Bu aralar bir mezoterapi furyası almış başını gidiyor. Peki nedir mezoterapi? Neden yapılır? Gerçekten işe yarar mı?
Yolda yürürken elime tutuşturulan bir reklam kağıdında yazan ücretsiz tek seans mezoterapi yazısı üzerine bir araştırma yaptım. Ve sonucunu sizlerle paylaşmaya karar verdim. İşte herkesten duyduğumuz meşhur mezoterapinin tanımı ve açıklaması şöyledir: Mezoterapi orta
deri tedavisi diye adlandırılan iğnelerle gerçekleştirilen bir tedavi yöntemidir. Medikal Estetik hekimliği uygulamalarında en sık kullanım alanı ise sellülit ve bölgesel zayıflamadır.
Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan mezoterapi teknik olarak, dolaşım düzenleyici, yağ eritici ve yağ taşıyıcı ilaçlarla belirli vitaminlerin bir karışım halinde cilt altına, mezoderme çok ince iğnelerle verilmesidir, Selülitli alanda kan akımının ve lenfatik dolaşımın düzenlenmesiyle, yağ depozitleri çözülür, yağ hücreleri yağlarını yakmaya başlar ve sertleşmiş bağ dokusu düzelir.
Ayrıca; Sellülit, Zayıflama, Saç dökülmesi, Ergenlik ve Hamilelikte Oluşan Çatlaklar, Yüz Gençleştirme, Yara İzleri, Romatoloji, Dolaşım Problemleri (varis, varis ülserleri), Migren, Spor yaralanmaları, Baş-boyun-bel-diz-bilek-dirsek ağrıları, Kas ağrıları, Migren, Artroz ve artroza bağlı ağrılar da mezoterapi yöntemi kullanılıyor.
Mezoterapi uygulaması tedaviye alınan bölgeye, problemin büyüklüğüne ve tedaviye kişisel yanıta göre 2-3 aydan bir yıla kadar değişiyor.
Bazen gardırobun önünde saatlerimizi geçiririz. Ne giyeceğimizi düşünmekten işimize ya da gideceğimiz yere geç kalırız..
Ne giyeceğimiz kadar gideceğimiz yere uygun kıyafeti bulmak da ayrı bir sorundur. Bir şeyler bulup giyersin sonra gittiğin yerde alelade kalıverirsin. Herkes takmış takıştırmış sürmüş sürüştürmüş! Ya da tam tersi fazla önemsersin giyinir süslenir gidersin o da ne! Herkes pazar kahvaltısına gelir gibi gelmiş! Sen kaldın mı kokoş gibi! Bu durumda yapacak bir şey yok fakat bu duruma düşmemek için yapılacak bir şeyler var.
Cankurtaran yeleğim var benim bu gibi durumlar için. Çok basit bir formül.. Siyah kumaş pantolon ve beyaz gömlek! Bu kıyafet öyle bir kombindir ki bir kokteyli de bir iş toplantısını da hatta fazla samimi olmadığın birinin nikâhını bile kotarır. Yalnız asıl önemli olan seçilen pantolon ve gömleğin kalitesidir. Bunları alırken cimrilik yapmak yok. Kıyacaksın paraya alacaksın. Vücuduna uygun bir kesimde kaliteli siyah pantolon ve beyaz gömlek paha biçilemez. Her gardıropta olması gerekir.
Aaa tabi her gardıropta olması gerekir demişken bir kaç parça var bunları da alışveriş listenize yazın. Her bayanın ihtiyacı olacak şeylerdir.
Durun bir liste hazırlayalım hemen:
1- Beyaz gömlek
2- Siyah pantolon ve ceket
3- Siyah kalem etek
4- Siyah yüksek ökçeli ayakkabı
5- Siyah kaliteli deri çanta
6- Bir siyah bir devetüyü (camel) rengi manto
7- Trençkot
8- Jean pantolon
9- Beyaz t-shirt
10- Spor ayakkabı
11- Jean mont
12- Siyah bir elbise
13- Şık bir çizme
14- Siyah hırka
Sezon trendlerinden önce bu eksikleri tamamlamak daha doğru olur bence. Bu acil durum gardırobuyla her ortamda şık olmayı başarabilirsiniz..
