Ne şarap kadehi ya iyimisin yoksa kafanmı güzel senin... Bizi birkaç kendini bilmez paşa ile karıştırıyorsun tabi yanında milletvekilleri de var. Hayırdır askeri ele geçirdiniz daha ne istiyorsunuz anlamadım... İstediğiniz paşayı geldi istemediğiniz gitti derdiniz nedir. Bırakın benim bayramım benim bayramım olsun size ne...
Terakkiperver yok yanlış anlaşıldım sanırım, sizinle alakası yok... Burada yorum yapmayı bilmeyen ukala arkadaslar var onlaraydı dediklerim... Sayfanın üst taraflarına bakarsanız siz de anlayacaksınız...
Atgözlüklü ve vatanını seven sevmeyen böyle yazdıkça daha belli oluyor, Allah tan sadece oy verebiliyorsunuz. Ey kendini bilmezler cumhuriyetin, milliyetçiliğin, vatanseverliğin ne olduğundan haberi olmayan insanlar. Bu kutlamaları iki yürüyüş olarak değerlendiren dar kafalar... At gözlüğünü takan kim bunu şimdi daha iyi anladı insanlar... Kenardan kenardan kazmayla olmaz bu işler adam gibi biz cumhuriyeti sevmiyoruz Atatürk ü sevmiyoruz deyin bizde bilelim neyi savunup neyi savunmadığınızı...
Gece alev alev, gece seni çağırıyor...
Sana gelen bir ay ın seyrinde çiçeklerim...
Baharı bekliyor ardında kalan umutlarım...
Ölmek bir düğüm ve sende tek çözüm...
Izdırapla büyüttüğüm sevda ağacımda, meyvaları gözyaşım...
Kimse görmedi daha önce çünkü kimseye ağlamadım ağlayamazdım...
Ben senin sevdayı da öğrendim acıyıda, gözyaşlarımın tuzlu olduğunuda...
Belki senin için bir kez ağladı gözlerim ama kalbim sonsuza kadar ağlayacak...
Yıllardır süregelen AKP iktidarında belirli konular vardır. Bunları çoğumuz bilir, mesela sn Erdoğan milli bayramlara katılmamak için oradan buradan bahaneler uydurarak bu tarz aktivitelerden uzak durmak için elinden geleni yapmaktadır... Şimdi soruyorum Ey Erdoğan 29 Ekim de Türk Millet i ne yapıyorda Van depremi yüzünden kaybettiğimiz vatandaşlar yüzünden bunu iptal ediyorsun... Ey Erdoğan 29 Ekim de Türk Milleti zil takıp göbekmi atıyor yoksa sabahlara kadar çılgınca eğleniyormu... Ey Erdoğan sen kimsin benim ulusal nacizane kutlamamı engelliyorsun... Bu Başbakan a oy veren insanlar Cumhuriyet bayramını ülkemizin milli bütünlüğünü simgeleyen bir bayramı iptal edilmesinden yüzleri kızarmadımı... Bu bayramı iptal eden Erdoğan değildir... Siz sözde %50 oy veren kesimdir...
Dip Not : Libyaya linçli demokrasi geldi sn Erdoğan bunuda notlarınızın arasına alınız...
O lanet günü AKP nin başarısı olarak gören zihniyet bunu okuyacaktır umarım. Biz köpeklerin önünde diz çökmüş bir AKP gördük orada, orada o gün sözde hiçbir eyleme katılmamış et parçalarına o güne kadar şehit olan çocuklarımızın kanını teslim ettik, o gün sen bilmezsin Türk kanı taşımak farklı birşeydir, Büyük ŞErefli Onurlu vatanı için canını veren Türk Milletinin diz çöküşüne tanık olduk... Kalkıp bunu en azından denedik diye yorumlayan bağnaz zihniyetlerin bu ülkede bana göre yeri yoktur... Kanı kan temizlemez belki ama Benim yüreğimi temizler... İş demokrasiden çıkmış ve savaşa dönmüştür artık... Habur Türkiye Cumhuriyeti nin Tarihindeki en acı kayıbıdır, bunu anlamayacağını içimizdeki yanan ateşi göremeyeceğini biliyorum... AKP sempatizanı olmakda böyle birşey işte...
