Bu takıma vargelli oltanın geliştirilmişi de diyebiliriz bu takımın kullanım alanı ve avlanılan balıklar aynıdır. Yarım vargelli oltadaki bariz fark iskandilin tamamen hareket edememesidir bunun nedenine gelince oltaya geçirilen göbekten delikli bir iskandil (kurşun) ve oltanın ucuna çengelli bir fırdöndü takılır bu fırdöndüye bir köstek bağlanır ikinci bir köstek ise fırdöndüden 50 cm yukarıya bağlanır bu köstek bağlanırken iskandilin kösteğin bağlandığı yer ile fırdöndü arasında kalması sağlanır bu kösteğin böyle bağlanmasının bizlere getirdiği avantaj şöyledir taban da gezmeyip hemen taban üstünde yemlenen balıkları bu köstek sayesinde yakalama olanağı sağlar.
Olta beden ve köstek misinası seçimi vargelli takımla aynıdır.
Serseri ( Şeytan ) Olta
Deniz, Akarsu, Göl veya Göletlerin kıyıdan ani derinleşen ve tabanı kayalık olan yerlerde kullanıma uygundur. Bu takımda 0.20, 0.25 lik en fazla 0.30 luk misina kullanılır oltaya hiçbir ağırlık bağlanmaz kol gücü ve taktığımız yemin ağırlığı ile yaklaşık 5-6 metre uzaklığa atabilirsiniz yem ağırlık olmadan aşağıya doğru inerken oltanın boşluğu hafifçe alınır bu boşluk alma esnasında balığı oltanın uçunda hissedebilirsiniz veya balık aldığı zaman misinayı gerer balık kayanın altına girmeden almalısınız.
Yılan dili ( Çatal ) olta
Denizde kumluk ve taşlık alanlarda Akarsu, Göl ve Göletlerde ise zemini çamur olan yerlerde dip balıkları için kullanılan bir takımdır avlandığımız mevkideki balığın büyüklüğüne göre olta 0.40, 0.50 lik misinadan oluşur. Yılan dilini (çatal) oluşturan köstekler ise 0.25, 0.30 ve 0.35 lik misinadan oluşur bu takıma iskandil olarak göbekten delikli olarak kullanılır yani bir nevi vargelli oltaya benzer bu takımla.
Deniz de çipura, karagöz, mırmır, melanur, kum lahosu ve levrek avlayabiliriz.
Tatlı su da ise sazan, yayın, yılan balığı, kadife, çapak gibi balıkları avlamakta kullanılır
Bir balıkçı çıpasıDenizcilikte çıpa, herhangi bir deniz taşıtını istenilen bir yerde sabit tutmak için suyun dibine bırakılan, iki veya daha çok kanca şeklinde kolu bulunan, uzun bir zincire veya kabloya bağlı, genellikle metalden yapılmış alet. Çıpalar deniz dibine saplanarak ya da takılarak, taşıtın bulunduğu mevkiiden uzaklaşmasını engellerler.
Antik çıpalar, büyük taşlardan, taş dolu sepetlerden, kum torbalarından veya kurşun doldurulmuş kütüklerden yapılırdı.[1] Bu çıpalar deniz taşıtını, sadece ağırlıkları vasıtasıyla sabit yerde tutarlardı. Deniz taşıtları büyüdükçe daha etkin bir alet bulunması gerekti. Önceleri tahtadan yapılmış kancalar kullanılmaya başlandı. Zamanla bunların yerini metal kancalar aldı. Kancaların sayısı artırıldı ve dişler eklenmeye başlandı. Diğer önemli bir gelişme ise kancalar ve dişler ile dik açı yapan ufki bir kolun eklenmesi oldu. Bu kol, çıpanın kancalarının deniz yatağında dik durmasını ve böylece birinin iyice saplanabilmesini sağlar. Stok çıpa ya da balıkçı çıpası denen bu tip çıpalar, asırlardır en yaygın şekilde kullanılan çıpa türü olmuştur
Katamaran, birbirine bağlanmış iki tekneden oluşan ve gezi denizciliğinde kullanılan deniz taşıtı.
Sri Lanka, Hindistan ve Polinezya kökenli olan katamaran, günümüzde Avrupa ve ABD'de gezi amacıyla yaygın biçimde kullanılmakta, yelkenli ya da motorlu çeşitleri yapılmaktadır. 1950'den bu yana yarışlarda kullanılmaktadır. Okyanus aşırı yarışlarda teknelerin yerini almaya başlamıştır.
