Duymaz mı gönlün ezanı ey kul
Görmez mi gözlerin, kanat çırpan kuşları
Bir yüce davettir bu, duymuyorsa ne işe yarar kulakların
Kalp yerine taş mı var sinende !
Dağ, taş bile cevap verir davete
Ey kul, duymaz mısın sen daveti
Yükselmek kalabalıklarda değil can
Kalp yerine taş mı var sinende !
Aşk'a davettir o, tende aşk mı var !
Ala'sı söylenir sevginin semada
Sen ne konarsın daldan dala
Kalp yerine taş mı var sinende !
Her gün beş kez gitsen beşere, yersin azarı !
Ahmak işidir, beşerde vefa araması
Aşk'ın Sahibidir vefanın sahibi
Kalp yerine taş mı var sinende !
Bir kutlu davet çınlatır beş vakit alemi
Beşe beş katta git, gör zindan da safayı
Koy başı secdeye de, gör aşk-ı Ala'yı
Kalp yerine taş mı var sinende !
Ses yanıyor, duydun mu, gördün mü sevdayı
Bak nasıl çağırıyor herkesi
Nasıl duymazsın ilanı aşk'ı
Kalp yerine taş mı var sinende !
Sevdiğinden ayrı kalınca ağlar gönül,
Hem huzuruna varınca ağlar sessiz sessiz,
Hem ayrılığın ağırlığı çeker gönlü zindanlara,
Ve hem yaklaşınca duyduğu hüzünlü bir huzur,
Çaresizliği, hiçliği elbisesi sanki, mahzun duruşunda,
Söğüt yaprağı gibi kıyamı, düştü düşecek sanki lisanı hali,
Ah birde düğüm düğüm olmuş nefesi, sukut etmiş dili,
Her dili, her hali, Rahman'a aşikardır her hali ,
Hem yakın, hem uzak, her hali güzel ya,
Belası, cefası çok olsun, murad edeni Allah ya,
Avuçlarına konan ateş aşk olsun, sahibi Latif ya,
Tende can nedir ki, kalbin sahibi Allah ya,
Sen ağladın, sema ehli ağladı Sevgili,
Sen gül yeter ki, ben ağlarım ayrılıkta Sevgili,
Selam gönderdim yine, aldın mı Ey Sevgili,
Gül kokulu cevabın beklerim En Sevgili,
Beden elbisesi dar mı dar,
Ve hem dünya ateşten öte har,
Kalp karanlık mezar gibi , buzdan dağlar,
Can darda, sensiz ruhum darda Efendim,
Ve hem hayalin oldu Yar,
Cemalin görmeden, kokunu duymadan, dünya dar,
Açlığına ortak olmadan, adını anmak dile zor,
Taşlanmana tahammül zordan zor Efendim,
Sana uzanan diller ağırdan ağır Yar,
Yaradana en büyük şikayetim, Sana uzanan diller,
Bir Kıtmir etmeyenler, şefaatini görmesinler,
Hatırını saymayanla Sen'i anmak zor mu zor Efendim,
Sensin var olan ezelden
Belki bir zerreden zerre ben
Çepeçevre kuşatılan ben
Rahmetle kuşatan Sen
Bilmem ki neyin pazarlığındayım ben
Veren Sen
Muhtaç iken ben
İstemeye gerek bırakmayan Sen
Yok bile değilken ben
Ezel ve Ahirde var olan Sen
Bilmezken varlığımı, bilip var eden
Her sırra vakıf olan Sen
İsmin yanına En Sevgili'yi yazan Sen
Tutunamayıp düşen ben
Veren Sen, alan Sen
Neyin pazarlığındayım bilmem ki ben
Yürüyen ölüler dağda, ovada, kalpte yoksan Sen
Selası çoktan okunmuş haberi yok halinden
Üç beş gün ayağına takılmış, ne çıkar varken Sen
Dilde Sen, kalpte Sen, istemez kimse varken Sen
Hüküm verilmiş, gidilecek yer belli
Sürüne sürüne mi gitmek istersin
Unutmadan ahdini kul gibi mi dersin
Sahibin belli, halin belli, sen ne edersin
Azı beğenmez, çoğu görünce azarsın
Bir tek nefesin hesabını veremezsin
Daha yok mu der, doymazsın
Söyle bana sen kaç para edersin
Neyle geldin derler, cevap veremezsin
Şahidin kendinsin, hala şahit ararsın
Adalet dersin, lutfunu umamazsın
Lutfu sonsuz der, gevşedikçe gevşersin
Verdiklerine hep benim dersin
Sen bile senin değilsin amma, ahmaklık edersin
Yolun Hak'ka doğru çizilmişken sözünden cayarsın
Üç güne aldanıp, ,bilmem kimlerin peşine düşersin
Vakit varken özür dilekçesi yazmazsın
Süren doldu der sonra bekçi, kalakalırsın
Niyetine göredir amelin, imansız amel neylesin
Ettiğini bulursun, Rabbine ne diyesin...
Bir kaç damlaydı görünen, okyanuslara karışan, gecenin karanlığına, saflığına karışan çığlıklar gibiydi.Her şeyi kuşattığında gece, rahmetle çepe çevre kuşatılmışlığın huzuruydu oysa, okyanuslara karışan, küçücük görülen bir kaç damla...
Detaylı bir anlatım , güzel ancak özellikle bebeklerde çok zor bir uygulamadır, yetişkinlerde panik durumu söz konusu olduğunda da manevrayı yapabilmek oldukça zordur.güzel bir konu, teşekkürler.
Ağlar nağmeler sessizce, ben ağlarım
Yareler gönül dağlar, ben çağlarım
Günahlar germiş yolumu, davetin beklerim
Ayrılığa hüküm giymiş aşığım, ben davetin beklerim
Hazandır yüreğim, hüzün katar ağlarım
Bir kaç sevap kırıntısı toplar gelirim
Yüzüm yoktur mahşere, Lebbeyk der gelirim
Ne edem gönül düşmüş derde, ben davetin beklerim
Işığa koşar aşıkların, ben yanarım
Melekler döner, kullar döner kabende, ben naçarım
Aşıklar düşer yollara, ben ayrılıktan bizarım
Gönlüm döner etrafında, ben davetin beklerim
Dilime ayaz vurdu, sukut ile söylerim
Bir sela ile gitmeden, gelmek isterim
Bir Lebbeyk'te ben demek arzu ederim
Hep yollara bakar oldum, ben davetin beklerim
Malumundur bu ben, bende gibi gelirim
Sen yaktın ateşi, sevdayı, haber beklerim
Gönül ocağı harlandı, bir damla rahmet dilerim
Sen'den başkasını istemem, ben davetin beklerim
Hangi yüzle deme Ya Rab, ben ne ederim
Karanlıklarda boğuldum Ya Hak, nuruna koşarım
Ettim sayısız kusur, isyan amma, rahmetini umarım
Islanayım rahmet denizinde Ya Rahman, ben davetin beklerim