Sonbahar kış sezonunda nasıl makyaj yapmalıyız? Makyajda hangi renkler öne çıkıyor? Püf noktaları ve öneriler..
Bu sezon çarpıcı gözler ve kırmızı dudakların yanı şıra şeftali tonlarında sade makyajlar da ön plana çıkıyor. Kalınlaşan kaşlar da yüzü ince ve doğal gösteriyor.
Dudaklarda bu sezon kırmızı tonlarında rujlar çok moda. Güzel ve çekici gösteren bu rujlar yanlış renk seçimi ile bazen komik durabiliyor. Böyle duruma düşmemek için kıyafetiniz ve ten renginize uygun renkler tercih etmeniz gerekiyor.
Doğallıktan yana olan bayanlar için ise şeftali tonları yine karşımıza çıkan renkler arasında. Sade bir güzellik için şeftali tonlarında allık, far ve rujlarla hafif renklenen yüzler doğal güzelliğinizi ortaya çıkarıyor.
Eyeliner ya da göz kalemi ile belirginleşen gözler daha derin bakışlara sahip oluyor. Evde göz yapınıza ve tarzınıza göre yapacağınız göz makyajında iki göz kapağını eşit çizmeye ve taşan kısımları temizlemeye özen göstermeniz gerekiyor.
Makyaj trendinde en çok dikkat çeken şeylerden biri de kalınlaşan kaşlar. Yaz aylarında kalınlaşmaya başlayan kaşlar bu kışta kalın kalacaklar. Seyrek kaşlı bayanlar ise mat farlar ve göz kalemi yardımıyla kaşlarını sıklaştırabilirler.
Doğal ve yüzü ince gösteren kalın kaş modası birçok ünlüde de karşımıza çıkmaya başladı. Angelina Jolie, Kate Winslet, Madonna ve Natalie Portman gibi ünlü oyuncuların 'trend'leştirdiği bu akım Türkiye'yi de sarıyor. Ebru Şallı da bu modaya uyan ünlüler arasında.
Makyaj yapmak kadar bu makyajı günboyu aynı tazelikte kullanmak da önemli bir nokta. Suya dayanıklı makyaj ürünlerini tercih ederek bütün gün "acaba makyajım aktı mı?" gibi sürekli hissedilen makyaj tazeleme kaygısından kurtulabilirsiniz. Ayrıca bu makyaj ürünleri özel temizleme sütleri veya jelleri ile çok rahat ciltten arındırılabiliyor.
Bazen tutunuyor gibi yapıyorum da hayata
Ne de yanlış yapıyorum değil mi..
Asılı kalmak dururken ona.
Tutunmaya çalışmak ne cüret diyorum.ne cüret...
Karanlıkta kalmaya gör bak
Güneşi ne çok ararsın.
Gözlerin kamaşmasın sakın
Nasıl ararsın loşluğu.
Bu bile verilmiş ders değil mi
En basitinden.
Doğanın verdiği vereceği...
Hepsi bu..
bir ağaç gölgesini istemeden,
Bu Akşam Ölebilir Miyim kimse beni eşkiya saymadan,
dağlara büyümesin diye çocuklar,
kentler artık yağmurun gözleri olsun diye
matmazel, bu akşam uykunuza düşebilir miyim...
bir ağacı kuşlara verip,
yaslanıp duvara sigara sarar gibi
küfretmeden ve arkadaşlarım gibi haberlere düşmeden
güneşin yeryüzünden çekilip ateşler içinde gitmesi gibi
matmazel, bu akşam yüzünde dalga gibi kırılabilir miyim...
sürgündüm ve cebimde ıslık,
cebimde yaralı su sesleriyle gelmiştim
saatimi yolculuklara kurup elvada demeden
sizde de sürügün düşmemek için matmazel,
en son gurbet ölümse dünyanın öbür yüzüne gidebilir miyim...
