ZELAL

ZELAL

Moderatör
15.04.2010
Korgeneral
83.595
Hakkında

  • Rus doğal gaz devi Gazprom, Türkiye`yi uçuracak projeler arasında yer alan Türk Akım projesi için ilk onayı aldığını açıkladı.
    TÜRKİYE'DEN İLK ONAY

    Rus doğal gaz devi Gazprom, Rus doğal gazını Karadeniz'in altından Türkiye'ye taşıyacak olan Türk Akım boru hattı projesi için Türkiye'den ilk onayı aldı.

    PROJE UYGULAMA AŞAMASINDA

    Gazprom CEO'su Alexei Miller, "Türkiye Cumhuriyeti'nin Türk Akım projesi için ilk izni diplomatik kanallardan iletildi. İzinlerin alınması Gazprom için pozitif bir haber. Bu adım, Türk hükümetinin proje ile ilgilendiğini yansıtıyor. Türkiye'nin verdiği onay, projeyi uygulanma aşamasına getirdi" diye konuştu.

    GÜNEY AKIMI YERİNE TÜRK AKIMI
    Gazprom CEO'su Miller geçtiğimiz hafta Ankara'da Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile bir araya gelmiş ve taraflar projenin başlaması için hazırlık sürecinin hızla tamamlanması konusunda anlaşmışlardı.

    1090 KM TÜRKİYE'DE İNŞA EDİLECEK

    Toplam 4 boru hattından oluşacak olan Türk Akım'ın 910 kilometrelik bölümü denizin altında, 180 kilometrelik bölümü ile Türkiye'de inşaa edilecek.

    Yılda 15,75 milyar metreküp gaz taşınmasını sağlayacak projenin maliyeti 11,4 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
#07.09.2016 16:02 1 0 0
#06.09.2016 17:07 1 0 0
  • İstanbul’da 13 bine yakın balıkçı, 2 bin gemiyle balık sezonuna 1 Eylül’de ‘Vira Bismillah’ diyecek. Yarın gece denize açılacak olan balıkçılar yeni sezondan umutlu. Balıkçılar, önceki yıllara göre ağlarında bol balık bekliyor

    1 Eylül’de “Vira Bismillah”diyerek denize açılacak olan balıkçılar, av sezonunun açılmasına iki gün kala hummalı bir çalışma içine girdi. Ağlarını diken, teknelerini onaran balıkçılar yeni sezonda bol balık olacağından umutlu.
    Balıkçılar, 1 Eylül’de başlayacak olan balık avı sezonuna iki gün kala eksikliklerini tamamlıyor. 13 bine yakın balıkçı, 2 bine yakın gemiyle, çarşamba gününün gecesi denize açılarak av sezonunu başlayacak.
    Sezona iyi bir başlangıç yapmak isteyen balıkçılar, teknelerinde ve ağlarında son kontrollerini yapıyor. Başta tekne ve ağlar olmak üzere balıkçılar sezona hazır olduklarını belirtiyor.
    Bu sezon bol balık olacağında umutlu olan balıkçılar, daha önceki yıllarda olmadığı kadar iyi bir balık avı sezonu bekliyor. Balıkçıların av sezonu nisan ayında sona erecek.

    ‘BOL BALIK OLACAK’
    Balık sezonunun başlamasına iki gün kala tayfasını oluşturarak çalışmalara başlayan 100 yıldan fazladır balıkçılık yapan bir aileden gelen ve kendisi de aile mesleğine devam eden balıkçı Ömer Kolcu, bu yıl daha önceki yıllarda olmadığı kadar bol balık olacağını ileri sürdü.
    Ömer Kolcu, “Görüntülere bakarsanız bu yıl kayda geçecek bir tarih. Bize verilen işaretlere göre bol balık olacak. Halkımız bol balık yiyecek ucuz balık yiyecek. Karadeniz’in proteini toplamış güzel balığını yiyecek. Balığın özünü yiyecek” dedi.
    Balık avı için hazırlıklarını tamamlayan balıkçı Mehmet Karadurmuş da, “Nasip olursa Vira Bismillah diyeceğiz. Umudumuz var inşallah beklentimiz daha iyi olur. Bu sene bereket iyi görünüyor. Rabbim utandırmasın diyoruz” diye konuştu.

    Balıkçı Mehmet Şahin de arkadaşlarıyla birlikte yeni sezona hazırlanarak iyi bir balık sezonu umduklarını söyledi.
#06.09.2016 12:48 1 0 0
  • Ocak:
    Lüfer, palamut, kefal, hamsi iyice yağlıdır; çinekop, kofana, mezgit, berlam, minakop, dere pisisi, tekir, kırlangıç boldur; mercan, sinarit az da olsa çıkar. Eskiden kılıç da yakalanırmış. Çipura lezzetini muhafaza eder. Midye sezonu başlamıştır.

    Şubat:
    yağlıdır; çinekop, kofana, mezgit, berlam, minakop, dere pisisi, tekir, kırlangıç boldur; mercan, sinarit az da olsa çıkar. Eskiden kılıç da yakalanırmış. Çipura lezzetini muhafaza eder. Midye sezonu başlamıştır. Mayıs sonuna kadar sürecek Kalkan sezonu başlar. Tekir’ in sezonu devam eder. Gümüş (varsa), kefal, dere pisisi, minakop, midyenin lezzetli dönemidir. Lüfer, palamut yağını kaybeder. Hamsinin sezonu bitmiştir. Çipura devam eder.

    Mart:
    Kefal, levrek ve kalkan en lezzetli dönemlerindedir. Gümüş artar lezzetlidir. Lüfer, palamut yağını kaybetmiştir, tava veya malzemeli pilaki yapmaya daha uygundur. Kofananın hala ızgarası yapılabilir. Çipura hala lezzetlidir.

    Nisan:
    Mercan, levrek, kırlangıç bollaşır. Gümüş, mezgit, kefal, berlam, tekir, barbunya lezzetlidir. Eşkinanın sezonu başlar, çok lezzetlidir. Midye bu ay sonuna kadar lezzetini korur. Zargana bu ayda da devam eder.

    Mayıs:
    Levrek, barbunya, tekir, kırlangıç, meraklısına iskorpit lezzetler suna. Istakoz, pavurya, karides de bulunabilirse lezzetlidir. Palamut, torik, hamsi, istavrit artık yağsızdır.

    Haziran:
    Verimsiz bir aydır. Geçici balıklar Karadenize çıkmıştır. Taş ve dip balıkları yumurta döktüğünden hem dağınık hem de lezzetsizdir. Meran, levrek, sinarit, barbun, tekir, eşkina az da olsa vardır. Istakoz, pavurya lezzetini korur.

    Temmuz:
    Kolyoz ve sardalya başlar; izmarit, istavrit tavaya gelir. Tekir, barbun lezzetini sürdürür. İstakoz, pavurya çıkar. En verimsiz aylardandır. Kefal artık lezzetini kaybeder.

    Ağustos:
    Lüfer ve çingene palamudu ayın ikinci yarısında başlar. Sardalya çok lezzetlidir, kırlangıç devam eder. Kolyoz, izmarit lezzelenmiştir. İstavrit tavaya gelir.

    Eylül:
    Palamut hem artar hem irileşir; lüfer artarak devam eder çok lezzetlidirler. Kolyoz, izmarit, istavrit lezzetlidir. Kırlangıç boldur. Kılıç lezzetlidir.

    Ekim:
    Karadenize çıkan gezici balıklar artık hızla inişe başlar. Lüfer, palamut, istavrit lezzetlidir. Tekir, barbun, izmarit, sardalya, levrek, mercan, torik, sinarit, eşkina bol ve lezzetlidir.

    Kasım:
    Ekim ayı gibi verimli ve bol balıklıdır. Tüm balıklar özellikle geçici olarak Karadenize çıkanlar bol ve lezzetlidir. Torik artmıştır. Pisi ve hamsi de çok lezzetlidir.

