tarbal

tarbal

Üye
24.10.2004
Çavuş
1.319
Hakkında

  • İran'da yayınlanan bir gazete, Galatasaray'ın yıldız futbolcusu Hakan Şükür'ün, Mustafa Denizli'nin teknik direktörlüğünü yaptığı PAS takımına transfer olacağını iddia etti.

    Tahran'ın yüksek tirajlı spor gazetelerinden Habere Vaztesi, manşetten verdiği haberinde, Hakan Şükür'ün PAS takımına transfer olacağını ileri sürdü. "Kral İran'a geliyor" başlığını atan gazete, Mustafa Denizli'nin isteği üzerine Hakan Şükür'ün PAS takımına gelmesi için görüşmelerin başladığını kaydetti. Gazete, "Denizli, takımdan giden Khodada Azizi'nin yerine Türkiye'de 'Kral Hakan' olarak tanınan ve dünya futbolunun da yakından tanıdığı Hakan Şükür'ü İran futboluna kazandırmaya çalışıyor. Avrupa'da milli forma ve Galatasaray formasıyla attığı gollerle tanınan Hakan Şükür, Türkiye'de de futbola adım atan her çocuğun örnek aldığı isim" ifadelerine yer verdi. Hakan Şükür'ün futbol hayatıyla ilgili geniş istatistiklere ve biyografisine yer veren gazete, PAS yönetiminin bu transferi gerçekleştirmek için kesenin ağzını açtığını belirtti. Habere Vaztesi Gazetesi, transferin gerçekleşebilmesi için Mustafa Denizli'nin ve takım yönetiminin Hakan Şükür'ü ikna etmeye çalıştığını vurguladı.
#14.04.2005 11:44 1 0 0
  • Karbonhidrat ve kalsiyum açısından zengin olan dondurma, insanlara enerji ve mutluluk veriyor. Uzmanlar, "Dondurma lüzumsuz kalori alımını önlediği gibi, kişinin tatlı ihtiyacını karşılayarak rahatlamasını da sağlıyor'' dediler.

    Hijyenik şartlarda üretilen ve genel olarak kontrolleri yapılan üretim merkezlerinden çıkarılan dondurmaların son derece besleyici özelliklere sahip olduğunu belirten uzmanlar, "Tıbben, dondurmayla üst solunum yolu enfeksiyonları arasında herhangi bir bağlantı kanıtlanmamış bulunuyor. Hatta bademcik ameliyatlarından sonra orada meydana gelebilecek şişkinliği engelleyebilmek için, dondurma yenilmesi önerilir'' dediler.


    Uzmanlara göre dondurma karbonhidrat, yağ ve kalsiyum yönünden zengin bir besin kaynağı. Diğer tatlılara oranla yağ oranının biraz daha az olmasından ötürü, diyetlerde tatlı yerine dondurma öneriliyor. Dondurma lüzümsuz kalori alımını önlediği gibi, kişinin tatlı ihtiyacını karşılayarak rahatlamasını da sağlıyor.
#14.04.2005 11:37 1 0 0
  • TIME dergisi son sayısında, mutluluk formülleri arayan 'mutluluk bilimi'ni kapak yaptı. Pennsylvania Üniversitesi'nden Psikolog Martin Seligman, araştırmaların para, iyi eğitim, yüksek IQ ve gençlik gibi özelliklerin sanıldığı gibi mutluluk getirmediğini ortaya çıkardığını söyledi. Kaliforniya Üniversitesi'nden psikolog Sonja Lyubomirsky de, bu alanda yapılan araştırmalara dayanarak, 8 maddelik bir reçete verdi:


