1)Tembel Başarı'dan sakının. Bir zamanlar (ya da şimdiye değin) bir konuda size ya da başkalarına başarı getiren şeylerin yine başarı getireceğini, bugün onları aynıyla kullanıp başarıya ulaşabileceğinizi sanmaktan uzak durun. Çünkü her zamanın, durumun, meselenin, kişinin kendine özel şartları vardır. Onları bulmak için acele edin.
2)Farklılığınız başarınızdır. Farklılığınızı ve uğraşınızın farklılığını belirleyip belirginleştirebildiğiniz an başarı size komşu olacaktır.
3)Unutmayın her şey sizde başlar ve sizde biter. Ölçü sizsiniz.
4)Yeteneklerimiz (Allah vergisi doğal özelliklerimiz) olmasa[ydı] başarı asla olamazdı. Onun için yeteneklerinizi, onların nasıl işlediğini iyi bilmeli ve onları tam verimlilikle işlevsel kılmalısınız. Unutmamalı ki aslolan pratiğinizdir yalnızca kapasiteniz değil.
5)Önünüze çıkan engelleri aşmak ve düz yolda şaşmamak için aklın ve vicdanın sesine kulak verin ve kendinize güvenin.
6)Ne yaptığınız konusunda çok net bir fikriniz olmalı. Yapılanı hep yapıldığı gibi yapmak ne yaptığımızı bildiğimizi göstermez. Taklit çoğu zaman öldürücüdür. Her şeye kulağımızı ve gözümüzü açmalı ancak her zaman kendimiz gibi olmalı, kendimiz gibi, kendimizce yapmalıyız.
7)İnsan oluşumuzdan kaynaklı tüm haklarımızı bilmeli ve bunlara sahip çıkmalıyız. Herkes gibi değil kendimiz gibi olma hakkımız bunlardandır. İstek oluşmadan, ihtiyaç hissetmeden zorunda bırakılmak gibi. Başarıyı gerektiği kadar önemseme gibi...
8)Başlangıçta niyetimiz mükemmel/tamamen insani, amacımız belirlenmiş olmalıdır. Çünkü ihtiyaç idraki ve davranışı değiştirir, şekillendirir.
9)Kimlik ve kişilik gelişiminde duyarlı, orijinal, güven telkin eden, güzel nitelikleri kuşanıcı bir tarz sahibi olmalıdır. Bu öğrenim yönsemesi ve sürecine doğrudan etki eder.
10)Yaptığınızda üstünlük ya da mükemmellik duygusu arasıra içinizden geçiverse de sorgulamayı asla bırakmayın.
11)Amaç ve hedefinizi açıkça belirlemek [ve bilmek] yerine, ona olmayan [gereksiz] ahlaki kılıflar giydirerek [misyon] süslü yapıntılardan sakının. Ahlaksız olun demiyoruz; insan oluşunuzun zaten taşıdığı ahlaki oluşu sahiplenin diyoruz.
12)Sır sahibi olmayın, çünkü bütün sırlar ifşa olmuştur. Sırlara gömülmek dinamik süreçlerin önünü tıkar.
13)Bilgi saldırısı sendromu yaşadığımız bir çağda bilgiler sürekli eskimektedir. Bilgilerinizi sürekli "güncelleyiniz".
14)Negatif üşüştürücülerini, yani olumsuz durum çağırıcı ve çığırtkanlarını her zaman iyi tesbit edin. Bu sebeple her zaman olmazsa olmazlarınızı koruyun ama bunlar dinamizminizi engellemesin.
15)Mutsuzluk unsurları ve sinirlerimizi ayağa kaldıracak durumlar her zaman mümkündür. Ama bunlar çoğu zaman kendi hatalarımızdan kaynaklıdır.
16)Yorgunluk düşüncesi her zaman sahici olmayabilir; psikolojik bir yönsemeden doğmuş olabilir. Özellikle "kafa yorgunluğu" iddiası kendi kendimizi kandırdığımız büyük bir yalandır. Çünkü "kafa" çalıştıkça ışıldar, verimlileşir; dinlenir.
17)Bilgileri olduğu gibi kafaya almak yerine onları kendimiz için anlam ifade eder bütünler haline getirmek gerekir. Bu durum hem sağlam, sonuca götürür adımlar atmamızı sağlar, hem de unutmayı azaltır.
