Retina Cerrahi Uzmanı Opr.Dr. Birgi Sönmezer, gözlere çok büyük zararı olduğunu söyledi
Gözlüklerde kullanılan cam kalitesinin çok önemli olduğunu belirten Dünyagöz Samsun Hastanesi Retina Cerrahi Opr.Dr. Birgi Sönmezer, "Güneş ışınları içersinde çeşitli dalga boylarına sahip ışınlar var. Bunların bazıları göze ciddi zararlar vermekte. Bunların büyük kısmı atmosferde kaybolmakta ama dünyaya ulaşan bölümü de göze ciddi zararlar vermekte. Güneş gözlükleri de bu zararlı ışınların süzülmesinde gözün bunlardan korunmasında önemli protezlerdir. Dolayısıyla gözlüklerde kullanılan cam kalitesi çok önemli. Güneş gözlüğü demek, koyu renkli cam demek değil. Çünkü koyu renkli camların tek başına kullanılması bu zararlı ışınların süzülmesini sağlamıyor. Sadece parlaklığı ve aydınlığı engelliyor. Bu zararlı ışınların süzülmesi için camlara özel bir takım kaplamalar yapılıyor. Bu sayede süzülen ışınlar göze ulaşmıyor. Sadece retina tabakasına değil, gözün diğer bölümlerinde de bunların verdiği zararlardan bu şekilde korunmuş oluyoruz" dedi.
Koyu renkli camların kullanılması durumunda zararlı ışınların göze daha kolay ulaştığını ifade eden Sönmezer, "Çünkü koyu renkli camlar gözün kendi savunma mekanizmasını bu ışınlara karşı geliştirdiği bazı savunma mekanizmalarında ortadan kalkmasına neden oluyor. Dolayısıyla da göze verdikleri zarar çok daha fazla. Yani insan hiçbir şey takmasa sadece bu koyu renkli camlar yerine hiçbir şey kullanmasa gözün kendi savunma mekanizmaları daha etkili olacak. Koyu renkli camlar kullanılınca da bu sefer gözün savunma mekanizmalarında bir kısmı ortadan kalkıyor. Işınların göze verdiği zararlar fazlalaşıyor. Netice olarak vatandaşımız güneş gözlüğü kullanmak istiyorsa en önemlisi bu güneş gözlüğünün manasının koyu renkli cam olmadığını bilmesi gerekir. İyi kaliteli güneş gözlüklerinin kullanılması çok önemlidir. Bütün kaliteli güneş gözlüklerinde bu zararları ışınları süzen kaplamalar camda mevcuttur. Güneş gözlükleri işportacılardan veya ne olduğu belli olmayan yerlerden alınmaması gerekir" diye konuştu.
İşte günde bir kez elma yemenin bilinmeyen faydaları...
Oxford Üniversitesi uzmanları, günde bir elma yemenin 50 yaş üstü kişilerde kalp krizi ve felci önlediğini ortaya çıkardı.
Yüzbinlerce hasta üzerinde yapılan tıbbi deney ve gözlemlere dayanan araştırmada elmanın, kalp-damar rahatsızlığına karşı kullanılan ilaçlar kadar etkili olduğu ve bu ilaçların aksine hiçbir yan etkisi olmadığı ortaya kondu. Araştırmacılar, günlük en az 1 elma tüketiminin, özellikle, kalp-damar rahatsızlıkları riskine daha açık olan 50 yaş üstü kişiler için faydalı olduğunu ifade etti. Günde bir doz alınan kolesterol düşürücü ilaçlar, İngiltere'de 9 bin 400kalp krizi ve felç vakasını önleyebilecek etkiye sahipken, günde 1 elma, 8 bin 500 vakanın önüne geçiyor.Daha önce İngiltere'de yapılan araştırmalara göre, yetişkin nüfusun üçte ikiden fazlası, günlük tavsiye edilen beş öğün meyve ve sebze diyetine riayet etmiyor.
Kansızlığa iyi gelen bezelyenin çorbası hem çok lezzetli hem de pratik!