Güzel yazı teşekkür ederim... Nasıl olsa gündem dolu buralara zaman gelene kadar zaten neyimiz varsa almış olacakları için Allah izin verirse o zaman sıfırdan başlarız... En başta şu din tacirlerinin hakkınıda vereceğiz...
24 şehit değil şehit sayısı daha yüksek arkadaşım, taraflı basınınız bir türlü yazamıyor bunları...
Zamanında askeri ergenekon du, balyoz du, intihardı, istifaydı yıprattınız durdunuz... Askerin başına istediğiniz adamları geçirdiniz peki ne oldu... Bu olayı kimin başına yıkacaksınız şimdi... Olmayan terör politikanızın sonucudur bunlar... Allah göstermesin ama korkuyorum ki devam edecek... Ramazan ayında Erdoğan bıçak kemiğe dayandı dedi sonuç ne peki... Şimdi de kahramanı oynamaya devam... Korkunç bir gerçek var görmüyorsunuz, bu olaylar tam bu zamlardan sonra geldi değilmi? neden? neden gündem ÖTV zammı ile çalkalanırken oldu bu olay... Gidin yine paşanızın elini eteğini öpün... Size dokunan yok herhalde...
ÖTV ye yapılan zamdan ötürü böyle diyorum yanlış anlamayın lütfen. Öyle bir Türkiye ki vergi yükü altında ezilen eli ekmek tutan kesim ve vergi denen şeyin ne olduğunu bilmeyen hali hazırda kendi elektrik su sağlık hizmetlerine tek kuruş ödemeyen daha büyük bir kesim bir de vergi gelse ne yazar bu sene af gelir önümüzdeki sene taksit yaptırırız ve sonra indirime gidilir ki zaten vergiyi vatandaş öder birazını da cebimize atarız diye godoman işverenler... Hükümet acaba bu ÖTV yi hangi kesim için attırdı. Halen daha yüksek vergi yükleri yüzünden tabiri caizse eşşek gibi çalışıp aldığı maaşın daha alırken vergisini veren yetmezmiş gibi harcarken hemde yeni zamla %25 ekstra vergi ile gelir seviyesi iyice düşürülmüş yine tabiri caizse eli ekmek tutan, çalışan kesim... Şimdi soruyorum size birkaç senedir asfalt da asfalt, yol da yol, kamu binası da kamu binası yaptıran hükümet bize bu faturayı kesmek için kimden izin aldı, memleketin asfalt parası kimin cebinden çıkıyor, kaçak eletriğin, kaçak suyun yoğun olduğu illerdeki fazla enerji kaybını kim ödüyor? Şimdi herkesin oyu aynı olmasın diyen vatandaşlara kızan insanlar, vegisini borcunu ödemek için evine bir tane eksik ekmek almak zorunda kalan adamla, bir oy karşılığı yeşil kartını cebine koymuş ekmek devletten su devletten elektrik zaten devletten diye çoğunluk kesimin oyu ile benimki aynı olabilirmi... Seçim öncesi propaganda yapacağım diye BDP ve CHP iş birliği yaptı diyen yalancı bir grup insan doğu ve güneydoğu yu AKP-BDP el ele alırken utanmadınız mı?
İlk günkü gibi hayat, ilk günkü gibiyim ben, ilk günkü kadar sana aşık..
Gözlerimin önünde perde perde yokluğun, biraz hayat, biraz ben, belki söylemeye değmez ama hala seni seviyorum..
Rüyalarımda sürekli seni görmemin bir anlamı varmıdır acaba.. Yada perim ve sevgilim sıfatlarının bu kadar uyumlu olmalarının bir nedeni varmıdır...
En çok seni sevmişim, ocak ayıydı onuncu günüydü, hava karanlıktı ben heyecanlıydım...
Çekim gücüne yakalandım, dünyanın çevresinde dönen ay gibiydim ve sen benim dünyamdın... Şimdiki gibi...