İstanbul'da kullanılan deniz otobüsleri de katamaran tipindedir.
Kadırganın tanımı - kadırga ne demektir - kadırga hakkında
K A D I R G A :
Kadırga, daha çok Akdeniz'de kullanılan eski tip bir savaş gemisidir. Antik çağlardan beri kullanılırdı. Asıl hareket mekanizması kürektir. Yelken buna yardımcıdır.
Kadırga türleri
Değişik tarih çağlarında kullanılan ana kadırga tipleri, büyüklükleri sırasına göre aşağıda verilmiştir:
Klasik antikite çağı
Pentekontera
PentekonteraTek katta, geminin iki kenarinda iki sira halinde her sirada 25, toplam 50 kurekci bulunmaktadir. Bu eski tarihsel Akdeniz denizcilik medeniyetleri tarafindan kullanilan standart teknedir.
Birem
BiremM.Ö. 5. yüzyıldan itibaren Antik Yunan medeniyetinin ana bahriye teknesi birem olmuştur. Eski Yunanlılar ile savaşa geçen Pers-İran imparatorluğu donanması gemileri de birem türündendiler. Ancak Eski Roma çağinda trirem yerine geçmiştir.
Liburna
Roma Çağlarında kullanılan orta büyüklükte bir teknedir. Fakat karaya yakin destek sağlayabilmesi, hızlılığı ve yüksek manevra kabiliyeti dolayısıyla takip, logistik destek ve hizla asker nakliyati için tercih edilen tekne idi.
Trirem
Trirem tipi gemiler klasik deniz güçlerinin ana belkemiğini oluşturmaktaydılar. Hızlı, çevik hareketli ve kolayca manevra edilebilmeleri dolayısıyla ta Orta Çağlara kadar Akdeniz'in her tarafında yaygın olarak kullanılan harp tekneleri idiler.
Kuadrirem
Teknenin her iki tarafında dört sıra kürekçiler bulunmaktaydı ve kuinkueremlerle birlikte Klasik Çağlar harp gemilerinin en büyükleri olmaktaydılar.
çekici- römork veya kamyonları yükleriyle birlikte genelde bir ülkeden diğer bir ülkeye taşıyan devasa gemilerin yaptığı taşımacılık türüne denir.
Günümüz deniz taşımacığında temel amaç gemilerin limanda daha az sürekalarak verimli bir şekilde kullanılması ve taşıma maliyetlerinin azaltılarak maksimumkar elde edilmesi haline gelmiştir. Bu bağlamda modern gemi ve araç - gereç ihtiyacıgün geçtikçe artmaktadır.
Eskiden olduğu gibi limanlardaki her çeşit yükü taşıyabilecek gemiler yerinegünümüzde artık yükte uzmanlaşmanın normal bir sonucu olarak belirli yük gruplarıiçin gemi inşası söz konusudur. Bu durum kuşkusuz yatırım maliyetlerini de arttırmaktadır. İşte deniz taşımacılığında pahalı yatırım yoluyla rekabet gücü sağlayanve taşımalara oldukça fazla hız kazandıran gemilerin başında Ro-Ro gemileri gelmektedir.
Ro-Ro gemilerinin tercih edilmesinde en büyük etkenlerden birisi de şüphesiz fabrikada üretilen malın bir tek taşıyıcı araca sadece bir kez yüklenip boşaltılmasınaolanak vermesi ve taşıma süratini büyük ölçüde arttırmasıdır. Böylece hem malınaktarımlar esnasında meydana gelebilecek hasarlara karşı korunması ve hem de daha azyol kateden araçların yıpranma sürelerinin azalması sağlanmaktadır. Bu çerçevede , yükte uzmanlaşmanın sonucunda Ro-Ro gemileri taşıma kapasiteleri veya taşıdıkları yüklere bakılarak bir sınıflandırmaya tabi tutulabilmektedirler. Ancak Ro-Ro tiplerini kesin sınırlarla birbirinden ayırmak imkansızdır. Çünkü Ro-Ro gemileri en fazla yük esnekliğine ve en kolay revize edilebilme özelliklerine sahip gemilerin başında gelmektedir.hazırlayan:nurideniz
Kalp - Kalp Kası - Kalp Kası Hastalığı -Tedavisi Hakkında
Kardiyomyopatiler (Kalp Kasının Hastalığı):
Kardiyomiyopati; diğer kalp yapılarının hastalığı veya fonksiyon bozukluğu sonucu olmayan (kalp krizi, hipertansiyon, kapak hastalıkları gibi) ve anormal kalp kası performansına neden olan "kalp kasının hastalığı" olarak tanımlanır. Dünya Sağlık Örgütünün sınıflandırmasına göre bilinmeyen nedenlere bağlı ve spesifik hastalıklara bağlı olarak iki gruba ayrılır.
