O hep kalbi kirik kücük kiz yok artik
kurtarmis kendini ,duyduk inanmadik bikmistim artik cok kosturup durmarktan
ben boslukta yürüyen biriydim eskiden
cikmazdi benim hic ellerim cebimden
korkardim hayattan bütün insanlardan
yok kimse anlamaz beni
yorulmus bedenim
kesilmis nefesim
kalbim yok yerinde
ellerinde ellerim
yok ceplerime baktım, anılarımı yaktım
gözyaşlarımı ben bir deliye sattım
yok kimse anlamaz beni
yorulmuş bedenim
kesilmiş nefesim
kalbim yok yerinde
ellerinde ellerim
Oyun bitti - Perdeler kapandı ..
Söndü artık tüm ışıklar ..
Elimi uzatıp da ; yakacak halim bile yok !
Yalnız yüreğim kaldı benden yana ..
Oda bekLiyor .. En ufak bir şey diyor .. En ufak bir acı çektirirsen bana
Bırakırım .. Bende yaLnız bıtakırım seni ..
Olsun bırak sende .
Bu kez acımaz canım .
Acımaz .. Sadece ölürüm
Bu defa ölümden öte yol olmaz bana ..
Ben artık gerçekten ölürüm ..
Yüreğim .. Beni bırakırsan benim bu karanLık şehirdeki
tek ışığımıda sen söndürürsen ..
Yalnızca .. Yalnızca öLürüm .. Acımaz canım ..
Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde, işte seni sevmemek içinde öyle
Seni sevmek için ne kadar söz varsa dilimde, seni yermek için sana, ermek için yok işte yok işte
Bir yalan uyduruyorum ben kendimce, kendime umutsuzluk, sana umut, yollarıma çaresizlik düşmüş eşkiya
Ben sana zehir zembelek bir suskunluğum ben sana gözlerinden vurulmuşum
Sana açılan kapıların üzerime kapanan sesinde ben seni değil kendimi kendimi unutmuşum
Yaraların kanayan damarlarına uykusuz gecelerimden kör sokaklar sürmüşüm
Ne mutlu bana ne mutlu en çok bir yıldız kayıyor biliyor musun?
Bir dilek tutuyorum işte ellerin oluyor tutunuyorum sana
Soluksuz bir sokak lambası altında şubata müebbet gözlerimi sunuyorum sana şubata müebbet gözlerimi anlasana anlasana
Seni sevmek için ne kadar sebep varsa içimde işte o kadar yalan uyduruyorum kendime o kadar yalan kime ne
Kendime yalanlarla tutunuyorsam kime ne
Kendimi sende unutuyorsam kime ne
Sende susuyor sende konuşuyorsam
Sende uyuyor sende uyanıyorsam
Vuruyorsam talan olan umudun mahzenine kendimi kime ne
Kime ne kendimi kanatıyorsam senin düşünde
Yalan ya da gerçek sen sen sakın gecesiz uykularında üşüme
Sakın üşüme ben üşüyorsam kime ne ben üşüyorsam kime ne kime ne....
Şarkın ateş renkli çiçeği!
Mazlume!... Bir güle taktığım ad!
Her çağda yeniden doğar mazlume; her bahçede yeniden açar bir gül...
Yanmak ve yandırmak için.
Yanışta mısın mazlûme ve seni yandırmaya yarışta mı güller?
Yanmaktan yakmağa an bulunmuyor mu gülüm!?
Sen bana mı benziyorsun mazlûme?!.. Gel ağlaşalım..."
Lale Devri'nin adı çıkmıştı; oysa Gül Devri'ni yaşamaktaydı dünya dünya olalı ve kainat Güllerin Efendisi için şifrelenmişti. Meğer bütün şiirler onu anlatmak, bütün sözler onu söylemek için dile gelmişti.
Tarih boyunca yazılmış Gül şiirlerinden yüzlerce antoloji çıkarmak mümkündü. Söz Gül'e gelince birdenbire güzelleşiyor, renk ve ıtır buluyor çünkü. Dileğimiz hemen bir şefaat tazarrusu, Güllerin Efendisi'nden bir nihanice gamzedir.
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman-"
demiştik...
Ihlamurlar çiçek açmış, bense hâlâ burdayım
Kavlimize göre böyle olmayacaktı,
Muhakkak sana gelecektim bir çiçek vakti
Yüreklerinde hasret, seslerinde hasret
Turnalar geçiyor memleket memleket
Bense çaresizlikten bir hurdayım
Akbabaların döndüğü son çukurdayım
Yaşanmamış bir gün, gün değil,
suçu takvimlere bırakamıyorum.
Sebep bir değil, beş değil
Ben birincisini söyleyeyim, ötesi kalsın
Kaderin hükmü bu, temyizi olmaz
Yaşanmış bir süreçtir sana rehin bıraktığım yaz,
Yakamaz, yakıştıramazsın, bugün dün değil,
vefasızlıkla ilgisi yok bunun efendim,
Tek başıma çare üretmekten tükendim
İş karışık, içinden çıkamıyorum
Bahattin Karakoç
Yalnızlığımın denizlerinde
sırtlayıp suslarımı omzuma
bilinmeyen bir limana yol alıyorum.
Aynı gemiler yanarken içimde,
sustu şiirlerim diyorum.
sustu şiirlerim...
sus şiirlerim...
Her yağmur ağlatmazdı beni
Gidişin olmasaydı...
Bu kadar geçmezdim kendimden
Çoluk çocuk bile tanır oldu kederimden...
Gitmeseydin de hep ağlasaydım
Adam demesinler bana sensiz
Ve bil ki nerde güzel bir şiir duysan
Artık hepsi benim...
Her hecesi 'sen' kokan özlemler biriktiriyorum içimde
Ve gözlerime sığınmış, yüreğimde saklanmış sessizliğin
Yalnızlık değil çığlığım, yokluğun sebebim
Oysa ben, varlığının sesiyim
Yokluğunun hüznüyüm
Ve sana adanmış özlemlerin en kuytusuyum
Ah bu uzaklar
Sana beni, bana seni uzak eyleyen yollar
Tükenmiyor bu yokluklar
Ben ki,
Yanındayken bile sana özlem dolu
Yüreğine tutsağım
Gel 'aşk-ı yar' eylediğim
Sensizliğe alışmak yerine sen'li zamanda kaybolmayı istiyorum
Şimdiki zamana uyarlamak istiyorum 'seni'
Ve özlemin, varlığında anlam olsun istiyorum...
Seni yaşayan benliğime
Ve şimdi...
Zaman sensizlik
Saat; yalnızlığı 'sen' geçiyor
Lakin,
Yüreğine uzak düşen yüreğim seni yazıyor zamana
Zaman ki sensiz bir asır, seninle bir an 'bana'
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır