kurtjara

kurtjara

Üye
18.02.2005
Teğmen
16.884
Hakkında

  • 28 Şubat sürecini anlatan Hacı adlı dizi, yayımlanmadan olay oldu. atv'nin günlerce tanıtım yapıp yayın günü "İlkelerimize ters" diye ekrana getirmediği dizi son anda Show TV'ye geçti
    atv'nin günlerce tanıtımlarını yapıp yayın günü "Yayın ilkelerimize ters" diye ekrana getirmediği 'Hacı', Show TV'de yayımlanacak. Zengin oyuncu kadrosuyla dikkat çeken "Hacı"yla ilgili olarak medyada yer alan her haberde "Olay yaratması beklenen dizi" vurgusu yapılıyordu. Gerçekten de Hürriyet yazarı Cüneyt Ülsever'in aynı adlı eserinden televizyon dizisi olarak çekilen "Hacı" daha yayımlanmadan olay oldu...
    Yemek de verilecekti
    Projenin sahibi Bülent Bilgiç, diziyi ilkönce Kanal D'ye önerdi. Kanal D projeden vazgeçince yapım şirketi "Hacı"yı atv'ye önerdi. atv, Naz Film'in projesini kabul edince Tuncel Kurtiz'in "Hacı"yı Fikret Kuşkan'ın "Faruk Gesili"yi Aytaç Arman'ın da "Albay Zafer Atabay"ı canlandırdığı dizinin çekimleri başladı.
    Berrin Tekdemir ve Kalemşörler'in senaryosunu yazdığı dizinin yönetmenliğini ise Şahin Gök üstlendi. İstanbul, Kayseri, Konya ve Ankara'da dizinin dört bölümünün çekimlerini tamamlayan yapım şirketi ilk bölümün yayın bandını hazırlayıp atv'ye teslim etti. atv, günlerce "Pek yakında" diyerek tanıtımlarını döndüğü "Hacı"nın yayın tarihi olarak 24 Mart Cuma gününü belirledi. "Hacı"nın tanıtım yemeği de aynı gece Günay Restoran'da verilecekti. Ancak o gün gelip çattığında yapım şirketinden davetlilere, "Teknik bir sorun nedeniyle dizinin yayını bir hafta ertelendi. O nedenle yemek de ertelendi" telefonları yeni bir sorunun habercisiydi.
    700 bin YTL harcandı
    Televizyon dünyasının kulislerinde atv'nin "Hacı"yı yayımlamayacağı konuşulmaya başlandı. Yapımcı Bülent Bilgiç, "Birinci bölümünü izleyen atv'nin hukukçuları bazı sahnelerin değiştirilmesini istedi. Onlar giderilecek. 27 Mart'ta atv ile tekrar masaya oturacağız. Dizinin akıbeti bu toplantıda belli olacak" dedi. Toplantı dün sabah yapıldı. atv yöneticileri, üç hafta boyunca tanıtımlarını döndüğü "Hacı"nın yapımcılarına, "Bu dizi bizim yayın ilkelerimize ters" deyip diziyi yayımlamaktan vazgeçtiklerini bildirdi. Şaşkına dönen yapımcılar, 700 bin YTL'ye yakın harcama yapıp, dört bölümünün yayın bandını hazırladıkları "Hacı"ya yeni bir kanal arayışına başladı.
    'Kurtlar Vadisi'nin yerine
    "Kurtlar Vadisi" dizisinin yerine yeni bir dizi arayışında olan Show TV, atv'nin diziyi kesinlikle yayımlamama kararı aldıktan birkaç saat sonra Naz Film yetkilileriyle masaya oturup "Hacı" dizisini aldı. Tanıtımını atv'nin yaptığı "Hacı" önümüzdeki haftadan itibaren "Kurtlar Vadisi günü" olarak adlandırılan perşembe günü Show TV'de ekrana gelecek.
    "Hacı" da "Kurtlar Vadisi" gibi Türkiye'nin yakın tarihine göndermeler yapacak. Cüneyt Ülsever'in dört yıl önce yazdığı romandan yola çıkılarak çekilen dizi, dinine, devletine bağlı zengin bir adam olan "Hacı" ile üç çocuğunun maceralarıyla 28 Şubat sürecini de ekranlara taşıyacak.
    'Neden böyle oldu?'
    Yapımcı Bülent Bilgiç, "Hacı" kitabının yazarı Cüneyt Ülsever ile yönetmen Şahin Gök bugün bir basın toplantısı yaparak dizinin başına gelenleri kamuoyu ile paylaşacak. Basın toplantısında, atv'nin diziyi son anda ekrana getirmekten vazgeçmesinde, bir Fransız TV kanalının sette çekimler ve söyleşiler yapıp bunu "Bu dizi Türkiye'de askerin konumunu sorgulayacak" şeklinde haber yapmasının ya da "derin kaygılar"ın etkili olup olmadığına açıklık getirilecek.
    Ülsever: Dizide problem yok
    'Hacı'nın yazarı Cüneyt Ülsever, "Bu eserin dizi olmasını teklif eden, 21 gün tanıtımlarını yapan ve diziyi 2 kere ana ha-berde konu eden atv'nin 'Hacı'yı sakıncalı bulup yayımlamamasının takdirini kamuoyuna bırakıyorum" dedi. Ülsever, dizinin ilk bölümünü izleyen profesyonel televizyoncuların bir problem görmediğini vurguladı.
#28.03.2006 08:22 1 0 0
#21.01.2006 16:06 1 0 0
  • Yapılan bir araştırma aralık ayında kalp krizinden ölümün en yüksek oranda olduğunu ortaya koydu !

    Araştırmanın yapıldığı Duke Üniversitesi bünyesindeki bilim adamları, kalp hastalarının aralık ayında sağlıklarına daha dikkat etmeleri yönünde uyardı. 1994-1996 yılları arasında 128 bin kalp hastası üzerinde yapılan araştırma sonunda yüzde 22'sinin aralık ayında hastaneye kaldırıldığı belirtildi. Bu sürecin ocağa kadar sürdüğünü belirten araştırmacılar hastaneye kaldırılma oranının diğer aylarda yüzde 20 olduğunu açıkladı.

    AĞRILARI ÖNEMSEYİN

    Aralık ayının, neden kalp hastaları için riskli olduğu konusunda ise tatmin edici bir cevap verilmedi. Tatil ve yılbaşı heyecanının olumsuz faktörler olabileceği tahmin ediliyor. Göğüs merkezinde sıkışma, basınç ve ağrı hissetme, nefes alma zorluğu, mide, sırt, boyun, çene ya da kollarda ağrı hissetmenin kalp krizi belirtisi olabileceğini söyleyen uzmanlar önlem olarak, sigara içilmemesi, az yağlı ve az tuzlu yemekler yenilmesi, kilo alınmaması ve doktor kontrolünden geçilmesini önerdi.

    PROF. DR. MEHMET ÖZ
    (New York Presbyterian Hastanesi Kalp Enstitüsü Direktörü): İngiltere'de yapılan araştırmalar gösterdi ki kalp krizlerinin en çok arttığı dönemler sabaha karşı saatleri ve kış ayları. Sabahları hormonlar değişiyor. İkincisi kötü rüyalar bazen her şeyden daha fazla stres yaratıyor. Aynı araştırmada en fazla aralık, ocak ayında ve pazartesi günü kalp krizi geçirildiği saptandı. Soğuğun olumsuz etkisi bu aylarda riski artırıyor olabilir. Pazartesi günleri ise diğer günlere göre daha stresli oluyor. Pazar akşamı diyetine dikkat etmemişse, alkolün ölçüsü fazla kaçmışsa bundan da kaynaklanabilir.
#06.12.2005 09:07 1 0 0
  • Çocukların en çok sevdiği televizyon kanallarından biri olan Jetix'in Avrupa'nın pek çok ülkesinde düzenlediği Jetix-Kido Çocuk Ödülleri'nin Türkiye oylaması sona erdi. Binlerce çocuk, proje kapsamında en sevdikleri ünlüleri belirlemek için müzik, spor, film/TV ve 'en sevilen Jetix' karakteri başlıklı, toplam dokuz kategoride 100 bin oy verdi. Şimdi, Türkiye'de ilk kez gerçekleşen oylama sonucunda, her alanda ilk üçe giren ünlüler arasında birincilik heyecanı yaşanıyor. Birincilerin kimler olacağını heyecanla bekleyen çocuklar ve ünlüler, bu sorunun cevabını 4 Aralık günü, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda gerçekleşecek olan ödül töreni sırasında alacak...


