[TH="width: 16"]
Köşk Medrese, Eratna Beyliği'nin kurucusu olan Aleaddin Eratna tarafından eş Suli Paşa Hatun adına inşa ettirilmiştir. Medresenin avlusunun ortasında bir kümbet (türbe) yer almaktadır. Bu kümbette Suli Paşa Hatun ve Aleaddin Eratna'nın yanısıra oğulları Giyaseddin Mehmed ve onun oğlu Aleaddin Ali'nin mezarları bulunmaktadır.
[TH="width: 15"]
Köşk Medrese, Kayseri şehir merkezindeki Gültepe Mahallesi'nin Köşk Dağı mevkiindedir. Köşk Medrese, Anadolu'da kırk altı yıl kadar hüküm süren, başkentleri Sivas ile Kayseri olan Eratna Beyliği’nin kurucusu Alaaddin Eretna tarafından, eşi Melike Suli Paşa (Sulu Paşa) Hatun adına 1339 (Hicri 740) yılında inşa ettirilmiştir.
Yapı günümüzde medrese olarak bilinmekle beraber, tarihi kaynaklarda ilk inşa amacının tekke olduğu yazmaktadır. Haili Edhem, "Kayseri Şehri" adlı eserinde medresenin Şer'i Mahkeme Sicilleri'nde göre Aleaddin Eratna tarafından Şeyh Ervhadeddin Kirmani sufilerine (tasavvuf ehline) ait tekke olmak üzere kurulmuş olduğunu yazmaktadır. Aynı şekilde Mehmet Çayırdağ’ın incelemelerinde, bu yapı ile ilgili olarak Şeyh Kasım’ın 1657 tarihinde elindeki vakfiyesini kanıt göstererek "Köşk Medresesi’nin tekke (hankah) olduğu için medrese olarak kullanılmasına itiraz ettiğini" ve müracaatının kabul gördüğünü yazmaktadır.
[TH]
Köşk Medrese, günümüzde Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından ''Aşevi'' olarak kullanılmaktadır.
Köşk Medrese, 30X36 metre boyutlarında ve dikdörtgen planlıdır. Medresenin kuzeyde bulunan tonozla örtülü girişinin iki yanında, sivri tonoz kemerle örtülü ve ikişer katlı dört oda bulunmaktadır. Üst kattaki odalara merdivenle çıkılmaktadır.
Avlunun dört bir yanı revak ile çevrilidir. Her uzun cephede üç kemer ve revağın dört köşesinde 45 derece açılı eşit dörder kemer vardır. Kemerlerin yüksekliği 7 metre, genişlikleri ise 4 metredir. Üstleri tonozlarla örtülü, önleri açık 15 ayrı oda bulunmaktadır.
Suli Paşa Hatun, Aleaddin Eratna, oğulları Giyaseddin Mehmed ve onun oğlu Aleaddin Ali Kümbeti
Avlunun ortasında bulunan kümbet üzerinde kitabe bulunmamaktadır. Halil Edhem Bey, “Kayseri Şehri” adlı kitabında Kayseri mutasarrıfı tarafından türbenin ve lahitlerin kendi ikametgahında havuz yaptırmak için söküldüğünü ancak Ahmet Nazif Efendi’nin bu kitabeleri sökülmeden önce kopya ettiğini ve kendisinin de Ahmet Nazif Efendi’den bu kopyaları aldığını ifade etmektedir.
Türbe kitabelerinden ve tarihi kayıtlardan bu türbede yatanların Suli Paşa Hatun, Aleaddin Eratna, oğulları Giyaseddin Mehmed ve onun oğlu Aleaddin Ali olduğu bilinmektedir.
Revaklarda ve avlunun ortasında bulunan türbede taşçı işaretlerine rastlanmaktadır. (Taş ustalarının kendi yonttukları kesme taş bloklar üzerine kazıdıkları küçük işaret ya da simgelere "taşçı işareti" denilir. Erken Dönem Anadolu-Türk mimarisinde sık rastlanan ancak Osmanlı yapılarında pek görülmeyen taşçı işaretleri, o yapının taş işçiliğini yapan ustanın "imzası" niteliğindedir. Her taş ustasının kendisine ya da ailesine ait özgün bir işareti olduğu bilinmektedir.)
Geometrik Selçuklu motifleri ile süslenmiş bir taçkapıdan girilen Hunat Hatun Medresesi, üstü açık kare planlı bir avlunun etrafında sıralanmış talebe odaları ve doğuda ana eyvandan oluşur. Şehrin tam merkezinde bulunan medresenin içi bugün çarşı olarak kullanılmaktadır.
[TH="width: 15"]
Hunat Hatun Medresesi, Kayseri İç Kalesi’nin doğusunda, eski şehri çeviren surların dışında; cami, hamam ve türbe ile birlikte Selçuklu Hükümdarı I. Alaeddin Keykubat'ın karısı ve Sultan I. Giyaseddin Keyhüsrev'in annesi Mahperi Hunat Hatun tarafından M. 1237 yılında inşa ettirilmiştir. Medrese, caminin kuzey tarafında kalmaktadır.
Hunat Hatun Medresesi, 1929 yılından itibaren, Vali Fuad Beyin direktifiyle müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. Uzun yıllar Arkeoloji müzesi olarak tarihi eserlerin toplanıp sergilendiği Medrese, 1969 yılında Gültepe'de inşa edilen yeni Arkeoloji Müzesi'nin hizmete girmesinden sonra, Etnografya Müzesi olarak kullanılmaya devam etmiştir. Etnografya Müzesi olarak 1998 yılına kadar kullanılan medrese, müzenin Güpgüpoğlu Konağı’na taşınması sonrasında, Kayseri Valiliği tarafından bakım ve onarımı yapıldıktan sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne devredilmiş ve hediyelik eşya çarşısı olarak hizmete girmiştir. Halen hediyelik eşya çarşısı olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Plan itibariyle dıştan dikdörtgen bir çerçeve içine sığdırılmış iki eyvanlı medreselerdendir. Cami gibi medrese de çok itina ile inşa edilmiştir. Muntazam taş dizileri ile kaplanmış olup, tamamıyla sivri çok özenle yapılmış tonozlarla kubbelenmiştir. Taş dizilerindeki diziliş düzeni olukça itinalıdır ve medreseye sadeliğin yanı sıra abidevi bir hava katmaktadır.
[TH]
Hunat Hatun Medresesi, sağ ve sola dizilmiş olan hücreler ile derslik hizmeti gören geniş evvanı ile geleneksel medrese tiplerine uygun inşa edilmiştir.
Taçkapısı batı yönünde olup geleneksel Selçuklu mimarisinde sıklıkla görülen taş işçiliği kendini burada da göstermektedir. İki eyvanlı medrese sivri kemerli, tonozlu revaklarla doğudaki yazlık dershane eyvanı ile yanındaki klasik dershane ve hücrelerden meydana gelmiştir. Kenarları yüksek revaklarla çevrili medrese avlusunun iki yanında sağ ve solunda sekizerden on altı hücre bulunmaktadır.
Giriş eyvanının karşısına büyük bir eyvan yerleştirilmiştir. Baş eyvan denilen bu bölümün sağında iç içe bölmeli bir kısım ile Hunat Hatun Türbesi girişi ve salonda kare planlı dershane bölümü bulunmaktadır. Batı yüzünün köşelerine de kuleler yerleştirilmiştir.
Giriş eyvanının sağındaki mekan medresenin mescidi olarak düzenlenmiştir. Bu yapıda da camide olduğu gibi duvarların köşelerine takviye kuleleri yerleştirilmiştir. Bunlardan kuzey köşesindeki kule prizmatik, diğerleri de silindirik şekildedir.