    Aralık:
    Lüfer, kofana, palamut, torik, istavrit, izmarit, hamsi boldur. Taş ve dip balıkları lezzetlidir.
#06.09.2016 12:45 1 0 0
  • Kansızlık insan sağlığı açısından çeşitli sağlık sorunlarına yol açan bir sağlık problemidir. Kansızlık hafife alınmaması gereken, doğru bir tedavi gerektiren ve bitki kürleri ile doğal bir şekilde desteklenmesi gereken bir hastalıktır.



    Toplumda kansızlık olarak ifade edilen tıp literatüründeki asıl adıyla aneminin çok çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Öncelikle anemi denilen hastalık kırmızı kan hücreleri olan alyuvarların sayısındaki ya da alyuvar hücrelerinin içinde bulunan ve kana kırmızı rengi veren hemoglobin sayısındaki azalma ile meydana gelir.

    Bu alyuvarların ya da hemoglobinin azalması genelde demir eksikliğine bağlı nedenlerdir. Demir eksikliği ise; demir içerikli besinlerin yeterli tüketilmemesi, bazı sindirim problemleri, bağırsak hastalıkları, mide sorunları nedeniyle demirin bağırsaklar tarafından yetersiz emilip yine vücuda yetersiz seviyede geçmesi, bazı iç ve diğer kanamalar gibi nedenlerden dolayı meydana gelmektedir. Dolayısıyla vücudun sahip olması gereken demir oranı zaman zaman uzman doktorlar tarafından kontrol edilmelidir.



    Demir eksikliği riski ile karşı karşıya kalma ihtimali sürekli bulunan biz insanların ise düzenli beslenmesi ve düzenli olarak demir seviyesine baktırması gereklidir. Bunun yanı sıra kendi fiziksel durumumuzu sürekli takip etmeliyiz. Zira demir eksikliği yaşayan kişide; ciltte solukluk, dudak kenarlarında çatlaklar, halsizlik, yorgunluk, sürekli uyku hali, tırnak diplerinde çatlaklar, kulakların sürekli çınlaması gibi semptomlar görülebilmektedir. Kansızlık çeken kişi öncelikle uzman bir doktor tarafından kontrol edilmeli, gerekli laboratuar testleri yapılmalı, kansızlığının ne derecede olduğu saptanmalı ve kansızlığın neden olduğu iyice araştırılmalıdır. Kansızlığın derecesine göre uzman doktorun tavsiye ettiği tedavi şekli uygulanmalıdır.

    Kansızlığın tedavisi genellikle ağızdan demir takviyesi şeklinde gerçekleşir. İleri düzey demir eksikliklerinde kan iğneleri kullanılmalıdır. Kansızlık sorunu nedenine bağlı olarak uzun süreler boyunca tedavi edilmelidir. Çünkü kansızlık probleminin giderilmesi en az 2 ay olmak üzere bu süre birkaç yıla kadar çıkabilmektedir. Demir takviyesi uygulanışının hepsi aç karnına ve süt ve süt ürünleri tüketiminden en az 2 saat önce ya da sonra alınması şeklinde uygundur. Çünkü süt ve süt ürünleri demirin vücut tarafından emilimini azaltır.

    Kansızlığa neden olan demir eksikliği genelde hamilelerde çok görülür. Gebe kadınların karnındaki bebek, anne karnında olduğu sürece kan ile beslenir dolayısıyla annenin kan depoları yetersiz kalabilir. Bundan dolayı özellikle gebe kadınların demir takviyesi alması hem kendi sağlığı hem de bebeğinin beslenmesi açısından çok önemlidir. Demir eksikliğinin sık görüldüğü bir diğer grup bebek ve çocuklardır. Anne sütü ile yeterli beslenmenin ardından ek gıdalar ile desteklenen beslenme programında demir içerikli besinlere yer vermek kansızlığın oluşmaması için çok önemlidir.

    Fakat dengesiz ve yetersiz beslenen çocuklarda demir eksikliğine bağlı kansızlık sıklıkla görülebilmektedir. Kansızlık yaşayan çocukların tedavisi de şurup veya damla ile demir takviyesi şeklindedir. Demir ilacı kullanan bebek ya da çocuklarda kabızlık, kakada koyu renk, ağızda koku görülmesi normaldir ve bu durum geçicidir.


    Aslında kansızlık çeşitli hastalıkların habercisi olabilir. Günümüzde kansızlığın kanser hastalığı göstergesi olabileceğine dair bilimsel araştırmalar mevcuttur. Dolayısıyla kansızlık hastalığı üzerinde önemle durulması gereken bir hastalıktır. Kansızlığa neden olan temel neden araştırılarak bu yönde bir tedavi uygulanmalıdır. Kansızlık hastalığı ile ilgili uzman doktor tarafından tavsiye edilen tedavi şeklinin uygulanmasının yanında bazı destekleyici bitkisel tedaviler de mevcuttur. Kansızlığa oldukça iyi gelebilecek bir kür ile karşınızdayız bu yazımızda.

    Kansızlık İçin Kereviz-ıspanak kürü

    Kereviz-ıspanak kürü Malzemeleri:

    250 gram taze ıspanak200 gr kabukları soyulmuş kereviz, yeşil yaprak ve sapları1 litre su
    Kereviz-ıspanak kürü Yapılışı:

    Diğer adıyla kansızlık kürü olarak bilinen bu kürü yaparken öncelikle 1 litre suyu kaynatınız. Ardından kaynatmış olduğunuz 1 litre suyun içerisine incecik dilimlenmiş olan kerevizleri salarak, tencerenin kapağını kapatarak yaklaşık olarak 10 dakika kadar kaynatmaya devam ediniz.

    Ardından kaynayan kerevizlerin içerisine ıspanakları da ekledikten hemen sonra 5 dakika daha beraberce kaynatın. Ve ocaktan alarak soğumaya bırakın.

    Soğuyan Kereviz-ıspanak kürünü süzerek, temiz cam bir kavanoza koyunuz. Kansızlık kürü 2 gün boyunca dayanabilir. 2 günün ardından tüm yararları ortadan kalkar. Bu nedenle verilen ölçülerde ve 2 günde bir bu kür yenilenmelidir.

    Artık içmeye hazır hale gelen kansızlık kürünü her sabah aç karnınıza ya da kahvaltıdan yaklaşık 1 saat sonra 1 su bardağı kadar içiniz.

    Kansızlık kürünü düzenli bir şekilde 15 gün boyunca sabah akşam içmeye devam edin ve15 günün ardından 10. Günlük bir ara verin. 10 günün ardından yeni bir kür hazırlayarak 15 gün düzenli bir program ile tekrar sabah akşam içmeye devam edin.

    Bu şekilde 30 günlük bir program ile kansızlık kürünü uygulayarak kansızlıkla ilgili sorunlarınızı büyük ölçüde ortadan kaldırabilirsiniz.

    Kansızlık kürü için dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

    Bu kürü uyguladığınız dönemde fazla tatlı ve çikolata tüketmemeli, çay kahve ve diğer şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Aksi halde kür içerisinde bulunan faydalı vitamin ve mineral hücreleri yok edilebilir.Bu süreçte, bol bol C Vitamini içerikli besinler tüketilmelidir. Çünkü C vitamini demir emilim oranını arttırır.
    Önemli Not: Şeker hastaları bu kürü mutlaka hekime danışarak uygulamalıdır!

    alıntıdır
#06.09.2016 12:13 1 0 0
  • Baş ağrısı meydana geldiği kişide sinir bozucu şekilde kendini baş gösteren bir rahatsızlıktır. Baş ağrısının nedenlerini sayacak olursak onlarca madde meydana gelir. Baş ağrısına çok fazla faktör neden olmaktadır. Bunlardan bazıları; uykusuzluk, yorgunluk, stres, nöropatik hastalıklar, başka bir yerimizin ağrıması, migren, sinüzit, gürültülü ve karmaşık ortamlarda bulunmak, beyni yorucu aktivitelerde bulunmak gibi. Baş ağrısı genç, yaşlı her türdeki insanların başına gelen bir rahatsızlıktır.



    Maalesef içinde yaşadığımız hayatın getirdiği olumsuzlukların kişide oluşturduğu en basit ağrılardan birisidir. İş hayatının stresli olması, diğer insanlarla uğraşmak durumunda kalmak, dışarı çıktığımızda trafik stresi, gürültülü ve kirli atmosfer, ailesel problemler, ekonomik krizler, dış görünüş kaygısı, zamanın çok hızlı ilerliyor olması gibi insana ait problemler kişide baş ağrılarına neden olabilmektedir.

