışamaya başlayan Sağ, bu görevinden 1982 yılında ayrılarak özel çalışmalara ağırlık verdi.
Bir çok ünlü sanatçıya kaset çalışmalarında yardımcı olur. Bu özelliğinin yanında 10'dan fazla kasette sanatçı olarak da ayrıca yer alır. Musa Eroğlu ve Muhlis Akarsu ile birlikte başladığı , daha sonra Yavuz Top'un da katılımı ile genişleyen "Muhabbet" seri albüm çalışmaları 1980 sonrasında Türk halk müziğinin geniş kitlelere yayılmasında önemli katkı sağlamıştır. "Muhabbet" serisi, "Resital I ve II", "İnsan Olmaya Geldim", "Halay", "Duygular Dönüştü Söze" albümlerinden bazılarıdır.
1987-1991 yılları arasında Ankara milletvekilliği yapmıştır ve milletvekilliği bulunan ilk sanatçıdır. Arif Sağ 2 Temmuz 1993'te Sivas katliamından sağ kurtulmuştur.
Bununla birlikte, 1975 yılında "İstanbul Devlet Türk Müziği Konservatuarı"na öğretim üyesi olarak katılmış ve 1982 yılında konservatuardan ayrılmıştır. Almanya Cumhurbaşkanı'nın desteği ile, 1996 yılında Köln Flarmoni Orkestrası'nda konser vererek bağlama ve anadolu müziğinin batıya tanıtılmasında büyük rol üstlenmiştir. 2000 Yılında ünlü İspanyol flamenko gitarist Toma Tito ile Avrupa'nın 12 şehrinde konser vermiştir.
Albümleri
Gurbeti Ben mi Yarattım? (1981)
Direniş (1983)
İnsan Olmaya Geldim (1983)
Muhabbet 1-5 (1983 - 1989)
Duygular Dönüştü Söze (1989)
Türküler Yalan Söylemez (1990)
Biz insanlar - Kerbela (1990)
Resital 1 (Musa Eroğlu ile birlikte) (1990)
Ben Çaldım Siz Söyleyin (1991)
Halaylar ve Oyun Havası (1992)
Umut (1995)
Seher Yıldızı (Belkıs Akkale ile birlikte) (1996)
Concerto for Bağlama (1998)
Golden Bağlama (1999)
Halay (2000)
Dost Yarası (2002)
Davullar Çalınırken (2005).
Tolga Sağ Kimdir - Tolga Sağ Resimleri - Tolga Sağ Biyografisi
1973 yılında İstanbul'da doğdu.
Bağlama çalmaya 7 yaşında başladı.Robert Koleji'nden sonra Yıldız Teknik Üniversitesi'nde kimya mühendisliği okumaya başladı.Burada 2 yıl okuduktan sonra Marmara Üniversitesi müzik eğitimine geçti.1997'de Erdal Erzincan ve İsmail Özden ile Türküler Sevdamız adlı albümü çıkardı.1999'da Yol, 2001'de Erdal Erzincan ve Yılmaz Çelik'le beraber Türküler Sevdamız 2, 2002'de Toprak ve Turna adlı albümleri çıkardı.
2000 yılında ASM Tolga Sağ Müzik Okulu'nu kurdu.kendisi Arif Sağ'ın oğlu olup Pınar Sağ ile evlidir..
Erdal Erzincan Türk Halk Müziği sanatçısı.1971 yılında Erzurum'da doğdu.
Küçük yaşlardan itibaren yaşadığı bölgenin folklorunu gözlemlemeye başladı ve bağlamayla o yaşlarda tanıştı. 1981 yılında İstanbul'a yerleşti ve 1985 yılında Arif Sağ Müzik Kursu'nda dersler almaya başladı.
1989 yılında İ.T.Ü. Türk Müziği Devlet Konservatuarı Temel Bilimler Bölümü'ne girdi ve aynı süreçte; Tezenesiz Bağlama Çalma Tekniği (Şelpe) ile ilgili araştırmalar yaptı. Üniversitedeki tezini ise; Parmak Vurma Tekniğinin Bağlamadaki Uygulanışı ve Notasyonu konu başlığıyla sundu.
