Hayatı birbirine katıyor bu yokluk,
Bu karışık akılalmaz gönül oyunları,
Çoğu zaman kendine bile inanmıyorsun,
Hep yalancı bir yerlerde kader,
Hep sürgün bu gönül senin yollarında,
Olmadığın her yer hala bana ızdırapken,
Cehenneme adım adım yaklaşıyorum her an,
Bitecek diye beklerken bitmemeye direniyor,
Sanki her an her dakika yeniden başlıyor,
Öfekelenip kızsamda kendime ve bildiğim her şeye,
Korkma hala seni seviyorum, hala seninleyim...
Bir daha sevmemek değil aslında amacım,
Sadece seni sevmek, tekrar tekrar ve sonra tekrar seni sevmek,
Zaten yeni başlamışken bunca sevmeye,
Hayatımın boşluklarını onca doldurmuşken okyanus gözlerinle,
Şimdi aynı boşluklarda kahırın var, yokluğunun kalbimde bıraktığı vazgeçilmez hezimeti,
Her an her dakika nağme nağme yokolurken ben,
Öylece sarılıyorum bir tek resmine,
Bana aşık bıraktığın tek kareye her defasında,
Gitmeye yakın, dönmeye geç, sevmeye mahkumuz,
Her günümüzde damla damla yokoluyoruz,
Göz göre göre, bile bile sevdayı,
Biz acemiler bu kadar kolay savuruyoruz...
Bir daha sevmemeye yemin edep çocukca,
Aşkın bize bıraktığı parmaklıkların arkasında saklanıyoruz hayattan...
Sistem o kadar güzel işliyorki değmeyin büyük holdinglerin firmaların keyiflerine... Devletten alınan yüksek vergi indirimleri sayesinde kayıtiçi ekonomiye girmeye karar veren büyük firmalar Türk milletine nasıl vurgun yapsam da cebinden birkaç kuruş fazla para almanın derdinde...
Normal şartlar altında Türkiye ye yurt dışından gelen cep telefonları vergilendirme sistemi gereği sınırdan geçer geçmez ÖTV uygulamasına maruz kalarak giriş fiyatlarına ÖTV eklenir ve ardından yetkili distribütör üzerine KDV ve kar marjını koyarak piyasaya perakendeye verir... Şimdi dikkat ÖTV zammı geldiğinde vitrindeki ürünlerin daha ertesi sabah yüksek zamlarla fiyatlarının yükseldiğini gördük.... Peki ÖTV sınırdan geçen ürünlere uygulanması gerekirken, yetkili distribütör firmalar zaten ÖTV uygulanmış raftaki ve depodaki mallarına neden tekrar ÖTV uygulamıştır. ÖTV tekrar söylüyorum sınırdan giriş esnasında uygulanan bir vergidir zaten yurtiçinde depolarda olan bu mallara siz ne hakla ÖTV uyguluyorsunuz... Sorunuz lütfen... Bu durumu takip eden bir kurum da devlettir ve bunun denetlemesini yapan kurum da devlettir... Hey gidi devlet kendi vatandaşının cebindeki üç kuruşu korumaya aciz devlet...
Çaresiz bu sürgün, ömür boyu...
Bir güneş, bir yakamoz hayallerin...
Siyah beyaz ve dünden kalma herşey...
Ucuz şarap gibi yokluğun yudum yudum...
Çiğ kalmış umutlarımız yarınlara...
Biz geç kalmışız, erken koyulmuş acılar yollara...
Mabedi aşk ve tutku sevdamızın...
Ölümcül yaralar açılmış ruhumuzda...
Adını sen koy şimdi bu ayrılığın...
Gücümüz yetene kadar sustuk sevdamızı...
Şimdi söylenecek daha çok şey var aklımızda...
Planlarımız suya düşmüş yorgun akşamlarda...
Deniz almış götürmüş gözlerini...
Orada bıraktığımız yerde bir sevda var besbelli...
