1sidelya

1sidelya

Üye
18.05.2009
Binbaşı
39.617
Hakkında

  • Ben deliyimdir,
    Bazen olur olmaz haykırırım neden böyle diye.
    Neden yarabbim, neden ayrılık var diye,
    Her haykırışım boş, fakat döndürsede beni deliye,
    Gitmek zorunda kaldım bi elveda diyemeden sevgiliye..

    Anlamıştım bizim gemimiz yüzecek kadar büyük değilmiş,
    Ve bizim filmimiz izlenecek kadar güzel değilmiş.
    Kazınan her ağaçtan baş harflerimiz silinmiş,
    İstersek ölelim, gene de mutluluk hakkımız değilmiş.

    Öyle lanet bir durum ki ayrılık kimse anlamıyor halinden,
    Ateş düştüğü yeri yakıyor, üzülmüşsün ki zaten belli mecalinden,
    Ağlama, kıyamam ki gitmek zorunda kalmasam hayalinden,
    Tek dileğim bir tanem sıcaklığım gitmesin ellerinden..

    Bana sormayı düşünme yeniden sevebilir misin birini,
    Yeniden sevebilmek için unutmak gerekir eskisini,
    En fazla unutur gibi yaparım sadece eskisi gibi özlemem seni,
    Ama yine de sokamam hayatıma senden iyisini..

    Ayrıldık işte, ne yaparsın gerisi sana kalmış,
    Benim yaşantım şu an itibariyle noktalanmış,
    Ruh borcum var Allah'a da kalbimde sanaymış,
    Sevmek ödül değil aksine berbat bir cezaymış,
    Ve ellerini bırakırken öldürücü an yok mu,
    Dudaklarından kulağıma fısıldanan ezgi;
    Meğerse kup kuru bi elvedaymış .............




    Nedim Yavuz
#06.10.2010 22:41 0 0 0
  • Yürüyorum dikenli yollarda, o güle ulaşmak umuduyla,
    Ama dikenlerini bir hançer gibi yüreğime saplayan o güle
    Bir daha ulaşamayacağımı öğreniyorum yolun yarısında.
    Ben o güle ulaşsamda, dikenlerinin verdiği acı yüreğimde,
    O dikenlerin yaraladığı bedenim, kanlar içinde kalacak.

    O,görmeyecek kalbimden akan kanları... Göremeyecek...
    Belkide gözleri görsede görmemezlikten gelecek taş kalbi,
    Çıkıp geldiğinde, geri döndüğünde...Ağlatacak yüreğimi.
    Silicem gözyaşlarımı, ağladığımı belli etmeyecem sana...

    Belki geçmişi yad edicek o an, hatalarına üzülecek belki,
    Belki pişman olucak, belki çözülücek buz tutmuş yüreği,
    Yine başın dik, rahat, hür, yaptıklarını, yıkıp geçtiklerini
    Farketmeden bakıcak gözlerime, beni birdaha bulursa tabi.

    Sakın!...Hayır sakın bakma gözlerime...Bu defa uzak dur!
    Beni bana bırak bu defa...Gözlerimi bana bırak...Dokunma!
    Yüreğimi bana bırak...Beni mutsuzluğumla baş başa bırak.
    Beni sensizken boğuştuğum rüzgarlarıma, fırtınalara bırak!

    Dayanırım...Aylarca nasıl dayandıysam, yine dayanırım...
    Unuturum senide.Neleri unutmadım?Bunuda silerim biçare.
    Her düştüğümde başım dik kalktım geri. Böyle öğrendim...
    Böyle...Böyle düşe kalka öğrendim savaşmayı acılarımla.

    Kahretsin!... Sonu gelmiyor yüreğime açtığım savaşın...
    Yüreğimdeki acılar sarıyor bedenimi.Sarıyor benliğimi.
    Beni benden alıyor, yaralıyor her saplandığında kurşun.
    Sonu gelmiyorki neçare bu yok oluşun, yakıyor ölüm gibi

    Aylar öncede unuturum demiştim, ama silemedi yüreğim,
    O da haklı...Çaresiz, bitkin,tükenmiş...Evet haklı yüreğim.
    Gururlu ama haklı...Deli gibi sevipte unutulduğu için...
    Uğruna ölmeyi göze aldığı o adam ellere gittiği için...

    Kül olup bittikleri onu üç günlük hiçler uğruna sattığı için.
    Uğruna yandıkları koca bir sevdayı, koca bir yüreği,
    Üç kuruşluk insanlar uğruna üç günde sildikleri için...
    Zevk uğruna aşkı harcayıp...Bir maziyi devirdikleri için!