    Baş ağrısı birkaç saat olduğu gibi birkaç gün ya da birkaç ay boyunca kendini gösterebilir. Baş ağrısı için yapılabilecek ilk şey bir ağrı kesici almaktır. Baş ağrısının nedenine bağlı olarak bu ağrı yarım saat içinde ortadan kaybolabildiği gibi bazen günlerce sürebilmektedir. Bu durumda yapılacak ilk şey hemen bir doktora muayene olup baş ağrısının neden kaynaklandığını öğrenmektir. Rahatsızlığın tipine göre gerekli tedavileri aksatmamak sağlıklı yaşamak için çok önemlidir. Baş ağrısı medikal çözümlerle çözülebildiği gibi bitkisel alternatiflerle de çok etkin bir şekilde çözüme kavuşabilmektedir. Baş ağrısı için çeşitli kürler mevcuttur. Fakat bunları uygulamadan önce mutlaka doktorunuza danışınız.
    Baş ağrısı için etkili bitkiler ile ilgili bitkisel çözüm uzmanları laboratuarlarında gerekli araştırmaları yapmış ve ortaya gerçek sonuçları koymuştur. Bazı baş ağrısı kürleri anane, babanne, dedelerimizden bize kalan temel bilgilerdir. Medikal sektörü tarafından piyasaya sunulan ilaçların etkisinin kişiden kişiye değişebildiği gibi bitkilerin de kişiye özgü sonuç verdiği unutulmamalıdır. Dolayısıyla ağrınıza iyi gelecek yani sizde etkili olabilecek doğru bitkiyi bulmak için hepsini denemeniz gereklidir.



    Baş ağrısı nedenlerinden olan stres ve aşırı gerilme sonucu meydana gelen baş ağrısı için kişiyi yatıştırma, stresini azaltma, sinirleri uysallaştırma gibi etkileri olan ıhlamur bitkisi çayı, papatya çiçeği çayı, lavanta bitkisi çayı, kediotu bitkisi, sarı kantaron bitkisi çok etkilidir. Bu bitkisel çayları tüketirken dikkat edilmesi gereken nokta suyu kaynattıktan sonra 5-6 dakika bekleyip suyun ılıması ve ondan sonra bitkinin suya atılıp demlenmesini beklemektir. Çünkü çoğu bitkilerin etkin içeriği kaynayan suyun buharıyla havaya gitmektedir. Dolayısıyla bitkiden elde etmek istediğimiz maddeyi tam olarak tüketebilmek için kaynayıp ılıyan suya bitkiyi atın ve 3-4 dakika demleyip tüketin.

    Migren ve sinüzitten kaynaklanan baş ağrısı için tavsiye edilen bitkiler; zencefil, meyan kökü, okaliptüs, yeşil çay, nane bitkisidir. Bu bitkileri çay olarak tüketebileceğiniz gibi çoğunun yağı da ağrıyan bölgelere masajla yedirilerek tüketilebilir.

    Bitki uzmanlarının tavsiye ettiği baş ağrısı kürlerinden İbrahim Saraçoğlu’na ait kür tavsiyesi şöyledir;

    Çok açık çayın içine 9-10 adet kuru karanfil atılacak ve şekersiz içilecek.

    Migrene bağlı baş ağrıları için sunduğu kür ise şöyledir;

    Günde 2 defa ve 21 gün boyunca uygulanacak kürde bir bardak sonra uyu kaynatın, içine bir tatlı kaşığı biberiye atın ve 9-10 dakika kısık ateşte demlenecek, demlendikten sonra süzüp yemeklerden sonra için. Bu küre 3 gün ara verdikten sonra yine bir 21 gün uygulanacak.

    alıntıdır
#06.09.2016 12:11 1 0 0
  • Kabızlık ishal gibi bir bağırsak problemidir. Karın kaslarının zayıflığı, yetersiz sıvı alımı, bağırsak tembelliği, yanlış beslenme, gerginlik, stres ve bunun yanında psikolojik sorunlar kabızlığa neden olabilmektedir. Kabızlığın tedavi edilmediği durumlarda hemoroid, karında şişlik ve ardından kilo alma gibi durumlarla da karşılaşılabilmektedir.



    Çeşitli bağırsak hastalılarına da yol açabilen kabızlık ilaç tedavisinin yanı sıra destekleyici olarak bitkisel tedavi de uygulandığı görülmektedir. Günümüzde hazırlanacak bitkisel ürünlerle kabızlık sorununu tedavi eden çok hasta bulunmaktadır.

    Kabızlık İçin Öneriler

    Pırasa, ıspanak, lahana, brokoli, pazı ve kabak gibi yeşil sebzeler bol tüketilmelidir.Su tüketimine dikkat edilmelidir. Günden en az 1.5lt su tüketilmelidir.Trabzon hurması, portakal, mandalina, greyfurt gibi meyveler bolca tüketilmelidir.Lifli gıdalar tüketilmesine dikkat edilmelidir.Yiyecekler mümkün olduğu kadar çok çiğnenmelidir.Yüksek oranda kepekli gıdalar tüketilmesi önerilmektedir.Muz ve çikolatadan mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır.
    Kabızlık Çayı

    4-5 parça barut ağacı kabuğu, 1 tatlı kaşığı rezene, 3-4 yaprak sinameki üzerine iki su bardağı kadar sıcak su konularak kapatılır ve 4-5 dakika demlenmesinin ardından içilir.

    alıntıdır
#06.09.2016 12:09 1 0 0
  • iz insanların hayatı boyunca tek amaçladığı şey sağlıklı olmaktır. Ancak sağlıklı olursak hayat anlamlıdır. Boşuna dememişler her şeyin başı sağlık diye. Sağlıklıysak sağlık dışındaki her şeye yer vardır, her şeyi yapabiliriz. Ama ansızın her şey yolunda gidiyorken bile sağlığımıza bir şey olsa birden her şey durur, devam etmez. Dolayısıyla her an kendimize dikkat etmek zorundayız. Mutluluğu çok büyük şeylerde aramanın ne kadar anlamsız olduğunu ancak hastalanınca anlarız.

    Sağlığımızın kıymetini her şeyde olduğu gibi onu kaybettikten sonra anlarız. Maalesef insanoğlunun doğasında hep bu vardır. İnsanoğlu maneviyat değerlerini kaybedip maddi meselelerle gereğinden çok ilgilenme yoluna giderken hep iyi olacağını, hiç hastalanmayacağını düşünür. Halbuki kimsenin kimseyle öyle bir anlaşması yoktur. Her an herkese bir şey olabilir ve herkes her an ölebilir. Hastalıklar da her şey gibi biz insanlar içindir. Konu insan sağlığı olunca o kadar çok hastalıklar söz konusu ki; tıp biliminin bile henüz bugün açıklığa kavuşturamadığı çok fazla şey vardır.

    Hal böyle olunca sağlıklı olabilmek için önce kendi kendimizin doktoru olmak zorundayız. Çünkü kendimizi bizden daha iyi kimse tanıyamaz. Her hastalıkların herkeste meydana gelen etkisi ya da tedavisi değişebilmektedir. Zira herkes kendine özgüdür. Örneğin insanlarda çok sık rastlanan bel ağrısı konusunda; bel ağrısına neden olan etmenler, bel ağrısı tedavisinin çeşidi, tedavinin sonuçları kişiden kişiye çok farklı olabilmektedir.
    Genel olarak bel ağrısı hemen hemen herkeste belli dönemlerde ya da sürekli gerçekleşen ve çok rahatsız edici bir ağrıdır. Bel bölgesi vücudu ikiye ayıran tam ortadaki bölgede olma özelliğinden dolayı alt ve üst vücudun dengesinin kurulması, orta kısımdan güç alınması gibi görevleri vardır. Bundan dolayı bel bölgesinde oluşan herhangi bir aksaklık bütün vücudun işlevini büyük ölçüde etkilemektedir. Öyle ki çoğu bel ağrısı geçici de olsa bir süreliğine kişinin günlük yaşam faaliyetlerini oldukça kısıtlamaktadır.