Aranıyor da bulunamıyor, bulunca insan çabuk kaybediyor...
Göz göre göre yokluğun, acıların...
Her gün kalbimden bir parça daha götürüyor hasretin...
Benki paslı bir bıçakla ellerimde cinayetin...
Adını sen koy bu gidişin, bu yokoluşun...
Parça parça, zehir gibi senden sonra günler...
Yüzümüzde eyvahlarımız var...
Sinemalarda aşk... Ve perde perde gözyaşımız...
Özlenecek kadar sevmişiz demekki...
Özleyeceğim kadar vermişsin kendini bana...
Şimdi bu boşluk kalbimin silüetinde...
Ve bu hicaz nağme nağme...
Teker teker silinecek izler...
Ve zaman affetmeyecek...
Ama ben seni hep seveceğim okyanus gözlü dilberim...
O kadar çok yazdımki seni...
O kadar çok anlattım ki kendime...
Şimdi en başa dönebilmek için neler vermezdim...
Senden aşkından kaçarken nereye koştuğumu bilseydim...
Yeniden senin yanında olabilmekti oysa tek ümidim...
Bir masalmış gibi, güzel bir hikaye gibi aklımda her saniyen...
Her harf ağzından düşen, her gülücük gözlerinin içinden...
Ben sana bakarken gülmeyi özledim...
Sıcaklığınla kavrulmayı deli gibi bir de...
Gidince benden bir ben çıktı peri, geride hiçbirşey kalmadı...
Artık yazacak pek birşeyde kalmadı...
Artık umudumda yok...
Bitti işte, halsiz, yorgun duruyor ruhum bedenimin önünde...
Kendimi izliyorum saçma sapan...
Biraz hayat biraz para...
Hiçbirşey gitmeni sağlamıyor aklımdan...
Hiçbir yol bitmiyor...
Sana neden gelemediğimi bir bilebilseydin...
Artık beni bulamayacaksın... Göremeyeceksin...
Ve ben artık seni daha fazla seveceğim...
Biten bir tek benim... Aşkın sonsuza dek yaşanacak...
Çok zor dönemler yaşadık ama bir gün biteceğini biliyorduk... Galatasaray ruhu uyanıyor gözümüz aydın... Sonunda beklediğimiz özlem bitiyor... Galatasaraylı olmanın şanını yaşıyorduk, şimdi rakiplerimiz galatasaray ile rakip olabilmenin şanını yaşayacaklar... Herkez bir gün galatasaraylı olmayacak belki ama, herkez galatasarayımızın şanını bilecek... Rakiplerimize bile eski tatlı anı olarak kafalarında yer etmiş galatasaray geri döndü işte sonunda... Ve artık sesimiz daha güçlü ve anlamlı çıkacak, onur duyacağız... Biz cumhuriyet değiliz varsın renklerimiz delikanlı da olmasın... Herkez şanımızı bilsin evelallah... Hoşgeldin GALATASARAY RUHU... Hoşgeldin Avrupa FATİHİ.... Daha yeni başladık, el ver yol ver sıradaki gelsin evelallah... En büyük CİMBOM
Uzaklarda da değilsin, belki tek sorun... Aslında seni görememek değil sorun, seni görme ihtimali... Ben her gün şehirine ayak bastığımda seni görebilme ihtimali beni en çok korkutan... Ve eş dost bana birşeyler anlatırken adın, sanın geçecek diye herhangi bir cümlede korkuyorum... Belki sende biliyorsundur bu korkuyu, yaşamayan bilemez çünkü... Yaşadıkça, yaşlandıkça yavaş yavaş, acıta acıta öğreneceğim bir korku bu... Ölüm ne demek bilmiyorum, hiç ölmedim, ama bu korku bazen ölümden beter geliyor bana... Yaşayarak acımak camdan yansıyan yüzüme... Yakından bakamadığım onca insan silüetinden birisisin sen muhtemelen... Muhtemelen