1. Bilinmeyen Nedenler (Primer Nedenler)
• Dilate kardiyomiyopati
• Hipertrofik kardiyomiyopati
• Restriktif kardiyomiyopati
• Aritmojenik sağ ventriküler kardiyomiyopati (displazi)
2. Spesifik Kalp Kası Hastalığı (Sekonder Nedenler):
■Sistemik hastalıklara veya aşırı duyarlılık reaksiyonlarına bağlı gelişen kardiyomiyopatiler,
■Kalıtsal - ailesel,
■Toksik kardiyomiyopatiler.
Kardiyomiyopatilerde genellikle kalp kasının bozukluğu, sol karıncığın (sol ventrikülün) şeklini ve işlevini etkiler. Sadece aritmojenik (ritim bozukluğu) sağ ventriküler kardiyomyopatide sağ karıncık (ventrikül) etkilenmiştir. Hipertrofik kardiyomyopatilerin yarıdan fazlası; dilate kardiyomiyopatilerin dörtte biri kalıtsaldır. Hipertrofik kardiyomyopatiler de ekokardiyografıde sol ventrikül duvarlarından bir kısmını veya tamamını ilgilendiren kalınlaşma görülür. EKG'de de bu hastalığa ait özel belirtiler vardır. Dilate kardi-yomyopatilerde ekokardiyografıde sol ventrikülde genişleme ve sol ventrikül fonksiyonunda (ejeksiyon fraksiyonunda) azalma görülür.
Hipertrofik Kardiyomyopati:
Kalp kaslarında kalınlaşma ile giden bir kardiyomiyopati şeklidir. Hipertrofik kardiyomyopatili hastalarda kalbin kasılma fonksiyonu genellikle normal hatta artmış olmasına karşın kalbin gevşemesinde bozukluk vardır.
Bazı hipertrofik kardiyomiyopatili hastalarda sol karıncık çıkış yolunda kanın aorta pompalanmasını engelleyen darlık vardır. Hastalar nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılmalardan yakınır. Gelişme çağında ve genç yetişkin çağda ani ölüme neden olabilen bir hastalıktır.
Dilate Kardiyomiyopati:
Genişlemiş ve hareketi azalmış sol karıncık (ventrikül) ile karakterizedir. Genellikle nedeni belli değildir. Kalp kasının enfeksiyon ve toksik etkilere karşı genetik yatkınlığının olması hastalığın aileden gelme bir hastalık olduğunu düşündürür. %75-80 hastada kalp yetmezliği ile kendini gösterir.
Restriktif Kardiyomiyopati:
Bu hastalıkta kasların gevşeme yeteneğinin azalması nedeniyle kalbin dolma fonksiyonu bozulmuştur. Hastaların tansiyonu düşüktür. EKG ve ekokardiyografıde bu hastalığa özel belirtiler vardır.
Aritmojenik Sağ Ventriküler Kardiyomiyopati:
Ailevi ve ilerleyicidir, sıklıkla genç erkeklerde görülür. Sağ ventrikülün bağ ve yağ dokusu ile kaplanması sonucu gelişir. Sağ ventrikül kökenli ciddi aritmiler veya taşikardiler (hızlı kalp atımı) görülür. Zorlu egzersizler sonucu gençlerde görülen ani ölüm nedenlerinin belli başlılarındandır.
Tedavi:
Kardiyomiyopatilerin tedavisi kardiyomyopatinin tipine, hastanın yakınmalarına ve ani kalp ölümü riskine göre tedavi planlanır ve yapılır.kaynak
Diyabet için risk taşıyan ya da açlık plazma glikozu bozuk olan hastalarda glikoz intolerans (tahammülsüzlük) derecesini göstermek amacıyla yapılan bir testtir.
Gece 8-10 saat açlığı takiben sabah kan örneği alınır.
