Kelebek ömrü kadardır sayılı nefesler
Adı hayat, adı hicap karanlık mahzenler
Ya devran dönüpte bitmese yaralar
Nasıl çekilir uzun uzadıya bu zindanlar
Bir Elif miktarı çekilen hüzünlü ah'lar
Rahmet kervanlarını gözler dualar
Yükü merhamet, yükü aşk, yağmurlar
Toprak kokusu, Yar kokusu sağanaklar
Tatlı bir sala minareden, Sevgili' ye merhabalar
Kimine acı bir ayrılık, kimine aşk-ı kutsidir, sala'lar
Bir fazla çek ahı, Yar'e selam etsin figanlar
Aşk'a şahit olsun melekler hemde ruhlar
Solan güllere inatmı, yaşanası ömür
Hazan vurmuş bahçeye, goncada nedir
Tadı ekşi, rengi flu, hepten zehir
Nasıl olsa ölmeyecek misin, kat'i emir
Seyr eyleyip alemi, hayran hayran
Ne diye içersin ömür üzerine soğuk ayran
Burda ateş, orda ateş, kanar durur yaran
Felek kaç tokat atmış , sen farkına varmadan
Dün kahkaha atanın acı acı salası verilince
Son kez yukarılardaydı, eller üzerinde
Ne şan şöhret, ne para, sarılı beyaz bezde
Yanlız gelip, yanlız giden göçebe
Üç günlük dünyada tüm kelamlar senindi ya
Ebedde son söz, sultanlar Sultanı'nın şimdi
Alemde her şey emrine amade idi senin ya
Anlat derdini berzahta, hüküm Sahibinin şimdi
İki heceymiş aşk denilen
Ya Hayy, ömür feda edilen
Ya hayy, cennet değil aşktır sevilen
Hatırlayandır, her an hatırlanan
Mevlana ' nın aşk ile semahı
Bülbülün İbrahimi "Hu" feryadı
Ateşe "Serin Ol" rahmet sadası
Seven ve Sevilenin aşk-ı arafı
Fısıldaşırlar her gece aşıklar
Durmaz diller, kanar yaralar
Ya Hayy, tarif edilmez aşklar
Verilir hem gözyaşları, hem canlar
Ten kafesi zorlanır, nefesler sayılır
İki heceyle atar, aşka dalar aşıklar
Ya Hayyy, varınca menzile yanar kullar
Alemde yanar, manada yanar, aşk ile aşıklar
Her yer toz duman, gönül sürgün yeri
Fırtınaların, kasırgalara bulaşmış hiddeti
Can kırıkları, can yakıcı, şiddeti
Kabul ifadesi, şükür sessizliği
Gönül telini almış eline gözyaşları
Bir kanun, bir ney sesi ,savaş meydanı
Vardır elbet bilen, hikmetini, sırrını
Sana senden daha yakın olanı
Beden mahkumu, aşk iştiyakı
Yurdu belli, yeri belli, zamane zavallısı
Düşürürler gönlünden gideni kalanı
Gözlerini kapatıp, açarlar görülmezin kapısını
Üflenmiş bedene bir " İnna lillah " aşkı
" Ve inna ileyhu raciun " manası
Ne meydan kalmış, ne savaş, gözler kapalı
Düşmüş zamana vuslat telaşı !
Aşk nasıl tarif edilir Sen yoksan
Gönül kalemin burçları yerle yeksan
Kim toplar kırıkları Sen yoksan
Aşk olsun Efendim, yara kapanmaz, Sen yoksan
Alem öksüz, biz yetim, Sen yoksan
Arşta bir düğün, yerde hüzün Sen yoksan
Nasıl durulur buralarda Sen yoksan
Alemlere sebep, alemler yok, Sen yoksan
Güzele güzel demem, Sen yoksan
Kelamlar kurur, kalemler kırılır, Sen yoksan
Hasret ekip, hüzün biçer gönüller, Sen yoksan
Tende can, gözde fer yok, Sen yoksan
Aşk meclisleri hüzün kokar, Sen yoksan
Mahzun gönüller hicrandadır , Sen yoksan
Yetim ümmet kime emanet, Sen yoksan
Aşkının dilencisi yok, Sen yoksan
Bende zamanında öyle düşünmüştüm, sıkıştığımda Ya Rab, sonrası...; ama o sıkıntılar öyle bir noktaya getiriyor ki sıkıntıyla, belkide yanlış düşünce ve duygular diye başladığımız şeyler birer şefkat tokadı olup, ardı ardına yüreğimizin tam ortasına inince, zamanla belkide perdeler başka yerlere açılıyor, hiç ummadığımız ama hep istediğimiz bir yere çekiveriyor insanı .... çok şükür...
Derler ya; hayır gördüğünüzde şer, şer gördüğünüzde hayır vardır; siz bilmezsiniz Allah bilir...
Bir AŞK bu kadar mı güzel anlatılır, kelimelere bu kadar mı güzel yakışır....
Hadi İsrafil, üfle artık şu SUR' u , üflede asıl yangın kavuşunca başlasın...
Lises yıllarında okuduk " Huzur Sokağı ' nı " ne müthiş bir kitaptı o, 23 yıl sonra bile hala aklımda, Şule annemim kitaplarıyla büyüdük nerdeyse, allah ondan razı olsun...
Ellerim açıldığında Rahman ve Rahim ' e,
Yüreğim kanatlanıp, O ' na meyl ettiğinde,
Kardelen gibi kara kışı geçtiğimde,
Rahmet kapılarının gıcırtısını seviyorum.
Gözyaşlarıyla yıkanan dualarım O ' na ulaştığında,
Melekleri imrendirip, nar-ı aşkı tutuşturduğunda,
Her zerrem arzu ile O ' nu aradığında,
Elimden tutan rahmetini seviyorum.
İki büklüm edep erkanında durduğumda,
Yanlız O ' na eğilen başım secdeye değdiğinde,
Ateşte yanan yaralarımı merhametiyle sardığında,
Arsız nefsin ezilişini seviyorum.
Her " Kun Fe Yekun " dediğinde,
Azametini bilmez acizliğimde,
Bir " Ya Rab " deyişimin yakınlığında,
Ben O ' nu seviyorum.