ufuk

ufuk

Üye
23.10.2004
Uzman Onbaşı
2.971
Hakkında

  • İt ürür kervan yürür demiş bir arkadaşta... İt kim diğer yüzde ellimi sokaklara çıkan senin deyiminle almanlarmı :) türkiyede o kadar alman varmı yaw hehehe... Artık ağzıyla konuşmayınca insan kendini ne durumlara düşürüyor yazık valla... Hani ciddiye alıp yazdıklarını okumak isterdim deniz.40 arkadasın dediklerinin çoğuna katıldığım için ve sizin gibi AKP sempatizanlarının sürekli yorumlara garip şekillerle süsleyip insanların dediklerini kıvıra kıvıra... baska bir yerlerinden anladığınız için gereksiz bir uğraşı olacak... Eskiden daha güzel kavga ediliyordu burda yaw... şimdi boş tenekeler yaz uykusunda sivri sinek avluyor... Ne kadar yazık değilmi...

    Ya bir dip notta buraya ekleyeyim CHP diyip duruyorsunuz CHP kim biliyormusunuz... CHP normal sartlarda yüzde 10 barajının altında kalacak bir parti sırf size muhalif karşınızda birisi dursun diye oyun boşa gitmesin diye oy verilen sözde bir parti... Artık uğraşmayın ya yazıktır... Rab'bın verdiği nefesi enerjiyi boşa harcamayın... İt ürür kervan yürür ve gariptir taksimde üniformalı çok gördüm ben ama sağolsun dayakta yese gazda yese ölsede orayı yarın delikanlı gibi dolduracak bir sürü babayiğit vardı... Gözümle gördüm....
#27.06.2013 01:08 0 0 0
  • Bu arada küçükte bir dipnot olsun... Burada muhalefet yapmak denizin dibine dalıp şişeden tatlı bir meyve suyu içmeye çalışmakla aynıdır... Fikirler burada pek değerli değildir... Eşit konuşamazsın atıverirler... Sinirinle kalırsın... Deniz.40 arkadasım aman ha...
#27.06.2013 01:03 0 0 0
  • Taksime gidip oradaki cocukların durumunu görmeyen soysuzlar çıkıp onlar ermeni alman ingiliz mi diyor.... Bir ses geliyor bir yerlerden ama ağızdan çıkmıyor... Nasıl yaltaklanmaksa artık nasıl bir çıkar beklentisiyse medyada ve g.tünün kılıyım iltifatlarında... İnsan beyniyle düşünmeyince at gözlükleride olunca... E birisi söylesin artık arkadaşım üstüne oturduğun şey beyin değil lütfen ilk okula gitmeden öğreniliyor bunlar... Birisi vaaz verirken kafası kaşındığın da üstüne oturduğu yerlerini kaşırmış... Yani anlamazsın ya ve bende nasıl küçümsemekse artık... Sinirlenmemekte nasıl elde değilse... Her neyse... Saygılar...

