YILDIZYAGMURU

YILDIZYAGMURU

Üye
20.07.2016
Astsubay
9.100
Hakkında

  • noimage

    Eleştirel aklın peşinde, nerden geldiğimiz, ne için yaşadığımız, nereye gittiğimiz sorularına karşı üretmeye çalışacağımız
    her cevap bizi daha çok ‘insan’laştıracaktır.

    İnsan olarak doğmayı seçmediğimiz doğru. Ya da en azından böyle bir seçimi hatırlamıyoruz. Fakat buradayız, nefes alıyoruz ve bu yazıyı okuyoruz.

    Milyarlarca canlı arasında kendini her gün geliştirebilecek bir potansiyel ile doğan yegâne canlılarız. Diğer tüm canlılar için hayat standart geçirilen bir yaşam formu sadece.

    Bir karanfilin “Geçen yaz kırmızı açtım hadi bu yaz da beyaz açayım.” dediğini hiç duymadık. Ya da bir leyleğin “Afrika çok uzak kardeşim bu kış eve doğalgaz bağlatacağım, bir yere kıpırdamayacağım.” duyanımız yoktur. Bir ağacın beğenmediği yerini değiştirmesi, bir timsahın çok güzel diye bir ceylanı yemediğini, Ay’ın “Her gece her gece bıktım yahu, bu gün vuracağım başımı yastığa, doğmayacağım.” diye oflanıp pufladığına hiç şahit olmadık. Olmayacağız da.

    Aklın denizi kalptir.
    Gelişmek yaşamak yakıtıyla çalışır. Her tebessüm, her güzellik, her çaba, her okuma, her düşünme, her yenilenme gelişmenin yakıt ikmalidir.
    Gelişmeye, daha çok düşünmeye, daha çok sorgulamaya, daha çok yenilenmeye karşı sorumluluk alarak büyür insan.

    İnsan olmanın sorumluluğunu taşımaktan korkmayalım. Zira yükte hafif pahada ender nadirlikteki bir zenginliktir bu.

#24.08.2016 05:46 1 0 0
  • Kizilderili bir adamla beyaz adam cadde de yuruyorlar..
    birden kizilderili adam beyaz adama:
    cekirge sesi duyuyorum der.

    fakat beyaz adam:
    bu kadar kalabalik bir cadde de cekirge sesi duyman imkansiz,
    yaniliyorsun der.

    kizilderili usteler hayir duyuyorum der ..
    daha sonra bir bahceye girerler ve gercekten orada cekirgeler
    vardir beyaz adam sasirir ..
    senin kulaklarin farkli der.
    bu gurultude cekirge sesini duymak imkansiz der.
    kizil derilide hayir benim kulaklarim diger insanlarin kulaklariyla ayni der.
    normal kulaklara sahibim ben der..
    beyaz adam israrla kulaklarinin farkli oldugunu soyler..

    bunun uzerine kizilderili cebinden bir bozuk para cikarir
    ve o parayi cadde uzerine atar para yuvarlanir
    ve caddedeki herkes cebini yoklamaya baslar paranin
    gittigi yone dogru bakarlar...

    herkes duymak istedigi sesi duyar
    ve o sesin pesinden gider...