[TH="width: 16"]
Dantel gibi işlenen taçkapısıyla adeta taşın hayat bulduğu muhteşem bir Selçuklu eseri olan Hacı Kılıç Medresesi, kitabesinde de belirtildiği gibi hemen bitişiğindeki cami ile birlikte hicri 647 (M. 1249) tarihinde Ebu'l-Kasım bin Ali Tusi tarafından yaptırılmıştır.
[TH="width: 15"]
Kayseri şehir merkezindeki İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Hacı Kılıç Medresesi, cami ile birlikte yekpare bir görüntü sergiler. Kuzey tarafta medrese, güneyde ise cami bulunmaktadır. Medrese ve cami girişi için iki ayrı kapı vardır.
Selçuklu döneminin çalkantılı bir döneminde yapılmasına rağmen, Hacı Kılıç Medresesi ve Camii oldukça büyük ve nadide bir eserdir. Kayseri'nin sahip olduğu dini yapılar arasında önemli bir yeri bulunan Hacı Kılıç Medresesi, cami ile beraber Selçuklu devletinin son dönemlerinde 647 (M. 1249) tarihinde Ebu'l-Kasım bin Ali Tusi tarafından yaptırılmıştır.
Hacı Kılıç Camii, yanındaki medrese ile bir bütün oluşturmaktadır. Her iki yapı da kesme taştan yapılmıştır. Cami ve medreseyi oluşturan yapı, kıble istikametinde 52X37 metre ölçülerinde, kalın taş duvarlarla çevrilmiş dikdörtgen bir plana sahiptir.
Medresenin kuzey batı köşesinde "kare", caminin güney doğu köşesinde "silindirik" biçimde yapılmış köşe kuleleri vardır. Caminin ve medresenin köşelerinde destek kuleleri bulunmaktadır. Medrese ve cami arasındaki alana sonradan yapılan yuvarlak gövdeli tek şerefeli taş minare dikdörtgen bir kaide üzerinde oturtulmuştur.
Hacı Kılıç Camii'nin kuzeyindeki medreseye sivri kemerli büyük bir aralıktan geçilmektedir. İki yanda da küçük sivri kemerler vardır. Medrese taçkapısı girişinde yer alan küçük eyvanın tam karşısında büyük bir eyvan bulunur. Bunun da yanında beşik tonozlu büyük bir dersane vardır. Avluyu çevreleyen revaklar zeminden biraz yüksekte olup, 1 X1 metre ebatlı yedi ayağa basan sivri kemerler ve tonozlardan oluşur. Buradan da, kenardaki hücrelere geçilmektedir. Açık olan avlunun üzeri yakın zamanlarda çelik konstrüksiyon ve buzlu camla kapatılmıştır.
Dışta duvarlar muntazam dizili taşlardan yapılmışlardır. Uzunluğu 50 metre olan güney cephede iki büyük giriş kapısı açılmıştır. Birinci kapıdan camiye, ikinci kapıdan ise medreseye girilmektedir. Her ikisi de geometrik bezemelerle süslenmiştir. Ancak her iki kapı da gerek biçim gerekse süslemeleri ile birbirinden farklılık göstermektedirler.
Medresenin taçkapısının üzerinde bir mermer kitabe bulunmaktadır. Üst kısımları tahrip olan medresenin taçkapısı, külliyenin yakın zamanlarda yapılan restorasyonunda oldukça iyi bir tamir görmüştür. Cami ve medresenin kapıların ana semaları birbirine benzer; desenlerde ise bir kısım farklılıklar görülür.
Dikdörtgen formundaki ana planda dış pervaz; geniş bir bordürden meydana gelirken dışında daha dar, içinde de ince su ile geometrik geçmeli kompozisyonlarla süslüdür. Daha içte kabartma motifli sivri kemer yer alır; içte rumi, dışta geometrik motifli iki bordürden oluşur.
Girişteki mukarnaslı nişin altında cel-i sülüsle yazılmış bir kuşakta Tövbe Suresi'nin 18. Ayeti olan "Allah'ın mescidierini ancak Allah'a ve ahiret gününe imân eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır" ayet-i kerimesi yazılıdır.
Bu yazı medrese kapısında taş üzerine işlenmiştir. Giriş kapısı basık kemerlidir. Sağ ve solda mukarnaslı nişli mihrabiyeler yer alır. Taçkapı dış pervazında yukarıya kadar uzanan sütunlar ve içteki giriş kapısının iki yanındaki küçük sütunlar da geometrik karakterde değişik desenlerle süslenmiştir. Medrese taçkapısının dış pervazında cami taçkapısından farklı olarak mukarnaslı bordur dolaşmaktadır. Bu kapının üst kısmındaki kitabede cel-i sülüsle Arapça olarak iki satır halinde yazılan metnin tercümesi şöyledir:
"Bu mübarek medresenin yapılmasını Keyhüsrev'in oglu yüce sultan, din ve dünyanın şerefi, fetihler sahibi, Keykavus devrinde 647 (1243) senesinde zayıf kul Tus'lu Ali oğlu Ebu'l-Kasım eliyle emretti."
Medrese ve hastane bir arada bulunduğu için halk arasında "Çifte Medrese" olarak bilinen yapılar grubu, Giyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırıldığı için tarihi kayıtlarda Giyasiye Medresesi ve Şifaiyesi olarak anılmaktadır. Kitabesinde de belirtildiği gibi, I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan adına inşa ettirdiği medrese ve hastane, Gevher Nesibe Sultan Medresesi ve Darüşşifası olarak da bilinir.
[TH="width: 15"]
Şifaiye ve Gıyasiye Medresesi
Kayseri il merkezinde Kocasinan ilçesi sınırlarında yer alır. Güzel bir çevre düzenlemesi ile Mimar Sinan parkında serbest fakat abidevi bir duruş sergilerler.
Medrese ve hastanenin bir arada bulunması sebebiyle halk arasında çifte medrese olarak adlandırılmışlardır. Tarihi kayıtlarda, Giyaseddin Keyhüsrev tarafından yaptırıldığı için Giyasiye Medresesi ve Şifaiyesi olarak anılan yapılar; günümüzde ise daha çok kitabede de geçtiği şekilde I. Gıyaseddin Keyhüsrev’in kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan için yaptırılmasından dolayı Gevher Nesibe Sultan Medresesi ve Darüşşifası olarak bilinmektedir.
Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından H.602/M.1205 yılında kızkardeşi Gevher Nesibe Sultan'ın vasiyeti üzerine yaptırılmıştır. Biri medrese, öbürü şifâhane (hastane) olmak üzere iki yapıdan oluşmaktadır. Yapılardan batı tarafında bulunan şifahane, doğu tarafında bulunan ise medresedir. Medrese ve Şifâhane, Dünya'nın ilk tatbiki tıp okuludur. Her iki bina da dikdörtgen planlı olup, medresenin sağ köşesindeki türbe, Gevher Nesibe Sultan'a aitir.
Tek kat üzerine yapılmış bu çifte bina, 60 m. uzunlukta ve 40 m. genişliktedir. Asıl medrese daha ufak, hastane kısmı ise geniş ve muntazamdır. Tümüyle taştan yapılmış iki yapının planı birbirine benzer. Avlular üç yandan revaklarla çevrili, dört eyvanlıdır. Hücreler revakların arkasında yer alır. Avluların ortasında dikdörtgen havuzlar bulunmaktadır.
Medrese ve Darüşşifa’nın girişi güney yönündedir. Yapı sarımtırak kesme taşlardan yapılmıştır. Duvarların iç dolgusunda kireç harçlı moloz taş kullanılmıştır. Medrese ve Darüşşifa birbirlerine koridorla bağlı iki ayrı yapı olup, dört eyvanlı kapalı avlu plan tipindedir. Her ikisinde de 7X12 metre ölçülerinde birer havuzlu avlu vardır. Bu avlunun çevresi sivri kemerli, tonoz örtülü revaklar ve arkalarındaki odalardan meydana gelmiştir. Odaların hepsi küçük olup, revaklara açılmaktadır.