    Kişinin yürümesini, koşmasını, eğilip kalkmasını, ayakta durmasını, hatta ve hatta oturmasını, kısacası hareket yeteneğini kısıtlar. Hareket yeteneği olmayan insan ise; çalışamaz, spor yapamaz, kişisel ihtiyaçlarını gideremez, gitmek zorunda olduğu yerlere gidemez. Tam da bu günlerde yürümek gibi basit ve sıradan bir eylemin aslında ne kadar kıymetli olduğunu anlarız. Hele ki yürüme eylemini kısıtlayan şey bel ağrısıysa bu ağrıyı çekmek de cabasıdır.

    Bel bölgesi her ne kadar vücutta ayrı gibi görünse de aslında bütün vücuda bağlı çok komplex bir yapıdır. Bel bölgesi boyundan başlayıp kuyruk sokumuna kadar devam eden bir omurga sisteminin en alt grubunda yer alan son 5 omurdan oluşmaktadır. Bel bölgesini oluşturan bu kuyruk sokumundaki 5 omur, omurgayı leğen kemiğine bağlayarak kalça bölgesini oluşturur. Anatomik olarak da bahsedildiği gibi bel bölgesi kalça bölgesiyle çok bağlantılıdır dolayısıyla bel ağrılarına neden olan bölgeler bel bölgesi olabildiği gibi kalça bölgesi de olabilir.

    Bel ağrılarının nedenine bağlı olarak bu ağrının şiddeti kişiden kişiye de çok farklı olmaktadır. Kişilerin ağrı eşiklerinin farklı olmasının yanı sıra bel ağrısı genel anlamda çok rahatsız edici boyutlardadır. Fakat yine de bel ağrısının şiddeti bel ağrısına neden olan faktörü belirlemede asla kullanılamaz. Düşük ve orta şiddette bel ağrısı çeken kişilerin yapması gereken ilk şey istirahat haline geçip çeşitli bel kaslarını gevşetici ve ağrı kesici kremler ve ilaçlar kullanıp birkaç gün ağrıyı gözlemektir.

    Bu dönemde asla bel bölgesini zorlayıcı hareketler yapılmamalıdır. Hatta bu esnada bel korseleri kullanmak ya da sıcak veya soğuk kompres yapmak da faydalı olacaktır. Bunun yanı sıra bel kaslarını rahatlatacak pozisyonlarda durmak ya da hareketler yapmak da o bölgenin iyileşmesi için faydalıdır. Bütün bu tedbirlere rağmen şayet ağrı azalacağı yerde artıyor ya da hiç azalma olmuyorsa mutlaka uzman bir doktora başvurulmalıdır. Bel ağrısı ile ilgili danışılması gereken birimler; ortopedi ve travmatoloji, fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve beyin ve sinir cerrahisidir. Ama ilk akla gelen bölüm ortopedi bölümüdür. Bel ağrısı ile ilgili ilk olarak oraya başvurmanız önerilir. Gerekirse ortopedi bölümü sizi diğer birimlere yönlendirebilir.

    Bel ağrısına neden olabilecek faktörler çok fazladır. Bu faktörlere bağlı olarak bel ağrısı kişide iyileşebilir ya da kronikleşmiş olabilir. Bel ağrısının tedavisi tamamen nedenine bağlıdır. Bel ağrısına neden olan faktör teşhis edildikten sonra hastalığa yönelik tedaviler yapılmalıdır. Bel ağrısı nedenleri arasında; bel kaslarının güçsüzlüğü, bel kaslarının aşırı zorlanması, bel fıtığı, bel kayması, hamilelik, doğum, çok fazla oturma eylemi, hareketsizlik, aşırı kilo, bel eklem ve kemiklerinde kireçlenme, bel kemiği erimesi, bel kemiğinde kırık-çatlak, AS denilen belde iltihaplı romatizma, sinir-stres durumu, genetik faktörler, ağır spor yapma, ağır kaldırma, duruş bozuklukları, yatış bozuklukları, ters hareketler, rüzgar ya da soğuk hava, geçirilen kazalar gibi daha birçok neden vardır.

    Aniden ortaya çıkan ve bir süre süren dönemsel bel ağrılarının nedeni genelde bel kaslarının güçsüzlüğünden dolayı vücuda yüklenildiği zamanlarda belin ağrımasıdır. Bu problem düzenli yapılan spor ile giderilebilir. Bel kasları güçlü olduğunda günlük yaşam faaliyetlerinin bele bindirdiği yükten bel çok etkilenmez dolayısıyla ağrı da olmaz.

    Yine aynı şekilde duruş ya da yatış bozukluğundan kaynaklanan ağrılar geçicidir. Fakat bütün bu geçici bel ağrılarının iyileşmesi ve tedavisi için alınacak tedbirler alınmadığında bel problemleri artarak devam eder ve kronikleşir. Genelde fıtık şeklinde sonuçlanır. Çok ilerleyen bel fıtıkları ise ameliyatla tedavi edilmeye çalışılır. Ameliyata rağmen dikkat edilmediği durumlarda bel fıtığı tekrar edebilir. Bel ağrısına karşı önlem alınamayacak durumlar da vardır maalesef.

    Bunlardan biri kaza sonucu bel kemiğinde oluşan kırık, çatlak ve kaymalardır. Çoğu problem ameliyatla ve fizik tedaviyle iyileşebilmektedir. Bir diğer tedbir alınamayacak durum ise genetik faktörden kaynaklanan AS hastalığıdır. Teşhisi zor, genelde bel fıtığıyla karıştırılan bu hastalık çoğunlukla genç yaşlarda başlayıp ileri yaşlarda kişinin ters L harfi kadar eğik olmasına neden olur. AS hastalığı rahmetli Suna Pekuysal’ın hastalığı olarak bilinir. AS hastalığında omurlar arasında iltihap birikerek , hareketsizliğin de etkisiyle kişideki kemik ve eklemlerde bozukluk yaratmaktadır.

    Nedeni ne olursa olsun bütün bel ağrıları ciddiye alınmalıdır. Aksi taktirde zamanında tedavi edilmeyen bel ağrıları ileride geri dönüşü olmayan daha ciddi hastalıklara dönüşebilir. Bel ağrılarının ileride kronikleşen ciddi hastalıklara dönüşmesini engellemek için yapılabilecekler arasında; genç yaştan itibaren düzenli spor yapmak, çok fazla ağır kaldırmamak, çok uzun süre oturmamak, kendimizi kötü hava koşullarından korumak, kemiklerimizi ve eklemlerimizi güçlendirici çeşitli takviyeler almak, dengeli beslenerek yeterli protein almak, hayatımızdan stresi çıkarmak, geri dönüşü olmayan kazalar yapmamaya çalışmak, kilomuza dikkat etmek, vs.

    Bel Ağrısı Bitkisel Tedavisi

    Yorgunluk ve ağır kaldırılan bir nesne sonucu bel ağrısı sıkça görülmektedir. Başka bir hastalıktan kaynaklanmayan bel ağrıları dinlenerek ve evde tedavi edilerek geçirilebilmektedir. Aşağıda vereceğimiz bitkisel tedavi yöntemleri bel ağrınızın giderilmesi için yardımcı bir şifa kaynağıdır. Geçmeyen ve uzun süren bel ağrılarının ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği düşünülerek böyle durumlarda mutlaka bir hekime başvurulması gerekir. İşte sizlere bel ağrısında etkili bitkisel tedavi yöntemleri;

    Zeytinyağı: bir su bardağı kadar zeytinyağı ısıtılarak ılımasının ardından ağrıyan bölge ovalanarak sürdürülür. Sürülen bölgenin üstü bir bezle kapatılarak istirahat edilir.

    Meşe Kabuğu: 4 su bardağı suya iki avuç kadar meşe kabuğu konularak 15 dakika kadar kaynatılır. Kaynamış suya batırılarak iyice ıslatılan temiz bir bez bele sıkıca sarılarak istirahat edilir.