    noimage
#24.08.2016 05:41 0 0 0
  • Konu: HAYAT...
    Hayat, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da, çalıştığın işler değildir.
    Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak,
    kabul görmek ya da görmemek değildir.
    Hayat bunlar degildir.
    Hayat; kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.
    Kendin için neler hissettiğindir.
    Güven, mutluluk ve şefkattir.
    Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.
    Hayat;
    kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.
    Neler söylediğin ve ne demek istediğindir,
    söylediklerinin arkasında durmandır.
    İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini, olduğu gibi görmektir.
    Her şeyden önemlisi; hayatını,
    başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.
    İşte hayat,
    bu seçimlerden ibarettir.
    Şerefle bitirilmesi gereken en asil görev, hayattır.
    Bir lokma ekmek için şerefini çiğnetmeye,
    bir anlık eğlence için servetini tüketmeye,
    bir zamanlık mevkii için insanları ezip geçmeye,
    günlük menfaatlar için onurunu terk etmeye,
    bir kısım insanlara kızıp tüm insanlara düşman olmaya
    değmez bu hayat...
#24.08.2016 05:38 1 0 0
  • Tarih dersinde öğretmen birini tahtaya kaldırmış ve sormuş:
    -Oğlum Kadeş Savaşını kim yaptı?
    Çocuk hemen yanıtlamış:
    -Hocam vallahi billahi ben yapmadım.
    Hoca sinirinden çıldıracak. O sinirle dışarıya çıkmış, koridorda Matematik öğretmenini görmüş ve durumu Matematik öğretmenine anlatmış:
    -Hoca hanım bu öğrenciler beni çıldırtacak; Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, vallahi billahi ben yapmadım diye yanıt veriyorlar, çıldıracağım...
    -Hocam üzülmeyin çocuktur bunlar hem yaparlar hem de yapmadım derler... Tarihçinin sinirleri iyice tepesine çıkmış ve soluğu Müdür Beyin odasında almış.
    -Müdür Bey bu nasıl bir okul, ne öğrencisinde hayır var, ne de öğretmeninde; öğrenciye Kadeş Savaşını kim yaptı diye soruyorum, ben yapmadım diyor, öğretmene durumu anlatıyorum, bunlar çocuktur hem yaparlar hem de yapmadım derler diyor, kafayı yiyeceğim.
    Müdür Bey: Siz hiç kendinizi üzmeyin Hocam, bunda merak edilecek birşey yok, şimdi Bakanlığa bir yazı yazar ve Kadeş Savaşını kimin yaptığını sorarız... Tarih Öğretmeni aldığı yanıt ile oracığa yığılıp kalmış ve Müdürden bir hafta izin almış...
    Bir hafta sonra Bakanlıktan bir yazı:
    Bu yıl ödenek olmadığı için Kadeş Savaşı yapılamayacaktır. Bilginize..