    Artık sana ne söylesem boş.Ben zaten çıktım hayatından
    Kalsamda istemezsin zaten.Bak bunlar son sözlerim sana.
    Seni benim kadar seven bulamazsın ama, belki olurya,
    Olurya birisi çıkar karşına...Onuda yarı yolda bırakma...

    Sen benimken aklımdan geçmezdi birgün böyle olacağımız.
    Bir gün sana böyle beddua edeceğim aklımdan geçmezdi.
    Elbet ayrılacaktık... Belliydi biteceği... Belliydi gideceğin...
    Belliydi herşeyi maziye gömeceğin, belliydi unutacağın.




    Nedim Yavuz
#06.10.2010 22:34 0 0 0
  • noimage


    Karşıma hep İyi nişancılar çıktı

    Sözleriyle on ikiden vurdular

    Dörtnala giden sözcüklerin

    Toynaklarında ezildi sözlerim

    Söylenen kelimler karşısında

    Sindirildim, parça parça yok oldum



    Birkaç çilekeş arkadaş

    Susma günleri tertipledik aramızda

    Bugün ben alacağım arkadaşları sıra bende

    Suskunluğu konuk edeceğiz yüreklerimize

    Doyasıya susacağız

    Susmanın tadını çıkaracağız



    Konuşmalar kalburla su taşımayı andırıyorsa

    Kelimeler işporta malı gibi ayağa düşmüşse

    Söylenecekler sürekli mülteci konumunda

    Dinleyecek bir yürek arıyorsa

    Yani dinleyenin yoksa

    Konuşmalara bir ötenazi gerekmez mi?

    Susuyorum

    Bana suskunluğu şiir kılığına büründürmek

    Ve bana yine susmak yakışır



    Bir bağırsam gökten yıldızlar pul pul dökülür

    Ağzımdan çıkanlar içimde kalanların yanında bir zerre gibi kalır

    Ama boş ver!

    İki sözün iki yakasını bir araya getirecek kadar mecalimde yok!

    Konuşsam bile söylediğim her cümle harf harf dökülüp saçılacak yerlere

    Ziyan etmeye gerek yok!

    Berzah uykusuna yatırıyorum sözleri

    Susuyorum



    İçimdeki çocuk bir aralar çok sıkıldı

    Ama ikimizde alıştık artık suskunluğa

    Eskisi gibi ağır kan kayıplarımız olmuyor

    Bugünlerde karaya vuran söylenmemiş sözcüklerimin

    Toplu defin işleriyle uğraşıyorum

    Konuşmalarımın müebbet yemesinden kimse sorumlu değil

    Hüküm ötelerden giydirilmiş dudaklarıma!



    Zaten uzunca bir zamandır

    Mutluluğun sesi soluğu çıkmıyor

    Kavuşmalar bana küsmüş

    Aşk susmuş, duygular susmuş

    Gözler kırıcı

    Sözler kırıcı

    Oturuyorum Susuyorum

    Bu saatten sonra

    Bana susmak yakışır





    Her tarafta sönmüş ışıklar

    Odamdayım Ben ve suskun duvarlar

    Dışarıda gece ve ürperten hışırtılar

    Bırakıyorum kendimi suskunluğun sinesine

    Sığınıyorum suskunluğun kirpiklerine

    Ölürsem de gömülsün kara toprağa içimdekiler benimle



    Birkaç kişiden duymuştum

    Rahat rahat konuşmaların yapıldığı yerlerden bahsediyorlardı

    Doğrumu, yanlışımı her şeyimi topladım

    Bavulum hazır, Odanın bir köşesinde

    Bir gün, şu ölü şehir uyanmadan terk edeceğim buraları





    Mehmet Orhan DURDU



#30.09.2010 21:13 0 0 0
  • Konu: Kimi Sevsem

    noimage


    Kimi sevsem yüreğine hangi vasıta ile gideceğimi,

    Ve bileti nereden satın alacağımı bilemedim.

    Kime dokunduysam eksilen hep ben oldum

    Yazgıma düşenlerin gözleri,

    Gökteki yıldızlar gibiydi bir türlü ulaşamıyordum.

