tarbal

tarbal

Üye
24.10.2004
Çavuş
1.319
Hakkında

#02.04.2005 15:09 0 0 0
  • Neden bazı insanların dişleri bembeyaz, ama bazılarınınki neredeyse kahverengidir? Peki, siz dişlerinizin renginden memnun musunuz? Bleaching yöntemiyle, bembeyaz dişlere sahip olmak artık imkansız değil.
    Bembeyaz dişlerle korkmadan gülümsemek şüphesiz hepimizin hayali.
    ''Diş beyazlatma tekniklerinin kanıtlanmış bir zararı yok.''
    Dr.Yavuz İpçi'ye göre diş beyazlatma yöntemi, özellikle diş renginden memnun olmayıp porselen kaplama yaptırmak isteyen hastalar için birebir.

    Dişteki renklenmelerin nedenleri nedir?
    Bunun birçok sebebi var. Sigara, çay, kahve, kırmızı şarap gibi dış etkenlerle sonradan oluşan renklenmeler olabilir ya da doğuştan, yani annenin veya babanın diş renginin koyu olmasından kaynaklanan renklenmeler olabilir. Bunun dışında, antibiyotik kullanımına bağlı renk değişimlerine de rastlıyoruz.
    Bu konuda kaç farklı teknikten söz edilebilir?
    İki ana diş beyazlatma tekniği var. Biri, klinikte uygulanan ''ofis bleaching'' dediğimiz yöntem, diğeri ise hastanın evde kendisinin uyguladığı ''home bleaching'' yöntemi. Evde gerçekleştirilen beyazlatma yöntemi için hastaya ağız yapısına uygun şeffaf bir kalıp hazırlanıyor. Kalıbın içine koyduğumuz özel bir jel var. Hasta bu kalıbın içine öngörüldüğü miktarda jel koyup bunu ağzına takıyor. Şeffaf bir damaklık şeklinde olan kalıp, dişlerin üzerine geçiriliyor. Kalıp gün içinde bir saat takılarak kullanılıyor. On veya on beş gün kullanıldıktan sonra istenen beyazlığa ulaşılabilir. Klinikte yapılan beyazlatma yöntemi ise dişin durumuna göre iki, üç ya da dört seansta gerçekleştiriliyor. Beyazlatma işlemini gerçekleştirecek jeli hastanın dişlerine sürdükten sonra ışın veriyoruz. Bu lazer ya da başka bir ışık kaynağı olabilir. Bu işlemde dişe oksijen verilerek dişin mine yapısına giriliyor ve oradaki rengin açılması sağlanıyor. Bu, dişin mine katmanının kalınlığına ve renklenmenin süresine bağlı olarak değişiyor, bazen tek seansta da istenilen sonuca ulaşılıyor.
    Evde ve ofiste uygulanan yöntemlerde sonuç aynı mı oluyor?
    Benim genellikle tercih ettiğim yöntem ''home bleaching'', yani hastanın dişlerini evinde kendi kendine beyazlatması. Uzun vadede eski haline dönme ihtimali yok diyebilirim, ama ofiste yaptıklarımızda bu risk var. Evde yapılan beyazlatmada, işlemi daha yavaş yaptığımız ve uzun süreye yaydığımız için kullandığımız kimyasal madde oranı da daha düşük oluyor. Bu yüzden genellikle ''home bleaching''i öneriyorum, ama iki yöntem de özellikle dişlerinin renginden memnun olmayıp porselen yaptırmak isteyen hastalarımız için birebir. Sırf renginden rahatsız olduğumuz için dişi kesmek çok yanlış, çünkü mine tabakası yok oluyor. Bunun yerine beyazlatmaya gitmek çok daha güvenli.
    Beyazlatma yöntemlerinin herhangi bir zararı var mı?
    Hiçbirinin ispatlanmış bir zararı yok. Dişe zarar vermediğine dair yaklaşık 1000 tane araştırma var. Zarar verdiğine dair hiçbir bilgiye rastlamadım. Bir araştırmada, bu malzeme dişin üzerinde 240 saat bırakıldı. Bu maddenin 240 saat sonra dişte yaptığı aşınma miktarı, kola gibi asitli içeceklerin dişte oluşturduğu aşınma miktarına eşdeğer. Jeli tedavi boyunca dişin üzerinde iki, üç saatten fazla tutmadığımızı göz önünde bulundurursak, hiçbir zararının olmadığını söyleyebiliriz. Zararlı olduğuna dair söylentiler şuradan kaynaklanıyor; diş beyazlatma sırasında diş minesi oksijen aldığı için hassasiyet yapabiliyor. Dişin üzerindeki mine tabakası normalde sıcağı ve soğuğu geçirmez. Fakat beyazlatma esnasında oksijen aldığından, sıcak ve soğuğu geçirmeye başlar ve bazı kişilerde hassasiyet olabilir. Bu çok normal ve geçici bir durum. Tedavi bırakıldığı an geçiyor.
    'Hazır yiyeceklerdeki boyalar diş rengini koyulaştırır.''

    Bleaching işlemine hangi aşamada başvurulmalıdır?
    Çay, kahve sigara gibi bilinen en kuvvetli boyayıcıların yanı sıra havuç, portakal suyu gibi ''kromojenic'' gıdalar, hazır yiyeceklerdeki boyar maddeler de dişlerin rengini koyulaştırır. Diş üzerindeki lekelenmelerle dişin kendi renginin koyulaşmasını karıştırmamak gerekir. Dişlerin yüzeyine yapışmış olan lekeler, fırçalar ve cila pastaları yardımı ya da diş hekiminin yapacağı temizlik işlemi ile kolayca çıkar, ancak dişin içine işlemiş olan renkleşmelerde bleaching işlemi devreye girmelidir.
    Bleaching işlemi eski dolgu veya kaplamalı dişin rengini de açar mı?
    Hayır. Beyazlatma sadece doğal diş yapısı üzerinde etkili bir yöntem.
    Beyazlatmadan sonra dişler ne kadar süre rengini korur?
    Çay, kahve, sigara gibi maddelerin kullanımı sınırlandığında dişler beyazlığını uzun yıllar koruyabilir. Bleaching?li dişlerin rengini korumak dişlerimizin temizliğine ne kadar önem verdiğimizle yakından ilişkili. Günde en az iki kere diş fırçalamak, bir kez diş ipi kullanmak ve altı ayda bir diş hekimine kontrole gitmek sağlıklı ve güzel dişlere sahip olmanın birinci koşulu.
    ''Bleaching işlemi doktor kontrolü altında yapılmalı''
    Cosmodent Ağız ve Diş Sağlığı Kliniği Hekimi Filiz Kahveci Yıldırım, kontrolsüz kullanılan diş beyazlatma ürünlerinin dişte yapısal bozukluklara sebep olabileceğini belirtiyor.

