düş hekimi Şiir Dünyası

Son güncelleme: 26.05.2013 21:12
  • cennet kulvarından kopup gelmişim;
    vücudsuz bir ruhun sönüklüğündeyim.
    yırtamadık örtü mü kaldı üstünde;
    saçların niye hala dolanmaz gökyüzüme?
    seyir halinde direnirken susuşlarım;
    sabır halinde, dokunuşlarının hasretindeyim..
    nefessizliğime susadı dudaklarım.
    bakışlarında boğulmadan kalp atışlarım
    neye sarılsın ki semavi duruşlarım?
    yokluğunun kucağında beklemekteyim.
#08.06.2009 21:37 0 0 0
  • bu vazgeçiş kulübesinde karabasan besler
    düşlerinde açmaz renkli çiçekler.
    dayanaksız bir suç atılırken üstüne
    ezilir sana muhtaçlığın aciziyetiyle bu nefesler.
    uzak düşme bu olumsuzluğa bari;
    bilmez misin nasıl da ipsiz düğümsüz gerçek
    bulutlar gibi çöker üstüme sen yokken.
    koru, gergin kanatlarının altında beklerken ben
    medet ummadım senden başka hiçbir melekten
#11.06.2009 01:58 0 0 0
  • adressiz sancılarımın ruhumu sebepsiz satışları;
    niçin bakmazsınız kemiklerimdeki yaraya?
    resim koyu renkli ve savaş çirkef desenli.
    huzuruma tecavüz etme bari bomba sesleriyle,
    şu bahtsız düzenin lanetini tavaf etme..
    saymaya cesaretin yetmiş miydi hiç
    kaç kader bürüdü kana bu yalnız gezegeni?
    tut kolundan, uzaktan bakma, susup dalma;
    bari aşk olsun da geleceğe umut dolsun..
#11.06.2009 11:09 0 0 0
  • biliyorum sen de gideceksin.
    avuçlarında bir tutam güneş,
    diğer kanatsız melekler gibi gideceksin.
    yüreğime parça parça batan
    gözlerindeki yıldızların parıltısını da
    beraberinde götüreceksin.
    sessiz soluksuz uzaklaşacaksın gözlerimden,
    büyük çığlıklarla gelen ayrılık zamanında
    gözlerimin körlüğünde kulaklarımı sağır edeceksin.
    ne ellerim kalacak bende ne dudaklarım
    ne de sana hükümlü umutlarım.
    burda gömülmeyi unutmuş bir bedenle
    bekleyeceğim gelişini, sen gideceksin..
#11.06.2009 11:12 0 0 0
  • seyir halinde direnirken susuşlarım;
    sabır halinde, dokunuşlarının hasretindeyim..
    ..
    koru, gergin kanatlarının altında beklerken ben
    medet ummadım senden başka hiçbir melekten
    ..
    huzuruma tecavüz etme bari bomba sesleriyle,
    şu bahtsız düzenin lanetini tavaf etme..
    ..
    ne ellerim kalacak bende ne dudaklarım
    ne de sana hükümlü umutlarım.
    burda gömülmeyi unutmuş bir bedenle
    bekleyeceğim gelişini, sen gideceksin..

    Sabretmek susmakmıdır her daim...çağıramazmıyız sesimiz olabildiğince...
    yettiğince gücümüz...
    muhtaçlığına sebep olan melekten medet ummak...Hangi melek bu?...Ölümün diğer adı olan melek mi ?
    Bir savaş gibi...yağmalanmak en saf halleri..öylece kalakalmak...umut beklemek...
    Gidene bağlanan umutlar hükümsüz olmaya mahkumdur...Gidendir ölüme neden olan...