Yetişkinlerde 75 gram glikoz içirildikten 2 saat sonra ikinci kez kan örneği alınır. İkinci saat plazma glikozunun 200 mg/dl üstünde olması diyabet tanısı koydurur.
Eğer bu değer 140-200 mg/dl arasında ise bozuk glikoz toleransı olarak değerlendirilir. Bu durum halk arasında gizli şeker olarak bilinir. Bozuk glikoz toleranslı hastalar gelecekte aşikar tip 2 diyabet gelişimi yönünden büyük risk taşır. Bu nedenle diyabetin önlenmesi amacıyla bu grup hastaların diyet ve egzersizle, hatta bazı durumlarda ilaçla tedavisi gündeme gelebilir.
Karbon - Karbonmonoksit - Kaynakları - Tedavi - Korunma Hakkında
Karbon monoksit (CO); renksiz, tatsız, kokusuz, tahriş edici özelliği olmayan bir gazdır. Havadan hafif olduğundan genellikle odaların üst (tavan) kısmında toplanır. Yanıcı bir gazdır. Havadaki oranı % 12-75 olduğunda patlayabilir. Karbon monoksit organik yakıtların tam yanmaması ile ortaya çıkar. Eğer ortamda yanmayı sağlayacak oksijen yoksa, üretimi daha fazla artar.
Önem sırasına göre karbon monoksit kaynakları şunlardır:
• Otomobil ekzos gazları
• Sobalardan sızan gazlar
• Doğalgaz / LPG'li şofben ve kombilerden sızmalar
• Sigara dumanı
• Bacasız ısıtıcılar (Gazlı Japon sobaları, LPG tüplü ısıtıcılar).
Karbon monoksit solunduğu zaman zehirlidir. Gazın renksiz ve kokusuz olması duyu organlarıyla fark edilmesini olanaksız kılmaktadır. Kaza sonucu veya intihar amaçlı zehirlenmeye neden olur. Zehirlenme olgularının yaklaşık %63′ü soba, %30′u şofben, %7'si doğalgaz nedeniyle olur.
Kanda kırmızı kan hücreleri (alyuvarlar) içinde hemoglobin denilen bir protein bulunur. Hemoglobin dokulara oksijen taşır. Hemoglobinin karbon monokside ilgisi, oksijene olan ilgisinden 200-300 kat fazladır. Bu yüzden karbon monoksit varlığında, hemoglobine, oksijen yerine karbon monoksit bağlanır ve karboksihemoglobin bileşiği meydana gelir. Beyin, kalp ve diğer yaşamsal organlara oksijen taşınamaz. Karbonmonoksit zehirlenmesi yanmanın olduğu her ortamda meydana gelebilir. Özellikle de yanma işleminin hızla geliştiği ya da yetersiz oksijen bulunan ortamda yanma olduğu takdirde karbonmonoksit meydana gelme olasılığı artar. Demir çelik endüstrileri, dökümhaneler karbonmonoksit zehirlenmesi bakımından riskli olan başlıca işlerdir.
Belirti ve bulgular:
Karbon monoksit zehirlenmesine bağlı şikayetler çok çeşitlidir.
Hastanın şikayet ve bulguları, karboksihemoglobin düzeyi ile kabaca ilişkilidir. Karboksihemoglobin düzeyi kadar, hastanın önceden sahip olduğu hastalıklar da önemlidir. Yaşlılar, gebeler, çocuklar, kansızlık, kalp ve akciğer hastalığı olanlar özellikle risk altındadır. Bu grup hastalarda daha düşük karboksihemoglobin düzeylerinde bile ciddi sorunlar görülebilir. Normalde kanda %0.5-3 oranında karboksihemoglobin bulunur. Sigara içenlerde bu oran %12′ye kadar çıkar, zehirlenme riski artar.
Hafif zehirlenmelerde uyku hali, yorgunluk, halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı gibi şikayetler görülür. Daha ağır zehirlenmelerde baş ağrısı şiddetlenir. Muhakeme bozukluğu, görme bozukluğu, hızlı nabız, hızlı solunum, kan basıncı düşmesi, nöbetler ve bayılma ortaya çıkabilir. Son aşamada solunum yetmezliği ve hızla gelişen ölümcül koma hali görülür.