    Uygulanan yöntemin süresi herkes için aynı mıdır?
    Özellikle evde yapılan işlem kontrol altında olmalı, çünkü dişin bir doygunluk noktası var. O noktadan sonra uygulama bitirilmeli. Daha fazla kullanılması anlamsız olur çünkü diş daha fazla beyazlamayacaktır. Bu süre hastanın diş rengine ve doygunluk noktasına göre değişiyor.
    Eczanelerde satılan diş beyazlatma ürünleri sonuç veriyor mu? Zararları var mı?
    Eczanelerde satılan ve hastaların bilinçsiz bir şekilde uyguladığı bazı sistemler var. Bu tip ürünler kontrolsüz uygulandığında gerçekten zararlı. Bu ürünleri kontrol etme şansımız yok, çünkü beyazlatmada dişin yapısındaki su ile oynuyorsunuz. Eğer hasta bunu bilinçsiz bir şekilde kullanırsa dişte yapısal bir bozukluk meydana gelebilir. Bazı beyazlatma ürünleri tamamiyle aşındırıcı içerir. Bunlar daha çok macunların içinde bulunur. Aslında dişin üzerindeki birikintilere yönelik şeylerdir, ama hasta bunu sürekli kullandığında dişte aşınmalar yapabilir. O yüzden bu tür ürünleri tavsiye etmiyoruz, çünkü kontrol etme şansımız yok.
    Beyazlatmada başarı sağlanamayacak hastalara başka ne tür işlemler uygulanabilir?
    Bu tip hastalarda lamina dediğimiz daha estetik yöntemlere gitmek gerekiyor. Bu da dişin üst yapısına porselen tırnak uygulanarak yapılan estetik bir yöntem. Lamina, dişin sadece görünen kısmına uygulanan porselenlerdir. İşlemin gerçekleşmesi için diş 1-1,5 mm kesiliyor. Bu işlem için önce dişin ölçüsü alınıyor. Daha sonra laboratuvarda porselenler hazırlanıyor ve dişin üzerine yapıştırılıyor. Çok ciddi renklenmeleri ancak bu işlemle kapatabiliyoruz.
    Beyazlatma işleminden sonra diş rengi eski haline dönerse ne yapılmalı?
    Kola, çay ve kahve renkte geri dönüşümü hızlandırabiliyor. Örneğin iki yıl sonra diş eski rengine döndüğünde, plaklar bir ya da iki gece tekrar uygulanırsa parlaklık ve beyazlık yine sağlanabilir. Bu yüzden hastanın plaklarını saklaması gerekiyor.
    İşlem evde uygulanırken nelere dikkat etmek gerekiyor?
    Beyazlatma işlemi öncesi diş taşı ve plağı temizliği yapılmalı, çünkü uygulamayı temiz diş yüzeyine yapmak gerekiyor. Hasta evde dişlerini fırçaladıktan sonra plağının içine jeli koyuyor ve ağzına takıyor. Sabah kalktığında da çıkarıp ağzını ve plağı yıkıyor. Herkesin kolaylıkla uygulayabileceği bir işlem.
#02.04.2005 14:33 1 0 0
#02.04.2005 14:27 0 0 0
  • Konu: Sevgiye Dair
    Bir kadın evinden çıktı, evinin önünde beyaz, uzun sakalları olan 3 yaşlı adam gördü. Onlara:
    - Sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız, lütfen evime buyurun ve birşeyler yiyin, dedi.
    - Kocanız evde mi?, diye sordular.
    - Hayır, dedi kadın "Dışarıda."
    - O zaman giremeyiz, dediler.
    Aksam kocası eve geldiğinde kadın olanları ona anlattı. Kocası:
    - Onlara eve geldiğimi söyle ve onları eve davet et, dedi.
    Kadın dışarı çıktı ve yaşlı adamları davet etti. "Biz bir eve hep beraber girmeyiz", dediler. Kadın: "Neden?" dedi. Yaşlı adamlardan biri cevap verdi:
    - "Onun adı Zenginlik'tir" dedi, arkadaşlarından birini göstererek. Ve bir diğerini göstererek "Onun da adı Başarı'dır, Ve ben de Sevgi'yim. Ve ekledi: "Şimdi eşinle konuş ve hangimizi evinize davet edeceğinize karar verin", dedi.
    Kadın eve girdi ve olanları kocasına anlattı. Kocası çok sevindi. "Ne kadar harika" dedi, "Zenginliği davet edelim, gelsin ve evimizi zenginlikle doldursun", dedi. Kadın: "Neden başarıyı davet etmiyoruz?" dedi. O sırada onları dinlemekte olan kızları: "Sevgiyi davet etsek daha iyi olmaz mi?" diye sordu, "O zaman evimiz sevgiyle dolar."
    Adam:
    - Bence kızımızın tavsiyesine uyalım, sevgiyi davet et, Sevgi bizim misafirimiz olsun, dedi.
    Kadın dışarı çıktı, sevgiyi seçtiklerini söyledi ve sevgiyi evlerine davet etti. Sevgi kalktı ve eve doğru yürümeye başladı. Diğer iki arkadaşı da ayağa kalktı ve onu takip ettiler. Kadın büyük bir şaşkınlıkla:
    - Ben sadece sevgiyi davet ettim, siz neden geliyorsunuz?" diye sordu.
    Yaşlı adam cevap verdi:
    Eğer siz zenginlik veya başarıyı davet etmiş olsaydınız, diğer ikimiz kalacaktık, ama siz sevgiyi davet ettiğiniz için, ben nereye gidersem, başarı ve zenginlik de benimle gelir.
#02.04.2005 12:20 0 0 0
#02.04.2005 02:03 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    noimage
    Şüphesiz halk şairlerimizde diğer sanatçılarımız gibi birbirinden ayrı özelliklere sahiptir. Hiçbir şair, ötekine tıpa tıp benzemez. Ama hemen hemen hepsine aynı gelenek ve törelerden geldikleri için birbirine benzer yanlarıda eksik değildir.

    Bazı şairlerin hepside şiirlerini sazla çalıp çağırırlar. Halk şairi ile sazını birbirinden ayıramayız. Keramet sazdamıdır, sözdemidir bilemeyiz? Aşık sazına gözü gibi bakar. Aşık Veysel'in;

    "Ben ölürsem sazım sen kal dünyada , Gizli sırlarımı aşikar etme" deyişi elbette ki çok anlamlıdır.

    Şairlerimizin hemen hepsi aşk, ölüm, hasret, yiğitlik, tabiat, din gibi temalar işlemişlerdir. Aşk konusu baş köşeyi tutmaktadır. Ölüm karşısında şairlerimizin uysal, teslimkar ama alabildiğine üzüntülüdür. Ölümün bıraktığı yıkımlar, kayıp olan güzellikler dostluklar terennüm edilir.

    Sivas'ın şair ve aşıkları şunlardır:

    Şemseddin Sivasi, Pir Sultan Abdal, Ruhsati, Kul Himmet, Suzi, Aşık Veysel, Zaralı Halil Söyler, Mesleki, Aşık Talibi, Recep Kamil, Şeyh Halit.

    Diğer aşıklarımız ise; Sefil Selimi, Aşık Talibi, Gürünlü Aşık Rıza, Ali İzzet Özkan, Veysel Cehdi Kut, Kul Gazi, Feryadi, Belcikli Seyit, Karasarlı Seyit, Aşık İsmeti, Ali Dayı, Şükrani, Nuri Sivasi, Kul Himmet.
    noimage
    Tabiat teması da Sivas şairleri tarafından en iyi şekilde işlenmiştir. Şairlerimizin en zengin yanlarından birini teşkil etmektedir. Çeşitli hayvanlardan tasvir edilerek tabiat manzarasını tamamlar. Tabiatın güzellikleri yanında çeşitli afetlerde şairin, ozanın gönlünde dile gelmiştir. İşte o zaman şiir olmuş, destan olmuş, türkü olmuş. Anadolu yaylasına göz atıldığı zaman Sivas'ın aşıklar yatağı olduğu görülür. Sivas şairleri aynı zamanda Sivas büyükleridir . Hepside en duru en özlü Türkçe ile söylemişlerdir. Türküleri, deyişleri günlük müzik yaşantımıza girmiştir. Radyo ve televizyon programlarında hemen hemen hepsinin türkülerine yer verilir.