    İşte o reçete:
    1- Şükredin: Başınıza gelen güzel şeyleri düşünün ve bunları her hafta sonunda bir günlüğe not edin. Her hafta en az 3-5 maddeyi önemsizden daha önemliye doğru sıralayın.
    2- Başkalarına iyilik yapın: Markette sıranızı acelesi olan birine verin veya yaşlı bir komşunuza haftada bir yemek götürün. Başkalarına karşı yardımsever olmak hem kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak, hem de sizi başkalarının gözünde yüceltecektir.
    3- Hayatın tadını çıkarın: Anlık zevkleri görmezden gelmeyin. Psikologlar, beyninizde güzel anların fotoğrafını çekerek, üzgün olduğunuzda bunları yeniden hatırlamanızı tavsiye ediyor.
    4- Akıl hocanıza teşekkür edin: Hayatınızın dönüm noktalarında size yol gösterenlere müteşekkir olduğunuzu söyleyin.
    5- Affetmeyi öğrenin: Affedici olmayanlar öfkelerinden kurtulamaz ve sürekli intikam peşinde koşarken, affedenler geçmişleriyle barışarak daha huzurlu bir yaşam sürerler.
    6- Ailenize ve arkadaşlarınıza zaman ayırın: Ne kazandığınız para, ne iş, ne de sağlık, mutluluğunuzda güçlü ilişkiler kadar etkilidir.
    7- Vücudunuza özen gösterin: Yeterince uyumak, egzersiz yapmak, gülümsemek ve kahkaha atmak, kısa vadede ruh halinizi olumlu etkiler.
    8- Zorluk ve stresle baş etmenin yollarını bulun: Dini inançlar zorluklarla mücadele etmekte yardımcıdır. "Bu da geçecek", gibi telkinler, gerçekten inandığınız sürece, işe yarayacaktır.

    Ne kadar mutlusunuz?
    Aşağıdaki cümlelerin size uygunluğunu ölçek üzerinden belirleyin: (1: Doğru değil, 4: Kısmen doğru, 7: Tamamen doğru)

    1- Birçok yönden hayatım ideallerime uygun.
    2- Yaşam koşullarım kusursuz.
    3- Hayatımdan memnunum.
    4- Şu ana kadar hayattan beklediklerimi elde ettim.
    5- Yeniden dünyaya gelsem hayatımda neredeyse hiçbir şeyin değişmesini istemezdim.

    Toplam skorunuz:
    31-35 arasıysa: Hayatınızdan çok memnunsunuz.
    26-30 arasıysa: Çok memnunsunuz.
    21-25 arasıysa: Az da olsa memnunsunuz.
    20: Ne memnunsunuz, ne değil.
    15-19 arasıysa: Biraz huzursuzsunuz.
    10-14 arasıysa: Memnun değilsiniz.
    5-9 arasıysa: Hayatınızdan son derece memnuniyetsizsiniz.
#13.04.2005 18:16 1 0 0
  • Meyve suları hepimizin çok tükettiği içeceklerdir. Peki meyve sularının özelliklerini ve içeriklerini biliyor muyuz? İşte meyve sularının içlerinde taşıdıkları maddeler...


    Kayısı Suyu

    Kayısı başta A vitamini olmak üzere, B3 vitami ile demir, magnezyum, potasyum ve fosfor ihtiva eder. Kayısıda bol miktarda bulunan Betakaroten, kanserin,özellikle akciğer kanserinin, kalp hastalıklarının ve kataraktın önlenmesine yardımcıdır. İçerdiği kalsiyum ve magnezyum sayesinde kemik erimesinin önlenmesine faydalıdır. Kayısı, doğal lif açısından çok zengin bir meyvedir. Lifli bir meyve olduğundan bağırsakları korur ve pekliğe iyi gelir. Kansızlığı önler, kan yapımına yardımcı olur,cildi ve saçı canlı tutma özelliği vardır.

    Vişne Suyu

    Vişnede A vitamini, potasyum bulunur. Ferahlatıcı ve serinletici etkisi çok yüksek olan bir meyvedir. Şeker oranı kirazınkinden düşük olduğu için daha az kalori içerir. Diyareyi keser,idrar söktürücü özelliği vardır. Ateş düşürür,susuzluğu giderir. Ateşli hastalıklardan sonra asitleşen kanı temizler. Susuzluğu giderdiği gibi, vücutta biriken fazla suyun dışarı atılmasında da etkin rol oynar. Mide ve karaciğerin düzenli olarak çalışmasını sağlar.

