Yattığım dert yatağında
Elem yorganımı araladım,
Gelip,
Sokuluverdin yanıma.
Ellerimi tuttun ilk.
Saçlarımı öptün bir güzel.
Bir güzel de dudaklarımdan öptün.
Mutluluktan,
Ölmek,
geçerken baktım ...yüreğine sağlık ...
Deniz yosun kokuyordu..
Ben,
Sahil boyunda yalnız yürüyordum.
Dalgalardan çıkan su damlacıkları
Yüzüme vuruyordu.
Bir çift martı uçuyordu-görüyordum.
Cebimde,
Buruşmuş son mektubun vardı.
Bir de güleç yüzlü, ufacık resmin..
Özlemin beni aşmıştı,
Hasretliğin bir o kadardı...
Dudaklarımı resmine sürüyordum.
Dudaklarımda, dudakların vardı.
Kıyıda,
Balıkçıların söylediği bir şarkıda çağrılandın.
Kahırdan ölüyordum..
Bu kaçıncı gün, kaçıncı haftaydı
Yanımda yoktun.
Fuarda bir başıma dolaştım sonra...
Kahkaha aynaları bile güldüremedi beni.
Palmiyeler altında seni bekledim-gelmedin...
Gelemezdin.
Oturduğumuz çay bahçesinde
Yudumlarken çayımı..
Zehir zıkkım içiyordum-bilemezdin.
Bilemezdin,
Nasıl içim burkulmuştu.
Nasıl ezık ve kırıktım.
Tüm sevdalılar-bütün sevdalılar diyorum:
Bize benzer.
Biz de onlara...
Aramızdaki dağlar, yüzlerce kilometreler..
Özlemlerimizi,
Hasretliğimizi üretiyor.
Sonra,
İletilen bir mektup..
Gülümseyen bir bebek kartpostalı..
Sevmeye,
Yaşama isteğine itiyor.
Acılara karşı diretiyor.
Dağlar aşılıyor,
Kilometreler tükeniyor.
Mutluluğun bilincine varıyoruz,
Sevinçleniyoruz...
Diyorum ki:
Bütün sevdalılar bize benziyor.....
Aramızda yollar var
Az değil.
Düzmece gülücüklerine
Ve sözlerine inanma..
O,
Konu-komşunun,
O,
Arkadaş-dost görünenlerin...
En küçük çatışmamızda
Ver yansın edecekler ardımızdan.
Gel kabullenelim şimdiden..
Her insanın dostlukları
Öz değil...
(B)
O komşu kızı da telli duvaklı
Sevdiğine gitti.
Ya biz ne zaman...........? !
Hele bir buluşalım..
Hele bir kavuşalım..
Yoksa bu hasretlik,
Bizim için pek yaman...
(C)
Son mektubunda
Yine ''Gel'' demişsin..
Senden başkası
Bana ''El'' demişsin..
Sonunda da, ne güzel:
''Sen de benim Herşeyimsin
Bunu ''Bil'' demişsin....
(D)
Az kaldı.
Biraz daha sabret..
Bu hasretlik,
Bu özlem bitecek.
Bitecek bu gurbet...
SÜMERLER, Bundan en az 5 bin yıl önce Asya'dan gelip, Mezopatamya denilen bugünki Irak topraklarını, adları tarihten silininceye kadar, kendilerine vatan yapmışlardır..
Şiirin yazarı da, bundan 4 bin yıl önce yaşamış LUDİNGİRRA isimli bir sümer çocuğudur.Annesine ola sevgisini, ona verdiği değeri dile getiren bu şiir, çivi yazısı ile kil üzerine yazılmıştır.
*** Bu şiir, ''İstanbul Arkeoloji Müzesi'' nin zengin çivi yazılı belgeler arşivinde saklanmaktadır *** .
*** ANNEM ***
Annem
Ufukta parlayan bir ışık
Dağda dişi bir geyik
Öğle zamanı bile ışıldayan
Sabah rüzgarıdır...
Annem,
İlahi bir yağmur
İyi tohumlar için su
İkinci defa büyüyen
Bir üründür o...
Annem ,
Çok tatlı kokan
Bir hurma ağacı
Çam ağacından bir araba
Şimşir ağacından
Bir tahtıravandır..
Bir meyve salkımı
Bir süslü çelenktir o...
Sen,
Her gülüşünle içime bir güzellik katıyorsun.
Apansız uyandığımda gecenin bir yerinde
Beni ışıl ışıl dünyana çağırıyorsun.
Ardından,
Şiirsel duygulara giriyoruz
derinden derine....
Sen,
Binlercesine öldürüyorsun beni
Her gidişinde..
İnadına
Yeniden doğuyorum senin için,
İnadına doğuyorum etinle,
elinle, dişinle...
İnadına yaratıyorum kendimi,tenin için...
Sen,
Sabahlarca güzelsin.
Çocuklarca masum.
Çiçeklerce renk renksin.