Çok eskiydi belki asırlar geçmiş gibi, kırmızı ceketin, siyah kazağın, peri gözlerin...
Hava karanlıktı ama güneş bir sana doğmuş gibiydi... Siyah beyaz matemimde kırmızı bir gül gibiydin...
Yanına yaklaştım... Gülümsedin, gülümsemek bu kadarmı yakışırdı bir insana... Yakışmazdı tabi, çünkü o gün anladım sen periydin...
Belki gerçekliğine inanmak zaman almış gibiydi, o gün o pastanede gece biterken ve ben evime dönerken...
O yol bir düşten hemde nadir gördüğüm güzel bir düşten uyanıyor gibiydim...
Ertesi gün gerçekliğini sorguladım yine, "alo sen gerçekmisin"...
Tabiki gerçektin.. Ben biraz fazla hayal kuruyorum da, gerçek olunca şaşırmış olmalıyım...
Dünyada da cennet cehennem var derlerdi, pek inanmazdım...
Cennetin senin yanında bir yerlerde olması da mı tesadüftü...
Dünyada ki cennetim senmiydin benim...
Ve ben cennetten böyle mi korkacak, böylemi kaçacaktım...
En çok kokunu özledim senin,
Sıcaklığına sarıldığımda senin yanımda olduğunu en çok kokun farkettirirdi,
Bir süre kokunu sakladım odamda, sen koktu her yer..
Kokun mucizeydi, aşkın büyüsüydü..
Zaten odamda yalnızken bu yüzden hep gözlerimi kapattım..
Kokun varsa sen vardın, kokun yoksa bende yoktum..
O yüzden aşkın büyüsüydü zaten.. Büyüden başka ne olabilirki..
Baharı, çiçeklerin rengini doğaüstü teninde nasıl saklayabildin bilmiyorum..
Odama kokunu saklardım, odam çiçek kokardı, bahar odama dolardı..
Yani gözlerimi kapatsamda kara kışta bahardan bir oda beni beklerdi senin kollarında..
En çok kokunu özledim galiba.. En çok yanımda olmanı..
Bu günlerde arttı sanılarım..
Odamda sen varsın sanıyorum..
Yolda yürürken birden, kalp krizi gibi sana benzeyen ama asla sen olamayan bir koku doluyor ciğerlerlerime..
Evet perim bu şehirdesin diyorum.. Aynı yollarda, bir zaman kolkolaydık..
Şimdi kokun ciğerlerimde, ömrümü tüketiyor..
Ve o tükenen hayat seninle yaşanan anıların kompozisyonu ile doluyor..
Elimde değil, hiç olmadı..
Elimde olan tek şey benden geriye kalanlar..
Biraz hayat, biraz stres, biraz muhabbet..
Birde kokun her yerde..
...
Geçmiş geçmişte kaldı,
Kalbimdeki yara izi bende..
Unutmak için sebep arıyorsan,
Çözülmüş ne varsa kalıplarından aşka dair..
Yakabildiğin kadar yak ne varsa,
Ben sensizlikte böyle yanıyorsam..
Sende unut beni unutabiliyorsan...
Bazen ağlamaya yüz tutuyor içimde bir yerler,
Kimseler görmeden gizlice, ardın sıra..
Belki hala birlikte olsak bir gün nefret edecektik birbirimizden,
Ama şimdi sonsuza kadar aşık yaşayacağız..
Sen ve ben bazen akıp giderken zamana bırakıp kendimizi,
Bir deli masal gibi anlatılıyoruz dilden dile..
Bazen uçurumlarından düşüyorum gamzelerinin,
Bazen fırtınalarda o gamzeler hayat veriyor bana..
Ömrümün mavi suları gözlerin, bazende yeşili hayatımın, tazeliği, yeni başlangıcı...
Allah'ın en güzel lütfusun sen hayatımdan çıkıp gitsende..
İyi ki tanımışım seni, iyi ki sevmişim, iyi ki damarlarımda kan yerine sen varsın..
Belki gittin ama bu acı bu ayrılığın acısı insan olduğumu hatırlatıyor bana..