    Şeftali Suyu

    Şeftali,A, B3 ve C vitaminleriyle, folik asit, betakaroten, potasyum içerir. Vücutta A vitamini oluşturan temel madde olan betakaroten, şeftalide çok zengin miktarda bulunur. Kalp ve kansere karşı korur. Şeftali hazmı kolaylaştırarak sindirim sistemine yardımcı olur. Böbreklerin ve safra kesesinin düzenli çalışmasını sağlar, İdrar sökücüdür. Gribe karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir. Antioksidan özelliğiyle toksit maddelerin vücuda vereceği zararları önler. Sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapar, uykusuzluğu giderir.

    Elma Suyu

    Elma B3 ve E vitamini, potasyum ve bol miktarda pektin içerir. Elma Kan şekerini kontrol altında tutar. Baş ağrısına iyi gelir, Böbreklerin temizlenmesine yarar. Kolesterolü düşürür. Bağırsaklardaki parazitlerin dökülmesini sağlar. Elma suyu yemeklerde içildiğinde , alınan yağların vücutta birikmesine engel olur. Bedensel ve zihinsel yorgunlukların giderilmesinde etkin rol oynar. Romatizma, gut ve mide rahatsızlıklarının (Gastrit, Ülser) panzehiridir. Elma suyunun içindeki bitki besinleri, kalp ve akciğer kanseri rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Damar sertliğini önler, kan basıncını düşürerek tansiyonun yükselmesine engel olur.

    Üzüm Suyu

    Uzmanların sağlık iksiri olarak adlandırdıkları üzüm suyunun bir diğer adı da bitkisel süttür. Bileşimindeki zengin vitamin ve minarel maddeler vücudun günlük ihtiyacını karşılayabilecek özelliktedir. Bol miktarda A ve C vitaminleri, mineraller en çok da demir ile potasyum içerir. Vücut tarafından kolayca özümsenen basit şekerleri sayesinde yüksek enerji kaynağıdır. İçerdiği Diyet lifleri sayesinde bağırsakları yumuşatıcı ve idrar söktürücü özelliği ile organizmayı toksinlerden arındırıp temizler. Antioksidan özellikli olduğu için cildin yaşlanmasını geciktiriyor. Kan yapıcı özelliğinin yanı sıra romatizma ve mafsal ağrılarına iyi gelen üzüm suyu, kalp sistemini düzenler, bedensel ve zihinsel yorgunlukları giderir.

    Domates Suyu

    Domates içerdiği C ve E vitaminleri, potasyum ve diğer mineralleri ile, insan sağlığı için oldukça yararlı bir sebzedir. Domates suyunda bol miktarda bulunan likopen adlı madde kısır erkeklerde sperm yoğunluğunu ve hareketliliğini arttırarak kısırlığı önler ve Prostat kanserine yakalanma riskini azaltır. Bir C vitamini olan domateste bulunan likopen grip virüsüne karşı bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudu grip ve nezleden korur. Aynı zamanda domates suyunda bol miktarda bulunan likopen vücudu kalp hastalıklarına karşı koruyan bir maddedir. Hazmı kolaylaştırıcı ve vücudun su tutmasını önleyici özelliğe sahiptir. Kan basıncının düşürülmesinde etkilidir. Bir bardak domates suyuna bir adet çiğ yumurta kırın, Cystein adlı bir tür protein içeren bu karışım vücuttaki zehirli maddelerin bir an önce dışarı atılmasını sağlar.
#13.04.2005 12:35 0 0 0
#12.04.2005 20:16 0 0 0
#12.04.2005 19:59 0 0 0
#12.04.2005 18:27 0 0 0
  • Konu: ATATÜRK
    Tek kelimeyle harika.. Tesekkürler.
#10.04.2005 21:06 0 0 0
#10.04.2005 19:20 0 0 0
#10.04.2005 14:11 0 0 0
  • Soğuk bir kış gününde kar yağarken gökyüzüne baktığımızda gördüğümüz o milyonlarca kar taneciklerinin hepsinin birbirinden farklı ve altıgen yapıda olduğunu biliyor muydunuz?
    Yeryüzünde bulunma olasılığı en düşük olan şey özdeş iki kar tanesidir. (Şu ana kadar şekil olarak birbirine benzeyen kar tanesi bulunamamıştır.)
    Araştırmacılar kar tanelerini 80 ana sınıf altında ele alıyorlar. Bu sınıfların tek ortak yönü, altıgen yapıda olmaları.
    noimage
#10.04.2005 12:56 0 0 0
  • Hacettepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı Odyoloji Profesörü Erol Belgin, "klasik müzik dinleyen çocukların zeka düzeyi daha yüksek" dedi. Belgin'e göre, Türk müziği de beyni uyarıyor.
    Prof. Dr. Erol Belgin, müziğin estetik uyarıları beyne gönderdiğini, müziksiz beynin gelişemeyeceğini belirtti.
    "Müzik ruhun gıdası" sözünün çok doğru ve bilimsel bir ifade olduğunu söyleyen Belgin, "Kulaktan beyne giden sesler, beyinde olağanüstü elektriksel ve metabolik hareketlilik sağlar. Beyin birtakım hormonlar salgılar. Damarlar genişler, tansiyon düşer, tüm vücuda canlılık ve zindelik gelir" dedi.