    Atatürkçü olmak ideolojik bir oluşuma gönül vermek değildir... Eli öpülecek adamı tanırız elhamdülillah...
#27.06.2013 01:00 0 0 0
  • Yazıma merhaba dersin...
    yazımdaki kuru ayazıma...
    Eskilerden tanıdık bir yüz gibi gelir bu şehir...
    Bir yerlerden gözün ısırır bir kaç kuytuyu köşeyi...
    Gökyüzü bile değişmez bazen...
    Yıldızlarını bir bir kaybeder hayatındakiler...
    Gökyüzü kararır ve yıldızları düşer gözlerinden damla damla...
    Gözüme göz, yüzüme yüz, sesime ses verirsin tek tek kırıklarımın...
    Üstünü bırakırsın bir parkta; ilk busenin...
    İsmi buseyse günahıda azdır elbet...
    Yoksa hangi sokak lambasına sorsan bilir öpüşümü...
    Yeterince var zannedip birden hepsi gider bu sevişlerin...
    Koyu bir griliğe hapsolur gökkuşağı...
    Ve sen içinde olmak için can attığın bu kalabalığın içinde ne aradığını çözemezsin...
    Üstüne gelir her bakış, her kelime rengini kaybeder...
    Sevmek bu kadardır işte...
    Özünde sevmenin tek mühürü ölümdür...
    Eğer ölmezsen bir gün mutlaka sevmektende vazgeçersin...
    Dönüp kendi gölgene, bir tekmede atıp feleğine...
    Etrafında biriktirdiğin paraya asla çevrilemez nöbetler sıkıştırırsın zaman boşluğuna...
#09.06.2013 01:05 0 0 0
#28.05.2013 00:26 0 0 0
#03.04.2013 01:18 0 0 0
  • Bekliyor...
    Karanlık uçsuz bucaksız bir yalnızlık...
    Sevdadan sıyrılmış zavallı bedeniyle bir aşk...
    Her yelde ürperen o masum çocuk...
    Titreyen dudakların...
    Bekliyor...
    Azmini kaybetmiş bir haykırış...
    Yokluğuna yazılmış hatıralar...
    Koskoca bir mazi...
    Ebediyen umutsuzca...
    Bekliyor...
    Kaçmayı dört gözle bekler gibi sevdadan...
    Soğukta alevler içinde bir mezradan...
    Asla güneş doğmayan hatıralarla...
    Sessiz mabedinde...
    Bekliyor...
    Bir aşkın beklenmedik zulmünden...
    Mutlumuyum mutsuzmuyum kararsızlığıyla...
    Yepyeni çehrelerden uzaklaşarak...
    Zindanlarında bu ömürün...
    Bekliyor...
    Dönecek diye emin izlenimlerle...
    Geriye kalanların hezimetiyle...
    Başından asla ayrılmayan mazisiyle...
    Islak ve yorgun gözlerle...
    Bekliyor...
    Renklerini kaybettiği dünyasıyla...
    Yere göğe sığdıramadığı sevdasıyla...
    En büyük kederlerin kare asıyla...
    Korkularının ve kabuslarının arasında...
    Bekliyor....

    Solup giden geleceğin çiçekleri dökülüyor yüzüne...
    Yağmur deyip umursamıyor zaman zaman...
    İçinde biriktirdiği bu öfkenin kasvetiyle...
    Nasıl tuttu sevgili başkasının elini, kendi ellerini ateşli ateşli tutarak...
    Nasıl öptü nasıl okşadı belki milyon yıllık zannettiği bir sevdayı satarak...
    İşte aşk iste sevda gerçek olmadıklarını anlamamız için...
    Bekliyor...

    Gördüğüm gözlerdeki o ateş, tenin teni çekmesiymiş...
    Ağzından çıkan sevdalı sözlerin tek amacı öznesini değiştirmesiymiş...
    Ben bunca zaman nasıl yasını tuttuysan sevdaya inancımdan...
    O inanmadığı sevdalarda meşk peşindeymiş...
    Gönlü fakir teni zengin sevgilim...
    Sat daha bizden ne kaldıysa...
    Zaman tek çare ama o bile...
    Bekliyor....
#07.02.2013 01:33 0 0 0
  • Karanlığa gizleniyor arzularımız...
    Ve biz seviştikçe yaralanıyoruz...
    İçimizden geçiyor onca mutlu anılarımız...
    Gözlerimizden bir film şeridi gibi hayat...
    Ya öldük, yada ölmenin ertesindeyiz...
    Neyi yaşadığımızı ifade edemeden bir birimize...
    Daha yağmurda yürümeden yan yana...
    Uçsuz bucaksız acılarımıza sığındık seninle ben...
    Biz sevmekten çoktan vazgeçmiş...
    Bir parça mutluluk arayan aç köpekler gibiyiz...
    İlk buluşmamızda durduğun gibi durmuyorsun, değiştin...
    İlk baktığım gibi bakmıyorum artık, bakışlarım eridi...
    Nasıl aptal yeminler etmişiz birbirimize...
    Değişmeyen tek şey değişimmiş...
    Göz göre göre ama engel olamadan vazgeçmişiz birbirimizden...
    Gitsen üzülmem, kalsan sevinirim...
    Vazgeçemediğim sen kimsin bilmiyorum..
    İçimi nasıl fethettiysen... Ben ki sana nasıl böyle bağlanmışsam...
    Yorulmuş bir maziyle duruyorsun kalbimin bir köşesinde...



    ufuk
#03.02.2013 01:42 0 0 0
  • Okudumda dilim yetmedi sana anlatmaya hayallleri!!!
    Izdırabın derin kuşağı sarmış soluksuz mabedini...
    Bir dirhem hançer yarmış maziden kalan servetini...
    Hayalll demek sen demekmiymişsin ya da benmi yanlış kurmuşum cümleleri...