    Yurttan sesler Korosunun kurucusu halk müziğinin derleme ustası Muzaffer Sarısözen'i anmadan geçemeyiz. Ayrıca masal üstadı Eflatun Cem Güney, Tevfik Aksoy Kayabeyzade, Memduh Bey günümüz şairlerinden Vehbi Cem Aşkun edebiyat dalında denemeler yapmış; radyo sanatkarlarından Ömer Altuğ, Emel Sayın ve Selehattin Erorhan da Sivas' ta yetişen Türk musiki ve halk müziği ses sanatçılarıdır. Halk şairlerimizin özelliklerini anlatan bazı ünlü değişlerini şöyle sıralayabiliriz.

    AŞIK VEYSEL
    noimage
    1894 yılında Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde doğdu. Babası Karaca Ahmet, annesi Gülüzar Hatun' dur.

    7 yaşına geldiğinde gözünün birini yakalandığı çiçek hastalığından kaybetti. Diğer gözüne perde indi. Çok geçmeden iki gözünüde kaybetti.

    Oyalanması için babası Aşık Veysel'e bir saz aldı. Çamşıhlı Ali ve Molla Hüseyin adlı saz ustalarından dersler aldı. Önceleri Pir Sultan Abdal, Yunus Emre, Aşık Kerem, Aşık Erzurumlu Emrah gibi ustaların türkülerini söyledi. 1933 'te Cumhuriyetin 10. Yılı için yazdığı destanının yayınlanması ve Sivas Aşıklar Bayramındaki başarısı dikkat çekti. Ahmet Kutsi Tecer'in de yardımlarıyla Veysel kırk yaşından sonra kendi eserlerini vermeye başladı. Çeşitli Köy Enstitülerinde saz öğretmenliği yaptı. Aşık Veysel, İki kez evlendi. İki oğul, dört kız babasıdır. Şiirlerinde yurt sevgisi, kardeşlik, birlik ve okuma sevgisi işledi. 21 Mart 1973 tarihinde "Sadık Yarım" dediği kara toprakla kucaklaştı.

    SİVAS HALK OZANLARINDAN DÖRTLÜKLER
    noimage
    Sivas ellerinde sazım çalınır
    Çamlı beller bölük bölük bölünür
    Yardan ayrılmışam bağrım delinir
    Katip arzu halim yaz yare böyle.
    Kadılar müftüler fetva yazarsa
    İşte kement işte boynum asarsa
    İşte hançer işte kellem keserse
    Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan.
    Aşık Veysel


    noimage
    Kimse bana yaren olmaz yar olmaz
    Mertlik hırkasını giydim giyeli
    Dünya bomboş olsa bana yar kalmaz
    İnsana muhabbet duydum duyalı
    Çoğu bende kağıt, hüccet arıyor
    Hal bilmeyen dip dedemi soruyor
    Dostlar ölümüme karar veriyor
    Sefil Selimi'yem dedim diyeli Sefil Selim.
    Zaralı Halil


    noimage
    Karlı dağlar karanlığın bastı mı?
    Kahbe felek ayrılığın vakti mi?
    Karlı dağlar ne olur ne olur!
    Asker ağam gelse yarelerim eyi olur!
    Dünya dediğin bir dal yapraktır
    Evvela ahirin kara topraktır
    Bu dünyada benlik satan ahmaktır
    Daim ölüm kuşu döner başımdan
    Pir Sultan Abdal
#01.04.2005 19:54 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    Atatürk'ün Sivas'a İlk Gelişleri : 27 Haziran , her yıl bu tarihte günün anlamını belirten etkinliklerle kutlanır.

    Aşık Veysel ve Ozanlar Haftası : 15-21 Mart.
    Her yıl bu tarihte ünlü halk ozanımız anılır.
    Anma törenleri, Şarkışla ilçesinde ve ünlü halk ozanımızınköyü Sivrialan' da çeşitli etkinliklerle yapılır.

    Zaralı Halil Söyler'i Anma Günü : Haziran ayında.
    Ozanımız çeşitli etkinliklerle Zara ilçesi ve Sivas'ta anılmaktadır.

    FESTİVAL ve ŞENLİKLER
    4 Eylül Sivas Kongresi Kültür ve Sanat Etkinlikleri :
    4-5-6 Eylül. Her yıl Sivas Kongresinin dönüm yılında, günün önemini belirtir çeşitli kültür ve sanat etkinlikleriyle kutlanmaktadır.

    Aşık Veysel Kültür ve Sanat Şenlikleri : Değişik tarihlerde Şarkışla ilçesi ve Halk ozanımızın köyü Sivrialan' da çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. (Muhtemelen Temmuz ayında)

    Geleneksel Pir Sultan Abdal Şenlikleri : 3-4 Temmuz ünlü halk şairimizin köyü Banaz'da çeşitli kültür etkinlikleri ve şenlikler düzenlenmektedir.
#01.04.2005 16:32 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    İl mutfağı tarım ürünlerine dayanmaktadır. Harman sonunda (sonbahar) kışlık yiyecek hazırlıkları başlar. Un öğütme, bulgur dövme, çekme, erişte, kadayıf, salça yapımı, sebze kurutma, etlik kesimi bunların başlıcalarıdır.
    Yöre yemekleri daha çok unlulara dayanmaktadır. Keş, peskütan, çökelek, süt ürünlerinden hazırlanan yiyeceklerdendir. Yöre yemekleri genellikle kırsal kesimlerde yazları ayranlı, pancarlı çorba, madımak, evelik, düğücek aşı gibi yemekler yapılır. Kışları ise tırhıt, sübüra, kelecoş, tarhana, içli köfte, hingel gibi hamurlu yemekler yenmektedir. Kentte genellikle sebze yemekleri yapılmaktadır. Sivas kebabı ünlüdür.
    Tandırda kül çöreği, fotla, patates yada peynirle yapılan kömbe, kete, lavaş yörede yaygın ekmek çeşitlerindendir.

    Büyükşehirlere otobüsle Sivas kebabı gönderiliyor!!!
    100 yıllık geçmişi olan Sivas kebabı, Türkiye"nin değişik illerinden gelen yoğun sipariş üzerine yolcu otobüsleriyle müşterilere gönderiliyor.
    Son bir yılda Sivas"tan Meclis"e bile 250 porsiyon Sivas kebabının gönderildiği bildirildi.
    Sivas"ın en eski yemeği, Sivas kebabını yemek için Türkiye"nin dört bir yanında sipariş aldıklarını bildiren lokanta işletmecisi Mustafa Yazarlı, Türkiye"nin dört bir yanına dağılan kebapseverlerden sadece bir günde 50"nin üzerinde sipariş geldiğini belirterek, şunları kaydetti: Özellikle İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin başta olmak üzere Türkiye"nin dört bir tarafına yolcu otobüsleriyle Sivas kebabı gönderiyoruz. Yemeğin özelliğine zarar vermeyecek şekilde, tepsiler üzerine streç jelatin, altına ise alüminyum folyo kağıt sarılarak otobüslere veriyoruz. Müşterimiz otogarda emanetini hemen gidip alıyor. Sipariş verenlerin arasında milletvekillerinden sanatçılara, iş adamlarından politikacılara kadar birçok ünlü isim var. Geçen yıl uçak olduğu için satışlarımız fazlaydı. Ancak bu yıl havaalanı kapatılınca taleplerde düşüş oldu. Son bir yıl içerisinde sadece TBMM"ye 250 porsiyon Sivas kebabı gönderdik.

    Sivas kebabı yemek için çeşitli illerden gelenlerin de çok sayıda olduğuna işaret eden Yazarlı, en kısa sürede söz konusu yemek için patent alacaklarını dile getirdi.