    noimage
#23.08.2016 20:11 0 0 0
  • Göğün her yerde mavi olduğunu anlamak için dünyayı dolaşman gerekmez.
    Bak, aynı zamanda da baktığını gören ol.
    Geldiğin zaman boşluk dolduran değil, gittiğin zaman yeri doldurulamayan ol.
    Her duyduğuna inanma, elindekinin hepsini harcama ve istediğin kadar uyuma.
    Seni seviyorum derken inanarak söyle.
    Özür dilerken karsindakinin gözlerinin içine bak.
    İlk görüşte aşka inan.
    Asla başkalarının hayalleri ile dalga geçme.
    Derinden ve inançla sev.
    Kırılabilirsin belki ama başka türlü de hayatını tam anlamıyla yaşayamazsın.
    Anlaşmazlıklarda dürüstçe savaş.
    İnsanlar hakkında konuşulanlara inanip, onlar hakkında karar verme.
    İnsanları yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz.
    İnsanlara beklediğinden fazlasını ver ve bu işi yaparken kibar ol.
    Yavas konus ama hızlı düşün.
    Şunu daima hatırla ki, büyük aşk veya büyük yatırım daima büyük risk taşir.
    Eğer kaybedersen aklını da kaybetme.
    Üç S'yi unutma:
    Sevgi - herkese,
    Saygı - kendine, başkalarına,
    Sorumluluk - Tüm hareketlerin için.
    Eğer hata yaptıgını farkedersen, hemen onu düzeltmeye bak,
    bile bile devam etme.
    Konuşmayı sevdiğin biriyle evlen. Yaşin ilerledikçe sohbet her şeyden fazla önem kazanacaktir.
    Anneni sev, say, ara.
    Şunu bil ki, bazen sessiz kalmak en iyi cevaptır.
    Sevdiklerinle tartışırken, o anı önemse, geçmişi kurcalama.
    Satır aralarını da oku, bilgilerini paylaş.
    Bilgi insani kuşkudan, iyilik acı çekmekten, kararlılık korkudan kurtarır.
    Dua et. Büyük güç verir.
    Düşün. Daha da büyük güç verir.
    Öperken gözlerini kapamayan sevgiliye güvenme.
    Bazen istedigin bir şeyin olmaması senin için bir şanstir.
    En iyi ilişkin, birbirinize olan sevginiz, birbirinize ihtiyacınızdan fazla olduğu zaman olacaktır.
    Şunu bil ki; karakterin senin kaderindir.
    Sınırsızca sev, her gönülde çiçek olacağina, bir gönülde buket ol.
    Sevgi için kollarını kapalı tutma, sonra kendinden başka tutacak şey bulamazsın.
    İçinden ne geliyorsa yap. Doğal ol.
    Mutluluk, sorunsuz bir yaşam değil, onlarla başa çıkabilme yeteneği demektir.
    Gülmek için mutluluğu bekleme, sonra tebessüm bile edemezsin...
#23.08.2016 20:00 1 0 0
  • noimage
    Arkadasimin kizi bir yasina gelmisti, 'Sen egitimcisin neler ogretmemgerekiyor,bazen kendimi cok caresiz hissediyorum' dedi. Sorusu kolaydi ama, yaniti zordu, akil vermesi basitti ama uygulamasi karmasıkti,
    anlatmaya basladim:
    Annelik uzun zaman alan ve gunun yirmi dortsaati devam eden adi 'insan yetistirmek' olan bir is. Bir kere bilmelisin ki, zaman alacak. Neye zaman harcarsan onun karsiligini alirsin. Isine zaman harcarsan isinden, esine zaman harcarsan esinden, cocuguna zaman ayirirsan da ondan karsiligini alirsin.
    Yapabiliyorsan gozyaslarini tutmamasini ogret, aci cekmeden olgunlasamayacagini...
    Kiskanmamayi ogret ona, arkadasinin basarisindan mutlu olmayi, birlikte sevincleri paylasmayi, icinden 'neden bendegil de o?' demeden...
    Kazanmaktan mutluluk duyup icine sindirmeyi, ama ayni zamanda kaybetmeyi ogrenmesini. Cunku bir adim sonrasinda gorunuste galip olanlari gosterecek hayat ona nokta.
    Her seyin bir sonu oldugunu ogret.
    Sahip oldugu butun degerlerin bir gun keyif vermeyebilecegini.
    Kazanilan ve harcananin bir sonu oldugunu, gidilen yerlerin zamanla bıkkınlik verebilecegini, her seyi tuketebilecegini, tuketemeyecegi tek seyin bilgi oldugunu ogret.
    Kitaplardan keyif almasini, ders calismak istemiyorsa zorlanmamasini, ama okumayi sevmesini ogret ona.
    Elbet er ya da gec alacaksin biliyorum, ama mumkun oldugunca gec al ona bilgisayari.
    Ona kendisi ile kalacagi sakin zamanlar ver, sıkılmayi ogret ona, sıkilip ta kendini yonlendirmeyi bulmasini.
    Dogaya gotur onu, hayvanlardan korkmamasi gerektigini ogret. Arilarin bizi sokmasindan cok, nasil bal yaptigini anlat. Doganin kendi icindeki gizemini bulmasina yardimci ol, yagmurdan sonraki toprak kokusundan keyif almasini sagla.
    Soguk kis gecesinde ates yakmayi ogret, belki buyudugunde bir gece sevgilisine ates yakar ve belki binlerce yildizin altinda birbirlerine sarilirlar, bunu ogretmemis diger sevgililerin aksine...
    Sartlar cok zor olsa da yalan soylememesi gerektigini ogret ona.
    Kazandigi elli milyonun piyangodan cikan besyuz milyardan cok daha keyifli oldugunu ogret. Alin terine saygiyi ogret ona.
    Ask acisi cekmenin hic asık olmamaktan daha guzel bir duygu oldugunu ogret.
    Kendi dogrulari uzerinden kimsenin onu yargilamasina izin vermemesi gerektigini ogret, baskalarini da kendi dogrulari uzerinden yargilamamayi... Bunun baskalarini dinlememek oldugunu degil, soylenenleri kendi eleginden gecirmesi gerektigini ogret.
    Kendi fikirlerine inanmanin guzelliklerini anlat.
    Hayati sorgulamayi ogret ona...
    Bilginin en buyuk guc oldugunu ogret. Yapabilirse bunu en buyuk fiyata satmasini, ama kalbini ve ruhunu kendisine saklamasi gerektigini ogret.
    Hakli oldugu konuda sonuna kadar diretmemesini ogret ve hakliyken dik durmasini.
    Gunun birinde yaptiklari degil yapmadiklari icin pismanlik duyabilecegini ogret.
    Basit yasamasi gerektigini ogret ona, cay icmekten keyif almayi...
    "Istemiyorum", "hayir" demeyi ogret ona, istediginde ise "istiyorum" demeyi, Sevdiginde ise "seni seviyorum" diyebilmeyi ogret ona.
    Bir kot pantolon ve tisortle universiteyi bitirmeyi ogret ona.
    Temiz kokmasini...
    Sorgusuz sevmeyi...
    El yazisi ile notlar yazmayi...
    Lafi dolandirmamayi...
    Sevdiklerinin hicbir zaman cantada keklik olmadigini, dostluga yatirim yapmasi gerektigini, kiymetini bilmeyenlerden uzaklasmasini ogret ona.
    Muzigi sevmesini, sporla barisik yasamasini,
    Islerin hicbir zaman bitmedigini soyle ona, en yogun zamanda bile kendine vakit ayirmasi gerektigini ogret... Ama en cok da kendini sevmesini ogret... Kendini sevmezse kimsenin onu sevmeyecegini...
    Kendine cicek almazsa kimseden cicek beklememesi gerektigini...
    Kendine ozenli yemekler yapip sofralar kurmazsa kimsenin onun icin yemek hazirlamayacagini...