    Islak gözlerle olmayan bencilliğine sarıldı hayalll...
    İçinde su götürmez şüpheleri...
    Varlığından ve yalnızlığından korktuğu kadar korkmadı ölümden...
    Ve bir şey beklemedi dününden...
    Bir kardelen gibiydi...
    Kayboldu gitti...
    Gitmektende korkardı oysa hayalll...
    Tek korkusu gitmekti belki...
    Yalnız bir şahin gibi süzüldü bizden...
    Yerini değiştirdi...
    Başka ellerde saklanıyor şimdi...

    Hayalll bir temmuz gecesi fikrinden uzak daldı gökyüzüne...
    Hayalll her aşk ölümsüzce yaşanır zannetti...
    Güneşe kar baktı, kar taneleriyle tutuştu...
    O ömrümde gördüğüm en güzel buluştu...

    Ardından destan yazamadıysak affola...
    Ufuk burada hep buralara yakın yerlerde olmak koşuluyla yaşıyor...

    ufuk
#14.01.2013 23:29 0 0 0
  • Her başlangıçta yeni bir hikaye bırakırdı bana...
    Gitmekten korkardı...
    Sevdiğimi bile bile gidemezdi elbet...
    Gözümden sakınırdım, onsuz aşk aşk değildi...
    Soğuk olurdu odamız... Isınmadan sarılmazdık birbirimize...
    Tenha bir ikilemde yalnız iki çocuktuk sadece...
    Evciliklerimiz, arkası yarınlarımızla büyütmeye çalıştık içimizdeki mutsuz çocuğu...
    Gidemedik...
    İçimiz parçalandı... Seviştikten sonra sustuk, tavanı izledik yanyan...
    Birlikte yapabildiğimiz nadir şeylerden biriydi...
    Mutsuzduk etimize sığındık...
    Ve bu sığınış anlamını yitirmeye başladığında anladık...
    Büyümüştük...
    Birbirimizi büyütmüştük...
    Ama yine de gidemedik...
    Birbirimizi böyle haince severken giden olamktan korktuk...
    Gözlerimiz hep nemliydi... Ağlamaya direniyorduk...
    Belki bir damla aksa çürürdü yanaklarımız...
    Ağlayamadık...
    Belki bir ağlasaydık çözülecekti içimizdeki kalkanlarımız...
    Hayat yaşamaya zorluyordu bizi... Biz birbirine saklanmış iki çocuk...
    Kimden veya neyden kaçıyorduk bilmiyorum...
    Ne zaman ona saklansam kaçtığım şey ensemde gibiydi...
    Çığlık atamadım... Sesimi yutkundum hep...
    Gözlerine baktım sonra... O alev gözlerine... Sönmüş...
    Yıllardır bakmamıştım sanki...
    Ve sanki ilk kez göz göze geliyorduk...
    Yarım bir hikaye bırakmıştık ardımızda...
    Yıllar sonra yine o hikayenin son kelimesine sığınmıştık...
    Gidemiyordu görüyordum...
    Giderek seven bir adamı bırakarak kötü olmak istemiyordu...
    Mazeretleri vardı sadece ceplerinde...
    Çantası mazeretlerinden taşıyordu...
    Gitmiyordu ama gelemiyordu da...
    Yanımdayken anlamsızdı...
    Yokken en büyük özlemim....
    Nasıl bir bilmecenin içine düştüğümü anlamadan karar verdim...
    Gittim...
    ...
    ..
    .