başka aşklara yelken açtın... Muhtemelen artık sende ben yokum... Üzücü olan da bu aslında, içimde gezen sen ve seni bir görsem uzaklarda... Yavan kuru kuruya içimden geçen bir hasrettir seninle ilgili yaşadıklarım, ben ağlayamam çünkü... İçim ağlar, içim de de tek damla göz yaşım yok, her defasında kanıyorum... Yokluğun öldürüyor beni, sen o peri yüzünle kimlere gülüyorsun... Acımasız bir kalleş gibi sırtımdan bıçaklıyorlar beni senin gibi, aslında biraz da alıştım ama yine de senin bıçağın acıtıyor hala canımı... Her ayrıntı kafamda anlamsızca şekillenirken, ki ben seni unutmak için gırtlak gırtlağa hayallerinle her gece... Ben ki ömrümü yanında geçirmek için yalan rüyalara yatmışım... Ben ki en çok seni sevmişim, ben ki nice hayallerle kurmuşum geleceği... Sen neredesin peki... Hangi yalan rüzgarını daha savuruyorsun saçlarınla... Hangi intikamı kimden alıyorsun... Hangi hançerin bu sırtımdaki, hangi ölümü öngörüyorsun hala bana... Hangi başlangıçlarını kutluyorsun benim bitişimle... Artık beni hangi acı biriktirir, hangi hançer acıtır canımı, hangi aşk senin gibi yaralar ömrümü, hangi ölümde derman ararım... Nasıl bir sona başladım Allah ım nasıl bir acıya bulaştım... İçinden geçen nasıl bir şeytandır acımdan seviç yarattı... Her defasında döneceksin diye umutla bekleyip hasretimi hançerliyorum... Gözün doluyor gözümde, ben hala acılarıma ağlayamıyorum...
Saatin sesi tek tek darbeler ömürümü, yabancı bir hayata bürünür senden kalan kimliğim... Aslında herkes tanır beni, yani beni tanısınlar diye her gün taktığım bu aynı maske... Yüzüm aynada binparça, kendime acımakla geçer zamanlarım... Yine de senin yaptığını yapmam beni maskara etmem eşe dosta, acılarımdan sıyrılıp bir maske daha takarak başlarım hayata... Hayal falan da kurmam öyle, yalnızlığımı çizerim sadece senden kalan kader defterine... Gözüm görmesede başkasını, bir maskede ona takarım sen diye... Bir maskenin önünde, başka bir maskenin arkasında geçer sensiz günler... Ben artık sadece kendimi kandırmam, artık düşmanım olur taktığım maskelerin arkasındakiler... İntikam alır gibi bir bir, senin hesabını sorarım sahte yüzlere... Ve her gece hesap veririm vicdanıma... Sen anlamazsın, ufaksın daha... Kim bilir kaç kez yıktım hayallerini, kim bilir kaç kadehe meze yaptım kanımda... Kim bilir kaç kez lanetler yağdırdım, hakaretler ettim defalarca... Bazen unutup maskemi takmayı, ben sen oldum... Ben sen oldum ve sen artık hiçkimse... Ben ağlayamam, sende ağlama... Şarkılarda söyledikleri gibi...
"Ben yazarken ağladım, sen okurken ağlama"
Sayın Cumhurbaşkanımız'ın VETO su gayet makuldür kesinliklw haklıdır... Meclis yine sözde SPORDA ŞİDDET yasası ile GODOMAN ları düşünüp para babalarını affetmek üzereyken sayın Cumhurbaşkanımız yasayayı VETO etmiştir... Bu Cumhurbaşkanımız ın AKP hükümetine yaptığı ilk VETO dur. Bununla birlikte temennimiz bundan önceki imzalarını biraz daha seçici atmasıydı ama olsun geç olsun güç olmasın...