    KLASİK TÜRK VE BATI MÜZİĞİ UYGUN SEÇİM
    Bebeklere doğar doğmaz ölçülü ve kaliteli müzik dinletilmesi gerektiğini kaydeden Belgin, klasik müzik dinleyen çocukların zeka düzeyinin yüksek olduğunun araştırmalarla tespit edildiğini söyledi. Belgin, "Bebeklerde yedinci ayda kulak embriyoda tamamlanmış oluyor.
    Hamile kadınlar, ölçülü, kaliteli müzik dinlesinler. Klasik Türk ve Batı müziğe bu konu için ideal bir seçimdir. Bebeğin işitme ve lisanla ilgili kabiliyetleri 0-4 yaş arasında tamamlanıyor. Lisan konuşma gelişmeyince, zeka da donuk kalır. Mozart dinleyerek büyümüş bir çocuğun IQ'su 5 puan fazla oluyor" dedi. Belgin, müzik dinlemeyen kişinin gelişmesinin zor olduğunu vurgulayarak, bir enstrüman çalan insanla çalmayan arasında fark olduğunu söyledi.

    TÜRK MÜZİĞİ BEYNİ UYARIYOR
    Belgin, Türk müziğinin çok "itilip kakıldığını", ancak çok zengin ve içerikli bir yapıya sahip olduğunu ifade ederek, "Bizim müziğimizin ses yapısı diğer müziklerin ses yapısından çok farklı ve daha zengin. Daha aralıklı ve beyni daha fazla uyarıyor. Bu özelliğinden dolayı insanı çok rahatlatan bir yapıya sahip" dedi.
    Belgin, birtakım yarışmalara katılıp da kısa yoldan köşeyi dönmek için şarkı söyleyenleri ahlaki bulmadığını da ifade ederken, "Müziğin rant veya geçim kaynağı olarak görüldüğü veya gösterildiği kimi yarışmaların toplumumuza hiçbir yarar getirmeyeceğini düşünüyorum. Sanat öncelikle sanat için yapılmalıdır" dedi.
#09.04.2005 18:17 0 0 0
  • Konu: YOLDA
    noimage
    YOLDA

    Yönetmen Erden Kıralın bundan yaklaşık 25 yıl önce Yılmaz Güneyle yapmış olduğu bir yolculuktan esinlenerek senaryolaştırdığı film, bir sanatçının yaşam öyküsünden hareketle şekilleniyor.

    Yolda filminde anlatılan sanatçı, tutuklu olduğu için filmini çekemeyen ve senaryosunu genç bir yönetmene teslim eden bir tutsak. Başrolleri Halil Ergün, Yeşim Büber ve Serdar Orçin üstlenmişler.

