İnsan özgürdür çünkü kendi değildir, kendine karşı bulunmadır. Olduğu şey olan varlık özgür olamaz. Özgürlük tam da, insanın kalbinde olmuş olan ve insanın gerçeğini olmak yerine oluşmaya zorlayan hiçliktir. İnsan gerçeği için varolmak seçmektir: hiçbir şey, alabileceği veya kabul edebileceği, ne içeriden, ne de dışarıdan ona gelmemektedir. İnsan gerçeği, hiçbir türde hiçbir yardım olmadan, en küçük ayrıntıya kadar kendini oluşturmanın dayanılmaz zorunluluğuna tamamen terkedilmiştir. Böylece, özgürlük bir varlık değildir; insanın varlığıdır yani onun varolma hiçliğidir."
Şey!
Havada hava, günlerinde gün, evlerde sarmısak soğan;
hepsi bu işte basit, olağan.
Her şey şey'dir;
inandıklarımızdır belki de yalan.
Abarttığımızdır,
kül'dür herkesin payına kalan...
Yılmaz Odabaşı
ülüşün dalkıranlara inat
çoğalırdı gelişinde
kırılmışlıkların,
bir de erkenci tomurcukların yürek sızısı
ötelediği duygu gelip bulduğunda
hayır demedi
açıp ellerini gündoğumuna
ey aşkın gün görmemiş yazıcıları
şimdi yazın benden olanı,
yazın vakti dolan yıldız kaymalarını
yaşanan aşklarımın kapatın faili meçhul mezarlarını
unuttuğum tüm replikleri
sevda buketlerimi gömün
aşkı akıtayım sunaklarına
Her şey bir aldatmacadır: en az yanılmaya bakmak, normal ölçüler içinde kalmak, en aşırının peşinden gitmek. birinci durumda ona ulaşmayı kendisi için kolaylaştırmaya çalışarak insan aldatır iyi'yi, ve eline yetersiz silahlar vererek aldatır kötü'yü. ikinci durumda, dünyevi işlerde bile ele geçirilmeye uğraşılmadığı için aldatılır iyi. üçüncü durumda ise, kendisinden olabildiğince uzaklaşılarak aldatılır iyi, ve en aşırıya vardırılarak güçsüz kılınacağı umulduğu için aldatılır kötü. bunların içinden yeğlenebilir olarak ikinci durum görünüyor, çünkü her durumda iyi aldatılırken, hiç olmazsa bu durumda, en azından görünüşte, kötü aldatılmamaktadır. (franz kafka)
...
Duvarın ardındakiler
Zaman nasıl geçer
Güneş doğudan mı doğar orda da
Sis çöker mi bazen burnunuzun ucunu göremediğiniz
Siyah-beyazı yaşamak zorunda bırakıldığınız bir anda
Gökkuşağı koşturur mu ardınız sıra
...
İnanmasam!..
Kimliksiz bir bulutun kırık düşen yağmurundan sonra,
Göğsümde bir çocuk şenliğiyle uyanmazdım..
İnanmasam!!..
Bıraktığım yol tekrar bana dönerken,
Naftalin kokulu bir sandıkla bekletilmezdim..
İnanmasam!!!..
LâL olmazdı bakışlarım.
Elverir ki coşku haylaz çocuklarını boğazlamasın.
Avunmak elbette kolaydır,şehri yiğit bir türkü gibi dolaşmak..
Dağlara destanlar düşürmek kolaydır,
Hapislere bir sevinç çığlığı gibi düşmek,
Kızların diri göğüslerinde,...
Devamını Gör
Matbaalarda ve kongre zabıtlarında; dünyayi tazelemek,
Yeryüzüne depremler düşürmek kolaydır...
Bagimsizlik, Mustafa Kemalden armağandı bize.
Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
Mezar taşlarımıza basa basa,
Devleti yönetenler, gizli
Emirlerle başlarımızı ezmek,
Kanlarımızı emmek istediler.
Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
unutma bizi...
Bu gece yere düşen her damla bedenimi ıslatıyor
Gürül gürül içime akıyor,önünü alamıyorum...
Öyleki ne kadar bent varsa yıkılıyor,
Tüm tabularımdan bir bir arınıyorum...
Bu sayede aşk karşısındaki tutsaklığım son buluyor,
Kalbimin özgürce kanat çırpmasına vesile oluyorum...
ben şiirlerimi yazmak için kullanırken bembeyaz kağıtları
ısınmak için topluyor küçücük eller onları
geleceği kadar kirli hepsi
işe yaramayacak kadar ıslak...
okuyun diyecektim çocuklar ama
kalem tutamayacak kadar üşümüş/se umutlarınız
derman yok/sa parmaklarınızda
yakın topladığınız kağıtların hepsini
Gel, gel, daha yakın gel, bu yol vuruculuk ne zamana kadar sürüp gidecek? Madem ki sen, bensin, ben de senim. Artık bu senlik ve benlik nedir? Biz Hakk'ın nuruyuz, Hakk'ın aynasıyız. Şu halde kendi kendimizle, birbirimizle ne diye çekişip duruyoruz? Bir aydınlık bir aydınlıktan neden böyle kaçıyor?
Biz hepimiz, bütün insanlar, tek bir vücud halinde olgun bir insanın varlığında toplanmış gibiyiz. Fakat neden böyle şaşıyız? Aynı vücudun birer uzvu olduğumuz halde neden zenginler, yoksulları böyle hor görürler? Aynı vücutta bulunan sağ el, ne diye sol elini hor görür? Her ikisi de madem senin elindir, aynı tende uğurlu ne demek, uğursuz...
" Aşk farkına varmaktır,
Ya herşey aşktır,ya hiçbirşey
Ya da herşey aşktandır
Ya aşk nedir?
Tarif etmek gereklidir ve aynı zamanda hastalıktır
Ve hiçbir tarif için bu aşkın tarifi değildir diyemezsiniz
Ve hiçbir tarif tam değildir
Seversiniz işte
Kavuştuğunuz,kavuşmayı istediğiniz veya kavuşamadığınızdır aşk
Aşk odur
Yarım ve bayat bir simit de karın doyurur
Bir ziyafet sofrasıda
Zaman gelir ikisi de birbirinin yerine geçer yaşamak için
Aşk vardır,yoktur,şu dur,bu dur
Hayır hiçbiri değil
Ya herşey aşktır,ya hiçbir şey
Ya da herşey aşktandır "
Özletme İçime Sıgdıramadıgım Mavi Tebessümlerini..
ismindir Lal Edenim..
Lal-ü Sürgüne Müptela Yüregim..
Mateme İsyan Degil Lütfum..
Asr-ı Özge İle Sevmektir Seni Tek Derdim..
Can Ver Canan Olayım..
Yada Yol Ver Canımdan Olayım...
Mülteci ellerimin ayazında ölmüş kelebekleri
Kudsi levhanın dokunuşuna emanet etmeye geldim
Ben gururun mahkumuyum...
Ben gerçeğin kaçkınıyım...
Ben günahın tutsağıyım...
"imparatorların kitapsız ve kutupsuz dünyasında
Biat etmişken herkes dolar tanrısına
Borsasına, piyasasına
Bir sen kafir kaldın ey karanfil
Bir sen kaldın kökü hala toprakta
Ve kavgada..."
Her siir üretildiginde henüz bitirilmemis bir sarkidir.
Bir sir damittimm özüne
Bir ezgi gezdirdim kulagina
Bir özgürlük saldim gökyüzüne
Siir oldu
Gönlümün tümceleri oldu..