YILDIZYAGMURU

YILDIZYAGMURU

Üye
20.07.2016
Astsubay
9.100
Hakkında

#22.08.2016 15:50 0 0 0
  • 1. İnsan kalbi yerinden çıkarıldığında bir süre daha atmaya ve etrafındaki havadan oksijen almaya devam eder çünkü kendi elektrik sistemine sahiptir

    2. Mide asidi o kadar güçlüdür ki vücudunuz her 3-4 günde bir midenizin iç katmanını baştan aşağı yeniler

    3. İnsan burnu 50.000 kokuyu tanır ve hatırlar, neredeyse köpek burnu kadar güçlüdür

    4. Vücudunuzda 96.000 km uzunluğunda kan damarı vardır. Bu uzunluk Ekvator'un çevresinde 2.5 tur atabilir

    5. Kalbiniz her gün bir kamyonu 32 km götürmeye yetecek enerji üretir. Ömür boyunca ürettiği enerji ile bir kamyon aya gidip geri dönebilir

    6. 70 yıllık ömrü boyunca bir insan kendinden ortalama 48 kilo deri döker

    7. Havanın açık olduğu bir gece gökyüzüne bakarsanız Andromeda galaksisini görebilirsiniz, bu gözlerinizin küçücük bir ışık huzmesini yakalayabilecek kadar hassas ve güçlü olduğu anlamına gelir zira bu komşu galaksi 2,5 milyon ışık yılı uzaklıktadır

    8. 80 desibel gücünde horlamak mümkündür. Bu seviye bir beton kırıcı hava tabancasının yanında uyumak ile eşdeğerdir. 85 desibelin üzerindeki gürültü seviyeleri insan kulağı için zararlı kabul edilmektedir

    9. Bir insan ömrü boyunca 25.000 metreküp hacminde iki yüzme havuzunu dolduracak kadar tükürük üretir

    10. Uyanık olduğunda beyniniz bir ampulü yakmaya yetecek kadar elektrik üretir

    11. Kemikleriniz aynı ebattaki çelikten daha güçlüdür, buna karşın çelikten 4-5 kat daha hafiftir ve çelikten bile güçlü olan kemiklerinizin %31'i sudur.

    12. İnsan gözü dijital bir kamera olsaydı, 576 megapiksel olurdu. Piyasada bulabileceğiniz en gelişmiş 80 megapiksel DSLR'nin fiyatı 34.000 dolardır. Ayrıca uzmanlar insan gözünün 10 milyon farklı rengi ayırt edebildiğini tahmin etmektedir

    13. Kılıf içerisinde olmasaydı tüm hücrelerinizde yer alan DNA dünyadan Plüton'a gidip geri gelecek kadar esneyebilirdi

    14. Ömrünüz boyunca, beyninizin uzun dönem hafızası 1 kuadrilyon (1 milyon x milyar) ayrı bit bilgiyi tutabilir

    15. Ortalama bir insan ömründe, kalp yaklaşık olarak 1.5 milyon varil - 200 tankeri doldurmaya yerecek kadar - kan pompalar

    16. Vücudunuz saatte 180 milyon kırmızı kan hücresi üretir

    17. Hamilelik süresince, eğer annede organ hasarı ortaya çıkarsa, rahimdeki bebek hasarlı organı onarmak için kök hücre gönderir

    18. Bir adım atmak için 200 kas çalışır

    19. Tek bir hücrede 6 milyar DNA bulunur

    20. Bir insan hiç yemek yemeden 2 ay yaşayabilir

    21. Tat alma reseptörleri sadece dilinizde bulunmaz, aynı zamanda midenizde, ince bağırsağınızda, pankreasınızda, akciğerinizde, anüste, testislerde ve beyinde de tat alma reseptörleri bulunur

    22. Hafızanıza yeni bir şey kaydettiğinizde beyindeki nöronlar arasında yeni bir fiziki bağ oluşturulur. Her yeni kayıt ile beyninizde fiziki bir değişim yaşanır