    Ufuk
#05.01.2013 00:59 0 0 0
  • Virane bu şehir başımda dönüyor...
    Kaldırımlar üşüyor...
    Ellerin...
    Çatlamış yer yer umarsızca...
    ...
    Yüzünde cilveleşiyor gamzeler...
    Belki bir kibrit çaksam karanlığına...
    Seni gören göz görmekten terfi ediyor...
    Kör oluyor...
    İçimde büyüdükçe gözümde büyüyorsun...
    ...
    Yağış almıyor terkettiğin diyarlar..
    Bulutlar nadir uğrar...
    Harran olur yüreğim...
    Belki birkaç damla daha daha kan...
    Filistin olurum...
    ...
    Üstüme düşer yalnızlığım...
    Sever okşar sevişir benimle...
    Günah değil ya...
    Seni ilk onunla aldatırım...
    Sonra daima onu senle aldatmayı dilerim...
    ...
    Üstümde duruyor hala yalın çizgilerin...
    Gökten üç elma düşer çizgi çizgi...
    Karikatür olur hayatın kendisi...
    Biri çizer biri yazar...
    Biri sen biri ben...
    ...
    Hala şarkı söylerim akdeniz akşamlarımsın...
    Dilim düşer...
    Adın geçer masamda...
    Kimse konuşmaz ve kimse susmaz, kimseyle...
    Seninle susuşuruz...
    ...
    Sıkılıyorken gökyüzü habersiz bende...
    Bir yağmur yağar gözlerin...
    Bir kar tanesi tenin...
    Usul usul ve toprak rengi ölümsüz gözlerin...
    Meydan okur bana...
    ...
    Geçip gidecek işte unutulacağız...
    Sevdiğimizden, sevmek istediğimizden kaçıp...
    Sevenden bir kolye zincir zincir...
    Biz olacağız...
    Ne kadar çok seviyorsak o kadar güçlü...
    ....
    Ufuk
#28.12.2012 23:54 0 0 0
  • Giden kim olsa arkasına bakmayı yediremezdi belki gururuna...
    Daha gitmeden pişman olmakta var işte bazen...


    Yüreğinize sağlık... Kısa ve öz yazıyorsunuz... Ben kelimeleri kalabalık tutuyorum siz özetle net anlatıyorsunuz... Helal olsun vesselam...
#28.12.2012 23:38 0 0 0
  • Üstüme geliyor bu şehir, yollar kapalı... Kaçamıyorum...
    Seni görüyorum genç bir kızın yüzünde, gözlerinde aşkımdan bir eda...
    Utanıyorum ama yine de saklayamıyorum sanki seni bir milyon yıl öncesinden tanıyormuşum hissini...
    Yorgunum... Ağırlığına bel bağladığım dünyam...
    Sensiz aslında nasıl bir dünyamın olduğunu görüyorum...
    Sessiz uzanıyor hayalin yanımda... Sen yoksun....
    Odama bir sürü çiçek aldım sen yokken... Gelirsen sevinirsin diye...
    Sen çoktan kapatmışsın bir milyon yıllık bir tarihi yeni sayfalar hazırlamışsın kendine...
    Ben yalnız elini tutmadan yürütmezdim seni... Ellerin üşür bilirim...
#27.12.2012 22:29 0 0 0
  • Bu üşüyen bedende bu güzel kalp... Adımlar anlamlarını sözlerimin teker teker...
    Yüklemlerimden hıncım vardır, gidişlerinin her biri birer birer ayıp...
    Gözlerindeki şu kahpe uçurum, düştüğümü düşlüyorum...
    Ah ve bedbaht bir yalnızlığa sürükleniyor bu varoluş...
    Listeleri kabarırken arkadaşlarımın, yalnızlaşıyorum...
    Anlamsızlıklarına anlamlar yüklemeye çalışıyorum gitmelerini...
    Bir gece yolcusu ellerini ısıtıyor yaktığı hayalleriyle...
    Gökyüzünden yağmur değil baht yağıyor, seçemiyoruz... Üstümüze damlıyor...
    Anlatamıyorum sen anlat ne demek bu yalancı rüyalar...
    Anlat bana aşk demek sen demek dedi bana bu rüya...
    Anlat sende çok söyledin aşk sendin bana güya...
    .....

    Issızlaşıyorum, yapamıyor bu hayat günsüz...
    Bir gül gibi kuruyor tenin tenimde...
    Yabancılaşıyoruz...
    Bir sabah kalktığında sen...
    Ve ben...
    Yalnızlığı çözeceğiz yanyana...
    ....

    Sus yine gözlerini yumma...
    Tek ışık kaynağım soğuk gözlerini kapatma sakın..
    Ruhun çoktan gitmiş...
    Gözlerindeki o küçük yıldız ısıtsın ellerimi...
    Tenin zaten sonbahardan bir yaprak gibi...
    Kurudukça kuruyor..
    Kurudukça çekiliyor kanı bende kalanların...
    ....