[TH]
Gıyasiyye Medresesi kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı bir yapı olup, doğusunda dört, batısında da beş payeye oturan revaklar bulunmaktadır. Eyvan önüne rastlayan revaklar daha geniştir. Doğu tarafında eyvanla köşedeki kışlık dershane arasında Gevher Nesibe Sultan’ın türbesi bulunmaktadır.
Gıyassiye Medresesi’nin kuzey köşesinde bulunan dershane iki pencerelidir. Bunlardan büyük olanı kuzey duvarından dışarıya, küçük olanı da büyük eyvana açılmaktadır. Yazlık dershane önünde revak olmadan doğrudan doğruya avluya açılmaktadır. Bunun da biri kuzeye diğeri batıya açılan iki penceresi vardır. Bu eyvanın solunda doğu ve batı yönünde dikdörtgen planlı büyük bir oda yer almaktadır. Bu bölümün kışlık dershane olduğu sanılmaktadır. Bu dershanenin önünden başlayan yüksek tonoz örtülü bir koridor da şifahaneye uzanmaktadır. Burada yapılan kazılarda, bu koridorun altındaki yivli künklerden yapıya su getirildiği anlaşılmıştır.
Şifaiye ise Gıyasiyye Medresesi’ne benzeyen bir plan tipi göstermektedir. Yalnızca ortadaki avlu yer alan havuz kare planlıdır. Şifaiye’nin kuzey ve güney eyvanlarının aynı eksende olmasına rağmen hastaların güneş alabilmeleri için batıdaki eyvan biraz daha güneye kaydırılmıştır. Şifaiye’nin giriş eyvanı batı revakına açılmakta ve büyük eyvan dışındaki bölümlere birkaç basamakla çıkılmaktadır. Buradaki avlu dört taraftan on payenin taşıdığı sivri tonozlu revaklarla çevrilmiştir. Buradaki payelerden sekizi kare, büyük eyvanın önündeki ise L şeklindedir.
Kuzeye ve doğuya iki penceresi bulunan büyük eyvanın doğusunda iç içe iki oda bulunmaktadır. Bu odalardan karanlık olanının ilaçların hazırlandığı yer olduğu sanılmaktadır. Büyük eyvanın batısındaki oldukça gösterişli bir kapıdan girilen kuzey-güney yönündeki dikdörtgen mekan ve ona açılan kare şeklinde üç oda bulunmaktadır.
Avlunun güneybatı köşesinde sivri tonozlu koridor çevresindeki odalar hastalara aittir. Bu odalar orta koridorun sağ ve solunda dokuzardan on sekiz oda, sıralanmış hücreler halindedir.Koridorun karşısındaki odadan ise Şifaiye’nin hamamına geçilmektedir. Hamam kare planlı tuğladan yapılmış ve üzeri çapraz bir tonozla örtülmüştür.
Darüşşifa’nın taç kapısı geometrik bezemeli, sivri kemerli bir kuşakla çevrelenmiş mukarnaslı olup, üç taraftan örgü motifli bordür ve enli bir silme ile kuşatılmıştır. Kapının üst yüzeylerine geometrik desenli iki büyük kabartma rozet yerleştirilmiştir. Bunların ortasına da dikdörtgen bir taş üzerine tıbbın monogramı olan iki yılan figürü ve on iki dilimli bir çarkıfelek konulmuştur. Girişin iki yanında birer mihrabiye bulunmaktadır. Bunlardan sağdaki mihrabiye’nin üzerinde bir çerçeve içerisinde aslan kabartması bulunmaktadır. Bunun karşısında olması gereken kabartma ise yok olmuştur.
Kitabe
Girişin üzerine de 2.50X0.78 metre ölçüsünde dikdörtgen beyaz mermerden kitabe konulmuştur. Ancak bu kitabenin bazı yerleri kırılmış ve tam olarak da okunamamaktadır. Selçuklu nesihi ile yazılan bu Arapça kitabe iki satırlıdır. Restorasyon öncesinde Sahip Ata Medresesi’nde saklanan bu kitabe onarım sonrasında yerine konulmuştur. Bu kitabenin Türkçe anlamı ise şöyledir:
"Kılıçaslan oğlu, dinin ve dünyanın koruyucusu, büyük sultan Keyhüsrev zamanında, zamanı daim olsun, Kılıçaslan’ın kızı, din ve dünyanın ismeti Melike Gevher Nesibe’nin vasiyeti olarak H.602 (1205) yılında yaptırılmıştır".
Gıyasiye Medresesi’nin orijinal kapısı ise vaktiyle tamamen yıkılmış, Osmanlı döneminde bugünkü yuvarlak kemerli kapı yapılmıştır.
Onarımlar
Yapı topluluğu çeşitli dönemlerde onarımlar geçirmiştir. Bilindiği kadarıyla Osmanlı dönemindeki onarımlardan ilkini vakfın mütevellisi İsmail Efendi, mimar Ömer Beşe’ye yaptırmış, bu arada bir de hamam ilave edilmiştir.
Maarif Vekaleti Müzeler ve Antikiteler Müdürlüğü (Milli Eğitim Bakanlığı Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü) 1942 yılında Şifaiyye’nin taç kapısını onarmış, bunun ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü 1955-1956 yılında yapıyı bir kez daha onarımdan geçirmiştir. Son olarak Erciyes Üniversitesi 1980 yılında Çife Medrese yapılar bütününün tamamını restore ederek "Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi" haline getirmiş ve ziyarete açmıştır.
Evet arkadaşlar büyük usta Abidin DİNO mutluluğu böyle çizmiş SİZCE mutluluk,mutlu olmak, nasıl bir duygudur bu sayfada resimle veya yazı ile dile getirmeniz için bu konuyu açtım haydi şimdi bizde duygularımızı söyleyelim...
Citroen DS Wild Rubis Konsept kendini Şanghay Otomobil Fuarı’nda sergiliyor.
Elektrik modunda 50 kilometrelik menzile sahip.
Fransız oto üreticisi Citroen, içinde bulunduğumuz Nisan ayının ilk günlerinde internet üzerinden duyurduğu DS Wild Rubis adlı konsept aracını 2013 Şanghay Otomobil Fuarı’nda tanıttı.
4.70 metre uzunluğunda, 1.95 metre genişliğinde ve 1.59 metre yüksekliğinde olan şık crossover modelinin dingil aralığı ise 2.9 metre olarak ölçülüyor. Aracın ihtiyaç duyduğu güç 1.6 litrelik THP benzinli motordan sağlanırken bu makinenin ürettiği 225 beygir, arka aks üzerine kurulmuş olan elektrik motorunun sunduğu ekstra 70 beygir ile destekleniyor. Bu güç kaynağı enerjisini lityum iyon bataryasından sağlarken normal ev prizi aracılığı ile şarj edilebiliyor.
Wild Rubis, elektrik modunda kullanıldığında 50 kilometreye kadar mesafe kat edebiliyor. Araç hibrid modundayken ise karbondioksit dışa salımı 43 g/km olarak ölçülüyor. Aracın sürücüsü ani bir biçimde hızlanmak isterse veya yol tutuşunun zayıf olduğu yerlere girildiğinde, Citroen’in yeni crossover aracı Wild Rubis otomatik olarak dört çeker sürüş moduna geçiyor. Bu otomatik dört çeker sürüş moduna geçildiğinde aracın içten yanmalı motoru gücü ön tekerlere iletirken elektrik motoru ürettiği beygirleri arka tekerlere yansıtıyor.
