"Her gönül bir tek sevgiliye müştâktır aslında
Ne var ki, kıblesi yanlıştır
Bulduğunu sandığı şey, gerçekte aradığı değildir
Kimisi bir gözleri âhûya zebûn
Kimisi bir gül yüzlü güzele meftun
Kimisi de bir ceylan bakışlıya mecnundur
Bazısı dünyanın âlayişine kanmış
Bazısı mâl-u mülke aldanmış
Bazısı da hayal alemini, gerçek sanmıştır
Oysa her birisi, bir tek sevgili tarafından sınanmıştır..."
Tertemiz duygular büyütemedim gönül bahçemde
Hep yağmalandı masum meyvelerim
İkliminden burcu burcu gül kokuları duydum da
Bülbül olup ahengine erişemedim
Kördüm, ışığına muhtaçtı gözlerim
Hamdım; ama pişmeye meftundu yüreğim
Hem karanlıktı benim gecelerim,
Sığdı düşüncelerim
Issızlığımın ortasında hep ismini heceledim
Nurdan haleler içerisinde o gül yüzünü düşledim
Kalbimin unut, çığlıkları arasında sevdim seni
Unutmak istedikçe sevdim
Görmedikçe ezberledim yüzünü
Sen susunca dinledim sesini
Susa susa anlattım derdimi
Sen şimdi çok uzaklarda;
Fakat O'na en yakınlardasın
Özlemiyle tutuştuğum,
Hayalimde büyüttüğümsün
Kalbimin derinlerinde durmadan kanayan bir yarasın
Bana unutmayı unutturan, özlemeyi öğreten bir yar
Dilerim seneler büyütsün O'na özlemini
Kısaltsın O'na giden yollarını
Sevgimi titreyen ellerimle söylediğim ey
Rabbim hep sevsin seni, sevilmeye layık etsin
Affetmeyi öğrendim: Affetmenin, dostlarımı 10la çarpmak olduğunu fark ettim.
Pişman oldum: Pişman olduğumu itiraf ettim; pişman oldukça hatalarımı küçük, anlaşılır ve bağışlanabilir parçalara bölebildiğimi gördüm.
Hatırlamayı öğrendim: Hatırladıkça sevgilerimin kare kökünü bulup, onlardan hüzün çıkardığımı fark ettim.
Değer vermesini öğrendim: Değer verdikçe sevgilerin küpünü bulup, onları mutlulukla çarpabileceğimi gördüm.
İltifat etmesini öğrendim: İltifat ettikçe insanlarla aramdaki en kısa mesafenin bir tebessümün resmettiği bir çizgi olduğunu gördüm.
Özür dilemeyi öğrendim: Özür diledikçe nefretin ve öfkenin sonsuza bölündüğünü böylece dargınlıkların limit sıfıra giderken yok olduğunu fark ettim.
Hüzünlendim: Hüznü sevdim, hüznün kalbime dokunmasına izin verdim.
Böylece bütün mutlulukların ve zevklerin sonunda ayrılık çizgisine teğet geçip geri döndüğünü gördüm.
Ve bir gün öleceğim: Kesinlikle öleceğim ve öldüğüm gün anlayacağım ki; yaşadığım hayat, paydası sonsuzluk olan basit bir kesirden ibaretmiş
Geçen gün oturup düşündüm.
Zaten ne zaman hızlıca akan zamanı durdururcasına otursam bir köşeye aklıma düşen hep o!
Eksik olan ancak her daim muhtaç olduğum
Sevda
Bak yine titredi kalemim
Bu kelime yine ürkek döküldü kalemimden!
Niye bukadar ürkütüyorsun beni Ey Sevda??
Halbuki senin gibisini hiç bilmiyorum
HUBBUNSEVDA.
Bil ki sen "Abdüssamed"sin, onun da sonsuz mertebeleri var Kalbini, kabeyle kâinatla buluştur, kâinattan Kabeye kalbine Kur'ani yollar aç Aklını kalbinle buluştur; bu seyahatten elem ve ayrılık duymayacak, ağlamayacaksın
Evet, hakikat denizi dalgalanmaya devam ediyor: " Bütün firaklardan gelen feryatlar aşkı bekadan gelen ağlamaların tercümanıdır" Döküldüğü ve dolduramadığı umman da "Batın-ı kalp ayine-i Sameddir ve O'na mahsustur."
Ağlamaklı geceler doğuran bu vefasız karanlıklar mendilimin annemden miras kaldığını nereden bilsinler? Utanmayı öğrettiğin serçeler soyları tükeneceğine değil gölgesiz kalacaklarına ağlasalrda ben mendilimi veremem. Şaşırma gülazer şaşırma. Mendilini bağışladığın serçeleri benden kayırma
"alıpta başımı gitsem" deme gideceğin yere yüreğindekileri götüreceksen. Alfebeyi öğrendin. Bak bu boynu bükük "fe" dir başı dik olansa "elif". Sahi gülazer sen ne zaman okuyacaksın? Ezberlediğin kitapların hikmetine ermez benim aklım fakat şunu iyi bilirim: hayat kitaptan olsada kitap değildir gülazer boşuna ezberleme. Hamur kokusuna alışan ellerini kalemle cezalandırma
kerem misali
Yüzüne kapanan bin kapı
Bir kapıyı açsın diye yalvarma zamanıdır
Gece Meryem'dir biraz diyorum
Konak meydanına çöküp söylüyorum bunları
Plastik suratlı adamların ortasında
Makyajdan çürümüş bulvarlara inat
Yılgın savaşçılar tarihinde bir ayraç gibi
Büyük aşklar için büyük ayrılıklar kitabında belki
Benim de adım geçecektir şimdi
Yüzyirmidörtbin şahidi var aşkın
Sırrına Yalvarıyorum
Korkulardan bir kuyu olur şehrin
Utanmadan kendini Yusuf sanarsın
Delirir yaraların kurtlanan masalında
İmanına sorarsın kendini
Anlarsın ki güzel değilsin ve olmayacaksın
Açarsın kitabını sorarsın mahşere beş kala
Senden geriye kalan kimdi
Soyu tükenen bir çılgından başka
Uzaktan sevmek nedir?
Gidin Hz. Vahşi (r.a)'ye sorun.
Görmeden sevmekten başka bir şey bu.
Görmek fakat yaklaşamamak,
Bakmak ama konuşamamak.
Sadece uzaktan seyretmek ve ağlamak,
Ağladığını, sevdiğini söyleyememek.
Zor olan budur.
Görmek ama dokunamamak...