    Acaba sandığımız kadar özgür müyüz?

    Yolda filmi demir parmaklıklar dışında olduğu halde giderek tutsaklaşan yaşamları, büyük yenilgiler içinde bile küçük umutlar yaratabilen kaybetmiş insanları, hayatın hemen her köşesinde yaşanan duygusal mahkumiyetleri şiirsel bir anlatımla beyazperdeye taşıyor.
    Halil Ergün, Yeşim Büber ve Serdar Orçinin başrollerini paylaştığı Yoldanın senaryosunu bundan tam 10 yıl önce yazmaya başlayan Erden Kıral, aynı zamanda filmin yönetmen koltuğunda oturuyor. Yapımcılığını yine Erden Kıralın üstlendiği film, Eurimages destekli bir Türk-Bulgar ortak yapımı.
    Türk Sinemasının efsane ismi Yılmaz Güney anısına çekilen film, 24.Uluslararası Film Festivalinin programında da yer alıyor. Yolda, festivalin Ulusal Yarışma bölümünde yarışacak.
    Acaba sandığımız kadar özgür müyüz? sorusuyla izleyiciyi baş başa bırakan Yolda filmi, zaman ve mekan kavramı dışında bir işleyiş örgüsü taşıyor.

    FİLMİN ÖYKÜSÜ
    Askeri yönetim döneminde, efsanevi bir sinemacı Yılmaz, yattığı cezaevinden alınıp başka bir cezaevine nakledilir. Bu yolculuk sırasında, karısı ve cezaevinden tanıdığı bir arkadaşı ile genç bir yönetmen, otomobille onu izler.
    Mola verdikleri bir motelde, kendi oluşturduğu hapishaneden kaçmak isteyen genç yönetmen, ustasıyla hesaplaşmaya girer. Oysa onun etkisi altındadır& Motelde, bu ünlü mahkuma eşlik eden polisler de birbirine girer.
    Usta, daha sonra, motel odasında baş başa kalmayı ayarladığında, genç ve güzel eşine gerçeği söylemeyi dener ama beklenmedik bir tepkiyle karşılaşır. O içerde olmasına rağmen yazdığı yazılar yüzünden yargılanmaktadır. Yeni cezalar kapıdadır& Yurtdışına kaçmayı planlamıştır.
    Aslında yolculuğun sonunda, varılacak yerde tüm yolcuları bir sürpriz bekliyordur.

    Filmin künyesi:
    Yönetmen: Erden Kıral
    Senaryo: Erden Kıral
    Görüntü Yönetmeni: Zekeriya Kurtuluş
    Müzik: Taner Ayan , Arıkan Sarıkaya
    Yapımcı: Baran Seyhan
    Yapım: 2004 Türkiye / Bulgaristan
    Süre: 90 dk.
    Tür: Dram
    Dağıtım: Özen Film

    Oyuncular:
    Halil Ergün
    Yeşim Büber
    Serdar Orçin
    İştar Gökseven
    Kevrok Türker
    Edip Saner
    Önder Çakar
    İsrafil Köse
    Mehmet Esen
    Kaya Gürel
    Yeşim Yükselen

    Web Sitesi: http://www.yoldafilm.com
#09.04.2005 18:08 0 0 0
  • Kendinizi mutsuz, huzursuz, gergin hissediyorsunuz. Hayattan zevk almıyor, hatta yaşadığınızı bile hissetmiyorsunuz. Monotonluktan, gündelik sorunlardan sıkıldınız. Artık -geçtiniz öyle mutluluktan filan- tek istediğiniz biraz huzur.Ama nerede! Zaten kendiniz dahil kimseye de güvenmiyorsunsuz. Tek kişilik ya da çift kişilik ve/veya çok kişilik yalnızlıklar yaşıyorsunuz; içiniz acıyor. Paranız varsa da azsa da para sorunu yaşıyorsunuz.