    Hangi yüreğe dalsam yalnızlığım daha da artıyordu

    Ruhumun kuytu bir köşesinde filizlenen duygularım,

    Düşlerimde baş tacı yaptığım sahte prenseslerce budandı

    Kime yanaşsam, sevda kokan şehirlerde

    Varoşların çocuğuna döndü yüreğim

    Kime bağlansam, dört yanlışıma karşılık bir doğrumu değil

    Bir yanlışıma karşılık tüm doğrularımı götürdü

    Umutsuz aşkların musalla taşında benim ruhum yıkandı,

    Ve her zamanki gibi ben seyrettim

    Yani anlayacağınız,

    Sevdadan yana umudun resmini hiç yapamadım

    Olmadı!

    Yapacak bir şey yok!

    Artık yüreğimin sürgüsünü çektim!

    Bu kadar yenilgiden sonra,

    Yeni bir sevdaya başlamanın bir anlamı yok!



    Şimdi kabristandayım!

    İçimde ne kadar kırık dökük aşk kalıntısı varsa,

    Gömmekle meşgulüm

    Diriliş gününde buluşmak umudu ile





    Mehmet Orhan DURDU

#30.09.2010 21:05 0 0 0
  • Elif olmak zor iş olsa gerektir
    İmtihanım benim,aşar boyumu
    Çocuklukmu desem,yazgımı bilmem
    Babama bıraktım hayat oy'u mu



    Herşeyiyle ayrı bir tat ve hüzün dolu sana has harika bir sunum yine Haktan...

    Hani biz insanlar attığımız her adımda izimizi bırakırız ya..O izleri gerçi bulup görebilmekte ayrı meziyet:)Seninde izlerin her bir sunumunda var..Duygu özü bir şiir seçmişsin ve yine ona hayat vermişsin resim ve müzikle.Emeğine sağlık diyorum.Lütfen daha sıkça bu paylaşımlarını yap ki bizde keyifle okuyalım..:)

    Tebrik ederim;ellerine sağlık...

#30.09.2010 18:06 0 0 0

  • Öncelikle tebrik ederim diplomanızı alarak; bu mutlu anı yaşadığınız için.''Öğrencilik'' diye tabir ettiğimiz dönem aslında hayatımızın her kademesinde yer alıyor biz farkında olmasak da.Çünkü sürekli öğrenmek çabasındayız ve öğreniyoruz hayattan.Elbette sizin bahsettiğiniz ''öğrencilik''kavramı başka bir ayrı tad ve özlem içerir...

    Daha nice başarı ve sonunda yaşanılan gurur;mutluluk tablosu dolu günler size arkadaşım.

    Her açılan başarı kapısı ardından bir yenisini ardı sıra açmanız dileğiyle...

#27.09.2010 09:51 0 0 0
  • Konu: Sessizlik
    Esen ayrılık meltemleri ile bedenim bedenime ağır geldi
    Gidiyorum senin olmadığın sessizliğe
    Asla geri dönüşü olmayan dünlerime gidiyorum
    Bu gidiş hicranlı hayatın ne de son matemidir



    Canım herşeyiyle bir bütün olmuş güzel bir sunum hazırlamışsın...

    Emeğine yüreğine sağlık canım...

#25.09.2010 20:13 0 0 0
  • Haktan yine çok güzel ve sana has bir sunum ortaya çıkarmışsın.Parça ve şiir zaten harika ve sen onu bu sunumla can katmışsın.Emeğine ,yüreğine sağlık bu güzel sunum için...

#25.09.2010 17:41 0 0 0
  • CiCeGiM__Leyl-i Lal__Gül_yarasi :

    Sevgili arkadaşlar bu güzel kutlamalar ve dilekleriniz için herbirinize canı gönülden teşekkür ederim.Sizlerede daha nice gönlünüzce yaşlar dilerim sağlık, huzur ve bereket içerisinde...


    OZAN :

    Can dostum seni burada görmek çok güzell..Gidişin bizleri çok üzsede aldığın karara saygım var.Güzel,içten dileklerin için çok teşekkür ederim.Seni tanıyor olmaktan bende daima mutluluk duyacağım.Allah herşeyi o güzel yüreğince versin.Daha nice senelere OZAN sevgi,huzur ve bereket içerisinde...
#25.09.2010 14:59 0 0 0
  • yenildim işte ey hayat kırgınım!



    Canısım öyle can evimden vuran bir şiir ki bu okurken çok etkilendim.En özeti ve herşeyin son sözü ise üstteki bu dize içeriyor canım.

    Emeğine güzel yüreğine sağlık Şayestem bu güzel sunumu bizlere tattırdığın için canım...