    Ödül verilen kategoriler:
    Müzik:
    * En sevilen Türk müzik grubu: Hepsi, Manga, Mor Ötesi
    * En sevilen Türk kadın şarkıcı: Sertab Erener, Şebnem Ferah, Sezen Aksu
    * En sevilen Türk erkek şarkıcı: Tarkan, Yalın, Mustafa Sandal Spor:
    * En sevilen Türk kadın sporcu: Süreyya Ayhan, Neslihan Demir, Elvan Abeylegeesse
    * En sevilen Türk erkek sporcu: Mehmet Okur, Hakan Şükür, İbrahim Kutluay Film/TV:
    * En sevilen Türk aktris: Gülse Birsel, Türkan Şoray, Hülya Avşar
    * En sevilen Türk aktör: Ata Demirer, Cem Yılmaz, Tamer Karadağlı
    * En sevilen yerli dizi: Avrupa Yakası, Sihirli Annem, Hayat Bilgisi En sevilen Jetix karakteri:
    * Andy, Spiderman, Sonic X
#09.11.2005 11:39 1 0 0
  • Öldüğü gerekçesiyle cenaze namazı kılınan kişi yeniden hareketlenince, imam büyük bir şok atlattı.
    Ceyhan'ın Doruk beldesinde kalp krizinden ölen Adem Yıldırım (45), cenaze namazı öncesi yıkanırken canlanınca, imam Ahmet Külçür'ü korkuttu.

    Bayramın son günü kalp krizi geçiren ve Ceyhan Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Yıldırım'ın öldüğüne karar verildi. Bunun üzerine toprağa verilmek üzere yeniden beldeye getirildi.

    Yıldırım, cenaze namazı öncesi, belediyenin yıkama aracına alındı. Ancak Külçür'ün yıkadığı Yıldırım, vücuduna dökülen sıcak su nedeniyle aniden hareketlendi. Yine hastaneye kaldırılan Yıldırım'ın yolda duran kalbini elektroşokla çalıştırma çabaları sonuçsuz kaldı. Yıldırım önceki gün toprağa verildi.

    Yalnız yıkayamadı
    Bugüne kadar yüzlerce kişiyi yıkayıp defnettiğini söyleyen 20 yıllık imam Külçür, "Böyle bir şey ilk kez başıma geldi. Çok heyecanlandım. Psikolojim bozuldu. İkinci defa yıkarken yanıma akrabalarından birini aldım" dedi.

    Duran kalbin kendiliğinden yeniden çalışmasının çok nadir bir olay olduğunu söyleyen Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Demirtaş, bu sürede beyin öldüğü için solunumun da olmayacağını ve kalbin bir süre sonra yeniden duracağını kaydetti.
#08.11.2005 12:56 1 0 0
  • Yeni Trafik Kanunu ile 5 kez kırmızı ışıkta geçenin ehliyetine el konulacak !

    1. İçişleri Komisyonu'nda kabul edilerek TBMM Genel Kurulu'na sunulan Trafik Kanunu'nda AB uyum yasaları çerçevesinde birçok yenilik getirildi. Önümüzdeki günlerde TBMM Genel Kurulu'nda görüşülmesi beklenen taslakta şu değişikliklere yer verildi:

    Ehliyetlere AB makyajı:
    Sürücü belgeleri, Avrupa Birliği ülkelerindeki düzenlemelere göre yeniden tasarlanacak. Yeni sürücü belgesi alanlar için 2 yıllık stajyerlik süresi getirilirken, mezuniyet şartı olarak da ilköğretim okulu bitirme zorunluluğu gelecek.

    Kırmızı ışıkta geçene alkollü muamelesi:
    Kırmızı ışık ihlali yapan sürücülere, alkollü araç kullanan sürücülere kesilen cezanın aynısı uygulanacak. Bir yıl içinde 5 kez kırmızı ışık kuralını ihlal eden sürücünün ehliyetine bir yıl süreyle el konulacak. Bir yıllık sürenin ardından, sürücü psikiyatri uzmanının muayenesinden geçirilecek.


    Park yerlerinde yetkisiz ücret alanlara ilk defasında para cezasıyla birlikte 3 aydan 6 aya kadar hapis cezası uygulanacak. Ancak ikinci defa, 1-2 yıl hapis verilecek.

    Mecburi trafik eğitimi:
    Milli Eğitim Bakanlığı'nca ders programlarına zorunlu uygulamalı trafik dersi ve ilk yardım dersi konulacak. TV kanallarının kanuni olarak yayınlamak zorunda olduğu kültür-eğitim programlarının saati de 18.00-22.00 arasına alınacak.

    Kazalara sigorta bakacak

    Maddi hasarlı kazalara artık polisler bakmayacak. Maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarının tespiti ve kusur değerlendirme işlemleri, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği veya yetki vereceği gerçek veya tüzel kişiler tarafından yerine getirilecek. Trafik cezalarını da belediyeler kesebilecek. Belediye trafik görevlileri, trafik suç ve ceza tutanağı düzenleyebilecek ve tahsilat yapabilecek.

    2. Dizilere, kahvelere sigara yasağı geliyor

    Mevcut yasayla 10 yılda sadece 49 kişinin ceza yediği ortaya çıkınca, Sağlık Komisyonu Başkanı AKP'li Erdöl, çok sayıda AKP ve CHP'li milletvekilleri ve sigara karşıtı örgütlerle birlikte bir yasa teklifi hazırladı. Ocak ayına kadar çıkarılması amaçlanan yasa, sigara içilen alanları daraltıyor:

    Kapalı alana duman giremez:
    Kültür hizmeti veren yerler, kapalı spor salonları, kamu hizmeti gören nakil araçları, taksiler, bekleme salonları, fuar, alışveriş merkezleri, düğün salonları, internet kafeler, kahvehaneler, resmi ya da özel iş yerlerinde sigara içilmesi yasaklanıyor.

    Çocuklara satana 5 milyar ceza:
    18 yaşından küçüklere sigara satanlar 5 milyar lira ceza ödeyecek.

    İzmarit atan yandı:
    Sigara izma ritini yerlere atanlara 50 milyon lira para cezası verilecek.

    Polis ve zabıtaya yasak:
    Asker, polis, özel ve resmi kolluk kuvvetleri ve zabıtalar üniformaları üzerindeyken halka açık yerlerde sigara içemeyecek

    Dizilerde içilmeycek:
    TV'de yayınlanan her türlü programda, filmde, dizilerde ve müzik küplerinde rol gereği de olsa tütün ve tütün ürünleri yasak olacak.

    Paketler Avrupa'daki gibi:
    Türkiye'de üretilen veya ithal edilen tütün ve tütün ürünleri paketlerinin her 2 yüzüne de toplam alanın yüzde 40'ından az olmamak üzere, "Sigara sağlığa zararlıdır, sigara öldürür" gibi uyarılar koyulacak.

#08.11.2005 09:15 1 0 0
  • Konu: dualar
    Allah razı olsun, Amin
#29.10.2005 19:54 1 0 0
  • Her gün çeşitli yayın organlarında beslenme konusunda birtakım haberlerle karşılaşmaktayız. Bunların bir kısmı tamamen bilimsel olmasına rağmen, bazıları ise doğruluktan tamamen uzaktır. Ancak maalesef asılsız haberlerin daha çok prim yapması doğru bilinen birtakım yanlışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Halbuki bilim doğruların artmasından ziyade, bazen yanlışların azalması ile ilerlemektedir. Aşağıda doğru bilinen yanlışlardan birkaç örnek yer almaktadır:

    Kabak çekirdeği zayıflatır, bağırsakları çalıştırır, ay çekirdeği gibi zararlı değildir

    Ay çekirdeğinin 100 gramı 560 kkal. enerji vermektedir. Somut bir örnek vermek gerekirse; enerjisi yaklaşık bir bütün somun ekmeğe tekabül etmektedir. Hem de hastalık gibidir, elimizi verir kolumuzu kaptırırız. Buna karşılık kabak çekirdeğinin zayıflatıcı etkisi olduğu, bağırsakları çalıştırdığı, ay çekirdeği kadar zararlı olmadığı düşünülür. Sanılanın aksine kabak çekirdeğinin kalorisi daha yüksektir (100 gramı 610 kkal.). Hiçbir zaman için bağırsakları çalıştırıcı, kabızlığı önleyici bir etkisi yoktur. Öte yandan her iki çekirdek türü de doymuş, yani kötü yağ içerdiği için kalp - damar sağlığı açısından zararlıdır. Kilo aldırıcı etkileri de göz ardı edilmemelidir.