    Korkuyorsunuz! Geçmişten, bugünden ve yarından, kendinizden ve ötekilerden, başarısızlıktan ama başarıdan da korkuyorsunuz. Çok sevinmekten, en az çok üzülmekten korktuğunuz kadar, sevilmek ve sevmekten, en az terk edilmekten korktuğunuz kadar korkuyorsunuz.İşiniz varsa işinizden, yoksa işsizlikten bunalıyorsunuz. Eşiniz varsa eşinizden, yoksa eşsizlikten yakınıyorsunuz. Hayatınız renksiz ve tatsız...

    Ve tüm bunlar böyleyken, siz, hiçbir şey yap(a)mıyorsunuz!
    Çünkü!..

    Kendinizi hep yorgun hissediyorsunuz. Yapmayı isteyip, planladığınız pek çok şey var aslında; ama sürekli erteliyorsunuz. Bunları yapacak enerjiniz yok! Sabahları yataktan çıkmak istemezken, akşam aynı yatak çivili sanki; uyuyamıyorsunuz. Omuzlarınız, boynunuz taş gibi. Başağrıları peşinizi bırakmıyor. Ya ölmeyecek kadar yiyorsunuz, ya da patlama raddesine ramak kalıyor. Ve bütün bunlar böyleyken, ne denemediğiniz rejim programı, ne masaj, ne de yeni gevşeme vs. yöntemleri kalıyor. Bir süre iyi gelir gibi oluyor; sonra bir bakıyorsunuz ki her şey aynı özünde.
    Çünkü!..

    Oysa siz eskiden böyle değildiniz! Çevreniz aslında çok güçlü(!) olduğunuzu söyleyip duruyor. Yakınlarınızın desteğini istiyor, aynı zananda da bundan kaçınıyorsunuz. Tek bildiğniz 'yorgun' olduğunuz.

    Çünkü siz, 'normal' bir 'insan'sınız. Evet, normal! Ama nasıl? Normalseniz neden yukarıda sıraladıklarımın çoğunu yaşıyorsunuz? Eğer 'normal' bu ise, 'anormal' nasıldır?!

    NORMAL İNSAN

    Öncelikle 'normal'den ve 'insan'dan sözedeceğim. Günümüz modasına pek de uygun düşmüyor değil mi! Şimdilerde moda 'depresyon[/swf2][swf3]panik atak[/swf2][swf3]blumnia' ya da 'obezite' vb. 'anomali'lerden sözetmek.

    Neden?

    Çünkü varlar; insanlar bu sorunları yaşamaktalar da ondan. Doğru, ancak eksik bir yanıt bu.Kimse durup dururken blumik olmaz ya da panik atak yaşamazlar. Hayat mı zorlaştı!? Genlerimizde vardı da şimdi mi çıkacakları tuttu!?... Yapmayın! Bu kadar basit değil. 'İNSAN'dan bahsediyoruz arkadaşlar; binyıllardır üreyip üreten, keşfeden, tanrılar yaratıp yokeden bir
    büyük sistemden yani!.. O sistem ki değiştirdiği kadar, dönüşmeyi, ayrıksılığı kadar, uyumu da başarmıştır. Savaşmıştır, ama sevişmiştir de. Korunaklı toplumlar ve onların içinde yaşayacağı korunaklı kentler yaratmıştır, sonra da alıp başını gitmek, hatta uçmak istemiştir çok uzaklara! Şenlikler, şölenler çıkarmayı bilmiştir daima acılı zamanlarının içinden. Taklit ederken bile, kendisi gibi olmaktan vazgeçmemiştir. 'Adalet[/swf2][swf3]eşitlik[/swf2][swf3]faşizm[/swf2][swf3]demokrasi' vb. gibi, hala içinden çıkamadığı kavramlar yaratmıştır.

    Aşk ve nefret, özgürlük ve bağ(ım)lılık, heyecan ve güven gibi ikilikler arasında, bir o yana bir bu yana savrulup durmuştur. Umutsuzluktan kavrulurken, köklerinden umudu yeşertmiştir. Kabullerinin derininde bile 'acaba?'lar beslemiş, sorgulamış ve kendi dahil her şeyi, hep 'merak' etmiştir!..

