Kendime yasaklıydım başlı başına.. Özgürlüğümü elimden alan her pisliğe kin kusan durumundaydım. Sen sağır kesilmiştin yaşama, ben avazım çıktığı kadar isyankardım sen-li olan tüm olmuşluklarıma..Bilirim aciz insanlar sızlanırmış hep.. Ben bu tanımlayamayı kendime yakıştıramayandım. Ben senin yüreğinde daima asi bir eşkiya olarak kalmak isteyendim. Asiydim, her ne kadar ayağıma seni anlatan hüzünlü prangalar takılmış olsada, ellerime sen kokan hasret kelepçeleri vurulsada.. Sana o kadar yasaklar içinde kanayarak gelendim.. Her yasakta senden oluşan bir özgürlük anıtı diktim yüreğimin en dip köşesine.. Her anıtta senin acın, senin hatıran, senin mahvedişlerin olsada ben sana yasaklar içinde gelmeyi seven tek kişiydim..
Belliydi belki de eylül duraklarımız.. Üzerimizde parka, ayağımızda postal eylül romanlarını yazdık,bir yanı hep hazan, bir yanı hep hüzün kokuluydu sevdalarımız. Kan durmuşken insanlılığımıza, aç yatıyorken çocuklar, ağlıyorken başı yaşmaklı analar, ölüyorken sevgili,ölüyorken..Behiyeler, Hüseyinler, Yusuflar..Diriliyor koca bir dram Deniz gözlerimizde..
Başından belliydi eylül, yeşil düşlerimizdeSormuyorum rengini bile. O hep rengiyle geldi bize. Siyah bir gölge gibi otursa da içimize..Seyrine doyamadı kılığı düzgün, zikri bozuk beyin köstebekleriçaldılar çocuklardan bakışlarını..şimdi hepsinin gözleri siyahama bilmiyorlar sevgili hala umutlar ak
benden yana çevir sevgili
görmesinler eylül gözlerindeki sisi
Sana geldim, sona
Sende yeryüzüdür gövde bulan
Ey suların sonsuzluğu
Bakışlarım demir alsın gözlerinden limanına
Fırtınalar yorgun yüreğim, sana
Bütün sabahlarım sesinde ağarsın
Keder tırmanmasın yüzüme bir daha sarmaşık gibi
Öpüşlerin damlasın çöl dudaklarıma
Biliyorum yüreğin durgun sudur, dindiğim
Korku kıyılarımı sildiğim
Sana geldim sustum ve yondum
İki damla ateş düşürdün gözlerime
Al uslandır korsan bedenimi
Gece kanat çırpsın parmaklarımda
Birbirimizden kaçıracak neremiz kalmasın
Birleşsin yağmur soylu ellerimiz
Bırak öpüşlerim ağzını kapatsın
Uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde
Sabaha söyleyecek söz bırakmayalım
Köpekler gibi havlayan acılarımız sussun
Sevda çözmesin kendini bizden
Sularca gülüşelim
Yüreğin alı koysun gitmelerimi
Sona geldim, SANA
melal asılıyor kirpiklerinden,
uzak ufukların yıldızları gibi sönük gözlerin,
yüzün gurbete dönük,
güllerime yağan kırağılarda üşümüş ellerin
ben sana zamansız,
sen sana mekânsız
ve sen gitmek istiyorsun vedasız,
kalmak zor geliyor, gitmekse basit
yollar çekiyor ayaklarını,
belli ki gideceksin,
hadi, git
Adresi olmayan meskenlerin meçhulüyüm..
Kırılganlığın mıhlandığı yüreklerde iç yakanım
Köşe başı düşlerin baş rol oyuncusuyum..
Belkide kendimden en çok nefret edenim..
Ünlemle çığlık olan hayatıma
Virgülle ara veren gülümselere tanık olanım
Sahte yüzler arasında kendimi arayan
Aradıkça isyan bayraklarımı sallandıran sahipsizim
Yaralı bir kuşun kanadında geçmişime sızlananım
Çağlayan olan ömrümü kuraklğa döndüren kaderime
Sesliliğin içinde sessizce ağlayanlardanım..