yaprakları bile kımıldatmadan
orada, hemen orada elinize bir not tutuşturup
bir devrimci gibi beş dakikadan fazla beklemeden
ama üşümeyesiniz diye yazdan sonra, kıştan evvel,
matmazel herkes sevişirken, bu gece yoksunuz diye
ışık gibi sönebilir miyim...
sizi sevmek bir intihar saldırısıdır.
beyrut u telaviv den özlemek gibi
oda dolusu kurumuş gül gül ve rüzgar bırakarak
gözlerinizde mülteci olmamak için
yurduma gider gibi matmazel,
bu akşam sabra şatilla da ölebilir miyim
camdan süzülen yağmur tanesi gibi hafif
ama taş kadar ağır düşmeden hayatınıza
cama yüzünü yaslamış çocukların nasılsa hüznü
öyle rüzgarımı saklayarak geçiyorsam hayatınızdan
anneme sormadan,babamın ayakkabılarıyla sokağa çıkar gibi
matmazel, yağmur gülüşünüze düşmeden bu akşam ölebilir miyim
Zaman mı bizim üzerimizden geçiyor
Yoksa biz miyiz zamanın içinden geçen?
Geride bıraktığımız yıllar mı,
Yoksa gençliğimiz mi
Bir değirmenin çarkında öğütülen?
*****
Tutulmamış ellerimin soğukluğu,
Ve beklenen bir sevgilinin yokluğu
Dolaşıyor damarlarımda.
Üşüyen ben,özleyen ben.
Ve bir de
Zaman içinde kaybolan sen.
Bıraktığın hüzünler var şimdi,
İçimde günden güne büyüyen,boy veren.
Özlemler var,yarası kanayan,
Ümitler var,gerçekleşmeyen,
Giden sevgililer var,dönmeyen.
Hüzünden yana her şey var,ne istersen.
*****
Dudak değmedik bardaklar gibi,
Çözülmedik iliklerde esir kaldık.
Hayallerimiz var taptaze,gerçek olmadık,
Yaşanmadık baharlarımız var,
Ellerimiz var okşanmadık.
*****
Bedenlerimiz birbirinde uzak
Sarılmamış bir başka bedene.
Duymamış bir yabancının sıcaklığını,
Birlikte uykuya gözlerini kapamamış
İhanetle tanışmamış.
Çilekeş, sevdiğine cömert,
Ama başkasına cimri
Kapıları kapalı senden başkasına
Sadık bir yürek var.
*****
Özlem var, vuslat yok,
Hasrete yenik düşmüş,çaresiz
Ayrı yerlerde ayrı mevsimler yaşayan
Sevgililer var
Ama sen yoksun.
*****
Demek ki,
Zaman değil geçen,
Aslında biziz yokluğa giden..
Ve umutlarımızla birlikte ömrümüzdür
Zaman denilen değirmende öğütülen...
Yıllardan "keder" bu yıl her yılki gibi
Aylardan "hüzün"
Ve günlerden "ayrılık".
Geçmez mi oldu zaman ne?
Hep aynı tarihte takıldık kaldık.
Takvimler göstermiyor mutlu bir yılı
Boşuna bekledim, yok sevinç ay'ı
Yıllar hep aynı adla gelip geçiyor
Acaba bir durduran mı var dünyayı?
Hani
"Kara gün kapıda kalmaz." Derlerdi.
Neden hep başımızda karanlık günler?
Ellerin takvimleri girdi sevince,
Her gün yeni bir yaprak koparılıyor,
Mutluluk günlerini yaşıyor herkes.
Kimler çakmış zamanı duvarımıza?
Bize neden ihanet etti takvimler?
Anladım
Bu dünyada adalet yokmuş.
Paylaşılırken umut, biz unutulduk
Bize yalnız acılar, kederler düştü
Zaman durmuş, umutsuzluk geçip gitmiyor.
Dostlar! Anladım ki takvimler yalan!
Her yılın adı aynı, ettiği aynı
Demek ki Mayıslar, Ekimler yalan !
İnanmam, ne derlerse desinler, yalan !