Fransız oto üretici marka Citroen, 2014 model Grand C4 Picasso aracı için ilk detayları basınla paylaştı.
“İç kabinde ferahlık ile akıcı gövde tasarımı arasındaki denge konusunda çığır açmak” için tasarlanan model açık bir biçiimde beş yolculu meslektaşını çağrıştırıyor olsa da yenilenmiş ön yüzü, ayırt edici arka farları ve türüne özel olarak tasarlanmış, D direğine kaynayan üst bagajı ile ayırt edilebiliyor. Modelde ayrıca panoramik cam tavanın yanı sıra 16, 17 veya 18 inç boyutunda tercih edilebilen alaşım jantlardan da bulmak mümkün.
İç kabin C4 Picasso’da olduğu gibi hiç bozmadan devam edecek dediğimizde aracın içerisinin saten krom parçalar, parlak siyah aksanlar ve LED destekli ortam ışığı ile özenle donatılacağını anlayabiliyoruz. Ayrıca dijital bir donatılar menüsü olarak görev yapan 12 inçlik “panoramik HD” ekranın yanı sıra bilgi eğlence sistemine de sahip olan araç, içeride de son derece ayrıcalıklı bir duruş sergiliyor.
EMP2 platformu sayesinde Grand C4 Picasso sınıfına öncülük ederek ikinci ve üçüncü sıralarda ferahlık garantisi veriyor. 700 litreyi aşkın bagaj kapasitesi ile de dikkat çekmeyi başaran aracın platformu ayrıca modele 100 kilogram zayıflama şansı da tanımış.
Kaputun altına inecek olursak birçok çeşitte motor bulmak mümkün. e-HDi 90 Airdream, e-HDi 115 ve BleHDi 150 gibi motorlar altı vitesli manuel aktarım sistemine veya yeni altı vitesli Efficient Tronic Gearbox aktarım sistemine bağlanabiliyorlar. Efficient Tronic Gearbox sistemi, vites değiştirme hızlarını sürücünün tercih ve isteklerine dayanarak daha kesin ve sorunsuz olacak şekilde ayarlıyor, ve böylelikle performans ve konforu daha üst düzeyde yaşatmayı başarıyor.
2014 Seat Leon ST, Frankfurt’ta doğuşunu kutluyor!
587 litrelik bagaj hacmine sahip.
2014 model Seat Leon ST, Almanya’da 2013 Frankfurt Otomobil Fuarı’nda tanıtıldı. Golf VII Variant ve Octavia Combi’nin İspanyol alternatifi olan şık araç tamı tamına 587 litrelik bagaj hacmine ev sahipliği yapıyor. Eğer bu bile size yetmiyorsa arka koltukları katlayarak bu kapasiteyi 1,470 litreye çıkartabilirisiniz. Beş kapılı hatchback modeli ile aynı dingil mesafesine sagip olsa da daha kullanışlı ST versiyonunun arka kısmı 270mm daha uzun. Bu da aracı 45 kilogram daha ağır bir hale getiriyor.
Motor seçenekleri arasında 1.2 litrelik TSI (105 beygir gücünde), 1.4 litrelik TSI (122 beygir gücünde) ve 1.8 litrelik TSI (180 beygir gücünde) donanımları bulunuyor. Dizel modellerde ise 105 beygirlik 1.6 litrelik TDI, 150 beygirlik 2.0 litrelik TDI ve 184 beygirlik 2.0 TDI mevcut. Motor tercihine bağlı olarak beş ya da altı vitesli manuel aktarım sistemleri, çift debriyajlı altı ya da tedi vitesli DSG aktarım sistemleri bulunabiliyor. Hem benzinli hem de dizel olarak en üst düzey versiyon olan FR modeli 0’dan saatte 100 kilometrelik hıza 7.8 saniyede ulaşıyor.
2014 model Seat Leon ST, LED gündüz ışıklarıyla birlikte opsiyonel olarak tamamen LED ön ve arka farlar ile donatılabiliyor. FR modelleri en yeni DCC üç farklı ayarlı adaptif şasi kontrolüne sahip olarak sunulurken opsiyonel Dinamik Paket, yenilikçi direksiyon yönetimini kapsıyor. Seat aynı zamanda ACC adaptif cruise kontrolünü de uyku hali tespiti, uzun far asistanı, şeritte kalma asistanı ve zincir kaza freni gibi diğer sürücü destek sistemleri ile birlikte sunuyor.
2014 Hyundai Tucson, yeni motor seçenekleri ile birlikte tanıtıldı.
Başlangıç fiyatı $21,450 olarak belirlendi.
Güney Kore markası Hyundai, 2014 yılına ait yeni Tucson model için bir dizi değişiklik ve yeniliği resmi olarak tanıttı.
Tanımlama ve betimlemelere dış görünüşten başlamak gerekirse aracın yeni LED destekli ön farlara, yeniden tasarlanmış jantlara ve opsyionel LED arka farlara kavuştuğunu söyleyebiliriz.
Kabin içindeki değişiklikler daha fazla sayıda. Fazladan standart ekipmanları da içinde barındıran yenilikler arasında örnek olarak her yönde ayarlanabilen direksiyon, aydınlatmalı ön bardak tutucular, geriye yatan arka koltuklar ve Bluetooth bağlantısı bulunuyor. Modelin ayrıca döşemeleri de yenilenirken SE ve Limited versiyonlarında daha kaliteli bir kontrol paneli karşımıza çıkıyor. Limited modelinden bahsedecek olursak güncellenmiş bir bilgi eğlence sistemi ile donatılabilen aracın kullanıcı arayüzü de daha geniş bir dokunmatik ekran ile birlikte iyileştirilmiş.
Kaputun altında ise iki adet yeni GDI dört silindirli motor, eski MPI birimlerini tarihe gömüyor olacak. 2.0 litrelik Nu GDI modeli 164 beygirin yanı sıra 204 Nm tork üretirken 2.4 litrelik Theta II GDI donanımı ise 182 beygirin yanında 240 Nm tork üretiyor olacak. Her iki motor donanımı da altı vitesli otomatik aktarım sistemine bağlanırken isteğe bağlı olarak dört çeker sürüş sistemi ile birlikte tercih edilebilecek.
Son olarak, yeni Tucson’da sürücüsüne “ideal sürüş, yol tutuşu ve sürüş konforu” yaşatma sözü veren Şiddet Belirleyici Sönümleme (ASD – Amplitude Selective Damping) sistemi de mevcut.
2014 model Hyundai Tucson kısa bir süre içerisinde satışa sunulacak. Aracın Amerika Birleşik Devletleri’nde ki başlangıç fiyatı ise $21,450 olarak belirlendi.
2014 model Hyundai Genesis’in ön izlemesi, resmi tasarımlar aracılığıyla yapıldı.
Dört çeker sürüş sistemi ile birlikte sunuluyor olacak.
Hyundai, hepimizin merakla beklediği 2014 model Genesis aracına ait iki adet tasarım resmini bizler ile paylaştı. Artık hep birlikte çok kısa bir süre sonra resmi olarak tanıtılacak olan aracı görebilmek için gün sayıyoruz!
Yeni Genesis, Hyundai’nin Akışkan Heykeltraş 2.0 tasarım dilini üzerinde taşıyacak olan ilk arabası olacak. Altıgen şekilli tekil ön ızgara ile genel anlamda daha modern ve güncel bir görünüm, Hyundai’nin yeni mimarisinin en belirgin karakteristik özellikleri arasında ki yerini alıyor. Reklam çekimleri sırasında kamuflajsız fotoğraflarına bakma fırsatı bulduğumuz için yeni Genesis’in tasarımı konusunda bir sürpriz beklemiyoruz. Aracın HCD-14 Genesis Concept’ten birçok tasarım ipucuna yer vereceği biliniyor ancak bu modelin günlük hayatta mücadele edecek olan versiyonu, elbette seri üretime uygun olması için evcilleştirilen her araba gibi bazı rötuşlara tabi tutulacak.
