YILDIZYAGMURU

YILDIZYAGMURU

Üye
20.07.2016
Astsubay
9.100
Hakkında

  • Elektrik akım, şiddetine ve süresine bağlı olarak, insan vücudundan geçtiği zaman, ölüme kadar giden hasarlara sebep olur. Elekrtriğin insan vücudundan akmasının nedeni, vücudumuzun iletken olmasıdır. Hücre sıvıları, başta tuz olmak üzere çözülmüş iyonlar içerdiğinden oldukça iletkendir.

    Kaslarımıza gelen sinirsel sinyaller normalde küçük elektrik akımlarıyla iletilir. Elektrik akım şiddeti 16 mA'i geçtiği zaman kaslarımızı kontrol etmemizi, böylelikle elektrik akımına neden olan nesneyi bırakmamızı engeller.

    20 mA'i geçtiği zaman solunum sistemimizi etkiler ve geçici felce sebep olabilir. 100 mA'lik akım kalp kasılmalarında düzensizlik yaratır. Kalbimiz, küçük elektriksel sinyallerle çalıştığından, bu düzeni bozan akımlar kalp krizine neden olur. 2 A'lik akımlar organlarımızda ısıya neden olur, ve büyük hasar verir.
#21.08.2016 07:41 1 0 0
  • noimage

    Sensizlik… Ne zor bunu kelimelerle sana anlatabilmek.
    Çaresizliğin yakama yapışıp da kırılası boynumu bükmesi, her gece hayalinle avunmak zorunda olmak. ne zor sevgili..
    kelimelerim ağlıyor.
    gözlerim ağlıyor.
    yüreğim ağlıyor.
    ruhum ağlıyor.
    Gökyüzü ağlıyor...
    Yer gök ağlıyor..
    ben ağlıyorum
    İçimden bin ağaç sökülüyor kökünden.. Ne zor seni sensiz yaşamak.. Sensizliğinde seni var ediyorum olmaz zamanlarda.. seninle dertleşiyorum gecenin kör karanlığında.. yokluğunla savaşıyorum sanrılarımda var ederek seni..

    Bir zaman geliyor ki hayaller artık avutmuyor, gözler gerçekliği görmek istiyor. Eller sıcaklığı hissetmek istiyor. İmkansızlığını bile bile...

    Kalbim kalbini seviyor yar.

    Geç kalmış bir aşk görmeyen gözlerin içinde mavi bir ölümü bekliyor. Sen kokan loş odamda masal kırıntılarını dökerken başımdan aşağıya, bizim şarkımızın ezgisiyle dans ediyorum hiç dokunamayacağım bedeninle… Bir anda gerçekliğe dönmek canımı yakıyor. O an telefona sarılıyorum hemen. Sesini duyarak hala o masalda olduğuma inanmak istiyorum. Sesinle yeniden başlıyor masalım. Kayıp kentimin hayal prensi oluyorsun yeniden. Her güzel şey gibi masal bitiyor yine... telefonun diğer ucundan gidiyor sesin.
#21.08.2016 06:49 1 0 0
  • noimage

    Soğuk bir kış günü, kuşun biri öyle üşümüş ki; kanatlarını çırpacak hali kalmayınca yola konmuş, öyle donmuş ki; ölümü ensesinde hissetmeye başladığı sırada, ordan geçen bir inek bide bu yetmezmiş gibi üstüne pislemiş.
    Zavallı kuş öyle sinirlenmiş, öyle ötmeye başlamış ki biraz hali olsa son gücüyle ineği gagalıyacak boyuna bakmadan..sonra bakmış ki pisliğin sıcaklığıyla kendine gelmiş, kanatları açılmış hayata yeniden döndüğünü hissetmiş, öyle sevinmiş ki..teşekkür için en güzel sesiyle ötmeye başlamış.öyle güzel ötüyormuş ki, sesi duyan bir kedi sese doğru gelip, kuşu pislikten eşeleyip çıkarmış.Kuş tam şansının döndüğünü düşünüp, kediye de teşekkür için en güzel sesiyle ötmek isterken KEDİ onu yemiş....
    şimdi hayattan alınacak üç ders;
    1 Her üstünüze pisleyeni düşmanınız sanmayın.
    2 Sizi her pislikten çıkaranı dostunuz sanmayın.
    3 Ve en önemlisi de, pisliğin içindeyken bile rahatsanız hiç ses çıkarmayın.
#21.08.2016 06:44 0 0 0
  • noimage

    Merhamet ısmarlama olmaz.
    Tatlı bir yağmur gibi gökten düşer.
    Verene de alana da faydalıdır.