    Balık ve yoğurt beraber yenirse zehirlenme yapar

    Tazeliğini yitiren balıkta “histamin” adında bir proteinin miktarı artmakta ve bu madde aynı zamanda yoğurtta da bulunmaktadır. Aynı öğünde her ikisi de tüketilirse vücuttaki histamin miktarı artmaktadır. Bu durum özellikle alerjik durumu olan bireylerde bazı olumsuz tepkimelere yol açabilmektedir. Besin zehirlenmesi açısından olayı incelersek; balık bayat ise yanında yoğurt yenilse de yenilmese de zaten zehirlenmeye yol açar. O nedenle besinleri taze olarak tüketmeye dikkat etmeli, tazeliğinden şüphe edilen besinleri imha etmeliyiz.


    Light / diyet ürünler zayıflama diyetlerinde serbestçe tüketilebilir

    Bir ürünün üzerindeki “light” veya “diyet” ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz...) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir. Aksi taktirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla kilo kazanımına yol açabilir.

    Aç kalmak zayıflatır

    Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine genelde kilo alımı ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu “kıtlık” olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak (yarın bir gün tekrar aç kalırsam enerji olarak kullanırım mantığı ile) vücutta yağ şekline depo etmektedir. Tıpkı bizlerin sular kesildiğinde depo ettiğimiz suyu kullanıp, suların geri gelmesi ile birlikte depoyu tekrar doldurmamız ve fazladan yedekleme yapmamız gibi. Önerilen; dengeli bir beslenme programına eşlik edecek egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmaya çalışmaktır.

    Zeytinyağı mucize bir yağdır

    Zeytinyağı önerdiğimiz yağlardan biridir. Omega - 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Ancak ekmeğinizi zeytinyağına bandırarak, salatalarınıza gönlünüzce zeytinyağı gezdirerek bolca tüketmeyiniz. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Dolayısıyla fazlası kilo aldırmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak birtakım sağlık problemleri de ortaya çıkmaktadır. O nedenle katı yağlar kötü olarak tanımlanıyorken, zeytinyağı da kötünün iyisi olarak görülmeli, aşırı kullanımdan kaçınılmamalıdır.

    Yumurta kolesterol sebebiyle çok zararlıdır

    Yumurta bazen aklanır, bazen çok zararlı denilir. Maalesef yumurtanın içerisinde doymuş yani kötü yağlar bulunmaktadır. Kolesterol içeriği de biraz yüksektir. Buna karşılık içerdiği elzem / esansiyel (yani vücuda dışarıdan alınması gereken) yağ asitleri açısından oldukça dengeli bir örüntüye sahip olan yumurtanın protein içeriği de anne sütündeki proteine eşdeğerdir. %100 oranında vücut proteinlerine dönüşümü söz konusu olduğu için “örnek protein” olarak tanımlanmaktadır. Hatta sarısında bulunan “lesitin” adındaki bir madde sanılanın aksine bizlerin kan kolesterolünü o kadar da yükseltmemektedir. O nedenle sağlıklı bireyler dilerse günde bir adet yumurta yiyebilirken; kolesterol, tansiyon, şeker problemi olanlar, karaciğer veya safra kesesinde sorunu olanlar farklı günlerde olmak koşulu ile haftada en çok 2 adet yumurta yiyebilirler. Tabi bu yumurtanın pişirilme şekli de önemlidir. Haşlama, menemen ve çılbır şeklindeki tüketim önerilirken; kıymalı, pastırmalı, sucuklu veya tereyağlı olarak yenilmesi uygun görülmemektedir.

    Gıda katkı maddeleri kansere yol açar

    Yapılan bilimsel çalışmalar tüm kanser nedenlerinin % 1’inden daha azının gıda katkı maddelerinden kaynaklı olabileceğini göstermektedir. Hatta bazı katkı maddeleri sanılanın aksine kanserojen maddelerin oluşumunu ya da etkisini engelleyici niteliktedir. Genelde koruyucu amaçlı kullanılan gıda katkı maddeleri besinin raf ömrünü arttırıcı, lezzet verici niteliktedir. Unutulmamalıdır ki, hiçbir gıda katkı maddesi toksik değildir. Toksik olan dozudur.

    Karbonhidratlarla proteinleri karıştırmamak gerekir

    Pratikte ve teorikte bu durum pek mümkün değildir. Örnek olarak bir süt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakacak olursanız içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğunu göreceksiniz. Aynı şey yoğurt için de geçerlidir. Hatta karbonhidrat diye bildiğimiz pirinç ve makarna paketlerinin üzerindeki etiket bilgisini incelediğimizde protein de içerdiklerine tanık oluruz. Demek ki ayırma diyeti temelinde yanlış. Bu durumda bizim hiç süt – yoğurt tüketmememiz gerekir. Peki ya kemik sağlığımız? Dolayısıyla bu durum kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürüklemektedir.
#27.10.2005 09:03 1 0 0
  • Bu mevsimde bol miktarda bulunan ve düşük fiyatları ile her keseye hitap eden balığın birçok yönüyle sağlığa yararlı olduğu bildirildi.

    Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Doç. Dr. Neriman İnanç, bazı cinsleri pahalı olmasına karşın, bu mevsimde bol miktarda bulunan birçok balığın ucuz fiyatı ile herkes tarafından bol miktarda tüketilebileceğini belirtti.

    Kış aylarının vazgeçilmez besinlerinden olan balık etinin, insan sağlığı açısından birçok faydasının bulunduğunu vurgulayan İnanç, balık etinin faydalarını şöyle özetledi:

    "Balık eti, kırmızı ete oranla daha az yağlıdır ve bazı özel yağ asitleri içerir. EPA ve DHA adı verilen bu özel asitler, et, süt, peynir gibi diğer hayvansal besinlerde yoktur. Bu yağ asitleri kan pıhtı oluşumunu engelleyerek, atardamarın tıkanmasını önler, böylece kalp krizi ve felç riskini azaltır, tansiyonu düşürür. Bu nedenle şeker hastalarının, kalp hastalığı ve felç riskinden daha çok etkilendikleri için diğer insanlara göre daha fazla balık yemelidirler."

    Balıkların diğer hayvanlara göre genel olarak daha az yağlı olduklarını, bu nedenle kilonun sağlıklı düzeyde tutulabilmesine yardımcı olduğunu ifade eden İnanç, balık etinin bu özelliğinden dolayı zayıflama diyetlerinin vazgeçilmez besini olduğunu hatırlattı.

    Balığın protein içeriğinin ete eşdeğer olduğunu, fasulyede bulunan proteinlere göre de aminoasitlerin fazla olması nedeniyle daha çok sindirilir ve vücutta daha çok kullanılabilir özellikte olduğunu kaydeden İnanç, "Balığın kılçığında bulunan yüksek orandaki kalsiyum ve fosfor kemiklerin sağlığı ve dayanıklılığı bakımından önemlidir. Bu özelliği nedeniyle kemik erimesi sorununu fazla yaşayan menopoz dönemindeki kadınlar ve yaşlıların balık etini fazla tüketmesi gerekir. Sardalya ve somon gibi konserve balıklar ve yumuşak kılçıklarıyla beraber yenilebilecek küçük balıklar, bu nedenle süt ürünleri yanında beslenmemizde daha fazla kalsiyum almanın en iyi yoludur" dedi.
#27.10.2005 08:59 1 0 0
  • Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, çabuk yoruluyor, hafıza sorunları mı yaşıyorsunuz? O zaman beslenme sisteminizi gözden geçirin ve güne mutlaka kahvaltıyla başlayın
    Yemek yeme alışkanlıklarımız, zihinsel ve bedensel faaliyetlerimizi etkiler. Sağlıksız beslenme, düşünme ve kavrama yeteneğinin azalmasına, hatta hafıza kayıplarına neden olur.
    Günde 8 saat uyuduğunuz halde kendinizi yorgun hissediyor, çabuk yoruluyor, hafıza ve düşüncenizde azalma görüyorsanız mutlaka yemek yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirin.

    En önemli öğün
    Beynin performansı söz konusu olunca en önemli öğün 'kahvaltı'. Her gün düzenli olarak kahvaltı yapan kişiler, diğerlerine oranla daha başarılı ve verimli.
    Kahvaltı alışkanlığına sahip olmayanlarda ise konsantrasyon güçlüğü, yorgunluk ve bitkinlik gibi problemler ortaya çıkıyor.
    Ayrıca, 'sağlıklı bir kahvaltının' yaşlanmayı geciktirdiği, yaşlılık döneminde ortaya çıkması muhtemel bellek ve algı kusurları ile kas zayıflıklarına engel olduğu da araştırmalarla ortaya konuldu.