Şimdi sakın kimse "bak hani Sayın Gül herşeyi imzalıyordu, gördünmü bunu veto etti demesin"
Ben yeterince görüyorum arkadasım sizin görmeniz gereksiz zaten ... O yüzden yapamadığınız şeyi yine yapmayın amerikaya hizmete devam AKP tarafından... birsuhayat bir foto paylaşmış amerikan yandaşlarından olanlara dair bakın orada kimler var gerçeği görmek zorunuza gitmesin... Sokak ağzı oldu ama size bu yakışır...
Yıl 2011 10 senedir iktidarda olan başbakan arşivleri aradı taradı ve sanki yeni bir şeymiş yeni ortaya çıkmış gibi bir belge aldı eline, koyuldu gündemin yoluna... Dersim de dersim başkada birşey yok... Seneler önce olmuş kayıtlara geçmiş bir olay... Nereden çıktı şimdi durup dururken, Türkiye nin gündemi neydi? Halledilecek sorun mu kalmamıştı? Başbakan acaba ölülerimi diriltecek aradan 70 sene geçmiş... Hani ne oldu ekonomik kriz? her gün esnafla birebir ilişkiler içerisindeyim işim gereği ve 3-5 değil yüzlerce kişi... Piyasalar bitmiş yaprak kımıldamıyor... İcra dosyaları almış başını gidiyor... Farkettinizmi bilmem mazot benzini yakında geçecek, bir kuruş bir kuruş her gün zam üstüne zam... Millete yaranmak için yıllardır topladığı deprem vergilerini yol için kullanan başbakan Van'ın halinden bir haber... Asgari ücret yerinde sayarken 60 krş olan ekmek 80 krş a yükseldi... Yeni anayasa dediler ha çıktı ha geldi ha gelecek o da ortada yok... ÖTV zammı unutuldu gitti... Ortadoğuyu söylemeye gerek bile yok artık... Şehitlere ne oldu acaba?... PKK ile görüşmeler sürüyor... Bende size soruyorum DERSİM nereden çıktı dersin ???
Unutmadan NOT düşeyim : Bu bölüm haber bölümü değil arkadaşlar, siyaset bölümü tartışılacak konuları paylaşırsanız herkesin bir söz hakkı vardır... Çoğunluk olmak şart değildir...
Bir peri dolaşıyor her gece damarlarımda...
Karanlık odamda mum ışığım...
Kendi dünyasında saklambaç oynuyor çocuk yüzüyle...
Beyaz pudradan teni...
Isıtılası soğuk elleri...
Peri bir gece kaldırımda bir çiğ tanesi sanki...
Üzerine basacağım diye ödüm kopuyor...
Ve belki bir daha göremeyeceğim diye kadere sitemim...
Bir saklı düş yaşıyor peri, mantığının peşinde...
Oysa her aşk mantığın ta kendisidir...
Söylemiyor kimse periye, seveni arama zaten buradalar...
Ben söylüyorum inanmıyor...
Ölüm gerekiyor kollarında belki...
Belki son bir nefesimde çiğ çöz yaşlarıyla uyuyakalırdım sonsuzluğa...
O zaman inanırmıydı ki dersin sevdamın sesine...
Her seferinde kaç defa da olsa vazgeçtim desem...
Seni ağzımla dilimle değil kalbimle sevdim peri...
Senden vazgeçtiğimi gözlerimden duyman gerekir...
Oyun değil, gerçeğin ta kendisi...
Peri üşüyor diye rüzgara, doğaya ve hatta tanrıya kızmak...
Elleri soğukta kurur diye kendi kendime söylenmek...
Kaçmak istediğim herşeyden kaçmak onun varlığıyla...
Hayatımın asıl merkezine koymak onu ellerimle...
Sonra gözümden sakınmak, belki delice...
Peri bir sokak arasında bir binanın yanında aşkını ilan etti bana...
Peri zamanı gösterdi, akrep yelkovan periyi...
Tutulamayan sözlerimmi kaldı geride, geleceğe dönük ümitlerimmi...