#21.08.2016 06:40 0 0 0
  • Kadınlar bir emanettir beyler.
    Eğer bir kadın baba evindeki rahatlığı bırakıp
    bir erkeğin kahrını çekmeye göze alıyorsa.
    Sizde bir zahmet bu fedakarlığı görmezden gelmeyin.

    noimage
#21.08.2016 06:37 0 0 0
  • noimage

    Bir insanı tanımak için en iyi anahtar davranışlarıdır aslında.
    Bazen size karşı maske taksa da insanlar, sizin yanınızda başkalarına karşı
    maske takmayı unutur;
    açık verirler.
    Dil yalan söylese de kalp bir gün açık eder...
#21.08.2016 06:32 0 0 0
  • Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları
    gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar. Çoğumuz buradan gelen sesin
    kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız oluruz ama nedense bunu
    yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız
    yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem
    yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir
    bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında,
    buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır. Bu sıvının içinde erimiş durumda
    oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur. Vücudumuzda en kolay
    çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız
    gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki
    sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz
    bu seslerdir. Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder,
    sıvı daha da genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır. Kuşkusuz
    ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.
    Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem
    içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem yerindeki
    hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı parmağınızı arka arkaya
    çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı
    içerisinde tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar, deneylerle
    kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli büyük bir ses
    çıkartabilmesinin nedeni hâlâ anlaşılmış değildir.
    Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses
    duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması olduğu biliniyor.
    İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.
    Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bunu alışkanlık
    biçimini getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte,
    parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama gücü azalmaktadır..
#20.08.2016 10:46 1 0 0
  • Nefes alma işinin büyük kısmı ciğerlerde gerçekleşir. Kafa sadece gerekli oksijenin vücuda girmesine yardımcı olan bir kapıdır. "Hava taşıma" işlevi gören bir yapı için fazla kompleks olan kimi eylemler de burada gerçekleştirilir. Hapşurmak ve konuşmak gibi. Bu eylemlerden en gizemlisi hiç kuşkusuz "gülmek"tir. İnsan davranışları içerisindeki en "aykırı" eylem olan gülme, kahkaha, kıkırdama, katılma gibi formlara bürünebilir. Bütün gülme çeşitleri kendi belirgin "imza"sına sahiptir. Bu "imza"lar kısa, sesli harf içeren notalardan oluşur ve saniyenin 10'da 1'inden uzun sürmez. Bu eylem, saniyenin beşte biri gibi sürelerde kendisini tekrar eder. Gülme belirli bir sesli harfle başladığında, onunla devam eder; "ha ha ha" diye gülebilirsiniz, "he he he" diye gülebilirsiniz, ama "ha he ha" diye gülemezsiniz...
    NEDEN GÜLÜYORUZ
    Peki neden gülüyoruz? Bilimadamları henüz bu soruya yanıt bulamasalar da, benzer bir konuda çözüme ulaşmış görünüyorlar: kendi kendimizi gıdıklayamamak. Kendi kendimizi gıdıklamak işe yaramıyor çünkü beyin, vücudun kendi hareketlerinden kaynaklanan hisleri bastırır, böylece kendisini gerçek işine odaklamış olur; dış dünyadan gelen beklenmedik uyaranlara karşı tetikte olmak...
#20.08.2016 10:32 1 0 0
  • Kolesterol vücudumuzun her hücresinde bulunan beyaz, mumsu bir maddedir. Kandaki kolesterolün çoğu karaciğerimizde üretilir, bir miktarı da yiyeceklerimizle vücuda alınır.
    Kimler kolesterol ölçtürmelidir?
    20 yaşın üzerindeki kişiler, kan kolesterol düzeylerini bilmeli ve bunun gerektirdiği yaşam tarzı değişikliklerini uygulamalıdır. Özellikle anne, baba veya kardeşlerinde erken yaşta kalp hastalığı olduğu bilinen kişiler ve diyabet (şeker) hastaları mutlaka kan kolesterollerini ölçtürmeli ve gereken önlemleri almalıdır ..

    Kolesterol Yüksekliği hangi şikayetlere neden olur?
    Kolesterolün yüksek olması herhangi bir şikayete sebep olmayabilir. Kolesterol yüksekliğinin yol açtığı kalp krizi veya felç gibi hastalıklar, kolesterolün damar duvarında birikmesiyle, yıllar sonra ortaya çıkar. Kanda aşırı miktarda LDL kolesterol olması halinde, bu kolesterol hücrelerde ve atardamarlarda birikerek plak oluşturabilir. Kolesterol dışındaki bazı maddelerin de eklenmesiyle bu plaklar büyür ve bunlar üzerinde oluşan çatlaklarda gelişen pıhtılar damarları tıkar. Çağımızda çok yaygın olan bu hastalık damar sertliği olarak bilinir. Damar tıkanıklığı kalp damarlarında oluşmuşsa kalp krizine, beyin damarlarında oluşmuşsa felce neden olur.