#23.09.2010 16:17 0 0 0
  • Garip07:

    Garip estağ. nedemek geç veya öncesi yok kutlamanın.Önemli olan siz arkadaş ve dostlarımın güzel dileklerinizi yapmış olmanızdır benim için.Çok teşekkür ederim Garip nice güzel huzur dolu seneler dilerim sanada...


    MARDINLI1986:

    Çok teşekkür ederim arkadaşım sizede bu güzel dilekleriniz için.Sizede güzel, başarılı ,huzur dolu nice sağlıklı seneler dilerim...

    masalım:

    Allah sizede daha nice hayırlı ömür nasip etsin arkadaşım teşekkür ederim...
#23.09.2010 14:55 0 0 0
  • HaNıM aGa ve sıkıntı...

    Arkadaşlar çok teşekkür ederim kutlamanız için.Sizlerede nice güzel seneler dilerim..
#22.09.2010 21:32 0 0 0
  • SheqeYy_BeBiSh:

    Seher canim çok teşekkür ederim bu güzel kutlama için.Emeğine,yüreğine sağlık...
#22.09.2010 10:29 0 0 0
  • Bir-Dost:

    Ablacim çok teşekür ederim sizede nice güzel sağlıklı ömürler...

    everekli38:

    Değerli arkadaşım teşekkür ederim sizede nice güzel sağlıklı ömür dilerim...

    refik:

    Refik bey öncelikle o güzel pasta için teşekkür ederim.Aileniz ve sevdiklerinizle nice güzel sağlıklı ömür dilerim sizede..
#21.09.2010 23:12 0 0 0
  • SU-PERISI:

    Değerli arkadaşım güzel dileklerin için teşekkür ederim.Sizlerede nice güzel sağlıklı ömürler dilerim..

    sevil1903:

    Sevil canım;renkdaşım..:) Sanada çok teşekkür ederim güzel tebriğin için.Allah daha nice güzel sağlıklı seneler göstersin bizlere BEŞİKTAŞIMLA Beraber inş...

    EbrarMeva:

    Değerli arkadaşım çok sağolun güzel düşünce ve tebriğiniz için.Allah razı olsun.Bende sizi yaptığınız güzel değerli yorumlarınızdan tanıyorum ancak.Umarım tanışırız zamanla arkadaşım.Herşey gönlünüzce olsun sağlıklı huzur dolu ömür sizede...

    zeynap:

    Oyy ablasının bıcırtısı gelmişş..:)Zeynebim canısım çok teşekkür ederim bu güzel kutlaman için canım.Allah seninde yüzünden gülümsemeni eksik etmesin...
#21.09.2010 10:48 0 0 0
  • tarfisiz gizlerim
    bitmeyen ahu zarın burukluğunda
    yağar mısralarıma intizarı kalemin...
    içimde binbir sitemle
    say ki nevbaharda
    baharsız düşlerdeyim
    Ve..
    Sendeyim....


    Bu şiirde çok güzell..Emeğine sağlık Haktan.Paylaştığın için teşekkür ederim..
#20.09.2010 21:16 0 0 0
  • Dem!
    Çöle sürülmüş ikindi
    Yalnızlık serencamında çile
    Vurgundu sevda küflü zamanlara
    Çaresizlik!
    Koru andıran kum saati...

    Aynanın yansıyan yüzünde sorgular
    Sızlanan kaygılar biriktirir
    Anılar en acı izlerini bırakırken
    İçimin taş duvarlarında
    Ahımla ördüğüm boş bir çerçeveden
    Bakıyorum yüreğine
    Siliniyor kurduğum tüm hayallerim
    Heybende buzdan bir nehir
    Bense eriyorum...


    Harika dizeler Haktan..Yüreğine,emeğine sağlık bu güzel şiiri bizlerle paylaştığın için..
#20.09.2010 21:14 0 0 0