18)İradeli baskı unsurları beynin çalışmasını engeller. Yürümeye zorlanan çocuğun normal zamanda yürümeye başlayamaması buna örnek olabilir. Bu sebeple zorunluluk sonucu iş görmekten kurtulup istekli ve ihtiyaç hisseden bir duygulanım ve yönelimle hareket etmeliyiz.
19)Kaygı ve heyecan her zaman olağandır. Bunu anormalleştirip (normal görmeme) kaygı ve heyecanı artırma, kaygıdan kaygılanma ise sakat bir durumdur. Heyecan duyun, arzunuz hiç bitmesin, ama kaygılanmayı da elden bırakmayın.
20)Salt anlamıyla zihin, imkanlılıkları açısından hiç kimsede değişmez/aynıdır. Ancak kognisyonlarda (zihni muhtevada) değişiklik/farklılık sözkonusudur. Dolayısıyla bilgilenmede/eğitişimde kognitif oluşumlar önemlidir. Ancak her zihin biriciktir. Her çocuk doğuştan dahidir. Zekanıza güvenin.
21)Kişinin kognisyonları (ruhsal süreçler; Algılama, hatırlama, düşünme, dil, tutumlar, değer yargıları, beklentiler ve problem çözme stratejileri gibi) uyumluluk hali içinde bir bütün olmalıdır.
22)İnsanlar genelde sorunlara yoğunlaşır ve onları çözmek için uğraşırlar. Bu ya sorunun aynen devam etmesine ya da benzeri sorunların üzerimize boca olmasına sebep olur. Oysa sorunları oluşturan nedenler/etkenlerdir asıl çözülmesi gereken.
23)Genel kanının aksine bilgiye ulaşmak kolaydır. Çünkü insan doğası bilgiye erişim süreçlerine tümüyle yatkın özelliklerle donatılmıştır. İhtiyaç hissetmek ve istekle yönelmek yeterlidir. Dolayısıyla ancak bilgisizliktir çabayla ulaşılır olan. Gerçek anlamda bilgiye ve dolayısıyla başarıya ulaşmamız konusundaki en büyük engel bu konuda alışılmış yaygın kanaat olan "bilgisizlik doğuştan gelen bir şeydir, bilgiye zorla ve çok çabayla ulaşılabilir" yargısıdır. Bu "Becerikli Bilgisizlik"tir. İnsan oluşun tabii unsuru olan bilgiye kendimizi açmamız yeterlidir. Becerimiz bilgisizlik/cehalet için değil bilgi için işlesin.
24)Genelde olumsuzluklar çevresinde düşünmeye meyilliyizdir. Oysa olumsuzluklar arızi(sonradan gelen, yapıştırılmış, tutunmuş, gölge, askıntı, görüntüsel)dirler. Olumluluklara yeterince sahiplendiğimiz zaman olumsuz görüntüler arasıra görüşümüzü puslandırsa bile asla hakim olamayacaklardır. Olumsuzlukların peşisıra yürümek her zaman mutlak ve görünür başarılar sağlamayabilir, ama olumsuzluk peşinde yürümek her zaman bizi uçuruma sürükler.
25)Olumsuz düşünce bulaşıcıdır ve çok çabuk sirayet eder, yayılır. Oysa olumlu düşünce ve tavır, sabır, azim ve kararlılıkla ilmek ilmek dokumayı gerektirir. Asla yılgınlık göstermemelidir.
26)İnsan en iyi kendisini kandırır. Kalbinin ve vicdanının söylediklerini de kulak ardı eder çoğu zaman.Onları "duygusal" bulur, "gerçekçi" saymaz. Oysa kalb ve vicdan ne söylüyorsa gerçek odur, kendimizi aldatmayalım. Kalb asla kötümser değilidir ve yenilgiye izin vermez.
27)Tehlike artıkça çözüm ve kurtuluş/başarı yaklaşmış demektir. Risk almadan başarı kazanılmaz.