O gece orada karanlıkta şubatta tuttu elimi soğuk elleriyle...
Ve ben yaşadım bir kez daha soğuktan duran kan dolaşımımla...
Peri gitmeseydi belki o gece...
Hala ilk şubatımız, ilk doğum günümüzde olurdu onunda ocağın gözlerinin...
Peri her cümlemde saklı her hafte...
Belki bazen baş harfi, belki bazen pudradan soğuk elleri...
Belki gül kurusu dudakları... Ah o gözleri...
Peri bir gece yine saklandı... Oyun sandı...
Bir örümcek ağlarını ördü, gün saydı...
Peri gitti...
Ahlarıma telaşlarıma ekledim hayatın yorgunluğunu...
Uyuyormuşum meğer, daha çok uyudum...
Yine de günler geçmedi koskoca ömrümden... Ama geçmese bile günleri hep kaybettim... Periyi kaybettiğim gibi...
Gamlı yazdıklarımı tekrar okumanı tavsiye ediyorum, seninle aynı şeyden bahsetmediğimiz için cevap vermiyorum arkadaşım... Aşağıya yazdıklarının cevabı üstte zaten yazıyor, sürekli aynı şeyler hakikatten sıkıldım... Ve kimseye terbiyesizlik ettiğim yok sana yobaz diyen de yok düşünceye yobazlık diyorum bu kadar... Konu kapanmıştır...
NOT: Şu AKP lileri hakikatten anlamıyorum, arkadaş zaten %50 oy almışsın tek başına hükümetsin, istediğini ergenekoncu, balyozcu diye kafana göre içeri attırıyorsun... Bırakın mudahale etmeyin de yalnışlarınızı söyleyelim... Muhalefetsiz iktidarmı olur arkadaşım... Hükümetin izlediği Ortadoğu Stratejisi yine bizim canımızı yakacaktır bu açıktır... Başbakan birilerinin lafını birilerine söylüyor bu katidir...
Gamlı bu söylediklerim direk sanadır arkadaşım... O yobaz zihniyetinle ancak tavuklar partisini savunabilirsin... Yorum yapmayı tartışmayı bilmeyen zihniyetler yüzünden şuraya açtığım konuları takip etmiyorum çünkü sinirlerim bozuluyor yanlış birşey söylemekten korkuyorum... Kafanda bir CHP düşmanlığıdır almış başını gidiyor... Tek amacın AKP tarafını pohpohlamak diğerlerine ateş püskürmek...
Sayın GAMLI arkadaşım yazımın neresinde CHP den bahsettiğimi sorsam... Yine bir kulp takarsın... Neyse...
Ve sığınak arkadaşım katılıyorum, çünkü bende mazlumun yanında olmayı seviyorum, içim elvermiyor bu vahşeti, bu anlamsız düzeni çözemiyorum... Numaradan birilerinin elini tutup sonra arkanı dönmek hiçbir Türk e yakışmaz...
Ve sayın arkadaşlar tekrar söylüyorum... Esad ın katliam yaptığını söyleyen tek kaynak MUHALİFLER dir... Sayın erdoğan kanka olduğu esad a birden böyle sırt dönmesi yalnıştır... Olan bize olacak AMERİKA da mal varlığı olanlara değil...
Time dergisinin kapağı yıl 2011 Tayyip Erdoğan (sayın)
Herkez bilir hikaye ortadoğu ile ikili ilişkilerin iyiye doğru gitmesi ile başladı. Kardeşlik mesajları, PKK militanlarına sevgi gösterileri falan derken, MAVİ MARMARA ve filistin sorunu çıktı Sn Erdoğan ın müslüman kardeşleri ve ölen Türk vatandaşları için ağzını açtı gözünü yumdu... Ortadoğunun sempatisini kazandı tabi... Ve tabi ortadoğu ve Türk halkının gönlünde yatan düşman Güçlü İSRAİL ile uğraşmaya başladı "one munite" ile başlayan davos ta son bulan ilişkiler gerildikçe gerildi. Rest üstüne rest ve kaçınılmaz son... Filistin unutuldu, ne haldeler ne yaparlar soran olmadı... Bir süre önce yardım amaçlı iki gemi gitti, gazetelerin ve tv lerin 3. sayfa haberi olmakla kaldı...