Seninle şekilleniyor usum.
Sen,
Kişiliğimi bulduğum,
Sen,
Anlatılmaz bir şeysin.
Sen,
Yoluna kurban olduğum.
Sen HERŞEYSİN.
Birşeyler var yolunda gitmeyen.
Nasıl söylesem
Birşeyler eksik.
Yoksa,
O coşkular mı yetmeyen
İçimize dalga dalga gelen?
Birşeyler var yolunda gitmeyen.
Karanlıklarda kayboluyoruz...
O aşk dediğimiz
Hiç bitmeyen...
Sanki bitecekmiş gibi,,
Korkuyoruz,
Kahroluyoruz.
Nasıl söylesem ?
Ne söylesem bilemiyorum.
Hiç anlamadan kördüğüm olduk.
Ne güzel yürürken el ele, omuz omuza
Mutluluğa doğru...
Yolumuzdan çıktık.
Ya da baştan çıkardılar ikimizi..
Ne güzel yürürken beraberce..
Kimselere karışmadan
Kimselerle yarışmadan..
Dokunmadan ellere,
Dillerle atışmadan
Savrulduk sonbahar rüzgarlarında...
Ne söylesem,
Nasıl söylesem..
Karanlığımıza bir kibrit bile çakamadık!
Şimdi içimiz hüzün dolu..
İçimiz ezik...
Sevgimize bakamadık
Ne yazık.
Bir şeyler var
Yolunda gitmeyen..
Senin gözlerinden belli.
Bir şeyler var aramızda..
İkimiz de söyleyemedik...
Değişken bakışlarını
İkide bir getirme gözlerimin önüne...
Seviyorsan, sevdim de..
Sevmiyorsan, o başka...
Sen
Benim çektiğim acıları çekmedin.
Tek yanlı sevgileri hiç yaşamadın.
Dertlerden yana,
Aşklardan yana,
Beni söyletme...
İzmir bana mezar oldu
Bilmezsin.
Düşe kalka
Kendi tabutumu kendim taşıdım.
Kimselere yük olmadım.
Ne çok sevmiştim seni...
Mecnun görse ağlardı..
Kerem duysa yanardı...
Şimdi sana bitmez,
Tükenmez sevdamı anlatsam..
İçimdeki kasırgalardan söz etsem.
Dinlemezsin beni..
Yokluğunda
Gözlerin bulut buluttu.
Dudakların alev alevdi.
Benim gözlerim
Gün değil, ay değil, yıl değil.
Gülmesini unuttu.
Yine de,
Bir an olsun şikayetim olmadı...
Sen
Durup durup düzmece gülüşlerinle
Bana bakıyorsun.
Gel vazgeç
Seviyorsan, sevdim de...
Sevmiyorsan, o başka..
Gel vazgeç.
Öyle bakma.
Ben mevsimlik giysi değilim
Giyip, çıkarıp
Sonra yerlere atma...
Hani,
O son günümüzde
ellerimi tutmuştun,
Avuçlarımız yapışmıştı avuçlarımıza.
Tutkal gibi..
Hani,
Biraz ürkek,
Biraz çekingen...
Ve
Apansız
Öpmüştün ya dudaklarımdan,
Islak ıslak.
Sımsıcak...
Hani,
Hep böyle kalsak
Hiç ayrılmasak derken..
Ellerin gezinmişti ya
Öptüğün dudaklarımda
Okşadığın yanaklarımda...
Ben unutmadım o günü
Hiç unutamadım
Ne ucuz, utanmaz sevdalar yaşadım
Ne yüreklere girdim habersiz
Çekinmesiz..
Ne yüreklere girdim,
Pervasız, sorgusuz-sualsiz.
Sonunda
Ne çok yüreklerden çıktım
Kırgın, yorgun, darmadağın...
O gün anlamadığım
Bugün anladığım
Yalnız sen kalmışsın bende
Senden öte gidecek yerim yokmuş meğer.
Gecelerin karanlıklarına tiryakiliğim
Gözlerinmiş, saçlarınmış.
Sen
Ah, benim vazgeçilmezim.
Geç anladım
Senden öte gidecek yerim yokmuş meğer....
O gün-bugündür
Hiç kimse senin gibi öpmedi beni
Yanardağlardaki lav kadar sıcak
Her yanımı saracak kadar.
Hiç kimse bakmadı gözlerime
Gecenin sabaha kavuşması kadar sessiz.
Bir bebeğin gülüşü kadar doğal
Ve tertemiz.
Kimseleri senin yerine koyamadım.
Kimselerin yanında tutunamadım.
Olmadı be Nar Çiçeği yüzlüm
Olmadı işte !!!
Kimseleri sen gibi
İçimde tutamadım.
Yıllar
Silindir gibi ezip geçti de
Anıların üstünden
Ben hiç sensiz kalmadım
Hala
Öylecene kokun duruyor
Kokun,hiç gitmedi üstümden