    Hayatta her seyden cok kendisinin önemli oldugunu ögret ona...
#23.08.2016 19:54 0 0 0
  • "Satilik Köpek Yavrulari" ilaninin hemen altinda küçük bir çocugun basi gözüktü ve çocuk dükkan sahibine sordu :
    "Köpek yavrularini kaça satiyorsunuz?"
    Dükkan sahibi : "30 dolarla 50 dolar arasinda degisiyor fiyatlari" dedi
    "Benim 2 dolar 37 sentim var" dedi çocuk
    "Bir bakabilir miyim yavrulara"
    Dükkan sahibi gülümsedikten sonra bir islik çaldi ve köpek kulübesinden bes tane yumak halinde yavru çikti.
    Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu isaret
    edip sordu : "Bunun nesi var?"
    Dükkan sahibi onun kalça çikigi oldugunu ve hep sakat kalacagini açikladi.
    Küçük çocuk heyecanlanmisti.
    "Ben bu yavruyu satin almak istiyorum.
    Dükkan sahibi : "Hayir o yavruyu satin alman gerekmiyor.
    Eger gerçekten istiyorsan o yavruyu sana bedava veririm"
    Küçük çocuk birden sinirlendi. Dükkan sahibinin gözlerinin
    içine dik dik bakarak :"Onu bana vermenizi istemiyorum.
    O da diger yavrular kadar degerli ve ben fiyatini tam olarak ödeyecegim. Aslinda simdi size 2 dolar 37 cent verecegim ve
    geri kalanini ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacagim."
    Dükkan sahibi çocugu ikna etmeye çalisti :

    "Bu köpegi gerçekten satin almak istedigini sanmiyorum.
    Bu yavru hiçbir zaman diger yavrular gibi kosup, ziplayamayacak ve seninle oynayamayacak."
    Bunun üzerine küçük çocuk egildi, pantolonunu sivadi ve büyük bir metal parçasiyla destekledigi sakat bacagini dükkan
    sahibine gösterip, tatli bir sesle :