    Şehirde tek Sivas kebabı ustası olan 62 yaşındaki Abdullah Tel ise, 48 yıldır kebap yaptığını ve yemeğin, zaman içerisinde birçok kişinin damak zevki haline geldiğini söyledi.
    Sivas kebabının sezonluk bir yemek olduğunu ve özellikle yaz aylarında tüketildiğini ifade eden Kebab ustası Tel, şöyle devam etti:

    Kebab için kuzu eti (but ve pirzola), patlıcan, domates, biber, sarmısak ve isteğe bağlı olarak patates kullanılır. Hepsi ayrı ayrı ocakta pişirilir. Kuzu etinin pişirilmesinde kuyruk yağı kullanılır. Yemeğe tat veren kuyruk yağıdır. Daha sonra hepsi birlikte, balık sırtı olarak şişlere dizilerek 20 dakika özel fırında pişirilir. Ekmeği ise özel olarak tandırda hazırlanır. Kebap, meşe ağaçlarından hazırlanan ocakta pişirilir.
    Zaman Gazetesi 17-09-2002
#01.04.2005 16:11 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    noimage
    Sivas Halk Oyunları Halay grubuna girmekte ve günümüzde halayların merkez bölgesi Sivas sayılmaktadır. Halaylar İç Anadolu Bölgesinin bir bölümü ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinde oynanmaktadır. (Çorum, Diyarbakır, Bitlis, Bingöl) Bu yörelerde halay kelimesi; alay, aley, haley olarak değişik biçimlerde kullanılmaktadır. Birlik ve beraberlik, dayanışmayı ifade etmektedir. Halaylar, asırlardan beri gelen karakteri ve yapısı itibariyle alelade eğlence oyunlarından ayrılan sosyal yaşantının jest, mimik ve figürlerle ifadesidir.
    Sivas Halayları içe dönük yapısıyla diğer illerimizden ayrılmaktadır. Oyun düzeni, oyun formları, dizilişleri, oynanış şekli diğer halaylara pek benzememektedir.
    noimage noimage noimage
    Sivas Kız ve Erkek oyunları kendine has tavrı, üslubu, estetik güzelliği bakımından göz kamaştırıcıdır. Kızlar ve erkekler ayrı ayrı halay çekmektedir. Alaca (karma) diziliş Sivas yöresinde görülmemektedir. Bazı oyunlar alaca dizi şeklinde kapalı mekanlarda, aile içerisinde oynanmaktadır.

    Kız ve erkek oyunlarında baştaki oyuncuya Halay Başı veya Baş çeken sondaki oyuncuya pöççük veya pöçük ismi verilmektedir. Halayları erkekler mendille, bir savaş, döğüş anındaki hareketi canlandırır gibi kılıç, değnek kullanıyormuşcasına çevirirler. Kadınlar krep kullanmaktadır. Sivas halaylarında oyuncu sayısında sınırlama görülmemektedir. Ancak; oyunların zorluğu dikkate alındığında 7-12 kişi arasında çok rahat oynandığı görülmektedir. Erkek oyunları genellikle düğün ve eğlencelerde oynandığından açık hava tercih edilmektedir. Bunun için Sivas halayları meydan ve harman oyunları olarak anılmaktadır. Oyunlara eşlik eden mahalli çalgı; davul, zurnadır. Kaba zurna tercih edilmektedir. Bazen ince sazla da oynanmaktadır.

    Sivas halayları genellikle 2-4 bölümden meydana gelmektedir. Bu bölümler; 1. Ağırlama, 2. Yanlama (Sıkıştırma), 3. Tek ayak (Oynatma), 4. Hoplatma (Yeldime, tezleme) ismini almaktadır. Her bölümde figürler ve musiki değişmektedir. Oyunlar ağırdan başlayıp, gittikçe tempo artarak hızlanmakta, hoplatma bölümünde coşku doruk noktasına ulaşmaktadır.

    Ağırlama, aczin ve çaresizliğin; yanlama, birlik, beraberliğin; hoplatma, sevincin, mutluluğun ve zaferin ifadesidir.

    Sivas halaylarının bir diğer özelliği, bilinen bütün oyun formlarının kullanılması, sergilenmesidir. (Sır, düz diziliş, hilal veya yarım ay, halka dizilişi) Yüzyıllar önce, bilinmeyen halk sanatçıları sanki bilinçli olarak Sivas halaylarında koreografik düzenini oluşturmuşlardır. Bu sebeple oyunlar Türkiye genelinde bozulmadan otantikliğini muhafaza ederek yaşatılması bakımından da dikkate değer bulunmaktadır.

    Sivas yöresi oyunlarında tabii faktörlerin hepsi görülmektedir. Çiftçilik, iş tabiattaki bitkiler, hayvan taklidi oyunların ortaya çıkmasında ve oynanmasında etkili olmuştur.

    Halay Türleri
    1. Erkeklerin oynadığı halaylar
    Yöre oyunlarının tüm karakteristik özelliklerini taşıyan asıl halaylardır. Figürlerin zenginliği, hareket kabiliyetinin üstünlüğü, duygu ve düşüncenin ince estetik bir biçimde, belli bir eda ile icra edilmesi, oynayanı, seyredeni coşturmaktadır. Erkek halayları; Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Kızık, Karkın (Garkın) vb.
    noimage

    2. Kızların oynadığı halaylar
    Erkek oyunlarına göre daha kolay oyunlardır. Türkülü (çevirmeli), türküsüz olarak oynanmaktadır. Hareketler daha yumuşaktır. Kız halayları : Hanımesme, Sarıkız, Yanlama, Karamuk, Madımak, Pınarınbaşı vb.
    noimage

    3. Erkek ve Kızların oynadığı halaylar
    Bu halayları hem kızlar hem de erkekler oynamaktadır. Figürlerde ufak tefek farklılıklar görülmektedir. Genellikle kızlar türkülerini söyleyerek oynamaktadır. Bu halaylara; Sarıkız, İş halayı, Zara Karahisarı, Sivas Halayı, Tersbico, Maro vb.
    noimage
    Sivas yöresinde halk oyunları kıyafetleri yörelere göre çeşitlilik arzetmektedir. Erkekler; yemeni, aynalı çorap (yün), zıvga, şal, yelek, gömlek, köstek (bazen fes takıldığı üzerine hindi, yazma sarıldığı da görülmektedir.)

    Kızlar; üçetek, şalvar, çorap, işlik (gömlek), önlük, pöçüklük (arkalık), yanbağ, çarık, fes, tepelik, pullu yazma (bazen kemer takıldığı da görülmektedir.)