Canımın acısı hiç dinmicek olsada... Varsın acısın... Sonra aklıma geliyor kilometrelerce uzakta oluşum sana ve senin bana gelmeyişin... Aklından geçenleri sorguluyorum kendime... Utanıyorum yaşamışlıklarıma senden önce... Sana senden çok ihtiyacım olduğu için belki, kollarında olmaya, kokunu almaya, senin olmaya, benim olmana ihtiyacım olduğu için belkide.... Belki de seni temize çıkarıyorum ruhumda, adın aşk olsun diye... Yine de Hoşçakal Zamansızlığım....
'Şimdi yapa yalnızım,şehrin dar ıslak sokaklarında
sokak lambaları ve taşları kadar soğuk bedenim...
yüreğimde kor bir ateş
alev alev yakıp kavurmakta
tüm geçtiğim sokaklar yok oluyor ayak izlerimde..
kimse/sizliğim kadar d/üşüyorum...
Ve kimse/sizliğim kadar yanıyorum...
Ne sağnaklar görmüşüz, yarılan gökyüzünden alnımız
yıldırımlarla ağmış,
ne rüzgarlar çınlamış bağrımızda, coşkusundan kırılmış
kaburgamız,
dişlenip kayaları ne ateşler yakmışız, aşmışız ne zifir
uçurumlar,
yine de ürkütmeden öpmüşüz bir ceylanı gözlerinin
yaşından
incitmeden tutmuşuz ağzımızda yorulan kelebeği;
şimdi asmalardan korukların tadı silinmiş,
sesimizde sendeleyen bir keder,
uykusuzluk serin serin sızıyor acıyan tenimizden;
ziyanı yok, nasıl olsa gönlümüzde aşkın yeri çok derin.
Bir korsan dagınıklığı şimdi bana kalan...Bakire bir yıldız bile kalmadı -gök-yüzümde..
.Hergün biraz daha artan bedeli ödüyorumbilmem kaç kursun eskiterek yüreğimde..
Dirhem dirhem sonlanan çağ hatırlatıyor unuttuklarımı anımsıyorum mesela tüm acılar mutluluklardan doğardı..
Çığlık çığlığa yorgun bir kervandan gelenim..
Avaz avaza suskunluklar içinde kendimi arayanım..
Gölgelerimin ardından bana ait adımları sayıyıyorum..
İç sızlamalı yanlışlarımı, yıllarca çürümüş ceplerimde taşımışım..
pişmanlıklarımı bedelini topuklarımdan aşağıya süzüyorum..
O kadar çok suskunluklara boğazım dur diye yalvardı kii
Söylenmemiş tüm sözlerimi kusacağım vakit
Poyrazını demleyen rüzgarıma yenik düşüyorum..
Yaralar değildi, can yakan..
Yaranın kabadayılığına soyunan acılardır,
İnsanı alt üst eden..
Kendinden kendini arındırmakta değildi dert olan
Yazılmış sözleri silip, konuşarak susabilmeyi becermekti
Yemin edilen tüm yalanları ayaklandırmadan susturabilmek..
Ben;
Ne zaman ki yapışkan geçmişimi silmek istesem
Her yapışan sözde sen çıkıyor karşıma
Yarını olmayan bir meçhulü oynuyorum,
Beklentisine küsmüş bir çocuk gibi..
Kıyısından deli, ucundan çocuk bir sen büyüttüm kendimde
Sen beni öldürürken,
Bense tetikte duran bir yürekle seni yaşattım..
kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni
Kapalı kapılar önündeyim her an:
Bir anahtar, Yâr! Bir anahtar aman!
Ne olur benim halim; kalırsam naçar?
Aman bir anahtar, Yâr bir anahtar!
Ne diyor mevsimler; çözebilir miyim?
Gülün tebessümünü sezebilir miyim?
Aralayıp kapıları gelebilir miyim?
Şu gaflet kabuğunu delebilir miyim?
Dillerim lâl; bendeyse bin bir heyecan;
Bir anahtar, Yâr! Bir anahtar aman!