    23. Beyin hücreleriniz ölmeye başlamadan önce oksijensiz 5-10 dakika hayatta kalabilirsiniz

    24. Beyninizin %60'ı yağdan oluşur

    25. Uzun süreli açlık durumunda insan beyni son bir kurtuluş çaresi olarak kendi kendini yiyecektir

    26. Fobiler kalıtımsal olabilir

    27. Belli uyaranlara karşı önceden otomatik olarak programlanmış şekilde vermiş olduğunuz tepkilere duygu denir. Yüzünüzü bir duyguyu yansıtacak şekilde değiştirdiğiniz zaman o duyguyu yaşamaya başlarsınız

    28. insan gözü her defasında yalnızca görüş alanınızdaki küçük bir alanı görebilir, bunları tek bir resim haline geiterbilmek için saniyede 2-3 seğirme (hızlı, otomatik göz hareketi) gerçekleştirir

    29. - Beyniniz kendisini aşırı yüklenmeden ve duygusal çöküntülerden korumak için bildiklerini unutur, bu yeni bilgileri daha kolay ve hızlı öğrenmenizde size yardımcı olur
#22.08.2016 13:38 1 0 0
  • Dünya üzerinde tüm toplumlarda kendine yer bulan nazar inanışı, İslam dininde de yeri olan bir olgudur. Tarih boyunca, nazarın insana zarar verdiğine ve ruhsal olarak etkilediğine inanılmıştır.

    Nazar Gerçekten Var Mıdır?
    Nazar Arapça bir kelime olup; bakmak, görmek anlamını taşır.

    Yılan gibi bazı hayvanların, avlarını bakışlarıyla sersemlettikleri söylenmektedir. Ayrıca insan zihninin oluşturduğu çeşitli beyin dalgalarının etrafa yayıldığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir.

    Nazarın, bu beyin dalgalarının bir kişiye odaklanması sonucu olduğu fikri yaygındır. Rivayet edilen bir çok hadiste nazardan bahsedilir.

    Kuranda geçen bazı ayetlerde de nazara işaret edildiği düşünülmektedir. Kalem suresinde geçen \"Doğrusu inkâr edenler, Kur\'an\'ı duydukları vakit (sana olan düşmanlıklarından dolayı) neredeyse gözleri ile seni yere sereceklerdi!\" ayeti gibi.

    Kimlerin Nazarı Değer?
    Beyin dalgaları güçlü olanlar ya da odaklanmada doğal kabiliyeti olan insanların nazarı etkili olduğuna inanılır.

    Haset, nefret, kıskançlık gibi ani duygu yoğunluğuyla kişiye odaklanıldığında da nazarın etkilerinin ortaya çıktığı görüşü vardır.

    Sarışın, mavi gözlü ya da bal rengi göze sahip insanların nazarının daha etkili olduğuna inanılırken, nazara karşı zayıf olanların ise kahverengi ve yeşil gözlü insanlar olduğu söylenir.

    Nazar Değdiği Nasıl Anlaşılır?
    Hakim olan inanışa göre negatif beyin enerjisine maruz kalıp, nazara uğrayan kişinin sık sık esnemeye başlar
    Nazarın ani ruh bozukluklarına sebep olduğu, birden bire oluşan ağrıya veya ön belirtisi olmadan ortaya çıkan hastalıklara sebep olduğu düşünülmektedir.
    Nazar, sadece insanlara değil eşyalara da değebilir. İnanışa göre camlar kırılabilir veya hasetle bakılan eşyalar zarar görebilir.

    Nazardan Nasıl Korunur?
    Kişinin vücuduna değecek şekilde akik ve kehribar takıların takılması veya görünür bir şekilde takılacak mavi renkli taşların dikkati üzerine çekerek, insanın nazara direk maruz kalmasını engellediğine inanılır.

    İslami inanışa göre ise, bazı duaların insanın korunmasında etkili olduğu belirtilir. Eğer nazar değmiş bir insan bunun etkilerinden kurtulmak istiyorsa, ona Kalem Suresinin 51. ve 52. ayetlerini okumak tavsiye edilir.

    Nazardan korunmak için ise Felak, Nas, Fatiha, İhlas sureleri ve Ayetel Kürsi\'nin sıklıkla okunması önerilmektedir.