İsmi Gül'dü...Uzun boyluydu,hele ben çocukken daha da uzun...Saçları her dem kızıl...Kınalı kuzum diye sevmiş midir annesi? /Mutlaka... Çünkü kınalıydı her zaman.../ Kimselere göstermezdi saçlarını, benden başka...Kaşları belli belirsizdi...Gözleri çekik değildiyse de öyle andırıyordu...Belki de ben benzetirdim... İncecik dudaklarının üzerinde bir fındık tanesi gibi dururdu burnu...
Dim dik yürürdü,ses gelirdi bastığı yerden... Hani derler ya "hükümet gibi karı" Belki denilen anlamda değildi ama hükmedendi, hükümetti,hükmederdi her zaman... Egemen ve vakur...
Her kes onu Kürt Gule olarak bilirdi, oysa bir Türk kızıydı... Ve o nedendir bilinmez, hep Kürt'çe konuşurdu...
Önce sürgün gelmiş babası o uzak kente... Sonra kayıp... Kendide meçhuldü, faili de... Yok olmuştu, çocukken kırklara karıştığını anlatırmış annesi ve sevmezdi hiç üçleri, yedileri, kırkları... Alıp gitmişler diye babasını...
Bir sürgün kenti,
Bir uzak zaman...
Yarasaya benzerdi
Gece gelen adamlar...
Karanlık ve sessizdiler...
Bir çift yetim çocuk,
İki çift göz...
Yaşlı...
"Bu tepeye çıktımı,gölgesi uzar ormana düşerdi"...susardı bir süre ve devam ederdi "Babam ormanlara karıştı, kırklara değil"...Orman kentten uzaklaştıkça saksıları inadına yeşillenirdi, babası renkte açarmış tüm yapraklar...
Orman gittikçe uzaklaştı kentten, dağlara çekildi, babası kaldı düşlerinde... her güneş batana doğru o tepeye bakardı...Umuttu işte,hani olmaz ya... Belki...Kim bilir...
Okula yollamış dayısı "Sen okuyacaksın!" emir kesin...En küçük kızının ismini mülkiye koymuştu, okuyamamış diye mülkiye'yi...O okusun diye...
Ve hiçbir çocuğuna babasının ismini koymamış, dönerde küser diye...Sıcacık bir isim sakladı yüreğinde, dudaklarının arasına dahi çıkarmadı,üşütmedi o ismi...İsimsizdi o, sadece babaydı iki aynı harf ve iki aynı heceden, iki aynı sesten oluşan... Yalın, sımsıcak... Ba_ba...
Odasına yalnız ben girebilirdim,yüreği gibi odası da açıktı bana...Tüm parfümlerin inadına ayva kokardı odası,sandığında ayva olurdu her daim... / şimdi ayva kokularında onu bulduğum bu yüzden / Perdeleri kapalıydı esrarengiz hanımın...En son geldiğinde ayva getirmiş babası Kağızman'dan... Kapalı perdelerin ve hanımın tüm esrarı buydu...Babasını hapsetmişti içeri, aslında ayvada ellerinin kokusu varmış...
Kitapları vardı, gramofonu,taş plakları... Bir ufak sandık, bir tahta bavul... Şahmaran desenli bir askılığa siyah bir takım elbise asılıydı, beyaz bir mintan, lastikli bir kravat... Pencereleri çok ender açardı, toz girmesin, tozlanmasınlar diye...
Bir kitap çıkarıp vermişti kitapların içinden... Bir insan suratıydı üzerindeki resim, sakallı, gözlerinin içi boş... EFLATUN yazardı üzerine... ki ben o zamanlar eflatunu sadece bir renk bilirdim... "Oku" Dedi "Bunu oku ve anla, kitabı bana ver sonra"... Kitabı okudum, beni kızıla boyadı eflatun...Korktu "Onun gibi olacaksın,bir gece karanlıkta senide alıp gidecek karanlık adamlar"
Bir daha kitap vermedi bana...
***
Beni alıp bir yaz tatilinde İstanbul'a kaçırdı... Annem kızdı,babam güldü...