28)Kendinizi iyi tanıyıp insan oluş çabamızı süreklileştirmeden, kendimize olan saygı ve sevgiyi kazanıcı nitelikleri sahiplenmeden ve aslolarak bunlar üzerine düşünmeden başarı için söylenegelen "kendinizi iyi hissedin, hoplayın, zıplayın, temiz hava alın..." falan gibi tavsiyelere kulak asmayın. Kendi kişisel oluşum seyrinizi gerçekleştirmedikçe bunlar pansuman/yama tedbirler olarak kalacaktır. Kendinizi bilin ve kendinizi gerçekleştirin.
29)İnat edin, pireyi deve yapma
1- Sahip olduklarına şükretmek
2- Kötü ihtimalleri dillendirmemek
3- Olayların pozitif yönlerini görebilmek
4- İçten davranmak
5- Maddi kazançların gözümüzü kör etmesine izin vermemek
6- Hiç tanımadığınız bir kişiyi mutlu edecek bir şey yapmak
7- Sevdiklerini aramak, onlarla vakit geçirmek
8- Geçmişteki hatalara takılıp kalmamak
9- Yapılan yanlışlardan ders çıkarmak
10- Geleceğe yönelik kaygıları azaltmak
11- Bir arkadaşa hediye almak
12- Sevilen bir eşyayı birine armağan etmek
13- Geçmişe yönelik pişmanlıkları azaltmak
14- Yaşanılan andan zevk almak
15- Güzel anları sık sık anımsamak ve bunları not etmek
16- İncitici sözler söylememek
17- İnsanları kusurlarıyla birlikte kabul etmek
18- Bedenine ve kalbine iyi bakmak
19- Boş oturmamak, her zaman meşgul olacak bir şeyler yapmak
20- Çocuklarla vakit geçirmek
21- Çocukları sevindirmek
22- Zaman zaman kendine küçük hediyeler almak
23- Sevdiği özelliklerini keşfederek geliştirmeye çalışmak
24- Her zaman yeni şeyler öğrenmek
25- Doğayla iç içe olmak
26- Elindeki az da olsa paylaşmayı bilmek
27- Başkalarının doğrularına saygı duymak
28- Uzun süreli dostluklar kurmak ve sevdiklerine önemli olduklarını hissettirmek
29- Kendine karşı dürüst olmak
30- Yaptığı iyiliğin karşılığını beklememek
31- Öz-eleştiri yapmak, hatalarını kabullenmek
32- En kötü durumlarda bile ümidini muhafaza etmek
33- Aceleci davranmamak, sabretmeyi bilmek
34- Başkalarının keder ve mutluluklarına ortak olmak
35- Hayal kurmak ve hayallerinin peşine düşmek
36- Aklını da, kalbini de kullanmayı bilmek
37- Spor yapmak, böylece bedenini ve zihnini zinde tutmak
38- Ağlanacak bir sebep yoksa gülümsemeye çalışmak
39- Kendi mutluluğu için başkalarınınkini feda etmemek
40- Bizi seven insanları ve bizim için yaptıklarını düşünmek
41- Affetmeyi bilmek
42- Kaçırılan fırsatların yenilerin habercisi olduğunu anlamak
43- Sıkıntı ve sorunlar yaşanmadan mutluluğun tadının alınamayacağını görmek
44- Güzellik, kariyer, para gibi unsurların sahte mutluluklar getirdiğini bilmek
45- Etrafımızı saran ve detaylarda saklı güzellikleri aramak
46- Sıra dışı vakitler geçirmek
47- Yeni arkadaşlar, dostlar edinmek
48- Bir güzel sanatlar ile amatörce de olsa uğraşmak
49- Bol bol teşekkür etmek
50- Sevgiyi saatlerimizden, dakikalarımızdan hiç eksik etmemek
Beyninizle İyi Geçinmek İçin Bilmeniz Gereken 5 Şey
1- Bilinç Döngüsü: Bilinciniz gün içinde alçalıp yükselen bir seyir izler. Çoğu kişi için 90 dakikalık bir döngünün 30 dakikasını düşük düzeyde bilinç oluşturur. Bu döngüyü keşfetmek için kendi kendinizi izleyin. Eğer hangi dönemde bilincinizin doruk noktasına varıp ne zaman performans kaybettiğini fark ederseniz, konsantrasyon gerektiren işlerinizi bilincinizin yüksek düzeyde olduğu zaman yapmaya çalışın. Yaratıcı algılama gerektiren bir problem çözümünde ise tam tersini yapın. Bilincinizin alçalışa geçtiği dönem, ilham gerektiren fikirler için birebirdir.