    Size Nazarı Değeni Nasıl Anlarsınız?
    Hasetle veya olumsuz bir duyguyla nazar edenlerin, nazara uğrayan insan tarafından çoğunllukla hissedeceği söylenmektedir. Yani, aynı ortamda sebepsiz bir şekilde beraber kalmaktan rahatsızlık duyduğunuz insanların, size nazarla baktıkları olasıdır.

    Yine inanışa göre, insanları kıskandıracak veya haset duymalarını sağlayacak kazanımlarınızı her ortamda anlatmamak gereklidir.

    noimage
#22.08.2016 13:28 1 0 0
  • noimage

    Balinalar yönlerini ekolokasyon denen yöntemle bulurlar. Balinalar kafalarının ön kısmından elektromanyetik dalgalar gönderirler.

    Karşıdaki cisme çarpan dalga, geri döner ve balina önündeki cismin ne olduğunu anlayabilir. Bu yöntem özellikle bulanık sularda çok işe yarar. Bunun yanında balinalar göç ederken de bu yöntemden yararlanırlar.

    Ancak zaman zaman dünyanın manyetik alanın değişmesi ya da balinalardaki ekolokasyon sisteminin hastalık sonucu bozulması, balinaların yön kaybını yitirmesine neden olabilir.

    Böylece yönlerini bulmakta zorlanan balinalar karaya vururlar. İntihar diye bir şey yoktur.
#22.08.2016 13:12 1 0 0
  • Çocuklar 1 yaşında bir kelime, 2 yaşında iki kelimelik cümle "anne gel", "mama ver"gibi, 3 yaşında da 3 kelimelik cümle kurarlar.

    Çocuklarda konuşma gecikmesinin birkaç sebebi olabilir, bunlardan en önemlileri;

    1. Ailede geç konuşmuş bireyler vardır ve çocuk onlara çekmiştir

    2. Çocukta işitme sorunları vardır

    3. Gelişimsel olarak yaşıtlarından geridir

    4. Evde birkaç yabancı dil konuşuluyordur

    5. Anne veya bakım veren kişi çocukla ilgilenmiyordur, ihmal ediyordur veya kendi sorunları nedeniyle ilgilenemiyordur. Çocukla karşılıklı iletişime geçmek yerine çok fazla TV, reklam ve müzik kanalları izlemesine izin veriliyordur bu da konuşmayı geciktiriyordur.

    6. Çocukta konuşmayı geciktiren “Yaygın Gelişimsel Bozukluk” grubundan bir bozukluk vardır. Bunların başında otizm gelir. Eğer çocukta konuşma başlamamışsa veya başlamış olsa bile "aynı kelimeyi tekrar etme", "söylenenleri tekrar etme", göz teması kurmama, etrafa ilgisiz davranma, kendi etrafında dönme, sallanma, markalara ilgi gösterme, oyuncakların parçalarıyla ilgilenme (örneğin arabaların tekerleklerini çevirme) gibi davranışlar eşlik ediyorsa bu durumdan şüphelenilmelidir ve acilen yardım alınmalıdır.
#22.08.2016 12:56 1 0 0
#22.08.2016 12:44 0 0 0
  • Bir ben kaldım şimdi tek yakın bana .
    Ama ben eskiden de hep böyle yalnız çıkardım yola...

    noimage
#22.08.2016 12:37 0 0 0
  • noimage

    DÜŞÜNMEK, ama Mantıklıca

    KIZMAK, ama Keyifle

    ŞAKALAŞMAK, ama Kırmadan

    GÜLMEK, ama Tebessümle dolu dolu

    PAYLAŞMAK, ama Büyük Haz Du*****

    HİSSETMEK, ama Ta İçimizde

    ANLAYIŞ, ama Hiç Esirgemeden

    DOSTLUK, ama En Güzelinden

    DAHA DA GÜZELİ, DÖNÜP GERİYE BAKMAK AMA

    ONURLA...