    Çocuklar için 'mutlaka'
    Okul hayatında kahvaltının önemi daha da fazla. Gelişim sürecini henüz tamamlamamış bireylerin hızlı değişimleri, yeterli ve dengeli beslenmeyle desteklenmelidir. Gerekli olan karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve minerallerden oluşan besin öğelerinin doğru öğünlerde yeterli miktarlarda alınmaması, bağışıklık sistemini zayıflatır.
    Düzenli kahvaltı eden çocukların, derslerdeki motivasyon, fiziksel ve zihinsel performans açısından yüksek başarılı oldukları tespit edilmiştir.

    B vitamini çok önemli
    Hafıza ve zekâ gelişimi açısından B vitaminleri içeren yiyecekler ilk sırada gelir. B vitaminleri, beyni strese karşı da korur. Vitaminin eksikliği ise yorgunluğa, hafıza ve zekâ performansının zayıflamasına neden olur.
    Kuru baklagiller, kırmızı et, ayçekirdeği, balık, yoğurt, süt, peynir, yeşil yapraklı sebzeler, tavuk eti, hindi, yerfıstığı, muz, kavun, brokoli, ıspanak, domates, yumurta, kavun ve enginar B grubu vitaminince zengin besinler arasında yer alır.

    Demirsiz olmaz!
    Demir de beynin beslenmesi için hayati önem taşır. Özellikle oksijenin beyne taşınması ve beyin tarafından kullanılmasını sağlayan kandaki hemoglobin ve alyuvarların oluşumunda demire ihtiyaç duyulur. Tüm kırmızı etler, kuru baklagiller, koyu yeşil sebzeler, kurutulmuş meyveler, domates ve pekmez, demir açısından zengin yiyeceklerdir.
#26.10.2005 00:01 1 0 0
  • Kışın hasta olmak istemiyorsanız bu yazıyı okuyun

    Vücudunuzu kışa hazırlamak ve hastalıklardan korunmak, beslenme düzeninizde yapacağınız küçük oynamalarla hiç de zor değil... İşte bunun püf noktaları:
    Kuru baklagil tüketin: Haftada en az 1 gün kuru baklagil tüketin. Ancak, kurufasulye, nohut ve yeşil mercimek gibi kuru baklagiller zaten iyi birer protein kaynağı olduklarından, bu yemeklere, lezzetini ve besleyiciliğini artırmak için et eklemeyin. Bunun yerine etimizi, protein yönünden fakir olan sebzelerle tüketin.

    C vitamini alın: Gribe karşı C vitamini tüketin. Ancak kuşburnu, kırmızı ve yeşil sivri biber, kivi, maydanoz ve rokada bulunan C vitamininin portakal, mandalina ve limonda bulunan C vitamininden daha fazla olduğunu unutmayın.

    Bağışıklık sistemi için

    Salatadan vazgeçmeyin: Salata, öğle ve akşam yemeklerimizin vazgeçilmez yiyeceklerinden biri olmalı. Özellikle kilo problemi olan kişiler için ton balığı ile hazırlanan domates salatası, akşam için ideal bir yiyecektir.
    D, E ve B6 vitaminleri: Bağışıklığı güçlendiren D, E ve B6 vitaminlerini ihmal etmeyin. Ceviz, fındık, ayçiçeği çekirdeği ve diğer tohumlarda, yağlarda, tahıllarda bol miktarda E vitamini bulunmaktadır. D vitamini kaynağı olarak süt, peynir ve balık ilk akla gelenlerdir. B6'yı ise fındık, fıstık, ceviz, ayçiçeği tohumu, tavuk ve balıkta bolca bulabilirsiniz.
    Hastalıklara karşı A vitamini: Yeterli miktarda A vitamini, vücuda dışarıdan gelen istilacıların geçebileceği tüm yüzeyleri (cilt ve mukozalar) güçlendirir, beyaz kan hücresi aktivitesini artırır, kansere karşı güçlü bir koruma sağlar. Havuç, ıspanak, brokoli, pırasa, ihtiyacınız olan A vitaminini ihtiva eder.
    Minerallerden faydalanın: Güçlü bir bağışıklık sistemi için besinlerle daha çok demir, magnezyum, selenyum ve çinko almaya özen gösterin. Demiri koyu yeşil yapraklı sebzelerden, kırmızı et, tavuk, kuru kayısı ve kuru üzümden; magnezyumu tahıl, sebze, süt ve deniz ürünlerinden; selenyumu balık ve diğer deniz ürünlerinden; çinkoyu ise yumurta, süt, et, tahıl ve deniz ürünlerinden temin edebilirsiniz.
    Proteini artırın, yağı azaltın: Daha fazla protein ve daha az yağ kullanımı bağışıklık sistemimizin dostudur. Aşırı yağ kullanımı bağışıklık sistemini baskıladığından özellikle hayvansal yağları iyice azaltın.

    Haftanın besinleri
    KESTANE
    Potasyum, fosfor, magnezyum, klor, kalsiyum, demir ve sodyum mineralleri ile C, B1, B2 ve PP vitaminlerini içerir. Şeker, protein ve yağ açısından zengin olan kestanenin, 100 gramında 200 kalori bulunur. Nişasta, mineral tuz, özellikle potasyum ve diğer besinsel değerleriyle kestane kışın olumsuz şartlarına, fiziksel ve beyinsel yorgunluklara karşı paha biçilmez bir sağlık iksiridir. Kalp ve kas sistemini uyarıp organizmanın su dengesini düzenler. Kasları güçlendirir. Kan dolaşımını hızlandırıp varis ve basurların gelişimini önler. Çok değerli bir enerji kaynağıdır.

    BOZA
    Darı irmiği, su ve şekerden üretilir. Bünyesinde A ve B vitaminlerinin 4 türü ile C ve E vitaminleri bulunur. Boza, mayalanması sırasında laktik asit üretir. Ender gıda maddelerinde bulunan bu asit çok değerli olup hazmı kolaylaştırır. Boza, mayalı ve gıda bakterilerinin yaşadığı bir içecek olduğundan koruma şartları çok önemlidir. Bu nedenle hava alabilen, sağlıklı cam şişede satışa sunulmaktadır. Şişelenirken fermantasyonu devam eden boza çok hızlı tüketilmelidir.
#25.10.2005 19:49 1 0 0
  • Bürolarda bilgisayara bağlı çalışanların yanlış oturma şekilleri, bilgisayar hastalığına neden oluyor

    Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Turgut Göksoy, özellikle bürolarda masa başında hareketsiz çalışanlarda bel ve boyun ağrıları görüldüğünü söylüyor.
    Hareketleri kısıtlayan büro yaşamının risk taşıdığını, bir süre sonra kronik bel ağrısı şikayetleriyle doktorlara başvuranların çoğu kez geç kaldığını söyleyen Göksoy, çalışanların bilgisayar hastalığını önlemek için masa başında oturma sırasında, göz hizaları ve boyun açılarının ne öne ne de arkaya doğru fazlalık göstermemesi gerektiğini vurguluyor. Prof. Dr. Göksoy, bilgisayar karşısında alınacak önlemleri şöyle sıralıyor:
    * Gözünüzün bakış açısı 20 - 30 derece yukarıda, ekrandan uzaklık ise ortalama 60 - 70 santim olmalı.
    * Oturduğunuz sandalyenizin yüksekliğini, kalçanın gövde üzerinde dik açı ile duracak şekilde ayarlayın.
    * Sırt, boyun ve belinizi dik tutun. Kesinlikle kambur oturmamaya çalışın. Devamlı kambur oturma eğiliminiz varsa ileride oluşabilecek meslek hastalıklarından korunmak için sırtı dik konumda tutacak postureks ismi verilen korselerden kullanın.
    * Dizleriniz 90 ve 110 derece arası bir açıda duracak şekilde çalışın. Bunu sağlamak için gerekirse ayağınızın altına küçük eğimli bir ayakkabı tahtası koyun.
    * Ayak bileklerinizi dik açıda tutun ve mutlaka yere temas ettirin.
    * Dirseklerinizi çalışmanız sırasında en fazla 90 derece bükün, daha fazla bükerek çalışılmayın.
    * Bilgisayar başındaysanız her saat başı ayağa kalkın ve dolaşın. Tekrar çalışmak zorunluluğunuz varsa 10 dakika kadar boyun ve sırt egzersizleri yapın.
    * Bilgisayarda çalışıyorsanız evraklarınızın ve kullandığınız diğer gereksinimleri yakınınızda bulundurun. Kontrolsüzce bunlara uzanıp, belinizi ve sırtınızı anormal şekilde döndürerek çeşitli risklere girmeyin.
    * Ani hareketlerden kaçının, öne eğilirken belinizin yerine dizlerinizi bükerek eğilin, vücudunuza gelen yükleri her iki bacağınıza veya kollarınıza eşit şeklide dağıtmaya özen gösterin.
#24.10.2005 08:37 1 0 0
  • Yüksek ısıda pişirilen hamburger, tost veya kızartma, doğal yağların içeriğinde kimyasal değişiklik yaratıyor. Bu da kalp krizine davetiye demek...