Bezelye çorbası tarifi malzemeler
2 bardak bezelye
1 yemek kaşığı un
1 adet orta boy kuru soğan
1 bardak süt
3 yemek kaşığı hazır çiğ krema
1 yemek kaşığı margarin
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
Bezelye çorbası tarifi hazırlanışı
- Bezelyeyi, kabuklarını soyduğunuz bütün soğanla birlikte 3 bardak suda haşlayın.
- Çorbanın üstünü süslemek için 2 yemek kaşığı bezelye ayırın.
- Haşladığınız bezelyeleri suyuyla birlikte mikserden geçirin.
- Tencerede margarin eritin, un ilave edip 2-3 dakika karıştırın.
- Ezilmiş bezelyeye süt, karabiber ve tuz ilave edin, tekrar karıştırın.
- Kıvamını kontrol etmeyi unutmayın.
- Koyu olursa su ekleyip karıştırarak kaynatın.
- Servis yaparken üstünü krema, dereotu ve bezelye taneleriyle süsleyin.
Makyaj yapan ve yapmayan kadınları 2 yıl araştırdılar.
Kadınların neden makyaj yapmayı sevdiklerini araştıran bilim adamları, yüzünü aynada makyajsız gören kadının, makyajdan sonra yüzünün başkalarına nasıl görüneceği öngörüsü ve iyimserliğiyle harekete geçtiğini belirlediler.
Daily Telegraph'ın haberine göre, bir Japon kozmetik firması için, beyin uzmanı Dr. Ken Mogi ve ekibi tarafından yapılan ve 2 yıl süren araştırmada, kadının yüzünü makyajlı ve makyajsız olarak nasıl algıladığıyla ilgili beyinde farklı faaliyetlerin bulunduğu belirlendi.
Beyin tarama cihazı kullanan bilim adamları, beynin kaudat çekirdeğindeki faaliyetleri incelediler. Tarama sonucunda, bir kadın kendini makyajsız gördüğü vakit başkalarının kendisini nasıl göreceğini öngördüğünü ve beynin "ödül sisteminin" harekete geçerek zevk hissi veren dopamin salgıladığını saptadılar.
Araştırmacılardan Keişi Saruwatari, "Daha önceki araştırmalardan biliyoruz ki, beynin bu bölümü harekete geçtiğinde belli faaliyetlerden zevk alırız. Bunu şöyle yorumluyoruz; bir kadın yüzüne baktığında makyaj yaptığı zaman nasıl görüneceğini tahayyül ediyor" dedi.
Saruwatari, "Burada beklenti, teşvik ve hevesin bir karışımı söz konusu. Makyaj kadınlarda, diğerleriyle ilişki kurulmasına ve zevk duyulmasına katkıda bulunuyor" diye ekledi. Bilim adamları araştırmadan önce, kadınların makyajdan sonra pozitif hisler içine girdiklerini düşünüyorlardı.
Bunun kadınlar arasında yapılan bir araştırma olduğunu hatırlatan bilim adamları, bir erkek sabah traş olduğunda ve yüzüne traş kolonyası sürdüğünde de benzeri hisler içinde olabileceğini söylediler.
Kadınların erkeklerden daha düşük ücretle çalıştığı ve kazandığı parayla ilgili kontrollerinin azlığı unutulmamalıdır.
Tüm çalışmalarda kadınlarda depresyon yaygınlığı 1.5-3 kat daha fazla bulunmuştur. Türkiyedeki 7000 kişilik bir çalışmada bu oran 2.5 olarak bulunmuştur. Yine bir çalışmada kadınlar kişiler arası ilişkileri stres kaynağı olarak gösterirken erkekler parasal/iş konularını stres kaynağı olarak tanımlamışlardır. Evli ve hiç boşanmamışlarda risk düşük iken sürekli evlilik sorunu yaşayanlar ve boşanmışlarda depresyon riski daha yüksek bulunmuştur.
Ev kadını çalışan kadın arasındaki farka vurgu yapan fazla bir çalışma yoktur. Bazı çalışmalarda kadının toplumdaki yerinin depresyona zemin hazırladığı öne sürülmüştür. Kadınların toplumsal cinsiyet rolleri gereği başkalarına daha fazla destek ve bakım sağlama, daha empatik olma veya çalışan kadın,ev kadını, eş, anne gibi çoğul rolleri aynı anda idame ettirme gibi özelliklerine dikkat çekmektedirler.