  • noimage

    O kadar inat ettim ki şu dumansız hava sahasını yazmamak için en sonunda yine dayanamadım buyurun yazıyorum. Bir ben kalmışımdır herhalde bu konuyu yazmayan.
    Sene 1997 başı ve ben teskeremi almışım memleketime geliyorum, yıllarım otobüslerde geçmiş tabii hep yabancı memleketlerde okumanın cabası. Yani biliyorum otobüs yolculuklarını da, otobüslerdeki kuralları da. Baktım ki çoluk çocuk tertemiz yolculuk yapıyor aileler. Daha öncekiler gibi duman dumana gitmiyor ortalık.
    Bu konudan bahsedince tarlalarda yaz dönemi yatmak için kurulan çardaklar da, sivrisinekleri kovalamak için (affedersiniz) eşek gübresi yakılır ve tütsü gibi yatılacak yerlerde bu duman dolaştırılırdı. Ortalıkta sivrisinek namına bir şey kalmazdı, canına okurdu sivrisineklerin. Otobüslerin de eski halinin bizim çardaklardan farkı olmazdı.
    Neyse konumuza devam edelim, muavine dedim ki bu kül tablaları neden çıkarıldı? Asker ağabey sigara içmek otobüslerde yasaklandı deyince, ilk önce kızdım, sonra bu mükemmel akıl kimden çıktıysa tebrik etmek lazım dedim. Bilemiyorum kaç metrekarelik yerde zaten 45 kişi yolculuk yapıyor soluduğun hava karşındakinin vücudundan atılan karbondioksit iken birde sigara içmek intihar gibi geliyor insana. Velhasıl sonuna kadar destekledim ve hala destekliyorum otobüslerdeki temiz havayı. Adamlar sınırı ne güzel koymuşlar dedim kendimce.
    Şimdi geldim benim yazmak istediğime, evde yasak, kahvehanede yasak, kapalı ortamların hepsinde yasak. Amenna destekleyelim, sen içiyorsun diye bu zıkkımı beni ya da çevremdekileri rahatsız etme hakkın var mı? YOK.
    Ben rahatsız oluyorum diye senin içme alanlarına karışma hakkım var mı? Oda YOK.
    Ben insansam, benim belirli haklarım varsa, sende insansın ve seninde hakların var tabii. Sende dilediğini belirli çerçeveler içinde yapabilmelisin.
    Herkesin dediği gibi kahvehaneye adam neden gidiyor sorgulayın, adam bunu yapamadığı yere gider mi? Herhalde bütün kahvelerin dış kısmında sokak ortasında okey oynayanları, yeşil ikili gelmeyince gün yüzü görmemiş küfürler edenleri, kapalı yerlerde yasaklanıp herkese bak ben içiyorum dercesine alenen sigara içenleri gözünüz görüyordur herhalde. NORMAL Mİ BU?
    Hangi resmi daireye giderseniz gidin, dış kısmında bir küllük, etrafında semazen gibi dönen kişiler var. Alenen sokaktan geçenlere ve karşı komşu çocuklarına örnek davranış. Bir bakın herhangi bir okulun önüne gidin, on dakikalık teneffüste merdivenlerden koşarcasına inip, okulun bahçe sınırına ulaştığında sigarasını yakan, ağzından çekerken sanki kulağından geri çıkarırcasına neresine içtiğini bilmeyen sayısız öğretmen göreceksiniz. Bu adamlar bahçe dışında içerken okuldaki tüm öğrenciler bu adamı görmüyorlar mı? Alın öğrencilere örnek öğretmenler. Bu öğretmenler kapalı yerlerde gizlice içeyim dese o da yasak. Önceden karanlık odalar vardı, şimdi nereye gitti ki.
    O zaman çözüm; içmeyin kardeşim, yasaklıyorum içmeyin.
    Ben içmiyorum ya sizde içmeyeceksiniz o zaman.
    Ben alkol kullanmıyorum ya sizde kullanmayacaksınız.
    Ben karpuz yemem sizde yemeyeceksiniz.
    Ben diyet ekmek kullanırım fırınlar buğday ekmeği çıkarmayacak artık.
    Falan, filan işte, oldu mu? Bence insan haklarına saldırıldı, O halde yapılan doğru mu?
    Adam içiyor kardeşim, sokak ortasında, kaldırımda hayırlı mübarek ramazan günü sokağın ortasında yudumlarken çayını, sigarasını yakıyor. Alenen orta yerde içiyor ama adam ne yapsın kapalı alanlarda yasak, adam ihtiyacını gideriyor, hakkı. Benim iftarı beklerken gezindiğim parkta adamlar çekiyorlar sigarayı. Adam ne yapsın kapalı yerlerde yasak.
    Eee oruç tutuyorsam kapalı alanlara ben girmeliyim o zaman. Kaldırımlarda çay yudumlarken millet ben evimde guguk kuşu gibi beklemeliyim. Suçum oruçlu olmak mı? Bu aslında benim haklarıma da saldırı değil mi, Elhamdülillah müslümanım, elin Avrupa'sında bile burada Müslümanlar yaşıyor mangal yakmayalım ramazan ayında diyen yabancılar varken. Yarıdan çoğu Müslüman olan ülkemde insanları sokak ortasında hele birde ramazan ayında böyle görünce üzülüyorum. Onlara da, onları bu hale getirenlere de kızıyorum.
    Allah aşkına neresinden tutsan kopuyor, gözünüzü seveyim bir çare.