    "Ben de çok iyi kosamiyorum ve bu yavrunun kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var" dedi
#23.08.2016 19:30 0 0 0
  • Genç bir çift, şehrin en güzel mağazalarından birine girer. Genç karı koca; masaların üzerinde bulunan, tavana asılmış veya gelişi güzel vitrinlere atılmış çeşitli renkli oyuncakları incelemektedirler.
    Bunlar arasında, ağlayan veya gülen bebekler de vardı. Ayrıca; elektrikli oyuncaklar, pizza ve pasta pişirmeye yarayan minyatür mutfaklar da bulunuyordu. Yanlarına sevimli bir satış elemanı kızcağız yaklaşana kadar bir türlü karar veremediler.
    Karısı satış elemanına:
    “Bizim çok küçük bir kızımız var. Ancak biz, bütün gün ve bazen akşamları da evde bulunmuyoruz .” dedi.
    Kocası:
    “Küçük kızımız pek az gülümseyen bir çocuk ” diye ilave etti.
    Karısı:
    “Bizim evde olmadığımız zamanlarda da onu mutlu edebilecek bir şey arıyoruz” diye araya girdi. ve “Yani, yalnız kaldığında da onu mutlu edebilecek bir şey.” diye ekledi.
    Genç satış elemanı tatlı bir gülümseme ile:
    “Ancak biz aile sevgisi satmıyoruz ki!”
#23.08.2016 12:39 0 0 0
  • Hani ucu, girdiği kilit yerinden biraz kısa olur da, ikide bir de acılır ve hiç kapanmaz ya? işte ondan...
    Sivri ve kımıldadıkça kalbe batan,benliği hareket ettiren cinsten...
    Hiçbir yere atamıyor, yok sayamıyorum. Çengelli bir iğne gibi iğnelendi kalbime ve ben bu delik kalple yaşıyorum sanki...
    Delik kalbimin, yüreğimin en ücra köşelerine kadar hissediyorum boşluğu, yokluğu...
    Aynı uykuyu uyumak istiyorum aslında onunla...
    Aynı anda aynı yatakta beraber uyumak değil kastettiğim. Ayrı coğrafyalarda da olsak, ayrı mekanlarda da bulunsak aynı uykuyu uyumak, aynı rüyayı görmek...Göz bebekleriyle, beynin arasında gidip gelmek, kalbindeki uykuya dalmak istiyorum.
    Ve uyandığımda keşke gerçek olsa diyorum...
    Bana bıraktığı aşk gibi yarım yaşıyorum şu günlerde herşeyi...
    Başlayıp da bitiremediğim yazılarım, sonuna kadar gelip de okuyamadığım kitaplarım, dalgın dalgın yürüdügüm yollarım, son kelimesini bir türlü söylemediğim cümlelerim var.
    Her şeyi aşkımız gibi paramparça yaşıyorum. Sanki bütün dünyam, dudağımdaki yarım bir öpücüğün tadında artık...
    Saçmalıyorum, saçma sapan cevaplar veriyorum. Acı veren o gerçeği, kimselerle paylaşmadıkça da sevdiklerim korkuyor benden.
    Duvar oluyorum bir anda...
    Aşamadığım, kimselerin aşmasına izin vermediğim bir duvar!
    Ne onu yaşabiliyorum, ne de sevdiklerimle mutlu olabiliyorum.
    Hiçbir çözümü olmayan matematik problemi gibi, cevabı olmayan bir soru gibi beynimi kemiren acıtıcı bir duygu bu...
    Acı çektikçe mi yazı yazıyorum, yazdıkça mı acı çekiyorum bilmiyorum.
    Bunca acıya rağmen hala niye mi seviyorum?
    O gidince yalnız kalmayacağımı biliyorum, ama onsuz kalabalıklardan daha büyük bir yalnızlık olamayacağının da farkındayım..
#23.08.2016 11:36 1 0 0
  • Yeni evli bir çift vardı. Evliliklerinin daha ilk aylarında, bu işin hiç de
    hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi. Aslında birbirlerini
    sevmiyor değillerdi. Son zamanlarda o kadar sık olmasa da, evlenmeden
    önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil
    dökmüşlerdi. Ama… şimdilerde, küçük bir söz, ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu
    Bir
    akşam oturup, ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler. Her ikisi
    de, boşanmayı istememekle beraber, işlerin böyle gitmeyeceğinin
    farkındaydılar.Erkek, ” Aklıma bir fikir geldi” dedi. “Bahçeye
    bir ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.
    Kurumaz da büyürse, bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim. Bu süre
    içinde de ayrı ayrı odalarda kalalım.”Bu ilginç fikir hanımının da hoşuna gitti.
    Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve birlikte bahçeye diktiler.Aradan bir ay geçti.
    Bir gece bahçede karşılaştılar.Her ikisinin de elinde içi su dolu birer bidon vardı….
#23.08.2016 11:27 0 0 0
#23.08.2016 11:24 0 0 0
  • Bir gün yaşlı bir adam doktordan kötü bir haber alır. Ömrünün 6 ay kaldığını öğrenir. Yapayalnız çaresiz kalan yaşlı adam ölümden korktuğu için çare üstüne çare aramaktadır. Çevresindeki insanlar kendisine Evliya denilen bir kişinin yaşadığı semtin adresini vermişler. Çevresindeki insanlara göre bu Evliya yatalak hastaları duası ile iyileştiriyormuş.