    Bel Ağrısı İçin Bitkisel Kür

    Bir su bardağı klorsuz su kaynatılarak içine 2-3 yemek kaşığı kırk kilit otu( at kuyruğu da denilmektedir) atılır. Bir taşım kaynatılarak ılımaya bırakılır. Daha sonra suyuyla birlikte lapa haline getirdiğiniz karışım ağrıyan bölgeye masajla birlikte uygulanır. Bu kürü haftada iki ya da üç kez uygulamanız zaman içerisinde ağrılarınızdan kurtulmanıza yardımcı olacaktır.

    alıntıdır
#06.09.2016 12:06 1 0 0
  • Okullar ne zaman açılıyor? Servis ücretleri belli oldu mu?

    2015-2017 eğitim öğretim yılı 19 Eylül 2016 Pazartesi günü başlayacak. 3 Ekim'de açılacağı söylentilerinin ardından MEB okulların açılma tarihinde herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığını belirtti.

    Öğrenciler yeni eğitim-öğretim yılının başlamasını heyecanla bekliyor.
    2016-2017 eğitim öğretim yılı birinci kanaat dönemi 19 Eylül 2016 Pazartesi günü başlayacak ve 20 Ocak 2017 Cuma günü sona erecek.

    Yarıyıl tatili, 23 Ocak 2017-3 Şubat 2017 tarihleri arasında yapılacak. İkinci kanaat dönemi ise 6 Şubat 2017 Pazartesi günü başlayacak ve 9 Haziran 2017 Cuma günü sona erecek.

    Daha önce yapılan açıklamada 19 Eylül'de açılacağı belirtilen okulların 3 Ekim tarihine ertelendiği iddiaları gündeme gelmeye başladı.

    Ancak yapılan açıklamada iddiaların asılsız olduğu ve okulların belirtildiği gibi 19 Eylül'de açılacağı belirtildi.

    Okulların açılma tarihinin ertelendiği yönündeki iddialara Milli Eğitim Bakanlığı'ndan gelen açıklama şöyle:
    "Bazı basın yayın organlarında, 2016-2017 eğitim öğretim yılının 3 Ekim 2016 tarihinde başlayacağına yönelik spekülatif haberlere yer verildiği görülmüştür. Söz konusu haberler gerçeği yansıtmamaktadır.

    Bakanlığımızca daha önce eğitim öğretim yılı çalışma takviminde açıklandığı gibi eğitim öğretim yılı 19.09.2016 tarihinde başlayacaktır.

    Bakanlığımızla ilgili her türlü resmi açıklama, duyuru ve haber Müşavirliğimizce yapılmaktadır. Bunun dışında yapılan açıklamalara itibar edilmemesini rica ederiz.” açıklamasına yer verildi.
    OKULLAR KURBAN BAYRAMI DÖNÜŞÜ AÇILIYOR
#06.09.2016 11:46 1 0 0
  • Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, "Kemiklerin gelişip yenilenebilmesi, sağlıklı olması için de bazı minerallere ihtiyacı vardır. Bu minerallerden en önemlileri kalsiyum ve fosfordur"

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, "Boy uzaması genel olarak genetik unsurlarla birlikte düşünülmektedir fakat genetik unsurların dışında beslenme alışkanlıkları, spor, uyku düzeni, ağır iş-yapıp yapmama gibi birçok çevresel faktörde boy uzamasını etkilemektedir" dedi.
    Uzun boylu olmak isteyenlerin sağlıklı kemiklere sahip olmaya dikkat etmesi gerektiğini kaydeden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, "Kemiklerin gelişip yenilenebilmesi, sağlıklı olması için de bazı minerallere ihtiyacı vardır. Bu minerallerden en önemlileri kalsiyum ve fosfordur.
    11-24 yaş arasındaki dönem fosfor ve kalsiyum ihtiyacının en fazla olduğu dönemdir. Diğer bir etken ise D vitaminidir. D vitamin de kemik gelişimi için önemli bir faktördür. D vitamini sayesinde mineraller etkin bir şekilde emilir. D vitamini en çok yumurta sarısında, karaciğerde, balık yağında bulunur. Ama temel kaynağı güneş ışınlarıdır ve deride güneş ışığının etkisiyle de meydana gelir.
    Günde en az 15-30 dakika arasında güneş ışınlarından faydalanmak gerekir. Uzun bir boya sahip olmak içinse tek başına beslenmek veya egzersiz yapmak sizi bir sonuca götürmez. Egzersizin yanı sıra boy uzaması için gerekli olan besin desteklerini de mutlaka kullanmalıyız. Özellikle besin konusunda daha duyarlı olarak buna başlayabilirsiniz" diye konuştu.
    BOYUN UZAMASINA YARDIMCI OLAN BESİNLER
    En uygun beslenme tarzının ise sebze, meyve ve proteinlerin dengeli alınması olduğunu kaydeden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, şöyle konuştu:
    "Normal kemik büyümesi için yeterli proteinin alınması, A, C, D vitaminleri, kalsiyum, fosforlu gıdaların yeterli miktarda tüketilmesi gerekir. Çinko ve bakır gibi elementler de boy uzaması için oldukça gerekli minerallerdir. Bunlar sadece boyun normal şekilde uzamasını sağlar ve eksikliğinde boy kısalığı görülebilir.
    Protein ve gerekli minerallerin yeterince alınabilmesi için et ve süt ürünlerinin çocukluk ve ergenlik döneminde düzenli olarak tüketilmesi gerekiyor. Ancak kemik gelişimini daha tamamlamamış boyu kısa bireylerin ise bazı besinleri daha fazla tüketmeleri gerekiyor."
    Boy uzamasına yardımcı olan besinlerini başında süt ve süt ürünleri geldiğini belirten Küçük, "Gün boyunca 2 su bardağı süt içilmesi boy uzamasını desteklemesinin yanı sıra çocuğunuzun kemik yapısının da güçlenmesini sağlıyor. Sütün boy uzamasını daha fazla desteklemesi için ise gece yatmadan içilmesi gerekir.
    Çünkü bu saatte içilen süt, büyüme hormonunun salgılanmasına da destek verir. İçerisinde kalsiyum bulunan süt ürünleri grubunda yoğurt, ayran ve peynir bulunur. Özellikle yoğurt, çocuğunuzun sebze yemeği tüketirken bile tabağında mutlaka bulunmalıdır.
    Peynir tüketmeyen çocuklarda peynir tüketimini sağlamak için ise peynirli börek veya poğaça hazırlayabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
    Bir diğer önemli besinin brokoli olduğuna dikkat çeken Küçük, "Bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve vücudun korunmasında başrol oynayan brokoli, çocuğunuzun boyunun uzamasını sağlayan önemli bir sebzedir. Çocuklar tarafından çok sevilmese de belirli sıklıklarla tüketilmesi önerilir.
    Kuru meyvelerde iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğunuza verebilirsiniz. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa da neden olabilirler" dedi.
    Kuru meyvelerin ve soya fasulyesinin de boy uzamaya yardımcı olan besinler olduğunu ifade eden Küçük, "Kuru meyvelerde iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Bu sebeple boy uzamasını sağlar. Ara öğün olarak veya süt ile birlikte tatlı ihtiyacını gidermek için çocuğunuza verebilirsiniz. Kuru meyvelerin tüketim miktarı önemlidir. Çünkü fazla tüketilirse, kilo sorununa da neden olabilirler.
    Gün içerisinde 4-5 kuru kayısı, 2 kuru incir, 1 avuç siyah kuru üzüm seçeneklerinden birinin tercih edilmesi yeterli olacaktır. Soya fasulyesi kalsiyum içeriği zengin olan besinlerdendir. Genellikle ülkemizde salata olarak tüketilir. Çocukların boyunun uzamasına katkısı olacak bu besini sizde yemeklerinizde kullanabilirsiniz" diye konuştu.
    "SUSAM YÜKSEK KALSİYUM İÇERİR"
    En yüksek kalsiyum içeren besin olması nedeni ile çocukların beslenmesinde önemli olan susam tohumunun 100 gramında bin 160 mg kalsiyum bulunduğunu söyleyen Küçük, "Fakat yağ içeriğinin yüksek olması nedeni ile porsiyon miktarına dikkat edilerek tüketilmesi gerekir. Çocuklarınıza bazı günler ekmek yerine simit verebilirsiniz" ifadelerini kaydetti.


    alıntıdır
#05.09.2016 17:18 1 0 0
  • Süreğen mikrobik hastalıklarda, bunlardan ilerigelen karışmalarda meselâ süreğen kas, eklem romatizması, kulak iltihabı, göz iltihabı, belşoğukluğu, çıban, cerahatli yaralarda, sinir iltihaplarında, beyin frengisinde, bazı alerjik hastalıklarda vücutta ateş meydana getirerek tedavi yapabilmek için yabancı proteinler enjekte edilir. Böylece, bu yabancı proteine karşı çoğalan akyuvarlar vücutta önceden bulunan hastalıkla da savaşarak hastalığın iyileşmesini sağlarlar.

