Sen hep benimleydin ben yoktum
Hep andın beni ben unuttum Sen'i
Duydun daim sesimi ben bilmedim Sen'i
Sen hep nazar ettin ben göremedim Sen'i
Yaslandığım dağlar devrilmez sandım
Yüce dağlar değil ben devrildim Sen'siz
Her aşığı İbrahim sandım, yandım kül odum
Yakın derken uzak düştüm, ateşlere savruldum
Ezelde verilen sözümü unuttum, Sen hatırlattın
Ateş deryalarından çekip çıkardın
Ezel-Ebed Sen vardın, derin uykulardan uyandım
Yoklukta unutulmuşken var edip sevdin
Çamurdu aslım, nazar edip ruhundan verdin
Ayak altında horlanırken yanına yükselttin
Latifliğinle garip gönlümü hoş ettin
Yoktum ezelde Sen'le var oldum
Avuçlarımda bir şey yok verdiğinden başka
Yok bile yok Sende
Varım bile demem yoksam nazarında
Yok olsamda hoş, varsam hatırında
Kalbimdeki ince sızının sahibi görünmez
Her şeyde aşikar, makamına erilmez
Göz yaşları yakar, ateşi tükenmez
Her şeyde aşikar, gözle görülmez
Gönüllerin sahibidir, başka sahip aranmaz
Mahzunların tabibidir, başka tabib gerekmez
Kudretine sınır çizilmez, cismi bilinmez
Her şey muhtaçtır O'na, hiç bir şeye muhtaç olmaz
Yakar sevgisi, gözyaşların ateşi söndürmez
Yakınlaşmaya yürek gerek, yarattığına aşkı azalmaz
Şanı pek yüce'dir, hiç bir yere sığmaz
Gönüldür bulunduğu yer, cismine nazar etmez
Kusurlarına bakmaz, merhametini asla esirgemez
Haline acır, lutfu kabarır, avuçlarını boş çevirmez
Rahmeti gazabını geçer, senden yüz çevirmez
Unutursun zaman zaman, asla seni unutmaz
Dilin sukut eder, kelamı asla susmaz
O'ndan başkasına aşk yakışmaz
Aç kalırsın sevgide, O'ndan başkası sevmez
Kimsesiz kalırsın, O'ndan başkası kimse olmaz
Kalbimin yıkıntıları arasında dolaştım,
Viirane olmuş, şöyle bir bakındım,
Nasılda parçalanmış, parçalamışlar,
Kırılmış, kırık dökük, hırpalamışlar,
Şimdi yeni bir kalbim var biliyormusun,
Adı yine kalp, kalpsiz bir kalp, bilmem anlarmısın,
Öyle görünüyor kalpsiz kalbim,
Farklı atıyor duyuyormusun sessiz kalbim,
Ümit yoktu, tamiri imkansız demişti tabib,
İsabet olmuş, yabancıydı zaten buralara garip,
Adı var, cismi var, aslı yok artık,
Aşk var, sevgi var, herkes yok artık,
Ahı semaya varsın, kulakların çınlasın,
Bu kalbin ağladığı gibi ağlasın varsa kalbin,
Senin olsun eti, kanı, kimsesiz kalsın kalbim,
Çek kapıyı giderken, açık kalmasın kalbim,
Ne kalasım var bu diyarda, ne gidecek bir yerim
Ne çağlayan göz pınarlarım var, ne kapanan yaram
Araf dedikleri bu olsa gerek, hazan bahçesi dualarım
Ne bir adım gidesim var, ne geriye dönesim ey Yar !
Dilim yok sanki lal olmuş, bir kaç kelam etsem
Çizildikçe çizilmiş gönül, bir çizikte ben atsam
Dualar yerini bulsa, öylece Araf'ta dursam
Ne bir adım gidesim var, ne geriye dönesim ey Yar !
Yürüt dağları ey Yar, dağlar ardına varam
Tozu dumana katan rüzgarlar, es hadi nefessiz kalam
Taşı toprağı eriten nar, erit ki tenden sıyrılam
Ne bir adım gidesim var, ne geriye dönesim ey Yar !