    Sivas Halayları isimlerini bazen oynanan yörenin, ilçe ve köyün ismini almaktadır. (Kızık, Karkın) Bazen insan isimlerinden (Abdurrahman), bitkilerden (madımak, karamuk) bazen de hayvan isimlerinden (çekirge, horoz, kartal, turnalar) son bölümdeki oyunlar taklidi oyunlardır.
    noimagenoimage
    noimage
    Sivas Yöresinde Oynanan Halk Oyunları
    Sivas Halayı, Köy Ağırlaması, Abdurrahman Halayı, Karahisar, Temürağa, Harami, Hoş Bilezik, Özenteki, Tamzara, Sarıkız, Karkın Halayı, Kızık Halayı, Kabak Halayı, Kartal Halayı, Sallangel, Ahçik, Maro, Yanlama, Tozan Halayı, Arnavut Halayı,Çekirge Halayı, Hanım Esme, Hayda Bico, Ters Bico, horhon Bico, Çedene, Çemberim, Karamuk, Madımak, Turnalar, Pınarınbaşı, Çökelek, Köy İş Halayı, Karaduman, Şeyhani, Nenni Nenni, Dik Oyun, Deveci Emmi, Kol Oyunu, Meral Halayı, Ellik, Samahlar, Omuz Halayı, Garipler Semahı, Ireşvan, Pabuç Çitir, Kafe Çeçen, Onbaşı Oyunu.
#01.04.2005 15:24 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    SivasSpor'un Tarihi
    noimage
    noimage
    SİVASSPOR KULÜBÜNÜN 1967 ÖNCESİ TARİHÇESİ

    Genellikle Sivasspor'un yaklaşık 30 yıllık bir geçmişe sahip olduğu bilinir. çünkü, resmi kayıtlara göre kuruluş yılı 1967'dir. Oysa futbol ( bunun yanısıra Atletizm, Binicilik, Atıcılık ve Voleybol) kulübü olarak Sivasspor, "Sivas'ın Bağdat Caddesi'nde, gençliğin bedeni inkişafına hadim..." olmak üzere 14 Nisan 1932 tarihinde kurulmuştur. Aynı yıl Kamil Matbaası'nda basılan "Esas Nizamname"sinin (Dış Yasa) önsözünde Umumi Katip Fahri Şevki şöyle diyor:"Sürekli ve her sahadaki buhranların cemiyetler haytında ne derecede tesir yaptığını ve içerisinde çalışanların ne müşkillerle karşılaştığını büyün arkadaşlarımız bilirler. Spor teşkilatı gibi bilhassa maddi,manevi sahalarda çok fedakarlığı icap ettiren teşekküllerin faaliyet gösterebilmesi için, bütün mensuplarının yardımı lazımdır. Esirgenmeyeceğini bildiğimiz yardımlardan dolayı şimdiden arkdaşlarımıza teşekkür ederiz...". "Nizamname-i Dahili"sinde (İç Yasa) ise; "S.S. remiz ve alamet-i farikası ve Sivasspor namı" ile teessüs eden "Kulüp"ün kuruluş amacı şu şekilde açıklanıyor: "Kulübün teşekkülünden maksat, memlekette gençleri spora teşvik etmek ve onları muntazam sporlarla idmancılığın fenn-i esasatı dahilinde çalıştırmak, netice itibriyle vatana gürbüz, iyi görür ve düşünür gençler yetiştirmektir."

    Dahili Nizamname'ye göre; Kulübün iki türlü üyesi vardır: "Bilfiil sporla ve kulüp muamelatı ile iştigal eden faal azalar" ve "Kulübe medar-ı fahr ü şeref olan ve her suretle Kulübü himayelerine alan zevat-ı muhtereme"den oluşan "fahri azalar". Yine 26 maddelik Nizamname'de; kurulların görevleri, toplantı şekilleri, gelir kaynakları (varidat), bunların nasıl ve nereden temin edileceği, gider kalemleri (masarifat), harcamaların ne şekilde yapılacağı, kılık-kıyafet, kararlar, cezalar ve itirazlar ayrıntılı olarak hüküm altına alınmıştır Mesela; "Alamet-i Farika" başlığı altındaki madde şöyledir: "Spor kıyafeti, yukarısı Kulüp renindeki(kırmızı-beyaz) forma veya fanila ve aşağısı beyaz kısa pantolondur. Her aza sahaya çıkarken son derece temiz kıyafetle sahada bulunmak ve diğer gençlere her hususta bir intizam ve temizlik nümünesi olmak mecburiyetindedir...".
    noimage
    İlk Sivasspor'un sportif faaliyetleri hakkında fazlaca bilgi ve belge bulunmmaktadır. Ancak çalışmalarını Halkevi Topluluğu ile koordineli şekilde yürüttüğü ve bu çalışmaların, 2. Dünya Savaşı'nın ülkeyi içine sürüklediği belirsizlik ortamı içinde kesintiye uğradığı biliniyor. 1935 yılında Kulüp Başkanı Fahri, Üyeler ise; Reşat(Ergün), Baki, Şevki ve Bekir (Keçeli) Beyler'dir. Kulübün 38'i faal ve 84'ü hali olmak üzere 122 üyesi vardır. Türkiye İdman Federasyonu'na girmek için müracatta bulunan kulüp, idari çalışmalarını Sivas Halkevi'ndeki özel dairesinde yürütmektedir.

    Bilindiği üzere; tek parti döneminin sanayi yatırımları olarak empoze edilen iki kuruluştan, DDY Cer Atölyesi 1939 yılında ve Sümerbank Çimento Fabrikası da 1943 yılında hizmete girmiştir. Sivas'ın sosyo-ekonomik yapısında o günün koşullarına göre oldukça hatırı sayılır bir seviye kazandıran bu iki kuruluş, kndi adlarını taşıyacak amatör spor kulüplerini de oluşturmuşlardı: "Sivas-Demirspor" mavi-lacivert renklerle 1940 yılında,"Sivas-Sümerspor" da lacivert-gri renklerle 1946 yılında kurulmuştur. Bu iki kulübün yanısıra bu süreçte; "Avcılık ve Atıcılık Kulübü" (1955/gri-bordo), " 4 Eylül Belediye Gençlik" (1948/kırmızı-mavi), "Divriği Gençlik" (1956/siyah-kırmızı), "Dikim-İş Güreş İhtisas" (1968/kırmızı-beyaz) ve bu arada pekçok mahalli lig takımının kurulduğunu tespit ediyoruz.

    Uzunca bir aradan sonra Sivas İli'nin adını taşıyacak bir kulübün yeniden oluşturulması yolundaki çalışmalar, 1950 yılında başlamış ve Demokrat Parti'ni iktidara gelmesinin hemen ardından 27 Temmuz 1950 tarihinde "Sivasspor Gençlik Kulübü" resmen kurulmuştur. Adı fazlaca bilinmeyen bu kulüp daha sonraki yıllarda Yolspor ve Kızılırmakspor kulüplerinin katılımıyla 1967 de günümüzün Sivasspor'unu oluşturacaktır
    noimage
    SİVASSPOR KULÜBÜNÜN 1967 VE SONRASI TARİHÇESİ

    kulübün adı..........sivasspor kulubü a.ş

    kuruluş tarihi 1967

    rekler ............. kırmızı beyaz

    stadyumu...............4 eylül

    Altmışlı yılların ikinci yarısı ile birlikte Türk futbolunda yaşanan gelişmenin etkişiyle Anadolunun hemen her yerinde profesyenel şehir takımları kurulmakta ve türkiye liglerinde karşılaşmalara hazırlanmaktadırlarçişte bu ortamda sivas ta da futbol takımı kurma hayalleri gerceğe dönüştürmek üzere harekete geçilmiştir.