    Yabancı protein olarak kullanılan birçok maddelerden biri de süttür. Steril hale getirilmiş 2-5 santimetre küblük ampullere konmuş sütler, 2-3 gün ara ile, deri altına, ya da kas içerisine enjekte edilir. Tedavi için 4-6 iğne yeter. Önceleri ateş, iştahsızlık, zayıflama görülür. Tedavi bittikten sonra bunlar ya birdenbire, ya da uzunca bir zaman sonra kaybolurlar.

    Yaşlılarda, yüksek tansiyonlularda, kalb, damar, böbrek, karaciğer hastalığı olanlarda, şişmanlarda, veremli, şeker hastalıklı kimselerde bu tarz tedavi yapılmamalıdır.
#05.09.2016 17:04 1 0 0
  • Vertigo Nedir?

    Bir tanımla başlayacak olursak, vertigo, iç kulak kanallarında ki kristallerin kayması sonucu oluşan ve buna bağlı olarak vücudun denge sisteminde yaşanan bir bozukluktur.

    Bunun yanı sıra vertigonun bir tür de migren ağrılarının sebep olduğu nörolojik ağrılardır.

    Belirtileri Nelerdir?

    Vertigo hastalığının en önemli belirtisi şiddetli baş dönmesi ve buna bağlı olarak da kusmadır. Şiddetli dedim çünkü bu baş dönmesi normal tansiyon düşüklüğünde yaşadığımız ya da hamileyken yaşadığımız baş dönmesinden çok daha farklı olarak kendini gösterir.

    Bir diğer belirti ise kulakta uğultu, çınlama ya da duymama gibi işaretlerdir.

    Vertigoya Kimler Yakalanır?

    Açıkçası bu hastalığa yakalanmanın belli bir yaş sınırı yoktur. Yaş sınırı olmadığı gibi nerede ne zaman yakalayacağı da belli olmaz. Günlük rutin işlerinize devam ederken çalışırken, yemek pişirirken ya da kitap okurken bir anda baş dönmesi ve peşinden kusma ile gelir.

    Aniden gelmesine rağmen yine de kulaklarınızda uğultu, çınlama gibi belirtiler hissederseniz zaman geçirmeden hemen bir doktora başvurmalısınız belki bu vertigonun habercisi olabilir.

    Vertigonun Tedavisi Var Mı?

    Vertigonun tedavisi elbette var ve mümkündür. Tedaviye başlamadan önce vertigonun iç kulak iltihabından mı yoksa migren ataklarına bağlı bir nörolojik rahatsızlıktan mı olduğu tespit edilir ve buna göre bir tedavi uygulanır.

    Çeşitli baş ve boyun egzersizleri verilerek iç kulakta ki kristallerin yerine yerleşmesi sağlanır. Hastalığın şiddetine bağlı olarak bazen yatarak tedavi uygulanır.

    Bunun yanı sıra vertigo bulgusu saptanmış hastaların stresten, sigaradan ve fazla tuzlu gıdalar tüketmekten kaçınmaları gerekir. Bir çok hasta da ise vertigo psikolojik kaynaklı oluştuğu için bu kişiler de psikolojik destek verilerek hastalığı yenmesi sağlanır.

    Çağımızın çok yaygın olan bu hastalığına yakalanmamak için öncelikle stresten uzak durmalısınız. Baş dönmesi, kulak çınlaması gibi sıkıntılar duyduğunuz andan itibaren zaman kaybetmeden bir kulak uzmanına görünmelisiniz.

    alıntıdır
#05.09.2016 16:52 1 0 0
  • Aralarında Koza İpek, Boydak ve Kaynak Holding’in de olduğu holdinglere kayyum atama dönemi bitti. Önceki gece yayınlanan KHK ile şirketler TMSF’ye aktarıldı

    15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ’nün finans ayağına en büyük darbe, önceki gece yayımlanan 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile vuruldu. Hali hazırda FETÖ soruşturmaları kapsamında kayyum atanan dev şirketler, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi. Yeni soruşturmalar kapsamında terör örgütleriyle bağlantılı olan şirketler doğrudan TMSF’ye devredilecek. TMSF’ye geçen dev holdingler arasında Koza-İpek, Kaynak Holding ve Boydak da bulunuyor.
    17-25 Aralık sürecinin ardından FETÖ’nün mali yapılanmasına yönelik peş peşe soruşturmalar başlatılmıştı. Bu çerçevede başta Koza-İpek ve Kaynak Holding olmak üzere pek çok şirkete kayyum atandı. 15 Temmuz darbe girişimin püskürtülmesinin ardından soruşturmaların kapsamı genişletildi. Türkiye’nin değişik illerinde bulunan okullara, üniversitelere ve hastanelere kayyum atandı. FETÖ ile iktisaklı TUSKON üyesi şirketler hakkında başlatılan soruşturmalar çerçevesinde çok sayıda ünlü işadamı tutuklandı. FETÖ’nün mali yapılanmasına 674 sayılı KHK ile önemli bir darbe indirildi. KHK uyarınca önceki gün itibarıyla Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca FETÖ ile bağlantılı şirketlere atanan kayyumların görevi sona erdi. OHAL süresince, terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen şirketler, doğrudan TMSF’ye devredilecek.
    TMSF KARAR VERECEK
    TMSF, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne veya Hazine’ye devredilen şirketler hariç mali durumu, ortaklık yapısı, diğer sorunları veya piyasa koşulları nedeniyle sürdürülebilir bulmadığı şirketlerin varlıklarının satılmasına veya bu şirketlerin feshi ile tasfiyesine karar verebilecek. Bu işlemler TMSF tarafından yerine getirilecek.
    HABERTÜRK DUYURMUŞTU
    Habertürk Gazetesi, bankacıların kayyum atama yerine el koyma yöntemini istediklerini ve ilgili KHK hazırlığını geçen hafta duyurmuştu.
    DEV HOLDİNGLER VAR
    KHK uyarınca TMSF’ye geçen bazı önemli holdinglerin ve bağlı şirketlerinin isimleri şöyle:
    Koza-İpek (Koza Altın, ATP Havacılık vb.),
    Kaynak (Sürat Kargo, NT mağazaları vb.),
    Boydak (İstikbal, Bellona, HES Kablo vb.),
    Naksan (Naksan Plastik, Nakpilsa Dokuma),
    Akbulut (Ortadoğu Tekstil, BJ Tekstil, Oden Enerji, Erfa Mühendislik vb.)
    Fevzi ÇAKIR - Gazete HABERTÜRK
#03.09.2016 11:46 1 0 0
  • KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvuruları Nasıl Yapılacak,KYK Öğrenim Kredisi Başvuru Formunu Nereden Alabilirim,KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvuru Tarihleri Ne Zaman,KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvuru Ekranına Nasıl ve Nereden Ulaşabilirim? KYK Başvurularıyla İlgili Merak Edilen Tüm Detaylar Sayfamızın Devamında...

    KYK Başvuruları, Ekim 2016 ile Kasım 2016 tarihlerinde Kurumumuzun resmi web sitesi (www.kyk.gov.tr) adresinden alınacaktır.

    2016-2017 Öğretim Yılı YURT İÇİNDE Yüksek Öğrenim Gören Öğrenciler İçin Burs ve Öğrenim Kredisi Başvuruları (http://kyknet.gsb.gov.tr) adresinden, Kasım 2016 Tarihi Saat 23:59 itibariyle sona erecektir.
    http://kyknet.gsb.gov.tr/
    https://www.turkiye.gov.tr/yuksek-ogrenim-kredi-ve-yurtlar-kurumu-genel-mudurlugu
    KYK BURSU NEDİR?