2- Öğrenme Sonrası Uyku: O gün öğrenilen bir şeyi yatmadan önce tekrar etmek, akılda kalmasını %20-30 oranında artırır. Eğer bir düşünce uykunuzu kaçırıyorsa, bu düşünceyi ya da sorunu bir kağıda yazmaksa onu kafanızdan atmanıza yardımcı olur.
3- Egzersiz Yaparak Beyin Gücünü Artırın: Araştırmalar, günde 10-15 dakikalık egzersizin beyin gücünü %30 oranında artırdığını gösteriyor. Yürüyüş yaparken çözmek zorunda olduğunuz bir problem üzerine konuşun. Yürüyüşle birlikte rahatlayan bedeninizde kan dolaşımı artar; bu da daha açık, net ve doğru düşünmenizi sağlar. Ritmik ve düzenli hareketler de beyninizi sakinleştirir.
4- Beyin gücünü artıran içecekler: Kafein içeren içeceklerin öğrencilerin sınavlarda daha yüksek not almasını kolaylaştırdığı biliniyor. Ancak kafein damarları daralttığı için, bu maddenin beyin üzerindeki uzun vadeli etkileri tartışılır. Ginkgo biloba bitkisinin beyindeki kan akışını hızlandırdığı ve konsantrasyon gücünü artırdığı biliniyor. Aktarlarda satılan bu bitkiyi kaynar suya katarak içebilirsiniz.
5- Konsantrasyon: Konsantrasyon, beyin gücünü artırır. Ancak konsantrasyonu azaltan şeylerin ne olduğu tam olarak bilinemiyor; bu kişiden kişiye değişir. Dikkatinizin ne zaman dağıldığını kendiniz keşfedebilirsiniz. Bazen farkında olmadığınız bir şey konsantrasyonuzun düşmesine neden oluyor olabilir. Eğer bir telefon görüşmesi yapmanız gerekiyor ve bunu erteliyorsanız, bu, gün boyunca dikkatinizi dağıtır, doğru düşünme yeteneğinizi azaltır. Böyle bir durumda ya gereken telefon görüşmesini yapın, ya da onu ertesi günün yapılacaklar listesine dahil edip o gün zihninizi rahata kavuşturun.
Hedeflerinizi fethetmek istiyorsanız, onları gerektirdikleri yeteneklerle kuşatarak işe başlamalısınız.
Dr. Muhammed Bozdağ
Çevremde arzularla dolu insanlar görüyorum. Evlerinden çıkıp çevreye açıldıkça, televizyondan, internetten, gereksiz uykudan, boş oturmaktan uzaklaştıkça üstün arzuları içlerinden dışarıya taşıyor. İnsanların enerji yansıtan yüzlerine, büyük işleri yönetenlere, sanatsal becerilerini ortaya çıkaranlara baktıkça kalplerindeki daha iyi olma, daha güzel işler yapma arzusunu ateşliyorlar. Kendilerini gerçekleştirmek, önemli birer insan olarak yaşamak istiyorlar.
Tembelliğe, içine, nefsine kapananların tüm arzuları nefsani, basit ve vicdanı rahatsız eden zevklerin etrafına hapsoluyor. Böyleleri, sadece cinsel uzvu, mideyi, kulağı, teni tatminden ibaret bir arzular çukuruna çakılıveriyorlar. Çağımızda internet, chat, arkadaşlık gurupları özellikle bu amaca hizmet eder hale gelmiş durumda.
Öte yandan kabuğundan taşıp toprağa çatlayan çekirdek gibi davranan bir çok insan, köşe bucak yetenek avcılığı yapıyor. İçlerindeki o arzuyu, kutsal boyutlu zevk iştiyakını daha kalıcı, gerçekçi, tatmin edici ve evrensel değerleriyle doldurmayı hedefliyorlar. Bir anın ve tek nefsin çirkin tamimine saplanmak yerine, ortak kültür içerisinde tarihe açılacak tatmin arayışlarına yöneliyorlar. Bu yolda tarihe hangi eserleri bırakabileceklerini hesaplıyorlar.