    Avucumda duruyor gözyaşın...
    Soğuk..
    Mutsuzluk güneşi dinlemiyor..
    En kalın hayallerimi giydim...
    Bana bakıyorsun..
    Ben üşüyorum...
    Üşüyorum...
    Anladım üşümek düşmekten bir adım ötede...
    Sen bana bakıyorsun...
    Düşüyorum...
    Düşüyorum...
    ...
    Ah bu allak bullak bende bıraktığın hissizlik...
    Ah bu kan revan teşekkürlerim...
    ....
    ..
    .

    Ufuk
#22.12.2012 03:31 0 0 0
  • Neyin habercisi bu yaşadıklarımız...
    İnsanlar kalabalıklarda karışmak için bu kadar çabalıyorken...
    Neyin acelesi bu...
    İklimlerimiz bile değişken oldu artık...
    Yüzüne değeceğimiz bir sevgilide kalmadı yüreğimizin en güzel köşesinde...
    Birşeylerden başka birşeylere kaçıyoruz...
    Kalabalıkların arasında kaybolmak için can atıyoruz...
    Kimden saklanıyoruz...
    Kendimizden tabiki...
    İstesek yapabileceklerimizden korkuyoruz...
    Büyük başarılar büyük aşklar korkutuyor gözümüzü...
    Hayata bir es versek belki göreceğiz gerçek berraklığını...
    Hep erken çıktığımız yollarımız bizi geç bırakıyor hayata...
    Neyin intikami bu yaşadıklarımız..
    Sevdiğimize fısıldamaya korkuyoruz iki kelime aşkı...
    Yüreğimizi çantamızda, cüzdanımızda taşıyoruz...
    Çünkü bizi kalbimizden yaralamak isteyenler yerini bilmesinler istiyoruz...
    Ama adi bir hırsız çalıyor cüzdanımızı, çantalarımızı...
    Yine acısını biz çekiyoruz...
    En son cüzdanım çalındığında ilan verdim makber habercisine...
    Hükmü yoktur kalbimin, heran herkesi sevebilir dedim...
    Ve yenisini sipariş ettim beton yüzlü kasaplardan...
    Param yetmedide kullanılmış aldım...
    Egoistten temiz kalp... hiç kullanılmamış süs eşyası gibi taşınmış sadece...
    Sonrada bu kadar umursamaz oldum sevgili...
    Eskiden senden ayrılmamak için bir milyon bahane arardım...
    Şimdi gidesin diye tek bir bahane bırakıyorum sana...
    Çünkü bana ait olmayan bir kalbin sevdiği kadından hayır yok bana...

    Ufuk
#12.12.2012 23:00 0 0 0
  • Bu bende duran sancıların, hayatın bana oynadığı korkusuz bir oyunun perdesiz perdesi gibi...
    Yaşamak yalnız ve hazin bir çocukluk masalı, geçen yıllar ızdıraplı ve yokoluşlu...
    Nasıl seviyorsam beklemeyi kıyameti işte öyle seviyorum seni beklemeyi..
    Bir gün çıkıp gelme ihtimalindir yaşamamın gayri ihtiyari sebebi...
    Yaşamak seni beklemekten başka ne demek olabilirdiki başka...
    Ölümsüz meleklerin gökyüzünden söylediği hüzünlü şarkılar gibi...
    Her notada bir hicaz aşkına dair ve bir kayboluş melodilerin arasında gözlerini ararken...
    Hayatın her karesine nasılda yakışıyorsun nazlı güzel...
    Nasıl bir ipucu bırakıyorsun arkandan yarım yamalak...
    Bense meraklı bir çocuk her adımda seni çözmek için çabalıyorum amansızca...
    Kan ter içinde uykularımdan hala uyanmıyormuyum sanıyorsun, yanılıyorsun...
    Ne zaman seni rüyamda görsem gerçekliğini sorgulamak için ve gözlerimi açabilmek için çırpınıyorum...
    Tel tel işlemişsin her nefesinde aşkını ruhuna, ben çözemiyorum...
    Aşkın hayatı kayganlaştırıyor, tutunacak birşeyler arıyorum sürekli...
    İçimde ezilen yarım kalan yanım sürüklüyor beni gözlerindeki uçurumdan aşağı...
    Ve beni hayata tutunmaya sevk eden tek şey "bir gün dönme ihtimalin"...
    Ve ben her zaman dönüşüne hazır olmak zorundayım...
    Bu yüzden ayrılırken ağlamadım, kahrolmadım...
    Bu yüzden yasını tutmadım aylarca...
    Giderken beni bıraktığın halde bekleyemem seni sevgilim...
    Bir gün dönersen karşında aynı adamı bul diye bunca çabam...
    Bir gün yine aynı bana dön diye yüzümdeki gülüşlerle kalbimin kapısını ağzına kadar açmam....
    Nasıl olacak bilmiyorum ama bildiğim tek şey bir gün mutlaka döneceksin...
    Ve gönlünde acılarla beslenen bu adam yine dimdik adam gibi karşında hazır karşılayacak seni...
    Ey özlemlerine engel olamadığım dönmesi muhtemel sevgili...
    Zamanların durduğu ve hiç bir zaman eskimeyenlerin tutulduğu bir kavramda bekliyorum seni...
    Yolun yolum, aşkın hazin sonum olsun.... Her nefesim senin, varlığın kabrimde nurum olsun...