***
Bir sigara aldırdı,odasındaki masaya oturttu beni "Bir sigara iç" dedi... "Dumanını havaya üfle" Sonra kağıt,kalem verdi elime..."Bir elini şakağına koy, parmaklarının arasında sigara olsun... Diğer elinle yazı yaz" Şaşkındım, korkuyordum...Ağlıyordu...
***
Bonolar vardı,pul gibi yan yana bitişik... Birkaç tane kopardı, fayton çağırdım, çarşıya gittik... Bir takım siyah elbise aldı bana, gömlek,kravat... "Saçlarını kısa kestir ve bıyık bırak"...
Saksısında bir çiçeğe bakar gibi bakıyordu her gün bıyıklarıma, elinden gelse çekip te çıkaracaktı...
***
Odasındaki masaya oturttu tekrar,Gramofonu kurdu,sigara yaktım,yazı yazdım... Durdu bana baktı...
Annemi çağırdı içeri, yanına oturttu...
"Babama benziyor bu çocuk, hem de çok benziyor" Çay getirdi anneme ve bana, kendi geçip bir köşeye oturdu...
Anladım...Anladım...
"Gül" dedim
Gül-dü...
Babası olmuştum yıllar ötesinden çıkıp gelen...
***
Tepeye çıktım gölgem düşmedi ormana...Orman uzaktı...
***
Öldü dediler,ben uzaktaydım...Bir gül dikeni kanattı yüreğimi...
***
Anneannem di...
asi ve mavi 36
Sıcaklık hissetmeye başlamıştım artık ellerimde, donmamışta yanıyordu sanki. Sızlaması da cabasıydı. Elimde ki sepeti tutmakta zorlanıyordum. Ayaklarıma dolanan eteğimin uçları buz tutmuştu. Güya açılan küçük yolda yürüyordum ama yağan kar açılmış, yol mu bırakıyordu.
Ben yine pamuk gibi yağan karın altında hayal kurmadan yapamıyordum. Çocukluk işte, burnumu bile hissetmemeye başlamıştım artık ağaçlar yağan kardan dalları yüklenmiş kırılacak gibi olmuştu. Ellerim donmasaydı onları silkelemek ne güzel olurdu. Bir tarafa atardım sepeti koşar dallara tutunur sallanırdım. Nede güzel eğmişlerdi başlarını aşağıya yoksa boyumda yetişmezdi. Ödevlerim vardı yapılacak, akşam sütünü sağmıştır annem onu götürmeliydim mahallenin bakkalına. Aman pekte hoş oluyordu böyle avare avare yumurtaları komşulara dağıtıp eve döndüğüm sabahlar. Bir de dondurmasa sızlatmasa şu hava insanı. Kar göründüğü gibi yumuşacık kalsa kazık kesilip buz tutmasa hiç.
Eve kapının önüne doğru yaklaştığım da bir kalabalık anlatmak mümkün değil. Çocuk aklım almamıştı olanları, neydi bu! Böylesi hiç bu kadar gürültü patırtı duymamıştım. Kapılar ardına dek açılmış kalabalık bahçeye kadar yayılmıştı. Aman Allah'ım içimde ürpertiyle bir korku kaynaşmış zaten hissizleşmiş ellerime birde dizlerimin bağının çözülmesi eklenmişti. Nasıl yürüdüğümü içeriye girdiğimi hala hatırlamıyorum san ki ben de görünmez olmuştum, kimse fark etmiyordu beni. Komşu kadınlardan birinin omzumdan çekerek hadi Ayşe'nin yanına git sen, sonra gelirsin demesini hatırlıyorum. İyi de neden ben kendi evimden kovulurcasına dışarı sürüklendim. Tam kapının eşiğine geldiğimde şimdi bile kulaklarımı çınlatan yüreğimi parçalayan annemin o feryadını neden duydum. İçim daralıyor bunları her anımsadığım da ardıma dönüp bakmaya bile korktum, yüreğimden bir parça koptu gitti o zaman ve tek hatırladığım bir daha da yerinin dolmadığı.