Birisi şiir, diğeri hikâye, öteki roman, birisi beste, öteki resim, beriki vakıf, diğeri dernek, ya da sanatsal bir tasarım, bir buluş, bir güzel bakış, bir huzur verici konuşma bırakıvermek istiyor göçüp gitmeden. Her varlık bir kelebek gibi aleme bir renk ve güzellik taşıyıp gitme amacıyla vücut bulmuştur.
Bir incelik beni şaşırtıyor: Hayvanlar doğuyorlar ve başlarında bir öğretici olmaksızın niçin yaratılmışlarsa onu profesyonelce icra edip gidiyorlar. Ördeğe yüzmeyi, arıya yuvasını temizleyip bal toplamaya uçmayı öğreten yok. Doğuyorlar, hızla kalkıp ne yapacaklarsa onu yapıyorlar.
Bir ceylan yavrusu doğduktan bir iki saat sonra yürümeye başlar, annesiyle iletişim kurmayı öğrenir; insanınsa yürümeyi, konuşmayı öğrenmesi yıllarını alır. İnsanlar olarak çok temel bir farkımız var: Hiçbir yeteneği öyle bedavadan edinemiyoruz. Hayvanlar öğretilmiş, eğitilmiş olarak doğuyorlar. Ancak yetenekleri ve bilgileri doğadaki görevleriyle sınırlı. Buna karşılık insanlar öğretilmemiş olarak doğuyorlar; potansiyel yetenek ve bilgilenme kapasiteleri neredeyse sınırsız.
Bu durumdaki insanlar olarak neden arzularımızın heyecanı içerisinde boğulabiliyoruz bazen. Çok şey isteyen ama hiçbir şey yapamayan insanlar haline neden geliyoruz?
Bunalıma düşmüş bir genç yazıyor: Arzular ve hedefler tüm benliğini kuşatmış. Dünyada zulmü durdurmak istiyormuş: Bir tek yetim ve sevgisiz çocuk kalmasın istiyormuş. Fakirlikleri sonlandıracak şeyler yapmak istiyormuş. Hatta zalim ülkelere karşı gidip mazlumların yanında bile savaşmayı düşünüyormuş. Elinden bir şey gelmediği ve bir şey yapamadığı için de bunalıma düşüyormuş. Bu genç bir şey yapabilecek mi? Bu tutumuyla maalesef hayatını boşa tüketecek. Şunun için:
-Bir ot bir dağın yükünü çekemeyeceğine göre, herkes haddine uygun hedeflere adanmalıdır. Biz ne Herkül'üz ve ne de evrenin kurtarıcı kahramanı. Biz sadece iyi ve doğru bir şeyleri imkânlarımız ölçüsünde yapacağız. Burada Allah'ın kaderi yaşanacak ve bu imtihan evreni kıyamete kadar sürecek.
-Hiçbir şey yapmadan bir şey istemenin ne mantığı olabilir? İnsan almaya hazır olmadığı şeyi alamayacaktır. Tutamayacağı şeyin eline tutuşturulmasını beklemesi mantıksızdır. İnsanı bir hedefe ulaştıran en büyük faktör, onu taşıyan yetenekleri kuşanmış olmasıdır. Bir işi en iyi biçimde yapabileceğinden emin olmayan veya bunu ispatlayamayacak durumdaki kimse o işi yapmaya hazır değildir. Yazar olmak mı istiyorsunuz? Başarıyla kitap yazacak bir yetenek geliştirin ve nasıl olabildiğinizi görün. Ticaretle para kazanmak mı istiyorsunuz, harika bir ticaret yeteneği geliştirin ve nasıl kazanmaya başladığınızı görün. Bunu ancak o yeteneğin içerisinde bol bol çalışarak başarırsınız.
Öncelik her zaman yetenektir. Bir hedefi fethetmenin yolu, onun çevresini onunla ilişkili yeteneklerle kuşatmaktır. Kişisel hayatımda defalarca tanıklık ettiğim bir inceliği paylayacağım: Hayatta yaptığım hemen her şey uğrunda yeteneklerimi geliştirdiğim alanların etrafında cereyan etmiştir. Bir yetenekte iyi olmuşsam, insanlar bana gelip onu kullanarak bir şeyler üretmeyi teklif etmişler veya işbirliği önermişlerdir.