Biter mi tabiki bitmedi... Somali dediler açlık dediler çocuklar ölüyor dediler... Birkaç reklam peşinde soytarı ve Recep Tayyip somaliye gitti, yardımlar birbirini izledi... Türk halkı birlik oldu... Dünyaya rest üstüne rest çekildi "aldıklarınızı geri verin" denildi... Sonra ne mi oldu... Unutuldu, artık haber bültenlerinde küçük bir başlık bile yok...
Bitmedi eski zamanlarda Kaddafi ve esad la kanka olan Sn Tayyip Erdoğan... Demokrasi dedi, halkın özgürlüğü dedi... Daha fazla halkçı yasalar dedi... Ne oldu kaddafi ye, LİNÇ edildi... Esad a ne olacak ?
Haber manşetlerine dikkat edin SURİYE ye nasıl yükleniyorlar, ne hikmetse muhaliflerden alınan bilgilere göre diye başlıyor resmi hiçbir şey yok... Şu kadar ölü, bu kadar tank... Vahşet... Ne oldu... Muhalifler artık silahlı... Sözde katliamlar silahlı ciddi bir iç savaşa döndü... Kazanan kim... TÜrkiye mi, Suriye mi, İsrailmi ?
Birilerinin sözcüsü olmaktan bıkmadınızmı, SURİYE nin en çok rest çektiği ülke kim? SURİYE ye askeri mudahale etmek için avuçları kaşınan kim? Biz kimin ipi ile kimin kuyusuna iniyoruz...
Saygılarımla... (Allah cc Müslüman Türkleri Korusun)
Ufuk COŞKUN
Bir düş gibi geçerken zaman penceremin önünde..
Günleri saymaktan vazgeçiyorum bende..
Usulca kış beyaz kar taneleri saklıyorken sepetinde..
Bir damla gözyaşımla buz gibi tutuşuyorum gözlerimde..
Akıp giden onca zaman, ardında ben perperişan..
Sana hala var olan ümitlerimden bir tutam sunduğum zaman..
Kaçıp gidesi vardı aşkın, kaçıp gitti beni asıl ben yapan..
Ve şu derin hiçliğimdir senden bana arta kalan..
Sığınacak bir güneş bulunur elbet, arıyormusun..
Seni senden bir kez daha istiyorum duyuyormusun..
Arkanı dönmeden gidiyorken ve hala aylar sonra..
Ağlamandan belli yoksa sende hala seviyormusun..
İçimde gasp hallerinde bu yersiz gidişlerin..
Gözümün önünde aşkla bakan delice sevişlerin..
Aman geç kalmasın kına yaksın cümbüşlerin..
Senden hala vazgeçemedim biliyormusun...
Yokluğunda varlığını yaşıyorum ben hala..
İçimden aşkının acısı kaldı senden kala kala..
Rüyalarımda bile aşkım var benim sana..
Bu kalp herşeye rağmen seni seviyor görüyormusun..
Bu cümbüş, bu hazan, bu karnaval..
Yokluğuna esir tüm sayfalar..
Varlığına esir bendeki mısralar...
Bekledim.. Bazen seni beklemeyide sevdim..
İncilmesin gözlerin, bırak bundan sonra okuma bendeki seni..
Çünkü yırtıp atamadım ben hala sevgini..
Seninle geçen günleri..
Kırıldım ve yok oldum gizlice..
Kimse bilemez aşkın yaşıyor bende delice..
Bir çığlık, bir ezgi, bir kalem, bir silgi..
Seni anlatmaya yeter belki hepsi..