1994 yılında hazırladığı "Töre" isimli ilk solo albümünden sonra;"Garip", "Gurbet Yollarında", "Anadolu"(Enstrümantal),"Al Mendil" isimli solo albümlerini, ve bunların yanında Tolga Sağ ve İsmail Özden ile birlikte "Türküler Sevdamız"; Tolga Sağ ve Yılmaz Çelik ile birlikte de "Türküler Sevdamız 2"; Tolga Sağ, Yılmaz Çelik ve Muharrem Temiz ile birlikte "Türküler Sevdamız 3"isimli albümleri hazırladı. 2006 nin yedinci ayinda "Kervan" isimli solo Albümü cikti.
1996 yılında Köln'de Cumhurbaşkanı Roman Herzog'un desteğiyle Arif Sağ ve Erol Parlak ile birlikte; Betin Güneş yönetimindeki Köln Filarmoni Orkestrasıyla bir konser verdi. Bu konserin repertuarı da; "Concerto for Baglama" adı altında albüm olarak piyasaya çıktı.
2004 yılı sonbaharında İran'lı Kemança sanatçısı Kayhan Kalhor'la birlikte konserler verdi ve enstrümantal bir albüm hazırladı.
Sanatçı son olarak; öğrencilerinden oluşan yirmibeş kişilik "Bağlama Orkestrası"nı kurdu. On yılı aşkın bir süredir, kendi adını taşıyan Müzik Kurs'unda eğitim vermekte olup, halen bilgi ve birikimlerini öğrencileriyle paylaşmaya devam etmektedir.
Kendisi gibi sanatçı olan Mercan Erzincan ile evli olup bir çocuk babasıdır.
SANATÇI ADI: Erdal Erzincan Tolga Sağ Yılmaz Çelik
ALBÜM ADI: Türküler Sevdamız 2
ALBÜM YILI: 2008
COVER:
ALBÜMDEKİ PARÇALAR:
01- Dağlar Oy Dağlar / Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Yılmaz Çelik
02- Kan Gider / Yılmaz Çelik
03- Nazlı Yare Doyamadım / Tolga Sağ
04- Dünyada Tükenmez Murat Var Imiş / Erdal Erzincan
05- Her Sabah Her Seher / Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Yılmaz Çelik
06- Süpürgesi Yoncadan / Tolga Sağ
07- Feleğe Sorduraydın / Erdal Erzincan
08- Böyle Kem Zamanda / Yılmaz Çelik
09- Dağlar Kışımış / Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Yılmaz Çelik
10- Lütfen Sultan / Tolga Sağ
11- Ben Pirim Diyene / Erdal Erzincan
12- Hüseynik / Yılmaz Çelik
13- Bizim Sahraların Başı / Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Yılmaz Çelik
CD Ekstra
14- Dünya Arsızındır / Tolga Sağ
15- Gam Gasaver Keder / Erdal Erzincan
16- Şu Yalan Dünya / Yılmaz Çelik
17- Kara Köprü Narlıdır / Tolga Sağ, Erdal Erzincan, Yılmaz Çelik
01- Merhaba
02- Yavrum Gurbet Ele Gittin
03- Çaldığım Bağlama
04- Bende Bilmem
05- Dağı Var Ovası Var
06- Akşam Olur Gün Batarken
07- Cemalim Gül Yüzün Solmuş
08- Nolaydım Nolaydım (Bombili)
09- Damla Damla Aktı Yaşım
10- Kalbimin Anahtarı
11- Sevdim İnandım Sana
CD 2 / O Güzel Gözlerine:
01- O Güzel Gözlerine
02- Mavi Melek Mor Düğme
03- Devasız Bir Derde Düştüm
04- Urfalıyım Ezelden
05- Sen Yoksun Diye
06- Diyarbakır Güzel Bağlar
07- Dello Dello Can
08- Ayağında Kundura
09- Altını Bozdurayım
10- Böylemi Yanar
11- Anam Turnam
12- Dün Kalbimi Kaybettim
13- Bekarım Ben Sultanım
"Şunları bir araya toplayayım. Bir güzel muhabbet edelim" diye düşündüm.