Şu örnekler üzerinde düşünelim: Genç öss'yi kazanabilir miyim diye endişeleniyor. Oysa derslere çok işi çalışsa, bilgi ve soru çözme yeteneği süper olsa, kazanacak., Sınavı hiç düşünmesine gerek yok. Düşünmesi gereken dersleri olmalı. Genç iş arıyor ve acaba bulabilecek miyim, torpili nereden arasam diye düşünüyor. Oysa, niteliğini ve yeteneklerini süper geliştirse, en azından düzgün konuşma, oturmasını kalkmasını, çevresiyle uyumlu ve sempatik iletişim kurmasını başarsa, giyimi kuşamı bilse bile iş bulacak. Böyle konularda ne kitap okumuş ve ne de insanları gözlemiş. Ülkede binlerce çalışan aranıyor; ama aranan nitelikte eleman bulamadıkları için çalıştıramıyorlar.
Biz bir hedefe saplanıyoruz güya. Sorulursa arzularımız ve hedeflerimiz vardır diyeceğiz. Ama içten isteyişimiz zayıf, ona ilişkin yeteneklerin neler olduğunu öğrenmemişiz bile ve hatta o yolda en çok ihtiyacımız olan yeteneklerin farkında da değiliz. Yapamaz mıyız? Günlerimiz boş boş geçiyor; her gün nice saatlerimizi bu amaçla kullanabilecek durumdayız üstelik.
Hedefe ilerlemek hedefi düşünüp durmakla, yapacağım edeceğim diye yumruğunu sıkıp bağırıp çağırmakla olmaz. Merdivene tırmanmanın yolu, basamaklara basarak gitmektir. Şoförlük öğrenmeyen araç kullanabilir mi? Yüzme bilmeyen yüzebilir mi? Bu yetenekleri hocalar anlatarak da kazandıramazlar. Anlaşılmaz olan burada: Bir şeyi eğitimini kazanmadan, hele o konuda tam yetenekli hale gelmeden o şeyi yapabileceğimizi sanarak en büyük hataya düşüyoruz.
Öğrendiklerimiz bize doğru kararlar alma becerisi kazandırır; ama başarıyı öğrendiklerimiz değil, yeteneklerimiz belirler. Dünyanın tüm bilgilerini bilsek dahi, yetenek geliştirmemişsek bir şey başaramayız. Yetenek ise, bilgiden farklı bir özelliktir; o dinleyerek, okuyarak kazanılamaz. Onun tek yolu, yaşanması, hayatın içerisinden, tekrarlanarak geliştirilmesidir. Öğretici nezaretinde olursa daha hızlı ve profesyonel olacaktır.
Kendimize şunu sormamız gerekir: İstediğim noktaya gelmem için hangi yeteneklere ihtiyacım var. Bilinçsiz yeteneksizlik aşamasında, neye ihtiyacımız olduğunu bile bilmeyiz. Ama konu hakkında okudukça, gözlemledikçe, basit bir hedefin bile onlarca küçük yeteneği geliştirmeyi gerektirdiğini keşfederiz ki, işte en önemli sıçrama bu farkındalıktır. Bundan sonrası bol egzersiz, çaba, azim olacak ve sonuç kendiliğinden gelecektir.
Şu halde, hedeflerinizi fethetmek istiyorsanız, onları gerektirdikleri yeteneklerle kuşatarak işe başlamalısınız. Eğer aranan yetenek sizde varsa, mutlaka sizi bulurlar. Ama siz bir de proaktif davranırsanız, sizi daha iyiler keşfederler.
Hayatımızın ilk yarısında şansımızın rast geldiği, ikinci yarısında hak ettiğimiz hayatı yaşarız. Sadece yaptıklarımızla değil, yapmamız gerektiği halde yapmadıklarımızla da, hak ettiğimiz hayatı yaşarız. Dünkü seçimlerimizin sonucunu bugün, bugünkü seçimlerimizin sonucunu yarın yaşıyoruz. Çoğumuz seçim yaptığımızın farkında olmadan seçimlerimizi yapıyoruz. Seçimlerimiz ile sonuçları arasındaki zaman farkından dolayı aradaki bağlantıyı kuramıyoruz.
Bilinen bir kuraldır: Kullanılmayan organ körelir! Kullanılan organ da gelişir.