    Yaşlı adam zaman geçmeden verilen adresteki semte gidiyor ve karşısında 7 yaşlarında bir simitçi çocuk görüyor. Çocuk yaşlı adama tebessümle bakıyor ve yaşlı adam tam yoluna devam edecekken simitçi çocuğun üzerindeki E yazılı eski tişörtünü görüyor. Hemen Aklına bu ‘E’ harfinin Evliya’dan geldiğini düşünen adam çocuğun Evliya olduğuna kanaat getiriyor. Hemen bir heyecanla çocuğun yanına gidiyor ve bir simit alıyor. Ve çocuğa ‘Doktor bana 6 ay ömrün kaldı dedi, bana dua ederek yardımcı olur musun? ‘ Çocuk bu cümleden sonra şaşırdı ve şaşkınlıktan tebessümle beraber olur gibisine kafasını salladı.
    Çocuk bu tepkiden sonra Bende çok sık hastalanıyorum ancak dedem hastalıktan korkmamamı ölen insanların gökyüzüne uçarak gökyüzünden cennete izlediklerini söylüyor. Bu yüzden ben hastalıktan hiç korkmuyorum. der.

    Yaşlı adam çocuğa deden çok doğru söylemiş. ama ben iyileşmek istiyorum bana yardımcı olur musun? der.

    Çocuk tamam dua ederim ama iyileşirseniz bana 10 tane balon alacaksınız tamam mı? der. Yaşlı adam başını salla***** olur ifadesini verir. Ancak çocuk mahçup durumunu gizleyemez ve hemen atılır. Uçan balon almanıza gerek yok normal balonda alsanız olur.

    Sonunda anlaşma sağlanıyor ve 6 ay sonra Ramazan bayramı geldiği zaman ne olursa olsun çocuğa bu 10 balonu yollayacaktır. Yaşlı adam çocuğun adresini aldıktan sonra çocuğun başını okşar ve oradan uzaklaşır.

    Ve Aradan 6 ay geçiyor. Yaşlı adamın hastalığından eser kalmıyor. Adam heyecanla adrese doğru ilerliyor ve oradaki simitçilere soruyor hiçbiri o çocuğu tanımıyor. Biraz ilerliyor ve Oradaki bakkala giriyor. Bakkal sahibi ise, Tanıyorum o zavallı çocuğu Ciğerleri çok kötüydü Geçen hafta vefat etti der.