    Daha çok hazır yiyecek satışı yapılan yerlerde uygulanan yüksek ısıda pişirme tekniği, doğal yağların içeriğinde kimyasal değişiklikler yaratıyor. Kalp ve damar hastalıkları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunlarına davetiye çıkaran bu besinler, özellikle 40 yaş üstü için ciddi tehlike.
    Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gökhan Cin, ''fast-food'' olarak adlandırılan beslenme alışkanlığının gençler arasında yaygınlaştığı ve kalp krizi geçirme yaşının da giderek düştüğünü vurguladı.
    Kalp krizinin 40 yaşın üzerinde yaygın görüldüğü inanışının yaygın olduğunu ifade eden Cin, şöyle devam etti:
    ''Fakat son yıllarda bize ulaşan vakalar ile Türkiye genelindeki istatistikleri gözden geçirildiğinde kalp krizinin 20'li yaşlara kadar indiğini görüyoruz. Son olarak Konya'da, 17 yaşındaki lise öğrencisi ile bir süre önce Kars'ta yine aynı yaşlardaki bir genç kızımız halkoyunları sırasında kalp krizinden yaşamını yitirdi. Bunlar konunun ne ölçüde önemli olduğunun göstergeleridir.''

    BATI MUTFAK KÜLTÜRÜ
    Şehirleşme ve stresin, sigara alışkanlığı gibi etkenlerin kalp krizinde önemli faktörler olarak öne çıktığını belirten Cin, şöyle devam etti:
    ''Son dönemde, batı mutfak kültürünün ithal edilmesi dolayısıyla Türklerde beslenme alışkanlığında da değişiklikler oldu. Özellikle fast-food kültürünün yaygınlaşması gençlerimizi de kalp krizi riski taşıyan gruplar arasına soktu.
    Yüksek ısıda pişirilen hamburger, tost veya kızarma ile beslenme alışkanlığına yönelme bunda etkili oldu. Bunlarda yağ ve kolesterol oranı çok yüksek. Bol miktarda katkı maddesi var. Yüksek ısıda pişirme tekniği doğal yağların içeriğinde kimyasal değişiklik yaratıyor. Bu da başta kalp ve damar olmak üzere sağlık sorunlarına, hatta ölümlere yol açıyor.''

    MANGALDA PİŞİRİM DAHA SAĞLIKLI
    Mangalda pişirimin ''fast-food'' yöntemine göre daha sağlıklı olduğunu kaydeden Cin, yaz aylarının gelmesiyle piknikçilerin sayısının da artığını ifade ederek riskli grupların duyarlı olmasını istedi.
    Mangalda da et ürünlerinin yüksek ısıda pişirildiğini ifade eden Cin, ''Ancak, burada yağlar pişirme esnasında akıp gidiyor. Mangalda, yiyeceklerin kömürleşmeye yol açmayacak şekilde pişirilmemesi konusunda dikkatli olunmalıdır'' diye konuştu.
#24.10.2005 08:35 1 0 0


  • İş yüzünden başka kente gidenler veya okumak için evden uzaklaşan öğrenciler düzenli hayatı bırakıp fast food'a yönelirler. Bu yüzden genellikle kilo alırlar. Sağlıklı beslenmek için bu tür yiyecekleri yemek yerine aşağıdaki önerileri uygulayabilirsiniz

    Günlük hayatınıza bir bakın. Bir şeyler başarmak, bir yer edinmek için ne kadar çok şeyle uğraşıyor ve mücadele veriyoruz. Pek çok gencimiz kendini geliştirmek, yeniliklerin gerisinde kalmamak uğruna yıllarca emek verip okuyor, üniversite yıllarını bu yüzden ailesinden ve arkadaşlarından ayrı, evden uzakta geçiriyor. Düzenli hayatlarından bir süreliğine de olsa vazgeçip bir serüvenin içinde buluyorlar kendilerini. Metropollerdeki birçok kişi de stres ve baskı altında hayatını sürdürürken yine düzensizlikten, özellikle de beslenme düzeninin bozulmasından etkileniyor.
    Peki şehir dışına çıkıp evden uzakta kalanlar (özellikle de öğrenciler) sağlıklı biçimde beslenemez mi? Kolay olmasa da böyle bir düzen kurmak mümkün. Önce sağlıklı beslenme açısından önemli olan altın kuralları hatırlayalım: Asla öğün atlamayın. Yemeklerinizi hızlı yemeyin. Yemeklerinizi küçük lokmalar halinde yiyin. Bol bol su için (ortalama 2-2,5 lt.). Mümkün olduğunca fazla hareket edin.

    Tüm besin gruplarını sofrada bulundurmak önemli
    Yurtta ya da evden uzakta yaşayan öğrencilerin yemek yemek için seçeneklerini hem mekan hem de gıdalar açısından değerlendirmek gerekiyor. Burada önemli olan, günlük beslenmemizde tüm besin gruplarının yer alması gerektiğinin unutulmamasıdır. Önemli olan bunları doğru kombinasyonlarla ve belli miktarlarda tüketmektir.
    Sağlıklı bir beslenmede en önemli öğün kahvaltıdır. Çünkü kahvaltı hem metabolizmanızın hızı hem de güne başlarken enerjiniz için çok önemlidir. Bu öğün için önünüzde pek çok seçenek olabilir. Peynir, zeytin, reçel, tereyağı, bal, domates ve salatalık gibi. Burada yapılması gereken 1-2 dilim ekmek (mümkünse kepekli), peynir, zeytin, 1-2 çay kaşığı reçel ile domates ve salatalık gibi vitamince de zengin olan sebzelerden tüketmektir. Haftada bir kez yumurta da yiyebilirsiniz.

    Şekerli ve gazlı içecekleri bırakın; su, ayran ve süt için
    Kilo alıp vermede kan şekeri dengemiz büyük önem taşır. Bu seviyeyi hızla yükseltecek gıda maddelerinden (reçel, bal, beyaz unla yapılmış gıdalar vs.) uzak durmak gerekir. Öğle yemeğinde tabağımızda mevsim sebzelerinden biri, çorba, salata ve tatlı olduğunu düşünelim. Sebzeyi (eğer çok yağlı ise suyunu ihmal ederek), çorbayı (tercihen çok yoğun olmayanlar) ve salatayı rahatlıkla tüketmek mümkündür. Tatlıya gelince, bu ihtiyacımızı en doğru şekilde taze mevsim meyvelerinden karşılayabiliriz. Akşam öğününe geldiğimizde ise hafif yeme anlayışı yine geçerli. Protein ihtiyacınız için ızgara et, tavuk, balık (ızgara, haşlama, sote, fırında pişirme yöntemi öneriliyor) gibi gıdaları tercih edebilirsiniz. Yanında bol salata yiyebilirsiniz.
    Bunların dışında günlük beslenmede vücudunuzun vitamin ihtiyacını karşılayabilmek için 3 porsiyon meyve, her gün 2 ceviz, 5 fındık veya 5 badem, kuru kayısı, vişne, kuru erik gibi kuru meyveler yemelisiniz. Ayrıca şekerli ve gazlı içecekler yerine bol su, ayran, süt gibi mineralce zengin içecekleri içmenizi öneririm.