Hyundai’ye göre yeni sedan modelleri Genesis, geliştirilmiş gövde yapısı ve sertliği sayesinde artık daha güvenli bir araç konumunda. Çarpışma güvenliği testlerinde de bu durumu kanıtlayan 2014 Genesis, sürücü ve yolcularını eskisinden daha çok benimseyeceğe benziyor. Araçta bulunan güvenlik özellikleri arasında erken uyarı kemerleri ve acil bağlama sistemi mevcut. Erken uyarı kemerleri, emniyet kemerini sıkılaştırmadan önce yolcuyu uyarırken acil bağlama sistemi ise bir kaza durumunda emniyet kemerini otomatik olarak sıkılaştırıyor.
2014 model Hyundai Genesis, markanın HTRAC olarak adlandırılan yeni dört çeker sürüş sistemi ile birlikte sunulacak. Bu sistem, yol koşullarını göz önünde bulundurarak akslar arasındaki tork dağılımını elektronik olarak kontrol ediyor. Virajlarda, geliştirilmiş olan yol tutuşu ve kalıcılık kendini gösterirken Hyundai bu başarıyı Advanced Traction Cornering Control adını verdiği elektronik kontrollü süspansiyon sistemine borçlu olduğunu vurguluyor. Aynı zamanda R-MPDS (Motor Driven Electric Power Steering) sayesinde stabilite, yüksek hızlarda da iyi bir performans çiziyor.
Bir Batındaki Yavru Sayısı 2-20 yumurta bırakılır.
Ergenlik Yaşı Dişilerde 5-7 yıl ,erkeklerde 3-5 yıl
Yiyecekleri su bitkileri,küçük balıklar,böceklerle beslenirler.
Yaşam Süresi Doğal ortamlarında 42 yıl yaşayabilmektedirler.
Gebelik Süresi 85 gün
Kırmızı yanaklı su kaplumbağaları, gözlerinin arkasındaki geniş kırmızı bir çizgiden isimlerini almış Teksas/Amerika kökenli kaplumbağalardır.
Saatlerce kayalarda güneşlenmeyi seven bu kaplumbağaların yaşlı olanları su yosunuyla kaplı bir kabuğa sahiptirler. Eğer güneşlenecek yeteri kadar alan bulamazlarsa birbirlerinin tepesine çıkarak kuleler oluştururlar. Çok iyi yüzücü olan bu kaplumbağalar, günün uzun bir bölümünde nefeslerini tutarak su içerisinde kalabilirler.
Bir kaplumbağanın kabuğu gerçekte, bir araya gelmiş olan derinin ince bir tabakasıyla örtülen kaburgalarından oluşmuştur. Kaburgaların her biri büyüyerek kenarlardaki kabukları oluşturmuştur. Bu kaplumbağaların kabuğundan fazla büyümesini engeller. Yılın belli dönemlerinde üstteki eski kabuğu atarak kabukta genişleme sağlarlar.
Doğada su bitkileri, böcekler ve küçük balıklarla beslenen kaplumbağalar, genelde yavaş hareketli sularda yaşarlar. Evcil hayvan olarak bakıldığında çoğunlukla kıvırcık marul, havuç, patates ve diğer bazı yeşil sebzelerle beslenirler. Gençliklerinde etçil olan bu kaplumbağalar, yaşlanmaya başladıklarında otçullaşırlar. Kırmızı yanaklı su kaplumbağaları tükürük üretemedikleri için yemeklerini su içerisinde yemek zorundadırlar.
Kavgacı kişiliğine rağmen genelde uyanık ve meraklı olan kırmızı yanak su kaplumbağaları, evcilleştirilebilir
Soğukkanlıdırlar bu yüzden sıcaklık 10 °C nin altına indiğinde kış uykusuna yatarlar. Kış uykusunda metabolik faaliyetlerini yavaşlatırlar ,yemek yemeyi keserler .
Orta Amerika, Güney Amerika ve bazı Karayip Adaların'nda bulunan bir yılan türüdür
Genellikle su kenarlarına yakın nemli ormanlarda yaşarlar. Ağaçlara tırmanmayı severler.
Gündüzleri toprağın içinde veya ağaç kavuklarında saklanırlar. Genellikle güneş battıktan sonra avlanmaya çıkarlar. Küçük memeliler ve kuşlar ile beslenirler. Zehirsizdirler, besinlerini sıkıp boğarak öldürdükten sonra bir bütün şeklinde yutarlar.
Büyük kertenkeleler, küçük ya da orta büyüklükte kuşlar, karınca yiyenler, yarasalar, mangoseler, sıçanlar ve sincaplarla beslenirler.
Çiftleşme ayında dişi erkeğe hazır olduğunu belirtmek için seksüel bir salgılama yapar, bunu takip eden erkek dişiyi bulur ve kloak tarafında bulunan mahmuzu dişiye sürtmeye başlar ve sonuç olarak Hemipenis dişi ile buluşur. Bu işlem haftalar sürebilir tabi ki bunun neticesin bir çok kez çiftleşme işlemi gerçekleşir.
Yavrular çiftleşmeden 15-17 hafta sonra anne karnından canlı olarak çıkarlar. Yavruların canlı çıkması gerçek bir doğum değildir. Yumurtalar anne karnında gelişip açılırlar. Buna "ovovivipar'" üreme denir. Bir seferde 60 kadar yavru dünyaya gelebilir. Yavrular ilk doğduklarında 35-50 cm uzunluğunda olurlar. Doğumdan 1-3 hafta sonra yavrular ve ufak farelerle beslenmeye başlarlar.
Uzunluk Erkekler 7-9 m, dişiler ise 11 m ve daha fazla uzayabilir.
Bir Batındaki Yavru Sayısı 10 ile 80 arasında yumurta bırakabilirler fakat bazı iri dişilerin 100 den fazla yumurta bırakabildikleri bilinmektedir.
Ergenlik Yaşı Seksüel olgunluğa 18 ay ile 4 yaş arasındaki herhangi bir dönemde girebilirler.
Yiyecekleri Kuşlar, yarasalar, kemirgenler, yumurta, küçük hayvanlar ve leşler.
Yaşam Süresi Ortalama 30 yıldır.
Kuluçka Süresi Ortalama 88 gün
Üreme Sezonu Eylül- Mart ayları
Güneydoğu Asya ormanlarında ve Filipinler’de yayılış gösterir.
Sisli tropikal yağmur ormanlarında yaşarlar. Büyük oranda suya bağımlı oldukları için genellikle nehir kenarlarında bulunurlar. Sıcaklığın 27-33 C derece olduğu tropik bölgeleri tercih ederler.
Işık süresindeki düşüş ve genel sıcaklık yılanlarda üreme davranışlarını başlatan baş etkendir. Çiftleşme Eylül- Mart aylarında gerçekleşir. Dişi ve erkek bu süre boyunca bir şey yemez. Bu nedenle çiftleşme için belli bir boya ulaşmaları gerekir. Erkekler 2-2,7 m, dişiler 3,5 m iken eş kabul ederler. Dişiler kuluçka süresi bitene kadar,erkekler ise kuluçka süresi başlayana kadar yiyecek tüketmezler. 80-90 günlük kuluçka süresinde kas kasılmaları ile yumurtaların sıcaklığını arttırırlar. Avcılara karşıda kendi yumurtalarını korurlar. Dişi 10-80 adet yumurta yumurtlar. Yumurtalar hem büyük hem de 250 gr ağırlığındadır. Çıkan yavrular 60-75 cm uzunluğundadır. Anneler yavrularına sadece yumurtadan ilk çıktıklarında ilgi gösterirler.