    Şiirlerinizi böyle bölmekle ne kadar iyi ettim bilmiyorum...bütüyle güzeldi...
    Bazı cümlelere söyleyeceğim vardı demek ki :)
    Yüreğinize sağlık....
#12.06.2009 15:40 0 0 0
  • çerçevesiz kaldı geceler,
    boş duvar yüzleriyle
    asılı durdu yüzlerim dudaklarımda.
    senden bir işaret bekledim,
    bir koku, bir bakış veya bir nefes alış.
    durdu duracak zamanın
    yakamdan kopmasını bekledim
    yalandan konuşurken yalandan insanlara..
    seni bekledim, dağ gibi
    dayanacağım günü bekledim
    kucağın dünyaymışçasına.
    göller gibi durulurken bedenim,
    nehirler gibi akmak istedim sana doğru.
    sabahlara kadar düşlere bakmak yetmiyor,
    artık gecelere kadar da düşlerdeyim.
    nefesim bitene kadar
    sensiz günlerin tesellisindeyim;
    gün ile hece arasında mahsur
    bir düş döngüsünden ibaret olsa da..
#16.06.2009 19:54 0 0 0
  • sabrıma yapışkan duruşlarım kadar,
    gitmeden önce son kez
    dönüp bakmak kıyısında anlamsız görüşlerim var.
    bir sen mi yoktun hayatımda eksikliğini çektiğim,
    yokluğunu soluk soluk ciğerlerime çektiğim.
    yaşanabilirliğini ölçmeye yeltenmedim anların,
    ten kadar sarmışken et ile kemiği bu bırakılmışlık.
    kovalamadım hiçbir rengini bu gezegenin,
    hangisini beğenirsen onu yüklersin diye omuzlarıma;
    sorgusuz sualsiz içime taşırım seçtiğini
    ve kendimi sana boyarım kusursuzca.
    bağlanmışlığıma neden arama,
    çiçeğin ışığa bakması kadar gereksiniyorum sana.
    bir sen mi vardın hayatımdan zaman gibi geçen,
    bir sen mi yoktun varlığına bu kadar muhtaçken.
#16.06.2009 19:59 0 0 0
  • aslında hiç anlamsız değildi durmak,
    kalan olup gidenin ardından bakmak.
    mantığını yargılamadım sevmenin,
    medeniyete olan gözden uzaklığını
    yaşanabilirliğine alet etmedim bilmeden.
    böylesine hissetmiş miydim hiç
    inanmış olmanın verdiği huzuru?
    bildim mi mutlulukların peşinden koşmak yerine
    durup acılara savaş açmanın onurunu?
    damağına takılmışken var olmanın sarhoşluğu
    nasıl da yağmur misali çöktü üstüme,
    biraz aykırılık doluymuş bu sevda dedikleri.
    söylememişlerdi mutluluğuna erişmek için
    acısını bıçak bıçak sıyırmak gerektiğini.
    bezgin karşılanmışken uykularım tarafından,
    yalnızlığın koynunda bu mu sevda dedikleri..
#18.06.2009 15:48 0 0 0
  • kabuksuz yüzerken yalnızlığın koyu dehlizlerinde,
    iki dudak arası duraksadık umarsızca bilinmeyene.
    suçlu arıyoruz cevaplarımızın her kelimesinde,
    zararların köşesinde kendimize sımsıkı tutunup
    yanlışlardan çıkan bir yol bakınıyoruz şu kör halimizle.
    bilmiyor muyuz kıvrandıran boşlukların verdiği
    yapayalnızlık dediğimiz bedenle ruhun kavgasını;
    dibine düşerken bile, sonuna varmadan önce
    bir yerlere sarılıp içinden çıkmaya çırpınmasını?
    sahi, ne zaman unutmuştuk ki beraber kalmayı;
    beraber olup, zamanların içinden gökyüzüne dalmayı?
    bir şeyler yanlış, bir şeyler yanmış ömürlerimizde
    yokluğuna büründükten sonra yapacak bir şey kalmayınca
    farkının son istasyonuna varıp da uyuyakaldığımız.
    ya kapıları kendimizde arıyarak yapıyoruz en büyük hatayı
    ya da başkasını bekleyerek yaşıyoruz en çıkmaz hayatı..
#22.06.2009 13:08 0 0 0
  • çok güzel yazıyorsun arkadaşım..
    çok fazla yorum yapmasamda ,şiirlerini takib ediyorum..yüreğine sağlık
#22.06.2009 17:58 0 0 0
  • toprağa tohum kadar yakınsın,
    canın ylanızlığa neden yakınsın?
    olma bitme bir ömür sürerken beden,
    boşluğun içindeki yıldızlar kadar uzakta
    bitmez bir hasret çekimi kadar yakınsın.
    suskunsun geceler boyu yansıman gibi
    en muhtaç halimdeyken sana su gibi;
    nereden geldiler suskunluğa ait perdeler;
    kim dedi ki sözlerine kelepçeler takılsın?
    neden bu dilindeki ağırlığın altındasın;
    pranga dedikleri örtü kadar muammasın?
    küstüren mi oldu çiçek yüzündeki mavi gülüşleri
    yüzüm cehennem gibi mi ki ruhun yansın?
    fısıltınla deme bana bensiz kalasın,
    sensiz bu yürekte yok can atasım.
    hesap bile soramazken yokluğuna
    nasıl derim neden benden değil de
    kıyıda duran tek başınalıktan yanasın?
    sormaz mısın hiç yürürken ve dururken
    insan olmak varken neden böyle yalnızsın?
    ufuktan da uzaktayken bakışların,
    gözlyaşların kadar gözlerime yakınsın.
#24.06.2009 22:19 0 0 0
  • tek başına insan olamazsın dedi.
    yürümek sona yaklaşmaktan ibarettir dedi,
    eğer yanında biri yoksa; varsa hayattir,
    yettiği kadarınca varsa, akıl dolusu kardır.
    su dedikleri nedir ki denizin ortasında yalnızsan?
    varsa avuçlarından kana kana içtiğin,
    dem pahasındadır şu su dedikleri, zehir gibi.
    küle dönsen de kurtulmak isteyen yok ama,
    ne yapsan da onsuz yaşayamaz hale getirir seni.
    gün dediler; gün bile duvarlarının zifiri koyuluğunu
    şah damarın kadar yakın da olsa silemez yüreğinden,
    beraber nefes alınacak insanın yoksa derinden.
    aldığın her soluğu ciğerlerine ileten gücü
    sadece sana bakarak verebilen biri varsa başucunda
    güneşi bile kıskandırabilirsin bazen.
    sözler, günlük safsatalarından başka bir şey değiller
    eğer sevmiyorsan ve hissetmiyorsan konuşmayı.
    bedensel bir ihtiyaç gibi duyumsayıp
    ellerini tutup bakışlarına dokunmadan susuyorsan
    teninin sıcağına gömülüdür sözlerin en asili.
    "bak" dedi, körmüşüm gibi ısrarla "bak" dedi.
    kucağındaki şu yalnızlığın gözyaşlarını tecavüzüne bak!
    yakışmıyor hiç sana tek başına olmak.
    kadere her anında içinden küfretsende,
    tek başına yok sana insan olmak.
#24.06.2009 22:22 0 0 0
  • bu, hiçliğin verdiği doygunluk hissi.
    gerçekleşemeyen her zor istek
    ve yerine gelmeyen anılar gibi
    sualsiz şekilde yokluğa bürünmek.
    bu, geleni gideni olmayan bir yolda
    adımları sayamayıp kendine yürümek.
    ne sona varmak ne de sonu olan bir yola..
    sadece gitmek; hiçliğin içinden, hiçliğin içine...
    varış umutlarından yoksun yaşama direnmek..
    bir damardan ötekine akan kan kadar
    yaşama tutunma sebebimdi seni sevmek..
#25.06.2009 21:05 0 0 0
  • lütfen, kalkma oturduğun yerden.
    bak, sormadan karşına geldim;
    kazara bakışlarımızın çarpışmasına
    yüreğimden dualar ettim.
    dur, gülerken biraz daha uzat gülüşlerini.
    ihtiyacım vardı böylesine içtenliğe
    uzun zamandır işlememişti kanıma
    insan gözlerindeki yıldız takımları.
    sabahki çocuk gibisin, şimdi hatırladım.
    o da gülüyordu içimdeki karanlık bakışlara;
    o da görüyordu ruhsuzluğumun perdesini..
    kör gecelerde güneşi bekler gibi demiştim sevdaya.
    sen duymamış olsan da bahsetmiştim umuttan
    bu sabah, aslında karşımda olmayan bir insana.
    ne güzel demiştim, ne güzel söylemiştim;
    seni beklemeyi ne de güzel bilmiştim..
    israfil üflemeyi böyle bekler miydi acaba?
    yanmıyorum aslında, seviyor da değilim galiba.
    gülüşüne ihtiyacım vardı sadece.
    masumiyetine sığdırdığın olgun duruşun kadar
    çocuksu gülüşüne tutulmuştum
    ne olur kusuruma bakma.
    benzetmiştim sanırım seni,
    önceden karşımda beliriveren bir meleğe.
    inancımın denge tahtına kurulmuşsun gülüşünle.
    karşında duracağım sadece,
    sen hiç rahatsız olma..
#09.07.2009 19:42 0 0 0