    1967 mart ayında nusret akça hüseyin yıldırım hüseyin pala nurettin tarikahya gibi isimler ilk olarak o günün belediye başkanı ahmet durakoğlu na ve dönemin valisi vefik kitapçıgil 'e giderek durumu anlattılar vali olaya çok sıcak yaklaşır ve kurulacak olan kulübün yalnızca sportif açıdan değerlendirilmesi gerektiğini dile getirilerek bu oluşumu şehrin kültürel ekomomik ve sosyal hayatına da büyük bir hareketlilik getireceğini belirtir valinin dile getirdiği son derece olumlu sözlerin duyarı kurul üyeleri sevinirler.

    sivasspor kurulacaktır.Hemen kuruluş hazırlığına başlanır.çünkü 1967-1968 sezonuna sivasspor yetiştirilmelidir.mayıs ayının ilk günlerinde hazırlıklar hemen hemen tamamlanmıştır.
    noimage
    Takımın renkleri konusun da açıklık getirldikten sonra 9 mayıs 1967 tarihi gazerteler sivasspor kulubünün kurulduğu nu yayınlamaya başlar .osman paşa caddesi numara 1 sivasspor kulüp binası olarak belediyeden 50 liralık sembolik bir ücrek karşılığında kiralanır.
    Sivasspor tarihinde ilk Yönetim Kurulunu oldukça zor görevler beklemektedir. Kollar sıvanarak büyük bir heyecanla işe başlanır. Bu kulübü kuranlar başlangıçta takımın doğrudan ikinci lige alınacağını düşünürler. Ama evdeki hesap çarşıya uymaz ve bu iş göründüğü kadar kolay olmayacaktır. Kulübün ikinci lige alınması isteminin iletilmesi için, Kulüp Başkanı Ahmet DURAKOĞLU, Genel Sekreter Nurettin TARIKAHYA, Kulüp Amiri Hüseyin YILDIRIM ve yönetim kurulu üyeleri Nusret AKÇA ve Hüseyin PALA'dan oluşan bir heyet Ankara'ya gider. Ankara'da başvuru yapılır. Bu başvuru sonrasında o günün Futbol Federasyonu Başkanı Orhan Şeref APAK, bir kurulla incelemelerde bulunmak üzere Sivas'a gelir. Sivas dönüşü yazılan rapor hem Yönetim Kurulunu, hem de tüm Sivas'lı sporseverleri büyük bir hayal kırıklığına uğratır. Zira raporda tesis ve altyapı yetersizliğinden istemin yerine getirilemeyeceğinin belirtilir. Yönetim Kurulu kısa süreli bir şok yaşadıktan sonra harekete geçer. Bütün yollar denenecek ve Sivasspor mutlaka ikinci ligde oynayacaktır. Başta Vali Vefik KİTAPÇIGİL olmak üzere şehrin ileri gelenleri Ankara üzerinde baskı oluşturur.
    noimage
    Yönetimde bulunan Nusret AKÇA ve Hüseyin YILDIRIM gibi aynı zamanda siyasi partilerin İl Teşkilatında görevliler aracılığıyla baskı siyasi bir boyut kazanır. Spor Bakanı Kamil OCAK'la görüşülür. Sivas milletvekili Rıfat ÖÇTEN dönemin Başbakanı Süleyman DEMİREL'den yardım ister. Bu isteğin içinde üstü kapalı bir tehdit de vardır. "Ya Sivasspor'u ikinci lige alırsınız; ya da Sivas'tan oy almayı unutursunuz." Bu istek yankı bulmakta gecikmez. Aynı günlerde Futbol Federasyonu bir de Şekerspor olayı ile uğraşmaktadır. Birinci ligden düşürülen Şekerspor, idare mahkemesine açtığı davayı kazanmış ve mahkeme kararı ile 1967-1968 sezonunda birinci ligde oynama hakkını elde etmiştir. Bu karar ikinci liğ beyaz grupta Şekerspor'a ayrılan yeri boş bırakmıştır. Bu kadar olumsuzluk içinde şans ibresi Sivasspor'dan yana dönmüştür. DEMİREL'in talimatına zamanın federasyon başkanı Orhan Şeref APAK daha fazla direnemez ve Sivasspor 1967-1968 sezonunda Türkiye ikinci ligi beyaz gruptaki takımlar arasında yerini alır.
    noimage
    SIVASSPOR"A SÜPER LIG YOLUNDA BASARILAR...
#01.04.2005 14:40 0 0 0
  • Tüm toplumlarda saç ve saç şekillerinin sosyal ve kültürel bir önemi vardır. Saç dökülmesi ile karşılaşan bir insan kendisini fiziksel ve ruhsal olarak zayıf görmeye başlayarak bu durumdan kurtulabilmek için değişik yöntemlere başvurabilir. Ancak saç dökülmesine neden olan sebep bulunmadan doğru bir tedavi şekli uygulanamaz. Bu nedenle , aşırı saç dökülmesi, saç köklerinde zayıflık ve saç tellerinde incelme şikayetleri başlayan insanların Deri Hastalıkları Uzman hekimlerine başvurmaları gerekmektedir

    Nomal Saç Büyümesi:
    Sağlıklı bir insansanda saçların yaklaşık %90'ı sürekli uzama halindedir. Bu büyüme evresi 2-6 yıl kadar sürebilir.Geriye kalan %10'luk kısım ise 2-3 ay kadar süren dinlenme evresinde bekler.Bu dinlenme evresi sonucunda saçlar dökülür., dökülen saç köklerinden yeni saçlar büyümeye başlar ve döngü bu şekilde devam eder. Saç telleri ayda ortalama 1-1.5 cm kadar uzar. İnsanlar yaşlandıkça saç uzama hızları yavaşlar. Doğal sarışınlar(140.000), esmer(105.000) ve kızıllardan(90.000) daha çok saç teline sahiptirler. Saç dökülmelerinin çoğunun sebebi normal saç büyüme döngüsünden kaynaklanır. Günde 50-100 adet saç telinin dökülmesi normal sınırlar içerisinde kabul edilir.Eğer aşırı miktarda saç kaybı,saçlarda gözle görülen incelme oluşursa en kısa zamanda doktora baş vurulmalıdır.

    Saç dökülmesinin başlıca nedenleri:

    Uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımı: Saça uygulanan her türlü boya, renk açma, saçı düzleştirme veya perma gibi yöntemler uygun koşullarda yapılmazsa saça zarar verebilir.Bu yöntemlerin sık sık veya aynı anda uygulanması da saçı zayıflatıp kırılmasına neden olabilir. Saçı çeken saç şekillerinin de (atkuyruğu, örgü, saçı sıkı lastiklerle toplama gibi) sıklıkla uygulanmaması gerekir çünkü saç diplerine etki eden sabit çekme kuvveti saç kaybına neden olabilir. Saçı sık sık yıkamak, taramak ve fırçalamak da saçı kırabilir.Saçı sampuanladıktan sonra saç kremi kullanmak saç taranmasını kolaylaştırır. Saç ıslakken daha kırılgandır bu nedenle havlu ile saçı ovalayarak kurutmaya çalışmak, taramak ve fırçalamaktan kaçınılmalıdır.Geniş ağızlı ve düz uçlu taraklar tercih edilmelidir.

    Ailesel saç kaybı : Saç dökülmelerinin en sık sebebi kalıtsal özelliktir. Bu kalıtıma sahip olan kadınlarda da saçlarda azalma görülür ancak kellik oluşmaz. Bu duruma ' Erkek Tipi Kellik' denir, 10-20-30'lu yaşlarda başlayabilir. Son zamanlarda yeni tıbbi tedavi seçenekleri sunulmasına rağmen kalıcı bir düzelme sağlamak saç transplantasyonu dışında henüz mümkün değildir. Hasta için uygun olacak yöntem doktor tarafından seçilmelidir.

    Alopesi areata: Bu tip saç kayıplarında düzgün yüzeyli, para büyüklüğünde veya daha geniş yuvarlak yama tarzı alanlar oluşur. Nadiren tüm saç ve vücut kıllarında kayıp oluşabilir. Çocuk ve erişkin her yaşta gözlenebilir. Saç dökülmesini yapan neden bilinmemektedir.Bir çok hastada saçlar kendiliğinden büyür. Şiddetli ve uzun süren durumlarda sürme veya ağızdan tedaviler uygulanabilir.