Ben geldim , yüzüm yerde
Yüzüm yoksada geldim Efendim,
Neyle geldin diye sorma
Sözüm yok, dilim lal Efendim
Kire, pasa bulanıp geldim
Elimi, kolumu kaptırdım nursuza, Efendim,
Ruhum ağır yaralı, teni attım gitti
Cana can bulmaya geldim Efendim
Selamlar gönderdim alırsın diye
Selamlarımı al, beni al yanına Efendim,
Görmeye geldim can Ahmed'im (s.a.s),
Hem görmeye, hem kalmaya geldim Efendim
Ayak ucuna baş koymaya geldim
Kutlu sözüne kalem, kalemine kan olmaya geldim Efendim
Gözlerinin yaşına kurban, kurban olmaya geldim
Kabul olan duam olsun, kalmaya geldim Efendim
Aynen sizin dediğiniz gibi gibi Tebrizlinin dediğini yapmak zorların zoru geliyordu banada, on yıllarca sözüm ona tatlı dünyaya ait ne varsa istedim Allah'tan...Sonra ne mi oldu, her dünyalık bir şeyleri istediğimde uzun zaman sonraları aksi ile tokat yedim, hani bir oyunda sürekli tokat yiyen bir çocuk gibi, kıyıda köşede kalmışlar , unutulmuşlar gibi... , tahammül edilmez şeyler ve zaman dilimleri , sonraları bir zaman, bir an ve hiç istemediğiim, dilemediğim, dileyemediğim, aklıma gelmeyen vs, bir şeyi istedim, samimiyet varmış sanırım isteğimde, saflık, masumiyet, AŞK varmış...diğerlerinde yıllarca sonra aksi tokat olarak gelen cevaplara karşılık, bu isteğim tabiri caizse yıldıım hızıyla hemde tam istediğim gibi geldi, ve........ ve sonra mı, tamda Tebrizli'nin dediği gibi bir durum, şaşkınlık, inanılmaz ağır bir vazife, inanılmaz tatlı, ama çoook zor....
Her şeyin aslı, samimiyetmiş, saflıkmış, içimizi dışımızı bilen bilmediğimizi bilir, bende yeni öğrendim... Ama kaldırabiliyormusun dersen hiç sanmıyorum, dünyalık isteklerle kıyaslanmayacak kadar daha ağır ve zor ama, he rşeye rağmen onlarla kıyas yapılmayacak kadarda tatlı...
Nazik düşüncelerin için teşekkür ederim, selam ve dua ile arkadaşım...
Evet Mesude, gerçektende öyleymiş, " yara " deyip hayıflandığımız, hüzün deyip üzüldüğümüz her şey gerçekten bir rahmet ve merhamet miş, öğrendim çook ağır oldu ama keşke daha önce öğrenebilseydim... Yaratıcı bile yarattığı aciz varlıklara böylesine ilgili ve yakın iken zavallıların O'ndan bihaber ve uzak olmasıda o kadar acıymış, işte gerçek ACI...
Deli dalgalarla gelir hüzün,
Vurur gönlünün kıyılarına
Vurdukça deli dalgalar üşür yüreğin
Hem hayallerin, hem hayallerin beyazı
Yaşanmış, yaşanmamış ne varsa,
Alır götürür senden uzak diyarlara
Ne hayallerini görürsün bir daha, nede düşlerini
Deryalara karışıp giderler, hatırlamazlar bile seni
Sanmaki zaman unutturur, azaltır hüzünleri,
Sanma hüzün dalgaları alıp götürmüştür gözyaşlarını
Gönül kıyılarına her vurduğunda dalgalar
Aldığı hep sen, hep sen, parça parça sen
Sen hırçın dalgalara karşı duran
Bir mahzun yürek, burdayım diyen
Bir daha vur gönül kıyıma en sertinden
Son hüznüde al ve git, hiç beklemeden