"I believe in a religion that believes in freedom. Any time I have to accept a religion that won't let me fight a battle for my people, I say to hell with that religion."
Ben özgürlüğe inanan bir dine inanıyorum. Ne zaman insanlarım için savaşmama izin vermeyen bir dini kabul etmek zorunda kalsam, o dinin canı cehenneme derim.
"You're not supposed to be so blind with patriotism that you can't face reality. Wrong is wrong, no matter who says it."
Gerçekle yüzyüze gelemeyecek kadar vatanseverlikle kör olmamalısınız. Yanlış yanlıştır, kimin söylediği önemli değil.
İçimdeki ateş dinse, külleri donsa
Günler değil, aylar değil, yıllarım yansa
Garip canım musallada döne döne yumsa
Unutamam ben o yari, başka gül için...
Taş duvarlara düşen kederli gölgendir akşamları
Her akşam yürüyüp gider gölgeler içinde
Sırtı kambur başı öne eğik
İçimdeki duvarlar kanatır parmak uçlarımı
Çaresizce kıvrılır yollar
Kıvrılır sigaramdaki duman
Kıvrılır bedenim acıdan
Sahip olduklarımız
Kaybolmaya meyilli
Yaslandığımız kelimelerin
Hırçın aşk çığlıklarıyla
Sonsuzluğu ararken
Eriyerek aşkın sıcağından
Buzullara çakılıyoruz
En az kar tanesi kadar
Üşüyoruz bir aşk biterken
" Hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Don Kişot'lara, ateş hırsızlarına, Ernesto Che Guevara'ya, yollara, yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük: Savaşlar, katliamlar, ölen öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar ve topluluklar gördük. Yanan kentler, köyler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük, biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu dünyada şarkılar söyleyebildik.
Bazen tutunuyor gibi yapıyorum da hayata
Ne de yanlış yapıyorum değil mi..
Asılı kalmak dururken ona.
Tutunmaya çalışmak ne cüret diyorum.ne cüret...
Karanlıkta kalmaya gör bak
Güneşi ne çok ararsın.
Gözlerin kamaşmasın sakın
Nasıl ararsın loşluğu.
Bu bile verilmiş ders değil mi
En basitinden.
Doğanın verdiği vereceği...
Hepsi bu..