    noimage
#22.08.2016 12:34 0 0 0
  • noimage

    Nefreti aşmanın tek yolu var: Affetmek...
    Başkalarını affettiğimizde biz özgürlesiriz.
    Nefret yaşamdan zevk almamızı insanların güzel yanlarını görmemizi
    engeller. Hiç kimse saf iyi ya da saf kötü değildir. Salt kötülükleri
    görmek bir süre sonra şüphe depresyon ve umutsuzluk denizinde boğar
    insanı.
    Nefret dolu bir yaşam mutsuz bir yaşamdır. Affetmek insanı
    derinleştirir.
    Affetmek için insanın ruhsal ve zihinsel olarak kendisini hazır
    hissetmesi gerekir. Çünkü affetmek bir seçimdir.
    Kimsenin zorlamasıyla affetmek mümkün değildir. Affetmek bir
    süreçtir.
    Birdenbire affedişler bile bir sürecin ürünüdür.
    Yani koşullu
    affetme yoktur. Diğer insanın da sizi affetmesini değişmesini veya
    sizin istediğiniz gibi olmasını beklemeyin.
    Affetmek bir seçimdir. Amacı sizin rahatlamanızdır sizin
    özgürleşmenizdir. Nefret duyduğunuz kişinin yaşıyor ya da ölmüş
    olması sizin affetme sürecinde duyduğunuz acıların yoğunluğunda bir
    farklılık yaratmayacaktır. O acılar sizin acılarınız.
    Affetmek kolay değildir. Fakat özgürleşmek için gereklidir. Çoğu
    insan affetmenin nefret ettiği kişiyi suçsuz ya da haklı bulduğu
    anlamına geleceğini sanır.
    Oysa affetmek geçmişteki anıların boyunduruğundan kurtulmak
    yaşamımızı kontrol altında tutmasına son vermek demektir.
    Affetmek kırgınlığın küskünlüğün nefretin hapishanesinden özgürlüğe
    kavuşmaktır.
    "Duygusal unutma" affetmenin diğer adıdır.

#22.08.2016 12:29 0 0 0
  • noimage
    Geçmişinden ders alamayanın geleceği beterdir, aynı hatalar kuyusunda debelenip durur. Ve hatıralar değildir can yakan, insanın yaşarken takındığı tavırdadır, yani ahmaklıklarında, yani yanlışlarında, yanlış seçimlerinde, düşünmeden attığı adımlarda, kandırılmışlıklarındadır.

    Hatıralar değildir bizi vuran, uğradığımız haksızlıklardır, hak etmediğimizi düşündüğümüz üç kuruşa satılmışlıklarımız, gözden çıkarılışlarımız, sırtımızdan vurulmamızdır. Ama buna da sebep yine bizim ahmaklıklarımız neden olur. Yine de her birinde terbiye olur güçleniriz. Yeniden başlarız. Geriye de eşyalar kalır o günlerden, yada o günlerde bizi yalnız bırakmayan insanlar. Hayat işte hiç bir zaman antika eserler sınıfına ayıramadığımız hep taze olan.
#22.08.2016 12:24 1 0 0
  • noimage



    Bizim kusaklar arada kaldilar.
    Bizler "bilgisayarlar" ile "daktilolar" arasinda kaldik.
    "Tel dolaplar" ile "buzdolaplari" arasindaki kuşağiz biz.
    "Nihansin dideden" ile "Love story" arasindaydik.
    Vitrindeki "Renkli ti-vi" ile evdeki "siyah-beyaz" arasinda ne
    kadar gidip geldik, bilemezsiniz.

    "Hamburger" ile "köfte" arasindaki kusaktir bizim kusak.
    "Mahalle bakkali" ile "supermarketlerin" arasinda...
    "Veresiye defterleri" ile "kredi kartlari"nin tam ortasindaydik.
    "Milliyetcilik" ile "yabanci sermaye" arasinda bir yerde...
    "G-string" ile "dantel don" arasinda...
    "Yerli mali" ile "marka" arasinda...
    "Ask" ile "flört" arasinda...
    "Ucu parfümlü mektuplar" ile "e-mail'ler" arasinda...
    "Alin teri" ile "kolay para" arasinda...
    "Meyhane" ile "Reina" arasinda kaldik...
    Arada kalan kusağiz biz.
    "Tel cember" ile "ates eden pilli robot" oyuncaklarinin arasinda
    kala kala büyüdük.
    "Arnavut taşi" ile "asfalt" sokaklarin kesiştiği köşeydi yerimiz.