Sürekli TV seyrederek beyninizi “düşük viteste” çalıştırmayın. Beyninizin sınırlarını zorlamayan etkinlikler beyninizi geliştirmez.
Beyin “garbage in garbage out” ilkesine göre çalışır. Bu kuralın Türkçe meali şudur: “Beyninize çöp girerse beyninizden çöp çıkar.” Beyninize ne verirseniz onu size verir. Beyininizi birinci sınıf kaliteli bilgiyle besleyin!
Büyük bir sorunla karşı karşıyaysanız ve aklınıza yeni bir çözüm gelmiyorsa, o sorunu çözebilecek bir kişiyi sizin yerinizde düşünün. O sizin durumunuzda olsaydı ne yapardı? Kendinize bir “kanaat önderi” seçin ve onun zihnini çalıştırın. Mesela kararsız kaldığınız bir durumda “O sectiginiz Lider benim yerimde olsaydı ne yapardı?” diye akıl yürütebilirsiniz.Sectiginiz Lider sizin yerinizde olsaydı ne yapardı?
Siz kendi elinizle teslim etmedikçe, kimse kendinize olan saygınızı elinizden alamaz.
Bir Hint Dergisinde insanların başarılı olabilmesi ve iyi bir insan özelliğini kazanabilmesi için aşağıda verilen on altın öğüde uyulması gerektiği ifade edilmektedir. Ardından da üç şey kuralı aktarılmaktadır.
1. Düşünmeye vakit ayır; Düşünce güç için kaynaktır.
2. Eğlenceye vakit ayır; Eğlence gençliğin sırrıdır.
3. Okumaya vakit ayır; Okuma bilginin pınarıdır.
4. Duaya vakit ayır; Dua, güç anla...rda direnmenin desteğidir.
5. Sevmeye vakit ayır; Sevme yaşamı tatlı kılan şeydir.
6. Anlaşmaya vakit ayır.
7. Gülmeye vakit ayır; Gülme ruhun müziğidir.
8. Vermeye vakit ayır; Verme günün aydınlığıdır.
9. İşini yapmaya vakit ayır.
10. Teşekküre vakit ayır; Teşekkür, yaşam pastasının kremasıdır.
İdare edilecek 3 şey; Dilimiz, huyumuz, hareketlerimiz.
Sevilecek 3 şey: Cesaret, nezaket, yardım.
Nefret edilecek 3 şey: Kin, kibir, nankörlük. İstenen 3 şey: Sağlık, dostluk, huzur.
Düşünülecek 3 şey: Hayat, ölüm, sonsuzluk
Başarılı olma sürecinde kendi aklınızı kullanma cesareti gösterin.
Kendi kararlarınızı alın ve uygulayın. Hata da yapın, doğru da.
Bırakın dizleriniz biraz kanasın, başarılı insanlar dizleri kanamış çocuklardan çıkar.
Başka insanlardan taktik alsanız da, bunları uygulamak için kullanacağınız şey yine kendi aklınızdır.
Hayattaki en büyük başarınızı, kafanızda defalarca çevirin ve kendi başardıklarınızdan dersler çıkarın.
Çalışmak için müsait yer ve zaman aramayın. Her yer ve zaman çalışmak için en müsaittir.
Bugün yapılması gereken vazifeyi ertesi güne bırakmayın. Zira her günün işi kendine yeter.
Bir zamanda, bir tek iş yapın. Dikkatiniz ve kuvvetiniz dağılıp zayıflamasın.
Çalışmaya oturduğunuzda uyanık olun ve dikkat kesilin.
Bütün ruhi ve bedeni kuvvetinizle kendinizi işe verin.
İşinizde rastladığınız bir güçlüğü önce parçalayın. Her parçayı birer birer yenmeye çalışın.
Örneğin, işinizi kısımlara ayırın. Her kısmı iyice kavramadan öbürünü ele almayın.
Bir iş üzerinde yorulduysanız, dinlenmek için işinizi değiştirin veya hızını yavaşlatın.
Fakat asla boş oturmayın.
Evet, tabi ki! Sende başarılı olabilirsin. Peki bu lafla olur mu ? Hayır.. Ama size bunları anlatmaya başlayacağım birkaç telkin ile bunu halledeceğiz inşallah.
