Söylenince gerçeğe dair bir iki söz,Ayna olur kalbe ;kor gibi yakar.Birdenbire değişir gülün rengi,suyun tadı, belirir bir umut Ağlamaya üç kala...
Elinden tutmakta zordur bırakmakta,gözlerin yıllara borçludur sanki!Azabın içinde sahte gülücüklerle, açılır bir kapı Ağlamaya üç kala..
Gönlünüzdeki ateşin boyutu nedir?Devamlı yanan ve sönmek bilmeyen bir volkan mı?Yoksa inzivaya çekilmiş sönmekte olan bir yıldız mı?
Peki gözyaşlarınızın yoğunluğu ne kadar!her damlasında ayrı bir çoşku ile sevgiliye koşan bir çağlayan mı?yoksa yıllardır içimizde saklayıp ortaya çıkaramadığımız gözyaşları gibi korkak mı?
Ne bekleriz ki boşuna,bir elimizde kor gibi yanan ateş,bir elimizde çoşkulu gözyaşlarımız, koşalım koşmakta geciktiğimize...
Hangi terazi tartar (benim) sevgimi; beni seven bir gönülden başka...
***
Yaprağı dinle; ne der? Ne diyor bu şehrin bulutları?
***
Duy elinden düşen zamanların sesini!
***
Çoğalan heveslerini gördüğün kadar; azalan nefeslerini de gör!
***
Görmek neymiş; onu gör! O'nu gör!
***
Gözlerinden başka gözlerinin olduğunu gör!
"A benim nasiplim!
Senin aşktan yana nasibin varsa, dokunsan da, dokunmasan da yanacaksın.
İyi bil ki, bazıları hasrette de, vuslatta da yanar...
Zira onlar, aşk ateşinin sürekli temizleyen tesirine muhatap ve bu vesileyle sürekli ve pek hızlı Hakk'a yaklaşan, bahtı güzel kullardır.
Allah aşkına, aşkı zâyî etme!
Allah aşkına, aşk gibi aziz bir duyguyu, nefsinin arzularına kurban etme! "
Bir insan korkmadan yaşayamaz ki
Elleri kanamadan, yüreği yırtılmadan.
Aşkın haddinde vardır oysa
Gece olunca inince perdelere karanlık
Sökülürken yansıyan ışıklarla yollar
Takvimlere düşerim
Bilemem hangi günde
İstimlâk edilmiş rüyalarım.
Hadi burada ölelim
Ölelim de ayrılıklar örsün sözleri
Bilenin düşünde kabus
Atılıp dehlizlere sağanak olalım...