Hızlı kilo verdiren diyetler kalp sağlığı açısından tehlike yaratıyor.
Uzun süren açlıklar, tek tip besinlerin alındığı diyetler ve tüm kış hareketsiz kalan bedenin birden egzersizle tanışması... Hızlı kilo vermek uğruna yapılan tüm bu davranışlar kalp sağlığını olumsuz etkiliyor.
Sağlığı tehlikeye atmadan zayıflamanın en önemli kurallarından birinin verilen kilonun haftada 0,5-1 kiloyu aşmamak olduğunu belirten Kardiyoloji Uzmanı Dr. Utku Zor, kalp sağlığını zorlayan diyetlere dikkat çekti. Dr. Zor'a göre zayıflamak isterken kalp sağlığını bozan 5 hata şöyle:
1- Uzun süreli açlık tansiyonu ve kan şekerini etkiler: Kısa süre içerisinde fazla kilo vermek isteyenlerin yaptığı en önemli hatalardan biri şok diyetler. Bu diyetlerde uzun süreler aç kalınıyor ve öğünlerdeki yemek miktarları çok az oluyor. Öğün atlayarak yapılan diyetlerde ilk olarak metabolizma bu durumdan etkileniyor. Tansiyonda ani düşüşler ve kan şekerinde düzensizlikler meydana geliyor. Bu durumu takiben de aşırı halsizlik, baygınlık gibi sorunlar yaşanabiliyor.
2- Şok diyetten sonra hızla alınan kilo, diyabet riskini artırır: Şok diyetlerle verilen kilolar genellikle çok hızlı bir şekilde geri alınıyor. Yaza zayıf girmek sağlansa da sonbaharda diyetin bırakılmasıyla birlikte kilolar verilenden daha hızlı bir şekilde alınıyor. Ani kilo vermek ve ardından hızlı şekilde almak insülin direncine yol açarak şeker metabolizmasında dalgalanmalara neden olabiliyor. Bu tür dalgalanmalar da kişinin ileride şeker hastalığına yakalanma riskini artırıyor.
3- Ani kilo alıp vermek kalp krizi riskini artırır: Beslenme düzeninde yapılan ani değişiklikler, kolesterol profilinde de dalgalanmalar yaşanmasına neden oluyor. Kısa sürede yüzde 10 veya daha fazla kilo artışı olan orta yaşlı bireylerde ilerleyen yıllarda kalp krizi riskinin arttığı gözlemleniyor.
4- Protein diyetleri kolesterolü dengesini bozabilir: Son zamanlarda sıklıkla tercih edilen tek tip beslenmenin uygulandığı diyetler ilk etapta hızlı kilo vermeyi sağlıyor. Ancak uzun süre yapıldığında vücutta pek çok dengenin alt üst olmasına neden olabiliyor. Sadece proteinden zengin gıdaların alınması kolesterol profilini olumsuz etkileyebiliyor. Hayvansal gıdaların sık olarak tüketilmesi kolesterol ve doymuş yağ oranını artırıyor. Bu diyetlerle kilo kaybı yaşansa da kişilerin kötü kolesterol düzeyleri artıp, iyi huylu kolesterol düzeylerinde düşüş yaşanıyor. Ayrıca fazla protein alımının diyabet riskini artırdığı yakın zamanda açıklanan çalışmalar ile gösteriliyor.
5- Spora aniden yüklenmek kalp krizi riskini artırır: Kış boyunca hareketsiz kalanların bahar aylarında zayıflamak için spora başlaması ve vücuda hızlı bir şekilde yüklenmesi kalp krizine bile neden olabiliyor. Özellikle 40 yaşın üzerindeki bireylerde tansiyon ve kolesterol yüksekliği gibi sorunlar da yaşanıyorsa spora başlamadan önce mutlaka bir kardiyoloji hekimine muayene olmaları öneriliyor.