Ağ desenli piton karmaşık birçok renkten oluşan geometrik desenli bir deriye sahiptir. Sırt kısmındaki düzensiz baklava şeklindeki desenler ortaları açık renkte daha küçük işaretlerle çevrilmiştir. Başların üstünde bu desenlerden olmayıp sadece iki gözün arasında bir çizgi çenesinin bulunduğu köşeye kadar gitmektedir.
Boyları 7,5 m ye kadar uzayabilmektedir. Yaklaşık 10 m boyu ile ve 30 yıllık yaşı ile en uzun yaşayan yılan olma özelliği yine ağ desenli pitona aittir.
Sosyal olmayan hayvanlardır. Diğer yılanlar gibi yalnız yaşamayı tercih ederler. Normalde sakin hayvanlardır. Beslenme anında agresifleşirler. Vahşi doğadan yakalananlar tutsaklığa alışmakta zorlanırlar. Karnivor ve zehirsiz bir türdür. Ağaçlarda pusu kurarak avlarını beklerler. Avlarının peşinden de koşarlar fakat bu yöntem çok enerji gerektirir. Bu sebeple fazla kullanmazlar. Kuşlar, memeliler, kertenkeleler, domuzlar, köpekler ve nadiren de insanlarla beslenirler. Avlarının büyüklüğü kendi boyları ile orantılıdır. Uzun süre besin almadan yaşamalarını sağlayan düşük bir metabolizmaları vardır. 23 ay besin almadan yaşadıkları bilinmektedir.
Bir Batındaki Yavru Sayısı 3-12 arasında yumurta bırakırlar.
Ergenlik Yaşı 3 -12 ay
Yiyecekleri Genellikle böcekler bazen de yere düşen meyvelerle beslenirler.
Kuluçka Süresi 55-65 gün
Üreme Sezonu Yağmur sezonunda üremeye başlar.
Üreme Periyodu Yılda bir
Kahverengi Basilisk'in asıl anavatanı Latin Amerika’dır. Meksika’nın merkezinden Kuzey Kolombiya‘ya kadar olan bölgelerde en fazla Guatemala’da bulunur.
Tropikal, subtropikal ıslak, kuru ve nemli ormanlarda bulunabilirler. Suyun olduğu her merkezde ve yoğun vejetasyonların bulunduğu bölgelerde yaşarlar.
Erkekler 60 cm boyunda iken dişiler biraz daha küçüktürler. Yetişkin erkeklerin başlarının arkasında boyunlarına kadar uzanan esnek bir kıkırdakla desteklenmiş ibik vardır. Aynı zamanda omuzlarının yukarısından arka ayaklarına kadar uzanan bir ibikleri daha vardır. Dişiler ise katlanmış başlık şeklinde başın arkasından erkeklerinkinden daha aşağıda biten ibiğe sahiptirler. Başları büyüktür ve erkeklerin dişilerden daha uzun bir burunları vardır. Kuyruk ve organları ince ve uzundur. Parmakları her iki tarafta saçaklar oluşturur. Kuyrukları yassılaşmıştır. Genç bireyler oldukça göze çarpan desenlere sahiptir.
Bu kertenkele tamamen arborealdir (ağaçlarda yaşarlar). Çalılar arasında, ağaçların yada ağaçcıkların alçaktaki dallarında görülebilirler. Geceleyin, asmalarla çevrelenmiş ağaççıklarda açıktaki alçak çalılar üzerinde uyurken bulunabilir. Basiliskler tırmanma, koşma ve yüzme kabiliyetlerine sahiptirler. Özellikle erişkin erkekler sürekli tetiktedir ve sıklıkla çalıların altından güvenli yere kaçarken çıkardıkları çarpışma sesi duyulabilir.
Kahverengi Basilisk yılda bir kez ürer. Her üreme döneminde 3-12 yumurta bırakır. Dişiler yumurtalarını sığınak, yarık ve kovalara bırakır. Yumurtadan yavrular 55-65 günlük bir kuluçka dömneminden sonra çıkarlar.
Saldırgandırlar. Korkutuldukları zaman arka 2 ayağının altında bulunan hava kesecikleri ile durgun suyun üzerinde 15-20 m koşabilirler.
Ağaçlarda, çalılarda, alçak dallarda ve yerde zaman geçirirler. Geceleri asma sarılı çalılarda, alçak çalıların girişlerinde uyurlar. Yetiştirilmesi güç hayvanlardır. Tırmanabilir, yüzebilir ve koşabilirler.
Çoğunlukla böceklerle beslenirler. Bunun yanında düşen meyvelerle de beslenirler.
Bir Batındaki Yavru Sayısı 6-12 arasında yumurta bırakırlar.
Yiyecekleri Balık, kurbağa ve diğer su canlıları.
Üreme Sezonu Nisan -Mayıs
Çizgili Kaplumbağa
Kuzeybatı Afrika, Güney Avrupa,Türkiye, İran, Suriye, İsrail, Ege adaları'nda yayılış gösterir.
Göl, hendek, nehir gibi tatlı sularda yaşarlar. Yarı sucul bir türdür. Genel olarak balık, kurbağa, böcek gibi sucul hayvanlarla beslenirler.
Sırt bölgesinin rengi, gri, kahverengi ya da zeytin yeşili. Bunun üzerinde göz ya da ağ şeklinde desenler bulunur. Başın ve boynun yan taraflarında, sarımsı boyuna çizgiler bulunur. Karın bölgesinde koyu renkli benekler bulunur. Üst kabukla alt kabuğun birleştiği bölgeyle boynun alt tarafı genç bireylerde portakal kırmızısı, yaşlılardaysa krem rengi olur.
Çiftleşme Nisan ve Mayıs'ta su içinde gerçekleşir. Dişiler kıyılarda açtığı çukurlara 6-12 tane yumurta bırakırlar. Kışı suyun altında geçirirler ve kış uykuları uzun değildir.
5 Şubat 2014 Çarşamba KOÇ Burcu Yorumu
Bugün, düşüncelerinizde belirgin bir gerçekçilik göze çarpıyor. İdealist yapınız sayesinde bulunduğunuz şartları zorlayacaksınız. Kolay tatmin olmayan bir kişiliğiniz var. Aşk seyahatleri için uygun bir gün.. Planlarınızı uygulamak için gerekli cesarete sahipsiniz. Hızlı hareketleriniz olayların süresini kısaltacaktır.
5 Şubat 2014 Çarşamba BOĞA Burcu Yorumu
Maddi konularda gizliliği tercih ediyorsunuz. Bugün Ay'ın bulunduğu konum, sizin için pozitif gelişmelere neden olacak. Kişisel kazançlarınızı yeniden belirleyici hale getirecek şartlar gündeme gelecek. Zevkleriniz için para harcamak zorunda kalabilirsiniz. Partnerinize duygusal anlamda kıskançlıkla yaklaşabilir ve onun sınırlarını zorlayabilirsiniz.
5 Şubat 2014 Çarşamba İKİZLER Burcu Yorumu
Duygusal konularda partnerinizle aranızda bir takım problemler gündeme gelebilir. Farklı fikirleri savunmanız ve sizin yoğun özgürlük duygularınız yüzünden, aranızda istenmeyen durumlar ortaya çıkacaktır. Olayları kendi değer yargılarınız açısından inceliyor ve sonuçlandırmaya çalışıyorsunuz. Bugün, esnemek zorundasınız.