    Yurt içinde ve dışında yükseköğrenim gören başarılı ve ihtiyaç sahibi öğrencilere karşılıksız verilen paradır.

    KYK ÖĞRENİM KREDİSİ NEDİR?

    Yurt içinde ve dışında yükseköğrenim gören Türk gençlerini maddi yönden desteklemek, sosyal ve kültürel gelişmelerini kolaylaştırmak amacıyla devam ettikleri yükseköğretim kurumlarının normal öğrenim süresince verilen, zorunlu hizmet yükümlülüğü bulunmayan borç paradır.

    Öğrenim kredisi borcu, öğrenciye normal öğrenim süresince verilen miktarlara Türkiye İstatistik Kurumu Yurt İçi Üretici Fiyat (Yİ-ÜFE) Endeksindeki artışlar uygulanarak hesaplanacak miktarın ilave edilmesi ile tespit edilir.

    ÖNCELİKLİ ÖĞRENCİLER

    Önceliklere ait belge asıllarının (Şehit olduğuna dair belge, Gazi olduğuna dair belge, Sağlık Kurulu Raporu, Milli Sporcu Belgesi, Terörle Mücadeleden Dolayı Köyleri Boşaltılanlara Ait Belge) Kasım 2016 tarihine kadar Kurumumuza gelmiş olması gerekmektedir.

    KYK BURSU ALMADA ÖNCELİKLİ OLANLAR KİMLERDİR?

    1 Şehit bekar ise kardeşi, Şehit evli ise çocuğu ,Gazi çocukları

    2 Sağlık Kurulu Raporu ile %40 ve üzerinde engelli olduğu tespit edilen öğrenciler (Sağlık Kurulu Raporu, başvuru yapan öğrenciye ait olmalıdır. %40' ın altındaki raporlar öncelik kapsamında değildir.)

    3 Anne ve babası vefat etmiş olanlar

    4 Lise ve dengi öğrenimlerini Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı yetiştirme yurtlarında barınarak tamamlayanlar

    5 Lise ve dengi öğrenimlerini Darüşşafaka Lisesinde tamamlayanlar

    6 “Milli Sporcu Belgesi Verilmesi Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre “Milli Sporcu Belgesi” almış amatör milli yüksek öğretim öğrencilerinden Spor Genel Müdürlüğü tarafından milliliği teyit edilen öğrencilere (Doping yaptığı ilgili Kurum tarafından bildirilenler hariç)

    7 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 nci maddesi (ı) bendi; “Terörle mücadeleden dolayı köyleri boşaltılan üniversite çağındaki öğrencilere ve ölenlerin çocuklarına yüksek öğrenimleri süresince Devletçe karşılıksız burs verilir” hükmü kapsamında olanlara

    8 2016-2017 öğretim yılında Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığınca belirlenen her öğrenim dalındaki ham puan bazında ilk 100’ e giren öğrenciler.

    2016-2017 KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvurularında Hangi Belgeler İsteniyor?
    noimage
    2016-2017 KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvurularında Dikey Geçiş Yapan Öğrencilerin Durumu Ne Olacak? ((Kurumdan Kredi/Burs Almakta Olan Öğrenciler))

    İki yıllık bir yükseköğretim programından yıl kaybı olmadan mezun olup, ara vermeden dikey geçiş sınavı (DGS) ile lisans programına kayıt yaptıran öğrencilerden ön lisans eğitimlerinde Kurumumuzdan burs/kredi almış olanların 2016–2017 öğretim yılında lisans programında kayıtlı olduklarını gösterir öğrenci belgesini Kurumumuza göndermeleri halinde öğrenim kredilerinin nakli yapılıp kredi ödemeleri devam ettirilecektir. Bu durumda olan öğrencilerin yeniden başvuru yapmalarına gerek yoktur.

    *** Dikey geçiş yapan öğrencilerin okula giriş yılı olarak mezun oldukları ön lisans programına kayıt yaptırdıkları tarihi, yatay geçiş yapan öğrencilerin ise ayrıldıkları okula kayıt yaptırdıkları tarihi yazmaları gerekmektedir.

    2016-2017 KYK Burs/Öğrenim Kredisi Başvurularında Nelere Dikkat Etmeli?

    Burs / öğrenim kredisi başvurusunda bulunan öğrencilerin beyanlarının doğruluğu, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından Kamu kurum ve kuruluşlar nezdinde araştırılacaktır. Beyanlarınızın doğru olmadığının tespit edilmesi halinde burs / öğrenim kredisi hakkınız iptal edilecektir.

    1- İnteraktif başvurunuzu yaparken her alanı dikkatlice inceleyiniz.

    2- Hatalı, eksik bildirim, gerçeğe aykırı beyan; burs/öğrenim kredisi almanızı engeller.

    3- Kimliğiniz ile ilgili bilgileri, mutlaka nüfus cüzdanınıza bakarak cevaplayınız.

    4- Bekar öğrenciler anne ve/veya babasına (evli öğrenciler ise kendilerine ve/veya eşlerine) ait aylık net gelirini tam ve doğru olarak yazmalıdır.

    5- Burs ve öğrenim kredisi almaya hak kazanan öğrencilere ait bilgiler www.kyk.gov.tr internet adresinden öğrenilebilecektir. Ayrıca adrese herhangi bir tebligat yapılmayacaktır.

    6- Başvuru bitim tarihine kadar başvuru bilgilerinizde güncelleme yapabilirsiniz.

    KYK Burs/Öğrenim Kredisi ile Soru ve Sorunlar için Nereden Bilgi Alınabilir?

    YURT İÇİ KREDİ VE BURS İLE İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN;

    BURS VE ÖĞRENİM KREDİSİ BAŞVURU SORUNLARINIZ İÇİN AŞAĞIDA YAZILI TEFONLARI ARAYABİLİRSİNİZ.

    T.C. Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü Kredi Dairesi Başkanlığı
    Söğütözü Mah. 2176 Sokak NO:25 ÇANKAYA/ANKARA
    Santral: 0 (312) 551 60 00(20 Hat)
    Çağrı Merkezi: 4441961
#03.09.2016 11:21 1 0 0
  • Başbakan Binali Yıldırım, 2017 yılı itibariyle elektronik kimlik sistemine geçileceğini açıkladı.
    Başbakan Binali Yıldırım, 65. hükümetin 100. gününü anlatırken yeni kimliklerle ilgili konuştu.

    Başbakan konuyla ilgili şunları kaydetti:

    2017'den itibaren elektronik kimlik vereceğiz. Bütün vatandaşlarımıza verilecek. Şuanda pilot uygulama yapılıyor. Dış politikada prensibimiz dostlukları artırmak. Bunun gereğini de yapıyoruz. Türkiye'deki güven ve istikrar bozulursa bölgenin değil dünyanın dengesi bozulur.
#02.09.2016 16:36 1 0 0
  • noimage