    İşte 'İNSAN' böyle bir 'şey'dir. Basit olduğu kadar karmaşık, yüce olduğu kadar da sıradan ve aciz!... Neden karmaşık? Çünkü çatışmaları var! Neden yüce? Çünkü bu çatışmaların içinden çıkabilecek potansiyele sahip! Neden basit ve sıradan? Çünkü herhangi bir memeliyle benzer sistemlere sahip ve temelde benzer bir nedensellik dahilinde davranıyor. Farkedeceğiniz üzre 'insan', salt doğduğu gibi olan değil, 'daha bir şey olmak isteyen' ve bunun için de 'eyleme geçen' bir yaratık. Yani insana insan doğmak yetmiyor; o hep 'insan olma'nın peşinde. Bunun önüne engeller çıktığında da 'sorun' kavramıyla burun buruna geliyoruz elbette. Ama şimdilik bunu bir yana bırakıp 'normal' kavramına dönmek istiyorum.

    Bir 'üst kavram' olarak, 'insan olma'yı geliştirebilmiş bu yaratık için,- bir bakıma- 'normallik, kolektif bir deliliktir!' Bir an durup baktığınızda siz de kolayca görebilirsiniz: 'Kendine rağmen' birini yaratmaya ve yaşatmaya çabalayıp durmakta 'insan'!

    Sorun burada sanıyorsanız yanılırsız; çünkü bu insanın en biricik yanlarından biri. Yani kimse bu yüzden 'delirmez'!

    Sorun, 'insan'ın, 'kendine rağmen' böyle bir çaba içinde olduğunu gözardı etmesi noktasında başlar. Kafasına kartal tüyleri takan şefe saygı duyulur. Ama ne zaman ki şef uçmaya kalkar (halkı Onun uçabileceğine inansa bile!), işte o vakit yeni şef, duruma el koyar!

    Evet! Şimdi bir an durup, kendiniz dahil tüm olup bitenlere, -şöyle bir değil!- alıcı gözle bakmanın tam zamanıdır. Sonra ne yapacağınızı, sonra tartışırız. Unutmayın, 'HİÇBİR GERÇEK; ONU GÖRMEMEYE ÇALIŞMAKTAN DAHA ACI VERİCİ OLAMAZ!'
#09.04.2005 12:45 1 0 0
#09.04.2005 01:11 0 0 0
  • Konu: Ebru Sanati
    Begenmenize sevindim.. Umarim bu tür sanatlar unutulmaz hicbir zaman
#09.04.2005 01:10 0 0 0
  • Daha önce bağışıklık sistemini güçlendirdiği ispatlanan cinsel ilişkinin hafızayı da güçlendirdiği; Alzheimer ve Parkinson hastalıklarını engellendiği iddia edildi.
    Avustralya'daki Queenland Üniversitesi bilim adamları bu etkiyi, cinsel ilişki sırasında salgılanan 'prolaktin' adlı kimyasala bağlıyor.

    Profesör Perry Bartlett bu durumu şöyle özetliyor: "Prolaktin beyin hücrelerinin oluşumuna yardım eder. Araştırmalarımız sonunda haftada ortalama üç kez seks yapanlarda bu maddenin arttığını gözlemledik."
#09.04.2005 00:34 1 0 0
  • Daha çok ADSL bağlantılarında görülen solucan virüslere karşı McAfee tarafından hazırlanan Stinger bilgisayarınızı koruyacaktır. Koç.Net tarafından araştırmaya göre, yüksek seviyeli güvenlik açıklarının yüzde 76 oranıyla, yarısından çoğu ADSL bağlantılarında görüldüğü ortaya çıktı.
    Stinger yüklendikten sonra bilgisayardaki solucanları bulup temizliyor. Program otomatik çalışmıyor. Ancak Windowsda programı başlangıç menüsüne kaydederseniz bilgisayarınızı her açtığınızda Stinger sizin için tarama yapacaktır.

    STINGER"i indirmek icin buraya tiklayin...
#07.04.2005 22:28 0 0 0