[h=4]KALP SAĞLIĞINI KORUYARAK ZAYIFLAMAK MÜMKÜN1- Şok diyetlerden kaçının: Ani kilo alıp vermeler kolesterol ve şeker metabolizmasında dalgalanmalara neden olabiliyor. Bu durum da şeker hastalığı ve kalp krizi gibi risklerini beraberinde getirebiliyor.
2- Hedefiniz uzun vadede kilo vermek olsun: Sağlıklı diyetin en önemli kurallarından biri hızlı kilo vermemek. Amacınız haftada en fazla 1 kilo vermek olsun. Ayda 4 kilo ve üzerinde kilo vermeyi vadeden diyetlerden uzak durun. Unutmayın ki hızlı verilen kilolar kısa sürede fazlasıyla geri alınıyor.
3- Beslenme alışkanlıklarınızda kalıcı değişiklikler yapın: Yediğiniz yemek miktarlarını azaltmak yerine kalori dengesi yapın. Öğünlerinizdeki karbonhidrat ve protein değerlerini dengede tutun. Bu durumu da hayat boyu devam ettirmeyi hedefleyin.
4- Akdeniz diyetini uygulayın: Sağlıklı yaşamı desteklediği gösterilen tek diyet Akdeniz diyetidir. Sebze, meyve, kuru baklagil, balık ve zeytinyağının bolca yenildiği, kırmızı et tüketiminin ise az olduğu bu diyet, hem lezzet hem de sürdürülebilirlik açısından etkili.
5- Egzersizi hayatınızda devamlı kılın: Egzersiz yapmak denildiğinde aklınıza çok karışık egzersiz programları gelmesin. Günde 30-45 dakika tempolu bir yürüyüşü haftada 4-5 kere tekrar etmeniz sağlığınızı korumak veya iyileştirmek için yeterli. Daha yüksek tempoda yapılan sporun kalp ve damar sağlığı açısından fazladan bir faydası olduğu bilimsel olarak gösterilmiyor.
6- Spora başlamadan önce doktor kontrolünden geçin: Spora başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmek gerekiyor. Özellikle 40 yaşından sonra sporun yüksek tempoda yapılmaması gerekiyor. Yakın zamana kadar egzersiz geçmişiniz yoksa ve kolesterol, tansiyon, sigara kullanımı, diyabet gibi sorunlarınız varsa spora başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçin.
Bilim adamları en etkili zayıflama yöntemini belirledi.
Japonya Waseda Üniversitesi'nden bilim adamları en etkili zayıflama yöntemini belirledi: İp atlamak!
Uzmanların yaptığı araştırmalar ip atlayan kişilerle bisiklete binenlerin açlık hormonu seviyelerini karşılaştırdı. İp atlayanlarda bu hormonun çok düşük seviyelerde olduğu gözlemlendi.
Uzmanlar özellikle stres sebebiyle yemeğe sarılan kişilere ip atlamalarını tavsiye ediyor.
İp atlamak neden faydalı?
-Vücdunuzda bulunan bütün kasları çalıştıran neredeyse en etkili egzersizlerden biridir.
-Kardiyo etkisine sahiptir.
-Selülit azaltıcı etkisi vardır ve kalçanızı dikleştirmek için en kolay yöntemdir.
Gittiğin yollara düşmüş ,adresi yitik anılar
Şahit tutmuş sokakları içimdeki ağrıya
Caddeler susmuş ardından
Yolunu gözlüyor kaldırımlar...
Adını fısıldıyor
Yüreğimin yıkılan şehri,
Geceye bekçi bir ben
bir de elleri soğuk rüzgar...
Susturup şarkımızı
Sözlerin bittiği yerden haykırasım var
'' Dön gel!!
Sürgün et beni sensizliğinden
Yoruldum hasretinin yükünden
Ağır geliyor
Taşıyamıyorum yokluğunu yar''
Özlemine düştüğünden beri vakit
Saatler arsız
Çıkarmıyor gecelerin yolunu gündüze
Şafaklar ruhumun acısı kadar siyah
Ayrılığa sattığından beri takvimleri
Mevsimler kararsız
Biriktirip hüzünleri
Ömrümü döndürüyor çileli bir güze
Ey dilimin hicranı
Gözlerimin kara bahtı
Ağlayan yüreğimde çırpınan hayat
Nefes almaksa sensiz yaşamak
Kurşunlayıp senden kalanımı
Öldüresim var ,gözyaşıma sarılarak...