Sen bana hayatı yaşamayı hatırlattığın gibi bazen..
Bazen yırttığım yaktığım dediğim resimlerine bakıyorum,
Bazen ağlamak gelsede içimden, belkide o kadar insan olamıyorum..
Hava karardı yine..
Sonsuz bir barınak döndü dolaştı ayaklarımın dibinde..
Bir ayrılık rüzgarı uğuldarken kulaklarımda,
Ve ben ölmek için herşeyimi verecekken dudaklarında..
Sisnsi bir umutsuzluğa bürünür gittiğin yollar,
Ölümlerden ölüm beğenirken ben kendime,
Sense yollardan yol beğen gitmek için,
Sebeplerden sebep yarat kendini,
Bahanelerden bahaneler...
Şimdi aynaya bakıp aşkın için herşeyi yaptığını düşünüyorsun değilmi,
Aynaya bakıp üzgün üzgün elinden gelen herşeyi yaptığına inanıyorsundur şimdi,
Çünkü ben hala kendimi böyle kandırıyorum..
Her şeyi yaptıysak neden yanımda değilsin?
Belkide böyle acılar dize getirecek beni, veya bu koca dünyada bu müziği sadece ben mi duyuyorum, bu pistte yalnızmı dans ediyorum yağan yağmur eşliğinde, ölümün eşiğinde...
Dar alanda kısa paslaşmalar vardır ,uzun adımlarla kısa yürüyüşler
Tepedeki ylıdızlarda asılı kalmıştır artık tüm gülüşler.
Bir de...Gönlünü devşirebildiğin ya sabırlı tespihler.
Harika olmuş, küçük bir çocuk gibi şiirin, tomurcuklar açmış yüzünde, yatıyor dünyanın hüznünde.. Eline sağlık..
Geçmişin kafiyeleri ile ne kadar yaşanırki,
Ne kadar daha hırsıyla bu yürek bu ayrılığa katlanır,
Unutursun diyenler unutabildiler mi öylece,
Sırtımda aşkının yükü, hamallığını yapıyorum ben hala,
Ve ben hala seni aldatamıyorum...
Neyin kavgasıydı bu ey yarab...
Hangi delice vedaydı kalbimiz kanaya kanaya,
Tırnaklarımızla büyütmedikmi bu aşkı delicesine,
Şimdi aynı aşkmıdır kurda kuşa yem bir köşede,
Gece usul usul kapanırken gözlerime,
Kimliği belirsiz bir azrail olur hayallerim,
Failim meçhul, ben muamma...
Hangi oyunun son perdesiydi anlamadım,
Hangi küstah aramızda dağ gibi engeller çıkardı,
Hangi ayrılık çılgıncasına severken aramıza girdi,
Hangi yoldur bizi bizden alan...
Ah bir kez daha görebilsem, sonra birkez daha ve birkaç kez daha,
Sönermi dersin içimde çıldırmışçasına yanan hasretin...
Bir buseye kanarmı artık bu ten, bu doku, bu herşey,
Seni benden kadermi aldı, yoksa giden senmiydin...
Yoksa söylesene ey sevgili sen kaderin kendisimiydin...
Gece yarısını böler bir acı çığlık,
Sokaklarda sevdam kaçak köpekler gibi,
Güneş ne zaman doğar Allah bilir,
Sen gittiğinden beri doğan şey güneşmidir....
Ben ağlamam bilirsin, yırtıp atarım daha çok resimlerini,
Veya yakarım hediyelerini, ateş yüreğimdeki ateşi söndürmez bilirim,
Ama nefret bile ederim senden arada bir,
Sonra belki kadere bir sitem daha geçer gözümden...
Lanetlenmiş gökyüzü üstümde...
Seninle yaşanmış her saniye gözümün önünde...
Hadi bir kez daha git sevgili, sonra bir kez daha, sonra birkaç kez daha...
Gitmekle bitermi kalbimdeki sevdan, sana ait her şeyim...
Ah sevgilim, beyaz perim...
Düşlerimle girdiğin ömrümden, düşlerimle gittin...