1- Hergün en az 10 sayfa kitap okuyun
2- Ders çalışırken müzik dinlemeyin. Bazen kendinize 2'şer şarkılık aralar verin ve o zaman dinleyin
3- Sürekli test çözmek yerine günde 30 dk ile 1 saat dışarıda temiz havada dolaşın
4- Sınava 1 ay kala bilgisayar ve cep telefonunu hayatınızdan atın
5- Arkadaşlarınıza takılıp dolaşmak yerine, evde uyuyun
2. Eğer büyük düşünürseniz büyük yaşarsınız.
Mutluluk içinde yaşarsınız. Hem başarmış , hem yüksek gelirli olarak büyük yaşarsınız.
Arkadaşlıklar büyük olur,saygılar büyük olur. D.J.SCHAWARTZ
3. Sabır ağacına çıkmak güçtür, lakin meyvesi lezzetlidir. Mustafa Uludağ
4. Gün boyunca ne düşünüyorsak o oluruz.
Eğer ne düşüneceğinizi şansa bırakırsanız ya da gazete ,radyo istasyonlarına bırakacak olursak,
kendi zihnimiz üzerindeki denetim gücümüzü büyük ölçüde yitiririz. EMERSON
5. Bu kadar vaadler yeter!
Düşünmenin sizi nasıl büyülediğini keşfetmek için hemen harekete geçip başlayın.
Büyük filozof Disraeli'nin şu düşüncesiyle başlayın." Yaşam küçük olmayacak kadar kısa." D.J.SCHAWARTZ
6. Asla mutluluğa giden yol yoktur. Çünkü mutluluğun kendisi yoldur. WAYNE DYER
7. Ümidini kaybedenler için yaşamak , zaman öldürmekten ibarettir. Mustafa Uludağ
8. Her sorunun bir çözümü vardır. Biri yoksa, öbürüne de sahip olamazsınız.
Öyleyse, niçin sorunlarımızdan nefret ettiğimizi söyleriz?
Niçin mücadelesiz bir hayat isteğini ileri süreriz. STEVE CHANDLER
9. "Bu nasıl yapılır?" diyerek daima yapabileceğine inanan kişilerin kapısını çalar. D.J.SCHAWARTZ
10. Başarı gücünün anahtarı ,en küçük şeyleri bile yapma,
ama onları hemen yapma arzusu duymanızdadır. STEVE CHANDLAR
“Her söze sözün, sorunlara çözümün olsun. Kararsızlığın değil, kararların adamı ol.
Netbak, tek düşün. Neysen o ol. Ol ki karşı tarafın isteklerine göre değil, senin isteğine göreşekillensin her şey.” Kuralların olur, duruşun ve hedefler. Kimse senin ne yapmak istediğinibilemez ama ne olduğunu bilebilir.
O yüzden dürüstlük çok önemlidir. Bir çok şeyde senikurtaracak şey budur.
Sen bişeyleri elde etmek için değişik kılıklara bürünürsen, ilerde gerçekyüzünle karşılaşman bir son olabilir. İtimat da burda devreye girer. İtimat en kötü şarttabile saygı duyulur bişeydir.
Bunu koruyabilmek en büyük hedef olmalı.
Birinden bir şeyistediğinde başta sorguya çekmek yerine, o şeyi verdikten sonra sorulan bir soru itimatınınen önemli göstergelerindendir.
Başarısızlığınızı,çabalarınızı yenileyen uyarıcı olarak kullanınız.
Azimli olunuz "AZİM" başarı alışkanlığınıza verilmiş bir isimdir.Korkaklıkta, başarısızlık alışkanlığının adıdır.Başarısızlık korkunuzu yenmeye çalışınız.
Başarı alışkanlığını en iyi biçimde güçlüklerin üzerine bina edilmiş birçok zaferlerle öğrenilir.
Başarı çabalarınız sırasında karşımıza çıkan güçlükleri yenmeyi öğrenmelisiniz.
“İnsanı kendisi kadar kimse kandıramaz.
Bir tehlike anında gemiden uzaklaşan fareler, geminin batmamasını bir türlü affedemezler.
Kurtlarla arkadaş ol, yalnız elinden baltayı bırakma. Rüzgara tüküren, kendi yüzüne tükürür.
Bir gün su içeceğin çeşmeye çamur sıçratma.” diyorsan,