5 Şubat 2014 Çarşamba YENGEÇ Burcu Yorumu
Birlikte çalıştığınız kişilerin çalışma sistemlerinde farklı bir disiplin getiriyor ve onların duygusal hatalarına gerçekçi bir yaklaşım içinde davranıyorsunuz. Planlarınızı dikkatli bir şekilde uygularsanız, istediğiniz performansı sağlayacaksınız. Küçük hatalarınızın sizi yanıltmasına izin vermediğiniz sürece, her şey lehinize gelişecektir.
5 Şubat 2014 Çarşamba ASLAN Burcu Yorumu
Duygusal enerjinizin çok güçlü olduğunu çevrenize hissettireceğiniz bir gün. Bugün birçok aktivite sizi bekliyor ve olaylara hakim olma yönünüz olumlu seyrediyor. Karşılaşacağınız kişilerin, kişisel özelliklerine dikkat etmeli ve size kazandıracağı prestijlerden emin olmalısınız. Teslim olmadan önce, kişileri incelemelisiniz.
5 Şubat 2014 Çarşamba BAŞAK Burcu Yorumu
Özgürlük duygularınızın kısıtlanmadığını hissederseniz, çalışmalarınızda daha başarılı oluyorsunuz. Bugün, birçok aktiviteyi zincirleme yönetecek ve katılacağınız toplantılarda çevrenizi etki altına alacaksınız. Konuşmalarınızı istediğiniz tarzda ve zekanızı tam kapasite kullanacağınız bir gün.
5 Şubat 2014 Çarşamba TERAZİ Burcu Yorumu
Duygusal yaşantınızın sınırlarını çok geniş tutuyor ve hayallerinizde aşırıya kaçıyorsunuz. Bugün, iletişim konusunda oldukça başarılı bir performans çizecek ve aynı nitelikte olan bir çok kişiyi bir araya getirme cesaretini göstereceksiniz. Sosyal aktivitelerinizde önemli etkinliklerin altına imza atabilecek niteliktesiniz.
5 Şubat 2014 Çarşamba AKREP Burcu Yorumu
Evinizle ilgili bazı değişimler söz konusu olacak fakat işinize karışılmasından hoşlanmadığınız için, bazı olayları kendi başınıza yapmayı yeğleyeceksiniz. Bugün Ay'ın bulunduğu konum, size istediğiniz şartları sunabilir. Fakat parasal konularda gerçek ve özel kaynaklar bulmak zorundasınız.
5 Şubat 2014 Çarşamba YAY Burcu Yorumu
Ay burcunuzda ilerlerken size her türlü motivasyon sağlayacak konuları da beraberinde getiriyor. Bugün, yeni tanışacağınız kişilerin etkisiyle fikir değişimleri yaşayabilirsiniz. Öncelik tanıdığınız konuların size sağlayacağı avantajlardan faydalanmalı ve daha sonra farklı fikirlere yer vermelisiniz. Bugün hızlı hareket etmemelisiniz.
5 Şubat 2014 Çarşamba OĞLAK Burcu Yorumu
Kendi düşünceleriniz doğrultusunda hareket etmekten bazı gerçekleri görmezlikten geliyorsunuz. Bugün, bilinçaltınız sizi yanıltabilir. Düşündüğünüz olayların tersi çıksın istemiyorsanız, karar vermek için acele etmeyin. Çevrenizde gelişen olayların gerçek yönlerini mantıklıca araştırmalısınız.
5 Şubat 2014 Çarşamba KOVA Burcu Yorumu
Burcunuzda biriken gezegen yoğunluğu, aktivitenizi ve kapasitenizi arttırıyor. Bugün, özgürlük duygularınız ve performans kabiliyetiniz atakta. Planlarınızı kişisel ve çevresel faktörlerle ustaca birleştirmek isteyebilirsiniz. Ayrıca, birçok arkadaşınızın sizden beklentilerine cevap vermek isteyebilirsiniz.
5 Şubat 2014 Çarşamba BALIK Burcu Yorumu
Yüksek idealleriniz olmasına rağmen, fazla enerji isteyen işlere atılmadan önce, ön araştırmanızı çok iyi yapmalısınız. Bugün, atılımlarınız için oldukça uygun bir gün. Planladığınız her türlü çalışmayı gizli tuttuğunuz müddetçe, iş başarınızı daha fazla çoğaltacaksınız. Yoğun duygular size zarar verebilir.
[TH="width: 16"]
Kayseri'nin en çok yapıyı barındıran külliyesi durumundaki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Külliyesi'nin güzide yapılarından bir tanesidir. Cami yapıldığı dönem itibarıyla klasik dönem Osmanlı mimarisinin yansımalarından biridir.
[TH="width: 15"]
Adana-Niğde-Kayseri ile Nevşehir-Ürgüp-Kayseri'yi birleştiren çağın önemli yollarından İpekyolu üzerindeki kavşakta, İncesu’da 1660 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından bir külliye yaptırılmıştır. Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Camii; çarşı, kervansaray, medrese, tabhane ve hamam ile birlikte külliyeyi oluşturan yapılardan biridir.
Cami, üç gözlü son cemaat yerinin gerisinde tek kubbeli ve pembeye çalar bej rengi mahalli taşla inşa edilmiş bir yapıdır. 12.80 metre çapındaki taştan örtülmüş ve üstü başka bir malzemeyle kaplanmamış kubbe sekizgen ve yüksek bir kasnakla çevrilmiş, kasnağın köşeleri sivri kubbeli sekizgen ağırlık kuleleriyle takviye edilmiştir. Kubbenin 195 cm kalınlığındaki enli duvarlara geçişi tromplarla sağlamış, tromp kemerlerinin içi, uçları köşelerde konsollara oturan kavisli üçgen satıhlarla yapılmıştır. Caminin beden duvarlarında, önde ve arkada, alt sırada ikişer, üst sırada üçer, yan duvarlarda ise altlı üstlü üçerden olmak üzere yirmi iki pencere bulunur. Dört pencere de kasnağın dört yanma konulmuştur. Alt pencereler taş sövelidir, üst sıradaki pencereler ile kasnak pencereleri sivri kemerli, alçı şebekeli ve renkli camlıdır.
[TH]
Caminin mihrabı dışta çıkıntı yapmayan, tepesi beş dilimli yarım kubbe biçiminde beş köşeli bir niştir. Sade bir bordürle çevrilidir. Minberi ve kürsüsü taştandır. Kürsüye doğudaki orta pencereden duvar içine gizlenmiş merdivenle çıkılır. Sekizgen gövdeli dört taş kolunun taşıdığı ahşap mahfile de yine arka duvar içine gizli helozoni merdivenle erişilir.
Son cemaat yerinin kolonları da sekizgen gövdeli ve taştan yapılmıştır. Kemerler bej ve kahverengi olmak üzere iki renkli taştan inşa edilmiş kubbeler pandantiflere oturtulmuştur. Ana kubbe gibi taştan örülmüş ve üstleri açık bırakılmış olan son cemaat kubbelerinden yandakiler 4.45 metre ortadaki 3.25 metre. çapındadır. Son cemaat yerinin mihrabiyeleri ön pencereleri dış tarafında bulunur. Batıdaki üst pencerelerin önüne taş konsollara binen mükebbire konulmuştur.
Cephenin sağ tarafında son cemaat yerine açılan minarenin gövde ve petek kısmı çok köşeli, şerefe altı ile korkuluğu oymasızdır. Sivri külahı taştan inşa edilmiştir. Kubbelerde olduğu gibi minarenin alemi de yine taştan yapılmıştır.
Caminin iç duvarlarında batıda Azrail, doğuda İsrafil, güneyde Cebrail, solda Mikail kabartma yazılarına rastlanır. Caminin minaresi 99 basamaktır.