#20.08.2016 10:22 1 0 0
  • Kendimizi tanımamızın yolu, ruhumuzu ve bedenimizi anlamak… Farkındalıklarımızın farkında olmak... Ve bu bilinçle şifrelerimizi çözebilmek…
    Belki de mutluluk diye bir şey yok. Evet, evet mutluluk değil hissettiğimiz. Bu hissettiğimiz sadece motivasyonun bize bıraktığı sonuçlar ve seçtiğimiz yaşam şekli. Büyük hataları, küçükleriyle değiştirmek koşulu ile başarıyı geçici bir süre de olsa yakalayabilmek... Ama sıfır hata yok. Bu çok hayalî bir düşünce… Sıfır hata!
    Ve doğru yaşama biçimi diye de bir şey yok. Doğru kimin doğrusu ve kime göre doğru? Doğru yaşama şekli için kesin bir kanıt yok, tıpkı yaşamın anlamının da kesin bir yanıtı olmadığı gibi.
    Topluma uyum gösteren davranış biçimlerini benimsediğimiz sürece, doğru insan olma yetisiyle etiketleniyoruz. Parmakla gösterilir duruma geliyoruz. Peki ama topluma uymayan, kendi doğruları olan, kimseye de herhangi bir zarar vermeden yaşayan insanlar yanlış insan mı?
    Yok, yok aslında bu insanlar sadece sıra dışı. Hatta hatta bunlara ruh hastası diyerek soyutluyoruz. Yani toplumsal uyumsuzluk gösteren, ama kimseye de zarar vermeyen insanları ayırıp, toplumsal yararlılığı, ruhsal sağlığın ölçütü yapıyoruz. Ve ne acıdır ki birçoğumuz bu insanları tanımadan, anlamadan izlemeleri gereken yol ve inanç şekilleri için ahkâm kesiyoruz.
    Hayatın acı tatları o kadar çok ki.
    Belki de bu yüzden, ara sıra üzerimize iri taneli tozşekerler serpiştirmek gerekiyor.
#20.08.2016 10:12 0 0 0
  • Konu: GEN testi...
    Ailenizde şeker hastalığı var mı? Peki ya kalp hastalığı olan bir büyüğünüz ? Kanser nedeniyle bir yakınınızı kaybettiniz mi? Annenizde olan kemik erimesi acaba siz de ortaya çıkar mı? Ya da fazla kilolarınızdan mı şikayetçisiniz? Yaşlanmaktan ve yaşlılığa bağlı oluşabilecek hastalıklardan korunmak ve daha sağlıklı yaşamak ister misiniz? ‘’
    Bu ve bunun gibi birçok sorunun cevabını öğrenmek günümüzde artık çok kolay. Yanağınızın içinden pamuklu bir çubuk yardımıyla alınan doku örneğinde tüm bu soruların cevabı mevcut.
    Genetik yatkınlık; bazı hastalıkların ortaya çıkması için önemli bir etkendir. Ama tek başına bu yeterli değil. Beslenme tarzı ve yaşam alışkanlıklarından oluşan çevresel koşulların da rolü çok büyük. Gentest testi ; hastalıklara karşı olan genetik yatkınlığınızı, beslenme tarzı ve yaşam koşullarıyla birlikte değerlendiren ve tamamen size özel ‘’yaşam planı’’ hazırlayan bir sistemdir.Genetik yatkınlığın araştırıldığı hastalıklardan bazıları şunlardır:
    Kalp-damar hastalıkları (Kalp krizi v.b.)
    Beyin-damar hastalıkları (felçler v.b.)
    Şeker hastalığı
    Kemik erimesi
    Bazı kanser türleri (akciger, meme, mide, kalın bağırsak, prostat ca v.b.)
    Bazı bağırsak hastalıkları
    Eklem iltihabı
#20.08.2016 09:53 1 0 0
  • Yatmadan önce su içmek kalp krizi riskini azaltıyor , kanın yüzde 80'ini sudan oluşmaktadır. Bu su kanın akışkanlığını sağlamaktadır..
    ''Kanın akışkanlığının azalması, bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Özellikle kalp ve damar hastalığı olan kişilerde, vücudun aşırı sıvı kaybetmesi sonucunda kanın akışkanlığının azalması, kalp krizi ve felce neden olabiliyor. Kan akışkanlığında kanın içindeki sıvı miktarının önemli etkisi var. Akşamları biraz fazla yemek yendiğinde kan içindeki yağ, kolesterol ve protein miktarı artarak akışkanlık azalır. Akşam yemeğinde ve yatmadan önce içilen birkaç bardak su kanın akışkanlığını artıracağı için kalp krizi riskini de azaltıyor. Bu nedenle sağlığımız için gün içinde 2-2.5 litre, yatmadan önce de en az birkaç bardak su içmeliyiz.''
    Yemeklerden en az yarım saat önce de bir bardak su içilmesi ile yiyeceklerin hazmedilmesi kolaylaşmaktadır. aynı şekilde beden ısısının düzenlenmesinde de rolü olan suyun, idrar, ter, nefes ve gaita yolu ile vücuttaki atıkların atılmasında önemli etkisi vardır.
    Suyun, hücrelere gıda ve oksijen taşınmasını sağlama, yiyeceklerin vücutta enerjiye çevrilmesi gibi birçok konuda rolü vardır. ,BU NEDENLE dengeli sıvı almanın önemi oldukça büyüktür.
#20.08.2016 09:47 1 0 0