    Yaşlı adam aniden oradan uzaklaşıyor ve ilk gördüğü baloncuyu durduruyor. Cebinden bir tomar para çıkartıyor ve çok çabuk bana 10 tane uçan balon ver. Hemen yetiştirmem lazım der. Baloncu şaşkın bir ifadeyle 10 balonu veriyor. Adam balonların iplerini düğümlüyor ve Besmele çekerek balonları gökyüzüne yolluyor. Baloncu dayanamayıp neden bu kadar heyecan yapıp böyle acele ettiniz ki der? Yaşlı adam Gözü dolmuş bir halde gökyüzünü izlerken, Gökyüzünde onları bekleyen küçük bir dostum var. Hemde Evliya gibi bir dost. Ben sadece balonları adreslerine gönderdim…
#23.08.2016 10:41 0 0 0
  • Sürekli olumsuz düşünen insanlarla bir arada olursanız onlardan etkilenmemeye imkan var mı? Onlar çevrelerine, olumsuz duyguları ve kırık umutları yayarlar. Bu insanlar bunu bilerek yapmazlar. Onlar kendilerini meydana getiren şartların ve içinde bulundukları durumun görüntüsünü davranışlarında tezahür ettirirler.
    Dünyada olumsuz düşünerek mutlu olan ve çevresine mutluluk veren bir insan yoktur

    Hayatınızda olaylara kötümser ve olumsuz bakan insanlara yer verip, onlarla birlikte olursanız, bu insanların bütün olumsuz özelliklerini siz de edinmeye başlarsınız. Ne pahasına olursa olsun, böyle insanlardan hemen uzaklaşmalısınız. Siz onların olumsuz sözlerini duydukça, en sonunda onlardan etkilenecek ve onlara inanmaya başlayacaksınız. Ulaşmak istediğiniz hedefleriniz, hayalleriniz varsa, sizinkilere benzeyen düşler kuran insanlarla birlikte olun.

    Sürekli öfkeli, üzgün yaşayan ve olaylara olumsuz bakan insanlarla birlikte olursanız, iyimser, neşeli, başarılı ve coşkulu halinizi unutur, bu insanların bütün olumsuz davranışlarını edinmeye başlarsınız. Duygularınızı motive edecek, sizi geliştirecek ve sizi yüreklendirerek harekete geçirecek insanlarla birlikte olun.

    Yanınızdaki bir arkadaşınızı bir yakınınız, bir komşunuz veya ailenizden birisi, bir işe başlayacağınız sırada size: "Sen bu işi yapamazsın, bu işi başaramazsın." derse, bu olumsuz iletişimden etkilenerek, kendi yeteneğinizden, kendi gücünüzden kuşkuya düşersiniz. Böyle olumsuz davranan, olumsuz mesaj veren insanlardan uzaklaşmalısınız. Yoksa hayallerinizin gerçekleşmesini engellersiniz.

    Sizin ulaşmak istediğiniz bir hedefiniz, gerçekleştirmek istediğiniz hayalleriniz varsa, sizin gibi düşler kuran insanlarla beraber olun.
#23.08.2016 10:32 1 0 0
  • Hipnoz, bilinçdışına açılan gizemli bir kapı, zihni anlamada bir rehberdir.

    Bilinç kaybolmaz, aksine yüksek bir algılama kapasitesi ile zihnin değişik katmanlarında dolaşır.
    Hipnoz, kişinin o anda gerçeğin farkında olmasına rağmen ondan ayrı olduğu hissine sahip olduğu yoğun bir fiziksel ve zihinsel rahatlama durumudur.
    Ronald Shon' a göre "doğal yoldan bilinçdışına ulaşarak kişinin kapasitesinin tümüne yetişmesi, yeteneklerinin sınırına ulaşmasıdır" buna göre yeteneklerimizin ancak sınırlı bir bölümünü kullanmaktayız.

    Hipnoz, kişinin sahip olduğu yeteneklerin daha fazla bir bölümünü kullanmasına yardımcı olan bir araçtır.
    Farklı bir bilinç ve algılama durumudur.

    Bilinç, hipnoz sırasında kaybolmaz aksine yüksek bir algılama kapasitesi ile zihnin değişik katmanlarında dolaşır.
    Modern hipnoz, kendi içsel gerçeğinize bir yolculuktur ve bu yolculukta aslında ne kadar güçlü olduğunuzu anlarsınız.

#23.08.2016 10:28 1 0 0