    Iste bakin;
    "Cumhuriyet" ile "demokrasi" arasinda sıkıştık..

    birisine koşsak oburunu yitiriyoruz.
    "Namus" ile "para" arasindayiz.

    Hangisi?..

    "Havuc maskesi" ile "botoks" arasinda...
    "Berber Mahmut" ile "Erkek kuafÖrü Lemi" arasinda kalmaktı bizimkisi.

    Yine saskiniz bu gÜnlerde.
    El öpülen, seker ikram edilen ziyaretler mi, yoksa tatile
    gitmek mi bayram?..
    Aradayiz yine dostlar.
    Böyle günler gelip cattiğinda benim canim sıkılır.
    Ucuk aklim eski ile yeni arasinda sıkısıp kalir.
    Tek ayagimin uzerinde ziplaya ziplaya dönerim.
    Sonunda...
    Gülmek ile ağlamak arasinda...
    Bükerim boynumu.
    Bir yanimda sevinc, bir yanimda hüzün...
#22.08.2016 12:08 1 0 0
  • noimage
    Cocuk bir gece pencereden yıldızlara bakarken iclerinden en parlağini kendisi icin secti..
    .bir müddet sonra ağlamaya basladi yıldız niye ağladiğini sordu göz yaslarini silerek...
    "o kadar uzaksın ki benim misin değil misin bilmiyorum "dedi yildiz uzaklardan gülümsedi ve
    dediki eğer yüreğinde olmasaydi yerim,; görmezdi beni gözlerin...
    noimage
#22.08.2016 12:01 1 0 0


  • Herkesin haksız bir şekilde kullandığı bir ifadedir ‘Angut’. Biri laftan anlamayınca boş boş bakınca ya da aptallık edince hemen ‘Angut musun?’ der günümüzün insanı. Angut’un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir sürü insan var ülkemizde.

    Özelliği nedir bilir misiniz? Angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun başucunda bekler.

    İşte bu canlının yaptığı en büyük ‘Angut’luk budur. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir arada bir görülen bir şey değildir. Dişi olsun erkek olsun bütün Angut kuşlarının
    Çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz.

    Hani derler ya ‘Angut gibi bakmasana’ diye... Keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına ‘Angut’ demeden önce bir kere daha düşünün. Bir “Angut” bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde...
#22.08.2016 10:55 0 0 0
#22.08.2016 10:46 0 0 0
  • noimage

    Ey benim iyi niyetli kalbim sözüm sana... Herkesi kendin gibi Bildin...
    Ne kimseyi kendine Benzetebildin ne kimseye benzeyebildin...
    İçinde nice iyilikler barındırırsın kötülüklere inat... Kimin başına yağmur yağsa gökkuşağı olmaya çalışırsın...
    Hep incinen hep kırılan sen olursun.. Sen bu dünyayı içindeki insanları hiç tanımamışsın beni de peşinden sürüklersin...
    Yeter toparlanma vakti artık KALBİM ne olur
    KENDİNE GEL



#22.08.2016 10:15 1 0 0
  • noimage

    Vapurlarımız vardı..
    .
    Bacasını kırmadan "köprüaltından" geçemeyen.
    İnsanlarımız vardı...
    Yüksek sesle konuşmayı ayıp sayan..
    İstemeden bile olsa sağı solu kıran ama.. asla gönül kırmayan...!
    Ailemiz, öğretmenimiz ve Ata'mız vardı.
    Dimdik, onurlu, gururlu bir yaşamımız vardı.

    Üniversitelerimizin önünde değerli kıymetli yabancı profesörler sıra beklerdi.
    Tıp fakültesi, dünyanın sayılı okullarındandı.

    İtibarımız vardı... Sökük giymek ayıp, yamalı giymek ayıp değildi.

    Önlük vardı, varlık ile yokluğu eşitleyen, ama kişiye kimliğini esirgetmeyen...
    Yavrukurtlar vardı ceplerinde iyilik defteri ile dolaşan

    Ama borcumuz yoktu, hele hele minnet borcumuz hiç yoktu...!

#22.08.2016 06:03 0 0 0