Caminin giriş kapısı üzerindeki kitabe ile kervansarayın giriş kapısı üzerindeki kitabe aynı ifadeyi taşır. Gerek caminin ve gerekse kervansarayın kışlık, kapıları üzerindeki kitabelerde külliyenin Rumi 1670 (Hicri: 1081) yılında inşa edildiği yazılıdır. Külliyedeki üçüncü kitabe, cami avlu kapısı üzerinde bulunmaktadır. Bu kitabe Sultan Abdulmecid devrine ait olup 1860 tarihlidir ye caminin o yıl esaslı bir tamir gördüğünü anlatmaktadır.
Bünyan Ulu Cami, İlhanlı valilerinden Emir Zahireddin Mahmud tarafından dönemin ünlü mimarlarından biri olan Kaluyan'a yaptırılmıştır. Tövbe suresinin 18. ayetinin işlendiği kapısındaki muhteşem taş işçiliği göz kamaştırır.
[TH="width: 15"]
Kayseri ili Bünyan ilçesi Cami-i Kebir mahallesinde bulunan Bünyan Ulu Camii, H.734 (M.1333) yılında İlhanlı valilerinden Tac-ı Kızıl oğlu Emir Zahireddin Mahmud tarafından inşa ettirilmiştir.
Camiin kapısı üzerinde, portal nişinin iki yanında devam eden iki satırlık Selçuklu sülüsü ile yazılmış kitabesinin geniş tutulmuş üst satırında Tövbe suresinin 18. ayeti yazılıdır. Ayetin meali şöyledir:
"Allah’ın mescitlerini ancak, Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtını veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler inşa eder. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır."
[TH]
Kitabenin alt satırında ise bir hadis ile birlikte yaptıranın kaydı yer almaktadır:
"Nebi Allah’ın rahmet ve selamı ona olsun buyurdu. Her kim küçükte olsa bir mescit yaptırırsa Allah ta o kimse için cennette bir ev yapar ve o eve hamd evi adını verir. Bu mübarek mescidin imarını emirlerin emiri adil, Müeyyed Muzaffer, fasıkları kahreden, isyankarları katleden, Zahirettin bin Tac-ı kızıl (Altun taç) Allah onun akıbetini hayır eylesin emretti 734 (1333) senesi Muharrem ayının başında bina edildi".
Kitabenin sağ alt ucunda üç satır halinde yer alan metinden caminin mimarının devrin ünlü mimarlarından Kaluyan olduğu anlaşılmaktadır.
Bu cami Bünyan’da Cami-i Kebir, Ulu Camii ve bir ara da sonradan tamir ettiren şahsın adıyla Salih Bey Camii olarak da adlandırılmıştır.
Mimari
Cami kesme taştan, kare bir plana sahiptir. Duvarları gri kalker taşından yapılmıştır.
Kıble duvarına dik üç sahından meydana gelmiştir. Ortan sahın yan sahınlardan daha geniştir. İkişerli iki sıra ayağın taşıdığı kemerlere basan ahşap mertekli tavanla örtülü cami, taçkapısındaki geometrik örgü ve stilize hayvan başı motifleri ile dikkat çekmektedir. Yine geometrik motifli ve üzeri dilimli nişli mihrabı ve sonradan değiştirilmiş minberi bulunmaktadır.
Kuzey duvarının ortasında dışarıya doğru taşkın taçkapısında stilize grifon ve aslan başlarına benzer kabartmalar olmak üzere birbirlerinden farklı taş bezeme ile süslenmiştir.
Vakıflardaki kayıtlarda Fatih Cami-i Şerifi olarak geçen cami, Osmanlı Vezir-i Azam’larından Gedik Ahmet Paşa nezaretinde Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla yaptırılmıştır.
[TH="width: 15"]
Kayseri İç Kalesi’nin kuzeybatı köşesinde inşa edilmiştir. Fatih Camii olarak anıldığı gibi Kale Camii olarak da bilinir. Banisi Fatih Sultan Mehmet’tir. Vakıflardaki kayıtlarda Fatih Cami-i Şerifi olarak geçen cami, Osmanlı Vezir-i Azam’larından Gedik Ahmet Paşa nezaretinde Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla yaptırılmıştır.
Daha önceleri aynı yerde bulunan Karamanoğulları Mescid-i Şerifi’nin var olduğu bilinmektedir. Kayseri’de Karamanoğulları hakimiyetinin son bulup Osmanlı hakimiyetinin başlamasıyla harap halde olması sebebiyle bu mescit yerine cami inşa edilmiştir. Caminin kitabesi olmadığı için inşa tarihi bilinmemektedir. Ancak H.883 (M.1478) yılına ait vakfiyesi olduğuna göre ondan birkaç yıl önce inşa edilmiş olması gerekir.
Mimari
Fatih Camii; Kayseri iç kalesinin kuzeybatı köşesine doğru sırtını kale duvarına dayayarak inşâ edilmiş kare plânlı, kesme taştan yapılmış kubbeli bir camidir. Dört duvar üzerine oturtulmuş tek kubbeli planı ile erken dönem Osmanlı mimarisinin örneklerinden biridir.
Kalın beden duvarları arasında yükselen dört sivri kemer üzerine basan tromplu bir kubbe ile örtülüdür. İçten içe ölçüleri yaklaşık olarak 10,5X10,5 metre civarındadır. Caminin girişi batı köşesindeki basık kemerli bir kapıdandır. Burada birbirine geçmeli, iki ayrı cinste mermer kullanılmıştır. Dış cephede dikdörtgen formlu mermerden bir kitabe kısmı vardır. Ancak herhangi bir yazı görülmez. Bunun da üzerinde sivri kemerli, taştan yapılmış bir niş yer alır.
Camiin yapıldıktan bu yana bir çok tamirler geçirmiş olması muhtemeldir. Bu sebeple ölçülerde az da olsa sapma vardır (kıble istikametinde doğu tarafın genişliği (10.42m.) iken, batıda (10,74m); doğu batı istikâmetinde ise, güneyde (10,32m.) kuzeyde de (10.52m.)'dir.
Caminin mihrabı beyaz mermerden "yapılmış istalaktitli, silme pervazlı, klasik Osmanlı tarzında güzel bir eserdir. Taç kısmında kabartma olarak rumili bir bordur görülmektedir. Mihrab köşelerinde birer kabartma rozet vardır. Mihrab nişi çokgendir. Beyaz renkte boyanmış, üzerine siyah ve yaldızla desen verilmiştir.
Cami içerisinde, birisi mihrabın solunda diğeri sağ köşede batı duvarında kemer ayağı ile pencere arasına yerleştirilmiş genişliği 50 cm. olan sivri kemerli birer dolap bulunmaktadır. Bu iki dolapçık, camiin giriş kapısı ile beraber genel görünüme Osmanlı üslubundan birer örnektirler.
Minber camiin yan duvarlarının bir kısmı ile birlikte açık yeşil tonda yağlıboya ile kapatılmıştır. Kıble ve batı cephesinde altta ikişer büyük, üstte üçer küçük pencere vardır. Bu pencerelerin dışarıdan görünüşü sivri kemerli iken, içeriye bu form yuvarlak olarak yansımıştır. Bu ehil olmayanların kalkıştığı onarımlar sebebiyle olmalıdır.
Binanın batısındaki üstü açık alan bir kısım malzeme ile kapatılmış ve kötü hava şartlarında cemaatın rahat namaz kılması temin edilmiştir. İç mekanda camiin yan duvarları ve aslan göğüsleri krem renkli; kubbesi de beyaz renkli badanadır. Caminin içinde hiç bir şekilde nakış görülmez. Kale surlarının yüksekliği ve batıdaki son cemaat yeri diyebileceğimiz alanın üstün körü biçimde kapatılmasıyla caminin, bir cami veya tarihi eser olarak algılanmasını oldukça zorlaştırmaktadır.