    Saygılar.
    Çetin KORKMAZ

#20.09.2010 21:07 0 0 0



  • noimage

    Ölsün arkadaş Bakkallar, Manavlar, Balıkçılar, Kasaplar, Kahvehaneciler velhasıl ne kadar küçük esnaf varsa adını hatırlamadığım hepsi ölsün arkadaş. Neyine gerek yaşaması onların, gitsin çocuklarının nafakasını nerede ararlarsa arasınlar. Ekmek paralarını nereden bulurlarsa bulsunlar.
    Ya bir zenginin yanına yamak olsun, ya bir atölyede asgari ücrete tabii, yada camii önlerinde dilensinler. Nasıl olsa çocuklarına kitapları bedavaya geliyor, sağlık giderleri desen Devlet tarafından ödeniyor, Belediye'ler de nasıl olsa yardım merkezleri haline geldi, kömürünü, yiyeceğini veriyor. Neden çalıştırsın bu adamlar dükkanlarını her şey bedava zaten.
    Nereden çıktı bu yazı diyenlere şunu demek istiyorum: Geçenlerde arkadaşım küçük çapta bir dükkan açmak istedi. Şu odaya, bu odaya, sağlık raporu, vergi levhası derken 2.000 lira gibi bir rakamın daha dükkan kapısı açılmadan harcandığından bahsetti. Dükkanı açtı diyelim içeriye yapacağı masraf, Bağ-Kur, kira derken düşündüm ki bu adamın dükkan açması için orta çaplı bir arabasını satması gerekecek.
    Kısacası daha para kazanmayı bırak, mekanda satılacak malları dükkana koymadan adam yarı beline kadar batmış durumda olacak. O yüzden diyorum ya işte ÖLSÜN KÜÇÜK ESNAF. Yaşamasının ne anlamı var.
    Geçenlerde şöyle bir cümle kullanıldı yanımda: altı ayda ilimizde sadece bir alanda küçük esnaflardan atmış üç tane dükkan kapanmış. Sadece mahallemde iki tane küçük esnaf kapandı. Acaba neden??? Yabancı bandıralı ya da tek bir cebe hizmet eden marketler ülkemizi örümcek ağı gibi sardı üç beş yılda. Sizlerde üç kuruş ucuz diye indirim günlerinde kapılarında kuyruklar oluşturdunuz. Üç kuruş ucuz ürünü almak için girdiğiniz marketten ihtiyacınız olmayan şeyleri de aldınız, hatta pahalı olan bir ürünü de gelmişken alayım dediniz. Alışverişiniz daha masraflı hale geldi farkına bile varmadınız. Kredi kartından geç hemen, sanki devlet ödeyecek, gerçi neredeyse yapmadıkları bir o kaldı. Her şeyimizi birilerine ödettirmeye alıştırılmadık mı biz, ödeseler de mutlu oluruz değil mi?
    Üç kuruş ucuz diye market kapılarını aşındırırken bakkal amca iflas etti, üç kuruş ucuz diye kıyılmış kıymayı marketten aldık kasap amca iflas etti. Bunun gibi çok örnek verirdim ama köşem yetmeyecek, bundan korkuyorum.
    Varsayalım ki küçük esnafımızda ürünler on kuruş pahalı olsun, değmez mi bakkal amcanın köşe başında yanan ışığını görmeye. Sahibinin adını bilmediğim, yüzünü görmediğim kim bilir kimin olan alışveriş merkezleri yerine küçük esnafımızı kalkındırsak olmuyor mu? Bu kısaca döner sermaye, yardımlaşma değil mi?
    Paramızın nereye gittiğini bilmeyen toplum olduk artık farkında değil misiniz?
    Bundan böyle tavsiyem şu: bir alışverişinizde arada ki fark en fazla iki yada üç lira olacaktır, bu farkı da ödeyin okurlar. Kendi halkımızın, komşumuzun hatta kendimizin ayakta kalması için tek izlenecek yol bu yoldur.
    Eğer bu dediğimi değil de şuan yapılanı yapmaya devam ederseniz, ölsün kasap amca, ölsün yufkacı teyze, ölsün çerezci amca topyekün kapatsınlar dükkanlarını.
    Allah yardımcıları olsun.

    Çetin KORKMAZ

#20.09.2010 21:03 0 0 0