    Doğum sonrası: Gebe bayanlarda saçlarının büyük bir kısmı büyüme halindedir. Doğum sonrası saçlar saç büyüme döngüsünün dinlenme fazına geçerler. 2-3 ay içerisinde saçların aşırı miktarda döküldüğü fark edilebilir, bu süreç 1-6 ay kadar sürebilir ve çoğunlukla saçlar büyüyerek eski miktarlarına ulaşırlar.

    Yüksek ateş, ağır enfeksiyon ve soğuk algınlığı: Hastalıklar saçların dinlenme evresine girmesine neden olabilir. Yüksek ateş ve ağır bir hastalıktan 4 hafta ile 3 ay sonra yoğun bir saç kaybı gelişebilir.Zaman içerisinde saçlar tekrar eski halini alır.

    Tiroid hastalıkları: Fazla ve az çalışan tiroid bezi saç kaybına neden olabilir.Tiroid hastalıkları laboratuar testleri ile araştırılabilir. Tiroid hastalığının tedavisi ile saç kayıpları da düzelir.

    Eksik protein içerikli beslenme: Proteinden fakir diyetler yapan veya anormal beslenme alışkanlığına sahip kimselerde protein eksikliği oluşur ve vücut proteini muhafaza etmek için saçları dinlenme evresine sokar.2-3 ay sonra yoğun bir saç kaybı oluşur. Saç kökleri zayıflar. Bu durum diet ile yeterli miktarda protein alınımı ile düzelebilir.

    İlaçlar: Bazı ilaçlar geçiçi bir süre saç dökülmesine neden olabilir. Romatizmal, gut, depresyon, kalp hastalığı, yüksek tansiyon için reçete edilen ilaçlar ve yüksek doz A vitamini saç dökülmesi yapabilir.

    Kanser tedavileri: Bazı kanser tedavileri saç hücrelerinin bölünmesini durdurabilir. Saçlar deriden çıkınca zayıflar ve kırılır. Bu durum terapiden 1-3 hafta sonra gerçekleşir ve hastalar saçlarının %90 'ını kaybeder , terapi sona erdikten sonra saçlar tekrar büyüme gösterir ve eski haline döner.

    Doğum kontrol hapları: Doğum kontrol hapı kullanan bir bayanda saç dökülmesi sıklıkla kalıtsal bir yatkınlıkla oluşabilir. Saç dökülmesi gelişirse haplar Kadın-doğum doktorları tarafından değiştirilmelidir. Hap kullanımını kesen bir bayanda 2-3 ay sonra saç dökülmesi başlayabilir ve 6 ay kadar sürebilir. Bu durum doğum sonrası gözlenen saç dökülmesi mekanizması ile benzerdir.

    Düşük serum demir düzeyi: Demir eksikliği saç dökülmesine neden olur.Bazı insanlar demiri besinsel olarak eksik alırken bazılarında ise demirin bağırsaklardan emilimi yetersizdir. Bayanlarda adet kanamaları nedeni ile demir eksikliği daha sık görülür. Demir eksikliği laboratuar testleri ile araştırılıp , demir hapları ile tedavi edilmelidir.

    Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar: Büyük cerrahi operasyon geçiren hastalar 1-3 ay içinde aşırı bir saç dökülmesi fark edebilirler. Bu durum birkaç ay içinde geçer. Ağır kronik hastalığı olan hastalığı olan kişilerde saç kaybı ömür boyu devam eder.

    Mantar hastalıkları: Küçük yamalar halinde kabuklanmalar ile başlayıp yayılabilir, saçlarda kırılma saçlı deride kızarıklık şişlik ve hatta sızıntıya neden olabilir. Bu bulaşıcı hastalık çocuklarda daha sık görülür ve ilaç ile tedavi edilmelidir.

    Trikotilomani(Saç koparma hastalığı): Çocuklar ve bazen erişkinler saç, kaş veya kirpiklerini koparıncaya kadar çekebilirler ve bunu bir alışkanlık haline getirirler. Böyle durumlarda psikoloji danışmanlarına başvurulması uygundur.
#01.04.2005 14:25 1 0 0
  • Konu: SİVAS
    a. Tarihsel Gelişimi

    Sivas halıcılığı hakkında yazılı kaynaklara, halı ve kilim örneklerine sahip bulunulmaktadır. Bu kaynaklardan ilki pretaxtab-lacomte tarafından yazılan Türkiyede Sanatlar ve Zanaatlar 19.YY. Sonu adlı eserdir. Eser, Mayıs 1901 tarihini taşımaktadır.
    noimage
    Sanatlar Evi
    Vilayetin sanat sahasındaki gelişmesini temin etmek ve memlekete sanatkar yetiştirmek maksadıyla ilk defa Vali Hacı Hasan tarafından düşünülüp, Sanatlar Mektebi olarak kurulmak istenen bu ev, uzun müddet geçirdiği değişikliklerden sonra Vali Reşit Akif tarafından 1318 (1902) yılında tamamlanarak Sanayi Mektebi halinde kurulmuş ve 1925 yılında okula bir de halı atölyesi eklenmiştir. Bundan sonra okulun ismi Sanatlar Evi olarak değiştirildi. Halıcılığın gelişmesinde Şarkışlalı Öğretmen Rasim Çelike"rin (Kara Rasim) büyük hizmetleri dokunmuştur. 1946 yılına kadar faaliyetlerini sürdüren Sanatlar Evi Atölyesinde dokunan halılara ait elimizde birçok örnek vardır.


    Sivas Yarıaçık Cezaevi Halı Atölyesi

    İlk defa 1950 yılında Kapalı Cezaevinde 8 tezgah ve 35.000 TL. sermaye ile kurulan bu müessese zamanla büyümüş, yeni modeller ve tezgahlar alarak tezgah sayısını otuzbeşe çıkarmıştır. Kadın mahkumların da çalışabileceği bir yer daha kiralanarak imalata hız verilmiştir. 1962 yılında zamanın Valisi Mehmet Varinli tarafından Sümer-banktan Özel İdare adına satın alınarak 1963 tarihinde hizmete geçiril-miştir. Bugün bu okul Sivas halısı dokuyan önemli bir kuruluştur. 10 tezgahta 60 öğrenci, 2 öğretmenle halıcılık eğitimi almaktadır. Okulda, taban halısı, kelle ve seccade olmak üzere 3 çeşit halı dokunmaktadır.

    Ayrıca Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünce 1997 yılından itibaren Yıldız, Kurtlapa, Gümüşdere beldelerinde halıcılık kursları açılmış olup, bu kurslarda kursiyerler tarafından üretilen halılar yöre insanının sosyal ve ekonomik yönden gelişmesine katkı sağlamaktadır.
    noimage
    Tarım Bakanlığı, El Sanatları Eğitim Merkezi Müdürlüğü bünyesinde kurulan halı atölyesinde de çeşitli tip ve ebatlarda halı üretimi yapılmaktadır. Bu atölyede sadece Sivas halısı değil değişik yörelere ait halılar dokunmaktadır.

    Sivas halıları çok meşhurdur. İki, üç yüz yıldan bu yana bu sanayii çok gelişmiştir.