Hiç yaramaz bir çocuk değildim çok akıllı yaşından oldukça olgun laf söyletmeden vazifelerini yapan kısacası sorumluluk sahibiydim. Bu da büyüklerim tarafından sevilmeme neden oluyordu her zaman. Bir ağabeyim ikide erkek kardeşim vardı. Ablam evlenmiş gitmişti babamın ölümünden sonra, biz annemle ağabeyimin yanında kalıyorduk. Büyük zorluklarla sonunda o nu da evlendirmiştik. İyimi yapmıştık kötü mü orasını bilemiyorum. Evde üç bekâr bir de annem yük gelir olmuştu açıkçası onlara. Aslında hak vermiyor da değilim hani şimdiler de. Liseye o yıl başladım. Okumak zorundaydım annemin bütün ümitleri bendeydi. Ben okuyacak çalışacak ve kardeşlerimi de okutacaktım. Sonrada sırası ile evlendirecektim.
Karşı mahallemizde oturan Hacer abla yine bakıyordu boşluğa bakar gibi yüzüme, e hadi dedim neydi bu sorunun cevabı çözemedim mi? Dalardı böyle durduk yerde bir anda boş boş bakardı insana.
Bembeyaz bir yüzü çok küçük elleri vardı. Kaşları sanki ortası çatı gibi havaya kalkık dururdu. Beyaz yüzünde yeşil gözleri yusyuvarlak üzüm taneleri gibiydi. Ucu hafif kavisli kemerli burnu onu kararlı biri olarak göstermeye yeterdi açıkçası. Belirgin olmayan çenesini arada çok düşünen dedeler gibi sıvazlar beni güldürürdü. Çalışmadığı günlerde diyeceğim ama işten gelince de ev işlerinden boş vakti olmazdı. Babasız olduğumu, ağabey imlerle yaşadığımızı bildikleri için derslerimde bana yardım ederdi.
lcv - lcw waikiki modelleri - lcw kış modası - lcw bayram modası
LC Waikiki severler! LCW'de bayram alışveriş kampanyası şimdiden başladı.
12-19 Kasım 2009 tarihleri arasında LC Waikiki'lerde yapacağınız alışverişlerinizde bedava ürün fırsatınız var. "3 Alana +1 Bedava Kampanyası" ile bayram alışverişinizi erken yapıp kazançlı çıkabilirsiniz.
12-19 Kasım 2009 tarihleri arasında LC Waikiki kadın, erkek genç ve çocuk reyonlarından beğendiğiniz ürünleri seçerek, "3 Alana +1 Bedava" kampanyasından ve Maximum Kart'a 12 Taksit veya 8 taksite %5 indirim imkânından da yararlanabilirsiniz.
dumanlı göz makyajı - buğulu gözmakyajı nasıl yapılır
Bu kışın favori makyaj stili smoky eyes (dumanlı gözler), buğulu bakışlar yaratarak dikkati tamamen gözler üzerine topluyor.
Siz de dergilerde görüp de çok beğendiğiniz bu stili kendinizde uygulamak istemez misiniz? Pastel güzellik dünyasından uygun renk ve ürünleri seçerek gözlerinizi ortaya çıkarabilirsiniz.
Pastel METALİK Duo Eyeshadow serisinin Catwalk ya da Night Fever renkleri fardaki tercihiniz olmalı. Bu tonlar gözlerinize dramatik bir hava verecektir. Pastel METALİK waterproof göz kalemleri, kremsi dokusu, dayanıklı yapısı ve yüksek derecede sedefli yapısıyla bakışlarınızın gücünü artıracaktır. Farklı ve dikkat çekici bir görünüm için göz kapaklarına ve göz diplerine uygulanan METALİK dokunuşların örtücü özellikleri sayesinde de arzu ettiğiniz kalıcı makyajı yapmış olacaksınız.