    Uzaktakilerin favorisi: Makarna
    Makarna pratik bir yemektir, kolayca hazırlanabilir. Uzun süre muhafaza edilebilir. Besleyici ve lezzetlidir. Büyük bir çeşitliliğe sahiptir. İşte tüm bu özelliklerinden dolayı evde tek başına kalan ve yoğun çalışanlar, evden uzakta yaşayanlar, iş ya da okul nedeniyle düzenli bir yaşamdan uzaklaşan kimseler için vazgeçilmez besinler arasında yerini alıveriyor.
    Besin değeri açısından ele aldığımızda ise, karşımıza makarnanın vitamin ve mineraller bakımından da zengin ve yararlı olduğu gerçeği çıkar. Makarna A, B1, B2 vitaminleri, demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de oldukça zengindir. Yağ ve sodyum oranı düşüktür, kolesterol riski yoktur.
    Makarna etkin bir karbonhidrattır. Metabolizmada çabucak parçalanır, hemen enerjiye dönüşür. Dolayısıyla fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için tercih edilebilir bir temel besin olabilir.
    Kalori ve yağ oranı çok düşük olduğu için, yerleşmiş genel kanının aksine şişmanlatma riski yüksek değildir. Şişmanlatan, makarnanın kendisinden çok içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslardır demek yanlış olmaz.
    Sadece makarnanın değil, tüm gıda maddelerinin tüketiminde kilo alıp-vermede asıl olan kan şekeri dengenizdir. Makarnanın bu açıdan masum -glisemik endeksi düşük- olduğunu düşünürsek, hafif bir sosla (örneğin domates ve baharatlarla hazırlanmış), lif oranı daha yüksek olan (kepekli) makarnayı belli aralıklarla ve doğru miktarlarda tüketerek sağlıklı beslenme yolculuğunuza devam edebilirsiniz.

    YUMURTA
    Yumurta, anne sütü haricinde insanın ihtiyacı olan tüm besin öğelerini bulunduran tek besinimizdir. Öncelikle en kaliteli proteine sahiptir. Yumurta proteininde, insan vücudunda sentezlenemeyen ve kesinlikle besinlerle dışarıdan alınması gerekli olan "elzem amino asitleri" yeterli ve dengeli miktarlarda bulunuyor. Yeterli ve dengeli beslenmede, özellikle hızlı büyüme ve gelişme dönemlerinde olan çocuklar için büyük öneminin olduğunu vurgulamak gerekir. Yumurta A, D, E ve B grubu vitaminlerle diğer vitaminleri, ayrıca demir ve çinko gibi sağlığımız için önemli mineralleri de içeriyor.
    Yumurta hayvansal kaynaklı bir besin olmasına rağmen yağ içeriği düşüktür. Yağı büyük ölçüde sarısındadır. Buna karşılık beyazında yağ ya da kolesterol yoktur. Yumurta sarısı yüksek kolesterol içermesine rağmen, doymamış yağ asitleri yüksek olduğundan, kolesterol yükseltici etkisinin et ve süt ürünlerininkinden daha düşük olduğu ortaya konmuştur. Doymuş yağların kan kolesterol düzeyine etkisi yüksek kolesterollü diyetten daha fazladır. Düşük yağlı diyet uygulayan sağlıklı bireylerce belli miktarda ve doğru pişirme yöntemiyle tüketilmesinde sakınca bulunmamaktadır. Haşlayacaksanız rafadan olmasında, sahanda istiyorsanız az yağda ve domates, sebze takviyesi ile pişirmenizde fayda var. Ayrıca çok pişirirseniz D vitamininin yok olacağını da unutmayın. Bunlara ek olarak diyette protein miktarının kısıtlandığı böbrek ve karaciğer yetmezliği gibi hastalıklarda yumurta önemli bir protein kaynağıdır.

    Yumurtadaki vitamin ve mineraller ne işe yarıyor?

    A vitamini kemik gelişimi için önemlidir. Vücut hücrelerinin gelişmesine yardım eder. Solunum ve sindirim sisteminin sağlıklı olmasını ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar.

    D vitamini kalsiyumun kullanılmasına yardımcı olur. Yumurta sarısı D vitamini sağlayan birkaç besinden biridir.

    E vitamini antioksidan etkisinden dolayı vücudumuzu zararlı maddelere karşı korur.

    B grubu vitaminler ise, bazı besin öğelerinin vücutta enerjiye çevrilmesi için lazımdır.

    Demir kan yapımı için gereklidir. Ayrıca büyüme, gelişme ve hastalıklardan korunma konusunda rolü vardır.

    Çinko özellikle büyüme-gelişme ve bağışıklık sisteminde büyük rol üstlenmiştir.

    Yeni araştırmalar yol gösteriyor
    Sarmısak gribe karşı etkili
    Yapılan araştırmalarda sarmısağın içindeki antiviral maddelerin vücudu güçlendirdiği ve antibiyotik gibi etki gösterdiği bulundu.

    Balık yağı lupus hastalığına iyi geliyor
    Artrit ile ilişkili olan, 40 yaşından küçük kadınları etkileyen ve bağışıklık sistemiyle ilgili bir hastalık olan lupusun kesin bir tedavisi henüz yok. Ama altı ay boyunca günde 3 gram balıkyağı içen kadınlarda semptomlar azalıyor.

    Alzheimer hastalığına karşı E vitamini
    Kalbi koruyan E vitamininin Alzheimer hastalığına karşı yararlı olduğu saptandı. E vitamini en çok yağlı tohumlarda bulunuyor.

    Alkoliklerde kalsiyum alımına dikkat
    Sürekli içki içenlerin kan kalsiyum seviyelerinin düştüğü gözlendi. Bu insanların kalsiyum içeren besinleri tüketmeleri tavsiye ediliyor.

    Ceviz yararlı yağlar içeriyor
    Doymamış yağ asitleri açısından zengin bir gıda olan ceviz, doymuş yağların zararlı etkilerini ortadan kaldırıyor. Enerji verici özelliği olan cevizi özellikle okula giden çocukların yemeleri öneriliyor.
#24.10.2005 08:33 1 0 0
  • İNSANLAR ne dramlar hatta ne trajediler yaşıyor. Ama o insanları tanımayınca, onların yaşadıklarını da bilmiyorsunuz.
    Derken "Şöhret" denilen taşınması çok ağır yük geliyor. Önceki gün bir otel odasında ölen "Gelinim Olur musun" un Ata'sı da galiba bu yükün altında ezilenlerden biriydi.
    Ata'nın annesi Semranım'la, gönlünü kaptırdığı Sinem arasındaki çaresizliğini, çırpınışını aylarca canlı yayınlarda izledik. Ailesinin, kimseyi ilgilendirmemesi gereken özel yaşamlarını, hepimiz öğrendik. Sabah programlarında hanımlar "Semranımcı" ve "Sinemci" diye kamplaşıp, birbirleri ile kavgalar etti.
    Sonuçta bahtsız Ata, "Şöhret" sahibi oldu.
    Şöhret bir başarıyla veya bir yeteneğin yan ürünü olarak gelirse, daha kolay taşınır. Ayrıca şöhretin beraberinde, özel hayatın kalmaması, haklı veya haksız yere tanımadığı insanlar tarafından eleştirilmek de gelir. Ve şöhret, sahiplerine yapmamaları gerekenleri yaptıracak cesareti, hatta cüreti de verir.
    Bahtsız Ata medyatik şöhretinin rüzgarında kim bilir nerelere sürüklendi? Ne işi vardı Adana'da? Kendisini artık hatırlamayanlara kim olduğunu hatırlatmak için neler yaptı acaba? Canlı yayınların, paparazzi programlarının konu mankeni olmayı göze alarak şöhreti hedefleyenlere, Ata'nın acı biten serüveni ders olmalıdır. Bu şöhretlilerden bazılarının ruh sağlıklarını kaybettiklerini de duymadık mı daha önce? Ata'nın annesine, babasına, kardeşine başsağlığı ve sabır diliyorum. Çocukcağız televizyon izleyicilerini oyalamak karşılığında, kendi yaşamının rayından çıkıp gitti.
#20.09.2005 13:45 1 0 0
  • REPUBLIC OF TÜRKİYE

    Turkey kelimesi Osmanlı imparatorluğunun son zamanlarında ilk defa İngiliz
    kaynaklarında, biraz da alay ifade ederek kullanılmıştır. Bazı ülkeler
    kendilerini GREAT=BÜYÜK, ÖNEMLİ - olarak nitelerken Ülkemizin bir kümes
    hayvanının ismi ile anılması kabul edilemez. Kelimenin iticiliği ve ülkemizi
    ne şekilde ifade edeceği düşünülmeden adete ülkemizin isminin İngilizce
    ifadesi imiş gibi Türkler tarafından da kullanılmış ve kullanılmaktadır.
    Özel isimler bir başka dilde de aynı şekildedir. Bir zamanlar Habeşistan
    olarak bilinen ülke tüm Dünyaya adının Etiyopya olduğunu ve bundan böyle
    Habeşistan olarak gönderilen hiç bir postanın alınmayacağını açıklamış ve
    tüm dünya Etiyopya adını kullanmaya başlamıştır.

    Ya Türkiye !, Bir kümes hayvanının adı ile anılıyor. Uluslararası
    toplantılarda ülkemizi temsil eden başta sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere
    tüm görevlilerin önünde "HİNDİ" anlamında "TURKEY" yazıyor. Bundan
    rahatsız olmamak mümkün mü ?