    Kullanılış Biçimlerine Göre Halı Çeşitleri

    1. Makat (Sedir Halısı)
    2. Halı Yastık (Yastık Yüzü)
    3. Duvar Halısı
    4. Taban Halısı
    5. Tüllüce
    6. Namazlık (Seccade)
    7. Heybe ve Çanta

    b. Sivas Halısının Özellikleri
    noimage
    Sivas halısının en önemli özelliği, tümüyle yün, sık dokulu ve ince havlı olmasıdır. Çözgü ipliği çok bükümlü ve ince olduğundan dm2 ilme sayısı fazladır. Sık dokulu olması için her sıradan sonra kirkitle sertçe vurularak ilmeler sıkıştırılır. Yumuşak olması için de her iki sırada bir ilmeler taranır. Daha çok İran (sine) düğümle dokunan Sivas halısında, Selçuklu ve İran halıları desen karakterinin izleri görülür, desenine göre lalezar, çeşmibülbül, yılanlı, çamurlu gibi adlar alır. Dokunduğu yörenin adını taşıyanlar da vardır. Sivas halısının bir özelliği de desenlerde zıt renklerden kaçınılmasıdır. En az 12 renk kullanılarak dokunan Sivas halılarında en çok görülen renkler lacivert, kırmızı ve tonlarıdır. Ekstra adı verilen Sivas halılarında dm. Karedeki düğüm sayısı en az 3490, hav yüksekliği 3.5-4.5 cm"dir. Öteki Sivas halılarında düğüm sayısı 2425, hav yüksekliği 4.5-5 cm. arasındadır.
    noimage
    c. Geleneksel Sivas Halı ve Kilimciliğinin Bugünkü Durumu

    Sivas ve ilçelerinde geçmişte çok yoğun bir faaliyet alanı ve geçim kaynağı olan halıcılık ve kilimcilik günümüzde eski önemini kaybetmiştir. Kırsal alandan yaşanan nüfus göçü, insanların başka geçim kaynaklarına yönelmeleri, bu sanatı bilenlerin sayısının azalması gibi nedenler bu sonucu doğurmuştur.

    Halıcılık günümüzde, Valilik, Yarı Açık Cezaevi ve kısmen Kaymakamlıkların çabası ile yaşatılmaya ve insanlara geçim kaynağı sağlanmaya çalışılmaktadır.


    K i l i m c i l i k
    Sivas"ta üretilen kilimler; zarafet, dayanıklılık, görünüm ve tabiat yönünden başlıca dört kısma ayrılırlar:
    noimage
    a. Rişvan Kilimleri : Ufak boyutlu (parça) ve çoğu kez çift olarak yapılır. Boyaları halis ve nakışları zarif ve zeminleri pek nazik olmakla beraber gayet dayanıklıdır.

    b.Elbeyli Kilimleri : Elbeyli kilimi denilmesi genellikle bu kilimlerin Elbeyli Yöresinde dokunmasından ileri gelmektedir. Bu kilimler ufak boyutlarda bazen tek ve çoğu kez çift olarak dokunur. Nakışlarına göre Mihraplı, Kolanlı ve Boncuklu gibi adlar verilir.

    c. Muşabbahlı Kilimler : En çok Altınyayla İlçesinde dokunur. Bu tür kilimler 15 arşından başlayarak, 60-70 arşına kadar dokunur.Nakışları arasında süs için bir takım delikler bırakılmıştır ki bunlara muşabbah denilip dokunan kilimler de bu adlarla adlandırılır.
    noimagenoimage
    Türk Halı Sanatı"nın tarihi içinde 19.yy.daki gelişmelerin önemli bir yeri vardır. 19.yy. sonlarına doğru halıcılık yüksek estetik değerlerini koruyamamış, sınai, ticari bir mahiyet almıştır.

    Bilinen ilk geniş kapsamlı faaliyet 1864 yılında P.De Andrea, Habif ve Polako, T.A.Spartalı adlı üç İngiliz ticarethanesinin iplik ve model vererek Uşak ve çevresinde halı dokutmaları ile başlamıştır. Bu tarihten sonra Batı Anadolu da dokunarak Avrupa"ya ihraç edilen halıların bütününe yakını İngiliz tüccar ve şirketleri eliyle gerçekleştirilmiştir.

    Bugün Sivas Yarıaçık Cezaevi ve Özel İdare Halıcılık Okulu Atölyelerinde dokunmakta olan ve SİVAS HALISI adı ile adlandırılan yeni tip halı çeşidi görüldüğü gibi tamamen İngiliz halı ortaklığının müdahalesi ile ortaya çıkmıştır.
#01.04.2005 13:13 0 0 0
  • Konu: SİVAS
    Kuruluş Tarihi : 9 Şubat 1974 (1788 Sayılı Kanun)

    Rektörü : Prof.Dr.Mehmet BAKIR

    İletişim Bilgileri : Cumhuriyet Üniversitesi 58140, Kampüs/SİVAS

    Tel : 0 346 2191010 Fax : 0 346 2191110
    noimage
    Yerleşimi : Üniversite Fakülte, Enstitü ve Yüksekokulları Merkez Kampüste, İlçe Meslek Yüksekokulları İlgili ilçelerde bulunmaktadır.

    Toplam Öğrenci Sayısı : 18118 Adet Lisans-Önlisans

    Akademik Personel Sayısı : 1297

    İdari Personel Sayısı : 1069

    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
    noimage
#01.04.2005 01:12 0 0 0
  • Rus doktorlar, çıplak popoya bastonla kuvvetli biçimde vurmanın depresyon ve alkolizm başta olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğini iddia ettiler.
    Acının, endorfin adlı mutluluk hormonunu harekete geçirdiği ve bu maddenin bağımlılığa karşı iyi geldiği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği bildirildi.

    Rus doktorlar gönüllüler üzerinde 30 seans boyunca 60ar sopa vurduklarını, ilk başta sevmediklerini ancak sonra bu dayağın tiryakisi olduklarını öne sürdüler.
#31.03.2005 19:31 1 0 0
  • ABD"de beynine çip yerleştirilen bir felçli hasta, sadece düşünerek uzaktan robot kolu hareket ettirmeyi başardı...

    Rhode Island ve Kuzey Carolina'daki Brown ve Duke
    üniversitelerinin ortak çalışması sonucu yapılan deneyde, 4 yıl önce
    bıçaklı bir saldırı sonucu felç olan Matt Nagle isimli hasta, beynine
    yerleştirilen bir cihazla suni bir eklemi hareket ettirebilen ilk
    insan oldu.

    Hastanın beynine yerleştirilen küçük bir aspirin büyüklüğündeki
    çip, insan saçından daha ince 100 elektrot alıcısına sahip bulunuyor.
    Alıcılar, bir şey düşünüldüğünde beyindeki ince elektrik sinyallerini
    tespit ederek, bunu harekete çevirmeyi sağlıyor.

    Cyberkinetics adlı bir firma tarafından geliştirilen ve BrainGate
    adı verilen teknoloji sayesinde, gelecekte felçli hastaların, sadece
    düşünerek bir kas dahi oynatmadan internette sörf yapabilecekleri,
    elektronik posta gönderebilecekleri, oyun oynayabilecekleri,
    televizyon ve telefonu uzaktan kullanabilecekleri belirtiliyor.
#31.03.2005 17:57 2 0 0
  • Konu: SİVAS
    noimage
    Sivas-Ankara karayolu üzerinde, il merkezine 31 km uzaklıktadır. 50 santigrat derecenin üzerinde ısıya sahip olan kaplıca suyunun kimyasal karakteristiği; florür içeren kalsiyum, magnezyum-sodyum, sülfat, hidrokarbonat ve karbonat klörürlü sudur. Fiziksel karakteristiği; romatizma, sinir sistemi, solunum yolu, sindirim sistemi, metabolizma bozuklukları, böbrek ve idrar yolları, kan dolaşımı adale ağrıları, kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
    noimage
    Sıcak Çermikte beş ayrı otelde toplam 161 oda, 249 yatak kapasitesi vardır. Elektrik, telefon, Lokanta, gazino, bakkal, manav, fırın ve çok sayıda çadır kurulabilecek alanı vardır.
    noimage
#31.03.2005 17:43 0 0 0