Düşük yoğunlukta defalarca maruz kalınmışsa (kronik zehirlenme) baş ağrısı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, ishal, çarpıntı, güçsüzlük, uyuşukluk, düşünme güçlüğü ve görme bozukluğu şikayetleri oluşabilir. Karbon monoksit zehirlenmelerinde klasik olarak tanımlanan deride vişne kırmızısı renk değişikliği seyrek görülür.
Tanı:
Risk altındaki meslek gruplarında çalışanlarda (kazan dairesinde, ambarlarda, petrol rafinelerinde, kağıt ve çelik üretiminde çalışanlarda, paralı geçiş yollarındaki köprü ve turnike görevlilerinde, taksi şoförleri, polis memurları, madenciler, itfaiyeciler ve kaynakçılarda) ve duman soluma öyküsü olanlarda özellikle kış aylarında nezle benzeri şikayetler varsa, karbon monoksit zehirlenmesinden şüphelenilmelidir.
Bakılan karboksihemoglobin düzeyi; hastanın belirti ve bulguları, yaşı, mevcut hastalıkları, maruz kalma sonrası geçen zaman ve solunan oksijen miktarı hesaba katılarak değerlendirilmelidir. Göğüs ağrısı olanlarda EKG (elektrokardiyografi) ve kar-diyak enzim (kalp kası yıkılması sonucunda kana karışan maddeler) bakılması, özellikle duman soluyanlar için akciğer grafisi çekilmesi gerekebilir. Bazen de ayırıcı tanı (diğer hastalıklardan ayırabilmek) için, bilgisayarları tomografi ve manyetik rezonans gibi görüntüleme yöntemleri kullanılır.
Ayırıcı tanı:
Migren ve tümör gibi baş ağrısı yapan nedenler, felç, bilinç durumunda değişiklik yapan organik ve psikiyatrik hastalıklar, besin zehirlenmeleri, alkol zehirlenmesi, enfeksiyonlar, kalp ve akciğer hastalıkları gibi çok çeşitli hastalıklarla karışabilir.
Tedavi:
Kurtarıcı; önce kendi güvenliğini sağlayarak, zehirlendiği düşünülen kişiyi hemen ortamdan uzaklaştırıp, temiz havaya çıkarmalıdır.
112 Acil Ambulans Servisi aranmalıdır.
Solunumu olmayan nabzı alınamayan hastalarda temel yaşam desteği başlatılmalıdır. Dokulardaki oksijensizliği gidermek ve kandaki karbon monoksidi temizlemek için bütün hastalara %100 oksijen verilmelidir.
Oksijen burundan kanülle, maske ile veya gerekli durumlarda, soluk borusuna bir tüp yerleştirilerek, bu tüp içinden akciğerlere verilebilir. Bayılma, nöbet gibi nörolojik bulguları olan, koma gelişen, kalp krizi geçiren, karboksihemoglobin düzeyi çok yüksek olan hastalara ve karboksihemoglobin düzeyi %15 üzerinde olan hamilelere hiperbarik oksijen (yüksek basınçlı oksijen) verilir.
Hiperbarik oksijen tedavisi; bir basınç odasında, içinde bulunduğumuz atmosferik basıncın 2-3 katı bir basınç altında, direkt, maske ya da tüp ile, hastaya aralıklı olarak %100 oksijen solutulmasıdır. Genellikle 45 dakika sürer, gerektiğinde tekrarlanabilir.
Son yapılan araştırmalar, sadece %100 oksijen solutulmasının da yeterli olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, basınçlı oksijen verme olanağının olmadığı yerlerde, sadece yüksek konsantrasyonlarda oksijen vermek bile hastayı kurtarabilir.
Seyir:
Hastanın yaşına, önceki hastalıklarına, karbon monoksite maruz kalma süresine ve miktarına, karboksihemoglobin düzeylerine bağlı olarak tamamen iyileşme görülebildiği gibi, solunum yetmezliği ve ölümle de sonuçlanabilir. Bazı hastalarda iyileşme sonrasında uyku, bellek bozuklukları, konuşma bozukluğu, kalp kasında hasar görülebilir.
Korunma:
■Sigara içenler, sigarayı bırakmalıdır.
■Trafikteki taşıt sayısı azaltılmalı, bunun için toplu taşımacılık teşvik edilmelidir.
■Kapalı garajda çalışan arabaların içinde ve yakınında durulmamalıdır.
■Ağır trafikte, özellikle de tünellerde araba camları kapalı tutulmalıdır.