    Örneğin Mısır. Bu ülkeye Mısır adını biz veriyoruz. Kendileri Mısır adını
    kullanıyorlar mı ? Uluslararası alanda adı Mısır olarak mı geçiyor. O
    ülkenin adı "Mısır Arap Cumhuriyetidir. " ikinci adı yoktur. Arapça
    yazılışı ile mim , sad ve r harflerinden oluşur ve "şehir, ülke"
    anlamındadır. Bizim kullandığımız mısır ile ilgilisi yoktur. Benzerlik
    nedeniyle ve Türk dilinin fonetiği nedeniyle Mısr yerine kullanılıyor. Ama
    sadece biz kullanıyoruz. İngilizler Egypt diyor. Ülkelerden bir tanesi kendi
    dilinde bize hindi dese dikkate almayabiliriz.

    Bir başka örnek ise Hindistan. Siz hiç uluslararası bir toplantıda
    Hindistan diye bir kelime gördünüz mü? Aynı hata. Hindistan bu ülkeye sadece Türklerin verdiği bir isimdir.Uluslararası isim değildir. Malezya mal mı
    oluyor diyenler de aynı şekilde.Bizim ismimiz Türkiye kelimesi bir ülkenin
    dilinde başka anlama gelebilir.Bu önemli değil. Bütün dillerde tek tek
    ülkemizin adının iyi anlama gelmesi gerekmez. Ancak bir de uluslararası
    ülke isimleri vardır.

    Uluslararası toplantılarda bu isim kullanılır. Türkiye'nin uluslar arası
    toplantılarda adı İngilizlerin söylediği Turkey olarak geçiyor. Varsın
    İngilizler Turkey demeye devam etsin. Ancak bize Turcia, Turkia gibi değişik
    şekillerde söyleyenler de var. Onlar da devam etsinler. Ancak uluslararası
    bir toplantıda ülkemizin adı bizim söylediğimiz şekilde Türkiye olarak geçmelidir.

    Diyorlar ki Türkiye kelimesinde bulunan ü harfi Avrupa dillerinde yokmuş.
    Bu nedenle sorun oluyormuş. Avrupa Birliği toplantısında
    Türkiye delegesinin
    önünde Turkey=Hindi yazarken Yunanistan delegesinin önünde bırakın Latin
    harflerini Yunan alfabesi ile ELLAS yazıyor. Yunanlıların hiç bir harfi batı
    alfabesinde yok. Ülkesini ve dilini seven Yunan delegesini kutluyorum.

    Türk delegesine söyleyecek söz bulamıyorum.

    ASLINDA YAPILACAK TEK ŞEY HÜKÜMETİN BİR AÇIKLAMA YAPARAK 1 YILLIK GEÇİŞ
    SÜRESİ SONUNDA TURKEY YAZILI HİÇ BİR POSTA'NIN KABUL EDİLMEYECEĞİNİ
    DÜNYAYA
    AÇIKLAMASIDIR. HABEŞİŞTAN BÖYLE YAPTI. ETİYOPYA OLDU. BİZ BÜTÜN
    LOGOLARIMIZI
    TÜRKİYE DİYE YAZSAK DA TURKEY DİYENE ENGEL OLMAYACAKTIR. BU NEDENLE RESMEN
    BELİRTTİĞİMİZ YOL İZLENMELİ.



    "Republic of Turkey = Hindi Cumhuriyeti" Bu ismi istemiyoruz.

    "Republic of Türkiye" olmalı.

    Bu kampanya sonuç alınıncaya kadar sürecektir. Elbet bir gün bu ülkenin
    adının Türkiye olduğu ve Turkey olarak gönderilen postaların alınmayacağı
    dünyaya ilan edilecektir. Uluslararası toplantılarda Cumhurbaşkanımızın
    önünde Turkey (Hindi) değil Türkiye yazdığı günler gelecektir. Sadece eski
    fotoğraflara bakarken Turkey yazısını görüp "Ne kadar duyarsız" olduğumuza
    şaşıracağımız günler gelecektir.....
#02.09.2005 11:04 1 0 0
  • Ünlü yatırım bankası Merrill Lynch'in fon yönetimi birimi Merrill Lynch Investment Managers (MLIM) tarafından ABD'de yapılan bir araştırma, yatırım yaparken erkeklere kıyasla kadınların daha az hata yaptığını ve yanlışlarından daha fazla ders aldığını ortaya koydu.
    Araştırmaya göre, kadınların erkeklere göre eksik yönlerini ise ''yatırım konusunda daha az bilgi sahibi olmaları ve yatırım yapmaktan fazla zevk almamaları'' oluşturuyor.
    ABD'de 500'ü kadın, 500'ü de erkek olmak üzere bin yatırımcıyla gerçekleştirilen araştırmaya göre, kadınlar bilgi eksikliklerini ''bilmedikleri şeylerin farkında olarak ve bunları başkalarına sormaktan çekinmeyerek'' kapatıyorlar.
    490 milyar dolarlık fon yöneten MLIM tarafından yapılan ve hata payı yüzde 3 olan araştırma, yatırımda cinsiyet etkisini şu verilerle ortaya koyuyor:
    -Sürekli zarar eden bir yatırımda kadınların sadece yüzde 35'i ısrar ederken, erkeklerde bu oran yüzde 47'ye çıkıyor.
    -İşlem hacminde artış fark edilen bir hisse senedi, erkeklerin yüzde 24'ü tarafından, hiçbir araştırmaya gerek duyulmadan alınabilirken, kadınların yüzde 13'ü böyle riskli bir harekete karar verebiliyor. Ayrıca incelemeden hisse senedi alan erkeklerin yüzde 63'ü daha öncede böyle bir hata yaptığını kabul ederken, kadınlarda hata tekrarlama oranı yüzde 47'ye iniyor.
    -Yatırım hakkında bilgi sahibi olmak konusunda erkekler, kadınlardan önde görünüyor. Erkeklerin yüzde 47'si bu konuda kendini bilgili görürken, kadınların yüzde 30'u yatırım bilgisine güveniyor. Merrill Lynch'in deneklere sorduğu geçmiş dönemlere ait enflasyon, dolar maliyeti gibi birçok soruya verilen cevaplar, erkeklerin daha bilgili olduğu bulgusunu doğruluyor.

    ERKEKLER DAHA BİLGİLİ
    -Kadınlar erkekler kadar bilgili olmasa da kendilerine güven konusunda iddialı gözüküyorlar. Kadınların yüzde 19'u kendilerini ''çok başarılı yatırımcı'' olarak nitelendirirken, erkeklerde bu oran yüzde 14'e geriliyor.
    -Kadınlar bilgi eksikliklerini başkalarına danışarak kapatmaktan çekinmiyorlar. Yatırım kararı alırken kadınların yüzde 70'i uzmanlara soru sorma ihtiyacı hissederken, erkeklerin sadece yüzde 50'si yardım alma ihtiyacı hissediyor.
    -Kadınlar kendilerine güven konusunda öne çıksa da, erkekler kadar yatırım yapmaktan hoşlanmıyor. Erkeklerin yüzde 69'u yatırımla uğraşmaktan zevk alırken, kadınların yüzde 55'i bu işi eğlenceli buluyor.
    -Yatırım hatalarında farklı duyguların cinsiyetlere göre dağılımı ise genel kabulün aksine kadınları daha soğukkanlı kılıyor. Buna göre 'açgözlülük' yüzünden erkeklerin yüzde 32'sine karşılık kadınların yüzde 16'sı, 'kendine fazla güven' yüzünden erkeklerin yüzde 33'üne karşılık kadınların yüzde 20'si ve 'sabırsızlık' yüzünden erkeklerin yüzde 28'ine karşılık kadınların yüzde 19'u zarar ediyor.
    Merrill Lynch, araştırmanın sadece ABD'deki durumu yansıtmadığını, yatırımda cinsiyet etkisinin diğer ülkelerde de benzer sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor.
#02.05.2005 12:10 1 0 0
  • Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ile Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) Bölge Müdürlüğü’nün birlikte hazırladığı "Sayılarla Gaziantep" kitabında, Gaziantep’in yanı sıra Türkiye’ye ilişkin ilginç istatistiklere ve tespitlere yer verildi.
    Gaziantepli sanayicilerin geleceğe daha bilinçli ve daha dikkatli bakabilmelerini sağlamak amacıyla hazırlanan kitapta "İstatistikler Diyor ki" başlığıyla yayımlanan istatistik ve tespitlerle, Türkiye’nin değişik alanlarda yaşadığı olumsuzluklara dikkat çekiliyor.
    Türkiye’nin her ile havaalanı vaadi yüzünden 2,5 milyar dolarının çöpe gittiği belirtilen kitapta, istatistiklere dayanılarak şu ilginç tespitlere yer verildi:

    İLGİNÇ TESPİTLER

    "Son 10 yılda Türkiye yüzde 32, Yunanistan ise yüzde 68 büyüdü.
    Silah altındaki zorunlu askerlik yapan personel açısından Çin birinci, Türkiye ise ikinci sırada yer alıyor. Türkiye’de doğan her bin bebekten 35’i ölüyor. Türkiye’de her bin kişiden 68’inin otomobili var, bu rakam Avrupa Birliği’nden 461. 2000 yılında Türkiye’de kişi başına düşen elektrik tüketimi 1.878 kilovatsaat iken Yunanistan’da 4.439 kilovatsaat olarak gerçekleşti.
    Yükseköğretimde okullaşma oranı ABD’de yüzde 81, Belçika’da yüzde 56, Türkiye’de ise yüzde 27. Bir Japon yılda 25, bir İsveçli 10, bir Fransız 7 kitap okuyor, Türkiye’de ise 6 Türk ancak bir kitap okuyabiliyor. Her ile bir havaalanı vaadi yüzünden 2,5 milyar dolar çöpe gitti. 2001 yılında günde ortalama 16 yolcunun kullandığı Süleyman Demirel Havaalanı’nda 51 teknisyen, 43 memur, 21 şoför, 36 itfaiyeci ve 37 hizmetli görev yapıyordu."

    60 BİN TİNER BAĞIMLISI

    Kitapta, Devlet Planlama Teşkilatı’nın (DPT) 2000 yılı verilerine dayanılarak, Türkiye’de 60 bin tiner bağımlısı çocuğun sokakta yaşadığına dikkat çekildi.
    Türkiye’de 1980 yılından bu yana karayollarına harcanan parayla 12 bin 500 kilometre demiryolu döşenebileceği vurgulanan kitapta yayımlanan diğer tespitler şöyle:
    "Avrupa’da yolcu taşımacılığının yüzde 25’i, ABD’de yüzde 40’ı demiryolu ile gerçekleşiyor, bu oran Türkiye için yüzde 2. Türkiye’de her 3 CD’den biri, her 100 kitaptan 40’ı ve her 100 bilgisayar yazılımından 8’i korsan olarak satılıyor. 80 yaşındaki Türkiye Cumhuriyeti’nde 74 kez milli eğitim bakanı değişti. Son 50 yılda Türkiye’de 15 kez imar ve gecekondu affı çıktı. Ankara’nın yaklaşık yüzde 70’i gecekondu kabul ediliyor.
    2000 yılı verilerine göre Türkiye’de araştırma geliştirmenin GSMH
    içindeki payı binde 6 iken bu oran Fransa’da yüzde 2.1, Japonya’da yüzde 2.9 ve Finlandiya’da ise yüzde 3.3. Türkiye’de hükümetlerin ortalama görev süresi 1.5 yılı bile bulmuyor. Bugüne kadar ülkemizde mahkumlara yönelik ayrı genel af çıkarıldı. İngiltere’de 500 gram olan kişi başına yıllık diş macunu tüketimi Türkiye’de 55 gram olarak gerçekleşmektedir. Türkiye’de 150 bin aile kaçak elektrik kullanıyor, İstanbul’un yüzde 24’ü kaçak elektrik kullanıyor. Almanya’da kamuya ait 15 bin, Japonya’da 10 bin, İngiltere’de 12 bin araç varken bu rakam Türkiye için 125 bin. Gelişmiş ülkelerin hiçbirinde devlet lojman hizmeti vermiyor. Bizde ise kamunun elinde 237 bin lojman bulunuyor." Kitapta, Türkiye’nin IMF’ye en fazla borçlu ülkelerden olduğu ifade edilirken, IMF ile bugüne kadar 18 kez stand-by anlaşması imzalandığı kaydedildi.
#02.05.2005 12:08 1 0 0

  • Dr. Mardy Grothe, insan hayatının çelişkilerini çarpıcı bir dille ortaya koyan sözleri bir kitapta topladı.
    ''Tezatname-Hayatın Çelişkisini Yakalayan Sözler'' adlı kitap, Aykırı Yayınları'ndan piyasaya çıktı.
    Kitapta, siyaset, edebiyat, felsefe ve sanat dünyasından ünlü kişilerin, ilk anda yanlış, çelişik ve hatta saçma gibi gelen ama düşününce derin anlamı olan ünlü sözlerine yer veriliyor.
    Tezat hakaretler ve iltifatların yanı sıra tezat tasvirlere de dikkat çekilen kitapta, çarpıcı gerçekliğe sahip çok sayıda söz yer alıyor.
    Kitapta yer verilen ünlülerin ''tezat'' sözlerinden bazıları şöyle:
    ''-Winston Churchill: Dünyada ortalıkta dolaşan bir sürü berbat yalan var, en kötüsü de yarısının doğru olması...
    -Georg Hegel: Tarihten aldığımız ders, tarihten ders almadığımızdır.
    -Simon Cameron: Dürüst politikacı, bir kere satın alınınca taraf değiştirmeyen politikacıdır.
    -Doly Parton: Bu kadar ucuz görünmenin, ne kadar pahalıya mal olduğuna inanamazsınız.
    -Mark Twain: Hiçbir zaman okulumun eğitimimi engellemesine izin vermedim.
    -Kennedy: ABD, yerinde saymak için bile çok hızlı ilerlemelidir.
    -Bacon: Bütün vaktinizi çalışmaya adamak tembelliktir.
    -Zsa Zsa Gabor: Bir kız aşk için evlenmeli ve onu bulana kadar evlenmeye devam etmelidir.
    -Shakespeare: En sahici şiir, uydurma olandır.
    -Margaret Mead: Bir eşiniz daha olmadığını asla unutmayın. Tıpkı diğer herkes gibi.
    -Woody Allen: Ölmekten korktuğumdan değil, sadece gerçekleştiğinde orada olmak istemiyorum.
    -Alan Bennett: Çok sıkı bir şekilde denetlendiği sürece özgür ifadeden yanayım.
    -Niels Bohr: Kuantum fiziği kafanızı karıştırmadıysa onu tam olarak anlamamışsınız demektir.
    -Bob Hope: Bankalar, paraya ihtiyacınız olmadığını kanıtladığınızda size borç veren kurumlardır.
    -W. Somerset Maugham: Emin olduğum tek bir şey varsa, o da insanın emin olabileceği çok az şey olduğudur.
    -Elisabeth Marbury: Arkadaşlarınız ne kadar zenginse, o kadar pahalıya patlar.
    -Coco Chanel: Bir kadının çıplaklığa en yakın olduğu an, en şık olduğu andır.
    -Napolyon Bonaparte: Aşkta zafer kazanan, kaçıp giden erkektir.
    -Charles Bukowski: Tabii ki bir insanı sevebilirsiniz, eğer onu yeterince tanımıyorsanız.
    -Soren Kierkegaard: Mükemmel aşk, insanın kendisini mutsuz edecek kişiyi sevmesidir.
    -Lionel Strachey: İstediğin kadını elde etmenin cezası, onu elinde tutmak zorunda olmandır.
    -Finley Peter Dunne: İyi kocalar bekar kalır, evlenemeyecek kadar düşüncelidirler.
    -Molly Mcgee: Bir erkek hiç neden yokken karısına çiçek getirmişse, bir nedeni vardır elbet.

    SİYASETLE İLGİLİ TEZAT SÖZLER
    -Tacitus: Devlet ne kadar yozlaşmışsa, o kadar çok kanun olur.
    -Oscar Wilde: Siyasi partilere bayılıyorum. İnsanların siyasetten konuşmadığı tek yer orası kaldı.
    -Edmund Burke: Zayıf bir hükümet kadar baskıcı ve adaletsiz olanı yoktur.
    -Charles De Gaulle: Siyasetçi, efendi olabilmek için uşak gibi görünür.
    -Dwight D. Eisenhower: Askeri açıdan güçlü olmamız gerekir ancak belirli bir aşamadan sonra askeri güç, ulusal zayıflığa yol açar.
    -Çiçero: Adaletin aşırısı, aşırı adaletsizliktir.
    -Konfüçyüs: Asıl bilgi, insanın cehaletinin sınırlarını tanımasında yatar.
    -Eleanor Roosevelt: Yoksulluk çok pahalı bir lüks. Maliyetini karşılayamayız.''
#14.04.2005 12:58 1 0 0