    Ufuk
#12.12.2012 00:30 0 0 0
  • Her ne kadar kızsamda sana!
    İçimde bana yaşattığın bu hazin gerçekliğe doyamıyorum...
    Aslında hep hayalciydim ben ve sen bu çekip gidişlerinle bana gerçeği hatırlatıp dururdun...
    Ben çoktan tüm kalbimle tüm samimiyetimle önüne sererken yüreğimi...
    Sen bilindik bir tebessümle, bilindik bir gururla karşımda durur yüzüme bakardın...
    Delirmiş olmalıydım, onca zamana rağmen seni daha tanımıyordum...
    Yani bazen tanıdığım seni tanımlayamıyordum...
    Diz çöküp önünde tüm sevgimi sana vermek sana asla yetmiyordu...
    Gözlerinin içine yersiz yurtsuz bir dilenci gibi aşk dilenerek baktım onca zaman...
    Ve sen bir prenses kibiriyle bastın üzerine sana açtığım duyguların...
    Sanırım delirmiştim... Bekledim yine de... Sadece sevmekle kalmadım da bağlandım...
    Masum ve çirkin yalanlar söyledim sana, bir şekilde karşılığı olmalıydı bu kibirinin...
    Kendimce cezalandırdım seni ve kendimi...
    Sevmekten korkarak büyütmüşler seni, çok seversen çok ezilirsin demişler...
    Evet sen bu seferde az sevdin ve üstüne bastın önünde duran koca hayatın...
    O kahpe özgürlüğün, o herkese dağıtmak için heveslendiğin kalbi sadece bana veremezdin elbet...
    Koca ömür bir tek sevgiyle geçermiydi dersin...
    Yanımda olduğunda gözlerimizi gözlerimizden alamazdık...
    Mahçup bir gamze kondururdun dudaklarının kenarına...
    Seni böyle bakarak sevmek dünyanın en anlamlı haliydi...
    Hep tutunmaya çalıştığım bu dünyada tutunacak iki küçük çukur bulmuştum dudaklarının kenarında...
    Hayat şimdi hayattı işte...
    Hep soruyordun bana neden beni sevdin diye...
    Sana dünyanın en güzel kızı ile birlikteyim derdim; inanmazdın...
    Bunu nasıl anlatabilirdim ki sana...
    Milyonlarca kadınla sevişsem dudaklarının kenarındaki bir tek gamzeye kondurduğum öpücüğü veremezler bana...
    Milyonlarca kadınla göz göze bakışsam aradığım tek şey senin bakışlarından bir parça olurdu...
    Kendimi olanca deliliğimle vermişken sana işte ispatı dünyanın en güzel kızı...
    Bana her meydan okuyuşunda kendi kendime isyan edip dururdum...
    Seni seviyorsam her şeyinle sevmem gerekiyordu...
    Umursamazlığınla, yalancılığınla, her an gidecekmiş gibi durmanla sevmeliydim...
    Sanırım ben seni sevmedim, sende gördüğüm bir kaç güzel şeyin üzerine biraz kurgu yapmış olmalıyım...
    Ve bu kurgu gerçekleşmeyince hayal kırıklıklarım ve öfkem...