■Havalanması kötü yerlerde petrol ürünleri ile çalışan cihazların kullanımı engellenmelidir. Ev içinde gaz sobaları ve ısıtıcıların kullanımından kaçınılmalı, kömür yakılmamalıdır. Kullanmak zorunluysa TSE onaylı sobalar uygun biçimde kurulmalı ve yakılmak, sobanın hava duman kapakları kapatılmamalı, lodoslu havalarda soba yakılmamalı, baca temizliği düzenli yapılmalı, şofben kullanılıyorsa baca bağlantılı olmalıdır.
■Karbon monoksit zehirlenmesi açısından riskli iş kollarında çalışanlar eğitilmeli ve bu iş yerlerine mümkünse karbon monoksit dedektörleri yerleştirilmelidir.sanalhastanaecom
Su Ürünleri - 2008/2012 Dönem Sirküde - Karides Avcılığı ile ilğili - Yasaklar (Madde: 25) Hakkında
2008/2012 Dönem Sirküde Karides Avcılığı ile ilğili Yasaklar (Madde: 25)
Karides avcılığı
(1/9/2008 - 31/8/2012 tarihleri arasını kapsamaktadır)
MADDE 25 - (1) Marmara denizi hariç, bütün karasularımızda, İstanbul ve Çanakkale boğazlarında algarna ile karides istihsali yasaktır.
(2) Akdeniz'de;
a) Antalya ili, Gazipaşa ilçesi, Kesik burnu (36° 09,964' N - 32° 23,418' E) ile Kızılliman burnu (36° 04,243' N - 33° 04,708' E) arasında kalan karasularımızda 1,5 mil içerisinde,
b) İncekumburnu (36° 14,10' N - 33° 56,90' E) ile Susanoğlu - Atakent (36° 24,971' N - 34° 05,458' E) arasında kalan karasularımızda sahilden itibaren 3 mil içerisinde,
c) Mersin Karaduvar balıkçı barınağı (36° 48,546' N - 34° 41,873' E) ile Ceyhan nehrinin denize döküldüğü yer arasında kalan karasularımızda sahilden itibaren 3 mil içerisinde,
ç) Akıncı burnu ile Suriye sınırı arasında kalan karasularımızda 1 mil içerisinde,
d) Akdeniz'de belirtilen yerler dışında kalan karasularımızda ise, sahilden itibaren 2 mil içerisinde,
uzatma ağları hariç her türlü istihsal vasıtası ile karides avcılığı yasaktır.
(3) Ege denizi'nde ve Akdeniz'de 15 Nisan - 15 Eylül tarihleri arasında uzatma ağları hariç her türlü istihsal vasıtası ile karides avcılığı yasaktır.
(4) Marmara'da;
a) Marmara denizi ile İstanbul ve Çanakkale boğazlarında, 15 Nisan - 31 Ağustos ve 1 - 31 Ocak tarihleri arasında her türlü istihsal vasıtası ile karides avcılığı yasaktır. Ancak, 15 Mayıs - 1 Ağustos tarihleri arasında uzatma ağları ile oluklu karides (P. kerathurus) avcılığı serbesttir.
b) Marmara denizinde avcılığın serbest olduğu dönemlerde, İstanbul Adalar'daki; Burgazada Mezarlık burnu (40° 53, 218' N - 29° 03,329' E), Kınalıada Ocak burnu (40° 54, 223' N - 29° 02,729' E), Kınalıada Liman burnu (40° 54 454' N - 29° 03,453' E), Burgazada Çeşme burnu (40° 53,129' N - 29° 04,199' E), Heybeliada Değirmen burnu (40° 53,046' N - 29° 05, 355' E), Dragos (40° 54, 443' N - 29° 08,343' E), Büyükada çakarı (40° 53,010' N - 29° 07, 920' E), Büyükada su iskelesi (40° 52, 040' N - 29° 08,530' E) ve Büyükada (40° 51,850' N - 29° 08,000' E), Büyükada Dil burnu (40° 51, 709' N - 29° 06,472' E) ve Heybeliada askeri liman (40° 52,340' N - 29° 06,150' E) Heybeliada (40° 52,400' N - 29° 04, 500' E) ve Burgazada (40° 52,500' N - 29° 04, 000' E) koordinat noktalarını birleştiren alan hariç olmak üzere, ek-7'de manyat ve algarna için ayrı ayrı belirtilen alanlarda karides avcılığı serbesttir.
c) Manyat ve algarna ile karides istihsalinde bulunacak balıkçı gemileri için, gemi ruhsat tezkeresinin verildiği il müdürlüğünden ek-1'de yer alan avcılık "İzin Belgesi"nin alınması zorunludur.