  • susuyorsunuz sonra ard arda gönderiyorsunuz
    sebebim olacak bu şiirler : )
    Hepsi birbirinden güzeldi...

    Yüreğine sağlık tşkler paylaştığın için...
#12.07.2009 02:10 0 0 0
  • bu gün bir başka gibi, diğerlerine nazaran..
    yeryüzüne yazıp sildiklerimin sayısı
    aklımın karış karış yüksekliğinden bile fazla..
    hep saçmaladım, hep sustum, hep kustum bu gece..
    biraz meyve tadı biraz acı bu kanıma karışan sıvı.
    koyu ve gittikçe koyulaşıyor anlamındaki gölgeler;
    sen gittikçe derinleşiyor boğazımın düğümleri..
    damarıma karıştıkça içki, aklıma karışıyorsun;
    gözlerin bana bakıyor, ben ise bulanık gidişine..
    karanlığa gömülüyorsun avuçlarımı başıma vurdukça
    susuyorum, susuyorsun.. sokak lambası hala burda.
    yarım kalmış bir satıra vuruyorsun boyanı.
    kollarım başıma sığınaklık yaptıkça, üstüme vuruyorsun.
    rahatsız mıyım, ölüyor muyum, sana mı bulaşıyorum?
    aklım nefessiz kaldıkça kendimden geçiyorum,
    yine de hiçbir zaman sana varamıyorum..
#14.07.2009 19:51 0 0 0
  • hayall..

    sana cevap yazıyım derken o şeyi yazdım (: şiir gibisin (: şu anlık ilham perimsin (:
#14.07.2009 19:52 0 0 0
  • Ne mutlu bana o zaman :)

    yüreğine bereket...
#15.07.2009 13:11 0 0 0
  • ilk özel baskı çıktı (:
#29.07.2009 22:23 0 0 0