    Şimdi bakıyorumda aradan çok az zaman geçmiş gibi ama yıllar olmuş...
    Ben seni hep seveceğim dünyanın en güzel kızı...
    Ben seni her kadında arayacağım, gözlerini, saçlarını ve dudaklarının kenarındaki gamzeleri...
    Kimse sen olmayacak kadar şanssız...
    Ve sen bu şansı haketmeyecek kadar gururlusun bahtımın vazgeçilmez gamzeli perisi...
    Sen sürgün yerim benim ve bense senin aşkının delisi...

    Ufuk
#11.12.2012 01:02 0 0 0
  • Hasretin sarıyor gecenin bir vakti başımı...
    Yüreğimde sancılar, sabah edemiyorum...
    Duydumki başkasına değiyormuş gözlerin...
    Ellerini başka biri tutuyormuş neyleyim...
    Aldatıyormuşsun beni hala...
    İçimde yaralar açmaya devam ediyormuşsun...
    Ben bu lanet şehirde seni unuttum diye yalan söylüyormuşum...
    Yalanmış aşk dediğin sevda yalanmış...
    Bir öpüşle, bir gülüşünle almışlar seni benden...
    Ah ben daha çekeceğimi çekmemişim...
    Duydumki unutmuşsun sen çoktan...
    Kırılı vermiş bahtımın narin aynası...
    Yüzüme bakamamışım gittikten sonra...
    Hey be sevdiğim ne çok zaman çürütmüşüz aşkımızın yollarında...
    Ne çok gün ağarmış hasretimizin kollarında...
    Var git işte, belki istediğini şimdi bulmuşsundur...
    Yüreğim kavruk ağzım yüzüm ağlamaklı...
    Var git peri...
    Ama yemin ederim ki bende seni unutacağım bir gün...
    Bir gün resimlerini bile yok edeceğim...
    Adı sanı kalmayacak sevdamın en ufak zerresinin bile...
    Senden vazgeçerek bir kez de ben senden alacağım bu intikamı...
    Lanet olsun o gözlerini içime taşıyan şeytana...
    Lanet olsun sevmesini bilip unutmasını bir türlü beceremeyen aşkıma...
    Lanet bana...
#10.12.2012 00:04 0 0 0
  • Gitgide gizleniyorum kendime...
    İçten içe içine saklanıyorum yaşadığım anılarımın...
    Gözüm gözüne deyse sevdamın acıyor yakıyor canımı...
    Artık gözlerimi saklıyorum nereye varacağını bilemediğim tanımsız aşklardan...

    Gitgide körleşiyorum hayata...
    Bir uçurtma çocukluğumdan bir hatıra...
    Elim eline deyse sancıyor ruhumun esrarengiz karartıları...
    Artık elim cebimde deymiyorum çoktan vazgeçtiğim tutuşmalarıma...

    Gitgide kayboluyor dokum...
    Geleceğe boş bir bakış bırakıyorum sadece...
    Tenim tenime deyse soyuluyor dökülüyor delikanlı günlerim...
    Artık tenimi boyuyorum dokunmayı lanetliyor içimdeki fırtınam...

    Gitgide çöküyor ruhum...
    İzinde saklı her bir umut, sevda belki aşk...
    Ruhuma bir es versem vazgeçiyorsun beni sevmekten...
    Artık ruhumu gömüyorum her sabah evden çıkarken bahçemdeki güllerin dibine...

    Yazık umutsuzca seviyorum...
    Umudum olsa yanımda olurdun belkide...
    Belki de bu hüzün durmazdı kocaman aynada...
    Ve ben ardından silmezdim koca bir adamın mahrem gözyaşlarını....
    Korkuyorum!
    Mecbur saklıyorum beni ben yapan isterik tutkularımı...
    Gönlümde kasırgalar ve belki kıyamet...
    Soluyorsun bir gül gibi köklerinin yanında duran ruhuma rağmen...
    Elime elin değse ve ben kaybolsam senli geçmişte...

    Ufuk COSKUN
#07.12.2012 03:42 0 0 0