Bittiğin yerden
Solumun adına toprak
Bende kalanımın yarasına aşk kesiği derim yar
Cildinizin yağ ve nem dengesini koruduğuna inandığınız bir krem, yeterlidir. Günlük bakım ürünlerinden, tüm beklediğimiz, cildin yağ ve nem dengesini koruması, güneş etkilerini önlemesidir. Bunlar cildi gençleştirmezler ama yaşlanmasını geciktirirler.
Makyaj malzemelerini alırken de hemen cazibesine kapılmayın, biraz inceleyin. Örneğin cildiniz kuru ise, yağ bazlı bir fondöten alabilirsiniz, ama normal ve hafif yağlı ciltler bu ürünleri kullanamazlar. Onlar pudra bazlı fondötenleri tercih etseler çok daha iyi olur. Özellikle yağlı ve akneli ciltler tamamen yağsız (oil free) fondötenleri kullanmalıdırlar.
Cildinizi tanıyın, izleyin ve gerçekten ihtiyacınız olan ayrıca kullanacağınız ürünleri satın alın. Birçok kozmetik ürün 3 yıl kadar bozulmadan dayanır. Satın aldığınız bazı ürünleri kullanmıyorsanız, buzdolabında saklayın. Cildi yeteri kadar korumak veya nemlendirmek için ürünleri ölçülü kullanmak gerekir Kozmetik ürünleri gerektiğinden daha fazla miktarda ve daha sık kullanmanın bir yararı yoktur. Cilt bakım ürünlerinin çok sık ve aşırı miktarlarda kullanılması, cildin tahriş olmasına veya yağlanmasına neden olur .
Kış geldi, bütün bölgelerde soğuk hava ile birlikte kar yağışı da etkili olmaya başladı. Tabi bu soğuk günlerde sağlığımıza çok dikkat etmeliyiz. Bunun için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu altın değerinde tavsiyelerde bulundu.
İşte Bitkisel tedavi uzmanı Prof. Dr. Saraçoğlu'nun altın değerinde kış tarifleri:
-Kış geldiğinde özellikle çocuklar hastalıklarla boğuşuyor. En fazla görülen rahatsızlık ise boğaz enfeksiyonları.
"2 tutam adaçayını 1,5 bardak suda 8-9 dakika kaynatacaksınız kısık ateşte. Ilıdıktan sonra süzeceksiniz. Bunu her akşam yapacaksınız. Akşam yatmadan hem kendiniz, hem de çocuklarınız bunun gargarasını yapacak."
-Ev ortamındaki bakteri ve mikropları yok etmenin en iyi yolu Lavanta Çiçeği.
"Bir elin avucu kadar bunu ne yapacaksınız? Kısık ateşte kaynayan suyun içine atacaksınız. Ve havadaki mikropları kırar."
-Griple başı dertte olanların kurtarıcısı ise soğan kürü.
"Kabuğunu soyacaksınız ve dörde böleceksiniz ve 1,5 bardak suda en az 5 dakika bunu kaynatacaksınız ve içeceksiniz."
-Karnabahar suyu, kışın göz kuruluğundan şikayet edenler için biçilmiş kaftan.
"150-200 gram karnabaharı küçük küçük doğrayın 2 bardak su da bunu 5-6 dakika haşlayacaksınız ve bunun suyunu içeceksiniz."
-Narın sadece içi değil, aynı zamanda kabukları da çok faydalı. Nar kabuğu bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
"2 tane 1 lira büyüklüğünde keseceksiniz kabuğunu, 1 bardak suda 7-8 dakika kaynatacaksınız ve bunun suyunu içeceksiniz. Günde bir defa."
-Bağışıklık sisteminin düşmanı ise kış aylarında yenen şerbetli tatlılar.
"Kış aylarında bağışıklık sisteminizi zayıflatmak istemiyorsanız ağır tatlılardan uzak duracaksınız."