    ADNAN MENDERES'İN ANISINA

    Bu şehit kanı ile sulanmış topraklarda
    Bir uçtan bir uca tüm bir vatan sathında
    Dadaşlar vardır
    Seymenler vardır
    Zeybekler vardır
    Bir Dadaşların Dadaşı vardır
    Bir Seymenlerin Seymeni vardır
    Bir Efelerin Efesi vardır
    Bir zeybeklerin zeybeği vardır
    Mayısın bir güneşli sabahında
    Vatan için Millet için , insanlık için çıkmıştı yola
    Gönlünde insan sevgisi , kafasında vatan aşkı vardı
    Azgın sulara dizgin vurmak istiyordu
    Vurdu !!
    Kıraç topraklara bereket getirmek istiyordu
    Getirdi
    Alın terini ekmek yapmak istiyordu :
    Yaptı !!
    Suyu ışık , suyu güç yaptı ...
    Alın terini toprakta eritti, bacada tüttürdü
    Ekmek yaptı
    Gönlünde insan sevgisi , kafasında vatan aşkı ile
    Açmıştı gözlerini dünyaya...
    Sevgisine , aşkına doyamadan açık gitti gözleri
    Dünyaya Darağacında ...
    Marmara da dalgalar var
    Vurur ada kıyılarına
    Günle mavileşen gece siyahlaşan
    Dalgalar vurdu her gün boyu yıllar yılı
    Bir mapusane adasına , İmralı 'ya
    Vurdu dalgalar yıllar yılı , taşlı ama taçlı
    Bir kabre
    Şimdi yatıyor , uğrunda mahkum olduğu
    Vatan caddesinin üstündeki şanlı , ayyıldızlı
    Albayrağın süslediği Anıt Mezarında
    Vatanın bağrında
    Yanında kader arkadaşları ve mor çiçeklerle
    Bezenmiş Berrin'inin mezarı olduğu halde
    Dağlar , taşlar
    Mavileşen , yeşillenen siyahlaşan dalgalar
    Uçan kuşlar , akan sular , esen yeller
    O'nun sevgisiyle yanan gönüller
    O Dadaşların Dadaşını
    O Seymenlerin Seymenini
    O Efelerin Efesini
    O Zeybeklerin Zeybeğini söyler gün boyu
    Dadaşım der
    Seymenin der
    Efem der
    MENDERES'İM
    Nur içindeki şehidim benim
    Süngülerin altında yaptığın savunmada
    GÜNEŞ BATARKEN GÖLGELER BÜYÜK OLUR demiştim
    Bağışla beni
    Her günün seherinde yükselen ses semada yansıyor
    '' G Ü N E Ş B A T M A D I ''

    TALAT ASAL


    GÜNEŞ BATMADI ( MÜVEKKİLİM ADNAN MENDERES VE YASSIADA ) KİTABINDAN ALINTIDIR
    noimagenoimage
#01.09.2016 10:05 1 0 0
  • İthaf: Nuri Pakdil'e

    Beton duvarlar arasında bir çiçek açtı
    Siz kahramanısınız çelik dişliler arasında
    Direnen insanlığın
    Saçlarınız ıstırap denizinde bir tutam başak
    Elleriniz kök salmış ağacıdır zamana
    O inanmışlar çağının.
    Zaman akar yer direnir gökyüzü kanat gerer
    Siz ölümsüz çiçeği taşırsınız göğsünüzde
    Karanlığın ormanında iman güneşidir gözünüz
    Soluğunuz umutsuz ceylanların gözyaşına sünger.
    Gün doğar rüzgar eser bulut dolanır
    Rahmet şarkısı söyler yağmurlar
    Alnınız en soylu isyandır demir külçelere
    Gürültü susar ses donar sevgi tohumu patlar
    Sessiz bir bombadır konuşur derinlerde.
    Ey bizim sabır yüklü toprağımızın kutsal ağacı
    Sen bize hayatsın umutsun mezarlar kadar derin
    Bizi tutan bir şey varsa dirilten o sensin
    Üzerinde uyuduğumuz yavru kuşların
    tüy renkli sıcaklığı.
    Ey damarlarımızda donan buz yüklü heykeller
    beldesinden
    Yıkıntılar sonrası sarındığım şefkat anası
    Ey dağları yerinden oynatan ses ey mermeri toz eden
    rüzgar
    Ey alemi donatan ışık toprağa can veren el.
    Gün olur toprak uyanır ağaç uyanır uyanır böcekler
    Sarı bozkır titrer çıplak ağaçlar yeşerir gök yıkanır kirli
    dumanlardan
    Su coşar deniz kabarır canlanır ölü şehirler
    Yemyeşil bir rüzgar eser yıldızlar arasından.
    Şimdi siz taşıyorsunuz müjdenin kurşun yükünü
    Çatlayacak yalanın çelik kabuğu
    Sizin bahçenizde büyüyecek imanın güneş yüzlü çocuğu.

    Erdem Beyazıt
#31.08.2016 14:38 1 0 0
  • Duvarlari çatlak
    Tavani dökülmeye hazir
    Temelinde bitlerin karincalarin ince bacakli böceklerin
    gezindigi
    Ihtiyar evlerde
    Zamani çekip üstümüze
    Örtüyoruz kirli ve açik yerlerimizi.
    Bir şey mi var
    Sandik diplerinde saklanan merdiven altlarinda
    unutulan
    Ahir köşelerine atilmiş pasli çivilerine asilmiş duvarlarin
    Nedir bizi baglayan bütün bunlara ve geçen zamana.
    Siz oturdunuz mu hiç kildan ince uçurumlarda
    Biz yatiyoruz her gün beli bükülmüş duvar diplerinde
    Uykumuz ürkek ceylanlara benziyor
    Bazan yorgun taylara.
    Biz sessiz ve kaygan zaman üstünde
    Unutmuş ve aldirmaz görünüyoruz
    Gicirtili merdivenlerden çikan ölümü.
    Biliyoruz işliyor saat tikir tikir
    Her yerde ve her şeyde
    Sesini çizerek sonsuzluga
    Tikirtilarin kimiltilarin ve uzayan agaçlarin.
    Ve aklin dar yalnizliginda

    Erdem Beyazıt
#31.08.2016 14:33 1 0 0
  • “İçinden Tramvay Geçen Şarkı” diye bir oyunu vardı Ferhan Şensoy’un, sene kaçtı hatırlamıyorum ama 80’ler olmalı…

    O zaman adamların da içinden aşk geçiyordu, oradan anımsıyorum.

    Konuya böyle başlayınca, erkeklere saldıracağımı düşünüp şimdiden sinirlenenler olmuştur muhtemelen ama endişeye mahal yok! Başlık adamlar diye oluşturulsa da, hepimiz için geçerli bir konudan bahsedeceğim.


    Ben artık içinden aşk geçen insanlar özlüyorum. Birbirinin yüzüne bakınca yanakları al al olan gençler, birbirlerine “bey ve hanım” diye hitap eden çiftler özlüyorum. Kaldı ki; ben daha kaç yaşındayım? Babamlar ne yapsın?

    Peki, hep böyle mi olacak? Her nesil kendi gençliğini, çocukluğunu mu özleyecek? Bu kadar geçmişi özlüyorsak, neden koşarak uzaklaşıyoruz tarihimizden?
    Biz zaten alacakaranlık kuşağı çocuklarıydık, bir tuhaf yetiştirildik. Bir yanımız baskıdan, dayaktan, azardan kaskatı kesilirdi; diğer yandan hiç kimsenin sahip olmadığı özgürlüklerimiz olurdu. Mahalleden kimse görmesin diye, sevgilimizin arabasından neredeyse iki mahalle önce iner, dakikalarca yürürdük. Ona rağmen yakalanırdık ya, ona yanıyorum.

    Telefonda tanışmak modaydı benim gençliğimde… Rastgele bir numara çevrilirdi, telefona çıkan bey ya da hanıma yanlış bir isim sorulur, bir şekilde konuşma başlatılırdı. Eğer kişi evli veya ilişkisi varsa, bu tarz olaylardan hoşlanmıyorsa, zaten kapatırdı. Yok, konuşursa, eh o zaman hiç ummadığınız bir aşka doğru yelken açıyorsunuz demekti. Şimdinin mesenger’ı yani…

    Sabaha kadar bitmek bilmeyen telefon konuşmalarının faturası elbette evin reisine gittiğinde kıyamet kopardı ama aşk her şeye değerdi!

    O zamanlar içinden aşk geçen insanlar vardı. İhanet, vefasızlık ve vazgeçişler bu kadar kolay yaşanmazdı. Evlilikler değerliydi, ilişkiler altın kıymetindeydi. Biriyle anlaşamayacağını hissediyorsan, onu kırmadan üzmeden ayrılmanın bir yolunu bulmak için geceler boyu uykusuz kalırdın. Şimdiki gibi mesajla ayrılmak yoktu.

    Anlatması uzun sürer… Velhasıl içimizden aşk geçiyordu bir zamanlar bizim; şimdi ya biz eskidik, ya aşktan utanıyoruz. Ancak her durumda da içi çürüyor hepimizin….

    Candan Ünal

#31.08.2016 14:24 1 0 0