ç) Derin su pembe karidesinin; 50 m'den daha derin sularda, ağız yüksekliği 50 cm., omuz ve torba kısmında ağ göz açıklığı en az 32 mm. ve torba boyu en fazla 6 kulaç (11 m) olan, toplam kiriş boyu 15 m.yi geçmeyen çift torbalı 2 algarna ya da kiriş boyları 5 m.yi geçmeyen tek torbalı 3 algarna ile avlanılması serbesttir. Algarna ile karides avcılığında çelik halat kullanılması yasaktır. Kullanılacak halatların çapı ise 16 mm.'den kalın olamaz.
d) Karides avcılığında kullanılan manyatların torba ağ göz açıklığı 32 mm.'den küçük olamaz.
e) Avlanan karidesler için ek-2'de yer alan "Menşe Belgesi"nin alınması ve avlanan ürünlerin il müdürlüklerince belirlenecek ve ilan edilecek yerlerden karaya çıkarılması zorunludur.
( Adana ili, Yumurtalık balıkçı barınagı içi ve Barınak Feneri Kale Emniyet Tesisleri arasındaki alan içerisinde,
(9) Hatay ili, Dörtyol ilçesi, Botas Petrol Yükleme skelesi Özel Güvenlik Bölgesi'nde, (36° 50 ' 55 " N - 36° 07' 24" E), (36°
50' 55" N - 36°08'40" E), (36°51'54" N -36°07'24" E), (36°51' 54" N - 36°08'40" E) koordinat noktalarını birlestiren alanda,
su ürünleri avcılıgı yasaktır.www.kkgm.gov.tr
terlik yapımında kullanılan) ile yaka halatı boyunca donatılmıs, kursun yakası olmadıgı için kendi agırlıgı ile suda asılı kalarak, rüzgar
ve akıntı etkisiyle su yüzeyinde hareket eden uzatma agı çesidini,
ı) Ege denizi: Meriç nehrinin denize döküldügü yer ile 29° E (dogu) boylamı arasında kalan suları,
i) Gırgır agı: Alttan büzülen çevirme aglarını,
j) İl Müdürlügü: Tarım ve Köyisleri Bakanlıgı l Müdürlügünü,
k) İlçe Müdürlügü: Tarım ve Köyisleri Bakanlıgı lçe Müdürlügünü,
l) İstiridye boyu: Büyük kabugun (sol kabugun), bastaki tepe noktasından (umbo), dikey olarak inen çap uzunlugunu,
m) Kerevit, deniz böcegi ve istakoz boyu: Burnun dikenimsi ucundan kuyruk yelpazesinin sonuna kadar olan kısmın
uzunlugunu,
n) Kum midyesi boyu: Kabukların birlesme noktasından dikey olarak inen çap uzunlugunu,
o ) Liman: Yükleme, bosaltma ve barınma amacı ile kullanılan, dalga hareketlerinin olumsuz etkisinden korunmak için
mendireklerle çevrilmis korunaklı su alanını,
ö) Mavi yengeç boyu: Kabugun (karapaksın) sag ve sol taraflarındaki sivri çıkıntıların uçları arasındaki izdüsüm uzunlugunu,
p) Ortasu trolü: Pelajik balıkların avcılıgında kullanılan, dibe temas etmeksizin suyun ortasından veya yüzüne yakın kısmından
çekilen trol aglarını,
r) Uzatma agı: Balıkların galsamalarından aga takılması veya aga vurdukları esnada yaptıkları hareketlerle aglara sarılması ya
da sık gözlü aga çarparak, seyrek gözlü agda torba yapmak suretiyle yakalanmalarını saglayan istihsal vasıtasını,
s) Zaman yasagı: ki tarih aralıgı seklinde verilen zaman yasaklarında, belirtilen tarihler, yapılan düzenlemeye dahil olup,
düzenlemelerde belirtilen aylar, tebligin geçerli oldugu yıllara ait aylardır. Yapılan düzenlemenin geçerli oldugu dönemi, ifade eder.kynwww.kkgm.gov.tr