Mutfak işinden de anlarım Donattım sofrayı. Bayağı uğraştım. Hepsinin, ayrı ayrı ne yemekten, ne içmekten hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti. Birini yediğini öbürü yemez. Ötekinin içtiğini beriki içmez. Dört kişilik sofra kurdum. Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi. Hatırladım. Müziği de ayarladım. Geldiler 20 yaşında ben, 35 yaşımda ben, 40 yaşımda ben ve bugünkü ben dördümüz. 20 yaşımdaki beni, 35 yaşımın karşısına oturttum 40 yaşımın karşısına da, ben geçtim. 20 yaşım, 35 yaşımı tutucu buldu. 40 yaşım ikisinin de Salak olduğunu söyledi. Yatıştırayım dedim "SEN KARIŞMA MORUK" dediler. Büyük bir hır çıktı. Komşular alttan üstten duvarlara vurdular. 20 yaşım kırk yaşıma bardak attı. Evin de içine ettiler.
Bende kabahat Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine.
Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti, yarın meçhuldür, O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür
İnsanoğlu sarılmayı ne zaman ve nerede fark etti veya keşfetti ? Bu sorunun kesin olan tarafı yanıtının tam olarak bilinmezliğidir.Tarihler böyle bir kaydı tutmamışlardır.böyle bir kayıtsızlığın eksiklik olduğunu kaç kişi düşünmüştür acaba.
İnsanoğlu sarılmaya neden ihtiyaç duymuştur.Vahşi hayvanlardan korktuğu için olabilir.Sevgi ihtiyacından sarılmış olabilir.Ölüm karşısında bir savunma olarak sarılmış olabilir. Ki Eric FROMM tüm edimlerimizin altında yatan temel nedenin ölüm korkusu olduğunu söyler.Bir açlığı doyurmak için sarılmış olabilir. Doğada sarılabilecek yegane varlığın insan olduğunu kavrayarak sarılmış olabilir. Her ne kadar son yıllarda hayvanlara sarılmayı insana sarılmadan daha önemli gören bir kitle oluşmuşsa da. Çaresizliğinden sarılmış olabilir. Cinselliğin bir boyutu olarak sarılmış olabilir. Bu ihtimallere daha bir o kadar ve hatta daha fazla seçenek eklenebilir. Ama kesin bir tarafı var ki sarılma insanın insana bağışladığı bir güzelliktir.
İnsanın insan tenini bedeniyle algıladığı sarılmanın sağaltıcılığı nereden geliyordur acaba.Avrupa'da bulunan hasta yataklarının üçte ikisinde ruhsal problemleri olan insanlar yatıyorlarmış.Acaba bunun nedeni sarılmanın Avrupa'da eksikliği midir? Sarılmaya farklı toplumların tepkileri nedir hiç düşündünüz mü?Mesela bizde iki erkeğin kol kola dolaşması normalken batı da çok farklı anlamlara tekabül edebilmekte.
Sarılmanın güzelliğine bir de sarılabilecek değerde bir insan bulunca ortaya çıkacak güzelliği insanın güzellik dağarcığı yetmiyordur kesin.Bunu kulağın duyabildiği ses frekanslar gibi düşünmek gerek.Kulağımız nasıl ki belirli frekansların altındaki ve üstündeki sesleri alamıyorsa beynimiz de bazı güzellikleri algılayamıyor. Ya da sarılmalarımıza iğrenç açlık ve amaçlar yükleyerek çirkinleştiriyoruz. Bir politikacının seçim döneminde yoksul bir çocuğa sarılmasını düşünün. Ya da abazanın birinin hiç tanımadığı bir hayat kadınına sarılmasını. Bunu insanın yoksulluğu olarak almak gerek.
Sarılmalar iyi niyetle ve sevgiyle birleştiği zaman torbalar dolusu ilacın yapamayacağı etkiye sahiptir.Çünkü bu yaşlı gezegende sevgiye yanıt vermeyecek tek canlı nesne yoktur.Yüreğin getirdiği sarılmalarınız var mıdır?Yoksa yazık olmuştur derim. Çıkarsız beklentisiz sarılmalar.Bir açlığa veya yoksulluğa yaslanmayan sarılmalar.Eğer sarılacağınız biri ve önüne geçilemez bir sarılma arzunuz yoksa bu yazıyı okuyarak geçirdiğiniz zamana da yazık oldu.