Dumanlı gözler yaratırken ağırlığı gözlere verip dudaklarınıza yalnızca parlatıcı ya da dudağınızın doğal renginde bir ruj sürmelisiniz. Pastel Kissproof Lipstick day-long serisi bu makyaj stilini tamamlamanızdaki son adım olmalı. Sabah sürdükten sonra akşama kadar aynı tazelikte kalan bu ürünle günboyu güzelliğinizi koruyabilirsiniz.
JUMP, her tarza uygun koleksiyonuyla bu bayramda da çocuk, kadın ve erkek ayakkabılarıyla şıklık vadediyor.
JUMP'ın kadınlara özel tasarladığı rengarenk ve ilgi çekici botlar kadinların şıklığını tamamlayacak. JUMP, pembe, yeşil, lila ve sarının en iddialı tonlarını kadın botlarına yansıtıyor. Şık görünümü esneklik ve rahatlıkla bir arada sunan JUMP, spor ayakkabılarıyla olduğu kadar deri ayakkabı ve botlarıyla da popüler olacağa benziyor. JUMP ayrıca iddialı tasarımlardaki casual modelleriyle de dikkat çekiyor.
JUMP, erkekleri de düşünerek iddialı bir koleksiyon hazırlamış. Klasik siyah, kahverengi ve taba renklerinin yanı sıra rugan kahverengi ve siyah ürünlere yer verdiği ayakkabılar erkeklere şıklık vadediyor.
JUMP çocuklar için hazırladığı koleksiyonda ise, farklı karakterleri ayakkabılara taşımış. JUMP, Princess ve CARS karakterli ayakkabılarla bu bayramda çocukları sevindirecek.
Ayakkabı Dünyası okul heyecanının başladığı şu günlerde "Okulumu Seviyorum" isimli kampanyasıyla okullu minikler için yepyeni bir koleksiyon sunuyor.
Hepimiz okul yıllarımızda yeni ayakkabılarımızla okula koşmanın heyecanını yaşadık. Yeni okul ayakkabıları, yeni bir eğitim yılına başlamanın göstergesiydi bizim için. İşte şimdi Ayakkabı Dünyası, bu heyecandan yola çıkarak, çocukların yüzünü güldürecek "Okulumu Seviyorum" kampanyasını başlatıyor. Kampanya süresince, okul alışverişi için çok çeşitli ve renkli ayakkabı ve çantalar, farklı marka alternatifleri ve sürpriz kampanyalar çocukları bekliyor olacak.
Kız çocukları için kırmızı ve pembe rugan ayakkabılar, erkek çocuklarına farklı bir tarz yaratacak deri botlar, spor markalarda Nike, Adidas, Converse ve Reebok'ın seçkin modelleri, Nike, Adidas, Eastpak, jansport, Barbie, Spider Man, Sponge Bob, High School Musical vb. bir çok markanın okul çantaları "Okulumu Seviyorum Kampanyası"'nda, Ayakkabı Dünyası'nda!
Siyah, kırmızı rugan ayakkabılar (fifty kids) 59.90 TL
Pembe rugan ayakkabı (fifty kids) 59.90 TL
kahverengi erkek çocuk ayakkabısı (bubba) 84.90 TL
Her sezon renkli ve eğlenceli bir çocuk koleksiyonu hazırlayan Converse; bu sezon da birbirinden renkli modelleriyle vitrinlerde..
Converse Kids koleksiyonunda beyaz, siyah, kırmızı, pembe ve lacivert renkli klasiklerin yer aldığı Chuck Taylor All Star Core koleksiyonu bu sezon da devam ederken, sezona ait süet, deri, denim ve kadife gibi farklı malzeme kullanılarak hazırlanan Chuck Taylor modellerine de yer veriliyor.
Sadece kız çocukları düşünülerek tasarlanmış modeller dikkat çekerken, soğuk günlerde çocukların ayaklarını koruyacak içi tüylü deri modeller tüm çocuklara alternatif oluşturacak. Chuck Taylor modelleri dışında siyah ve bej renklerinin ön plana çıktığı cırt cırtlı deri One Star modelleri ise koleksiyona zenginlik katıyor.
Converse Kids Koleksiyonu'nda yer alan modellerin fiyatları 45-149 TL arasında değişiyor.